Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Bisiklet sürmek gençleştiriyor

SPOR

Bisiklet sürmek gençleştiriyor

-

 

Yapılan araştırmalar bisiklet sürmenin bir faydasını daha ortaya çıkardı: Bisiklet sürmek gençleştiriyor!

Gençleştiren spor: Bisiklet

Pedal çevirmek, sadece bacaklara ve kardiyovasküler sisteme iyi gelmekle kalmadığı bir kez daha ortaya çıktı. İngilizlerin yaptığı bir araştırma, 75 yaşındaki amatör bisikletçilerin bağışıklık sistemlerinin 20 yaşındaki kişiler kadar iyi durumda olduğu sonucunu ortaya koydu. Araştırmaya 55 ila 79 yaş arası, yıllardır bisiklet sürmüş ve halen haftada birkaç defa bisiklet süren kişiler katıldı. Altı saatte 100 kilometrelik bir yol kat edebilen sürücülerin, mikroplara ve enfeksiyona karşı koruyan T-lenfosit oranlarının, 20 ila 36 yaş arası sağlıklı bireylerle aynı miktarda olduğu görüldü. İnsanlarda bu lenfosit üretme oranının 20 yaşından itibaren doğal olarak azaldığı düşünülürse, sonuç gerçekten büyüleyici.

Bisiklette 10 dakikada yakılan kalori miktarı: 97. Tıpkı okul yıllarında olduğu gibi, bisikletinize geri dönün.  “Bisiklet sürmek, sürdürülebilir bir danayıklılık antrenmanıdır.” bunu yıllar geçtikçe anlayacaksınız.

Bisiklet sürmenin faydaları!

Continue Reading
Advertisement

 

Yoğun temponun ilacı: Spor

-

Editör :

Gloria Jean’s Coffees Türkiye’nin başarılı CEO’su Mehmet Dinçerler için yoğun iş hayatı, spora gitmemek için bir bahane değil. Aksine sporun iş yaşamını kolaylaştırdığını söyleyen Dinçerler, karşılaştığı sorunları bile spor sayesinde çözüyor.

Röportaj: Uğur Mutlu

Dünyaca ünlü kahve markası Gloria Jean’s Coffees’in CEO’su ve Grup DNC Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Dinçerler, sporu asla hayatının dışına çıkaramayanlardan. Gittiği birçok toplantı, iş seyahatleri ve şube ziyaretleri nedeniyle yoğun bir iş hayatına sahip olan 31 yaşındaki Dinçerler, düşünülenin aksine bu yoğunlukla spor sayesinde başa çıkıyor.

Sporun vücudunu harika bir forma getirmesi dışında hayatına da birçok şey kattığını ifade eden Dinçerler, yorgunluk ve yoğunluk nedeniyle spor salonuna gitmek için bahane bulanlara anlam veremiyor. Genç yaştan itibaren iş hayatına adım atan başarılı iş insanı, sporun hayatına olan olumlu etkilerini ve antrenman sırlarını Men’s Health’e anlattı.

Men’s Health: Spora başlama kararını nasıl aldınız? Bu hikayenin başı nereye dayanıyor?

Mehmet Dinçerler: “11-12 yaşıma kadar grekoromen güreş yaptım. Daha sonra ise sporu bıraktım. Bıraktıktan sonraki dönem, yani 12-17 arası dönem ergenliğin de etkisiyle birlikte tabir-i caizse “obez” dönemimdi. 15 yaşımdayken 120 kiloya kadar çıktım. Tabi o zamanlar ailenizin de spora başla, bu kadar çok yeme gibi telkinlerini dinlemiyorsunuz.”

“17 yaşımda üniversite kazandıktan sonra derslerin başlamasına bir hafta kala “sanırım artık spora başlamam gerek” dedim. Üniversiteye başlamadan önce biraz kilo vermek istemiştim. O sene 8 ayda 40 kilo verdim. 80-82 kilo bandında 3 sene devam ettim.”

“Daha sonra boks yapmaya başladım ve bu 5-6 sene sürdü. O dönemde ağır sıklet tutkunuydum ve 90 kilo üstüne çıkmam gerekiyordu. 8 ayda 10 kilo aldım ve 92 kiloya ulaştım. Tabi bunlar profesyonelce, bilinçli beslenmeyle alınan kilolardı. 10 kiloyu fastfood yiyerek değil spor yaparak aldım. Amacıma da ulaştım.”

“İş hayatımdaki yoğunluğun artması, boksa çok fazla ağırlık veremememe neden olmaya başladı. Boks öyle bir spor ki, hobi olarak yapamazsınız. Boks yaptığım dönemde günde 3 antrenman yapıyorduk. Sabah performans, akşamüstü ağırlık, akabinde boks antrenmanları yapmamanız gerekiyordu. Ancak ben günde sadece bir antrenman yapabiliyordum. Çünkü ben 24 yaşımdayken şu anki şirketimizi kurdum. Bu dönem iş hayatım çok yoğundu ancak yine de sporu bırakmadım. Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım.” “Sonraki dönemde fitness’a ağırlık vermeye başladım. Günümüzden yaklaşık 4 yıl önce ise CrossFit’e başladım. Son 1 yıldır da CrossFit ile Fitness’ı birlikte götürüyorum. Ayrıca dönem dönem yoga yapıyorum.”

