Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Yıllık muayene yaptırmak şart mı?

Umut Doğan Yıldız

-

 

Son zamanlarda, bir anda hastalıkların çıkması meselesi o kadar çok arttı ki insanlar yıllık muayene yaptırmak şart mı konusunu merak etmeye başladılar.

İki seçenek var!

Hayır

(Sağlıklı ve son derece enerjik biriyseniz)
Dr. Thomas L. Miller Pratisyen klinik tedavi uzmanı ve başhekim Utah Health Üniversitesi, Salt Lake City

Yıllık sağlık muayeneleri, hastalar ve hekimler arasında yıllardır kutsal bir birleşme gibi görüldü. Ancak bu randevuya gitmeye devam ederseniz daha uzun yaşayacağınızı veya daha sağlıklı olacağınızı gösteren iyi bir veri yok.

U.S. Preventive Services Task Force gibi kılavuz hazırlayan ana grupların, sağlıklı bir erkeğin ne sıklıkla doktora görünmesi gerektiğine dair bir önerisi yok; ancak bazı tarama yöntemlerinin kullanılmasını ve aşıların yapılmasını öneriyorlar.

Elektronik tıbbi kayıtların gelişmesiyle sağlık sigortası şirketleri ve hastaneler, hastaların kişiselleştirilmiş çevrimiçi tavsiyeler alması için yeni yollar yaratmaya başladı.

Sağlıkları konusunda proaktif olan, bilgiye dayalı olarak kararlar almak için kaynağı olan ve kendi taramalarını ve aşılarını planlamaya istekli olan sağlıklı ve bilinçli erkekler için yıllık bir sağlık muayenesi gerekli olmayabilir.

Ancak bu konuda uyarılarımız var: Çevrimiçi olarak komut almak, bazı erkeklerin tarama yaptırması için yeterli olmayabilir. Bu tarz biriyseniz, 50 yaşın altındakiler için yılda veya üç yılda bir doktora görünmeniz zekice olabilir. Ayrıca yüksek kan basıncınız veya diyabetiniz varsa, sigara içiyorsanız ya da obezseniz, yılda bir gitmek dahi yeterli olmayabilir.

Evet

(İhtiyacınız varsa ve kişisel sağlık koçuna önem veriyorsanız)
Dr. Allan H. Goroll Harvard Medical School’da tıp profesörü ve Boston’daki Massachusetts General Hospital’da hekim

Yıllık bir sağlık muayenesi, birkaç tarama testinin istenmesiyle sonuçlanan on dakikalık baştan savma bir inceleme olmamalı. Bu, yıllık bir kişisel sağlık taramasıdır ve doktorunuzla anlamlı bir ilişki sürdürmenin yoludur. Bu önemli bir ayrım.
Bunu doğru gerçekleştirmek, genel sağlığınızı ve bunu etkileyen şeyleri konuşmayı içerir. Ne kadar stres altındasınız? Başa çıkma stratejileriniz nelerdir? Yeterli dinlendiğinizden, uyuduğunuzdan ve egzersiz yaptığınızdan nasıl emin olursunuz? İlişkileriniz nasıl?

Yıllık muayeneler hakkındaki tartışmaların bir kısmı, bunun eskisinden daha çok rutine binmesi gerçeğinden kaynaklanıyor. Eskiden tek doktorun her şeyinizle ilgilenmesi gerekirdi ki bu da yeterli bilgi almanızı sağlayamaz, doktorun uzmanlık alanı dışındaki alanları karanlıkta bırakırdı. Ancak bu değişiyor. Artık muayeneler doktorların kendi alanına odaklanmasını sağlayan bir takım çalışması haline geldi. Örneğin, grip aşısını size hemşire yapar, testler ise sistem üzerinden istenebilir. Bu sayede, farklı alanlardaki her doktorla birebir görüşüp durumunuzu konuşursunuz ve doktor sizi alanı dâhilinde muayene edebilir. Kendi doktorunuzla ise tüm sağlık taramalarınız ışığında konuşmak için vaktiniz kalır.
Bu konuşmayla kurulan ilişkinin gelişimi ve doktorunuzun onayını almanız oldukça önemlidir. Bundan vazgeçerek, özünde kişiselleştirilmiş tıbbi bakımınızı durdurmuş oluyorsunuz.

