Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Yemek hazırlarken dikkat edilecekler

-

 

Her antrenman hedefi ilk olarak beslenmeyle başlar ve yemek hazırlığı, bu yoldaki en büyük müttefikinizdir. İşte yemek hazırlama kılavuzu.

DERLEYEN: SAİDE TOKUÇ

Yumurtadan oluşan bir kahvaltının kaslarınız için çikolata dolu kruvasandan daha besleyici olması sizi şaşırtmaz. Odağınızda kilo kaybı olduğunda ise, arada sırada kurabiye kutusundan vazgeçmenin muhtemelen yardımı dokunacaktır. Bunu bilmek pek de zor değil.

Sorun şu ki, bilmek her zaman “yapmaya” eşit değil. Yapmamanız gerektiği sırada atıştırıyorsunuz. Sağlıklı bir yemek pişirmeye zamanınız olmadığı için dışarıda yiyorsunuz. İyi haber şu ki, tek suçlu siz olmayabilirsiniz. Görünüşe göre, işyerinin kantininden bir dilim pizza almanız için sizi baştan çıkaran tek şey boş mideniz değil.

Bu, “karar verme yorgunluğu” olarak adlandırılan psikolojik bir olgudur. Her gün ortalama 35.000 karar veriyorsunuz: Ertelemeli mi kalkmalı mı? Tost mu yulaf ezmesi mi? Beyaz gömlek mi mavi mi? Ve her kararla, her bir kararı almak daha da külfetli olur ve sonunda, beyniniz kısa yollar aramaya başlayarak dürtüsel davranır.

Beyniniz vücudunuzdaki en çok enerji talep eden organdır ve glukozu birincil yakıt kaynağı olarak kullanır. Zihinsel enerjiniz anlık her kararla tükenirken, vücudunuz azalan stoklarını yenilemek için hızlı bir yol arar: Şeker. Yağ kaybı paradoksu da buradan gelir. Yemeyi bırakmak için iradeye ihtiyacınız vardır ve iradenizi beslemek için yemeniz gerekir.

Yemek hazırlamanın kas kazandıran, yağ yakan en harika müttefikiniz olmasının nedeni de budur. Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve atıştırmalıklarınızı önceden hazırlayarak karar vermeyle ilgili çifte sorunu halledersiniz: Yalnızca ne zaman ne yiyeceğiniz değil, aynı zamanda ne kadar yiyeceğiniz sorunu…

Programlarımız dolu olduğunda, yemek zamanlarıyla ilgili sorun yaşayabiliriz,” diyor gıda bloğu Fit Men Cook’un kurucusu Kevin Curry. “Düşünmeden, yemeğin kalori ve besin değerine çok az dikkat ederek yeriz ve öğünleri atlarız ki bu da yoğun açlığımızı doyurmak için bir sonraki öğünde aşırı yememize yol açar. ‘Elimizi uzatsak alabileceğimiz bir yerde’ sağlıklı yemekler ve atıştırmalıklarımızın olması, telaşlı ve yoğun hayat tarzlarımıza daha besleyici gıdalarla devam etmemizi sağlar. Böylece aynı zamanda fitness ve sağlık hedeflerimize de ulaşabiliriz.”

Burada bir profesyonel gibi yemek hazırlamak için ihtiyacınız olan her şeyi bulacaksınız. Beyninizde diğer, daha önemli kararlar için yer açılacak: Göğüs günü mü, bacak günü mü?

Yemek Hazırlamanın Avantajları ve Dezavantajları

Kabul ediyoruz, bu çok basit bir iş değil. Öğle yemeğinizi sevmiyorsanız diğer bir veya iki gün buna mecbur kalıyorsunuz. Pazar öğle saatlerinizin büyük bir kısmını yemek pişirmeye ayırmak zorundasınız. Haftalık alışveriş listeniz titiz bir planlama gerektiriyor çünkü unutulan bir malzeme, bir haftalık yemeği riske atabilir. Her yere saklama kabı taşımak zorundasınız ve planlarınız değiştiği takdirde yemek çöpe gider.

