Bizi Takip Edin

FITNESS

Alman hacim antrenmanı

Umut Doğan Yıldız

-

 

İnatçı kasları Alman disipliniyle terbiye ederek ağırlık antrenmanlarınıza yepyeni bir boyut kazandırabileceğiniz bu antrenmanı deneyin.

Derleyen: Uğur Mutlu

Zamanı 1970’li yıllara geri döndürdüğümüzde, Almanya ulusal halter takımının bazı haltercilerin kütlesini artırmak için kendine has bir sistem geliştirdiğini görürüz. Sporcular bu sistemden sonuç almak adına yoğun, sert ve farklı dinlenme modelleriyle çalışıyordu.

1990’lı yıllara geldiğimizdeyse Kanadalı kuvvet antrenörü Charles Poliquin, programı benimseyerek German Volume Training (Alman Hacim Antrenmanı) adı altında popülerleştirdi. Programın ismi gözünüzü korkutabilir. Nispeten haklısınız da. Zira kuvvet antrenmanları arasında daha zorlayıcı ve tüketici başka bir yöntem yok. Fakat bu antrenman metodunu denemek için cesaret gösterirseniz, çektiğiniz çilenin elde ettiğiniz kazanımlara değdiğini de anlayacaksınız. Keza Alman disiplini her zaman sonuç verir.

NASIL YAPILIR?

Alman hacim antrenmanlarının ayırt edici özelliği 10 tekrar ve 10 setlik çalışma şemasıdır. İşin zorlayıcı kısmı ise dinlenme sürelerinizin kısa olması. Squat ve bench press gibi temel egzersizleri yapıyorsanız, set aralarında 60 saniye dinlenmeniz gerekiyor. İki farklı egzersizi dönüşümlü olarak yaptığınızdaysa bu süre 90-120 saniye arasında seyrediyor. Ryan Reynolds gibi süper kahramanları canlandıran aktörleri çalıştırmasıyla bilinen New Yorklu antrenör Don Saladino, “Setlerin şiddeti ve dinlenme sürelerinin kısa olması nedeniyle çalışma yoğunluğunuz da azalmaya mahkumdur,” diyor.

20 tekrar yapabileceğiniz bir ağırlık seçerek (aşağı yukarı maksimum tekrar değerinizin yüzde 60’ı kadar) 10 tekrar yapın. İlk setlerde ağırlık sizin için hafif gibi gözükse de yorulmaya başladıkça zorlanabilir ve 5’inci ya da 6’ıncı setin sonunda 10 tekrarı tamamlayamayacak hâle gelebilirsiniz. Bu gayet normal. Setleri daha fazla kaldırmayacak hâle gelene kadar yapmaktan sakınmanızı söyleyen Saladino, “Bununla birlikte ağırlığı düşürmeyi de aklınızdan geçirmeyin,” diyor.

Sinir sisteminiz bu sisteme uyum sağlamaya başladığında tekrar sayınızı da son birkaç sette artırabilirsiniz. Sadece 10 tekrar yapmayı deneyin ve her bir setin sonunda çıkardığınız tekrar sayısını not alın. 10 sette de 10 tekrar yapabildiğinizi gördükten sonra gelecek antrenmanınızdaki ağırlığı yüzde 5 oranında artırın.

TEMPO İŞKENCESI

İşleri biraz zorlaştırmak için egzersizleri belirli bir tempoda yapmaya çalışın. Squat, deadlift ve chinup gibi geniş hareket açıklığına sahip hareketleri 4-0-2-0 temposuyla yapın. Yani hareketin eksantrik evresinde (alçalma) 4 saniye, alt evresinde 0 saniye, konsantrik evresinde 2 saniye ve tepe noktasında ise 0 saniye harcayın. Leg curl ve cable row gibi düşük hareket açıklığına sahip egzersizlerdeyse 3-0-2-0 temposunu benimseyin.

10×10 sisteminde vücudunuzun her bir bölümü için tek bir egzersiz belirleyin ve tek bir antrenmanda en fazla iki egzersiz yapın. Bununla birlikte diğer kas gruplarınızı çalıştıracağınız 2-3 yan egzersiz seçebilir ya da antrenmanınıza 10×10 sistemiyle çalıştırdığınız kas grubuna etki eden bir egzersizi 10-12 tekrardan 3 set şeklinde yapabilirsiniz.

Alman hacim antrenmanlarında da kaslarınız iyileşmeye ihtiyaç duyacağı için, çalıştırdığınız bölgeleri bir kez daha çalıştırmadan önce 4 ya da 5 gün kadar dinlendirin. Antrenman programınızı aşağıdaki tabloya uyarak oluşturabilirsiniz.

