Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Yoğun temponun ilacı: Spor

ERKEK AKLI

Yoğun temponun ilacı: Spor

-

 

Gloria Jean’s Coffees Türkiye’nin başarılı CEO’su Mehmet Dinçerler için yoğun iş hayatı, spora gitmemek için bir bahane değil. Aksine sporun iş yaşamını kolaylaştırdığını söyleyen Dinçerler, karşılaştığı sorunları bile spor sayesinde çözüyor.

Röportaj: Uğur Mutlu

Dünyaca ünlü kahve markası Gloria Jean’s Coffees’in CEO’su ve Grup DNC Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Dinçerler, sporu asla hayatının dışına çıkaramayanlardan. Gittiği birçok toplantı, iş seyahatleri ve şube ziyaretleri nedeniyle yoğun bir iş hayatına sahip olan 31 yaşındaki Dinçerler, düşünülenin aksine bu yoğunlukla spor sayesinde başa çıkıyor.

Sporun vücudunu harika bir forma getirmesi dışında hayatına da birçok şey kattığını ifade eden Dinçerler, yorgunluk ve yoğunluk nedeniyle spor salonuna gitmek için bahane bulanlara anlam veremiyor. Genç yaştan itibaren iş hayatına adım atan başarılı iş insanı, sporun hayatına olan olumlu etkilerini ve antrenman sırlarını Men’s Health’e anlattı.

Men’s Health: Spora başlama kararını nasıl aldınız? Bu hikayenin başı nereye dayanıyor?

Mehmet Dinçerler: “11-12 yaşıma kadar grekoromen güreş yaptım. Daha sonra ise sporu bıraktım. Bıraktıktan sonraki dönem, yani 12-17 arası dönem ergenliğin de etkisiyle birlikte tabir-i caizse “obez” dönemimdi. 15 yaşımdayken 120 kiloya kadar çıktım. Tabi o zamanlar ailenizin de spora başla, bu kadar çok yeme gibi telkinlerini dinlemiyorsunuz.”

“17 yaşımda üniversite kazandıktan sonra derslerin başlamasına bir hafta kala “sanırım artık spora başlamam gerek” dedim. Üniversiteye başlamadan önce biraz kilo vermek istemiştim. O sene 8 ayda 40 kilo verdim. 80-82 kilo bandında 3 sene devam ettim.”

“Daha sonra boks yapmaya başladım ve bu 5-6 sene sürdü. O dönemde ağır sıklet tutkunuydum ve 90 kilo üstüne çıkmam gerekiyordu. 8 ayda 10 kilo aldım ve 92 kiloya ulaştım. Tabi bunlar profesyonelce, bilinçli beslenmeyle alınan kilolardı. 10 kiloyu fastfood yiyerek değil spor yaparak aldım. Amacıma da ulaştım.”

“İş hayatımdaki yoğunluğun artması, boksa çok fazla ağırlık veremememe neden olmaya başladı. Boks öyle bir spor ki, hobi olarak yapamazsınız. Boks yaptığım dönemde günde 3 antrenman yapıyorduk. Sabah performans, akşamüstü ağırlık, akabinde boks antrenmanları yapmamanız gerekiyordu. Ancak ben günde sadece bir antrenman yapabiliyordum. Çünkü ben 24 yaşımdayken şu anki şirketimizi kurdum. Bu dönem iş hayatım çok yoğundu ancak yine de sporu bırakmadım. Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım.” “Sonraki dönemde fitness’a ağırlık vermeye başladım. Günümüzden yaklaşık 4 yıl önce ise CrossFit’e başladım. Son 1 yıldır da CrossFit ile Fitness’ı birlikte götürüyorum. Ayrıca dönem dönem yoga yapıyorum.”

“BEN BUGÜN ANTRENMAN YAPACAĞIM DİYEBİLMEK YETİYOR”

MH: Yoğun bir iş hayatınız var. İş hayatınızla sporu bir arada götürmeyi ve bu forma ulaşmayı nasıl başardınız?

MD: Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım. Gün içinde yoğunsam sabah uykumdan kısıp, sabah uyuyabileceksem gece spor yapıyorum.”