Ancak dedikleri gibi, kolay olsaydı herkes yapardı. Hafta sonunuzdan birkaç saati yemek hazırlığına ayırarak hafta içi akşamlarınızı boşaltmış olacaksınız. Yıkamanız gereken tek şey saklama kabınız olacak. Sokak sandviçlerinden oluşan öğle yemeğiniz olmadığında yalnızca tartınız hafiflemeyecek, cüzdanınız da size minnettar olacak. Makrolarını sayan türden biriyseniz ve belirli antrenman hedefleriniz varsa, her bir gramına kadar bir haftalık yemeğinizi planlayabilirsiniz.

Yemek Hazırlama Fikirleri

İlk adım, hazırlayacağınız yemekler, yani kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve atıştırmalıklar için tarifleri ayrıntılarıyla planlamak. En sade formuyla, kas kazandıran yemeklerin temelinin yaklaşık olarak “iki avuç dolusu sebze, bir yumruk boyutu kadar karbonhidrat ve bir avuç içi boyutunda porsiyon kadar protein” içerdiğini belirtiyor diyetisyen ve The Low Fad Diet kitabının yazarı Jo Travers.

Protein açısından tavuk, balık, hindi, yağsız biftek, yumurta, tofu ve süzme yoğurt gibi yağsız seçeneklere bağlı kalın. Karbonhidratları mümkün olduğunca kompleks tutun ve sağlıklı yağları unutmayın. Zeytinyağı, avokado ve kabuklu yemişler sizi daha uzun süre tok tutacaktır.

Yemek Hazırlamanın Zorluğunu Azaltacak Stratejiler

Yemeklerinizi olabildiğince taze saklamak için, Long, buzdolabına atmadan önce onları tamamen soğutmanızı öneriyor. Yemeğin ıslanmasına yol açan buğulanmadan kaçınmış olacaksınız. Bununla birlikte, yemeğinizi oda sıcaklığında iki saatten uzun süre bırakmayın.

İnternetteki “olgun avokado” şakalarını gördüyseniz, sebzelerin ne kadar değişken doğalı olabileceklerini biliyorsunuzdur. Gıda atığını azaltmak için, donmuş ve konserve gıdaları arkadaş edinin. “Sürekli olarak bozulan ıspanak ve diğer sebze torbalarını çöpe atmaktan bıktığım için daha önceye kıyasla daha fazla doğranmış biberler, soğan, bezelye ve mısır gibi donmuş sebze alıyorum,” diyor Long.

Curry, yemek hazırlamayı yüksek yoğunluklu bir spor salonu antrenmanı gibi düşünün, diyor. “Rutininiz sona erene dek devam edin, yemeğiniz pişerken mutfağı temizleyin. Yemek neredeyse tamamlandığında yemek saklama kaplarını hazırlayın ve kapları tezgâh ya da masaya yayın.” Yemek pişirirken en sevdiğiniz spor salonu şarkı listenizi dahi dinleyebilirsiniz. “Müzik bana sadece enerji vermekle kalmıyor, aynı zamanda bunu neden yaptığımın zekice bir hatırlatıcısı: Yağsız ve çekici olmak için,” diye ekliyor.

Saklama Kapları nasıl olmalı?

Saklama kapları üzerine konuşmadan olmaz çünkü tüm o yemekleri bir şekilde saklamalı ve taşımalısınız. Ne yaptığınıza bağlı olarak her birinin avantaj ve dezavantajları olan, camdan çok bölmeli plastiklere kadar uzanan birkaç seçenek mevcut. Plastik saklama kapları hafif ve dayanıklıyken cam çeşitler de leke tutmayıp yemeği daha uzun süre daha taze tutuyor. Kavanozlar salatayı taze halde saklamanızı sağlıyor ve çok bölmeli plastik saklama kapları atıştırmalıkları paketlemeyi oldukça kolaylaştırıyor. Paslanmaz çelik saklama kapları harika görünüyor ancak genellikle maliyetleri yüksek ve mikrodalgada kullanılamıyorlar.