KARAR

Rutin olarak doktorunuzun ofisinden yıllık sağlık muayenenizin bir zaman (ve sağlık hizmeti için ödediğiniz para) kaybı olduğuna inanarak ayrılıyorsanız, kendinize şunları sorun: Sağlıklı mıyım? Doktorumla aramda sağlam bir ilişki var mı? İhtiyacım olan taramaları ve aşıları yaptırmak için gereken sorumlulukları almaya ve bu konuda koşturmaya istekli miyim?

Tüm bu sorulara cevabınız evet ise, doktorunuza muayeneyi bir-iki yıl atlamanın sorun olup olmayacağını sorun. Herhangi birine cevabınız hayırsa, daha proaktif olun. Doktorunuzla görüşmek için daha çok zaman ayırın, sonuçları tartışabilmek için rutin kan testlerinin önceden yapılmasını isteyin ve sizi endişelendiren sağlık sorunlarıyla ilgili sorularınızı hazırlayarak gelin. Bu randevuyu muhasebecinizle yaptığınız yıllık bir toplantı gibi düşünün ve bu görüşmeden memnun kalıp kalmadığınızı ve faydalı bilgi alıp almadığınıza dikkat edin.

 

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Çocuklarda öfke patlamaları

Umut Doğan Yıldız

-

Çocuğunuzun duygusal patlamaları ve öfkesinin, tipik çocuk davranışının ötesine geçtiğini nasıl anlarız? 

Pek çok çocuk zaman zaman öfke patlamaları ve agresyon yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman onların yapmak istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında meydana gelir. Ancak çocuklar bu davranışı sürekli hale getirirlerse veya öfke patlamaları kontrolünü kaybederse, bu durum tipik davranış örüntüsünün dışına çıktığını gösterebilir.

Öfke patlamalarında, ebeveyn olarak sizi davranışsal sorun olarak uyaracak işaretler şunlar olabilir;

*Çocuğunuz gelişimsel olarak öfke patlamaları görülebilen yaşları (6-7 yaş) aşıyorsa,

*Bu tür davranışları kendisini veya başkalarını tehlikeye atıyorsa,
*Okulda sürekli sorun yaratıyorsa ve öfke kontrolü ile ilgili konuları öğretmenleri gündeme getiriyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuzun yaşıtlarıyla ilişkisi bozuluyorsa (oyunlara alınmama veya doğum günü partisine davet edilmeme gibi),

*Öfke sorunları aile içi çatışmalara neden oluyorsa ve aile ilişkilerini etkiliyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuz kendisini üzgün ve umutsuz hissediyorsa…

Çocuklar sürekli öfke patlamaları yaşadıklarında, bunun altında genellikle içsel huzursuzluk yatmaktadır. Bu davranışların olası psikiyatrik nedenleri şunlardır:

DEHB: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yaşayan pek çok çocuk öfke sorunları yaşamaktadır. Özellikle dürtüsellik bu öfke sorunlarına neden olabilir. Ayrıca dikkat sorunları çocuk ve aile arasında çatışmalara neden olabilir bu da öfke sorunlarını ortaya çıkarır. Ancak her öfke sorunu DEHB demek değildir.

Kaygı: Ciddi öfke yaşayan çocuklarda bazen ortaya konulamamış kaygı sorunları bulunur. Çocuğunuzun kaygısı varsa, özellikle de onu saklıyorsa, sıkıntıya neden olan durumlarla baş edebilmek için öfke davranışına başvurabilir.

