Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Psikolojik tedaviyi yarım bırakmak

ERKEK AKLI

Psikolojik tedaviyi yarım bırakmak

-

 

Psikoterapi alan hastanın şu ya da bu sebeple tedaviyi yarım bırakması ise çok kötü durumlara sebep olabilir!

Psikoterapi için neden başvururuz? Bunun farklı gerekçeleri var ve ilk akla gelenler de zihinsel ve duygusal zorluklarla çevresel faktörler… Bir yakının kaybedilmesi, geçirilen bir kaza, tacize uğramak, mobbing gibi sebepler de psikoterapiye başvuru sebebi. Ayrıca kişiliğimizle ilgili yaşadığımız sıkıntılar, insanlarla kurduğumuz ilişkilerdeki açmazlar, bir takım gelişim bozukluklarının sebep olduğu sorunlar da bizleri psikoterapistlerin yanına sürükleyebiliyor. İdeal olan ise şu: Psikoterapi süresince belirlenen tüm hedeflere ulaşılana kadar ya da ziyaret edilen psikologla söz konusu hedeflere ulaşılamayacağı anlaşılana kadar tedaviyi sürdürmek… Örneğin köpeklerden korkuyorsunuz ve bu korkunuzu yenmek için psikoterapiye devam ediyorsunuz. Köpeklerden korkmadığınızı anladığınız an tedavi başarıyla tamamlanmış demektir. Aylarca psikoterapiye devam ettiğiniz halde köpek korkunuzda zerre azalma yoksa bu psikologla hedefe ulaşamayacaksınız demektir. Burada hemen bir açıklama yapmak gerekirse, psikologlar bu noktada diğer doktorlardan ayrılır. Çünkü bu karşılıklı diyaloğa dayanan bir tedavi yöntemidir ve her hasta da ilk başvurduğu psikoloğa kendine yakın hissedip diyaloğa giremez. Dolayısıyla öncelikli hedef, kendinizi yanında rahat hissedeceğiniz, diyaloğa girebileceğiniz, sorularını cevaplarken kendinizi sansürlemeyeceğiniz bir psikolog bulmaktır.

Birey-toplum etkileşimi

Peki, psikoterapi ne kadar sürer? Bu sorunun net bir cevabı yoktur ve bazı değişkenleri vardır. Örneğin hastanın problemi… Kuşkusuz köpek korkusunu yenmek ile taciz sebebiyle yaşanan travmayı yenmek aynı şey değildir ve süre değişecektir. İkinci olarak hastanın tedaviden beklentileri de sürenin değişkenlerinden biridir. Üçüncü olarak hastanın iyileşme isteği de süreyi belirler. Psikologlar, ellerinde sihirli değnekleri olan ve ilk seanstan sonra sizi bütün sorunlarınızdan kurtaracak birer büyücü değildir ve siz tedaviye isteksizseniz, alışkanlıklarınızdan vazgeçmeyecekseniz, psikoloğun önerilerini yerine getirmeyecekseniz tedavi de doğal olarak uzayacaktır.

Psikologlara genellikle aniden ortaya çıkan bir stres kaynağı söz konusu olduğunda başvururuz. Psikologlar da kaynağa ulaşmak için zengin bir donanıma sahiptir. Ancak şu da var: Toplum bireylerden oluşur ve toplumun ruh sağlığı ne kadar iyi ve dengeliyse bireyler de kendi içlerinde ruh sağlığı bakımından o kadar iyi durumdadır. Dolayısıyla sorun odaklı düşünmek, bireylerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu noktada çözüm odaklı düşünmek gerekir. Sıkıntılar büyümeye başladığında ise sadece bir kişinin, yani psikoterapiye başvuranın değil, o ve onun çevresindeki kişilerin de durumdan etkilendiği unutulmamalı, sıkıntının yayılarak kitleleri etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Psikoterapi nasıl etkili olur?