Düşük Bütçeli Yemek Hazırlama

Her gün ıstakoz yahni hazırlamadığınız sürece, yemek hazırlamak tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Ancak paranızın daha da fazlasını cebinizde tutmanın kolay yolları var, sadece biraz daha düşünmenizi gerektiriyor. Long, yapımı kolay ve erişimi basit, ekonomik malzemeler içeren tarifleri seçmenizi öneriyor. Düşünün: Patates, pirinç, makarna, yağsız protein kaynakları ve sebzeler. Mümkün olduğunca toplu şekilde alın ve yulaflar, sütler vb. için süpermarketlerin kendi markalarından alışveriş yapın. Donmuş ve konserve gıdalara odaklanın ve taze ürün almanız gerekiyorsa, “mevsimi olan sebzelere ve mahsule bağlı kalın,” diyor Long. Bir de kendinizin hazırlaması gereken gıdalar alın, diye ekliyor Travers. “Örneğin hazır doğranmış havuçlar için daha yüksek fiyat ödeyeceksiniz.”

Yemek Tarifleri

Şimdi, doğru tarifi bulmanın söylemesi kolay. Yemek hazırlama tarifinde bingo yakaladığınızı düşünürsünüz ancak altı paragraf sonra yazar hala son tatilinden bahsediyordur. Kendine düşkün, çok paragraflık manifestoları unutun; Curry’den takip etmesi kolay bu tarifler sizi doğrudan sonuca götürecek.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliğinin olumsuz etkilerinden kurtulun

-

Hava kirliliği; yüksek kalp krizi, felç, diyabet ve hatta demans riskini sunabilir. DAVID FERRY, havanızı temizlemenize yardımcı oluyor.

Baş: Yeni araştırmalar, yüksek kirlilik seviyelerine maruz kalmanın otizm ve Alzheimer da dâhil olmak üzere demans geliştirme riskini artırabildiğini ileri sürüyor.

Akciğerler: Endüstri sisi astım ile ilişkilendirildi ve arabalar, enerji santralleri ve fabrikalardan gelen kirlilik akciğer işlevlerini azaltarak kansere yol açabilir.

Kalp: Nefesinizle aldığınız parçacık kirliliği, damarlarınızdaki kalsiyum birikimini hızlandırarak kalp krizi ve felç geçirme riskinizi artırabilir.

Pankreas: Araştırma, kirliliğin sadece 2016’da Amerika’daki 150.000 diyabet vakasına yol açtığını gösterdi; kirli hava glikoz/insülin dengenizi etkileyebilir.

Yeni araştırmalar, kirlilik alımını azaltan kişilerin akciğer işlevinde gelişmeler gördüğünü ve daha düşük kardiyovasküler hastalık riski olduğunu gösteriyor.

NEFES ALMAK bugünlerde yeni moda. Her hafta yeni bir çalışmanın, basit bir nefes alma ve vermenin faydalarının çığırtkanlığını yaptığı görülüyor. Doğru yaparsanız -yavaşça ve dikkatli bir şekilde- sinirleriniz, kan basıncınız ve hafızanız için iyi olabilir. Diğer bir deyişle, nefes almak CBD yağının daha ucuz versiyonu gibidir.

Bu yılın daha erken dönemlerinde, kişisel bir hava takip cihazına para bayılan binlerce Amerikalıdan biri oldum. Benimki çantama taktığım Atmotube’dan 85 dolarlık sigara filtresi boyutunda gümüş bir silindir. Bunu almamdaki itici güç astım veya puslu gökyüzü değildi; tabii Los Angeles’da yaşadığımdan bunlar şehirle birlikte size sunuluyor.

