Bizi Takip Edin

SAĞLIK

DİŞ GICIRDATMA HAKKINDA HER ŞEY

-

 

Amerikan Hastanesi’nden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Zekai Yaman Bruksizm (Diş Gıcırdatma) hakkında her şeyi açıklıyor.

1“Bruksizm, istemsiz olarak yapılan ve çiğneme gibi herhangi bir amaca hizmet etmeyen, dişleri sıkma, sıkıca kapatma, kaydırma veya gıcırdatma olarak kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Gece uyku sırasında (uyku bruksizmi), gün içinde (gündüz bruksizmi) veya hem gece hem de gündüz görülebilir. Uyku bruksizmi ile gündüz bruksizmi iki ayrı durum olarak ele alınmalı. Temel belirtiler arasında çenede ağrı ve yorgunluk, dişlerde gevşeme hissi, bir grup dişte veya şakaklarda ağrı, çene kilitlenmesi veya sabah ağız açma zorluğu vardır. Bruksizmi, birden çok faktörün yol açabileceği bir dizi bozukluğun sonucu olarak görebiliriz. Bruksizmin dişler üzerinde son derece zararlı etkileri vardır. Normal fizyolojik ısırma kuvvetlerinin çok üzerinde ve kontrolsüz bir travmaya maruz kalan dişlerde aşınma ve kırılmalar oluşur. Dahası, aşırı çalışan kasların hacmi artar ve çene köşesinde belirgin hâle gelir. Diş gıcırdatan bireylerin büyük kısmı bunu farkında olmadan yapar ama aşınmalar bir diş hekimi tarafından kolayca tespit edilebilir.”

Uyku Bruksizmi
“Bir uyku bozukluğu olarak kabul edilir ve hafif uykuya geçiş sırasında görülür. Beyindeki dopamin nörotransmitterinde kimyasal değişiklik oluşuyor ve çiğneme kaslarına uyarı giderek kaslar
kasılıyor. Çiğneme kaslarında oluşan ritmik ve istemsiz kasılmalar diş gıcırdatmaya yol açıyor. Kişinin aynı yatağı veya odayı paylaştığı kişiler tarafından duyulabilen diş çarpma veya gıcırdatma sesi oluşuyor. Bruksizme diş ve diş kapanış bozuklukları yüzde 10; stres ve anksiyete yüzde 20; uyku apnesi ve horlama gibi etkenlerse yüzde 70 oranında yol açıyor.”

Tedavisi
“Tedavinin birinci aşaması diş yapılarını korumaya yöneliktir. Hastadan alınan diş kalıpları üzerinde gece koruma amaçlı akrilik plaklar hazırlanır. Gıcırdatmanın aşırı olduğu dönemlerde
her gece takılması gerekir. Gece koruyucu plakların dişlere adaptasyonu üç aylık sürelerle kontrol edilmeli ve aynı plak iki yıldan uzun süre kullanılmamalı. Alkol, sigara ve kahve kullanımı uyku
bruksizmini tetikleyeceğinden, uyku düzenini korumak için yatmadan en az iki saat önce bunlardan uzak durulmalı.”

2
Gündüz Bruksizmi
“Bilinçli olarak çene kaslarının tonik kasılmaları ile gerçekleşir. Kişi dişlerini sıkıca birbirine bastırır ve sıkar. Gıcırdatma ve ses yoktur. Genellikle anksiyete, depresyon ve stres gibi psikolojik
nedenlerden kaynaklanır. Gün içinde kasların aşırı sıkılması, çene kaslarında spazm ve yorgunluk, çene ve şakak bölgesinde sürekli ağrılara yol açar. Baş, boyun, omuz ve sırt kasları da tutulabilir. Çene kaslarının aşırı kullanımı sonucu kas büyümesi (hipertrofi) gelişebilir ve bu durum, kasın kuvvetini artırarak daha etkin kasılmasını sağlar ve sonuçta ağrıyı artırır.”

Tedavisi
“İlk aşama psikolojik faktörlerin kontrolü ve stresi düşürmeye çalışmak. Diş sıkmaya dair farkındalığı artırıcı uyarı ve benzeri yöntemlere ilaveten, gevşeme, postür düzeltme, nefes egzersizleri ile
pilates etkili olabilir. Gündüz bruksizminde de koruyucu akrilik kılıflar kullanılıyor. Çiğneme kaslarına Botulinum toksin (botoks) enjeksiyonu da çok sık tercih ediliyor. Botoks, aşırı gelişmiş ve
ağrılı kastaki ağrıyı ciddi oranda azaltıyor. Bunun yanında, stresle mücadele etmek için psikiyatrik destek de alınabilir.”

SAĞLIK

İlk müdahale yanlışları

Umut Doğan Yıldız

-

İlk yardım şart, ama nasıl? İşte ilk müdahale yanlışları!

