Bizi Takip Edin

BESLENME

YAĞDA PİŞMİŞ ISTAKOZ TARİFİ!

Umut Doğan Yıldız

-

 

Belki yakın zamanda ıstakoz yemeyeceksiniz ama bu hiç yemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Şimdiden ıstakoz tariflerini bir kenara not edin. İşte size yağda pişmiş ıstakoz tarifi!

Orta-düşük ısıdaki ocakta duran büyük bir tencerede 450 gram tuzsuz margarini eritin. Uzunlamasına kesilmiş 2 ıstakoz kuyruğu ekleyin. Istakozu çevirerek ve üzerine sık sık yağı sürerek kabuklar kızarana ve eti tamamen pişene dek 10 ila 15 dakika pişirin. Eti kabuklardan ayırın ve deniz tuzu serperek, limon dilimleri ve doğranmış taze maydanoz ekleyerek, çıtır çıtır ekmek ve beyaz şarap eşliğinde servis edin. 2 kişiliktir.

Istakoz

Tatlı ama salamuralı bu et, sahillerdeki sıcak bir günle mükemmel uyum sağlar. Istakozu hazırlamanın sayısız yolu vardır ancak yağda pişirmenin, tarifin devamı nasıl olursa olsun ıstakozun zengin deniz aromasını ve leziz dokusunu desteklediğini gördüm.

 

BESLENME

Yemeklerde hangi yağ kullanılmalı?

Umut Doğan Yıldız

-

Yağlar konusunda bilgilerinizi güncelleme zamanı geldi! Peki yemeklerinizde hangi yağları kullanmanız gerekiyor? 

Beslenmede olduğu gibi yağların tüketiminde de çeşitliliği önemsemeniz gerekiyor. Özellikle dışarıda ayçiçek ve mısırözü gibi bitkisel yağların kullanıldığını biliyoruz. Bu sebeple evde daha çok Akdeniz diyetinin en önemli parçası olan zeytinyağını tercih edin. Elbette tereyağından vazgeçemeyenleri de unutmamak gerek. Tereyağı sağlıklı beslenmede yasak değil, sadece bütün yağlar gibi miktarına dikkat edilmeli. Pilav yaparken tereyağı, sıcak yemeklerinizde ayçiçek veya fındık yağı, soğuk yemeklerinizde ise zeytinyağı kullanabilirsiniz.

Eğer bütçen elveriyorsa, Hindistan cevizi yağı, badem yağı ve avokado yağı gibi yağları da beslenmene dahil edebilirsin. Yağ denince aklına sadece sıvı olarak tüketilen yağlar gelmesin: Badem, fındık, fıstık ve ceviz gibi tohumlar; avokado, keten tohumu gibi besinler de yağ grubuna giriyor.

Kaynak: Uzman Diyetisyen Dilara Koçak

Devamı

BESLENME

Rahat bir uyku için yapılacaklar

Umut Doğan Yıldız

-

Pirinç kepeği yağı, uykusuzluğun gerilimi için yeni tedaviniz. Mükemmel bir uyku için bu çözümü deneyin.

Gittikçe daha fazla kişi zamanını ofiste harcarken, çoğumuzun zihinsel sağlığını etkileyecek bir krize doğru zombiler gibi yürüyor oluşu hiç şaşırtıcı değil. Sürekli yorgun gezen insanlar olarak bizim için uykusuzluk, işle ilgili stresten kaynaklanan yorucu bir belirti. Bu problem yüzünden her yıl milyonlarca saat iş kaybı yaşanıyor.

Şimdi sizi kâbus gibi istatistiklerle uyandırdığımıza göre, işte rüya gibi yeni haberler: Araştırmacılara göre, mutfağınızdaki basit bir yağ değişimi stresle ilişkili uyku probleminizi çözebilir. Pirinç kepeği yağında bulunan bir kimyasalın, ofisin dışına taşınan uykusuzluğun etkileriyle savaştığı kanıtlandı.