Psikologlar toplumda etkilenen kişileri bireysel ve/veya toplu olarak tedavi etmek için gereken desteği uygun şekilde kullanır. Bireysel olarak ele alınan kişilerin duygu durumlarının toparlanmasındaki sürecin yanı sıra verilen toplu eğitimler, yaptırılan uygulamalar, grup terapi şeklindeki paylaşımlar da sürecin sağlıklı olarak toparlanmasında yardımcıdır. Desteğin varlığı ne kadar çok kişi tarafından biliniyorsa çaresiz kalan ya da kendini çıkmazda hisseden de aynı doğrultuda yalnız olmadığını bilecek ve yardım zaman içinde daha da artacaktır. Bu da psikoloğun varlığını ve sürece olan hâkimiyetini önemli kılar.

Öte yandan terapi sürecinin de aşamalar halinde ilerlemesi gerekir. Çünkü psikologlar ihtiyacı olana ihtiyacı olduğu kadarını vermek durumundadır. Tüm destek bir anda verilirse pek çok önemli nokta atlanabilir. Bu da tedavinin aşama aşama ilerlemesini zorunlu kılar. Hasta belki içinde bulunduğu durumdan bir anda kurtulmak istediği için her şeyin hemen çözülmesini isteyecektir ancak bunun mümkün olmadığı hastaya özenle anlatılmalıdır. Zira kısa sürede elde edilen sonuçlar, psikoterapi söz konusu olduğunda sonuçtan çok “durumu kurtaran” tampon çözümlerdir ve tedaviye gelen kişi, çok daha ağır travmalarla geri gelecektir.
Psikoterapide bir diğer önemli nokta ise psikoloğa duyulan güvendir. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi bu biraz da kişisel bir tercih olabilir; hasta, kendi alanında uzman olan A psikoloğunun yanında kendini rahat hissedemez ve açılamaz da tecrübe ve bilgi birikimi açısından yolun başında sayılan B psikoloğu ile “elektriği tuttuğu” için çok daha rahat diyaloğa girer. Bu, psikoterapi açısından psikologlardan birinin “daha iyi” ya da “daha kötü” olduğu anlamına gelmez. Yine de güven, önemli bir aşamadır ve hem psikoloğa güvenmek hem de tedavide süreç yönetimini ona bırakmak gerekir. Burada esas olan “tedavi”dir ve hastanın psikoloğa yüklediği duygusal beklentilerle tedaviden sonuç beklemesi yanlıştır. Bu arada… Her psikoloğun uzmanlık alanı farklıdır ve bu sebeple her psikolog herkesi tedavi edebilir diyemeyiz. Örneğin bazı psikologlar madde bağımlılığı, yeme bozukluğu, şizofreni, ergen psikolojisi vb. alanlarda uzmanlaşmıştır.

Hemen vazgeçmeyin

Yanında rahat hissettiğiniz psikoloğu buldunuz, konusunda da uzman ve tedaviye başladınız… Artık ikinci aşamadasınız demektir. Bu noktada, psikoloğun değerlendirmelerine izin vermek ve engelleyici olmamak önemlidir. Çünkü psikolog, ön yargısız hareket eder ve sürecin yönetimi de bu yüzden psikoloğa bırakılmalıdır. Çözüm ve tedavi arayışı içinde de dürüst davranmak önemlidir. Bunun için gereken şey de karşılıklı güven atmosferinin oluşması, açık ve dürüst olmaktır… Bu aşamada en önemli nokta ise psikologdan herhangi bir bilgi saklamamaktır çünkü saklanan her bilgi, çözüm sürecini uzatacak hatta daha da kötüsü çözümü imkânsız hale getirecektir. Bilgi saklama noktasında ise hastanın kendisi kadar yakınlarının da sorumluluğu vardır. Hasta utandığı, bilinmesini istemediği vs. için psikoloğundan bilgi saklamaya kalkabilir ancak yakınları da bilgi saklaması yolunda baskı yaptığı taktirde hastanın durumu daha da çözümsüz hale sürüklenecektir. Örneğin hasta, aile içi cinsel taciz mağduru olabilir. Bu bilgiyi kendisi sakladığı sürece gerçeğe ulaşılma ihtimali küçük de olsa vardır ancak aile baskısıyla bu bilgiyi gizlemesi isteniyorsa durum içinden çıkılmaz hale gelecektir.

