Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Kalp sağlığını korumak için 7 bilgi

Umut Doğan Yıldız

-

 

Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenleri dikkatle okuyun. Kulaktan dolma kalp sağlığı bilgilerini bir kenara atın.

Kalp sağlığının korunması kaliteli ve uzun bir yaşam için büyük önem taşıyor. Her gün kalple ilgili yeni çalışmalar yapılıyor, pek çok sağlık kuruluşu, pek çok uzman kalp sağlığı için uyarılarda bulunuyor. Ancak buna rağmen kulaktan kulağa yayılan bilgiler kalp sağlığıyla oynayabiliyor.  Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp sağlığıyla ilgili bilinmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

 

1. Diş çürüğü kalbi etkiler:

Sağlıksız ve iltihaplı dişler, insan vücudundaki bütün organları olumsuz yönde etkiler ama kalbinde herhangi bir sorun olmayan kişilerde “Diş çürüğü kalp krizini tetikler” demek tam olarak doğru olmaz. Ancak kalp kapak hastalıklarında diş kökü enfeksiyonları çok önemlidir. Sağlıklı bir vücuda mikrop girdiği zaman, bağışıklık sistemi bu mikrobu imha edebilir ama kalp kapak hastalığı olanlarda vücuda giren mikrop kalp kapağına yerleşir. Tıbbi adı “Enfektif endokardit” olan kalp kapağı enfeksiyonu meydana gelir, ki bu da ciddi bir sorundur. Bu enfeksiyon antibiyotiklere çok dirençlidir. O nedenle de kalp kapak sorunu olan hastalara, kanamalı bir diş tedavisi yapılacaksa tedaviden iki saat önce kullanmaları üzere bir antibiyotik reçete edilir.

Kadınlar ve erkeklerde kalp krizi

2. Gençler de kalp krizi geçirir:

Kalp kontrolü ilk olarak bebek anne karnındayken başlamalıdır. Yapılan fetal eko tetkikiyle her türlü kalp hastalığı bebek anne karnındayken saptanabilir. Karıncıklar arası delik, kalp kapak darlıkları, kulakçıklar arasında geniş delik, kalpten çıkan ana damarların yer değiştirmesi, birçok kalp bozukluğu ve kalp hastalıklarının tanısı konulur. Bunun yanında çocuk beş yaşına gelene kadar mutlaka bir eko çekilmelidir. Ayrıca hayatın ilk 20 yılında çocuk ve gençlerin kan yağlarına, kolesterol değerlerine birkaç kez bakılmalıdır. Çocuk ve gençlerde gözlenen ve kalp krizi olarak yorumlanan ölüm olaylarının nedeni doğumsal kalp anomalilerine bağlı ritim bozukluğu ve kalp durmasıdır. Ritim bozuklukları doğuştan gelen kalp hastalıkları, kalp büyümesi, kapak hastalıklarına bağlı olabildiği gibi genetik geçiş gösteren sorunlar da sebep olabilir. Bu nedenle “Çocukların ve gençlerin kalp kontrolü yapmasına gerek yok” algısı yanlıştır.

 

3. Kalp için hareket önemli:

Kalp sağlığı için illa spor salonlarına gitmeye ya da yürümek için yürüyüş bantları kullanmaya gerek yoktur. Özellikle 40 yaş üstü kişilerde yürüme bantları ortopedik travmaya sebep olabilir. Oysa sokakta yapılacak bir yürüyüş sadece kalp değil ruh sağlığı için de faydalıdır. Kalp sağlığını korumak için vücudu hırpalayacak şekilde 10 bin adım atılması yarar getirmez. Günlük beş bin adım üzerinde atmak, ki bu 3,5 km eder, 45 dakika yürümek yeterlidir. Yürüme hızı ne çok fazla ne çok yavaş olmalıdır. Yürümeye başladığınızda nabız ölçümü yapmak, yürüme bitiminde artı 20 nabız sayısı varsa bu faydalı bir yürüyüştür. Ayrıca spor salonlarında kalp sağlığı amaçlı yapılan sporlarda nabzın üst sınırı 120-125’i geçmemelidir. Ayrıca hareketsiz yaşam kalbin düşmanıdır. Tüm gün ofiste hareketsiz çalışanlar da hekimlerine danışarak ofiste yapabilecekleri egzersizleri öğrenip uygulamalıdır.