Hayır, bir takip cihazı aldım çünkü geçtiğimiz birkaç yılda yapılan çok sayıda bilimsel çalışma hava kirliliğinin daha önce düşündüğümüzden daha kötü halde olduğunu açığa çıkardı. Kirli havanın solunum sorunlarına yol açtığını muhtemelen biliyorsunuz ancak artan kalp krizi ve diyabet riski ya da Alzheimer da dâhil demans hastalıklarıyla bağlantısı olduğunu biliyor muydunuz?

Kirli havanın sonuçları çok daha geniş kapsamlı. Çocukların beyin gelişimini olumsuz yönde etkiliyor, yetişkinler işyerinde daha az verimli oluyor. Geçen yıl, NYU epidemiyologları hava kalitesinin tavsiye edilen sağlık standartlarına yükseltilmesi durumunda -sadece Los Angeles’ta- yıllık olarak 1341 ölümün engellenebileceğini hesapladı. Global olarak geniş ölçekten baktığınızda hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yılda 7 milyon kişiyi öldürüyor. Ortalama yaşam süresini iki yıl azalttığından bahsetmiyoruz bile. Gerçekten de Dünya Sağlık Örgütü artık hava kirliliğini insan sağlığı için en büyük çevresel risk olarak kabul ediyor. “Farkına varmayı başaramadığımız şey, her dakika, her gün kirliliğin durmadan bizimle savaşıyor oluşu,” diyor kirlilik uzmanı ve USC’deki Keck School of Medicine’den klinik koruyucu sağlık profesörü Ed Avol. Siz bilseniz de bilmeseniz de kirlilik sizi yavaş yavaş öldürüyor.

Kişisel hava takip cihazım pek de rahatlatıcı değildi: Beş ana kirleticinin ölçümüyle elde edilen iyi bir Hava Kalitesi Endeksi 0 ile 50 arasındadır. Cihazımın ölçümü 122’ydi. Kirlilik problemi “bunaltıcı görünebilir,” diye kabulleniyor Avol. ABD hükümetinin resmi olarak bu konuyu umursamamaya karar vermek için bu zamanı seçmesi pek de yardımcı olmuyor. (Geçen iki yılda, EPA elektrik santrali emisyonları, yakıt verimliliği, endüstri sisi ve daha fazlasını yöneten düzenlemeleri geri çekti; ajans istatistiklerine göre bu kombinasyon 2030 yılına dek 14.000’e kadar çok sayıda insan hayatına mal olacak.) Ancak umutsuzluk tek seçeneğiniz değil. “Yapabileceğiniz, fark yaratacak şeyler var,” diyor Avol.

İşin Gerçek Yüzü

İlk olarak, kimsenin sormadığı ancak herkesin sorması gereken sorunun cevabı: Hava kirliliği tam olarak nedir? Toprak seviyesi ozonu olarak da adlandırılan endüstri sisi, egzoz emisyonunda olduğu gibi, nitrojen oksit ve uçucu organik bileşenler güneş ışığıyla buluştuğunda gerçekleşir. Muhtemelen bildiğiniz üzere, solunum sisteminiz veya sizin için iyi değildir. Ancak daha az bilinen tehlike, “parçacıklı madde” olarak adlandırılan, daha yaygın ve tehditkâr maddedir. Bunlar, vücudunuzun doğal savunma sistemini savuşturabilecek kadar ufak olan küçük kir benekleridir. Enerji santrallerinden ve dizel jeneratörlerden, inşaat alanları ve dökümhanelerden, arabanızın içten yanmalı motorundan ve yoldaki lastiklerinden, odun ateşinden, orman yangınlarından, sürülmüş tarlalardan, ızgara yiyeceklerden, havadaki yüzlerce diğer kimyasallarla birbirine karışacak küçük parçacıklar üreten her şeyden gelirler. 0,1 mikrometre genişliğinde olan ve yazıdaki virgülün içine birkaç bin kez sığabilecek olan bu beneklerin en küçüğü o kadar ufaktır ki akciğerlerinizin siliyalarına -normalde hava yollarınızdan kötü maddeleri uzak tutan, bronşlarınızdaki titreyen, saç benzeri ipçikler- doğru kolayca kayabilir ve kan dolaşımınıza girebilir. Ve bu zehirli benekler bir kez kanınıza girdiğinde, Avol’un dediğine göre “her yere giderler.” “Ultra ince” parçacıklı maddelerin ne kadar zarar verebileceği henüz anlamaya başladığımız bir şey ancak vücudunuzun buna beyninizi, kalbinizi ve çok daha fazlasını etkileyen bir enflamasyonla tepki verdiği görülüyor. Hiçbir sağlıklı insan puslu bir günde nefes alarak ölmez, diyor UCLA’deki Center for Clean Air’in yöneticisi Suzanne Paulson fakat zehirli parçacıklı maddenin en küçük parçaları sizinle sonsuza dek kalır. Sigara içmeyen bir Los Angeles sakininin ciğerlerine bakarsanız sigara içen birininkine benzer görünür, diyor Paulson.