Tam da bu noktada bir hatırlatmada bulunmak gerekiyor: Psikologlar, sizin hayatınızın sırlarını öğrenmeye hevesli bir meraklı değildir. Sizi tedavi edebilmesi için o sırlara ihtiyacı vardır çünkü sizin iyileşmeniz için izlenecek yolu ancak her şeyi öğrendiği taktirde belirleyebilir ve ne yazık ki psikoterapilerin yarım kalmasındaki en önemli sebeplerden biri de “her şeyi anlatmamak”tır.

Tedaviden vazgeçecekseniz

Eğer herhangi bir sebeple tedaviden vazgeçmeyi düşünüyorsanız ilk yapacağınız şey bunu psikoloğunuza söylemek olmalı… Bu konuda da bir şey gizlemeyin ve ne düşünüyorsanız açıkça dile getirin çünkü sürece hâkim bir psikolog, tedavinizin hangi aşamada bulunduğunu da bilecek ve sizi buna göre yönlendirecektir. Dolayısıyla en “yapmamanız” gereken şey, aniden bir sonraki seansa gitmemektir. Tedavinizi yarıda bırakıyor olabilirsiniz, tam sonuç alma aşamasında süreci başa sarıyor olabilirsiniz, yarım kalacak bir terapiyle kendinizi çok daha kötü sonuçlara itiyor da olabilirsiniz. Psikoloğunuzla meseleyi tartışın ve o noktada neden bırakmayı düşündüğünüz konusuna odaklanın. Bu çok daha yardımcı olacaktır. Özetle, iyileştiğinize, psikoloğunuzun size yardımcı olmadığına/olamadığına vs. kendi başınıza karar vermeyin. Unutmayın ki uzman siz değilsiniz, psikoloğunuz.

Hastaların bir kısmının da “süreç çok uzadı” gerekçesiyle tedaviden vazgeçtikleri bir gerçek. Genel olarak bir süre vermek gerekirse fobi, anksiyete, depresyon vb. için gereken tedavi süresi üç ila altı ay arasıdır. Cinsel sorunlar, ilişkilerindeki problemler, kimlikleriyle ilgili sıkıntılar ve travmalar sebebiyle başvuranların tedavileri için süre vermek doğru değildir çünkü kimi birkaç ayda sonuçlansa da bazılarında tedavi yıllar sürer.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

Başladığım İşi Neden Bitiremiyorum?

-

Her projenin ortasında, onu başarısızlığa sürükleme tehdidiyle gelen bir söz var. GINNY GRAVES bunu atlatmanın yolunu bulmanız için size yardımcı oluyor.

BELKI BU GARAJ TEMIZLIĞI. Belki ek uğraşınız olan belgesel çekimi. Belki de Men’s Health için bir yazı yazıyorsunuz. Proje ne olursa olsun, hikâye genellikle aynı şekilde ilerliyor: Coşkulu ve yeterlilik sahibi hissederek bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Hızlıca birkaç gün, bir hafta ve hatta belki de bir ay geçiriyorsunuz. Şimdiyse yollarda yarı boş kutular, yemek masasında referans materyalleri ve koridorda aletler var. Projenizi bitirmek yerine ne yapıyorsunuz? (O Fortnite mı? Onlar cips mi?)