“Eğer kendinize “ben bugün antrenman yapacağım” diyebildiğinizde, günlük planınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Ben iş hayatımda çok fazla seyahat ediyorum çünkü bizim Türkiye’nin 29 şehrinde operasyonumuz var. Bu şehirleri düzenli bir şekilde ziyaret ediyorum. Bununla birlikte yurtdışı seyahatlerim de var. Ancak benim bir huyum var ve gideceğim şehirdeki otele rezervasyon yaptırırken ilk önce orada benim ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir spor salonu olup olmadığına bakıyorum. Yani odanın içine bakmadan önce otelin spor salonunun özelliklerini araştırıyorum.”

“İş seyahatlerimde gün içinde yapmam gerekenleri tamamladıktan sonra dönüşte otele uğrar ve gerek yarım saat, gerek bir saat, gerekse bir buçuk saat sporumu yaparım. Sporumu ayrıca sabah uyandığımda da yapabilirim.”

“SALONDA VAKİT GEÇİRİRKEN BİRÇOK PROBLEM ÇÖZDÜM”

MH: Sporun iş hayatınızda ne gibi faydalarını gördünüz?

MD: “Spor salonuna gittiğimde mutlu olmamın yanında, antrenman yaparken birçok sorunumu da çözüyorum. Salonda kendime ayırdığım 1, 1,5 saatlik vakitte tamamen kendimle baş başa kalıyorum. Bu süre zarfında işteki problemlerimi çözdüğüm oluyor. Spor yapılan sürede insanın aklına birçok şey geliyor. Spor salonunda bir an durup ekibime mesaj attığım, direktif verdiğim bile oluyor. Yani spor benim için aynı zamanda bir ilham kaynağı.”

“Günde kendimize kaç saat ayırabildiğimiz meçhul. Birçok insan kendine yarım saat bile ayıramayabiliyor. Ama spor salonunda tamamen kendinize ayırdığınız bir vakit var. Mesela ben koşarken kafamda o kadar çok şeyi çözümlüyorum ki, hem canım sıkılmıyor hem de birçok problemimi halletmiş oluyorum.”

MH: Haftada kaç gün antrenman yapıyorsunuz? Günde birden fazla antrenman yapıyor musunuz?

MD: “Haftada mutlaka altı gün spor yapıyorum ve bu rakam bazen yediye çıkabiliyor. Bu yedinci günde hiçbir şey yapmasam bile yarım saat yürürüm, yarım saat yoga yaparım. Yüzme imkanım varsa, hafif tempo yüzerim. Vücudumu hiçbir zaman durdurmam.”

“Geçtiğimiz dönemde Los Angeles ve Vegas tatilimiz oldu. 10 günlük tatilin 6 günü antrenman yaptım. Muhtemelen Vegas’a giden hiç kimse spor yapmıyordum ama ben kopamadım.”

“Ayrıca nisan ayından ekim ayına kadar günde çift antrenman yapıyorum. Sabah kalkınca sahilde 45 dakika – 1 saat koşuyorum. Daha sonra işe gidiyorum ve işten çıktıktan sonra ise ağırlık ya da CrossFit antrenmanı yapıyorum.”

MH: Peki, nasıl bir antrenman programınız var?

MD: “Haftada bir veya iki gün tüm vücut çalışmaları yapıyorum. Geri kalan zamanlarda göğüs-ön kol, omuz-arka kol, sırt ve bacak olmak üzere dört farklı antrenman programı uyguluyorum. Bu dört antrenmanı tamamladıktan sonra tüm vücut antrenmanları yapıyorum ve döngü tekrar başa dönüyor.”

MH: Yoğun iş temposundan şikayetçi olanlara ne gibi önerileriniz var? Spor salonuna ayak atma motivasyonunu sağlamayabilmeleri için ne öneriyorsunuz?

MD: “Ben 18 yaşımdan beri tam zamanlı çalışıyorum ve 24 yaşımda kendi şirketimi kurdum. Bazı insanlar bana da “zamanım yok” diyorlar. Cevabım ise “bunu bana söyleme” oluyor. Açıkçası son 2 yıldır biraz rahatlamış olabilirim fakat benim yaklaşık 10 yıllık, fazlasıyla yoğun bir çalışma hayatım oldu. Bu yoğunluk hem zihnen, hem de bedenendi. Her şey kendi motivasyonunuzla ve kendi inancınızla ilgili.”