PAZARTESİ: Göğüs ve sırt
SALI: Bacak ve karın
ÇARŞAMBA: Dinlenme
PERŞEMBE: Kollar ve omuz
CUMA: Dinleme
CUMARTESİ: Sil baştan

ALMAN USULÜ ANTRENMAN

Antrenmanlarınızı örnek tablodaki gibi bölmeniz gerekiyor. Diğer tabirle bir haftada üç farklı çalışma ve beş antrenman yapmalısınız. A ve B ile işaretlenen egzersizlerin setlerini dönüşümlü olarak yapın. Yani A egzersizini bir set yaptıktan sonra dinlenin ve B egzersizini yapın. Tekrar dinlendikten sonra A hareketine dönün ve her iki hareketin de setleri tükenene kadar devam edin. Geriye kalan egzersizleriyse klasik yöntemle çalışın ve setleri art arda tamamlayın.

10×10 sistemiyle çalışacağınız egzersizlerde 20 tekrar çıkarabileceğiniz bir ağırlık seçin ve 10 tekrarı doğru formda tamamlayamayacak hâle gelseniz bile 10 set boyunca aynı ağırlıkla çalışın. Hiçbir seti tükenene kadar yapmayın ve hareketi yalnızca 1 tekrar daha yapabilecek haliniz kalınca bırakın. Zaman geçtikçe tüm setlerin tekrar sayısını tamamlayacak ve ağırlığı yüzde 5 oranında artırabilecek hâle geleceksiniz. Bu antrenman programını 4 hafta boyunca uygulayabilirsiniz.

1.GÜN

1A Dumbbell bench press

SET: 10
TEKRAR: 10
TEMPO: 4-0-2-0
DiNLENME: 90 saniye

Düz bir sehpaya uzanın. Her iki elinize de birer dambıl alın. Dambılları omuz hizanızda tutun. Daha sonra ağırlıkları göğsünüzün hizasında yukarıya kaldırın. Ardından kontrollü bir şekilde göğsünüze doğru indirin.

1B Lat pulldown

SET: 10
TEKRAR: 10
TEMPO: 4-0-2-0
DİNLENME: 90 saniye

Pulldown makinasına oturarak dizlerinizi ekipmanın minderlerine sabitleyin. Kollarınızı omuz genişliğinde açarak barı üstten tutuşla kavrayın. Barı köprücük kemiğinize doğru çekin. Ardından ağırlığı kontrollü bir şekilde başlangıç pozisyonuna götürün.

2A Incline dumbbell fly

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Sehpanın açısını 45 dereceye ayarlayın. Her iki elinize de birer dambıl alarak sehpaya uzanın. Avuç içleriniz birbirine bakacak şekilde tuttuğunuz dambılları omuz hizanızdan başınızın üzerine doğru kaldırın. Ardından dirseklerinizi hafifçe bükerek kollarınızı yavaş bir biçimde yana doğru açın. Ağırlıkları göğsünüzde gerginlik hissi duyuncaya dek alçaltın. Ağırlıkları tıpkı birine sarılıyormuşsunuz gibi tekrar yukarıya kaldırın. Bu 1 tekrardır.

2B Face pull

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Halat tutacağını kablo istasyonunun en üst makarasına bağlayın. Ellerinizle halatı her iki ucundan kavrayarak avuç içlerinizi birbirine dönük tutun. Kabloda gerginlik oluşturabilmek için geriye doğru bir adım atın. Kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırarak tutacağı alnınıza doğru çekin. Avuç içlerinizin kulağınızın hizasına gelmesini ve sırtınızın üst kısmının tamamen kasılmasını sağlayın.

2.GÜN

1- Squat

SET: 10
TEKRAR: 10
TEMPO: 4-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Kollarınızı rahat hissedebileceğiniz kadar açarak squat halterini kavrayın. Squat istasyonuna girerek omuz başlarınızı birleştirin ve aşağı indirin. Halterin altında bir takoz gibi durarak halterin trapezlerinizin ve omuzlarınızın üzerinde olmasını sağlayın. Halteri istasyondan alarak geriye doğru bir adım atın. Bacaklarınızı omuz genişliğinde açarak ayak parmaklarınızı hafifçe dışa dönük tutun. Ayaklarınızı mümkün olduğunca sabit tutarak her iki bacağınızla da altınızdaki çimleri ezip bükmeye çalıştığınızı düşünün. Böylelikle kalçanızın kasıldığını ve ayağınızdaki kemerleri hissedebilirsiniz. Karnınızı derin bir nefesle doldurarak kalçanızı geriye doğru götürün. Ardından dizlerinizi bükerek alçalın. Alçalırken dizlerinizi yana doğru açın. Başınızı ve omurganızı dik, pelvik bölgenizi ise uygun hizada tutarak alçalabildiğiniz kadar alçalın. Kalçanızı kullanarak ayağa kalkın.

