Bizi Takip Edin

BESLENME

Evde soğuk çay tarifleri!

Umut Doğan Yıldız

-

 

Biraz serinlemek istediğiniz zaman, kendi soğuk çayınızı kendiniz hazırlamak istemez misiniz? O zamansizin için evde soğuk çay tarifleri gelsin.

SİYAH ÇAY
Soğuk çayların geneli Karadeniz’den gelenlerin yanı sıra Hindistan, Arjantin, Sri Lanka ya da Çin’den gelen çaylarla hazırlanır. Restoranlar sıcak veya soğuk olarak da servis edilebildiği için siyah çaya daha çok yer verir.

Dene: Buzlu bir Darjeeling çayı hafif ve tazeleyicidir. Earl Grey’e aromasını veren bergamot ise ferahlatır. Sadece demleyip soğutun, buz ekleyin ve yudumlayın.
Servis et: Darjeeling ve Earl Grey çayları başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Diğer çay çeşitleri ise limon dilimi ya da dilimlenmiş şeftali veya kayısıyla iyi gider.

YEŞİL ÇAY
Yeşil çay sadece bardakta iç açıcı ve taze görünmekle kalmaz. Soğuk servis edildiğinde ekstra tazeleyici bir lezzete bürünür.
Dene: Sencha çayı daha bitkisel bir tada sahiptir. Biraz daha tatlımsı bir şey arıyorsanız Gyokuro çayını (Chado’da bulabilirsin) deneyin.
Servis et: Salatalığın aroması çayın benzer notalarıyla güzel örtüşür. Dilerseniz onun yerine dilimlenmiş limon ya da portakal da (sitrik asit antioksidan emilimi arttırır) ekleyebilirsiniz.

Evde ice tea hazırlayın

BİTKİ VE MEYVE ÇAYLARI
Bunlar gerçek çay sayılmasa da kafeinsiz lezzetleri tercih edenler için ideal.

Dene: Hibiskus, eklendiği çaylara kırmızı bir ışıltı ve hafif ekşimsi bir tat verir. Limon otu ise ekşi, asitli bir tada sahiptir. Ferahlatıcı etkisinden daha çok yararlanmak için meyve çayınıza doğal maden suyu ekleyin.
Servis et: Demlediğiniz çay hibiskus içeriyorsa, kan portakalı ya da taze nane ile süsleyebilirsiniz. Eğer maden suyu ile deneyecekseniz içine orman meyveleri atabilirsiniz.

DEMLEMEK İÇİN
Soğuk çayları usulüne uygun olarak demlerseniz aromasını kaybetmez ve buruk ya da sert bir tat almazsınız. Nasıl mı? 2 litre suya 10 gram (yaklaşık 2 tatlı kaşığı) çay koyun ve beş saat buzdolabında bekletin. Ardından süzerek kullanın. Eğer bu kadar beklemek istemiyorsanız çayınızı sıcak olarak demleyin: 1 litre suya 10 gram (ya da 2 tatlı kaşığı) çay ekleyin. Demlendikten sonra seyreltmek için üzerine 1 litre soğuk su ilave edip buzdolabında bekletin. Buzla servis edin.

TATLANDIRMAK İÇİN
Şeker ya da bal buzlu çayın içinde erimez. Eğer soğuk demleme yapacaksanız en iyi opsiyon içine şurup eklemek olur. Doğallıktan yanaysanız bal kullanın: Sıcak çayınızı anlattığımız yöntemle hazırlayın, demlendikten sonra içine dilediğiniz kadar bal ekleyin. Bal, çayınıza hoş bir tatlılık verecek. Ardından soğuk su ilave edip buzdolabında soğumaya bırakın.

Kaynak: Çay ithalatçısı ve InPursuitOfTea.com’un kurucusu Sebastian Beckwith; çay ithalatçısı ve çay hakkında 14 kitabın yazarı, Kentucky’deki Elmwood Inn Fine Teas dükkânının sahibi Bruce Richardson; restoran, otel ve diğer işletmeler için çay danışmanlığı yapan Angela Pryce; Uluslararası Çay Uzmanları Derneği Direktörü Chas Kroll

Derleyen: Irmak Yaşar

BESLENME

Probiyotik mi prebiyotik mi?

