Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Soğuk algınlığını önlemenin 10 yolu

Umut Doğan Yıldız

-

 

Havalar soğuyor ve işin kötüsü etrafta salgın var. Herkesin hasta olduğu şu dönemde işte size soğuk algınlığından kurtulmanın yolları!

Derleyen: Saide Tokuç

Teknoloji bize harika araçlar verdi: Klima, kahve makineleri ve ücretsiz internet filmleri. Yine de, teknolojinin henüz çözüm bulamadığı can sıkıcı bir problem var: Soğuk algınlığı.

Bugüne dek soğuk algınlığı için bir çare bulunamadı. Ancak semptomları azaltmanıza ve genel olarak daha iyi hissetmenize yardımcı olacak iyileştirici basit tedaviler ve hızlı çözümler var. Bu değişiklikleri uygulayarak, doğal yoldan iyileşmek ve hızlıca toparlanmak için daha iyi bir konumda olacaksınız. İşte, soğuk algınlığıyla savaşmanıza yardımcı olacak ve sizi çok kısa zamanda ayağa kaldıracak 10 ipucu:

1- Reçetesiz tedavileri deneyin

Çoğu insan çinko pastillerinin semptomların azalmasında harika iş çıkardığını düşünüyor, özellikle de soğuk algınlığınızın bir ya da ikinci günü alırsanız. Bir uyarı: Mayo Clinic çinkonun soğuk algınlığı virüslerinin çoğalmasını engellediğini ileri sürse de ve bazı küçük çalışmalar bunu desteklese de, işe yaradıklarına dair yeteri kadar önemli araştırma büyük olasılıkla yok.

2- Stresten kurtulun

“Stres altındayken bağışıklık sisteminiz viral ve bakteriyel enfeksiyonlara düşük tepki verir,” diyor İç Hastalıkları uzmanı ve American College of Physicians’ın eski başkanı Dr. Sandra Adamson Fryhofer. Belki de Wisconsin Üniversitesi’ndeki araştırmacıların da farkındalık meditasyonu çalışmalarının soğuk algınlığının etki alanını, süresini ve şiddetini yüzde 35 ila 60 arasında azalttığını bulma sebebi de budur.

3- Su alımınızı artırın

Ne kadar çok su içerseniz balgamınız da o kadar incelip tıkanıklığı açar. Yeterli su içmek baş ağrısının ve halsizliğin önlenmesine de yardımcı olur. “Sıvı alımı burun kanallarınızın nemli kalmasını sağlar, böylece bakterilerden kalan küçük partiküllerden kurtulabilirler,” diyor Dr. Fryhofer. Dehidrasyonu daha da kötüleştirebilecek alkol ve kafeinli içeceklerden kaçının.

4- Tuzlu suyla gargara yapın

Soğuk algınlığı ve nezle sezonunda günde birkaç kez tuzlu suyla gargara yapmak şişliklerin inmesine ve balgamın çözülmesine yardımcı olur. Ilık suya bir buçuk çay kaşığı tuz karıştırıp eriterek günde birkaç kez gargara yapın.

5- Sıcak bir duş alın

Sıcak duşun buharı boğazınızı ve burun kanallarınızı nemlendirebilir ve tıkanıklığın çözülmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu, sızılarınızın hafiflemesini ve kaslarınızın rahatlamasını sağlar.

6- Antrenmanınıza ara verin

Düzenli, orta düzeyde egzersiz mikroplardan kaçınmak için en iyisidir ancak bir kez soğuk algınlığına yakalandığınızda dinlenin. “Yalnızca vücudunuzu dinlemelisiniz,” diyor Fryhofer. “Onu zorlamaya çalışmayın.”

7- Doğru yiyecekler tüketin

Anneniz haklıydı: Hastayken tavuk çorbası içmek burun kanallarınızın ve tıkanıklığın temizlenmesini sağlayabilir. Bir bardak sıcak zencefil çayı da tıkanıklığın çözülmesine ve boğazınızın rahatlamasına yardımcı olabilir.

8- Sık sık burnunuzu silin

Burun çekme ve balgam sesleriyle ofisteki herkesi iğrendiren adam olmayın. Bir beyefendi gibi burnunuzu mendille silin. (Kulak zarınızda basınç yaratmaktan kaçınmak için bir parmağınızı hafifçe bir burun deliğinizin üzerine bastırın ve diğeriyle sümkürün.)

9- Sıcak ve soğuk kompres uygulayın

Sıcak ya da soğuk kompres uygulamak tıkanmış sinüslerin açılmasına yardımcı olabilir. Eczaneden bir kompres alabilir, nemli bir bezi 20 saniyelik sürelerle mikrodalgada ısıtabilir ya da bunun yerine küçük bir dondurulmuş ürün paketi kullanabilirsiniz.

10- Yeterli uyku uyuyun

Yeterli uyku almak, mikroplarla savaşmak ve soğuk algınlığından daha hızlı kurtulmak için ihtiyaç duyduğunuz bağışıklık sistemini güçlü tutmak için kritik önem taşır. Archives of Internal Medicine’deki bir çalışmada, gece 7 saatten az uyuyan kişilerin, sekiz saat ve daha fazla uyuyanlara kıyasla soğuk algınlığına üç kat daha açık olduğu görüldü.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

İlk müdahale yanlışları

Umut Doğan Yıldız

-

İlk yardım şart, ama nasıl? İşte ilk müdahale yanlışları!