2- Leg curl

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Leg curl sehpasına uzanarak dizlerinizi makinanın dönüş eksenine hizalayın. Ayak bileklerinizi makinanın minderlerine yaslayın. Hamstring kasınız tamamen kasılıncaya dek ağırlığı kaldırın. Ardından bacaklarınızı uzatarak başlangıç pozisyonuna dönün.

3- Standing calf raise

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Hareketi yapmak için calf raise makinasını tercih edebileceğiniz gibi step tahtası ya da takoz da kullanabilirsiniz. Bir elinize dambıl alarak diğer elinizle kendinizi destekleyebileceğiniz bir yeri tutun. Kalf kaslarınız gerilinceye dek topuklarınızı zemine doğru yaklaştırın. Ayağınızın ön tarafıyla üzerinde durduğunuz platforma baskı uygulayarak kalf kasınızı kasın ve topuklarınızı mümkün olduğunca kaldırın. Tüm tekrarlarda kontrollü bir şekilde alçalmaya çalışın.

4- Plank

SET: 3
TEKRAR: 60 saniye boyunca tutun
DİNLENME: 60 saniye

Şınav pozisyonu aldıktan sonra dirseklerinizi bükerek ön kollarınızı zemine yerleştirin. Vücudunuzla kaburgalarınız düşük ve kuyruk sokumunuz daha da alçak olacak şekilde düz bir çizgi oluşturun. Tahmin edeceğiniz şekilde plank egzersizinde herhangi bir tempo benimsemenize gerek yok.

3.GÜN

1A Close grip bench press

SET: 10
TEKRAR: 10
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Sırtınızı gergin tutarak kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırın. Halteri, kollarınızı omuz genişliğinde açarak kavrayın. Derin bir nefes alın, kalça kaslarınızı sıkın ve ağırlığı göğüs kemiğinize doğru indirin. Dirseklerinizi 45 derecelik açıyla bükün. Halter vücudunuza değdiğinde aynı anda ellerinizle halteri ve ayaklarınızla zemini itin.

1B Barbell curl

SET: 10
TEKRAR: 10
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Kollarınızı omuz genişliğinde açarak halteri kasıklarınızın önünde tutun. Ayaklarınızı da omuz genişliğinde açarak dizlerinizi hafifçe bükün. Gövdenizi sabit tutarak halteri biceps kasınız tamamen kasılana dek kaldırın. Sonrasında ağırlığı kontrollü bir şekilde alçaltın.

2- Lateral raise

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Her iki elinize de birer dambıl alarak ayaklarınızı omuz genişliğinde açın. Dirseklerinizi düz tutarak kollarınızı 90 derecelik açıyla yanlara açın. Ağırlıkları alçaltarak ilk tekrarınızı tamamlayın.

3- Chest supported reverse fly

SET: 3
TEKRAR: 10-12
TEMPO: 3-0-2-0
DİNLENME: 60 saniye

Açısını 45 dereceye ayarladığınız sehpaya yüzüstü uzanın. Her iki elinize de birer dambıl alarak kollarınızı düz tutun. Şimdi kollarınızı 90 derecelik açıyla yanlara açın. Ağırlığı kaldırdığınızda kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırarak sıkıştırın. Dambılları alçaltarak başlangıç pozisyonuna dönün.

Continue Reading
Advertisement

FITNESS

Men’s Health Egzersizi: The Juggler

-

Editör :

Karın bölgenizde yağlanma başladıysa The Juggler hareketi tam da ihtiyacınız olan şey.

 

Devamı

FITNESS

Steroid kullanmanın psikolojik ve fiziksel etkileri

Umut Doğan Yıldız

-

Steroid kültürü başını alıp giderken, kullanım sebepleri arasında yalnızca kas kütlesi kazanmak yer almıyor.

Gençliğin, dinçliğin ve erkeksiliğin arayışı içinde olan insanlar ilaçlara yüklenirken, bu işin sonunda ne olduğunu ve yaşanması muhtemel tüm riskleri mercek altına aldık.