Confidence: How Winning Streaks and Losing Streaks Begin and End’in yazarı, Harvard Business School profesörü Rosabeth Moss Kanter’e göre, çoğumuzun yarı boyalı bir mutfak gibi, vicdanında ağırlık yapan bir şeyler olmasının bir nedeni var. Bir projeye başlamanın heyecanı ile onu bitirmenin mutluluğu arasında bitmez tükenmez bir ara bölüm var, burada hevesiniz sönmeye yüz tutar ve çabanız başarısızlığın zalim rengini alır.

“Orta kısım, projenin zorlaştığı ve gerçeklikle yüzleştiğiniz kısımdır,” diyor Kanter. Daha uzun zaman alır, daha maliyetlidir, diğer insanlar bu saçmalığa tepki verir. Ortada sıkışmanın karikatürvari bir tahmin edilebilirliği vardır, diyor Kanter, öyle ki onu planlayabilir ve hatta muhtemelen önleyebilirsiniz. En iyi stratejileriniz:

İLK: ALACAĞI ZAMANI VE ÇABAYI HESAPLAYIN VE ARDINDAN İKİYLE ÇARPIN.

Neden? Çünkü ilk hevesinizin sancılarını çekerken aşırı optimist yaklaşırsınız ve bunun sonucu olarak projenin gerçekte ne kadar zor olacağını küçümsersiniz. Kanadalı araştırmacılar, üniversite mezunu psikoloji öğrencilerine “her şey mümkün olduğunca kötü giderse” tezlerini bitirmelerinin ne kadar süreceğini düşündüklerini sorduğunda, öğrencilerin ortalama cevabı 48,6 gün oldu. Her şey sorunsuz giderse bunun kabaca 27,4 gün alacağını tahmin ettiler. Yanlış ve çok yanlış. Aldığı ortalama süre 55,5 gün oldu.

Yanlış hüküm verdikleri için gençliği suçlayamazsınız. Sydney Opera Binası’nın inşa edilmesi, mimarların başta belirlediğine kıyasla 10 yıl daha uzun sürdü ve maliyeti tahminlerin 14,5 katına çıktı. Buna planlama yanılgısı denir, diyor Finish: Give Yourself the Gift of Done’ın yazarı Jon Acuff. Bunun nedenini açıklamayı başaramamak, insanların projeleri yarısında bırakmasının en yaygın sebeplerinden. Tahsis ettiğiniz süreyi iki katına çıkarmak ürkütücü görünüyorsa, Acuff bunun yerine projelerinizi küçültmenizi öneriyor. Çalışma alanınızın yarısını temizlemeyi ya da haftada yedi yerine üç blog postu yazmayı hedefleyin. “Hedefi yüksek tutmak başarısızlığın formülüdür,” diyor.

ARDINDAN: ÖNCEDEN İNSANLARA SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN.

Geleneksel bilgelik, niyetinizi açıkça belirtmenizi ister; diğer insanlar ne yaptığınızı bildiğinde bitirmek zorunda olursunuz veya bitirmediğinizi insanlar karşısında açıkça kabullenmek zorunda kalırsınız teorisi öne sürülür. Ancak paylaşmanın ciddi bir dezavantajı vardır, diyor Acuff. Arkadaşlarınıza arka bahçenizi düzenleyeceğinizi söylediniz diyelim. Ne yaparlar? Sırtınıza vurup, “Aferin sana!” derler. Sizi tebrik ederler. Bitirmenin mutluluğunu başlamadan almış olursunuz ve bu, zorlu işe daldıktan sonra hevesinizi baltalayabilir. Zaten tatlıyı yediyseniz niye sebzeleri yiyesiniz ki? Birine söylerseniz, müttefikiniz olmasını ve haftada bir kontrol edip ne başardığınızı sormasını isteyin.

ADIMLAR DİZİSİ OLARAK AYIRIN.