“BEN BUGÜN ANTRENMAN YAPACAĞIM DİYEBİLMEK YETİYOR”

MH: Yoğun bir iş hayatınız var. İş hayatınızla sporu bir arada götürmeyi ve bu forma ulaşmayı nasıl başardınız?

MD: Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım. Gün içinde yoğunsam sabah uykumdan kısıp, sabah uyuyabileceksem gece spor yapıyorum.”

“Eğer kendinize “ben bugün antrenman yapacağım” diyebildiğinizde, günlük planınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Ben iş hayatımda çok fazla seyahat ediyorum çünkü bizim Türkiye’nin 29 şehrinde operasyonumuz var. Bu şehirleri düzenli bir şekilde ziyaret ediyorum. Bununla birlikte yurtdışı seyahatlerim de var. Ancak benim bir huyum var ve gideceğim şehirdeki otele rezervasyon yaptırırken ilk önce orada benim ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir spor salonu olup olmadığına bakıyorum. Yani odanın içine bakmadan önce otelin spor salonunun özelliklerini araştırıyorum.”

“İş seyahatlerimde gün içinde yapmam gerekenleri tamamladıktan sonra dönüşte otele uğrar ve gerek yarım saat, gerek bir saat, gerekse bir buçuk saat sporumu yaparım. Sporumu ayrıca sabah uyandığımda da yapabilirim.”

“SALONDA VAKİT GEÇİRİRKEN BİRÇOK PROBLEM ÇÖZDÜM”

MH: Sporun iş hayatınızda ne gibi faydalarını gördünüz?

MD: “Spor salonuna gittiğimde mutlu olmamın yanında, antrenman yaparken birçok sorunumu da çözüyorum. Salonda kendime ayırdığım 1, 1,5 saatlik vakitte tamamen kendimle baş başa kalıyorum. Bu süre zarfında işteki problemlerimi çözdüğüm oluyor. Spor yapılan sürede insanın aklına birçok şey geliyor. Spor salonunda bir an durup ekibime mesaj attığım, direktif verdiğim bile oluyor. Yani spor benim için aynı zamanda bir ilham kaynağı.”

“Günde kendimize kaç saat ayırabildiğimiz meçhul. Birçok insan kendine yarım saat bile ayıramayabiliyor. Ama spor salonunda tamamen kendinize ayırdığınız bir vakit var. Mesela ben koşarken kafamda o kadar çok şeyi çözümlüyorum ki, hem canım sıkılmıyor hem de birçok problemimi halletmiş oluyorum.”

MH: Haftada kaç gün antrenman yapıyorsunuz? Günde birden fazla antrenman yapıyor musunuz?

MD: “Haftada mutlaka altı gün spor yapıyorum ve bu rakam bazen yediye çıkabiliyor. Bu yedinci günde hiçbir şey yapmasam bile yarım saat yürürüm, yarım saat yoga yaparım. Yüzme imkanım varsa, hafif tempo yüzerim. Vücudumu hiçbir zaman durdurmam.”

“Geçtiğimiz dönemde Los Angeles ve Vegas tatilimiz oldu. 10 günlük tatilin 6 günü antrenman yaptım. Muhtemelen Vegas’a giden hiç kimse spor yapmıyordum ama ben kopamadım.”

“Ayrıca nisan ayından ekim ayına kadar günde çift antrenman yapıyorum. Sabah kalkınca sahilde 45 dakika – 1 saat koşuyorum. Daha sonra işe gidiyorum ve işten çıktıktan sonra ise ağırlık ya da CrossFit antrenmanı yapıyorum.”

MH: Peki, nasıl bir antrenman programınız var?

MD: “Haftada bir veya iki gün tüm vücut çalışmaları yapıyorum. Geri kalan zamanlarda göğüs-ön kol, omuz-arka kol, sırt ve bacak olmak üzere dört farklı antrenman programı uyguluyorum. Bu dört antrenmanı tamamladıktan sonra tüm vücut antrenmanları yapıyorum ve döngü tekrar başa dönüyor.”

MH: Yoğun iş temposundan şikayetçi olanlara ne gibi önerileriniz var? Spor salonuna ayak atma motivasyonunu sağlamayabilmeleri için ne öneriyorsunuz?

