Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

Ereksiyon bozukluğu hakkında 8 soru

Umut Doğan Yıldız

-

 

Aşağıda neler olup bittiğini bir ürologdan öğrenin. İşte ereksiyon bozukluğu hakkında 8 soru.

DERLEYEN: ÖZLEM URAL

EVET, GENÇ OLABİLİRSİNİZ AMA hâlâ erektil disfonksiyon (sertleşme) sorununuz olabilir ve bu sorun tahmininizden daha çok erkekte var. Erkeklerin bu durumun benlik saygılarını, seks hayatlarını ya da sağlıklarını zorlamasına izin vermesinin nedenlerinden biri, bunun nasıl önlenebileceği ve çözülebileceği hakkında fazla bir şey bilmemeleridir.

Kaliforniya Üroloji Derneği’nin eski başkanı ve The Penis Book’un yazarı ürolog Aaron Spitz’ten, herhangi bir yaşta görülen ED ile ilgili en önemli soruları yanıtlamasını istedik.

1- Erektil disfonksiyon için ortalama yaş nedir?

Erektil disfonksiyon çoğu insanın düşündüğünden daha yaygındır. Erkeklerin yaklaşık yüzde 40’ı, 40 yaşına kadar bir dereceye kadar sorun yaşayacaktır. Penisin yaşlanması 20’li yaşların sonlarında başlayabilir, ancak tipik olarak 40’lı yaşlardan itibaren fark edilebilecek kadar şiddetli hâle gelir. Erkekler yaşlandıkça erektil disfonksiyon olma olasılıkları her 10 yılda yaklaşık yüzde 10 artar ve bununla beraber problemin şiddeti de artar.

2- Erektil disfonksiyonun başlıca nedenleri nelerdir?

Erektil disfonksiyon tipik olarak penisteki kan damarlarının sertleşmesi ve daralması sonucu oluşan kan akışı probleminden kaynaklanır. Bu durum en yaygın olarak kan damarlarını çevreleyen düz kas hücrelerinin yaşlanmaya bağlı olarak daha sert ve daha az esnek hâle gelmesiyle ortaya çıkar ve penisin ihtiyaç duyduğu kan akışını engeller.

Yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi diğer rahatsızlıklar da bu damarları daha fazla zedelemekte ve erektil disfonksiyonun en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır.

Psikolojik nedenler düşündüğümüzden daha az yaygındır ancak daha genç erkeklerde daha sık görülür. Performans kaygısı adrenalinin salınımını tetikler. Adrenalin kanın kalp, akciğer ve beyin gibi hayati organlara yönelmesine ve parmaklar, ayak parmakları ve penis gibi daha az hayati organlardan uzaklaşmasına neden olur. Vücudumuz bunu fiziksel bir saldırının ya da zorlamanın fiziksel stresiyle başa çıkmak için yapar, ancak cinsel kaygı da bu refleksi tetikler.

3- Erektil disfonksiyonu nasıl önleyebilir veya azaltabilirim?

Çoğu erkek için erektil disfonksiyonun iyileştirilmesi, penise kan akışının iyileştirilmesi anlamına gelir. Genellikle en çabuk çözümü, penisin kan damarlarındaki nitrik oksit (NO) oranını artıran ilaçlar sağlar. NO, penisin kan damarlarındaki düz kas hücrelerinin esnemesini sağlayarak kan akışını artırır. NO ayrıca düz kas hücrelerini daha genç tutar ve zamanla kan damarlarının sertleşmesini ve daralmasını önlemeye ve hatta tersine çevirmeye yardımcı olur. Uygun diyet ve düzenli egzersiz gereklidir, çünkü her ikisi de NO’yu destekleyebilir.

Yardımcı olabilecek diğer stratejiler: Kegel egzersizleri penise düzgün bir şekilde kan pompalanmasını sağlar ve uyku, testosteronu artırıp adrenalini düşürür. Son olarak, pornografiden uzak durun. Pornografiye aşırı maruz kalmak arzu, ereksiyon ve boşalmayı tetikleyen kilit beyin merkezlerinin çalışmasını engeller.

4- Erektil disfonksiyon tamamen iyileşebilir mi?

