GÜNAH KEÇİSİ SAYILAN TUZ ARTIK AKLANDI!

Beslenme dünyasının günah keçisi sayılan tuz artık aklandı. Kalp sağlığınız için yaranıza tuz basın.

Sağlıklı kilo aralığını koruyan ve vücut kitle indeksi normal değerde olan mükemmel adamlardan değilseniz, günlük 6 gram kısıtlaması sizde işe yaramaz. Böyle adamların damarları bir itfaiyecinin hortumunun basıncına bile dayanabilir. Bu yaklaşımı benimseyen sıradan erkeklerse, tansiyon değerlerinden ortalama yaşam süresine kadar neredeyse her şeyi riske atmış olabiliyor.

Beslenme dünyasının yerleşik inancı, eskimiş bilimsel bulgulara ve eksik varsayımlara dayanarak, çok fazla tuz tüketmenin kalp ve damar hastalıklarına tek yönlü bir bilet olduğunu söylüyor. Teori şöyle devam ediyor: Aşırı tuz tüketimi kanınızdaki su oranını azaltıyor, bu da baskıyı artırarak kalp ve atardamarlarınızda gerginliğe yol açıyor. Ama hâlihazırda tuz kullanmamanıza rağmen hipertansiyon sorunu yaşıyorsanız, bu teorinin o kadar da sağlam olduğunu söyleyemiyoruz.

Biraz da kimyadan bahsedelim. Tuz, sodyum ve klorürden oluşuyor. Biraz daha açacak olursak, sodyum eksikliği ölümcül olabiliyor çünkü vücudunuzdaki akışkanların hareketi engellenmiş oluyor ve nöronlarınız olması gerektiği gibi çalışmıyor. Ayrıca kaslarınız kasılmıyor. Klorür eksikliğinin sonuçlarıysa yeni keşfedildi. Bir grup İskoç bilimci, klorür eksikliğinin kardiyovasküler olarak daha da vahim sonuçları olabileceği konusunda uyarıyor.

Bunlar pek inandırıcı gelmediyse şuna ne dersiniz? Güncel bir araştırma, düşük tuz tüketimine dayanan beslenme programlarının kalp rahatsızlığı, kalp krizi ve yüksek tansiyon riskini yükselttiğini ortaya koyuyor. Bu çalışma The Journal of the American Medical Association kadar saygın bir yayın organında yer aldığında, araştırmanın sadece yüksek tansiyon sorunu veya kardiyovasküler rahatsızlık yaşamayan genç Avrupalılar üzerinden yapıldığını düşünen doktorlar, hemen araştırmanın metadolojisini sorgulamaya girişti.

Gerçek şu ki, fırlayan tansiyonumuzun suçlusunu hep tuz sandık. Open Heart dergisinde yayımlanan bir analize göre, kardiyovasküler hastalıkların asıl suçlusu ilave şeker. Gerçi sodyumun neden kötü çocuk ilân edildiğini de anlamak çok zor değil. Food Standards Agency’ye göre, günlük sodyum alımımızın yaklaşık üçte biri işlenmiş gıdalardan geliyor ki bu tip besinler, aynı zamanda tansiyon yükselttiği bilinen şeker ve trans yağlarla da dolu.

Tavsiye edilen günlük besin alım miktarlarınız üzerine dertlenmek yerine, yapabileceğiniz daha akıllıca bir şey var: İşlenmiş gıdalar tüketmeyip yemeklerinizi kendiniz yapın. Böylece tansiyon değerleriniz de düzenlenir. Eğer bifteğinizi deniz tuzuna bulamak istiyorsanız, lezzetini artırmak için öğütücünüzün koluna biraz daha asılmanız gerekecek. Ardından masadakilerin bir miktar şüpheci ama asla onaylamayan bakışlarını kabul edebilirsiniz.

You must be logged in to post a comment Login

Bunları Unutma!