Alec Wilson’ın biceps ölçüsü, en güçlü olduğu zamanda 45 cm civarında. İyi günündeyse 212 kg ile deadlift yapabiliyor ve bu bir aslanın ağırlığıyla eşit. Devasa yüklerle mücadele etmeden önce midesinden kaba bir hırıltı çıkararak vücudunu adrenalin üretimi için şokluyor. Bu kükremeyi herkes tanıyor ve Wilson’ın salona geldiğini anlıyorlar. 36 yaşındaki Wilson, profesyonel bir vücut geliştirme sporcusu olmasa da birkaç fen diplomasına sahip. Çalışma ofisi çoğu zaman laboratuvara dönüşüyor. Antrenmanlarıysa gitgide acımasız bir hale geliyor. Neredeyse her akşam, genç oğlu yatağa gittikten sonra mahallesindeki spor salonuna giderek ağırlık kaldırıyor ve diğer iri adamlarla sohbet ediyor. Genellikle bütün gece antrenman yapabileceği hissine kapılıyor. Yaptığı şey ağırlık kaldırmak, sohbet etmek, yine ağırlık kaldırmak, biraz daha sohbet etmek. Kovulana kadar spor salonunda kalabileceğini söyleyen Wilson, “Bir sonraki akşam tekrar giderek kaldığım yerden devam ederim,” diyor.

Wilson’la Birmingham’da bir barda tanıştığımızda, onun evinin yakınlarındaydık. Gözümün önündeki çelişki aniden kafama dank etti. 177 cm’lik uzun sayılamayacak boyuna karşın oldukça büyük duruyordu. Omuzları geniş, göğsü bir viski fıçısı gibi ve birçok açıdan beni küçük hissettirecek kadar iriydi. Pes perdeden konuştuğu zamanlarda kendisini anlamak zorlaşıyordu. Kendimizi ilk tanıttığımızda sağ elinin titrediğini fark etmiştim. Her zaman bu kadar büyük olmadığını söyleyen Wilson, birkaç yıl önce 212 kilogramlık rekoruna yaklaştığı bir dönemde sıkıntı yaşamıştı. Dört yıllık çalışmanın ardından gücü artmıyor ve bu duruma sinirleniyordu. Spor salonundayken diğer insanlarla teknikten ve beslenmeden konuşmayı seviyordu. Arkadaşlarıyla birlikte steroidlerden de bahsediyorlardı. Arkadaşları kullandıkları bileşiklerin içeriğini açıklamaya başladığında tıbbi dile benzer bir lisana kayıyor ve konuya vakıf olmayanlar için anlaşılması zor bir evre başlıyordu. Bileşenleri karıştırdıkları “istifleme” evresine dair deneyimlerini paylaşıyor ve birbirlerine sorular soruyorlardı. Bu sorular “Nasıl hissettin?”, “Ne tarz yan etkiler gördün?” ve “Neler fark etti?” tarzında sorulardı. Wilson bu özel konuşmanın bir parçası olmaktan gurur duyuyordu. Bu kültüre kendini adamanın hiç de kolay olmadığını ifade eden Wilson, “Saygınlık kazanmış olmanız gerekiyor. Sıranızı bekler, büyük adamlara öncelik tanır ve hiyerarşideki konumunuzu bilirseniz, yerinize yerleşirsiniz. Bu grubun içinde yer almam, kimliğimin bir parçası haline geldi,” diyor.

Wilson çok fazla direnmedi ve steroid kullanmaya karar verdi. Arkadaşından hormon terapilerinde kullanılan anabolik etkili testosteron enantat temin etti ve kimsenin onu tanımayacağı komşu şehirdeki bir klinikten şırınga aldı. Stokları tükenmeye başladığında ise Sırbistan’da internet üzerinden steroid siparişi verebileceği bir eczane buldu. Kısa zaman sonra diğer bileşenlerde de uzmanlaşarak, vücudunun alışmasını engellemek amacıyla aldığı dozu ufak ufak artırdı. Eklem ağrılarından kurtulabilmek içinse küçük dozlarda osteoporoz tedavisinde de kullanılan ve “deca” olarak bilinen nandrolon dekanoat kullanmaya başladı.

İlerleyen haftalarda kasları balon gibi şişmişti. Wilson, barda oturduğumuz sırada bana cep telefonundan birkaç fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta mutfağının solgun ışığının altında duruyordu. Tıraşlı başının altında, sırt kaslarının nerede bittiğini ve boyun kaslarının nerede başladığını anlamak mümkün değildi.