“Benim için spor yapmak, vücut yapmak veya fit olmaktan ziyade hayat motivasyonu. Spor hayatımın bir parçası ve ben spor yaparken gerçekten mutlu oluyorum. Spor salonunda olmak bana iyi geliyor. Elbette bizim de işlerimiz dönem dönem yoğunlaşıyor. Her insan gibi bizim de maddi, manevi, ailevi sıkıntılarımız olabiliyor. İnsan o dönemlerde kendisini spor salonuna atmak istemeyebiliyor. Ama ben spor salonuna gittiğimde rahatlayacağıma, problemlerimi çözeceğime, hayat motivasyonum ve enerjimin yükseleceğine adım gibi eminim.”

“İşte ben bunları bilerek spora gittiğim için zorluk yaşamıyorum. Spor salonunun yüzde 100 mutluluk garantisi var. Ayrıca aynaya baktığınız zaman herkesin motive olması gereken bir parçası vardır. Aynaya baktığınızda kendinizi kusursuz görüyorsanız, spor salonuna gitmeyin. Ancak eminim ki hiçbir insan kendini kusursuz görmüyor. Aynaya bakın ve kararınızı verin.”

“ANTRENMANDAN ÖNCEKİ KAHVE TERCİHİM DOUBLE ESPRESSO”

MH: Kahveyle antrenmanın ilişkisini nasıl kuruyorsunuz? Mesela siz kahveyi hangi saatlerde tüketiyorsunuz? Antrenmandan önce mi, sonra mı içmeyi tercih ediyorsunuz?

MD: “Kahve, benim işimden ziyade benim bir bağımlığım diyebilirim. Zira kahvesiz bir hayat düşünemiyorum. Sabah kalktığımda, ofise gittiğimde, ofiste geçen süre içerisinde kahve tüketiyorum. Antrenmandan yarım saat önce ise mutlaka bir double espresso içerim. Double espressonun enerji verdiği ve yağ yakımına yardımcı olduğu defalarca kanıtlanmış durumda. Bu nedenle benim tercihim espressodan yana alıyor.”

“Antrenmanın ardından ilk önce yemek yiyorum ve yemeğin ardından, nabzım normalleştiğinde bir kahve daha içiyorum. Akşam saat 8-9 aralığında ise son kahvemi tüketiyorum. En geç 12’ye doğru da uyumuş olurum.”

Vücut geliştirme ve fitness dışında takip ettiğiniz herhangi bir spor dalı var mı?

“Sıkı bir Galatasaray taraftarıyım. Galatasaray futbol takımının maçlarını takip ediyorum. Boks ve UFC müsabakalarını takip ediyorum. Geçmişte hem boks, hem grekoromen güreş yaptığım için bu sporlara olan ilgim devam ediyor.”

“Anthony Joshua’nın yenilgisi gerekliydi diye düşünüyorum. Her şampiyon için bu tarz bir mağlubiyet lazım. Devamlı galip geldiğiniz savaşta hem keyif alamazsınız, hem de kendinize olan güveniniz gereksiz derecede artar. Bence bu yenilgi Joshua için bir sınav. Eskisinden daha iyi bir geri dönüş yapacağını düşünüyorum. Efsane boksör Muhammed Ali’nin bile kemerini dört defa kaybettiğini unutmamak gerekiyor.”

“UFC’de ise Khabib Nurmagomedov’u beğenerek takip ediyorum. Ben dönem dönem jiu-jitsu da yapıyorum. Khabib de güreşçi ve jiu-jitsu’cu. Bu sebeple Khabib için ayrı bir sempatim var.”

YÜKSEK PROTEİNLİ KAHVE ARAYANLARIN TERCİHİ

Gloria Jean’s Coffees, müşterilerini farklı tatlarla buluşturmaya devam ediyor.

Gloria Jean’s Coffees yüksek proteinli, kalorisi düşük, şeker ilavesiz içeceği Protein Shake ile sporcuların günlük kahve ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Gloria Jean’s Coffees’in deneyimli baristaları tarafından hazırlanan bu içecek, spor sonrası kendine gelemeyen kahve severlere, hem enerji vermeyi hem de damak zevkinizi artırmayı amaçlıyor.

Gloria Jean’s Coffees, spor öncesi kalori yakmak ve spor sonrası kaybettiğini gücü geri kazanmak isteyenlere, Protein Shake içeceğini tavsiye ediyor. 200 kalori değerine sahip olan Protein Shake, içinde protein tozu(30gr), espresso, muz, yağsız süt ve buz kullanılarak hazırlanıyor.