Travma ve İhmal: Yapılan çalışmalar, okul içinde ortaya konan agresif davranışların altında evde yaşanan travmatik yaşam olaylarının yattığını göstermektedir. Evde güvende hissetmeyen çocuklar ev dışına çıktıklarında adeta bir eşkıyaya dönebilir.

Öğrenme Sorunları: Çocuğunuz okulda ya da ev ödevi sırasında sürekli öfke davranışını tekrarlarsa, tanı konulmamış bir öğrenme bozukluğu olması mümkündür. Örneğin matematik çalışırken gözlenen bu davranış matematiği öğrenemediğinden kaynaklanabilir.

Duyusal Bütünleme Sorunları: Bazı çocuklar çevrelerindeki dünyadan aldıkları duyusal bilgiyi işleme konusunda sorun yaşarlar. Çocuğunuz uyaranlara karşı aşırı hassas ise (sıkı veya kaşındıran bir kıyafet gibi) bu çocuğunuzu rahatsız edecek ve öfke patlamalarına yol açacaktır.

Otizm: Otizmli çocukların büyük bir kısmı dramatik öfke patlamalarına maruz kalırlar. Takıntılar, sınırlı ilgi alanları duyusal sorunlar ve iletişim problemleri otizmde öfke sorunlarının önemli tetikleyicileridir.

Öfke sorunları yaşayan çocuklara yardım

Pek tabii ki belirli psikiyatrik hastalıklara karşı verilen ilaç tedavileri bir noktaya kadar öfke sorunlarını azaltabilir. Ancak aile bireylerinin davranışlarındaki değişiklik, bu azalmanın kalıcılığına sebep olur. Şimdi çocuğunuzun öfkesiyle nasıl başa çıkacağınızı anlatalım:

Tetikleyicileri ortaya çıkarın: Öfke ile başa çıkmada ilk basamak onu tetikleyen olayları ortaya koymaktır. Hatta anne baba olarak bu olayların bir listesini hazırlayıp bunu çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Asla pes etmeyin: Çocuğunuzun öfke patlamalarını onun isteklerini anında yerine getirerek azaltmaya çalışmak, tozları halının altına süpürmeye benzer. Hatta bu davranış ona sinirliliğin ve öfkenin işe yaradığını öğretir ki bu davranış tüm hayatına mal olabilir.

Sakin ve tutarlı olun: Önce kendi duygularınızın kontrolünü ele geçirmek çocuğunuza da duygularının kontrolünü öğretmede önemli bir kapı açacaktır. Sert ya da öfkeli cevaplar, bir çocuğun sözlü ya da fiziksel saldırganlığını artırır. Sakin kalarak, çocuğunuzda görmek istediğiniz davranış biçimini modelleyebilir ve öğretirsiniz.

Olumsuz davranışları görmezden gelin ve olumlu davranışları övün: Küçük davranış sorunlarını görmezden gelmenin azarlamaktan veya sertçe ikaz etmekten daha etkili olduğu bilinmektedir. İyi davranışları cesaretlendirmek ve övmek her zaman olumsuz ifadelerden daha etkilidir. (“Bir daha sinirlendiğini görmeyeceğim” yerine “ Sakinleşmek senden beklediğim davranıştı bravo” gibi.)

Tutarlı sonuçları onunla paylaşın: Çocuğunuz, negatif davranışlar neticesinde ne gibi bir yaptırımla karşılaşacağını önceden mutlaka bilmelidir. Sürpriz şekilde yaptırım uygulamak çocukla iletişiminizi çok ciddi şekilde bozar. Ayrıca yaptırımın her zaman benzer olmalıdır yer ve zamana göre değişmemelidir. Düşünsenize kırmızı ışıkta geçmenin cezası her gün değişirse kendinizi nasıl hissedersiniz?

Konuşmak için çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin: Çocuğunuz sakinleşmeden konuşmayı denemek düz duvara konuşmaktan öteye gitmez. Karşılıklı konuşmayı sürdürebilmek için iki tarafın da stabil bir duygu durumuna sahip olması gerekir.