Kendi Filtreniz Olun

Ortalama bir insan günde 20.000 kez nefes alıyor, sadece bunu okurken bile büyük ihtimalle 48 nefes aldınız; bu yüzden bugünlerde nefes üzerine düşünüyor olmamız o kadar da çılgınca değil. Dışarıdaki hava kalitesini kontrol edemiyor olsanız da nefes aldığınız hava üzerinde etkiniz olabilir. Yeni araştırmalar da kirlilik alımını azaltan kişilerin akciğer işlevinde gelişmeler gördüğünü ve daha düşük kardiyovasküler hastalık riski olduğunu gösteriyor. Aldığınız kirlilik miktarını sınırlamak için, açık havada koşuyor ya da bisiklet sürüyorsanız yoğun saatlerdeki antrenmanları atlamaya çalışın. Ana yollardan bir ya da iki blok uzakta kalmak riskinizi düşürür, diyor Avol. Ara yol kullanmak maruziyeti yüzde 60’a kadar azaltabilir. İç mekânlara girmek her zaman hava kirliliğinden kaçış sağlamaz; modern evler hava geçirmezdir ve içeri giren ve dışarı çıkan hava miktarını sınırlar, bu da iç mekânda hava kirleticilerin birikmesine yol açar. Yiyecekleri kızartırken aspiratörü açın (evet, kızartma da parçacıklı madde üretiyor) ve süpürmek yerine silin. Ayrıca evinizin klima sistemini iyileştirin. Standart filtrenizi, küçük parçacıkları daha iyi filtrelediğini gösteren daha yüksek MERV değerine sahip bir filtreyle değiştirin. 1 ila 20 arasında en az 13 değerine sahip birini almayı hedefleyin. Bu filtreye ek olarak harici bir hava temizleyici almak tüm evinizin havasını saf hale getirmeyebilir ancak bulunduğunuz odadaki parçacıklı maddeleri uzaklaştırabilir ve büyük ihtimalle cebinizi biraz yakacaktır. 2,5 mikrondan küçük parçacıkları hapseden ve tescilli bir ürün tercih edin. İşyerinde, hava kalitesinin muhtemelen kontrolünüzde olmadığı yerlerde, en azından fotokopi ya da lazer yazıcının yanına oturmayın; bunların ozona ek olarak ufak parçacıklar da püskürttüğüne dair deliller var. Dilerseniz, nefes temizleyici listenize kişisel hava takip cihazı da ekleyebilirsiniz. Benimki hayatımı değiştirmedi ancak aralıksız olarak kontrol ediyorum ve çevremin daha çok farkında olmamı sağladı. Ayrıca sonraki evime taşınmadan önce, kontratı imzalamadan evvel civardaki ortalama hava kalitesi okumalarını inceleyeceğim.

Devamı

SAĞLIK

Protein tozunda nelere dikkat edilmeli

-

Protein takviyesi ne kadar önemliyse, kullandığınız ürünün içeriği de aldığınız verim açısından aynı öneme sahiptir. Protein tozunda nelere dikkat edilmeli?

Tükettiğiniz şeyin gerçekten protein olduğundan emin olun.