Her yıl sadece ABD’de 175 bin civarında insan, hayati bir tehlikeyle karşılaştıklarında etrafta ilk yardımdan anlayan biri yok diye ölüyor! Öte yandan ilk yardım uygulamaya kalkanların da büyük çoğunluğu, iyi niyetle bu işe soyunduğu halde, yanlış müdahale yüzünden ölüme sebep oluyor. Örneğin kalp krizi geçirene de boğulma tehlikesi içinde olana da aynı teknikler uygulanınca hasta kaybediliyor. Bu noktada uzmanların uyarısı açık: “Öncelikle zarar verme!”

En sık yapılan ilk müdahale yanlışları ise şöyle:

Bayılan kişiye tokat atmak,
Yapılması gereken: sırt üstü yatırıp ayaklarının altına yüksek bir yastık koymak.

-Epilepsi krizi geçiren kişiye soğan ya da kolonya koklatmak,
Yapılması gereken: Etrafındaki tehlikeli cisimleri uzaklaştırmak, dişlerinin arasına bez parçası sıkıştırmak, yan yatırmak, ağzından akan salyaları silmek.

Suda boğulma halinde kişiye kalp masajı yapmak,
Yapılması gereken: Nefes alıp veriyorsa ağızdan ağıza solunum uygulayıp yan yatırmak ve ciğerlerindeki suyun çıkmasını sağlamak.

Nefes borusuna kaçan cisim için sırtına vurmak,
Yapılması gereken: Öksürmesini sağlamak.

Yanıklara diş macunu vb. sürmek,
Yapılması gereken: Yanığı soğuk suya tutmak ve yanan yere dokunmamak.

Devamı

SAĞLIK

Sigaranın bilinmeyen zararları

Umut Doğan Yıldız

-

Sigaranın hafıza, gözler ve sese verdiği zarar bir yana, felç ya da inme de sigaranın sebep olduğu hastalıklar arasında yer alıyor.

Araştırmalara göre her yıl dünyada 15 milyon kişi, Türkiye’de ise 130 bin kişi inme ya da felç geçiriyor. İnmede en büyük risk faktörleri arasında sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Uzmanlar, sigara içenlerin içmeyenlere göre 2,5 kat daha fazla felç geçirme riski bulunduğuna dikkat çekiyor. Çünkü inme ya da felç; beyni besleyen damarlardan birinin tıkanması veya yırtılması sonucu meydana geliyor ve ilgili beyin bölgesinde işlev kaybı oluyor. İnme vakalarının %85’i damar tıkanıklığı ile kendini gösterirken beyin kanamalarına daha az (%15) rastlanıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, inmenin türüne bağlı olarak tedavi edildiğine dikkat çekerek, “En sık izlenen beyin damar tıkanıklığı için risk faktörleri sigara içimi, hipertansiyon, diyabet, kalpte atrial fibrilasyon denen ritim bozukluğu, kan yağlarının yüksekliği, yüksek alkol alımı, depresyon, kilo yüksekliği olabiliyor. Mesela sigara içiyorsanız içmeyene göre 2,5 kat fazla felç geçirme riskiniz var” diyor.

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nazmi Bilir ise konuya farklı bir bakış açısı getiriyor: “Her yıl dünyada yaklaşık 7 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar sonucunda yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise yılda 120 bin kişi sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. 1999’daki Marmara Depremi’nde kayıtlara göre 17 bin kişi öldü. Aynı yıl sigara yüzünden 100 bin kişi hayatını kaybetti. Depremin üstünden 20 yıl geçti ama sigara nedeniyle her yıl 100 bin kişi ölmeye devam ediyor!”

Devamı

SAĞLIK

Çocuklarda öfke patlamaları

Umut Doğan Yıldız

-

Çocuğunuzun duygusal patlamaları ve öfkesinin, tipik çocuk davranışının ötesine geçtiğini nasıl anlarız? 

Pek çok çocuk zaman zaman öfke patlamaları ve agresyon yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman onların yapmak istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında meydana gelir. Ancak çocuklar bu davranışı sürekli hale getirirlerse veya öfke patlamaları kontrolünü kaybederse, bu durum tipik davranış örüntüsünün dışına çıktığını gösterebilir.

Öfke patlamalarında, ebeveyn olarak sizi davranışsal sorun olarak uyaracak işaretler şunlar olabilir;

*Çocuğunuz gelişimsel olarak öfke patlamaları görülebilen yaşları (6-7 yaş) aşıyorsa,

*Bu tür davranışları kendisini veya başkalarını tehlikeye atıyorsa,
*Okulda sürekli sorun yaratıyorsa ve öfke kontrolü ile ilgili konuları öğretmenleri gündeme getiriyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuzun yaşıtlarıyla ilişkisi bozuluyorsa (oyunlara alınmama veya doğum günü partisine davet edilmeme gibi),

*Öfke sorunları aile içi çatışmalara neden oluyorsa ve aile ilişkilerini etkiliyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuz kendisini üzgün ve umutsuz hissediyorsa…

Çocuklar sürekli öfke patlamaları yaşadıklarında, bunun altında genellikle içsel huzursuzluk yatmaktadır. Bu davranışların olası psikiyatrik nedenleri şunlardır:

DEHB: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yaşayan pek çok çocuk öfke sorunları yaşamaktadır. Özellikle dürtüsellik bu öfke sorunlarına neden olabilir. Ayrıca dikkat sorunları çocuk ve aile arasında çatışmalara neden olabilir bu da öfke sorunlarını ortaya çıkarır. Ancak her öfke sorunu DEHB demek değildir.