Çok açık, değil mi? Aslında evet ve hayır. İşin yarısında genellikle çıkmaza düşüyoruz çünkü projenin kapsamında boğuluyoruz. Bu nedenle, yapmanız gereken her şeyi düşünmek yerine bir sonraki küçük görevi belirleyin ve ona odaklanın. Diyelim ki çocuklar için bir ağaç ev yapacaksınız. İlk adım hoş bir ağaç eve sahip komşunuzu aramak ve fikirlerini almak kadar basit bir şey olabilir, diyor Birmingham, Alabama civarından organizasyon ve zaman yönetimi koçu Frank Buck. Buck, her adımı şöyle yazmanızı öneriyor: Ali Yılmaz’ı Ara xx Tamamlanmış Ağaç Ev. “Oradaki ‘xx’, güncel eylem adımınız ile hedef satırınız arasında bir ayırıcı görevi görüyor,” diyor. İkisini bir arada görmek, her küçük görevin sizi son hedefinize yaklaştırdığının bir hatırlatıcısıdır.

KENDİ KURALLARINIZI BELİRLEYİN.

Acuff, bir keresinde yılda 100 kitap okumaya girişti ve bunu sosyal medyada paylaşmaya başladı. “İnsanlar, ‘Bu kitap sayılmaz çünkü çizgi roman veya bu bir sesli kitap,’ derdi. Başlarda bu durum tüm projeyi sorgulamama yol açtı. Ardından düşündüm, kimin yargılama hakkı var ki? Fark ettim ki benim var. Benim projem, benim kurallarım.”

OLABİLDİĞİNCE ÇOK İŞİ ÖNDEN YAPIN.

2011 yılında, 23 yaşındayken, Vancouver’dan bir yazar olan Scott Young, MIT’nin bilgisayar bölümü müfredatının resmi olmayan bir versiyonunu bir yılda bitirmeyi denemeye karar verdi. Bu, fizik, kimya ve ekonomiyi de içeren 33 dersten oluşuyordu. (MIT bazı dersleri ve sınavları çevrimiçi olarak yapıyor.) “Bu, MIT müfredatıyla birebir aynı değildi ancak çok iyi bir benzeriydi,” diyor. O dönemde, zaman geçtikçe tükeneceğinin farkına varacak kadar kendini iyi tanıyordu. Bu nedenle, MIT Mücadelesini proje yorgunluğunu hesaba katarak tasarladı. “İlk on dersi üç ay içinde bitirdim, bu da bana ivme verdi ve son yarıyı ilk yarıdan daha kolay yaptı.” Bu sistem işe yaradı. Kredileri almadı ancak bir yıldan biraz daha kısa süre içinde 33 dersin tamamını tamamladı.

VE SON OLARAK, BİTİRMEMENİN MALİYETİNİ ANLAYIN.

“Bitmemiş projeler çekip gitmiyor. Sizi avlayan hayaletler oluyorlar,” diye uyarıyor Acuff. Tekrar tekrar pes ederseniz, ihanet ettiğiniz kişi kendiniz olursunuz. Öte yandan bitirmek, sizi geçmiş projelerin hayaletlerine karşı korur, kendinize güvenmenizi sağlar ve kutuları ortalıktan kaldırır.

Devamı

ERKEK AKLI

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

-

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan, güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan,

güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

Yoğun şehir hayatı, uzun süren mesailer, vakit bulunamayan öğünlere hazırlanışıyla oldukça pratik bir çözüm sunan COLSLIM, Vanilya Bisküvi ve Çikolata Bisküvi aromalarıyla sizin de yanınızdan ayırmadığınız öğününüz olacak. Üstelik colslim.com web sitesi üzerinden sipariş verebileceğiniz COLSLIM’leriniz ilk siparişinizde Shaker hediyeli geliyor.