Protein tozu nasıl olmalı? Hangi protein tozu güvenilir?

“Snickers” protein bar tarifi mi aradınız: Tıklayın

Söz konusu performans ve kas kütlesi artışı olduğunda, ister vücut geliştirme, ister CrossFit, isterseniz de futbol ile ilgileniyor olun, başvuracağınız ilk adres proteinlerdir. Yine bu nedenle, insanlar farklı sporlarla uğraşıyor olsa da protein tozlarındaki açıklamaların anlaşılır ve kolay olmasını beklerler. Ne var ki beslenme camiasında gerçekleşen ve her ikisi de “protein spiking” ile ilgili olan iki gelişmenin gösterdiğine göre, hangi protein tozunun alınacağına karar vermek hala oldukça zor. O yüzden proteinleri ve ürün içeriklerini daha iyi tanımak, ideal seçimi yapabilmek adına işinize yarayacaktır.

Protein Spiking Nedir?

Natural Products Insider’in Nisan 2014 sayısında yayımladığı “Pure Protein Products” adlı makalenin de altını çizdiği sorun, sporcu besinleri endüstrisindeki sıkıntıya işaret ediyor. “Protein spiking” ya da “Amino spiking”, üreticilerin supplement içeriği kısmındaki bilgilerinin değerlerini arttırmak amacıyla protein içerikli ürüne ucuz yollu amino asit veya kreatin ekleme işlemidir. American Herbal Products Association (AHPA), tam da makalenin yayımlandığı sıralarda tüketiciler için proteinli ürünlerin seçimini kolaylaştıracak bir içerik etiketinin nasıl hazırlanması gerektiği konusunda bir kılavuz yayımladı. İşin özünde AHPA, içerik kısmında belirtilen değerlerin bozulmamış, amino asitlere bağlı, doğal formdaki proteinler olması gerektiğini söylüyor.

Protein Tozunda Olmaması Gerekenler

Makale ve AHPA’nın kılavuzu; amino asit, kreatin ya da nitrojen bazlı içeriklerin protein desteklerine konulamayacağını söylemiyor. Aksine, bu içerikler protein desteklerinde kullanımı bakımından kesinlikle onaylı, sadece içerik kısmına protein olarak yazılmamalılar.

Natural Products Insider’in makalesine göre glisin, taurin ve kreatin, protein spiking için kullanılan başlıca içerikler. İşleme karşı olan tartışmaların bir kısmı taurin ve kreatin amino asitleri, protein yapı taşı olmadığından dolayı ürününün içerisindeki toplam protein miktarı dahilinde sayılmamalı. Aynı zamanda, glisin kas içersinde protein yapımında kullanılabiliyorken, lösin de dahil olmak üzere  önemli  olan amino asitllerin miktarını seyreltmesinden dolayı belki de amino asitler arasında en az gerekli olanı.

Protein Tozunun Olmazsa Olmazları

Dallı zincirli amino asitler (BCAA) arasında en önemli olanı lösin, kastaki protein üretimini doğrudan arttırdığından; kas büyümesi, dayanıklılığın arttırılması ve performans için önemli. Natural Products Insider’ın makalesine göre lösin miktarı, ürünün kalitesini ölçmek için bir parametre olarak kullanılabilir. Bir ürüne başka amino bileşenler eklenirse lösin miktarı seyrekleşir ve bozulmamış proteine kıyasla ürünün potansiyeli azalır.

Genellikle,  protein miktarının yüzde 11 gibi bir kısmını sağlayan lösin, whey ve kazein gibi süt bazlı proteinlerde bulunur. Bu durumda, kazein ve süt proteinleri yüzde 10 daha fazla, yani 25 gramlık protein servisi başına 2.5 gr lösin içerir. (Yumurta, soya ve diğer sebze proteinleri 25 gramlık bir servis başına en az 2 gram lösin içerir.) Bu da demek oluyor ki amino asit miktarlarını ambalajda belirten ve örneğin tek serviste 25 gramda 2,5 gr lösin içeren protein tozları üreten markalara bakmalısınız.