Erkeklerin büyük çoğunluğunda erektil disfonksiyon etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Çoğu erkek için sağlıklı seçimler zamanla iyileşme ile sonuçlanabilir, hatta erken uygulanmaya başlanırsa ED’yi önleyebilir. Bununla birlikte, çoğu durumda ilaçlar gereklidir ve bazı erkeklerde ameliyat gerektirebilir.

5- ED ilaçlarının yararları ve riskleri nelerdir? En iyisi olduğunu düşündüğünüz bir ilaç var mı?

Şu anda reçeteyle satılan ilaçların tümü penisteki NO’nun etkilerini artırmak üzere aynı şekilde çalışır. Genellikle hafif yan etkileri vardır. Bazıları daha hızlı çalışır ama diğerleri daha uzun süre etki eder. Bazı ilaçlar bazı erkeklerde daha iyi sonuç verir fakat ereksiyonun sertliğini artırmada eşit derecede etkili oldukları için “en iyi” ilaç yoktur. İlaçlar herkeste işe yaramayabiliyor. Ana risk, onları ölümcül olabilen ve kesinlikle kaçınılması gereken nitrogliserin ile kullanmaktır.

6- Peki, hangi gıdalar erektil disfonksiyona yardımcı olabilir?

Penisiniz için marketteki en iyi bölüm manav bölümüdür. Nitrik oksiti güçlendirmeye yardımcı olan besinler, erektil fonksiyonun artmasına da yardımcı olacaktır ve sebzeler -özellikle yeşil yapraklı olanlar- nitrik oksitin en iyi besin kaynağıdır.

7- Alkol neden erektil disfonksiyona sebep olur?

Fazla alkol çeşitli şekillerde erektil disfonksiyona neden olur. İçkiyi fazla kaçırmanız penisinizdeki NO üretimini, dolayısıyla kan akışını azaltır. Reçeteli ilaçların çalışmasını bile engelleyebilir. Biraz alkol sizi tahrik edebilir ama çoğu, beyninizdeki arzu merkezini köreltir ve boşalmayı zorlaştırabilir. Aşırı alkol, zaman içinde penise giden ve ereksiyonu tetikleyen sinirleri tahrip eder ve sonunda karaciğer hasar görürse testosteron seviyeleri düşer. Eğer içiyorsanız, bunu ölçülü yapın.

8- ED’mi yeni cinsel partnerime nasıl açıklayabilirim?

En iyi politika dürüstlük ve açıklıktır. ED’nin nedenini ve çözümünü anlıyorsanız, partnerinizi aydınlatabilir ve birbirinizden zevk aldığınız diğer tüm konular gibi cinsel yakınlığın da her ikiniz için zevkli olmasını sağlayabilirsiniz. ED gizli bir utanç meselesi olmak zorunda değil çünkü bu tıbbi ve de neyse ki oldukça tedavi edilebilir bir durum.


Continue Reading
Advertisement

SEKS & İLİŞKİLER

Erkekler en çok nerde sevişmeyi seviyor?

Umut Doğan Yıldız

-

Erkeklerin en çok sevişmek istedikleri yer, düşündüğün gibi mutfak değil. Çünkü erkeklerin %73’ü duşta sevişmeyi istiyor!

Genellikle aklımıza hep mutfak fantezileri gelir ve erkeklerin mutfakta seks yapmak için çırpındığını düşünürüz. Fakat anketin sonuçları bizi mutfaktan çıkarıp su altı dünyasına sürüklüyor.

Aslında erkeklerin bu tutkuları biraz anlaşılabilir bir durum. Her halükarda zaten duş alacağın için, neden iki iş birleştirilip tek bir seferde halledilmesin ki? Duşta seks yapanlar da bu tutkularından vazgeçme niyetinde değil. Duşta seks yapmış olan insanların %81’i bunu bir kez daha denemek istediklerini belirtiyorlar.

Ankette ayrıca, insanlara duşta seks yapmayı en çok hangi mevsimde tercih ettikleri de sorulmuş (Bilim sağ olsun, durduramıyoruz.). Sonuçlara göre, %56’sı duşta seks için en çok yaz aylarını sevdiklerini belirtiyorlar.


Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

İlişkilerde iletişim sorunları

Umut Doğan Yıldız

-

İletişim sorunları yüzünden ilişkiniz çatırdıyorsa, büyük bir kavgadan kaçınmanıza ya da bir kavgayı atlatmanıza yardım edecek yedi temel yöntemle tanışın. 

 DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

Dışardan bakıldığında ilişkiler çok basit gibi görünebilir. Bir kez çift olduğunuzda, artık yanınızda sizinle favori dizinizi izleyecek ve yatarken size sarılacak daimi biri olur. Ancak ne yazık ki gerçek bu kadar basit değil. İlişkiler çaba ister. Herhangi bir ilişki terapisti, size başarılı ve sağlıklı bir ilişkiye sahip olabilmenin sırrının yüzde 90 iletişimle ilgili olduğunu söyleyecektir.

Peki, özellikle de partnerinize nasıl hissettiğinizi anlatmaya çalışırken (onunla ilgili, ofisteki korkunç gününüzle ilgili, antrenmanda karşılaştığınız zorluklarla ilgili…) etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrenmemişseniz ne olur?

İletişim kur(a)madığınızda genellikle başınıza gelen, patlayıcı kavgalardır. Lisanslı danışman ve terapist Monte Drenner, “Birçok (natrans) erkek partnerinin duygularını onaylamanın önemini anlamıyor ve bu yüzden tartışmalar kısa sürede kolayca alevlenebiliyor,” diyor. Büyük bir kavga da iletişim becerilerinizin daha da kötüleşmesi demektir çünkü kim öfkeden köpürürken duyguları hakkında konuşabilir ki?

Bu büyük kavgalardan uzak durmak ya da yakın zamanda yaşanan bir tartışmanın yaralarını sarmak için nasıl iletişim kuracağınızı bilmek çok önemli. Tabii ki partnerinizle olan iletişim şeklinizi değiştirmek kolay olmayacak ve zaman alacak. Fakat bu yedi ipucuyla ilk adımları siz atabilirsiniz.

Tuhaflığı kabullenin

Birçok insan (özellikle de erkekler) duyguları hakkında doğrudan ve açık bir şekilde nasıl konuşacağını bilmiyor ve bu da iletişim kurmayı biraz tuhaf ve tatsız bir hale getiriyor. Örneğin birine onu öpüp öpemeyeceğimizi sormak bize tuhaf geliyor. Fakat onay almak konusundaki son görüşler, doğrudan iletişim kurmanın (gerçekten de “Seni öpebilir miyim?” diye sormak gibi) en iyi iletişim şekli olduğunu gösteriyor. Bu, ister birinin onayını alıyor olun ister neden kötü hissettiğinizi açıklıyor olun, herhangi bir konuşma için geçerli.

Şüpheye düştüğünüzde, sürekli iletişim halinde olun

Partnerinizle ne kadarını paylaşmanız gerektiğinden emin değilseniz, her şeyi paylaşacağınız varsayımıyla yola çıkın. Evlilik ve aile terapisti Paul Hokemeyer, “Çalıştığım birçok erkek kendini açmaktansa bundan geri durmayı ve açık açık iletişim kurmak yerine telepatiyi tercih ediyor,” diyor. “Bu yüzden ben de onları özellikle söylenmesine gerek duymadıkları şeyleri söylemeleri ve deneyimleriyle duygularını sürekli anlatmaları konusunda teşvik ediyorum.”

Gergin bir anda geri adım atın

Öfke ve iletişim bir arada gitmiyor. Partnerinizi incittiğiniz anları tekrar düşünün, muhtemelen öfkeliydiniz. “Sevdiğimiz kişiyle kavga ederken merkezi sinir sistemimizin en basit ve ilkel kısmı tarafından kontrol ediliriz,” diyor Hokemeyer. Bu yüzden de problemi çözmek yerine karşımızdakini kötü hissettireceğini bildiğimiz ne varsa söylemeye eğilimliyiz. “Bu çok yıkıcı bir dinamik.”