MD: “Ben 18 yaşımdan beri tam zamanlı çalışıyorum ve 24 yaşımda kendi şirketimi kurdum. Bazı insanlar bana da “zamanım yok” diyorlar. Cevabım ise “bunu bana söyleme” oluyor. Açıkçası son 2 yıldır biraz rahatlamış olabilirim fakat benim yaklaşık 10 yıllık, fazlasıyla yoğun bir çalışma hayatım oldu. Bu yoğunluk hem zihnen, hem de bedenendi. Her şey kendi motivasyonunuzla ve kendi inancınızla ilgili.”

“Benim için spor yapmak, vücut yapmak veya fit olmaktan ziyade hayat motivasyonu. Spor hayatımın bir parçası ve ben spor yaparken gerçekten mutlu oluyorum. Spor salonunda olmak bana iyi geliyor. Elbette bizim de işlerimiz dönem dönem yoğunlaşıyor. Her insan gibi bizim de maddi, manevi, ailevi sıkıntılarımız olabiliyor. İnsan o dönemlerde kendisini spor salonuna atmak istemeyebiliyor. Ama ben spor salonuna gittiğimde rahatlayacağıma, problemlerimi çözeceğime, hayat motivasyonum ve enerjimin yükseleceğine adım gibi eminim.”

“İşte ben bunları bilerek spora gittiğim için zorluk yaşamıyorum. Spor salonunun yüzde 100 mutluluk garantisi var. Ayrıca aynaya baktığınız zaman herkesin motive olması gereken bir parçası vardır. Aynaya baktığınızda kendinizi kusursuz görüyorsanız, spor salonuna gitmeyin. Ancak eminim ki hiçbir insan kendini kusursuz görmüyor. Aynaya bakın ve kararınızı verin.”

“ANTRENMANDAN ÖNCEKİ KAHVE TERCİHİM DOUBLE ESPRESSO”

MH: Kahveyle antrenmanın ilişkisini nasıl kuruyorsunuz? Mesela siz kahveyi hangi saatlerde tüketiyorsunuz? Antrenmandan önce mi, sonra mı içmeyi tercih ediyorsunuz?

MD: “Kahve, benim işimden ziyade benim bir bağımlığım diyebilirim. Zira kahvesiz bir hayat düşünemiyorum. Sabah kalktığımda, ofise gittiğimde, ofiste geçen süre içerisinde kahve tüketiyorum. Antrenmandan yarım saat önce ise mutlaka bir double espresso içerim. Double espressonun enerji verdiği ve yağ yakımına yardımcı olduğu defalarca kanıtlanmış durumda. Bu nedenle benim tercihim espressodan yana alıyor.”

“Antrenmanın ardından ilk önce yemek yiyorum ve yemeğin ardından, nabzım normalleştiğinde bir kahve daha içiyorum. Akşam saat 8-9 aralığında ise son kahvemi tüketiyorum. En geç 12’ye doğru da uyumuş olurum.”

Vücut geliştirme ve fitness dışında takip ettiğiniz herhangi bir spor dalı var mı?

“Sıkı bir Galatasaray taraftarıyım. Galatasaray futbol takımının maçlarını takip ediyorum. Boks ve UFC müsabakalarını takip ediyorum. Geçmişte hem boks, hem grekoromen güreş yaptığım için bu sporlara olan ilgim devam ediyor.”

“Anthony Joshua’nın yenilgisi gerekliydi diye düşünüyorum. Her şampiyon için bu tarz bir mağlubiyet lazım. Devamlı galip geldiğiniz savaşta hem keyif alamazsınız, hem de kendinize olan güveniniz gereksiz derecede artar. Bence bu yenilgi Joshua için bir sınav. Eskisinden daha iyi bir geri dönüş yapacağını düşünüyorum. Efsane boksör Muhammed Ali’nin bile kemerini dört defa kaybettiğini unutmamak gerekiyor.”

“UFC’de ise Khabib Nurmagomedov’u beğenerek takip ediyorum. Ben dönem dönem jiu-jitsu da yapıyorum. Khabib de güreşçi ve jiu-jitsu’cu. Bu sebeple Khabib için ayrı bir sempatim var.”

YÜKSEK PROTEİNLİ KAHVE ARAYANLARIN TERCİHİ

Gloria Jean’s Coffees, müşterilerini farklı tatlarla buluşturmaya devam ediyor.

Gloria Jean’s Coffees yüksek proteinli, kalorisi düşük, şeker ilavesiz içeceği Protein Shake ile sporcuların günlük kahve ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Gloria Jean’s Coffees’in deneyimli baristaları tarafından hazırlanan bu içecek, spor sonrası kendine gelemeyen kahve severlere, hem enerji vermeyi hem de damak zevkinizi artırmayı amaçlıyor.

Gloria Jean’s Coffees, spor öncesi kalori yakmak ve spor sonrası kaybettiğini gücü geri kazanmak isteyenlere, Protein Shake içeceğini tavsiye ediyor. 200 kalori değerine sahip olan Protein Shake, içinde protein tozu(30gr), espresso, muz, yağsız süt ve buz kullanılarak hazırlanıyor.