Paranızın karşılığını aldığınız bir ürün satın aldığınızdan emin olmak için içerikleri, şişirilmiş protein miktarına sebep olan amino asitler bakımından derinlemesine incelemekte fayda var. Öte yandan protein ürünü diğerine göre çok daha ucuzsa bunun sebebi “protein spiking” olabilir.

Devamı

SAĞLIK

Başarısızlığı kabullenememek size ne yapar?

-

Başarısızlığı kabullenmek ya da kabullenememek size ne yapar? Hayatınızdaki etkisi nedir? Beraber inceleyelim.

Suikastından iki yıl önce, Robert Kennedy ırkçılık hareketleri esnasında (apartheid) Güney Afrika’yı ziyaret etti ve Cape Town Üniversitesinde bir konuşma yaptı. New York senatörü, “Ne zaman bir insan inandığı bir idealin arkasında dursa veya başkalarının da hakkını gözetmek için harekete geçse… o kişi küçük bir umut dalgası oluşturur,” dedi. Bu konuşma, Jim Crow yasalarının Amerika’yı böldüğü ve Nelson Mandela’nın terörist kabul edildiği zamanlarda hala tartışmalı bir konu olan ırkçılığın adaletsizliğine karşı bir yakarıştı. Kennedy siyasal olarak büyük bir tepki çekmeyi göze almıştı fakat 1966 yılının o sıcak haziran akşamında da söylediği gibi, “Sadece çok başarısız olmaya cesaret edenler çok büyük işler başarabilir.”

Başarısızlıktan korkmak

Başarısızlıktan korkuyoruz ve bunun için haklı sebeplerimiz var. Çok hata yaparsanız insanlar sizin dikkatsiz, beceriksiz ya da sadece aptal olduğunuzu düşünebilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırma* bu durumdan kaçınmayı giderek daha çok önemsediğimizi gösterdi: 1989 ve 2016 yılları arasında, başkalarının beklentilerine göre yaşama isteği üçte bir oranında arttı. Çalışmanın yazarları, sosyal medya ve usanmak bilmeyen rekabetçi toplumun körüklediği mükemmeliyetçi davranışların “mantıksız isteklere” yol açtığı konusunda uyarıyor. Mükemmele ulaşmaya çalışmak sizi sonunda daha mutlu ya da sağlıklı yapmıyor; aslında, bunun tam tersine daha çok rastlanıyor. Bir başka çalışma, mükemmeliyetçilik puanları daha yüksek olan kişilerin “önemli ölçüde” daha yüksek ölüm riski** taşıdığını buldu çünkü bu özellik beden algı bozukluğu ve depresyonla ilişkilendiriliyor.

Başarısızlığı kabullenmek

Başarısızlığı kabullenmeyi söylemesi tabii ki yapmasından daha kolay. Ancak beyninizi bu korkuyu aslında bir heyecanmış gibi algılaması konusunda kandırırsanız, bunu yapmak mümkün. Cosmopolitan’ın editörü ve Discomfort Zone’un yazarı Farrah Storr, “Hızlı çarpan bir kalbi, terleyen elleri ve kurumuş bir ağzı korku işaretleri olarak algılıyoruz ancak heyecanlandığımızda da aynı semptomları deneyimliyoruz,” diyor. “Eğer bu semptomları bir meydan okuma işareti olarak algılarsanız, ciğerleriniz genişler, oksijen vücudunuzda daha rahat dolaşır ve siz de daha açık kararlar verirsiniz.” Bu strateji, 2014 yılında gerçekleştirilen ve kendinize “Heyecanlan!” diyerek zihinsel değişimi yakalamanızı öneren bir Harvard çalışması tarafından onaylandı.

Kimse mükemmel değildir. Bazen başarısız olacağınızı kabullenirseniz, genel kanının aksine belki de umut dalgaları yaymak konusunda daha mutlu, güvenli ve özgür olursunuz.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com