Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Buzdolabında bozulan besinler

Umut Doğan Yıldız

-

 

Buzdolabına girince bozulan ve hastalıklara neden olan besinleri sizin için sıraladık.

Besinler nasıl saklanır?

Kahve

Buzdolabının içerisindeki nemli ortam kahvenin tadını, yapısını ve görüntüsünü bozar. Kahve ışık görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklanabilir.

Sarımsak

Sarımsağı 2 gün boyunca dolapta bekletirseniz eğer bu onun bakteri üretmesini sağlayacaktır. Sarımsakları, güneş görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklayabilirsiniz.

Patates

Kesilmiş ancak kullanılmadan buzdolabına koyulmuş patatesler 1.günün ardından bozulur ve bu şekilde tüketilmesi, bağırsak problemlerine neden olabilir.

Reçel ve bal

Bu tarz besinler buzdolabında saklandığında organik içeriklerini kaybedelerler ve sadece şekerden ibaret bir yiyecek olarak kalırlar. Güneş görmeyeni kuru ve serin b,r yerde saklamakta fayda var.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Yemek hazırlarken dikkat edilecekler

Umut Doğan Yıldız

-

Her antrenman hedefi ilk olarak beslenmeyle başlar ve yemek hazırlığı, bu yoldaki en büyük müttefikinizdir. İşte yemek hazırlama kılavuzu.

DERLEYEN: SAİDE TOKUÇ

Yumurtadan oluşan bir kahvaltının kaslarınız için çikolata dolu kruvasandan daha besleyici olması sizi şaşırtmaz. Odağınızda kilo kaybı olduğunda ise, arada sırada kurabiye kutusundan vazgeçmenin muhtemelen yardımı dokunacaktır. Bunu bilmek pek de zor değil.

Sorun şu ki, bilmek her zaman “yapmaya” eşit değil. Yapmamanız gerektiği sırada atıştırıyorsunuz. Sağlıklı bir yemek pişirmeye zamanınız olmadığı için dışarıda yiyorsunuz. İyi haber şu ki, tek suçlu siz olmayabilirsiniz. Görünüşe göre, işyerinin kantininden bir dilim pizza almanız için sizi baştan çıkaran tek şey boş mideniz değil.

Bu, “karar verme yorgunluğu” olarak adlandırılan psikolojik bir olgudur. Her gün ortalama 35.000 karar veriyorsunuz: Ertelemeli mi kalkmalı mı? Tost mu yulaf ezmesi mi? Beyaz gömlek mi mavi mi? Ve her kararla, her bir kararı almak daha da külfetli olur ve sonunda, beyniniz kısa yollar aramaya başlayarak dürtüsel davranır.

Beyniniz vücudunuzdaki en çok enerji talep eden organdır ve glukozu birincil yakıt kaynağı olarak kullanır. Zihinsel enerjiniz anlık her kararla tükenirken, vücudunuz azalan stoklarını yenilemek için hızlı bir yol arar: Şeker. Yağ kaybı paradoksu da buradan gelir. Yemeyi bırakmak için iradeye ihtiyacınız vardır ve iradenizi beslemek için yemeniz gerekir.

Yemek hazırlamanın kas kazandıran, yağ yakan en harika müttefikiniz olmasının nedeni de budur. Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve atıştırmalıklarınızı önceden hazırlayarak karar vermeyle ilgili çifte sorunu halledersiniz: Yalnızca ne zaman ne yiyeceğiniz değil, aynı zamanda ne kadar yiyeceğiniz sorunu…

Programlarımız dolu olduğunda, yemek zamanlarıyla ilgili sorun yaşayabiliriz,” diyor gıda bloğu Fit Men Cook’un kurucusu Kevin Curry. “Düşünmeden, yemeğin kalori ve besin değerine çok az dikkat ederek yeriz ve öğünleri atlarız ki bu da yoğun açlığımızı doyurmak için bir sonraki öğünde aşırı yememize yol açar. ‘Elimizi uzatsak alabileceğimiz bir yerde’ sağlıklı yemekler ve atıştırmalıklarımızın olması, telaşlı ve yoğun hayat tarzlarımıza daha besleyici gıdalarla devam etmemizi sağlar. Böylece aynı zamanda fitness ve sağlık hedeflerimize de ulaşabiliriz.”