Dinçerler, “Ben de bir spor tutkunuyum ve sporcuların ihtiyaçlarının neye yönelik olduğunu anlayabiliyorum. Bazen spora yetişmeniz gerekiyor ve yol üstünde atıştırılabilecek, kafeinli, şekersiz ve yağsız sütten yapılan bir ürün bulamıyorsunuz. Bu açığı gördük ve bütün sporcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ürün oluşturmak istedik. Bütün şubelerimizde bulunan bu lezzeti herkes deneyebilir” diyor ve ekliyor: “Sadece sporcuların değil, protein ve temiz karbonhidrattan oluşan bir ara öğün tüketmek isteyen herkesin ihtiyacını karşılayabilecek bir ürün”.

FOTOĞRAFLAR: ERHAN TARLIĞ

ERKEK AKLI

Mango Erkeği Hugo Sauzay’dan tavsiyeler

-

Mango erkeği Hugo Sauzay, merak edilenleri yanıtladı. İşte onun tavsiyeleri.

1- Sen bir modelsin ama aynı zamanda bir iç tasarım şirketine sahipsin. Bu iki alanın ne kadar bağlantılı olduğunu düşünüyorsunuz?

Seyahatler ve toplantılardan besleniyorum, moda ile yaptığım için şanslıyım. Bana farklı kültürlerle, insanlarla ve farklı yaşam biçimleriyle tanışma şansı veriyor. Ne zaman başka bir yerde çekim yapsam, mimari detayların fotoğraflarıyla dolu telefonumla birlikte geri dönüyorum. Yaratıcı insanlarla çalıştığımız için şanslıyız ve onları kreatif süreçte izlemek büyük bir ilham kaynağı. Mimarlıkta olduğu gibi modada da hikaye anlatıcılığı önemlidir. Global bir proje sahip olmak için daha önce yapılan tüm çalışmalar esastır. Sadece kolay bir final görüntüsü değil, zamanın ötesinde bir proje yapmaya çalışıyorsunuz.

2- Katıldığınız projeleri nasıl seçersiniz? Dikkat ettiğiniz ana faktörler nelerdir?

En önemlisi projenin temelindeki insanlar. Moda olmak istemeyen ama doğru bir proje yaratmak isteyen biri.

3- Genç erkek ve kadınlara kendilerine daha güven duymaları için ne önerirsiniz?

Farklılıklara açık kalmak ve ilgi yarattıklarını anlamak. Hoşgörü dışında daha iyi bir yol olmadığını anlamalılar. En önemli şey, senin tutkularını yaşaman ve inanman.

4-Kendi tarzını nasıl tarif edersin ?

Klasik ve sade bir stilim var. Koyu jean, beyaz tişört bir tür üniforma. Kazak ve paltolar için güzel kumaşlara dikkat ediyorum.

5- Mango erkeği ne tür bir erkek?

Mango erkeği modern ve kendinden emin.

6-  Kampanya çekimi sırasında Mango ile olan deneyiminizden bahseder misiniz?

İskoçya’da tipik bir yağmurlu gün boyunca çekim yapıyorduk ancak arkadaş canlısı bir ekip tarafından ısındık. Çekimde hissetmedim, yeşil tarlalarla çevrili bir kalede, koyun ve atlarla dolu nehirlerde arkadaşlarımla daha fazla zaman geçirdim. Muhteşem bir yerdi. Arkadaşlarla rüya gibi bir hafta sonu oldu.

Devamı

ERKEK AKLI

Meditasyon yapmanın etkileri

-

Meditasyon yapmanın sağlığımıza ve ruhumuza etkileri nelerdir?

DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

Birçoğumuz daha çok burpee yapmak, kombucha’mızı evde hazırlamak ya da kolayca ketozise girebilmek gibi hedefler koyup, yolun daha yarısına gelmeden bunlardan vazgeçiyoruz.

Bunların yerine, size fazlasıyla gerçekleştirilebilir bir çözüm önermeme izin verin: Bir ay boyunca, haftada birkaç gün, sadece bir dakikalığına meditasyon yapmayı deneyin.