Kaygı: Ciddi öfke yaşayan çocuklarda bazen ortaya konulamamış kaygı sorunları bulunur. Çocuğunuzun kaygısı varsa, özellikle de onu saklıyorsa, sıkıntıya neden olan durumlarla baş edebilmek için öfke davranışına başvurabilir.

Travma ve İhmal: Yapılan çalışmalar, okul içinde ortaya konan agresif davranışların altında evde yaşanan travmatik yaşam olaylarının yattığını göstermektedir. Evde güvende hissetmeyen çocuklar ev dışına çıktıklarında adeta bir eşkıyaya dönebilir.

Öğrenme Sorunları: Çocuğunuz okulda ya da ev ödevi sırasında sürekli öfke davranışını tekrarlarsa, tanı konulmamış bir öğrenme bozukluğu olması mümkündür. Örneğin matematik çalışırken gözlenen bu davranış matematiği öğrenemediğinden kaynaklanabilir.

Duyusal Bütünleme Sorunları: Bazı çocuklar çevrelerindeki dünyadan aldıkları duyusal bilgiyi işleme konusunda sorun yaşarlar. Çocuğunuz uyaranlara karşı aşırı hassas ise (sıkı veya kaşındıran bir kıyafet gibi) bu çocuğunuzu rahatsız edecek ve öfke patlamalarına yol açacaktır.

Otizm: Otizmli çocukların büyük bir kısmı dramatik öfke patlamalarına maruz kalırlar. Takıntılar, sınırlı ilgi alanları duyusal sorunlar ve iletişim problemleri otizmde öfke sorunlarının önemli tetikleyicileridir.

Öfke sorunları yaşayan çocuklara yardım

Pek tabii ki belirli psikiyatrik hastalıklara karşı verilen ilaç tedavileri bir noktaya kadar öfke sorunlarını azaltabilir. Ancak aile bireylerinin davranışlarındaki değişiklik, bu azalmanın kalıcılığına sebep olur. Şimdi çocuğunuzun öfkesiyle nasıl başa çıkacağınızı anlatalım:

Tetikleyicileri ortaya çıkarın: Öfke ile başa çıkmada ilk basamak onu tetikleyen olayları ortaya koymaktır. Hatta anne baba olarak bu olayların bir listesini hazırlayıp bunu çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Asla pes etmeyin: Çocuğunuzun öfke patlamalarını onun isteklerini anında yerine getirerek azaltmaya çalışmak, tozları halının altına süpürmeye benzer. Hatta bu davranış ona sinirliliğin ve öfkenin işe yaradığını öğretir ki bu davranış tüm hayatına mal olabilir.

Sakin ve tutarlı olun: Önce kendi duygularınızın kontrolünü ele geçirmek çocuğunuza da duygularının kontrolünü öğretmede önemli bir kapı açacaktır. Sert ya da öfkeli cevaplar, bir çocuğun sözlü ya da fiziksel saldırganlığını artırır. Sakin kalarak, çocuğunuzda görmek istediğiniz davranış biçimini modelleyebilir ve öğretirsiniz.

Olumsuz davranışları görmezden gelin ve olumlu davranışları övün: Küçük davranış sorunlarını görmezden gelmenin azarlamaktan veya sertçe ikaz etmekten daha etkili olduğu bilinmektedir. İyi davranışları cesaretlendirmek ve övmek her zaman olumsuz ifadelerden daha etkilidir. (“Bir daha sinirlendiğini görmeyeceğim” yerine “ Sakinleşmek senden beklediğim davranıştı bravo” gibi.)

Tutarlı sonuçları onunla paylaşın: Çocuğunuz, negatif davranışlar neticesinde ne gibi bir yaptırımla karşılaşacağını önceden mutlaka bilmelidir. Sürpriz şekilde yaptırım uygulamak çocukla iletişiminizi çok ciddi şekilde bozar. Ayrıca yaptırımın her zaman benzer olmalıdır yer ve zamana göre değişmemelidir. Düşünsenize kırmızı ışıkta geçmenin cezası her gün değişirse kendinizi nasıl hissedersiniz?

Konuşmak için çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin: Çocuğunuz sakinleşmeden konuşmayı denemek düz duvara konuşmaktan öteye gitmez. Karşılıklı konuşmayı sürdürebilmek için iki tarafın da stabil bir duygu durumuna sahip olması gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com