Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Stresten kurtulma yolları

Umut Doğan Yıldız

-

 

Stres denilen şey, aslında bizi zorlayan, engelleyen, kısıtlayan, endişelendiren yaşanmışlıklar karşısında verdiğimiz tepkilerin tümü olarak tanımlanabilir.

Hayatı dilediğimiz gibi yaşamaya engel bu durum, aslında küçük çabalar ve değişikliklerle de kolayca alt edilebilir.

Stres dediğimiz şey aslında bir süreç. Daha farklı ifade edecek olursak, bir sabah uyanıp kendimizi stres içinde bulmuyoruz. Stres, olayları değerlendirme şeklimiz, olaylara yaklaşımlarımız, düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız gibi birbirinden farklı pek çok boyuttan oluşuyor. Stresle başa çıkabilmenin ise yine pek çok farklı yolu var ve bunlardan en önemlisi üzerimizde strese sebep olan şeyleri fark edip, kontrol altına almak. Öte yandan strese neden olan her ne varsa kişiden kişiye değişir. Birini strese sürükleyen gelişme, diğeri için son derece önemsiz olabilir. Buna karşılık herkes için geçerli stres kaynakları da vardır ve trafik, kitleleri olumsuz etkileyen siyasi ve ekonomik gelişmeler, savaş hali ve geleceğe dair belirsizlik bu kaynaklar arasında gösterilebilir.

Stres, hasta eder mi?

İnsanlar, stres altında oldukları zaman bunu bilir ve hisseder. Buna karşılık bazılarının hayatı öylesine stresle iç içedir ki bunu fark etmezler bile. Stres en büyük zararı vücudumuza verir ve pek çok hastalığın ortaya çıkma sebebidir. Bunun dışında çevremizle olan ilişkilerimize de zarar verir. Kısacası hem zihnen, hem bedenen hem de sosyal açıdan bizi “hasta” eder. Stres altındaki kişiler ise genel olarak aynı belirtileri gösterir. Duygusal açıdan kaygı, gerilim, huzursuzluk, korku ve utanma duygularıyla savaşmak zorunda kalırlar. Zihinsel açıdan kendilerine karşı zalimce davranıp sürekli kendilerini eleştirirler. Konsantre olmada ve karar vermede zorlanırlar. Çabuk unutur ve başarısız olma ihtimaline yoğunlaşırlar. Fiziksel bakımdan kasları gergindir, avuç içleri terler. Baş, sırt, boyun ağrısından mustariptirler. Sık hastalanır, geç iyileşirler. Yorgunluk, hızlı nefes alıp verme, çarpıntı ve titreme ise diğer ipuçlarıdır. Stres altındaki insanların davranışlarında da bazı değişiklikler gözlemlenir. Kekelemek, ifade ve konuşma güçlükleri, ağlamak, sinirlilik, dişlerin kenetlenmesi, iştahta azalma ya da artma ise stresin davranışlara yansıyan göstergeleridir.

Peki, insanlar stresle nasıl başa çıkacak? Bunun bir yolu var mı? Uzmanların tavsiyesine göre ilk yapmamız gereken şey düşünme tarzımızı değiştirmek… Duygularımızın ve düşüncelerimizin hayata nasıl baktığımızla doğrudan alakalı olduğunu söyleyen uzmanlar, hepimizin yanlış olsa da hatta yanlış olduğunu bilsek de duygu ve düşüncelerimizi kolay kolay değiştiremediğimize, bunun da stres altında kalmamıza sebep olduğuna dikkat çekiyor.