Bu zarar veren döngüden kaçınmak için, Hokemeyer, kavganın yoğunluğundan bir adım geriye çekilmenizi öneriyor. Oradan uzaklaşın ve hem kendinize hem de partnerinize sakinleşmek için zaman tanıyın. “Şu an bunları tartışmak için pek de iyi hissetmiyorum. Yürüyüşe çıkıp kafamı toplayacağım,” diyebilirsiniz. Nabzınızın düzelmesi, zihninizin yatışması ve kendinizi ifade etmenin daha iyi bir yolunu bulabilmek için ideal olan, kavga ortamından en azından yarım saatliğine uzaklaşmaktır, diyor cinsel terapist Rosara Torrisi.

Hokemeyer, partneriniz uzaklaşmanıza izin vermiyorsa, cevap vermeden önce kafanızda iki kez 50’ye kadar sayın diye tavsiye ediyor. “Burada amaç mantığın devreye girmesine izin vermek ve tepkilerinizin ilkel seviyeden beyninizin daha üst, size durumu çözmeniz için akıllıca taktik veren kısımlarına yükseltmektir.”

Her şeyi düzeltmeye çalışmayın

İletişim kurarken erkeklerin yaptığı en büyük hata, aslında var olmayabilecek bir problemi çözmeye çalışmaktır, diyor Drenner. “Çoğu zaman sevdiğimiz kişi sadece yaşadığı bir zorluğu anlatıyordur ya da bir şeylerden şikâyet ediyordur. Yani ortada her zaman gerçek anlamda bir soruna çözüm aranması gibi bir durum olmuyor.” Karşınızdakine yaslanacak bir omuz yerine bir çözüm sunduğunuz zaman onu hayal kırıklığına uğratabilirsiniz çünkü aradığı şey düzeltilmek değil onu dinleyen birinin olmasıdır. Drenner, “Sizden özellikle istenmedikçe bir şeyi düzeltmeye çalışmayın,” diye öğütlüyor.

Sadece konuşmayın; dinleyin

Çiftler tartıştığı zaman bunun nedeni genellikle partnerlerin birbirini gerçekten dinlememesi oluyor. Kendi argümanınızı kanıtlamaya o kadar odaklanıyorsunuz ki, karşınızdakinin argümanını dinlemiyorsunuz bile. Partnerinizin dediklerine katılmıyor olsanız da onu dinlemek ve bakış açısını anlamaya çalışmak önemlidir. Drenner, “Anlaşılmaktan çok anlamak için çaba gösterin,” diyor. “Sizin bakış açınızı anlamaya çalışan bir insanla tartışmak zordur.” Eğer gerçekten haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, karşı tarafın argümanını dinleyerek onları daha kolay çürütecek karşı argümanlar oluşturabilirsiniz.

Kırılgan olmaktan çekinmeyin

“Erkekler kültürel olarak hissetmekten ziyade düşünmek üzerine şekillendirilmiştir,” diyor Hokemeyer. Onlara küçüklükten itibaren duygularını göstermenin zayıflık olduğu öğretiliyor ve zayıf olmak istenmeyen bir özelliğe dönüşüyor. Ancak partnerinizle gerçekten iyi bir iletişim kurmak istiyorsanız, duygularınızı onlarla paylaşmayı öğrenmelisiniz. Hokemeyer, “İletişim, özellikle de yakın ilişkilerdeki iletişim, rahatsız edici ve kontrol edilemeyen duyguları uyandıran bir kırılganlığı gerektirir,” diyor.

Aslına bakılırsa, mantıklı ve dürüst bir şekilde duygularınızdan bahsedebilmek, duygusuz bir robota dönüşmekten daha çekicidir. “Kadınlar duygusal kırılganlığı bir güç olarak görür,” diyor Drenner. Zayıf tarafınızı birine göstermek korkutucu olabilir ancak bu, sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişkinin olmazsa olmazıdır.