Sağlıklı alışkanlıklar edinmek zordur ve hedeflerimizi gerçekleştirme isteğinin azalarak bitmesinin bir nedeni var. Başarısızlığa programlanmış olabiliriz. Evrim bize hayatta kalmaya odaklanmış bir beyin miras bıraktı, uzun vadeli sağlık planlamasına yatkın olan bir beyin değil. Doğal seçilim bizi tehditleri algılamak, yiyecek ve eş bulmak için hazırladı, düzenli diş ipi kullanmak için değil. Size bu mütevazı ve bir ay sürecek olan teklifi yapmamın sebebi ise evrimin bu yönüne meydan okuduğumuz gerçeği. Bu konuda iki şey işinizi oldukça kolaylaştıracak:

İlk olarak, her gün meditasyon yapmaktansa haftada birkaç gün yapmak iyi bir hedef. Tutarlılık meyvesini verecektir: Ne kadar sık meditasyon yaparsanız işiniz o kadar kolaylaşır ve faydaları daha derin ve kalıcı olur. Fakat bir günü atlarsanız, içinizdeki eleştirmen başarısız olduğunuz konusunda canınızı sıkmaya fırsat bulamayacaktır. O yüzden bu yaklaşıma “neredeyse her gün” diyorum. Bu yaklaşımın özelliklerinden biri olan ve davranış değişikliği araştırmalarında ana noktalardan biri olan “psikolojik esneklik”; meditasyon pratiği, yeni bir spor salonu rutini ya da Esperanto öğrenmek gibi kalıcı bir alışkanlık edinmenize yardımcı olabilir.

İkincisi, bir dakika gerçekten çok ama çok kısa bir zaman dilimi. Bir dakikalık bir teklif rahatsız edici bir taahhüt gerektirmiyor. Dahası, rahatça ölçülebilir bir aralık. Bir dakikalık bir meditasyondan sonra, insanlar genellikle kendi kendilerine, “Zaten bir dakikaya ulaştım, biraz daha devam edebilirim,” diyor. Meditasyon hocası Cory Muscara’nın da açıkladığı üzere, bu çok önemli bir nokta çünkü “dışsal” bir motivasyondan (yapmak zorundaymışsınız gibi hissettiğiniz için meditasyon yapmak gibi), daha güçlü olan “içsel” motivasyona doğru (istediğiniz için meditasyon yapmak) geçiş yapıyorsunuz. Daha çok meditasyon yapmaya niyetlendiğiniz anda da gerçekten bununla ilgilendiğiniz için yapıyorsunuz ve bu da etkilerinin daha uzun sürmesini sağlıyor.

Şirketim 10% Happier, trilyon dolarlık şirket Apple’ın çalışanlarıyla her yıl bir ay boyunca yapılan “Mindful Minute” testini gerçekleştiriyor. Amaç, katılımcıların 30 gün içinde 25 gün, en az bir dakika boyunca düşünceleriyle bilinçli zaman geçirmesi. Bu yöntem, farkındalığın hayatlarına nasıl katkıda bulunduğunu anlamalarını sağlıyor ve kendilerini başarısız hissetmeden haftada bir günü kaçırma özgürlüğünü tattırıyor. (Katılmak için Apple çalışanı olmanıza gerek yok.)

Bu düşük çıtayla bile, yeni meditasyon alışkanlığını kalıcı hâle getirebilmenin daha stratejik yolları var:

PROGRAMINIZ HAKKINDA STRATEJİK DÜŞÜNÜN

Bazı insanlar belirli saatlere uymanın – yatmadan hemen önce, sabah ilk iş, egzersizden hemen sonra gibi  alışkanlık edinmeyi kolaylaştırdığını düşünür. Alışkanlık oluşumu üzerine çalışan bilim insanları ise “sıralama, rutin ve ödül”den bahsediyor. Siz de sıralama, rutin ve ödül döngüsünü izleyerek kendinize bir meditasyon şeması oluşturabilirsiniz. Örneğin, “Arabamı park ettikten sonra [sıralama] beş dakika meditasyon yapacağım [rutin] ve biraz sakinleşecek, farkındalığımın arttığını hissedeceğim [ödül].” Alışkanlığın yer edinmesi için bu döngüyü tekrar edin. Hatta günlük meditasyon seansınızı takviminize kaydetmek işe yarayabilir. Bununla beraber, eğer benim gibi öngörülemez bir programınız varsa, stratejik düşünmek meditasyonunuzu bulabildiğiniz zamana ve yere sıkıştırmak anlamına gelebilir.

KENDİNİZİ SORUMLU TUTUN

Bazı insanlar kendi kendilerine sağlıklı bir alışkanlık edinemeyebilirler. Ancak, başkaları onları sorumlu tuttuğu zaman bunu daha kolay yaparlar. Bu tarz bir sorumluluğu topluluk gibi bir şeye katılarak üstlenebilirsiniz. Bu, birkaç arkadaşınızı bir araya getirip işe koyulmak kadar basit de olabilir. Başka bir seçenek ise toplu meditasyon sınıflarına katılmanız olacaktır. Fakat iyice araştırma yapmalı ve bunları gidip kendiniz görmelisiniz.

