Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

Yetersiz testosteron belirtileri

Umut Doğan Yıldız

-

 

Testosteron hormonunun az ya da çok salgılanması, hem kadınların hem de erkeklerin hayatını, cinsel yaşamını ve sosyal statüsünü etkiliyor. 

Testosteron, memelilerde bulunan; androjen grubundan bir steroid hormon… Öncelikle erkeklerde testislerde, dişilerde ise yumurtalıklarda vücut tarafından üretiliyor. Az miktarda böbreküstü bezlerinden de salgılanıyor. Erkek cinsiyet hormonu olarak bilinen testosteron, yetişkin bir erkeğin kanında, kadınınkinden 40-60 kat daha fazla bulunuyor. Testosteron, erkek sağlığı söz konusu olduğunda enerji, libido, bağışıklık sistemi ve kemik sağlığı ile de yakından ilgili bir hormon. Her ne kadar “erkeklere özel” bir hormon olsa da, bu sürekli ve eksiksiz salgılandığı; yani her erkeğin testosteron salgısı bakımından kusursuz olduğu söylenemez. Tam tersine, kimi erkekte az, kimi erkekte ise fazla salgılanması söz konusu ve bu da erkeklerin farklı sorunlarla karşılaşmalarına yol açıyor. Salgılandığında neredeyse tamamı taşıyıcı proteinlere bağlanan testosteron, kanda üç farklı şekilde bulunuyor:

*Serbest, yani bağlı olmayan,
*Albümin veya kortizol bağlayıcı globüline zayıf şekilde bağlı olanlar,
*Cinsellik hormonu bağlayıcı globüline sıkıca bağlı olanlar…

Erkeklerde testosteron seviyesinin düşük ya da yüksek olması, bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Testosteron seviyesi yüksek olan erkeklerin fethetmek, sahiplenmek, hükmetmek, yönetmek gibi genellikle erkeklere mal edilen özellikleri var. Bu tür erkekler değişimden yana, hareketli, toplumla iç içe olmaktan hoşlanan ancak uzlaşmacı olmayan kişilik sergiliyorlar. Neşeli, hayatlarını kendi başlarına planlayan, kendi hayatlarının dümenini ellerinde tutmaktan hoşlanan, inatçı, kararlı ve pes etmeyen erkekler bunlar…
Düşük testosteron seviyesine sahip erkeklerde durum farklı… Onların cinsel isteği de cinsel gücü de az; sabırsız, alıngan, duygusal, gergin ve karamsar yapıya sahipler. Hayata pozitif yaklaşmadıkları için depresyona da meyilliler. Daha umutsuz olmalarına karşılık daha uyumlu oldukları ve sosyal uyarılmaya açık oldukları da biliniyor.

İdeal testosteron ortalaması

Dolayısıyla en ideal olan, orta seviyede testosteron salgısına sahip olmak… Bu hormon, dünyadaki erkeklerin çoğunda da orta düzeyde salgılanıyor. Yalnız şu da var: Yüksek testosteron seviyesini düşürmek tıbben pek mümkün değilken, düşük testosteron seviyesini yükseltmek mümkün. Asıl yapılması gereken şey ise var olan belirtileri iyi gözlemleyip testosteron seviyesinin düşük olup olmadığını anlamak ve sonrasında da bir üroloğa başvurmak…

Peki düşük testosteron seviyesinin belirtileri neler?.. Öncelikle cinsellik dürtünüz eskisi kadar güçlü değilse, yaptığınız işe odaklanamıyorsanız ve kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız, testosteron seviyenizde bir düşme olduğundan şüphelenebilirsiniz. Bunu hemen büyük bir sorun haline getirmeyin zira 45 yaş üstü her 10 erkekten 4’ünde testosteron seviyesi azalması görülüyor. Bu durumdaki erkeklerin aklına ilk gelen cinsel yaşamları olsa da Cell Metabolism dergisine göre yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite ve tip 2 diyabet riskinde yükselme gibi pek çok hastalığa davetiye çıkaran gelişmenin kapılarını her an çalacağı biliniyor.
Siz de testosteron seviyenizde azalma olduğundan şüpheleniyorsanız, kendinizi gözlem altına alın ve aşağıdaki belirtilere rastlar rastlamaz, derhal üroloğunuzdan bir randevu alın.