Burada bir profesyonel gibi yemek hazırlamak için ihtiyacınız olan her şeyi bulacaksınız. Beyninizde diğer, daha önemli kararlar için yer açılacak: Göğüs günü mü, bacak günü mü?

Yemek Hazırlamanın Avantajları ve Dezavantajları

Kabul ediyoruz, bu çok basit bir iş değil. Öğle yemeğinizi sevmiyorsanız diğer bir veya iki gün buna mecbur kalıyorsunuz. Pazar öğle saatlerinizin büyük bir kısmını yemek pişirmeye ayırmak zorundasınız. Haftalık alışveriş listeniz titiz bir planlama gerektiriyor çünkü unutulan bir malzeme, bir haftalık yemeği riske atabilir. Her yere saklama kabı taşımak zorundasınız ve planlarınız değiştiği takdirde yemek çöpe gider.

Ancak dedikleri gibi, kolay olsaydı herkes yapardı. Hafta sonunuzdan birkaç saati yemek hazırlığına ayırarak hafta içi akşamlarınızı boşaltmış olacaksınız. Yıkamanız gereken tek şey saklama kabınız olacak. Sokak sandviçlerinden oluşan öğle yemeğiniz olmadığında yalnızca tartınız hafiflemeyecek, cüzdanınız da size minnettar olacak. Makrolarını sayan türden biriyseniz ve belirli antrenman hedefleriniz varsa, her bir gramına kadar bir haftalık yemeğinizi planlayabilirsiniz.

Yemek Hazırlama Fikirleri

İlk adım, hazırlayacağınız yemekler, yani kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve atıştırmalıklar için tarifleri ayrıntılarıyla planlamak. En sade formuyla, kas kazandıran yemeklerin temelinin yaklaşık olarak “iki avuç dolusu sebze, bir yumruk boyutu kadar karbonhidrat ve bir avuç içi boyutunda porsiyon kadar protein” içerdiğini belirtiyor diyetisyen ve The Low Fad Diet kitabının yazarı Jo Travers.

Protein açısından tavuk, balık, hindi, yağsız biftek, yumurta, tofu ve süzme yoğurt gibi yağsız seçeneklere bağlı kalın. Karbonhidratları mümkün olduğunca kompleks tutun ve sağlıklı yağları unutmayın. Zeytinyağı, avokado ve kabuklu yemişler sizi daha uzun süre tok tutacaktır.

Yemek Hazırlamanın Zorluğunu Azaltacak Stratejiler

Yemeklerinizi olabildiğince taze saklamak için, Long, buzdolabına atmadan önce onları tamamen soğutmanızı öneriyor. Yemeğin ıslanmasına yol açan buğulanmadan kaçınmış olacaksınız. Bununla birlikte, yemeğinizi oda sıcaklığında iki saatten uzun süre bırakmayın.

İnternetteki “olgun avokado” şakalarını gördüyseniz, sebzelerin ne kadar değişken doğalı olabileceklerini biliyorsunuzdur. Gıda atığını azaltmak için, donmuş ve konserve gıdaları arkadaş edinin. “Sürekli olarak bozulan ıspanak ve diğer sebze torbalarını çöpe atmaktan bıktığım için daha önceye kıyasla daha fazla doğranmış biberler, soğan, bezelye ve mısır gibi donmuş sebze alıyorum,” diyor Long.

Curry, yemek hazırlamayı yüksek yoğunluklu bir spor salonu antrenmanı gibi düşünün, diyor. “Rutininiz sona erene dek devam edin, yemeğiniz pişerken mutfağı temizleyin. Yemek neredeyse tamamlandığında yemek saklama kaplarını hazırlayın ve kapları tezgâh ya da masaya yayın.” Yemek pişirirken en sevdiğiniz spor salonu şarkı listenizi dahi dinleyebilirsiniz. “Müzik bana sadece enerji vermekle kalmıyor, aynı zamanda bunu neden yaptığımın zekice bir hatırlatıcısı: Yağsız ve çekici olmak için,” diye ekliyor.