Yardım isteyin

Bir ilişki içindeyken iletişim kurmayı öğrenmenin harika yanlarından biri de yalnız olmadığınızı bilmektir. Belki partneriniz iletişim konusunda uzmandır, belki de o da sizinle beraber öğreniyordur. İki şekilde de, partneriniz size yardımcı olmaya açık olmalı. Bu, siz öğrenene kadar sabırla beklemek anlamına gelse de… Hokemeyer, “Partnerinizden, yaptığınız yanlışlar ve mükemmel olmayan davranışlarınız için sizi eleştirmek ya da ayıplamak yerine sabırlı olmasını ve sizi desteklemesini isteyebilirsiniz,” diyor. Açık, doğrudan ve duygusal olarak iletişim kurabilmek bir süreçtir ve bu sürece işe başlar başlamaz mükemmel olamayacağınızı bilmek de dâhildir. Bu size denemeyi bırakmanız için bir bahane sunmamalı ancak partnerinizin size bir alan sunmasını sağlamalıdır.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

İyi öpüşmenin sırrı

Umut Doğan Yıldız

-

Bu, ellerinizi ya da dudaklarınızı nereye koyduğunuzla ilgili değil. İyi öpüşmenin sırrını açıklıyoruz.

DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

zorlandım. Fakat bir kez hatırlayınca, bir daha aklımdan çıkaramadım: Kafasını bir aşağı bir yukarı oynatarak bardaktan su içen kuş oyuncakları gibiydi. Ondan çok hoşlanıyordum ve onu öpmek için sabırsızlanıyordum fakat büyük bir hayal kırıklığına uğradım. O su içen kuştu ve kuru, mekanik bir ritimle dudaklarımı gagalıyordu. Bir ay kadar bir süre rahatlayacağını ve durumun değişeceğini umarak onunla görüşmeye devam ettim ancak hiçbir şey değişmedi. En sonunda yollarımızı ayırmaya karar verdik.

Geçtiğimiz aylarda yine su içen kuşları düşünüyordum, ancak bu sefer su içen kuş partnerim değildi; bendim. Ona karşı pek bir şey hissetmediğim fakat çekici ve sevimli bulduğum biriyle üçüncü randevumuza çıkmıştık. Onu o kadar mekanik bir şekilde öpüyordum ki ben bile sıkılmıştım. Bu yüzden geri çekilip birdenbire, “Yarın erkenden bir toplantım var,” dediğinde pek şaşırmadım. (Kendisi işsizdi.)

Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız.

Bu olay sonuncu vaka değildi. Bundan birkaç ay sonra da hala daha kötü öpüşen biriydim. Biriyle harika bir randevuya çıkıyor, fakat gece apartmanımın önünde birbirimize doğru yaklaşırken nedense kaskatı kesiliyordum. Orada dikilip ellerim omuzlarında, kafamı lise yıllarımdaki becerilerim ve umursamazlığımla hareket ettiriyordum. Öpüşme sesleri dikkatimi dağıtıyordu ve bence romantik kariyerim sona ermişti.

Berbat öpüştüğünüzü düşünmüyor olsanız bile, muhtemelen öpücük kariyerinizde kendinizden şüphe ettiğiniz anlar olmuştur. Kadın arkadaşlarımdan biri uzun süreli bir bekârlığın ardından çok yakışıklı biriyle bir ilişki yaşama şansı buldu ve bize resmen nasıl öpüşeceğini unuttuğunu söyledi. Bir ilişkiden soğuma sebepleri söz konusu olduğunda, kötü öpüşmeye kıyasla kötü sevişmeden daha sık bahsediyoruz. Fakat bana göre kötü sevişme daha telafi edilebilir bir durum. Kötü bir sevişmede, partnerinizin yaptığı şeyleri onun şahsını eleştiriyormuş gibi görünmeden eleştirebilirsiniz. Sevişmek konusunda geri bildirim almaya da alışkınız. Yatakta biri bize ne yapmamızı istediğini söylediğinde bunu seksi buluyoruz. Fakat öpüşmek daha farklı. Öpüşmek tutkuyla yönetilir, teknikle değil ve tutku üzerine yorum yapmak daha zordur. Bir öpüşmeden haz almadığınızı düşündüğünüzde, genellikle öpüştüğünüz kişiyle kimyanızın tutmadığını düşünürsünüz. Anlamam vakit aldı, ancak kötü öpüşmeye başlamamın sebebi stresti; endişeliydim ve biriyle kimyamın uyuşması ihtimaline tamamen yabancılaşmıştım. Bir gün, biraz sakinleşmişken çekici bulduğum biriyle öpüştüm ve düzeldiğimi hissettim. Ancak bundan önce bir öpüşmeyi neyin iyi ya da kötü kıldığı üzerine kafa patlatacak bol bol vaktim oldu.