FAYDALARINA ODAKLANIN

Tıpkı fareler gibi, bizler de bizi iyi hissettirdiği ve bize bir şey verdiği sürece bir eylemi yapmaya devam etmeye eğilimliyiz. Bu durumun da en az iki aşaması var.

İkinci aşama ise hem içsel durumunuz hem de dışarıya yansıttığınız davranışlarınız bakımından hayatınızda beliren faydalarını fark etmek. Ben, meditasyonun beni daha iyi hissettirdiğini ve daha iyi davranmamı sağladığını fark ettim. Meditasyonun en iyi çözüm olduğuna inanıyorum, yani iyi alışkanlıklar konusunda türünün en iyisi, çünkü düzenli bir doz farkındalık, diğer hangi çözümleri kovalamanız gerektiğini ve bunu en iyi şekilde nasıl gerçekleştireceğinizi çözmeniz bakımından ihtiyacınız olan açıklığı ve akıl sağlığını size sağlayabilir.

Bence denemeye değer. Son birkaç yıldır ne zaman meditasyon hakkında bir konuşma yapsam, şu tavsiyeyi veriyorum: Bir ay meditasyon yapmayı deneyin, hiçbir işe yaramadığını düşünüyorsanız Twitter’da beni bulun ve bana bir geri zekâlı olduğumu söyleyin. Bu süreçte birçok kişi bana geri zekâlı dedi, ama bu nedenle değil.

Devamı

ERKEK AKLI

Stres, yağ yakmayı engelliyor

-

Yapılan araştırmalara göre stresli olmak yağ yakımını engelliyor.

Beyniniz haftanın yedi günü alarm veriyorsa, yağ yakmanız da imkânsızlaşır. Pure Sports Medicine’in kuvvet antrenörü Andy Reay’e kulak vererek biraz sakinleşin.

Kortizol adlı stres hormonunu mutlaka daha önce duymuşsunuzdur. Bu hormonun seviyesi kronik olarak arttığında vücudunuzda yağ depolamaya yol açan enzimler tetiklenir ve karın kaslarınız açıkça gözükmez. Bu hormon uyku kalitenizi de bozarak testosteron üretiminizin azalmasına yol açar ve antrenmanlardan aldığınız verimi azaltır.

Neyse ki bu sorunu çözmenin birkaç farklı yolu var. İlk olarak düzensiz beslenme alışkanlığınızdan kurtulmayı deneyebilirsiniz. Yemek yediğiniz zamanlarda vücudunuz insülin hormonu salgılar ve bu hormon kortizol hormonunun etkilerini ortadan kaldırır. Bu nedenle sık ama az yemek, akşam yemeğinde çok fazla beslenip sonrasında telafi etmeye çalışmaktan daha akıllıca bir yöntemdir.

Kendinizi yorgun hissettiğinizde daha sıkı çalışmayı denemekse stresinizi artırarak karın kaslarınıza giden yolu uzatacaktır. Hafta içinde yüzme gibi düşük darbe etkili sporları deneyebilir ya da kuvvet antrenmanlarına devam etmek istiyorsanız düşük ağırlık-yüksek tekrar prensibini benimseyebilirsiniz. Yani ağır çalışmaları pazar gününe saklamayı düşünebilirsiniz. Bazı sporcular bu gibi durumlarda kalp atışı değişkenliğini takip eder. Elite HRV gibi uygulamalarla kalp atışlarınız arasındaki süreyi ölçmek size vücudunuzun yorgunluk veya stres durumuna dair bilgi vererek antrenmanlarınızı daha etkin bir biçimde tasarlamanızı sağlar. Öte yandan takviye edici gıdaların da yardımına başvurabilirsiniz. Bu takviyelerin kötü yaşam şartlarınızı düzeltmek gibi maharetleri olmasa da magnezyum, C vitamini ya da daha az bilinen, hücre zarınızı oluşturan fosfatidilserin gibi takviyeler stres seviyenizi azaltmada yardımcınız olabilir. Derin bir nefes alın ve karın kaslarınızı çıkarmak konusunda endişeli davranmaktan vazgeçin.”

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com

    Loading RSS Feed