Zamanı iyi kullanın
Bir diğer uzman tavsiyesi ise zamanı iyi kullanmak… Çoğu insanın dağınık, plansız ve rastgele bir hayat düzeni olduğunu söyleyen uzmanlara göre yapılması gerekenler bir anda önümüze yığıldığında karışıklık, unutkanlık, yarım kalmış işlerle karşı karşıya kalıyoruz ve bu da strese yol açıyor. Özellikle kadınların pek çok şeyi aynı anda yapmak zorunda kaldığına ya da her gün düzenli olarak hep aynı şeyleri yaptığına dikkat çeken uzmanlar, “Dışarıdan bakan biri için tıkır tıkır işleyen saat gibi görünse de bu çarkın soluksuz dönmesi kadınlar üzerinde strese yol açıyor. Çünkü kadınlar bir süre sonra kendilerini ruhsuz, duygusuz birer makine gibi görmeye başlıyor” diyor.

Strese sebep olanlardan bir diğeri de aslında kontrol edemeyeceğimiz kişi ya da olayları kontrol etmek istememiz… Uzmanlar herkesin her sorunu çözemeyeceğine, çözmemesi gerektiğine değindikten sonra şunu söylüyor: “İlk olarak durun ve kendinize sorun: ‘Bu benim çözmem gereken bir sorun mu?’ Cevabınız ‘hayır’ ise meseleyle ilgilenmeyin çünkü öyle durumlar vardır ki ya kabullenmek zorundasınızdır ya da sorunu başkalarının çözmesi gerekmektedir. Sizin sorumluluğunuz altında bir durum yoksa bırakın başkası ilgilensin.”

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

5 erkekten 1’i kısır

Umut Doğan Yıldız

-

Erkek kısırlığı, toplumda her 5 kişiden 1’inde görülüyor. Erkeklerdeki kısırlığın nedenleri.

 Nedenleri arasında, beyinden salınan hormonlarda yaşanan sıkıntılar, testislerde üretim bozuklukları, üretilen spermlerin dışarı atılma aşamasında kanallar ile ilgili yaşanan problemler ve genetik sorunlar olabiliyor. İnsanlar tarafından çok bilinmiyor ancak toplumun %1’inde azoospermi ile karşılaşılıyor.

Azoospermi, menide hiç canlı sperm hücresi olmaması durumu. Bu durumun nedenindeki %40 oran kanal tıkanıklıklarının olması. Ayrıca kanalların doğuştan olmaması veya enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanması gibi sorunlarla da karşılaşılabiliyor. Ancak yine de olgun sperm hücresi elde edilebiliyor ve özellikle tıkalı damarlardan girilerek sperm alınması veya kanal yok ise de testis dokusundan sperm alınması ile mikroenjeksiyon yapılarak çocuk sahibi olmak mümkün. Azoospermi durumlarının %60 kadarında ise testislerde üretim sorunu bulunuyor. Bu gibi durumlarda olgun sperm elde etmek ve çocuk sahibi olmak biraz daha zor olabiliyor.

Devamı

SAĞLIK

Acı oje tırnak yemeyi bıraktırır mı?

Umut Doğan Yıldız

-

Kaygı düzeyi yüksek çocuklar, stresli ve baş edemeyecekleri bir durumla karşılaştıklarında, rahatlama amacıyla bazı davranışlar sergileyebilirler. 

Sürekli eleştiren, beklenti düzeyi yüksek bir ebeveyn karşısında, tırnak yeme davranışının gerginliğin habercisi olarak görülebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Çocuğun tırnak yeme davranışını sürekli uyararak, bağırarak, acı oje sürerek, ödül veya ceza vererek çözemezsiniz” açıklamasında bulundu.

Çocukla kurulacak doğru iletişimin tırnak yeme alışkanlığı çözümü için atılması gereken ilk adım olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Yuva veya kreşe başlama, çocuğun oyun parkında baş edemeyeceği bir durumla karşılaşması sonucunda da benzer bir davranış görülebilir. Ayrıca ‘taklit ve modelleme ile öğrenmenin’ belirgin olduğu okul öncesi dönemde ise tırnak yeme basit bir taklit etme davranışı biçiminde de gelişmiş olabilir” dedi.