Dinçerler, “Ben de bir spor tutkunuyum ve sporcuların ihtiyaçlarının neye yönelik olduğunu anlayabiliyorum. Bazen spora yetişmeniz gerekiyor ve yol üstünde atıştırılabilecek, kafeinli, şekersiz ve yağsız sütten yapılan bir ürün bulamıyorsunuz. Bu açığı gördük ve bütün sporcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ürün oluşturmak istedik. Bütün şubelerimizde bulunan bu lezzeti herkes deneyebilir” diyor ve ekliyor: “Sadece sporcuların değil, protein ve temiz karbonhidrattan oluşan bir ara öğün tüketmek isteyen herkesin ihtiyacını karşılayabilecek bir ürün”.

FOTOĞRAFLAR: ERHAN TARLIĞ

Devamı

SPOR

Dünya Ağır Sıklet Şampiyonu Nasıl Antrenman Yapar?

-

Dünya ağır sıklet şampiyonu Anthony Joshua, modern boksörlüğün sırlarını Men’s Health ile paylaştı.

WBA, WBO, IBF ve IBO kemerlerinin sahibi olan İngiliz boksörü daha yakından tanıyarak onu diğerlerinden ayıran tüm özelliklerini keşfedebilirsiniz.

Röportaj: Dan Masoliver
Fotoğraflar: David Venni

Anthony Joshua bir hayli yorulmuştu. Hatta yorulmakla kalmayıp tükenmişti. Dünya ağır sıklet boks şampiyonu, günlük hayatında her ne kadar coşkulu, neşeli ve şakacı olsa da, şu anda geçici bir süreliğine gık çıkarmıyordu. Konuşması yavaş, heceleriyse uzundu. Onu suçlayamazsınız çünkü zor bir hafta geçirdi. Nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz.

Aslında bir kez daha düşününce, bilmiyor da olabilirsiniz. Kendini Range Rover’ına zar zor atarak dinlenmek için Londra’nın kuzeyindeki evine doğru giden Joshua, bir yandan da Men’s Health ile konuşuyordu. Bir önceki haftayı Sheffield’da koçlar, antrenörler ve sparring boksörleriyle geçiren Joshua, hem bedenen hem zihnen hırpalanmıştı. Fakat bunların hepsi kendi iyiliği içindi.

Joshua’nın dövüş gününde bitecek olan 12 haftalık antrenman kampı, onu 1 Haziran tarihinde New York’taki Madison Square Garden’da karşılaşacağı 143 kiloluk Amerikalı rakibi Jarrell Miller’a karşı hem fiziksel hem de psikolojik olarak üstün kılmak adına tüm hızıyla devam ediyor. (Bu yazı hazırlanırken Joshua’nın rakibi Miller’ın doping testleri pozitif çıktı ve müsabakadan diskalifiye oldu. Joshua 1 Haziran’da Miller yerine Andy Ruiz Jr. ile karşılaşacak.) Joshua’nın dört dünya şampiyonluk kemeri IBF, IBO, WBA ve WBO bu maç nedeniyle ortada. Para ödülünün 19 milyon dolar olacağı söylentilerinin dolaştığı bu maç ayrıca Joshua’nın kendi ülkesi dışında yapacağı ilk müsabaka olacak. Bahisler ise hiç olmadığı kadar yüksek. Joshua hayranları için iyi, rakibinin taraftarları için kötü haber ise kampa girmiş bir Joshua karşısında yapılacak çok az şey olduğu.

Elit boksörlerin hikâyesinde genellikle ani bir yükseliş ve akabinde gelen düşüş vardır. Canavarca hazırlanılan bir dövüşün ardından iki taraftan biri diğerini midesine indirir. Bir diğer İngiliz Rick Hatton’ın dövüşlerindeki görüntüleri hatırlayanlar, onun adeta bir adet Rick Hatton’ı midesine indirmiş gibi şişkin göründüğünü bilir. Bazı dövüşçülerin hazırlık dönemleri, hurdaya çıkmış arabaları özenle yapılmış yarış arabalarına çevirmek gibiyken, Joshua’nın durumu daha çok Formula 1 arabasını hassas bir mühendislikle Elon Musk’ın uzaya taşıyabileceği bir uzay arabasına dönüştürmek gibi diyebiliriz. Joshua’nın sıradağlar kadar yüksek karın kasları ve muhtemelen kafatasınızdan büyük bicepsleri yıl boyu hazır olduğunu gösteriyor ve sürekli olarak rakiplerine korku salıyor.

Antrenman yapmadığı zamanlarda nasıl besleniyor?