Kalp sağlığı için evcil hayvan

4.Yumurta kalbin düşmanı değil:

Yumurta, belki de paketi içinde doğadan gelen tek yiyecektir ve içine katkı maddesi koyulamayacak bir gıdadır. İçinde 12 vitamin ve 11 minerali barındırır. Vücudumuz tamamen sebze ve yeşillikle beslense bile günde 5- 5,5 gram kolesterol üretirken bir yumurtadan alınan 200 mg kolesterolün hiçbir önemi yoktur. Kalp hastası olsun ya da olmasın herkesin günde bir tane yumurta yemesi gereklidir. Ancak her besinde olduğu gibi yumurtanın da fazlası sakıncalıdır. Örneğin günde iki yumurtadan fazlası yendiğinde kan yağlarında yükselme meydana gelir, bu da kalp sağlığını olumsuz etkiler. Çocuklar ve yaşlılar günde bir yumurta, yetişkinler ise kesinlikle gün aşırı bir yumurta tüketmelidir.

 

5. Kadınlar da kalp hastası olur:

Kadınlarda bundan 20-30 sene öncesinde kalp hastalıklarının görülme oranı erkeklere oranla daha düşüktü. Ancak modern yaşamla birlikte kadınlar da erkekler gibi çalışma hayatının içinde yer almaktadır. Son yıllarda kadınlar gündüz işyerinde çalışmakla birlikte akşamları ikinci bir iş olarak evleriyle ilgilenmeye başlamışlardır. Ve kadınların sigara içme oranı eskiye göre daha da yükseldi. Kadınlarda kalp sağılığı deyince, ilk akla gelen faktörlerden biri, östrojen hormonunun kalbi korumasıdır. Östrojenin kadınlarda damarlar üzerinde koruyucu etkisi olduğu bilinmektedir. Bunun yanında östrojen damar iç yüzeyindeki parlak yüzeyi korur, damar sertliğini önler. Ama östrojenin bir özelliği de menopozla birlikte ortadan kalkmasıdır. Östrojen etkinliğinin azalmasına bağlı olarak tabiat kadınlarda tamamen tersine döner ve koroner hastalıklarla beraber şeker, kolesterol, yüksek tansiyon, kemik erimesi de östrojen etkinliğinin azalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Emzirmemek tabiatın kadınlara armağanı olan östrojen hormonunun erken kaybolmasına neden olur. Bu nedenle kadınlar erkekler kadar koroner kalp hastalıkları riskini taşımaktadır. Ayrıca kadınlar sigarayı bırakma konusunda son derece başarısızlar.

Kalp hastalığı genetik mi?

6. Gençlerde de yüksek tansiyon var:

Kalp hastalıkları çok faktörlüdür. Genetiğinde kalp sorunu olmayan, kilolu olmayan, stresli olmayanlarda da kalp hastalıkları görülebilir. Özellikle gençler tansiyonlarının yüksek olduğunun farkında olmayabilirler. 20-22 yaşında yüksek tansiyon nedeniyle aort damarı yırtılan vakalar da vardır. Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre, yüzde 50’den fazla kişi tansiyonunun yüksek olduğunun farkında değil. Tansiyon yavaş yavaş yükselirse kendisini belli etmeyen bir sorun. O nedenle 20 yaş öncesinde de, 20 yaş sonrasında tansiyon, kan yağları gibi kalp tetkikleri mutlaka yapılmalıdır.

 

7. Kalp krizi her zaman belirti vermez:

Kalp krizi her zaman belirti vermez ve ilk ağrı kalp krizi belirtisi olabilir, ilk kalp krizi ölüme yol açabilir. Klasik olarak şanslı olan kişiler ağrı yaşayanlardır. Çünkü ağrı vücudun ilk tepki mekanizmasıdır. Omuzlar, göğüs ortası, kollara vuran ağrı, huzursuzluk, baskı, karıncalanma, daha önce yaşanmamış hisler kalp krizi belirtisi olabilir. Bu bazen ağrı, bazen çarpıntı olabilir. Fakat asıl korkunç olan ‘sessiz kalp hastalığı’dır. Bu hastalarda ağrıyı uyaran mekanizma bozulduğu için hayat kurtarıcı mesajlar gönderilmez. Sabah yatağında ölü bulunan, halı sahada yaşamını yitiren genç insanlar sessiz kalp hastalarıdır. O nedenle kalp kontrolleri rutin olarak önerilmektedir.

SAĞLIK

Kilo vermenin rekorunu kırdı!

Umut Doğan Yıldız

-

ABD’de yaşayan Christina isimli genç kadın 23 yaşında 321 kilo ağırlığındaydı. Şimdi ise bambaşka biri!

Kiloları yüzünden tamamen yatağa bağımlı olarak hayatını devam ettiren Christina doktor tavsiyelerini hayata geçirince ölümden döndü.

Yalnız başına yürüyemeyen, tuvalete gidemeyen ve dışarı çıkamayan genç kadının verdiği kilolardan sonra hayatı değişti. Doktorunun mide küçültme ameliyatı olması gerektiğini söylemesi üzerine bu tavsiyeye uyan genç kadın, akıl almayacak derecece kilo verdi.