· Düşük libido: Erkekler, yaşları ilerledikçe cinsel açıdan daha isteksiz hale geldiklerini gözlemler. Bu da normal bir gelişmedir. Ancak libidoda hızlı ve ani bir düşüş, testosteron seviyesiyle doğrudan alakalıdır.

· Kilo alımı: Yavaş yavaş kilo alıyor ve bu kiloları veremediğinizi mi gözlemliyorsunuz? Dikkatli olun zira testosteron seviyenizde düşme başlamış olabilir. Çünkü yağ hücreleri testosteronu estrojene çevirir. Bu durumda giderek daha az testosteron dolaşım sisteminde yer almaya başlar. Gerçi kilolu ya da obez erkeklerin testosteron seviyesinin düşük olduğu bilinmektedir ama kilo aldıkları için mi bu seviyenin düşük olduğu yoksa zaten testosteron seviyeleri düşük olduğu için mi kilo aldıkları tam olarak bilinmemektedir. Sebebi hangisi olursa olsun sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak ve kilo vermek testosteron seviyesini ortalama düzeye getirir ve erkeğin de kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

· Sertleşme sorunu: Günümüzde milyonlarca erkek sertleşme sorunu yaşıyor ve bunun en önemli nedenlerinden biri de düşük testosteron seviyesi… Sertleşmek ve bu durumu korumak için öncelikle kan dolaşımının düzgün olması gerekir. Kan basıncının normal olması, damarlarda herhangi bir tıkanıklık olmaması, kalp kapaklarının sağlıklı çalışması, başta dokunma olmak üzere duyuların sağlam olması ve cinsel dürtünün yeterliliği kadar testosteron seviyesi de sertleşme sorunuyla doğrudan alakalı bir durumdur.

· Yorgunluk: Günün öğle saatlerinde kendinizi tükenmiş hissediyorsanız, işten eve döndüğünüzde kanepeye yığılıp kalıyorsanız, hafta sonunda bile bir şeyler yapmak üzere parmağınızı kıpırdatamıyorsanız, enerjinizi emen şey düşük testosteron seviyeniz olabilir.

· Uyku sorunları: Düşük testosteron seviyesine sahip olan erkekler genellikle uykusuzluk çeker. Ancak uykusuzluğun genellikle daha önemli bir nedeni vardır: Uyku apnesi!.. Türkiye’deki iki milyonu aşkın uyku apnesi hastasının önemli bir kısmı da erkek. Bu hastalar genellikle yüksek tansiyondan, kalp hastalıklarından, değişken ruh halinden ve hafıza sorunlarından da mustarip oluyorlar. Uyku apnesi ile düşük testosteron seviyesinin alakasına gelince: Düşük testosteron uyku apnesine yol açmaz ancak uyku apnesi olan erkeklerin çoğu fazla kilolu ve o fazla kiloya da düşük testosteron sebep olabiliyor. Sözün özü, uyku apneniz varsa ve kiloluysanız, altında yatan sebep düşük testosteron seviyesi olabilir.

· Konsantrasyon eksikliği: Testosteron, bir şeye odaklanmanızı da sağlar. Eğer odaklanma ile ilgili sorun yaşıyorsanız, testosteron hormonu seviyeniz düşük demektir. Gün içinde bulanık bir akılla dolanıyorsanız ve hafıza ile ilgili sorunlar da yaşıyorsanız, mutlaka bir üroloğa gitmeniz gerekir.