Her yıl sadece ABD’de 175 bin civarında insan, hayati bir tehlikeyle karşılaştıklarında etrafta ilk yardımdan anlayan biri yok diye ölüyor! Öte yandan ilk yardım uygulamaya kalkanların da büyük çoğunluğu, iyi niyetle bu işe soyunduğu halde, yanlış müdahale yüzünden ölüme sebep oluyor. Örneğin kalp krizi geçirene de boğulma tehlikesi içinde olana da aynı teknikler uygulanınca hasta kaybediliyor. Bu noktada uzmanların uyarısı açık: “Öncelikle zarar verme!”

En sık yapılan ilk müdahale yanlışları ise şöyle:

Bayılan kişiye tokat atmak,
Yapılması gereken: sırt üstü yatırıp ayaklarının altına yüksek bir yastık koymak.

-Epilepsi krizi geçiren kişiye soğan ya da kolonya koklatmak,
Yapılması gereken: Etrafındaki tehlikeli cisimleri uzaklaştırmak, dişlerinin arasına bez parçası sıkıştırmak, yan yatırmak, ağzından akan salyaları silmek.

Suda boğulma halinde kişiye kalp masajı yapmak,
Yapılması gereken: Nefes alıp veriyorsa ağızdan ağıza solunum uygulayıp yan yatırmak ve ciğerlerindeki suyun çıkmasını sağlamak.

Nefes borusuna kaçan cisim için sırtına vurmak,
Yapılması gereken: Öksürmesini sağlamak.

Yanıklara diş macunu vb. sürmek,
Yapılması gereken: Yanığı soğuk suya tutmak ve yanan yere dokunmamak.

Devamı

SAĞLIK

Sigaranın bilinmeyen zararları

Umut Doğan Yıldız

-

Sigaranın hafıza, gözler ve sese verdiği zarar bir yana, felç ya da inme de sigaranın sebep olduğu hastalıklar arasında yer alıyor.

Araştırmalara göre her yıl dünyada 15 milyon kişi, Türkiye’de ise 130 bin kişi inme ya da felç geçiriyor. İnmede en büyük risk faktörleri arasında sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Uzmanlar, sigara içenlerin içmeyenlere göre 2,5 kat daha fazla felç geçirme riski bulunduğuna dikkat çekiyor. Çünkü inme ya da felç; beyni besleyen damarlardan birinin tıkanması veya yırtılması sonucu meydana geliyor ve ilgili beyin bölgesinde işlev kaybı oluyor. İnme vakalarının %85’i damar tıkanıklığı ile kendini gösterirken beyin kanamalarına daha az (%15) rastlanıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, inmenin türüne bağlı olarak tedavi edildiğine dikkat çekerek, “En sık izlenen beyin damar tıkanıklığı için risk faktörleri sigara içimi, hipertansiyon, diyabet, kalpte atrial fibrilasyon denen ritim bozukluğu, kan yağlarının yüksekliği, yüksek alkol alımı, depresyon, kilo yüksekliği olabiliyor. Mesela sigara içiyorsanız içmeyene göre 2,5 kat fazla felç geçirme riskiniz var” diyor.

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nazmi Bilir ise konuya farklı bir bakış açısı getiriyor: “Her yıl dünyada yaklaşık 7 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar sonucunda yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise yılda 120 bin kişi sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. 1999’daki Marmara Depremi’nde kayıtlara göre 17 bin kişi öldü. Aynı yıl sigara yüzünden 100 bin kişi hayatını kaybetti. Depremin üstünden 20 yıl geçti ama sigara nedeniyle her yıl 100 bin kişi ölmeye devam ediyor!”

Devamı

SAĞLIK

Çocuklarda öfke patlamaları

Umut Doğan Yıldız

-

Çocuğunuzun duygusal patlamaları ve öfkesinin, tipik çocuk davranışının ötesine geçtiğini nasıl anlarız? 

Pek çok çocuk zaman zaman öfke patlamaları ve agresyon yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman onların yapmak istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında meydana gelir. Ancak çocuklar bu davranışı sürekli hale getirirlerse veya öfke patlamaları kontrolünü kaybederse, bu durum tipik davranış örüntüsünün dışına çıktığını gösterebilir.