Kilo vermeyi kafasına koyan Christina’nın ameliyat olabilmesi için önce biraz kilo vermesi gerekiyordu. Kilo verip, sağlığına kavuşmayı çok istediğini söyleyen genç kadın, ameliyat öncesi kendi çabalarıyla kilo vermeye başladı. 

Başarılı bir ameliyatın ardından kilo vermeye ve hayatına sağlıklı bir şekilde devam etmeye başlayan Christina, aşırı kilolu olan insanlara da ilham oluyor.



Devamı

SAĞLIK

Depresyondan koruyan 6 egzersiz

Umut Doğan Yıldız

-

Kış depresyonunundan korunmak için 6 egzersiz tavsiyesi veriyoruz.

İlkbahar ve yaz aylarında çoğumuzda görülen pozitif enerji; kış başlangıcıyla beraber, havaların soğuması, gündüz saatlerinin kısalması gibi sebeplerle yerini hüzne hatta depresyona bırakabiliyor. Bu noktada egzersiz, tüm sağlık problemlerinde olduğu gibi ruhsal problemlerle baş etmede de 7’den 70’e herkes için en etkili ilaç olarak karşımıza çıkıyor. Fitness Danışmanı Murat Biçer, kış depresyonundan korunmak adına yapılabilecek egzersizler hakkında bilgi verdi.

Stresten nasıl kurtulunur?

Egzersiz yapın, pozitif kalın

Kış aylarında genellikle yoğun bir çalışma dönemi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu nedenle kış psikolojik olarak da daha güçlü olunması gereken bir dönemdir. Hava durumundaki değişikler de bazen bu durumu zorlaştırabilmektedir. Üstesinden gelinemeyen durumlarda stres yükünün artması depresyona kadar gidebilen psikolojik problemlere yol açmaktadır. Egzersizin fiziksel kapasiteye etkisinin yanı sıra bağışıklık sistemi, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı için de pozitif etkisi bulunmaktadır. Bu etkilerin yansıması olarak sosyal hayat da olumlu yönde etkilenmektedir.

Haftada kaç saat egzersiz yapılmalı?

En az haftada 3 saat hareket şart!

Bireylerin yeteneklerini göz önünde tutarak hazırlanan ve kademeli olarak artan bir egzersiz reçetesi ile sağlık profilini iyi seviyelerde tutmak mümkün olabilmektedir. Haftada en az 3 saat yapılacak olan egzersiz seansları ile ilerleme gözlenebilmektedir. 3 saatten daha az yapılan egzersizin faydaları da kısıtlı kalmaktadır.

Seratonin ve adrenalin: Doğal mutluluk dopingleri

Psikolojik sorunlar için tıbbi tedaviye harcanan zaman ve maddi yükün yanı sıra azalan iş kaybını da unutmamak gerekmektedir. Psikolojik olarak kötü hissedilen dönmelerde hastalara ilaç tedavisinin yanında bilişsel ve davranışsal yöntemler de kullanılmaktadır. Davranışsal yöntemler olarak egzersiz, umut vaat eden bir müdahaledir. Egzersizin hormonların salınımı üzerine etkisi ile psikolojik sorunlardan korunmak mümkün olabilmektedir. Hareketle birlikte artan seratonin ve adrenalin gibi hormonlar vücut için doğal mutluluk dopingleridir. Son yıllarda yapılan birçok çalışma da bunu desteklemektedir. Bu çalışmalar egzersizin yararlarının uzun süreli olabileceğini de ortaya koymaktadır.

Ağır değil düzenli egzersiz mutlu ediyor

Psikolojiye olumlu etkileri, egzersizin süresi ve ağırlığına göre değil yapılma sıklığına göre değişmektedir. Örneğin haftada bir yapılan ve yüksek ağırlıklar içeren bir egzersiz programı yerine, daha hafif ancak gün aşırı yapılan hareketler psikoloji üzerinde daha olumlu etkiler sağlamaktadır. Motivasyon sağlandıktan sonra sporun bir alışkanlık haline getirilmesi de sosyal yaşam üzerine uzun vadeli etkiler sağlamaktadır. Ancak egzersiz programları kişinin yaşına, kronik hastalıklarına ve fiziksel kapasitesine göre belirlenmelidir. Bu nedenle seçilecek egzersiz ve uygulama süreleri uzman kontrolünde gerçekleştirilmelidir.

Kış depresyonundan korunmak için yapılabilecek egzersizler şöyle sıralanabilir:

  1. Yürüyüş
  2. Koşu
  3. Pilates
  4. Fitness
  5. Yoga
  6. Yüzme

Devamı

SAĞLIK

Yılbaşı gecesine dikkat!