Devamı

SAĞLIK

Bahar aylarında nasıl beslenmeliyiz?

Umut Doğan Yıldız

-

Bahar aylarında nasıl beslenmemiz ve beslenirken alerjiden nasıl uzak durmamız gerekiyor? 

Bahar aylarının hepimiz için farklı bir anlamı var. Kimimiz için yaz aylarına geçiş kimimiz için de kışı geride bırakan aylar. Bahar bir uyanış ve doğa ile birlikte yenilenme mevsimi ve bir de alerji mevsimi!

Bahar aylarında yüksek kalorili besinleri tüketmemek gerektiğinden bu aylara en uygun beslenme şekli Akdeniz tarzı beslenme. Bahar aylarında hızlanan metabolizmamız nedeniyle hem daha fazla enerji harcarız hem de daha sık acıkırız ve farkına varmadan kendimizi sürekli yerken buluruz bu yüzünden her öğünde taze sebze ve ara öğünlerde de mevsim meyvelerini tüketmemiz gerekiyor. Elbette sık yemek yerken yediklerimize de dikkat etmeniz gerekiyor. Bol kalorili ve hamur işleri tüketmek yerine meyve, kuru meyve gibi lif zengini gıdalar tüketmeliyiz. Kış aylarında su içme oranımız düşüyor ve ister istemez bu alışkanlık bahar aylarında da devam ediyor. Bahar aylarında ısınan havayla birlikte vücuttaki sıvı kaybı da artıyor. Günde en az 1,5 litre su tüketmek ve diğer içeceklerin de suyun yerini tutmadığını bilmek gerekiyor. Bu aylarda alkolden ve kafeinli içeceklerden de uzak durmak ve bağışıklık sistemini destekleyen bitki çaylarını ise ihmal etmemek gerekiyor.

Vitaminleri ihmal etmeyin

Bahar bir yandan da eğlence ve doğaya açılma mevsimi. Geziler, piknikler; her biri bizi yemeye teşvik eden etkinlikler ve bu etkinliklerde fazla miktarda et tükettiğimiz ve vücudumuzu proteine boğduğumuz da bir gerçek. Böyle bir eğlenceye katılacaksanız ızgaraya, mangala sebze koymayı ihmal etmeyin. Pikniklerin ve gezilerin elbette güzel yanı da var: Yürüyüşler, açık havada oynanan futbol, voleybol sporlar ve koşular. Yalnız bu bedensel faaliyetlerin yediklerinizi hızla yakmanıza ve hemen acıkmanıza sebep olacağını da unutmayın. Keyif için gittiğiniz piknik zararınıza olmasın. Balık, kuru baklagiller, yumurta, yoğurt; fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler, az zeytinyağlı salatalar; bütün mevsim sebzeleri ve meyvelerinin dışında kepekli ve tahıllı ekmekleri listenizden eksik etmeyin. Bahar aylarının en büyük tuzağı, vitamin bakımından yoksun kalmaktır. Oysa süt, yumurta sarısı, balık ile sarı ve turuncu renkli sebzeler A vitamini içeriyor. Buğday, kepek, yeşil sebzelerde ise B grubu vitaminler yer alır. Tüm taze sebzeler, maydanoz, soğan ve domateste de C vitamini bulunur.

Alerjiyle savaşan besinler

Bahar denince ilk akla gelen alerji mevsimi olması. Özel bir alerji geçmişiniz yoksa bahar alerjisine karşı bünyenizi güçlendiren tüm mevsim meyve ve sebzelerini, yumurta, tavuk eti, kırmızı et gibi besinleri tüketilmeli. Öte yandan alerjileri tetikleyebilen hazır gıdalar, işlem görmüş besinler, şeker ve kızartılmış yiyeceklerden uzaklaşın. Bu gıdaların yerine antioksidan etkisi bilinen maydanoz, ıspanak, brokoli, yeşilbiber, çilek, portakal, limon, greyfurt, ananas, yaban mersini ve fındık, ceviz, badem gibi E vitamini tüketebilirsiniz. Yabancı toksinleri vücuttan atmaya yardımcı olan suyu bol içmeye özen gösterin. Vücudun su dengesini bozan çay, kahve gibi içecekler ve tuzu fazla tüketmemeye özen gösterin.