Wilson’ın çalıştığı ağırlıklar artmıştı. Daha güçlü ve daha motive hissediyordu. Sabahları kendisine tüm gün boyunca yetebilecek bir enerjiyle uyanıyordu. Kısa zaman sonra kendine olan güveninin sadece spor salonunda değil, iş yerindeyken de arttığını fark etti. Sorunları daha kolay çözmeye başladığını söyleyen Wilson, “Kafamdaki düşünceler fazlasıyla berraklaşmıştı,” diyor.

Steroid kürleri genellikle 10 hafta sürüyor. Vücudun kendini kapatmamasını, yani doğal yoldan testosteron üretimini durdurmaması içinse post-cycle therapy (PCT) evresi uygulanarak vücudun organik işleyişinin korunması planlanıyor. Kürden çıkan kişiler cansızlıktan, cinsel performans düşüklüğünden ve derin bir depresyona sürüklenmekten şikâyetçi oldukları için PCT evresi zorlu geçiyor. Daha önce steroid kullanan biri bu evredeyken kendini küçük bir adam gibi hissettiğini söylemişti. Başka bir kullanıcı ise PCT sürecindeyken sadece tutunmak istediğini söylemişti. Libido düşüklüğü yaşayan bir başka kullanıcıyla konuştuğumda ise bana “Üç kadın karşınızda çırılçıplak haldeyken bir trambolinde zıplasa bile canınız sadece bir bardak çay ister,” demişti.

Benzer hikâyeler Wilson’ın da kulağına çalınmıştı ve steroidleri bırakma fikrinin dertli olduğunu düşünüyordu. Haliyle bırakamadı da. İlk kürünün dört yıl sürdüğünü ve bir tür fiziksel tahribata yol açtığını söyleyen Wilson, “Çünkü kuvvetiniz ve kas oranınız hızla artarken, tendonlarınız ve eklemleriniz buna ayak uyduramıyor,” diyor. Vücudu inşa ettiği kaslara destek çıkamayan Wilson’ın dizleri çelimsiz kaldı ve sağ omzunda hasar oluştu. Doktorunu ziyaret eden Wilson, “Doktor bana bu şekilde devam edersem çocuğumun büyüdüğünü göremeyeceğimi ve kalp krizi geçireceğimi söyledi,” diye anlatıyor.

Aslında Wilson, küre başlamadan önce de olası risklerin farkındaydı. Ben de ona kaygılı olmasına rağmen niçin ilaç kullandığını sordum. Bunu arada sırada, geçici bir düşünce olarak tanımlayan Wilson, “Büyük olasılıkla etkilerini bastırabileceğim hususunda biraz kibirli davrandım,” diyor. Wilson daha sonra deneyiminin derinliğini daha iyi ifade edebilecek bir ipucu verdi: “Bazı insanlar bara gider ve oradan asla çıkmaz. Ben de spor salonuna bu şekilde gidiyorum.”

Erkeklik Gücü

Steroidlerin 15-20 yıl kadar önce yalnızca ağırlık kaldırma yarışmalarıyla ilişkili olduğu düşünülüyordu. İlaç kullanan kişiler konuya hâkim olmayanlar için büyük, atılgan ve çabuk öfkelenen insanlardı. Sadakatli bir baba ya da oldum olası iyi niyetli bir insan olmanızın bile bir önemi olmazdı. Sosyal etiketlerden kaçamazdınız: İlaç basanlardandınız.

İlaçlar artık sadece bu büyük adamlar tarafından kullanılmıyor. Yaklaşık bir milyon Britanyalının steroidi iğne ya da yutma yoluyla aldığı tahmin edilirken, birçok uzman bu rakamın çok daha fazla olduğuna inanıyor. Kullanıcıların çoğu sağlık uzmanlarıyla etkileşime girmekten kaçınırken, vücutları arıza vermeye başladığında bile inatlarına devam ediyorlar. Bu noktada araştırmacıların gerçek kullanıcı figürünü belirlemeye dair umutları da aldatıcı bir sorunla çakışıyor. Çünkü kendine dair bilgi vermeyen insanlar hakkında bilgi sahibi olmanız mümkün olmayabilir.

Kullanıcıların birçoğu, toplum tarafından nispeten sıradan görünen insanlar. Bu salgını avukatlarda, bankacılarda, polislerde, öğrencilerde ve hatta verilere göre papazlarda bile görebilirsiniz. Steroidler toplantı odalarından kiliselere, mahkeme salonlarından üniversite amfilerine kadar hayatımızın her alanına girmiş durumda.