Tırnak yeme alışkanlığı ruhsal bozukluğun habercisi olabilir

Tırnak yeme sorununun nedenlerinin çok basit olabileceği gibi bu davranışın ciddi ruhsal bozuklukların da habercisi olabileceğine değinen Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yeme davranışı sırasında, öncesinde ve sonrasında, çocukta kendi saçını çekme ya da yolma, parmak emme veya diş gıcırdatma gibi davranışlar da görülebilir” şeklinde konuştu.

Çocuklarla karşılıklı konuşularak tırnak yeme sebebi anlaşılmaya çalışılmalı
Tırnak yeme davranışının altında yatan sıkıntı veya gerginlik yaratan bir durumun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yiyen çocuğa ‘Beni üzüyorsun, lütfen bunu yapma’ ya da ‘Bebek gibi davranıyorsun’ ‘Neden tırnaklarını yiyorsun?’ gibi ifadeler kullanılarak çocuk üzerinde ek bir stres faktörü oluşturulmamalı. Aksine çocukla karşılıklı konuşarak, stres yaratan durum anlaşılmaya çalışılmalı” açıklamasında bulundu.

‘Elini ağzından çek demek’ daha çok dikkat çekici olabilir

Küçük yaştaki çocuklar için, eline bir nesne vermek, ilgisini başka bir yöne kaydırmanın uygun olabileceğini söyleyen Figen Karaceylan Çakmakçı, “Elini ağzından çek yönergesi daha çok dikkat çekici olacağından davranışın devam etmesine neden olabilir. Tırnak yeme davranışı sergileyen çocuğun yaşı büyükse, çocukla iş birliği yapıp, davranışın ne zaman ve nerede olduğunu tespit etmeye yönelik bir çizelge yapılabilir. Davranışın belirginleştiği ortam ve durum tespit edildikten sonra önleyici yöntemler ve çözümler çocukla birlikte oluşturulabilir” dedi. Çakmakçı, sadece acı oje sürmenin tırnak yeme davranışını engellemediğini belirterek, davranışın nedenlerinin tam olarak anlaşılmadan ezbere bir çözüm üretmenin yanlış olduğunu vurguladı.

Devamı

SAĞLIK

Ofiste uyumayı önleyen besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Yorgun uyanmak, işe başlayacak enerjiyi bulamamak, öğleden sonra çöken uyku hali gibi sorunlar, çalışanların sıklıkla tekrarladığı şikâyetlerin başında geliyor.

Bu sorunlarla başa çıkmak, zinde bir gün geçirmek, aktif ve üretken olmak sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve beslenme düzeni ile mümkün. Çalışanların en büyük sorunu, işe yetişme telaşı yüzünden kahvaltıyı atlamaları, çok geç yapmaları ya da sağlıksız seçimlerle geçiştirmeleri oluyor. Kahvaltı yapacak zaman bulamamaktan muzdaripseniz bir bardak süt içmek, peynirli bir sandviç ya da tost yemek hem vakit kazandırıyor hem de güne sağlıklı başlamanızı sağlıyor. Kahvaltı, sadece karbonhidrat ve yağ içeren besinler yerine protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı besinlerin de olduğu dengeli bir öğün içeriğine sahip olmalı. Poğaça, simit ve çay yerine peynir, yumurta, sebze içeren tam tahıl ekmekli sandviçler, süt, meyve gibi tamamlayıcılardan oluşan dengeli bir kahvaltı gününüzü daha iyi kontrol etmenize yardımcı oluyor. Ara öğünler ise sağlıksız atıştırmalıklar ile yapıldığında büyük kaloriler içeriyor. Atıştırma ihtiyacınız varsa yanınızda bulunduracağınız taze ve kuru meyveler, ceviz, kavrulmamış tuzsuz badem, fındık gibi kuruyemişler sağlıklı, besleyici ve beslenme kalitesini iyileştiren seçenekler arasında bulunuyor. Masanızda sürekli su bulundurmanız ve çay-kahve gibi içecekler dışında 6-8 bardak su tüketmeniz de sağlıklı beslenme açısından yararlı oluyor.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com