İyi bir öpüşme, iki tarafın da öz farkındalık hissetmediği bir öpüşmedir.

Bir arkadaşımın da dediği gibi, “İyi bir öpüşme, özellikle ilk aşamalarda iki taraf da bunu pek ciddiye almıyorsa gerçekleşir. Tam ortasında durup birbirinize gülümsemek ise harikadır.” İdeal olan, partnerinize duyduğunuz tutkunun teknik konulardaki endişenize üstün gelmesidir. Yine de temel öpüşme taktiklerini aklınızdan çıkarmamakta fayda var: “Partneriniz hiçbir koşulda diliniz yüzünden boğuluyormuş gibi hissetmemeli,” diyor başka bir arkadaşım. “Ayrıca herkesin tükürüğü kendine, eğer sonrasında ağzınızı silmek zorunda kalıyorsanız, o berbat bir öpüşmedir.” Ancak ikiniz de bunları çok fazla düşünmüyorsanız, taktikler kendiliğinden gelişecektir. Ellerinizi nereye koymanız gerektiği konusunda bocalamayacaksınız. (Ben şahsen bir elin saçlarımın arasında olmasını, bir elin de belimde olmasını seviyorum.) Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız ve kendinizi kötü hissedersiniz. Öptüğünüz kişinin en çekici özelliğine odaklanmanız zihinsel olarak yardımcı olacaktır. Öpüştüğüm erkeğin biceps kaslarını düşünürsem, gözlerinin açık olup olmadığını kontrol etmek için gözlerimi açıp açmamam gerektiği konusunda stres yaşamam ya da tuhaf nefes seslerimi duyup burnumdaki etin farkına varıp varmadığı konusunda endişelenmek zorunda kalmam. Eğer tek başına çekici bir özellik düşünemiyorsanız, en iyisi vazgeçin.

Gerçek ustalık karşınızdakini rahat hissettirebilmektir.

İzin almak önemli. Uzun bir süre boyunca, karşımdaki kişinin beni öpüp öpemeyeceğini sorduğunda doğallığı ve romantizmi mahvettiğini düşündüm. Ancak son yıllarda bu eylem üstünde söz sahibi olmak oldukça hoşuma gitmeye başladı. Beni ilgilendiren her şey konusunda söz sahibi olmak da… Geçen sene Tinder’dan tanıştığım biriyle randevuya çıkmıştım. Bir saatin sonunda beni öpüp öpemeyeceğini sordu. Hayır dedim çünkü onu yeterince inceleme fırsatı bulamamıştım ve herkesin içinde sarmaş dolaş olma fikrinden hoşlanmadım. Sorduğu için de çok memnun oldum çünkü birdenbire dudaklarıma yapışsaydı çok sinirlenebilirdim. Negatif cevabıma karşın alınmış görünmedi ve tatlı bir şekilde ortamdaki gerginliği dağıtmak için, “Peki, seni öpüp öpemeyeceğimi sana sonra tekrar sorabilir miyim?” diye sordu. Bu durum biraz komik görünse de o an hiç de klişe değildi. İzin istemek seksidir.

İzin istemek ve izin vermenin de ötesinde, birinin kendine bu konuda güvenmesini sağlamak oldukça basit: Onlara iyi öpüştüklerini söyleyin.

Aranızda hiçbir çekimin olmadığı, içinden çıkılmayacak bir şekilde endişeye kapılmış ya da doğuştan gelen bir yeteneksizlikle gerçekten kötü öpüşen yüzde 0.0003 insandan biriyle öpüşmüyorsanız, onaylamak durumu düzeltecektir. Gerçekten berbat olsalar bile hoşlandığınız birinden vazgeçmeden önce ona bu küçük yalanı söyleyin. Derin bir nefes alın ve “Vay be, gerçekten de iyi öpüşüyorsun,” deyin. Evet, kötü öpüşmeye devam edebilirler. Fakat daha iyi ihtimalle rahatlayacaklar ve siz de harika bir öpücüğün tadını çıkaracaksınız.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com