Joshua’nın heybeti ne tesadüfi, ne de genetiğinin bir çeşit mucizesi. Olay tamamen Joshua’nın bu spora bütünsel yaklaşımından ibaret. Dövüş sonrasını ima ederek dağın tepesinden çabucak inmek istemediğini, çünkü şu an bulunduğu yerin tırmanması bir hayli zor olan bir tepede bulunduğunu belirten Joshua, “Antrenman yapmayıp kötü beslendiğiniz zamanlarda dağın eteklerine iner ve kendinize kötülük edersiniz. Antrenman yapmadığım zamanlarda en azından doğru besleniyor, bol bol su tüketiyor ve toparlanmaya çalışıyorum. Bu işler böyle yürüyor,” diyor.

Joshua, belki de bu yaklaşımı nedeniyle ağır sıklet boksta yeni bir cinsin öncüsü. Kütlesi eski mamutlar kadar çılgınca büyük değil ancak eksiksiz ve elit seviyede. İri bir adam olmasına karşın çevik; güçlü olmasına karşın marifetli; patlayıcı olmasına karşın zarif. Üstelik zihinsel cesaretini disiplinle birleştirmiş durumda.

Dövüşüyor olmasının gidip kebap yemesi gerektiği anlamına gelmediğini ifade eden Joshua, “Ben bütüncül bir bakış açısına sahibim. Yaptığım işe dövüşmek olarak değil, bir yaşam biçimi olarak bakıyorum. Olay kavga etmek değil, doğru yaşamak. Elbette ki beslenme konusunda kaçamaklarım oluyor ve olacak. Hepimizin karşı koyamadığı şeyler vardır. Ancak dövüşmediğim dönemlerde bile çoğunlukla doğal besinlerle besleniyorum. Kendinize iyi davranmanız çok önemli,” diyor.

Uzun Vadeli Plan

Instagram’daki sağlık ve beslenme fenomenlerine taş çıkaracak deyişlerin sonrasında, profesyonel boksun zirvesinin ne kadar sıra dışı bir yer olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Özellikle de büyüklüğün her şey olduğu ve kütlenin kuvvet anlamına geldiği ağır sıklet kategorisinde. Joshua gibi özel ve profesyonel kariyerinde yenilgisiz bir boksör olan Tyson Fury’e baktığınız zaman, Joshua’nın aksine karın kaslarını darbeyi emen yağ kalkanının arkasında sakladığını görürsünüz.

Anthony Joshua, nasıl antrenman yapar?

Joshua’nın antrenmanlara olan yaklaşımını ve disiplinini yakinen bilen kuvvet antrenörü Jamie Reynolds, başarılı boksörün dünya şampiyonu olduğu tüm dövüşlerde onun köşesindeydi. Joshua’nın şimdiye kadar çalıştığı sporcular arasında kendisini işine en çok adayan kişi olduğunu belirten Reynolds, “Örneğin haziran ayının başındaki rakibi Miller’ı ele alalım. Onun ve ekibinin bu dövüş için çok ciddi çalıştığını göreceksiniz. Nitekim Miller biraz kilo verecektir. Yapmakta oldukları şey bu. Anthony hakkında söyleyebileceğim en iyi iltifat ise ister Wladimir Klitschko ile dövüşüyor olsun, ister dünya şampiyonluğu maçına çıksın, onu tanıdığım ilk günden beri olaya aynı profesyonellik seviyesinde yaklaşıyor. Sürekli spor salonunda ve dövüşlerin arasındaki dönemlerde bile formda. Daima büyük resme bakmayı başarıyor. Antrenmanları kariyeri için, kariyerinin uzun ömürlü olabilmesi için yapıyor. Her zaman kendinin en iyi hali olma çabasında. Haliyle büyük bir maça çıkacağı zaman, ‘Tamam, şimdi çok sıkı çalışmalıyız,’ demek durumunda kalmıyor. Zira Joshua her zaman hazır,” diyor.

Burada profesyonel olmayan spor salonu müdavimleri ve vücudunda değişim yaratmak isteyen Men’s Health okuyucuları hakkında da alınacak dersler var. Hayalini kurduğunuz sonuçları elde etmek, mücadelenin yalnızca bir kısmıdır. Asıl sınav ise elde ettiğiniz muazzam vücudu uzun vadede koruyabilmektir.

Joshua bunu başarmak için haftanın beş gününde altı saatini kuvvet, hız, dayanıklılık, denge ve yeteneklilik gibi çeşitli amaçlara yönelik antrenmanlar yaparak geçiriyor. Bu arada gözünüzde Rocky filmlerindeki gibi yumurta beyazını kafaya dikme ve kütük taşıma gibi sahneler canlanıyor olabilir ama durum biraz daha farklı. Joshua, tipik bir saatlik kuvvet çalışmalarında herkesin yaptığı egzersizleri yapıyor. Halterle, dambıllarla, kettlebell’lerle, direnç bantlarıyla ve TRX ile çalışan Joshua, tekrar sayılarını çok fazla değiştirmiyor. Uzun ısınma ve toparlanma evrelerinde ise düğümlenen kaslarını köpük ruloyla rahatlatıyor.