· Depresyon: Journal of Sexual Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre düşük testosteron seviyesi sınırında yaşayan erkeklerin yüzde 56’sı ya kayda değer depresyon belirtileri gösteriyor ya depresyon teşhisi konmuş ya da hali hazırda anti depresan kullanan erkeklerden oluşuyor. Bu erkeklere testosteron takviyesi uygulandığında ise depresyonlarında gerileme görülüyor. Hatta Los Angeles’taki Erkek Üremesi ve Vazektomi Merkezi doktorlarından ürolog Philip Werthman testosteron takviyesinin anti depresanlardan daha etkili olduğuna dikkat çekiyor.

· Göğüslerde büyüme: Düşük testosteron nedeniyle, vücuttaki estrojen ile testosteronun dengesi bozulduğunda bazı erkeklerin meme bölgesinde büyüme gözlenir. Bu duruma jinekomasti denir. Genellikle herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz ancak daha çok toplumsal tepkilere neden olur. Ergenlerdeki jinekomasti geçicidir; erişkin erkeklerin ise yüzde 40’ında jinekomasti değişiklikleri görülebilir.

· Acı ve ağrı: Düşük testosteron seviyesi kas kütlesinin azalmasına sebep olur. Bu durum da bazı erkeklerde güç kaybıyla birlikte eklem ağrılarına, kas ağrılarına yol açar. Bazı erkekler ise yaralanmalara daha açık hale gelir.

· Kemiklerle ilgili sorunlar: Osteoporozun genellikle kadınları etkilediği zannedilir. Ancak testosteron seviyesi düşük olan erkeklerde de osteoporoz sorunları görülür çünkü bu hormonun düşük oranda salgılanması kemik yoğunluğunu da olumsuz etkiler.

SEKS & İLİŞKİLER

Erkekler en çok nerde sevişmeyi seviyor?

Umut Doğan Yıldız

-

Erkeklerin en çok sevişmek istedikleri yer, düşündüğün gibi mutfak değil. Çünkü erkeklerin %73’ü duşta sevişmeyi istiyor!

Genellikle aklımıza hep mutfak fantezileri gelir ve erkeklerin mutfakta seks yapmak için çırpındığını düşünürüz. Fakat anketin sonuçları bizi mutfaktan çıkarıp su altı dünyasına sürüklüyor.

Aslında erkeklerin bu tutkuları biraz anlaşılabilir bir durum. Her halükarda zaten duş alacağın için, neden iki iş birleştirilip tek bir seferde halledilmesin ki? Duşta seks yapanlar da bu tutkularından vazgeçme niyetinde değil. Duşta seks yapmış olan insanların %81’i bunu bir kez daha denemek istediklerini belirtiyorlar.

Ankette ayrıca, insanlara duşta seks yapmayı en çok hangi mevsimde tercih ettikleri de sorulmuş (Bilim sağ olsun, durduramıyoruz.). Sonuçlara göre, %56’sı duşta seks için en çok yaz aylarını sevdiklerini belirtiyorlar.


Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

İlişkilerde iletişim sorunları

Umut Doğan Yıldız

-

İletişim sorunları yüzünden ilişkiniz çatırdıyorsa, büyük bir kavgadan kaçınmanıza ya da bir kavgayı atlatmanıza yardım edecek yedi temel yöntemle tanışın. 

 DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

Dışardan bakıldığında ilişkiler çok basit gibi görünebilir. Bir kez çift olduğunuzda, artık yanınızda sizinle favori dizinizi izleyecek ve yatarken size sarılacak daimi biri olur. Ancak ne yazık ki gerçek bu kadar basit değil. İlişkiler çaba ister. Herhangi bir ilişki terapisti, size başarılı ve sağlıklı bir ilişkiye sahip olabilmenin sırrının yüzde 90 iletişimle ilgili olduğunu söyleyecektir.

Peki, özellikle de partnerinize nasıl hissettiğinizi anlatmaya çalışırken (onunla ilgili, ofisteki korkunç gününüzle ilgili, antrenmanda karşılaştığınız zorluklarla ilgili…) etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrenmemişseniz ne olur?