Umut Doğan Yıldız

-

Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, yılbaşı kutlamasının ertesi gün kabusa dönüşmemesi için yediklerimize dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Güne kaliteli ve yeterli bir kahvaltıyla başlamayı öneren Ertuğrul, yılbaşı gecesi ve ertesi gün için beslenmeye dair önemli ipuçları paylaşıyor.

Çoğumuz yeni yıl hedeflerini çoktan belirledi. İsteklerimiz arasında görüntümüz, kilomuz gibi özellikle bedenimizle ilgili beklentilerimizin yanı sıra iş, kariyer, para, aşk dilekleri de var. Hal böyle olunca yılbaşı gecesi görkemli bir kutlamayı hak ediyor. Çünkü yeni bir yıla, “yeni bir ben”e adım atıyorsunuz. İşte tam da bu yüzden çoğumuz ipin ucunu ilk geceden kaçırıyoruz.

Table served for Christmas dinner

“Dün gece çok geç yattım, bugün geç kalkarım ne de olsa tatil.”
“Yok, artık yeni yılın ilk günü de ne yediğime dikkat edecek değilim!”
Spora diğer hafta başında başlarım, kolumu kaldıracak halim yok.”
“Dün partide çok kaçırdım, tüm hafta gitti. Diyete de pazartesi başlarım.”

Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, yeni yılda kendimize daha iyi bakacağımızı dair verdiğimiz sözleri unutmamak, daha ilk haftadan umutları kaybetmemek için özellikle beslenme konusunda bazı önerilerde bulunuyor. “Yılbaşı denildiğinde akla başlangıcından ana yemeğine dolu dolu, özenli sofralar, dostlarla hoş sohbetler, birbirinden farklı içecekler, müzik ve eğlence gelir. Sakin başlayan gecede bir süre sonra ne yiyip içtiğimizin farkına varmamaya başlarız. Sonuç ertesi gün geç uyanma, şiddetli baş ağrısı, aşırı yorgunluk hali, hala hissedilen karın tokluğu ve mide şişliğidir” diyen Ertuğrul, işte tam da bu nedenle yılbaşı gecesine günün ilk saatlerinden hazırlanmak gerektiğini söylüyor.

Mezeler ana yemekten daha kalorili olabilir

Kaliteli ve yeterli bir kahvaltının tüm gün seçimlerine yol göstereceğini hatırlatan Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dışarıda veya bir davette olacaksanız, gitmeden önce sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeniz sofraya aç oturmamanızı sağlar ve daha kontrollü yemenize yardımcı olur. Açık büfe varsa tabağınızın büyük bir kısmını sebze, yeşillik ile geri kalan kısmını da ızgara etler, peynir çeşitleri ile doldurabilirsiniz. Ana yemek olarak bol soslu, salçalı, yağlı yemeklerden ziyade ızgara et, tavuk, balık ya da hindi ve yanına bol salata, sebze tercih edebilirsiniz. Alkol tüketecekseniz hem yılbaşı günü hem de ertesi gün en az 2.5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Alkol ile birlikte şekerli içecekler, tatlılar veya fazla miktarda meyve tüketmemeye özen gösterin. Mezelere de mutlaka dikkat edin, çünkü mezeler ana yemekten daha da kalorili olabilir. Bu nedenle bittikçe yenilenen, hepsi de çok lezzetli bu bir sürü küçücük tabak arasından yoğurtlu mezeler, haşlanmış sebze çeşitleri, ızgara deniz ürünlerinin olduğu, içinde daha az yağ veya şeker barındıran çeşitleri tercih edin.”

İpin ucunu kaçıranlar ertesi gün ne yapmalı?

Diyelim ki önerilere kulak asmadınız, “Yılda bir kez” diyerek ne istiyorsanız yiyip içtiniz. Bu dünyanın sonu mu? Bu soruyu “Elbette değil” diye yanıtlayan Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, ertesi gün neler yapılabileceğinize dair şu ipuçlarını paylaşıyor:
• Önceki gece ipin ucunu kaçırdım diye sonraki gün aç kalma hatasına düşmeyin, metabolizmanızı alt üst etmeyin.
• Erken saatte uyanamazsanız protein ve bol yeşillikle ilk öğününüzü yapıp akşam unsuz-kremasız sebze çorbaları ve yanında yoğurt/kefir tüketmek de güzel bir seçenek olabilir. Ara öğünde de çiğ kuruyemiş tüketebilirsiniz.
• Güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Özellikle bol sebzeli, az meyveli ödem atıcı smoothieler hem detoks etkisi hem de güne taze bir başlangıç yapmak için harika bir seçim olabilir.
• Temiz havada yürüyüş de son derece faydalı olacaktır.
• Öğlen bol salata, yanına protein olarak balık, lor peyniri, yumurta, hindi gibi daha az doymuş yağlı proteinler tercih edebilirsiniz.

Devamı

Popüler