Nutritients dergisinde yayımlanan araştırmada, bu yağda bulunan fitosterolün güçlü hipnotik etkisi olduğu görüldü. İlk olarak, ferulik asit kanınızdaki serotonin hormonu seviyesini düşürür. Normalde mutlulukla ilişkilendirilen serotonin seviyeleri, güneş ışığına maruz kalındığında da artar ve daha uyanık hissetmenizi sağlar. Bu hormonu kontrol altında tutarsanız uykuya daha kolay dalarsınız.

Pirinç kepeği yağındaki başka bir fitosterol olan y-oryzanol da histamin reseptörlerini engeller. Histamin, vücudunuzu sabaha karşı 3 civarında uyanık tutabilen, bağışıklık sisteminiz tarafından salınan bir inflamatuar etkendir. Reseptörleri engelleyerek gece boyu uyuyabilirsiniz.

Daha da önemlisi, Japonya’daki Tsukuba Üniversitesi’nden bilim insanları, kandaki stres hormonu seviyelerini hedefleyip düşürmek şeklinde gerçekleşen bu faydaların, özellikle anksiyete kaynaklı uyku sorunundan mustarip kişilerde görüldüğünü buldu.

Tabii ki sızma zeytinyağından (veya bolca kullandığınız balzamik sirkenizden ve biraz kıtır ekmeğinizden) tamamen vazgeçmek zorunda değilsiniz. Ancak yetiştirmeniz gereken işin son günü anksiyete gelip kapınızı çaldığında, akşam yemeğinizde kullandığınız yağı pirinç kepeği yağıyla değiştirmeniz, kesintisiz uyku için basit ve leziz bir çözüm sunacaktır.

 

Devamı

BESLENME

Probiyotik mi prebiyotik mi?

Umut Doğan Yıldız

-

Zerdeçal latteniz 2017’de kaldı. Paranızdan tasarruf edin ve gelişen sağlığınızın şerefine bir bardak prebiyotik beyaz hindiba kökü için.

Sağlığınızı yenilemenin Herkülvari bir çaba gerektirmesi yanıltıcı bir fikir. Elbette Metcon’larla başlayarak yeni bir antrenman planına dalabilirsiniz. Durmayın, günahlarınızı zor bir hile ve terle yıkayın. Ancak zahmetsiz bir gelişme için basit bir değişiklik yeterli olacaktır. Nutrients dergisindeki bir çalışmaya göre, kafeinsiz kahve alternatifi olan beyaz hindiba kökünde bulunan prebiyotik bileşenler, sağlığınızı tüm yönleriyle geliştirebilir.

Mikroorganizmaların uygun ortamda üremesini sağlayan mide bakterisi, uzun zamandır pazarlamacılar tarafından her derde deva bir ürün olarak övülüyordu. Ancak yoğurt sevenler için hazmetmesi zor haberlerimiz var. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, probiyotik ürünlerin çoğunun sözlerini tutmadığı kararına vardı. Her bir şişedeki milyarlarca bakteri mide asidi tarafından yok ediliyor ve bu nedenle sağlığınız üzerinde çok az etkisi oluyor.

Diğer yandan, beyaz hindiba kökünde bulunanlar gibi prebiyotikler ise dayanıklıdır ve doğal mide biyomunuzu değiştirmeye çalışmak yerine onu besler. Mide biyomunuz beslenip iyileştiğinde, bakterileriniz sizi enflamasyon, karaciğer hasarı ve diyabetten korur ve metabolizmanızı ve yağ yakma potansiyelinizi oldukça yükseltir.

Sabahları içtiğiniz lattenin yerine geçecek basit bir değişiklik olarak bu, vücudunuzla ilgili hırsınızı gündemde tutmanın en kolay yoludur. Biz kahvemizi biraz badem sütüyle alalım, teşekkürler.

 

 

Devamı

Popüler