Saklama Kapları nasıl olmalı?

Saklama kapları üzerine konuşmadan olmaz çünkü tüm o yemekleri bir şekilde saklamalı ve taşımalısınız. Ne yaptığınıza bağlı olarak her birinin avantaj ve dezavantajları olan, camdan çok bölmeli plastiklere kadar uzanan birkaç seçenek mevcut. Plastik saklama kapları hafif ve dayanıklıyken cam çeşitler de leke tutmayıp yemeği daha uzun süre daha taze tutuyor. Kavanozlar salatayı taze halde saklamanızı sağlıyor ve çok bölmeli plastik saklama kapları atıştırmalıkları paketlemeyi oldukça kolaylaştırıyor. Paslanmaz çelik saklama kapları harika görünüyor ancak genellikle maliyetleri yüksek ve mikrodalgada kullanılamıyorlar.

Düşük Bütçeli Yemek Hazırlama

Her gün ıstakoz yahni hazırlamadığınız sürece, yemek hazırlamak tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Ancak paranızın daha da fazlasını cebinizde tutmanın kolay yolları var, sadece biraz daha düşünmenizi gerektiriyor. Long, yapımı kolay ve erişimi basit, ekonomik malzemeler içeren tarifleri seçmenizi öneriyor. Düşünün: Patates, pirinç, makarna, yağsız protein kaynakları ve sebzeler. Mümkün olduğunca toplu şekilde alın ve yulaflar, sütler vb. için süpermarketlerin kendi markalarından alışveriş yapın. Donmuş ve konserve gıdalara odaklanın ve taze ürün almanız gerekiyorsa, “mevsimi olan sebzelere ve mahsule bağlı kalın,” diyor Long. Bir de kendinizin hazırlaması gereken gıdalar alın, diye ekliyor Travers. “Örneğin hazır doğranmış havuçlar için daha yüksek fiyat ödeyeceksiniz.”

Yemek Tarifleri

Şimdi, doğru tarifi bulmanın söylemesi kolay. Yemek hazırlama tarifinde bingo yakaladığınızı düşünürsünüz ancak altı paragraf sonra yazar hala son tatilinden bahsediyordur. Kendine düşkün, çok paragraflık manifestoları unutun; Curry’den takip etmesi kolay bu tarifler sizi doğrudan sonuca götürecek.

Devamı

SAĞLIK

Yazın bunları yapın ve değişimi görün

Umut Doğan Yıldız

-

Yazın kapıya dayandığı, güneşin tüm cömertliğiyle kendini gösterdiği bugünlerde göz sağlığımız açısından son derece dikkatli olmamız gerekiyor.

Zira ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneşin zararlı ışınları gözlerimizi her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Hem kendimizin hem de çocuklarımızın gözlerini yaz risklerine karşı mutlaka korumalı, özellikle güneş gözlüğü seçiminde bilinçli davranmalıyız. Aksi halde ileride görme kaybına bile yol açan sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz” diyor. Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, gözlerde yaz risklerine ve alınması gereken önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Güneş gözlüğü olmadan dışarı çıkmayın

Güneşin zararlı ışınları retinayı tahrip ederek katarakt ve kornea hasarına hatta gözün görmesini sağlayan sarı noktayı bozup kalıcı görme kayıplarına bile yol açabiliyor. Görme merkezi olarak bilinen sarı nokta, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından en fazla etkilenen ve yaşlandıkça yapısı değişen bir bölge. Bu nedenle bu bölgeyi güneş ışınlarından korumak en önemli kurallardan birisi olarak karşımıza çıkıyor.

  • Bulutlu havalarda da güneş gözlüğünüzü çıkarmayın

Gölgede ya da bulutlu havalarda da güneş gözlüğünüzü gözünüzden çıkarmayın. Zira doğrudan güneşin altında kalmadan, gölgede ya da büyük bir şemsiye altında oturmak bile güneşin zararlı ışınlarından korunmak için yeterli değil. Çünkü güneş ışınlarının büyük bölümü bulutlardan da geçebiliyor. Özellikle öğle saatlerinde çok daha dikkatli olun.