Bahar yorgunluğu

İlkbaharda gastrit, hipertansiyon, kalpte sorunlar, saçlarda dökülme, sindirim sorunları, cilt kuruluğu, hormon seviyelerinde değişiklik ve artan nemle birlikte vücutta dengesizlik, halsizlik, depresyon vb. belirtileri bahar yorgunluğu diye tanımlıyoruz. Bahar yorgunluğundan kurtulmak için, beslenme şeklimizde birkaç değişikliğe gidebiliriz. Örneğin öğün sayısını artırıp az ve sık yemek, sindirim sistemini rahatlatıp bizi mide ve sindirim sıkıntılarından koruyacaktır. Ağır karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin tüketimi ise hem yorgunluk hem uyku getirir. Uyku düzenimizi de korumamız gerekli. Geç yatmak ve öğlen uyanarak günü uzattığınızı zannederken, ertesi günü kaçırmanıza ve bu durum öğün atlamaktan gereksiz abur cubur tüketmeye kadar pek çok beslenme hatasına sebep olur.

Hangi ayda hangi balık ve sebze yenir?

Mart ayında balık olarak; levrek, kalkan, kefal, tekir ve midye, sebzelerden; ıspanak, havuç, pırasa, kırmızı turp ve brokoli, meyvelerden; elma ve muzu, Nisan ayında balık olarak; kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı ve midye, sebzelerden; taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz, taze kekik, bakla ve marul, meyvelerden can eriği, Mayıs ayında balıklardan; barbunya, ıstakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya ve karides, sebzelerden enginar, bakla, semizotu, papatya, ebegümeci, domates ve salatalık, meyvelerden ise çilek, yeşil erik, malta eriği ve dutu bahar aylarının taze ürünleri olarak tüketebilirsiniz.

Devamı

SAĞLIK

Diyetle eklem tedavisi mümkün

Umut Doğan Yıldız

-

Kronik eklem rahatsızlıkları genellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkıyor. Özellikle eklem iltihabı (romatoid artrit) bunlardan biri. 

Romatoid artrit; eklemlerde ağrı, şişme, sertlik ve işlev kaybına sebep olan otoimmün ve kronik bir hastalık ve her kronik hastalıkta olduğu gibi tedavisinde alternatif yollar da deneniyor. Ancak tedavi yolunu seçerken romatoid artrit ile osteoartriti birbirinden ayırt etmek gerekiyor. İlkinde, vücudun bağışıklık sistemi kendi dokularına saldırıyor. Osteoartrit ise insanlarda yaşlandıkça ortaya çıkıyor ve anti inflamatuar diyet uygulamayı gerektiriyor. Bu diyetler, vücuttaki iltihaplarla savaşmaya yardımcı oluyor. Bol sebze, meyve, kepekli tahıllar, omega-3 yağları ve antioksidanlar bakımından güçlü bir diyet, enflamasyona karşı başarıyla koruyor. Yeşil yapraklı sebzeler, tatlı patates, çilek, kiraz, domates de iltihap önleyici besinler arasında sayılıyor. Bazı sebze ve meyve kuruları da var ki artık onlara mucize besin gözüyle bakılıyor. Örneğin kuru erik, yaban mersini, taze ve tanelenmiş nar, tam tahıllar, zencefil ve zerdeçal gibi baharatlar; baklagiller, süt, yumurta, fındık vb. hep bu gruba giren gıdalar.

Unutmayın, antienflamatuar diyet, eklemleri iltihap kapladıktan sonra işe yaramıyor. Ortada hiçbir sebep yokken bunları yiyip için ki, vücudunuz farkına bile varmadan güçlenip direnmeye başlasın!

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com