Öfke patlamalarında, ebeveyn olarak sizi davranışsal sorun olarak uyaracak işaretler şunlar olabilir;

*Çocuğunuz gelişimsel olarak öfke patlamaları görülebilen yaşları (6-7 yaş) aşıyorsa,

*Bu tür davranışları kendisini veya başkalarını tehlikeye atıyorsa,
*Okulda sürekli sorun yaratıyorsa ve öfke kontrolü ile ilgili konuları öğretmenleri gündeme getiriyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuzun yaşıtlarıyla ilişkisi bozuluyorsa (oyunlara alınmama veya doğum günü partisine davet edilmeme gibi),

*Öfke sorunları aile içi çatışmalara neden oluyorsa ve aile ilişkilerini etkiliyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuz kendisini üzgün ve umutsuz hissediyorsa…

Çocuklar sürekli öfke patlamaları yaşadıklarında, bunun altında genellikle içsel huzursuzluk yatmaktadır. Bu davranışların olası psikiyatrik nedenleri şunlardır:

DEHB: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yaşayan pek çok çocuk öfke sorunları yaşamaktadır. Özellikle dürtüsellik bu öfke sorunlarına neden olabilir. Ayrıca dikkat sorunları çocuk ve aile arasında çatışmalara neden olabilir bu da öfke sorunlarını ortaya çıkarır. Ancak her öfke sorunu DEHB demek değildir.

Kaygı: Ciddi öfke yaşayan çocuklarda bazen ortaya konulamamış kaygı sorunları bulunur. Çocuğunuzun kaygısı varsa, özellikle de onu saklıyorsa, sıkıntıya neden olan durumlarla baş edebilmek için öfke davranışına başvurabilir.

Travma ve İhmal: Yapılan çalışmalar, okul içinde ortaya konan agresif davranışların altında evde yaşanan travmatik yaşam olaylarının yattığını göstermektedir. Evde güvende hissetmeyen çocuklar ev dışına çıktıklarında adeta bir eşkıyaya dönebilir.

Öğrenme Sorunları: Çocuğunuz okulda ya da ev ödevi sırasında sürekli öfke davranışını tekrarlarsa, tanı konulmamış bir öğrenme bozukluğu olması mümkündür. Örneğin matematik çalışırken gözlenen bu davranış matematiği öğrenemediğinden kaynaklanabilir.

Duyusal Bütünleme Sorunları: Bazı çocuklar çevrelerindeki dünyadan aldıkları duyusal bilgiyi işleme konusunda sorun yaşarlar. Çocuğunuz uyaranlara karşı aşırı hassas ise (sıkı veya kaşındıran bir kıyafet gibi) bu çocuğunuzu rahatsız edecek ve öfke patlamalarına yol açacaktır.

Otizm: Otizmli çocukların büyük bir kısmı dramatik öfke patlamalarına maruz kalırlar. Takıntılar, sınırlı ilgi alanları duyusal sorunlar ve iletişim problemleri otizmde öfke sorunlarının önemli tetikleyicileridir.

Öfke sorunları yaşayan çocuklara yardım

Pek tabii ki belirli psikiyatrik hastalıklara karşı verilen ilaç tedavileri bir noktaya kadar öfke sorunlarını azaltabilir. Ancak aile bireylerinin davranışlarındaki değişiklik, bu azalmanın kalıcılığına sebep olur. Şimdi çocuğunuzun öfkesiyle nasıl başa çıkacağınızı anlatalım:

Tetikleyicileri ortaya çıkarın: Öfke ile başa çıkmada ilk basamak onu tetikleyen olayları ortaya koymaktır. Hatta anne baba olarak bu olayların bir listesini hazırlayıp bunu çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Asla pes etmeyin: Çocuğunuzun öfke patlamalarını onun isteklerini anında yerine getirerek azaltmaya çalışmak, tozları halının altına süpürmeye benzer. Hatta bu davranış ona sinirliliğin ve öfkenin işe yaradığını öğretir ki bu davranış tüm hayatına mal olabilir.

Sakin ve tutarlı olun: Önce kendi duygularınızın kontrolünü ele geçirmek çocuğunuza da duygularının kontrolünü öğretmede önemli bir kapı açacaktır. Sert ya da öfkeli cevaplar, bir çocuğun sözlü ya da fiziksel saldırganlığını artırır. Sakin kalarak, çocuğunuzda görmek istediğiniz davranış biçimini modelleyebilir ve öğretirsiniz.

Olumsuz davranışları görmezden gelin ve olumlu davranışları övün: Küçük davranış sorunlarını görmezden gelmenin azarlamaktan veya sertçe ikaz etmekten daha etkili olduğu bilinmektedir. İyi davranışları cesaretlendirmek ve övmek her zaman olumsuz ifadelerden daha etkilidir. (“Bir daha sinirlendiğini görmeyeceğim” yerine “ Sakinleşmek senden beklediğim davranıştı bravo” gibi.)

Tutarlı sonuçları onunla paylaşın: Çocuğunuz, negatif davranışlar neticesinde ne gibi bir yaptırımla karşılaşacağını önceden mutlaka bilmelidir. Sürpriz şekilde yaptırım uygulamak çocukla iletişiminizi çok ciddi şekilde bozar. Ayrıca yaptırımın her zaman benzer olmalıdır yer ve zamana göre değişmemelidir. Düşünsenize kırmızı ışıkta geçmenin cezası her gün değişirse kendinizi nasıl hissedersiniz?

Konuşmak için çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin: Çocuğunuz sakinleşmeden konuşmayı denemek düz duvara konuşmaktan öteye gitmez. Karşılıklı konuşmayı sürdürebilmek için iki tarafın da stabil bir duygu durumuna sahip olması gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com