Umut Doğan Yıldız

-

Zerdeçal latteniz 2017’de kaldı. Paranızdan tasarruf edin ve gelişen sağlığınızın şerefine bir bardak prebiyotik beyaz hindiba kökü için.

Sağlığınızı yenilemenin Herkülvari bir çaba gerektirmesi yanıltıcı bir fikir. Elbette Metcon’larla başlayarak yeni bir antrenman planına dalabilirsiniz. Durmayın, günahlarınızı zor bir hile ve terle yıkayın. Ancak zahmetsiz bir gelişme için basit bir değişiklik yeterli olacaktır. Nutrients dergisindeki bir çalışmaya göre, kafeinsiz kahve alternatifi olan beyaz hindiba kökünde bulunan prebiyotik bileşenler, sağlığınızı tüm yönleriyle geliştirebilir.

Mikroorganizmaların uygun ortamda üremesini sağlayan mide bakterisi, uzun zamandır pazarlamacılar tarafından her derde deva bir ürün olarak övülüyordu. Ancak yoğurt sevenler için hazmetmesi zor haberlerimiz var. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, probiyotik ürünlerin çoğunun sözlerini tutmadığı kararına vardı. Her bir şişedeki milyarlarca bakteri mide asidi tarafından yok ediliyor ve bu nedenle sağlığınız üzerinde çok az etkisi oluyor.

Diğer yandan, beyaz hindiba kökünde bulunanlar gibi prebiyotikler ise dayanıklıdır ve doğal mide biyomunuzu değiştirmeye çalışmak yerine onu besler. Mide biyomunuz beslenip iyileştiğinde, bakterileriniz sizi enflamasyon, karaciğer hasarı ve diyabetten korur ve metabolizmanızı ve yağ yakma potansiyelinizi oldukça yükseltir.

Sabahları içtiğiniz lattenin yerine geçecek basit bir değişiklik olarak bu, vücudunuzla ilgili hırsınızı gündemde tutmanın en kolay yoludur. Biz kahvemizi biraz badem sütüyle alalım, teşekkürler.

 

 

Devamı

BESLENME

Hangi yağ nasıl kullanılır?

Umut Doğan Yıldız

-

Yağların dumanlanma noktasını öğrenerek yağınızı ne zaman serpiştireceğinizi ve ne zaman kızartacağınızı bilin. Hangi yağ nasıl kullanılmalı? İşte cevabı.

Avokado yağı

Sıcaklık: 271°C

En iyi: Yüksek sıcaklıkta kızartma

Faydası: Kötü “LDL” kolesterolü düşürür.

Hindistan cevizi yağı

Sıcaklık: 232°C

En iyi: Fırınlama

Faydası: MCT’ler metabolizmayı hızlandırabilir.

Zeytinyağı

Sıcaklık: 191°C

En iyi: Salata üzerine serpiştirme

Faydası: Kalp hastalığı riskini düşürür

Margarin

Sıcaklık: 135°C

En iyi: Ekmeğe sürme

Faydası: A, E ve K2 vitaminleri zengini

 

 

Devamı

BESLENME

Hamsi ve İstavrit’te cıva yok

Umut Doğan Yıldız

-

İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı İlkay Gök, denizlerimizdeki balıklarda cıva miktarının oldukça düşük olduğunu belirtti.

Özellikle hamsi ve istavrit gibi balıklarda cıvanın yok denecek kadar az olduğunu ifade eden İlkay Gök, “Cıva oranı düşük balıklarımızı sağlık için haftada 2 kere tüketmeliyiz” açıklamasını yaptı.

İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı İlkay Gök şöyle devam etti:

Genellikle kısa ömürlü, küçük balıklar, çiftlik balıkları ve tatlı su balıklarında cıva oranı düşüktür. Denizlerimizde yaşayan hamsi, sardalya, istavrit gibi balıklarda cıva yok denecek kadar azdır. Dil balığı, barbun, tekir, palamut, uskumru gibi orta boylu balıklarda cıva düşüktür. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi haftada iki öğün düşük miktarca cıva içeren balık tüketiminin sağlık için risk oluşturmadığını bildirmiştir.

Hangi balıklar zararlı?

Çok yüksek cıva miktarı bulunan balıklar:

Köpek balığı, balina, iri uskumru, kılıç balığı, ton balığı (iri ton balığı) gibi balıklar yüksek oranda cıva içerirler ve bu balıkları çok sık tüketmek risklidir. Konserve ton balıkları, ton balığının büyüklüğüne ve türüne göre cıva riski taşıyabilmektedir. Yapılan araştırmalar konserve ton balığının taze ton balıklarından daha düşük miktarda cıva içerdiğini gösteriyor. Ancak konserve ton balıkları küçük boyutlardaki ton balıklarından hazırlandığında riski azaltsa da konserve ton balığının da cıva içermesinden dolayı tüketim miktarına dikkat edilmesi gerekir. Cıva oranı açıklanmış konserve balıkları tüketmenizi öneririm.

Cıva zararlı mı? kimler için zararlı?

Herkes yüksek seviyedeki cıvadan zarar görebilir. Fakat özellikle hamile kadınlar, 6 yaş altındaki çocuklar (özellikle 3 yaş altı), böbrek sorunları yaşayanlar, metallere karşı bağışıklık sisteminde hassasiyeti olanlar cıvaya karşı daha fazla risk altındadır. Bu nedenle Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi risk altındaki insanların bazı balık türlerini tüketmesini önermez.

Metil cıva kolaylıkla plasentaya geçer, kanda ve gelişen fetüsün hücrelerinde birikir. Anne sütünden bebeğe geçerek bebeğin gelişen beynine, sinir sistemine zarar verebilir. Bilişsel düşünce, hafıza, dikkat, motor becerileri ve görsel zeka gelişimini olumsuz etkiler. Sağlıklı yetişkinlerde bu tür balıkların haftada bir tüketiminin vücudumuzdaki cıva miktarını etkilemeyeceğini belirtilmektedir. Eğer haftada birden fazla defa tüketilirse sonraki bir kaç hafta tüketmezse vücuttaki cıva oranını dengeleyebilir. Yüksek metil cıva içeren balık tüketenlerin zamanla kanda biriktiğinden, bebek planlayan kadınlara hamilelik öncesi cıva oranı yüksek balıkları tüketmemeleri tavsiye edilir. Cıva zaman içerisinde vücutta atılır ancak cıva içeren balıklarla sık beslenmek vücutta birikmesine neden olur. Balıkta bulunan cıva miktarı pişirme veya başka işlemlerle azalmaz fakat vücut tarafından emilimi işlemlerle azabilir.

Uzun ömürlü balıklarda cıva daha çok

Cıva doğal olarak çevremizde bulunan bir metaldir. Ek olarak havadaki kirlenme ve atıklardan dolayı binlerce ton cıva havaya karışır. Cıva bakteriler ve doğal yollarla organik metil cıva formuna dönüştürülebilir ve bu form zehirli bir maddedir. Ne yazık ki bu toksin yediğimiz balıkta da bulunur. Her balık yediği çok küçük balıklar ya da organizmalardan cıvayı alır. Bu nedenle köpek balığı veya kılıç balığı gibi uzun ömürlü ve büyük balıklarda çok yüksek seviyede bulunurlar. Balıklardaki cıva miktarı ve tüketim miktarına göre risk oluşur. Genel olarak balığın yaşı ve büyüyüp irileşmesiyle yapısındaki cıva miktarı da artar. Genel olarak insan beslenmesinde kritik cıva miktarı 0.5-1 ppm (mg/kg) olarak tespit edilmiştir.

Devamı

Popüler