Steroid kullanımını artmakta olan bir sorun olarak tanımlayan Galler’in kamu sağlığı idaresi başkanı Dr. Frank Atherton, konuştuğum diğer sağlık uzmanları gibi bu sorunun estetik kaygılar nedeniyle büyüdüğünü düşünüyor. Fakat birçok durumda, başı çeken etken motivasyon. Yaşlı kullanıcılar testosteronun giydikleri tişörtü doldurmasından ziyade enerjileri seviyelerini yenilemesiyle ilgileniyor. Orta yaştaki erkekler daha çok eklem ağrılarından ve göbeklenmekten şikâyetçi olurken, vücutlarının doğal olarak azalan seviyesine karşı çözümü sentetik testosteronda arıyor. Bunu da ayna karşısında güzel gözükmek için değil, gençlik hissiyatını yeniden hissetmek için yapıyorlar.

Gençlerde ise durum, ebeveynlerinin de belirteceği üzere daha karmaşık. Genel teorilere baktığınız zaman steroid kullanımının Instagram ve Snapchat gibi sosyal medya deneyimleriyle alakalı olduğunu söyleyen Birmingham Üniversitesi spor bilimi araştırmacısı Tony Knox, “Çocuklar gösteriş yapma arzusu içindeler. Fakat olay bundan daha derin. Birçok genç erkek tehdit altında. Çünkü hayattaki yollarını bulmuş değiller,” diyor.

Knox geçtiğimiz 10 yılın büyük bir bölümünü steroid kullanımı ve steroidlerin zararları üzerine araştırmalar yaparak geçirdi. Ülkesindeki spor salonlarından tanıştığı kullanıcılarla konuştu, antrenman yapan biri gibi iri olduğu için güvenlerini de kazandı.

Günümüzde çok fazla cinsiyet varyasyonu olduğu için çocukların kendini nerede konumlayacağını bilmediğini söyleyen Knox, “Kendilerini saçmalık derecesinde maskülen bir kalıba yerleştiriyorlar. Ben çocukken cinsel belirsizlikler yoktu. Kendinizi belirli bir cinsel kimlikten gibi görünmek zorunda hissetmezdiniz. Ancak günümüzdeki çocuklar için bu durum kolay değil. Kendilerini bir erkek olarak tanımlamaları zorlaştı. Steroidlere bulaşma sebeplerinden biri de bu,” diyor.

Ertesi gün Knox, beni çalışmalarını sürdürdüğü spor salonlarından birine götürdü. Bir zamanlar iş yeri olan iki katlı bu salonun duvarlarında tesisin en kaslı üyelerinin dev resimleri vardı. Alanın büyük bir bölümü serbest ağırlıklardan ve direnç makinelerinden oluşuyordu. Koşu bantlarına ayrılan küçük alan ise büyük oranda boştu.

Knox beni zamanında steroid kullanmış, fakat 10 yılı aşkın süredir ilaç almayan kişisel çalıştırıcı arkadaşıyla tanıştırdı. Deneyimlerini anlatmasını rica ettiğimde bana, “Kendini kuvvetli hissediyorsun,” dedi ve ekledi: “Kafanı daha yükseğe kaldırabileceğini hissedersin. Hiç durmadan sevişebileceğini düşünürsün. Fakat başarıya ulaştığında, daha az erkeksi hissedersin.”

Doğayla Savaş

Erkekler binlerce yıldır kendini daha erkeksi hissetmeye çalışıyor. Antik Yunan’da sporcular, olimpiyat oyunlarından önce küçükbaş hayvanların testislerini yiyerek testosteronu direkt olarak mideye indirirdi. Bu dönemde kuvvetin önemi oldukça fazlaydı. Antik dönemdeki oyunlar gaddarcaydı ve yarışmacılardan bazıları arenayı canlı halde terk edemezdi.

İlk sentetik testosteron serisi 1935 yılında üretildi ve bilim adına büyük bir buluştu. Kısa bir süre sonra sporculara da enjekte edilmeye başlanan bu hormon, ilk önce Rusya, ardından da Amerika’da kullanılmaya başlandı. İki ülke arasında atletizm alanında yaşanan güçlenme yarışı, politik gerilim nedeniyle simgesel hale geldi. Olay kim daha hızlı koşabilir, kim daha ağırını kaldırabilir ve kim daha uzağa fırlatabilir meselesine dönüştü. Steroidler, 1970 yılında performans artırıcı ilaçlar profesyonel sporlarda yasaklanıncaya dek birçok kişi tarafından öğrenilmişti. Amatör sporcular testosteron depolamaya başladı ve spor salonlarını istila etti. Şu an içinde bulunduğumuz durum da tam olarak bu.