Rocky ve Creed serilerini izleyen insanların, Joshua’nın her gün bir saatte 150 kilometre koştuğunu, odun kestiğini ve balyozla lastik parçaladığını zannettiğini söyleyen Reynolds, “Fakat Joshua böyle çalışmıyor. Joshua, boks camiasında çok fazla denk gelinmeyen modern sporculardan. Gerek toparlanma süreciyle, gerek beslenme programıyla, gerekse zihinsel olarak daima oyunun içinde. Onun sırrı, yapılması gereken temel şeyleri çok iyi yapmak,” diyor.

Burada bahsedilen temel unsurlardan bir tanesi de, çoğu zaman gözde küçümsenen kişinin kendi vücudunu dinleme sanatı. Joshua olgunlaşırken, vücudunun ağır sıklet şampiyonları gibi gözükmek ya da antrenman yapmak zorunda olmadığını öğrendi. Antrenörlerin bilgilerine güvense de yeri geldiğinde yaptıklarının hangi amaca yönelik olduğunu sormayı öğrendiğini ve eğitmenlerini zaman zaman kendi içgüdüleriyle yönlendirdiğini söyleyen Joshua, “Çünkü kişinin kendisinden daha iyi bir antrenörü veya beslenme uzmanı yoktur. Tıpkı bir iç mimar gibi, nasıl bir evde yaşamak istediğinizi söylerseniz, size rehberlik edeceklerdir,” diyor.

Ring Dışında Boks, antik bir sanattır. Belki de bu nedenden dolayı profesyonel boksta dönen göz kamaştırıcı paraya rağmen bilimi takip etmekte diğer sporlara göre geride kalmasına şaşırmamak gerekiyor. Boksun zamanın bir miktar gerisinde kaldığını söyleyen Reynolds, futbol, basketbol ve Amerikan futbolundaki sporcu geliştirmeye yönelik kaynakları işaret ederek boksun bu denli ileride olmadığını belirtiyor. Ancak Reynolds’a göre, Joshua bu potansiyel zorluğu avantaja çevirmiş durumda.

Joshua’nın çok akıllı bir sporcu olduğunu söyleyen Reynolds, “Anthony boksun dışındaki sporları da takip ediyor. Diğer sporcularla bağlantı kurarak nasıl hazırlandıklarını anlayabiliyor. Örneğin toparlanma stratejilerine bakıyor ve bana ‘Dünyanın en iyi sporcuları nasıl toparlanıyor? Ancak yalnızca boksörlerden değil, bana uygun olan hepsinden bahsediyorum. Veya benim gibi iki metre boyundaki atletik basketbolcular çevik ve güçlü olmak için ne tarz çalışmalar yapıyorlar? Onların yaptıklarını kendi çalışmalarıma nasıl ekleyebilirim?’ şeklinde detaylı bir sorular sorabiliyor,” diyor.

Öte yandan Joshua’nın yaptığı sporu bu denli sorgulaması, her zaman için iyi olmayabiliyor. Zira birçok kişi Joshua’nın fitness modeli fiziğinin atletik hüner değil, ağır sıklet boksör kibri olduğunu söylüyor. Hatta bir keresinde Fury, aynı sıkletteki rakibinin sarıp sarmalanmış fiziği için aşağılayıcı bir biçimde ilaçlarla kafayı bozmuş bir vücut geliştirmeciye benzediğini söylemişti.

Peki, bu konuda AJ ne düşünüyor? Yani heybetli fiziğinin muazzam istatistikleriyle arasında bir ilişki olduğuna inanıyor mu? Başka bir deyişle, herhangi bir kitabı kapağına bakarak yargılayabilir misiniz? Bu hususta kafa patlatan Joshua, “Bazı durumlarda yargılayabilirsiniz diye düşünüyorum. Anatomi anlamında baktığınızda fazla geliştirilmiş hacmin sizi yavaşlatabileceği söylenebilir. Ancak daha büyük bir hacim çok daha kuvvetli ve dayanıklı olabileceğiniz anlamına da gelir. Öte yandan yaptığımız spor vücut geliştirme ya da mayo gösterisi değil. Yaptığımız şey dövüşmek. Ne kadar yürekli olduğunuza dair ve karar verme mekanizmanızın ne denli iyi olduğuna dair birçok farklı etmene dayanan bir spor. Bunları fiziksel olarak ölçmek mümkün değil. Bunlar ancak ringde ölçülebilecek şeylerdir ve karın kaslarınızı, göğüs kaslarınızı ve biceps kaslarınızı gölgede bırakabilir. Bu iki durum arasındaki çekişme inkâr edilemezdir ve böyle bir dövüşçü oldukça korkutucudur,” diyor.