İletişim kur(a)madığınızda genellikle başınıza gelen, patlayıcı kavgalardır. Lisanslı danışman ve terapist Monte Drenner, “Birçok (natrans) erkek partnerinin duygularını onaylamanın önemini anlamıyor ve bu yüzden tartışmalar kısa sürede kolayca alevlenebiliyor,” diyor. Büyük bir kavga da iletişim becerilerinizin daha da kötüleşmesi demektir çünkü kim öfkeden köpürürken duyguları hakkında konuşabilir ki?

Bu büyük kavgalardan uzak durmak ya da yakın zamanda yaşanan bir tartışmanın yaralarını sarmak için nasıl iletişim kuracağınızı bilmek çok önemli. Tabii ki partnerinizle olan iletişim şeklinizi değiştirmek kolay olmayacak ve zaman alacak. Fakat bu yedi ipucuyla ilk adımları siz atabilirsiniz.

Tuhaflığı kabullenin

Birçok insan (özellikle de erkekler) duyguları hakkında doğrudan ve açık bir şekilde nasıl konuşacağını bilmiyor ve bu da iletişim kurmayı biraz tuhaf ve tatsız bir hale getiriyor. Örneğin birine onu öpüp öpemeyeceğimizi sormak bize tuhaf geliyor. Fakat onay almak konusundaki son görüşler, doğrudan iletişim kurmanın (gerçekten de “Seni öpebilir miyim?” diye sormak gibi) en iyi iletişim şekli olduğunu gösteriyor. Bu, ister birinin onayını alıyor olun ister neden kötü hissettiğinizi açıklıyor olun, herhangi bir konuşma için geçerli.

Şüpheye düştüğünüzde, sürekli iletişim halinde olun

Partnerinizle ne kadarını paylaşmanız gerektiğinden emin değilseniz, her şeyi paylaşacağınız varsayımıyla yola çıkın. Evlilik ve aile terapisti Paul Hokemeyer, “Çalıştığım birçok erkek kendini açmaktansa bundan geri durmayı ve açık açık iletişim kurmak yerine telepatiyi tercih ediyor,” diyor. “Bu yüzden ben de onları özellikle söylenmesine gerek duymadıkları şeyleri söylemeleri ve deneyimleriyle duygularını sürekli anlatmaları konusunda teşvik ediyorum.”

Gergin bir anda geri adım atın

Öfke ve iletişim bir arada gitmiyor. Partnerinizi incittiğiniz anları tekrar düşünün, muhtemelen öfkeliydiniz. “Sevdiğimiz kişiyle kavga ederken merkezi sinir sistemimizin en basit ve ilkel kısmı tarafından kontrol ediliriz,” diyor Hokemeyer. Bu yüzden de problemi çözmek yerine karşımızdakini kötü hissettireceğini bildiğimiz ne varsa söylemeye eğilimliyiz. “Bu çok yıkıcı bir dinamik.”

Bu zarar veren döngüden kaçınmak için, Hokemeyer, kavganın yoğunluğundan bir adım geriye çekilmenizi öneriyor. Oradan uzaklaşın ve hem kendinize hem de partnerinize sakinleşmek için zaman tanıyın. “Şu an bunları tartışmak için pek de iyi hissetmiyorum. Yürüyüşe çıkıp kafamı toplayacağım,” diyebilirsiniz. Nabzınızın düzelmesi, zihninizin yatışması ve kendinizi ifade etmenin daha iyi bir yolunu bulabilmek için ideal olan, kavga ortamından en azından yarım saatliğine uzaklaşmaktır, diyor cinsel terapist Rosara Torrisi.

Hokemeyer, partneriniz uzaklaşmanıza izin vermiyorsa, cevap vermeden önce kafanızda iki kez 50’ye kadar sayın diye tavsiye ediyor. “Burada amaç mantığın devreye girmesine izin vermek ve tepkilerinizin ilkel seviyeden beyninizin daha üst, size durumu çözmeniz için akıllıca taktik veren kısımlarına yükseltmektir.”