Devamı

ERKEK AKLI

Kaliforniya’nın Latin güzeli

-

Editör :

Şarkılarını 11 yaşında yazmaya başlayan ve kendine Jennifer Lopez’i örnek alan 22 yaşındaki Becky G, müzikal başarısı kadar güzelliğiyle de dikkat çekiyor

Meksika kökenli Rebbeca Marie Gomez, yani bildiğimiz adıyla Becky G, 1997 yılında Kaliforniya’nın tehlikeli ghetto mahallelerinden Inglewood’da doğdu. “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi İspanyolca şarkılarıyla dikkat çekmeden önce “Shower” adlı parçayla adından söz ettiren Becky G, rap, rap ile reggea’nin birleşimi olan reggaeton ve Latin esintilerinin bulunduğu bir müzik tarzına sahip.

2013 yılında CoverGirl adlı dünyaca ünlü kozmetik markasının temsilcisi olan Becky G, 2015 yılında Empire adlı TV dizisinde boy gösterdi. Becky G, 2017 yılında ise Power Rangers’ta Trini karakterini canlandırarak beyazperdeye adım atan güzel sanatçı, müzik kariyerine ise ailesinin maddi sebeplerden dolayı dedesinin garajına taşınmak zorunda kaldığı dönemde, dokuz yaşındayken başladı.

Becky G’nin Müzik Kariyeri

Kendi şarkılarını yazmaya başladığında ise sadece 11 yaşında olan Latin güzeli, 13 yaşındayken ise gitar çalmayı öğrendi. Kanye West ve Jay Z’nin “Otis” adlı parçasını seslendirdiği videoyu YouTube’a yollayan Becky G, yapımcı Dr. Luke’un dikkatini çekmeyi başardı. 2011 yılında Kemosabe/RCA Records ile sözleşme imzalayan Becky G, ilk EP’si “Play It Again”i ise 2013 yılında piyasaya sürdü.

will.i.am ve Pitbull gibi isimlerle ses getiren işlere imza atmayı başaran seksi şarkıcı, Cody Simpson’ın “Wish You Were Here” ve Cher Lloyd’un “Oath” şarkılarını yazarak söz yazarlığının da başarılı olduğunu gösterdi. Becky G ayrıca Katy Perry, Demi Lovato ve Fifth Harmony ile turneye katılarak müzik kariyerindeki basamakları tırmanmaya devam etti.

2013 yılında ilk single’ı “Becky From the Block”ı yayınlayan Becky G, şarkının 2002 yılındaki orijinal halinin sahibi Jennifer Lopez’inde klipte ufak da olsa rol almasını sağladı. Becky G’nin klibi Los Angeles’ın en tehlikeli muhitlerinden biri ve Becky G’nin doğduğu yer olan Inglewood’da çekildi.

Becky’nin 2014 yılında yayınladığı “Shower” şarkısı ise büyük ilgi gördü ve Billboard Hot 100 listesinde ilk 20’ye girmeyi başardı.

Becky G, İngilizce şarkılarıyla başarıyı bulmuş olsa da özünden koptuğunu hissetmeye başladı ve bu nedenle İspanyolca müzik yapmaktan da vazgeçmeyerek “Sola”, “Todo Cambio”, “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi başarılı single’lar çıkardı.

Özellikle Porto Rikolu rapçi Bad Bunny ile düet yaptığı “Mayores”in klibi, YouTube’da 1 milyardan fazla izlenmeye ulaştı. İspanyolca müzik yapmaya başladığı dönemde İspanyolcasının mükemmel olmadığını itiraf eden Becky G, yine de atalarının mirasını koruduğu için kendiyle gurur duyduğunu söylüyor.

Jennifer Lopez ve Selena Quintanilla’dan ilham aldığını açıklayan Becky G, diğer taraftan rock klasiklerini ve geleneksel Meksika müziğini dinleyerek büyüdüğünü ifade ediyor.

Becky G, 2016 yılından bu yana futbolcu Sebastian Lletget ile beraber. Bu ikiliyi tanıştıran kişi ise Power Rangers’ta oynayan bir diğer şarkıcı Naomi Scott. Becky G, bu ilişkiden önce şarkıcı Austin Mahone ile birlikteydi.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com