Joshua’nın da bu korkutucu boksörlerden olduğu su götürmez bir gerçek. Ringe çıktığınızda karşınızdaki kişinin Joshua olmasını muhtemelen istemezsiniz. Joshua, 2013 yılında Emanuele Leo’yu sağ kroşeyle yere indirdiğinden beri yaptığı 22 profesyonel dövüşün tamamını kazandı ve bu dövüşlerde kendisine nakavt olmadan yenilen tek kişi Yeni Zelandalı Joseph Parker’dı.

Diğer taraftan Joshua da muazzam istatistiklerine rağmen eleştiri oklarına maruz kalabiliyor. Estetiği önemsiz bulan kişiler onun heybetli fiziğine kafayı takmış durumda. Tasfiyeciler ise yeteri kadar gösteriş yapmadığını söylüyor. Koltuğunda oturarak ekran başından yorum yapanlar ise Joshua’nın kariyerinin bu denli iyi olmasının sebebinin kemerlerini koruma sevdası yüzünden tehditkâr rakiplerle karşılaşmaması olduğunu öne sürüyor. Joshua, Fury ile kavga etmediği için ağlıyorlar ve WBC kemerinin sahibi Deontay Wilder ile dövüşmediği için tam anlamıyla şampiyon olamadığını öne sürüyorlar. Joshua bu tarz eleştirileri yabana atmıyor ve görmezden gelmiyor. Aksine, bu durumdan zevk bile alıyor.

Eleştirileri kişiye kendini geliştirme imkânı verdiği için olumlu bulduğunu ve tüm eleştirileri takip ettiğini söyleyen Joshua, “Eleştiri aldığım zaman kalbim kırılmıyor. Aksine ne yapabileceğimi ve kendimi nasıl geliştirebileceğimi düşünüyorum. Çevrenizdeki herkes size en iyisi olduğunuzu söyleyip sırtınızı sıvaladığında kendinizi bir şey sanabilirsiniz. Bu nedenle etrafınızda size ‘Bir dakika kardeşim, yaptıkların güzel ama daha iyi olabilir. Bir daha dene,’ diyebilen insanlar olmalı. Elbette kolay değil. Sizin duymak istemediğiniz şeyler, bazen sizin iyiliğiniz için söyleniyor olabilir. Bazı insanlar sizin en iyisi olmanızı, efsane olmanızı ister,” diyor. Görüldüğü üzere Joshua, duyduğu tüm eleştirilerden memnun.

Büyük Tufan

Joshua adım attığı her yerde insanların başını döndürüyor. Bu durum spor salonunda da, Men’s Health’in çekim stüdyolarında da böyle. Bunun sebeplerinden biri 133 kiloluk etkileyici endamı olsa da, tek nedeni bu değil. İnsanları etkileme sebeplerinden biri de kişiliği. Bariton kahkahası ve nakavt edici gülümsemesi de insanlar üzerinde etki bırakıyor. İnsanları tıpkı güneşin etrafında dönen uzay cisimleri gibi kendisine doğru çekiyor.

Joshua’nın ışıltılı halini, ringde rakipleriyle şakalaşmalarını ve meslektaşlarına karşı olan iyi niyetini karelere sığdırmak hiç de kolay değil. Peki, nasıl oluyor da Joshua, oğluna düşkün bir babadan soğukkanlı bir katile uzanan Dr. Jekyll ve Mr. Hyde tarzı dönüşümü başarıyor? Kavga etmek için sinirlenmeye ihtiyaç duymadığını ifade eden Joshua, “Rakiplerime zarar vermek istediğim doğru. Bunu çok fazla istiyorum. Zira onlar da bana zarar vermek istiyor. Yaptığımız işin doğası bu. Ancak ringdeki hiçbir şey kişisel değil. Ben buna kontrollü saldırganlık diyorum. Keza yapmanız gereken şey karşınızdaki kişiyi mümkün olan en kısa sürede saf dışı bırakmak,” diyor.

Peki, ya bu şiddet çirkinleşirse? Birçoğumuz karşımızdaki kişinin sendelediğini gördüğümüzde şakaklarına vurmaz, onu yakalamayı deneriz. Yaptığımız bu işten de mutluluk duyarız. Ancak ringdeki rakibi yere indirmek için çalışmalar yapan kişiler, bunu gerçek hayata da yansıtabilir mi? Ufak bir tebessümle içlerindeki saldırganlığı ortadan kaldırmak için çok zaman harcadıklarını söyleyen Joshua, “Kötü bir gün geçirdiğinizde duvara yumruk atabilir ya da bir şeyleri fırlatabilirsiniz. Fakat biz her gün boks salonuna gidiyoruz. Haliyle dışarı çıktığımızda yapmak istediğimiz tek şey rahatlamak oluyor. Salonda saatlerinizi harcadıktan sonra duymak isteyeceğiniz son şey ‘Dövüşmek ister misin?’ sorusunu duymak oluyor,” diyor.