  • Lens takıyorum diye güneş gözlüğünü ihmal etmeyin

Lens kullanımı yaz mevsiminin vazgeçilmezi. Her ne kadar çoğu lens markası ultraviyole koruması olduğunu belirtse de güneş gözlüğü kadar rahatlatıcı ve koruyucu olamıyor. Hem lens ile oluşan kuruluğu önlemek hem de aynı anda retinayı korumak amacıyla güneş gözlüğü de aynı derecede vazgeçilmez rol oynuyor. Bu nedenle lens takıyorum diye güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.

  • Gözlerinizi ovuşturmaktan kaçının

Bahar ve yaz aylarında rüzgar ve toz kaçmasına bağlı olarak korneaya saplanan yabancı cisim vakalarına sıkça rastlanıyor. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarından korunmanın yanı sıra yabancı cisimden korunmak için de güneş gözlüğünüzü yanınızdan ayırmayın. Gözünüze kum veya toz kaçtığında kesinlikle ovuşturmayın, bol su ile yıkayın.

  • Görünüşüne değil kalitesine önem verin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Güneş gözlüğü seçiminde çok dikkatli olmak gerekiyor. Hem kendinize hem de çocuklarınıza güneş gözlüğü alırken albenisine kapılıp ultraviyole korumalı olduğundan emin olmadığınız gözlükleri almayın. Çocuk hastalarda 1 yaşından sonra güneş gözlüğü kullanmak gelecek için büyük yatırımdır. Kaliteli bir güneş gözlüğünün camları ultraviyole filtreli olmalı. Sertifikasını mutlaka görün aksi halde UV koruması olmayan güneş gözlüğü kişiyi gözlerinden edebilir bile!” diyor.

  • Makyajlıyken güneşlenmeyin

Göz makyajınız varken güneşlenmek ya da güneşten korunmak için sürdüğünüz kremi gözünüze çok yakın sürmek; bir süre sonra bu maddelerin güneş altında erimesine ve göze temas etmesine yol açacağından kızarıklık, batma, kaşıntı ve sulanma gibi sorunlara yol açabiliyor.

  • Havuza ve denize yüzme gözlüğü olmadan girmeyin

Denize ve havuza yüzme yüzücü gözlüğü olmadan girmeyin. Aynı zamanda kontakt lens kullanıyorsanız da, lensle havuza veya denize girmek enfeksiyona yol açan etkenlerin lense yapışarak göze bulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle kontakt lens kullanmanız gerekiyorsa günlük olanları tercih edin ve üzerine mutlaka yüzme gözlükleri takın.

  • Klimaya karşı dikkat edin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, ”Klimanın bilinçsiz kullanılması gözyaşının daha fazla buharlaşmasına, bu nedenle batma, kaşıntı, bulanık görme ve göz kuruluğuna yol açabilir. Klimalı ortamda uzun süre durmamaya, ara sıra pencereleri açmaya ve klimaya doğrudan maruz kalmamaya dikkat edin” diyor.

Devamı

SAĞLIK

Astımı olanlar nasıl beslenmeli?

Umut Doğan Yıldız

-

Astımınız varsa ve kötüye gidiyorsa, beslenme tarzınıza bir göz atmanız gerekebilir.

Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, astım rahatsızlığı olan ve olmayanların beslenme düzenini karşılaştırmış. Sonuçta şiddetli astımı olanların daha fazla yağ, buna karşın daha az lifli gıda tükettiği bulunmuş. Diyetine eklediğin her 10 gram yağ, astım belirtileriyle bağlantılı olan enflamasyonu arttırabiliyor ve astımın ciddileşme olasılığını yüzde 48 oranında yükseltiyor. Lifin ise tam tersine, enflamasyonu azaltma özelliği var. Çalışmanın yazarı Bronwyn Berthon, yağ (özelikle de doymuş yağ) tüketimini kontrol altında tutmanın ve lif alımını arttırmanın, astımı hafifletmeye yardımcı olacağını söylüyor.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com