Cameron Jeffrey, İskoçya’nın batı kıyılarında bir steroid kliniği işletiyor. Kırklı yaşlarında devasa bir fiziğe sahip olan Jeffrey, 10 yıl boyunca streoid kullanıcılarıyla çalıştı. Daha sonra yaşadığı bölgeden uzak olmayan bir yere kendi kliniğini açtı ve danışmanlık yaptığı kişilerin güvenini kaybetmemek için benden bu yazıda farklı bir isim kullanmamı istedi.

Kliniği ilk etapta gayri resmî olarak açtığını söyleyen Jeffrey, burayı yarı sağlık, yarı sosyalleşme merkezi olarak düşünmüştü. Kullanıcılar burada bir yandan rehberlik hizmeti alırken, diğer yandan da kahvelerini içip sohbet edeceklerdi. Birçok kişi binanın arka tarafındaki penceresiz, steril ortamda çalışan Jeffrey’den kendisine enjeksiyon yapmasını istiyordu. Kullanıcıların buraya çok sık gelip gittiğini duymuştum. Jeffrey de bana gün boyunca birçok kişinin gelip gittiğini söyledi.

Oraya ulaştığımda Jeffrey ve 20’li yaşlardaki birkaç adam karşılıklı oturmuş kahkaha atıyorlardı. Çok zaman geçmeden Jeffrey, bu adamlardan biriyle arka tarafa geçti ve ona 500mg’lık testosteron hazırladı. İşleri bittiğinde genç adam hızlıca çıkıp gitti ve Jeffrey benimle tanışmak için ortak kullanım alanına geldi.

Koca gencin sürekli olarak daha fazlasını istediğini belirten Jeffrey, “Ona durması gerektiğini söylesem de hiçbir işe yaramıyor. Yaptığı anlamsız çünkü vücudunun alım kapasitesi de bir yere kadar. İnsanlar bu şekilde davranarak daha fazla kazanım sağlayacaklarını düşünüyorlar fakat ne yaptıklarından bihaberler. Zararın ne kadar büyük olabileceğini kestiremiyorlar,” diyor.

Yaşlanmayan Vücutlar

Kendisiyle konuştuğumda yaptığı en önemli işlerden birinin bilgi yaymak olduğunu söyleyen Dr. Atherton, “İnsanlar bu tarz işlere giriştiğinde gözleri tamamen açık olmalı,” demişti. Streoidlerin felç, kalp krizi ve kısırlık gibi yan etkilerini duyduğumu hatırladığım sırada, Atherton devam etti: “Gereğince bilgilendirilmiş ve steroidlerin riskleri konusunda fikir sahibi olan kişilerin vücut görünüşlerini kimyasal takviyeler kullanmak yerine sıkı çalışarak geliştirmek isteyeceklerine inanıyorum.”

Aynı şekilde Jeffrey de yaptığı işin bir çeşit danışmanlık olduğunu biliyor. Bu tip işlerde insanların güvenini kazandığınızda sizden başka bir yere gitmek istemezler. Bu tarz kliniklerin kiliselerde bulunan günah çıkarma odasına benzediğini belirten Jeffrey, “Eşleriyle ve arkadaşlarıyla konuşamadıkları için buraya gelip hayat hikâyelerini anlatır, içlerini dökerler,” diyor.

Yirmi dakika sonra yaşlı bir adam kliniğin kapısından içeriye girdi ve otomata doğru yönelerek kendine bir bardak kahve yaptı. Yaşlı adamı sıcak bir şekilde karşılayan Jeffrey, kısa bir süre sonra onunla birlikte kliniğin arka tarafına gitti. Jeffrey benden adamın kaç yaşında olduğunu tahmin etmemi istedi. 60 dediğimde, “Daha yukarı” dedi. 65 dediğimde ise bir daha denememi söyledi. Kendimden emin olmadan 70 dediğimde ise “80’e daha yakın. Uyuşukluktan şikâyetçiydi. Kilo almıştı ve köpeğini gezdirmek için bile olsa evinden çıkmıyordu,” diye anlattı. Bu durumun birkaç yıl önce olduğunu öğrendim. Jeffrey adama kan testi yaptığını ve testosteron seviyesinin mevcut yaşına göre bile çok düşük seviyelerde olduğunu öğrendiklerini söyledi. Adamın o tarihten bu yana 10 günde bir kliniğe geldiğini ifade eden Jeffrey, “Bir de şimdiki haline bak!” diyor.