Joshua’nın soğuk yaradılışı onun ayırıcı özelliklerinden birisi. Ancak kaderi her daim böyle değildi. Joshua’nın yaşamında kapıların ona aralandığı anları size hatırlatmamıza gerek yok. Aynı şekilde Watford sokaklarındaki gençlik hataları yüzünden Reading Hapishanesinde iki haftalık uyuşturucu mahkumiyetini ve bu koşulların onu daha tehlikeli bir hale getirebilme olasılığını da yeniden anımsamak zorunda değiliz. Zira Joshua, bu günlerin ardından olimpiyatlarda altın madalya kazandı ve gelmiş geçmiş en iyi ağır sıklet boksörlerden biri olma şansını kovalıyor.

Diğer yandan Joshua’nın birtakım iddialarda bulunabilmesi için hala önünde birkaç engel var. İlki ve en önemlisi, Andy Ruiz Jr.’ın hafife alınmayacak cüssesi. Ruiz engelini aştığında ise mali şartlarda anlaşılabildiği takdirde sıradaki isim Fury veya Wilder olacak. Bu boksörlerden hiçbiri Joshua’yı korkutamaz gibi gözükse de, Joshua gittikçe büyüyen liderliği adına cephanesine yeni bir uzman daha kattı: Bir psikolog.

Bunu duymak rakiplerinin hoşuna gitmeyecek olsa da, Joshua psikologla çalışmanın verimli olduğunu görmüş durumda. Psikologla çalışmanın bir hayli faydalı olduğunu ifade eden Joshua, “Mevzu kavrayıştan ve açık bir görüşten ibaret,” diyor. Psikoloğundan aldığı dersi yeğeniyle paylaşmak için heyecanlanan Joshua, “Matematiği ve bilimi öğrenebilseniz de, zihninizi tanıyamayabilir veya belirli durumlarda kendinizi kontrol edemeyebilirsiniz. Bu da hiçbir zaman usta olamayacağınız anlamına geliyor. Tıpkı matematikte ve diğer bilimlerde olduğu gibi kendiniz hakkında da bilgili olmalısınız. Zihninizi çalıştırmak çok çok önemli,” diyor.

Söyleşide söylediklerinden yola çıkarsak, Joshua’nın 1 Haziran’da kaybettiği takdirde iyi bir Instagram fenomeni olabileceğini öngörebiliriz. Ünlü boksör ilginç metaforlara ve renkli karşılaştırmalara sahip. Gün doğumu ve yağmurdan bahsederken, iyi zamanlarından ve kötü zamanlarından da söz açtığı oluyor. Bir yandan tosbağaların yavaş solunum sisteminden söz ederken, diğer yandan uzun ömürlerinden bahis açıyor. En çok da aslanlardan bahsediyor. Ayrıca bahsettikleri arasında nefes kontrolü ile duygu kontrolü arasındaki ilişki de var.

“İmkânınız varsa sessiz bir yerde sırtüstü uzanın ve avuç içlerinizin tavana dönük olmasını sağlayın. Bu şekilde beş dakika boyunca nefes alın. Kendinizi ebediyetteymişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Rahatlamak için tatile gitmek şart değil. İşiniz olmadığı zamanları yalnızca kendinize ayırın. Beş dakika, hatta üç dakika derin nefes alın. Solunumunuzu kontrol edin.”

Bu kadar devasa bir adamdan meditasyon tavsiyeleri duymak kafanızda büyük bir zıtlık meydana getiriyor olabilir. Lennox Lewis’i, Evander Holyfield’ı ya da Mike Tyson’ı yoga ya da kaplumbağalar hakkında konuşurken hayal edemeyebilirsiniz. İşte Joshua’yı diğerlerinden farklı kılan da bu. Joshua geçmişin değil, günümüzün şampiyonu. Yalnızca sert bir dövüşçü değil, aynı zamanda yeni dönem boksunun yeni nesil boksörü.

Ağaçların bazen çiçek açtığını, bazen de yaprak döktüğünü söyleyen Joshua, “Ringe çıkarak, gerçekten çiçek açtığınızda, etrafınızdakilerin ne kadar iyi ve güzel olabileceğini göstermeye çalışıyorum,” diyor.

Devamı

SPOR

Milli Güreşçiden Altın Madalya

-

2019 Avrupa Gençlik Olimpik Yaz Festivali’nde (EYOF) mücadele eden milli güreşçi Emine Çakmak, Türkiye’ye altın madalya kazandırdı.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen 2019 EYOF’un 2. gününde müsabakalar devam etti. Türkiye, Bakü’deki ikinci madalyasını da güreş branşında aldı.

Kadınlar 49 kilo finalinde Romanyalı rakibi Ana-Maria Pirvu’yu mağlup eden Emine Çakmak altın madalyanın sahibi oldu.

Dün de milli güreşçi Umut Çoban gümüş madalya ile yetinmişti.

15’incisi düzenlenen organizasyon, 27 Temmuz’da sona erecek.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com