Her şeyi düzeltmeye çalışmayın

İletişim kurarken erkeklerin yaptığı en büyük hata, aslında var olmayabilecek bir problemi çözmeye çalışmaktır, diyor Drenner. “Çoğu zaman sevdiğimiz kişi sadece yaşadığı bir zorluğu anlatıyordur ya da bir şeylerden şikâyet ediyordur. Yani ortada her zaman gerçek anlamda bir soruna çözüm aranması gibi bir durum olmuyor.” Karşınızdakine yaslanacak bir omuz yerine bir çözüm sunduğunuz zaman onu hayal kırıklığına uğratabilirsiniz çünkü aradığı şey düzeltilmek değil onu dinleyen birinin olmasıdır. Drenner, “Sizden özellikle istenmedikçe bir şeyi düzeltmeye çalışmayın,” diye öğütlüyor.

Sadece konuşmayın; dinleyin

Çiftler tartıştığı zaman bunun nedeni genellikle partnerlerin birbirini gerçekten dinlememesi oluyor. Kendi argümanınızı kanıtlamaya o kadar odaklanıyorsunuz ki, karşınızdakinin argümanını dinlemiyorsunuz bile. Partnerinizin dediklerine katılmıyor olsanız da onu dinlemek ve bakış açısını anlamaya çalışmak önemlidir. Drenner, “Anlaşılmaktan çok anlamak için çaba gösterin,” diyor. “Sizin bakış açınızı anlamaya çalışan bir insanla tartışmak zordur.” Eğer gerçekten haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, karşı tarafın argümanını dinleyerek onları daha kolay çürütecek karşı argümanlar oluşturabilirsiniz.

Kırılgan olmaktan çekinmeyin

“Erkekler kültürel olarak hissetmekten ziyade düşünmek üzerine şekillendirilmiştir,” diyor Hokemeyer. Onlara küçüklükten itibaren duygularını göstermenin zayıflık olduğu öğretiliyor ve zayıf olmak istenmeyen bir özelliğe dönüşüyor. Ancak partnerinizle gerçekten iyi bir iletişim kurmak istiyorsanız, duygularınızı onlarla paylaşmayı öğrenmelisiniz. Hokemeyer, “İletişim, özellikle de yakın ilişkilerdeki iletişim, rahatsız edici ve kontrol edilemeyen duyguları uyandıran bir kırılganlığı gerektirir,” diyor.

Aslına bakılırsa, mantıklı ve dürüst bir şekilde duygularınızdan bahsedebilmek, duygusuz bir robota dönüşmekten daha çekicidir. “Kadınlar duygusal kırılganlığı bir güç olarak görür,” diyor Drenner. Zayıf tarafınızı birine göstermek korkutucu olabilir ancak bu, sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişkinin olmazsa olmazıdır.

Yardım isteyin

Bir ilişki içindeyken iletişim kurmayı öğrenmenin harika yanlarından biri de yalnız olmadığınızı bilmektir. Belki partneriniz iletişim konusunda uzmandır, belki de o da sizinle beraber öğreniyordur. İki şekilde de, partneriniz size yardımcı olmaya açık olmalı. Bu, siz öğrenene kadar sabırla beklemek anlamına gelse de… Hokemeyer, “Partnerinizden, yaptığınız yanlışlar ve mükemmel olmayan davranışlarınız için sizi eleştirmek ya da ayıplamak yerine sabırlı olmasını ve sizi desteklemesini isteyebilirsiniz,” diyor. Açık, doğrudan ve duygusal olarak iletişim kurabilmek bir süreçtir ve bu sürece işe başlar başlamaz mükemmel olamayacağınızı bilmek de dâhildir. Bu size denemeyi bırakmanız için bir bahane sunmamalı ancak partnerinizin size bir alan sunmasını sağlamalıdır.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

İyi öpüşmenin sırrı

Umut Doğan Yıldız

-

Bu, ellerinizi ya da dudaklarınızı nereye koyduğunuzla ilgili değil. İyi öpüşmenin sırrını açıklıyoruz.

DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

zorlandım. Fakat bir kez hatırlayınca, bir daha aklımdan çıkaramadım: Kafasını bir aşağı bir yukarı oynatarak bardaktan su içen kuş oyuncakları gibiydi. Ondan çok hoşlanıyordum ve onu öpmek için sabırsızlanıyordum fakat büyük bir hayal kırıklığına uğradım. O su içen kuştu ve kuru, mekanik bir ritimle dudaklarımı gagalıyordu. Bir ay kadar bir süre rahatlayacağını ve durumun değişeceğini umarak onunla görüşmeye devam ettim ancak hiçbir şey değişmedi. En sonunda yollarımızı ayırmaya karar verdik.

Geçtiğimiz aylarda yine su içen kuşları düşünüyordum, ancak bu sefer su içen kuş partnerim değildi; bendim. Ona karşı pek bir şey hissetmediğim fakat çekici ve sevimli bulduğum biriyle üçüncü randevumuza çıkmıştık. Onu o kadar mekanik bir şekilde öpüyordum ki ben bile sıkılmıştım. Bu yüzden geri çekilip birdenbire, “Yarın erkenden bir toplantım var,” dediğinde pek şaşırmadım. (Kendisi işsizdi.)

Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız.

Bu olay sonuncu vaka değildi. Bundan birkaç ay sonra da hala daha kötü öpüşen biriydim. Biriyle harika bir randevuya çıkıyor, fakat gece apartmanımın önünde birbirimize doğru yaklaşırken nedense kaskatı kesiliyordum. Orada dikilip ellerim omuzlarında, kafamı lise yıllarımdaki becerilerim ve umursamazlığımla hareket ettiriyordum. Öpüşme sesleri dikkatimi dağıtıyordu ve bence romantik kariyerim sona ermişti.

Berbat öpüştüğünüzü düşünmüyor olsanız bile, muhtemelen öpücük kariyerinizde kendinizden şüphe ettiğiniz anlar olmuştur. Kadın arkadaşlarımdan biri uzun süreli bir bekârlığın ardından çok yakışıklı biriyle bir ilişki yaşama şansı buldu ve bize resmen nasıl öpüşeceğini unuttuğunu söyledi. Bir ilişkiden soğuma sebepleri söz konusu olduğunda, kötü öpüşmeye kıyasla kötü sevişmeden daha sık bahsediyoruz. Fakat bana göre kötü sevişme daha telafi edilebilir bir durum. Kötü bir sevişmede, partnerinizin yaptığı şeyleri onun şahsını eleştiriyormuş gibi görünmeden eleştirebilirsiniz. Sevişmek konusunda geri bildirim almaya da alışkınız. Yatakta biri bize ne yapmamızı istediğini söylediğinde bunu seksi buluyoruz. Fakat öpüşmek daha farklı. Öpüşmek tutkuyla yönetilir, teknikle değil ve tutku üzerine yorum yapmak daha zordur. Bir öpüşmeden haz almadığınızı düşündüğünüzde, genellikle öpüştüğünüz kişiyle kimyanızın tutmadığını düşünürsünüz. Anlamam vakit aldı, ancak kötü öpüşmeye başlamamın sebebi stresti; endişeliydim ve biriyle kimyamın uyuşması ihtimaline tamamen yabancılaşmıştım. Bir gün, biraz sakinleşmişken çekici bulduğum biriyle öpüştüm ve düzeldiğimi hissettim. Ancak bundan önce bir öpüşmeyi neyin iyi ya da kötü kıldığı üzerine kafa patlatacak bol bol vaktim oldu.

İyi bir öpüşme, iki tarafın da öz farkındalık hissetmediği bir öpüşmedir.