Jeffrey’e göre yaşlı adamların çoğu steroid kullanıyordu ve kendisine niçin böyle düşündüğünü sordum. Jeffrey, “Bir zamanlar biraz göbekli olmanız, yıllara meydan okuyor olmanızı engellemezdi,” diyor ve ekliyor: “Ancak kültür değişime uğradı. Artık daha uzun yaşıyoruz ve uzun yaşamanın yanında güzel yaşamak istiyoruz. Ne yiyeceğimizi ve nasıl antrenman yapacağımızı öğrendik. Artık botoks diye bir şey var. Göğüslerine silikon taktıran insanlar var. Streoidler de bu işin bir parçası,” diyor.

Kliniği terk etmeden önce, içeriye uzun bir adam girdi ve sandalyelerden birine çöküverdi. Jeffrey aynı tarafa doğru yönelerek adamı dikkatlice süzdü. Adama büyük gözüktüğünü söyledi ve bunu iyi anlamda dediğini belirtti. Adamın suratına koca bir gülümseme yayıldı. Jeffrey’nin anlattığına göre yakın zamanda eşinden ayrılan adam, kafasını dağıtabilmek için antrenmanlara yüklenmişti. İkili, adamın aldığı maddenin yararı konusunda fikir çatışması yaşıyordu. Adam her ne kadar daha fazlasını istese de Jeffrey tedbiri elden bırakmadı ve nihayetinde kazanan taraf oldu.

Kontrolü Geri Kazanmak

Nisan ayında bir gün, tanışmamızın ardından çok süre geçmeden Alec Wilson’ı aradım. Jeffrey’nin kliniğinde gördüğüm son adam bana Wilson’ın söylediklerini hatırlatmıştı. Wilson bana steroid kullanımına neden olan motivasyonun sadece görünüm ve kuvvetle değil, daha ziyade bir çeşit kişisel iradeyle ilgili olduğunu anlatmıştı.

Wilson dört yıllık kürüne başlamadan önce, evliliğinin kötüye gittiğini ve depresyona sürüklendiğini fark etmişti. Genellikle dingin ve durağan olan ruh hali karanlık bir hal almaya başlamıştı. Telefondayken bana “Kimliğimde kırılmalar yaşadım. Çalışmaya, bir şeyler yapmaya, sevilen bir koca ve baba olmaya daha fazla devam edemeyeceğimi düşündüm. Bu noktada kontrol altına alabileceğim tek şeyin vücudum olduğunu düşündüm,” dedi.

Diğer steroid kullanıcıları da kişisel dizginlenme, kendine hâkim olma, görünümünü değiştirebilme, dünyanın etraflarından açıklanamaz şekilde kaydığı düşüncesi konularında benzer şeyler anlatmıştı. Bazı zamanlarda yaptığı şeyin doğru olduğunu hissettiğini ifade eden Wilson, “Yaptığım şeylerden pişman olmadım çünkü kimliğimin bir bölümünü geri almama yardımcı oldu,” diyor. Wilson, eşiyle evliliğini bitirmiş olsa da hala arkadaşlar ve oğullarıyla da birlikte iyi bir ilişki içindeler.

Konuşmamızın sonlarına doğru yeniden steroid kullanıp kullanmayacağını sordum. “Kullanırdım,” demekte gecikmedi. “Bunun sana faydası ne olacak?” dediğimde ise “Enerji seviyemi yükseltecek. Takdir edersin ki 42 yaşındayım ve bazı günler zorlayıcı olabiliyor,” şeklinde konuştu.

Devamı

FITNESS

25 Nisan Perşembe TV’de hangi maçlar var?

Umut Doğan Yıldız

-

Bugün 25 Nisan Perşembe. İşte bugünün maçları ve spor programları.

10:00 A Spor – Dünyadan Futbol

11:00 A Spor – Spor Ajansı

11:00 TRT Spor – Spor Manşet

15:00 A Spor – Türkiye’nin Kupası

16:40 TRT Spor – Gündem Futbol

19:00 TRT Spor – 1. Lig Gündemi

20:00 A Spor – Yeni Malatyaspor – Galatasaray (Ziraat Türkiye Kupası) (CANLI)

20:30 beIN Sports 2 – Sevilla – Rayo Vallecano (CANLI)

21:30 beIN Max 2 – Real Sociedad – Villarreal (CANLI)

21:45 TRT Spor – Atalanta – Fiorentina (İtalya Kupası) (CANLI)

22:30 beIN Sports 1 – Getafe – Real Madrid (CANLI)

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com