Bir arkadaşımın da dediği gibi, “İyi bir öpüşme, özellikle ilk aşamalarda iki taraf da bunu pek ciddiye almıyorsa gerçekleşir. Tam ortasında durup birbirinize gülümsemek ise harikadır.” İdeal olan, partnerinize duyduğunuz tutkunun teknik konulardaki endişenize üstün gelmesidir. Yine de temel öpüşme taktiklerini aklınızdan çıkarmamakta fayda var: “Partneriniz hiçbir koşulda diliniz yüzünden boğuluyormuş gibi hissetmemeli,” diyor başka bir arkadaşım. “Ayrıca herkesin tükürüğü kendine, eğer sonrasında ağzınızı silmek zorunda kalıyorsanız, o berbat bir öpüşmedir.” Ancak ikiniz de bunları çok fazla düşünmüyorsanız, taktikler kendiliğinden gelişecektir. Ellerinizi nereye koymanız gerektiği konusunda bocalamayacaksınız. (Ben şahsen bir elin saçlarımın arasında olmasını, bir elin de belimde olmasını seviyorum.) Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız ve kendinizi kötü hissedersiniz. Öptüğünüz kişinin en çekici özelliğine odaklanmanız zihinsel olarak yardımcı olacaktır. Öpüştüğüm erkeğin biceps kaslarını düşünürsem, gözlerinin açık olup olmadığını kontrol etmek için gözlerimi açıp açmamam gerektiği konusunda stres yaşamam ya da tuhaf nefes seslerimi duyup burnumdaki etin farkına varıp varmadığı konusunda endişelenmek zorunda kalmam. Eğer tek başına çekici bir özellik düşünemiyorsanız, en iyisi vazgeçin.

Gerçek ustalık karşınızdakini rahat hissettirebilmektir.

İzin almak önemli. Uzun bir süre boyunca, karşımdaki kişinin beni öpüp öpemeyeceğini sorduğunda doğallığı ve romantizmi mahvettiğini düşündüm. Ancak son yıllarda bu eylem üstünde söz sahibi olmak oldukça hoşuma gitmeye başladı. Beni ilgilendiren her şey konusunda söz sahibi olmak da… Geçen sene Tinder’dan tanıştığım biriyle randevuya çıkmıştım. Bir saatin sonunda beni öpüp öpemeyeceğini sordu. Hayır dedim çünkü onu yeterince inceleme fırsatı bulamamıştım ve herkesin içinde sarmaş dolaş olma fikrinden hoşlanmadım. Sorduğu için de çok memnun oldum çünkü birdenbire dudaklarıma yapışsaydı çok sinirlenebilirdim. Negatif cevabıma karşın alınmış görünmedi ve tatlı bir şekilde ortamdaki gerginliği dağıtmak için, “Peki, seni öpüp öpemeyeceğimi sana sonra tekrar sorabilir miyim?” diye sordu. Bu durum biraz komik görünse de o an hiç de klişe değildi. İzin istemek seksidir.

İzin istemek ve izin vermenin de ötesinde, birinin kendine bu konuda güvenmesini sağlamak oldukça basit: Onlara iyi öpüştüklerini söyleyin.

Aranızda hiçbir çekimin olmadığı, içinden çıkılmayacak bir şekilde endişeye kapılmış ya da doğuştan gelen bir yeteneksizlikle gerçekten kötü öpüşen yüzde 0.0003 insandan biriyle öpüşmüyorsanız, onaylamak durumu düzeltecektir. Gerçekten berbat olsalar bile hoşlandığınız birinden vazgeçmeden önce ona bu küçük yalanı söyleyin. Derin bir nefes alın ve “Vay be, gerçekten de iyi öpüşüyorsun,” deyin. Evet, kötü öpüşmeye devam edebilirler. Fakat daha iyi ihtimalle rahatlayacaklar ve siz de harika bir öpücüğün tadını çıkaracaksınız.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com