Bizi Takip Edin

SAĞLIK

VÜCUDUNUZU ŞARJ EDİN

-

 

Hayatın her alanında kazanmak, her daim enerjiyle dolup taşmak isteyen erkekler için yüzde yüz etkili taktikler.

BEŞTE BEŞ

Günün her saniyesini zirvede geçirmek
için bu beş ipucunu takip edin.
A. KÜÇÜK VE SIK ÖĞÜNLER
Gün içinde tükettiğimiz besinleri
enerjiye dönüştürmek yaklaşık iki ila
üç saatimizi alır. Diyetisyen Sian Porter,
daha uzun süre aç kaldığımızda
enerji seviyemizin düşeceği konusunda
bizi uyarıyor.
Enerjinizi artırın: Daha sık ve
küçük porsiyonlar yemeye özen
gösterin. Porter, yağ, protein, lif ve
bir parça tatlının mükemmel bir
öğün olacağını söylüyor: “Somon
balığı veya sardalye gibi yağlı
balıkları pilavla ve sebzeyle servis
edip, tatlı olarak meyveli yoğurt
yiyebilirsiniz.”
B. VÜCUT DOSTU PROTEİN
Yedikleriniz midenize indiği anda
enzimler besinleri işleyip enerjiye dönüştürüyor. Proteinler amino asitlere,
karbonhidrat şekere ve yağlar da
yağ asitlerini dönüşüyor. Peki bu bilgiler
gerçek hayatta nasıl işinize yarayacak?
İşte cevabı.
Enerjinizi artırın: Vücudumuz,
yağlı besinleri sindirirken çok fazla
güç ve enerji sarf ediyor. Bu yüzden
tercihinizi protein bakımından
zengin ve yağsız yemeklerden yana
kullanın. Izgara tavuk veya balık iyi
bir tercih olur. Öğle yemeğinde
hamburger yemek istiyorsanız da,
yemekten sonra kısa bir şekerleme
yapabileceğiniz günleri tercih edin.

C. ŞEKER TADINDA
Tükettiğiniz besinler karaciğeriniz
tarafından gliserine dönüştürülür ve
kanınıza glikoz olarak karışır. Katıksız
bir enerji kaynağı. Kings College London’dan
beslenme ve diyet uzmanı Dr.
Tom Sanders, hücrelerin glikozu emerek
ihtiyaç duydukları enerjiyi temin
ettiklerini belirtiyor.
Enerjinizi artırın: Yüzde 6-8 oranında
glikoz içeren sporcu içecekleri
anında enerji sağlar. Diyetisyen Ruth
McKean, sporcu içeceklerini tüketmekten
haz etmeyen insanlara jelibon
yemelerini öneriyor. Belki de aradığınız
enerji bir kaşık balda saklıdır.
D. PEDALA KUVVET
ENERJİYE DESTEK
Vücudunuzdaki hücrelerin içinde
mitokondri denilen minik motorlar
bulunuyor. Mitokondrinin görevi, glikozu
kullanarak adenozin trifosfat ve
kreatin fosfat üretmek. Hücreleriniz
geçimini bu kimyasallarla sağlıyor.
Enerjinizi artırın: Biz yaşlandıkça
vücudumuzdaki mitokondriler de
görevlerini yerine getirmekte zorlanmaya
başlıyor. Ama bisiklet sürerek
onları genç tutabilirsiniz. ABD’de yer
alan Mayo Clinic’e göre, haftada üç
gün, 90 dakika pedal çevirmek yeterli.
E. TARAF DEĞIŞIKLIĞI
Siz vücudunuzdan daha fazlasını istedikçe,
o da ihtiyaçlarınızı karşılayabilmek
için harekete geçiyor.
Beyninizdeki hipofiz bezi karaciğerinize
mesaj iletip, enerji sağlamak
üzere glikoza dönüştürülmesi için
kana gliserin pompalamasını
emrediyor.
Enerjinizi artırın: Solak olmayı
deneyin. Araştırmalara göre, günlük
işleriniz için zayıf olan elinizi kullanmak,
hasara uğrayan sinir uçlarını
onarıyor ve enerji transferini güçlendirmek
için yepyeni sinir uçları
oluşturuyor.

01

ZAMANA KARŞI YARIŞIN

Enerjinizi artıran taktiklerle vücut
saatinizi şaşırtın.
07.30
DÜŞÜŞ Sekiz saat süren açlık kan
şekerinizi düşürür.
ARTIŞ Tam tahıllı tost ekmeği
üzerine sürülmüş fıstık ezmesini süt
eşliğinde afiyetle tüketebilirsiniz.
Cardiff Üniversitesi’ne göre bu ikili
erkeğin enerji deposu.
10.30
DÜŞÜŞ Masa başında kambur
durmak pilinizi tüketir.
ARTIŞ Yapılan kiropraktik
araştırmalarına göre, kötü duruş
pozisyonları kasların daha fazla
çalışmasına neden olup sizi yoruyor.
Bunun için monitörü göz seviyenize
çıkarın ve dik oturun.
12.30
DÜŞÜŞ Vücut saatiniz öğle yemeği
için zil çalıyor.
ARTIŞ Beslenme uzmanı Susan
Kleiner fırında patates yemenizi
öneriyor: “Patatesin kabuğunda
bulunan pektin, yavaş sindirildiği
için enerjinizi korumanızı sağlıyor.
Yani akşamın altısında suratınızda
klavye izleriyle uyanmaya son.”
14.00
DÜŞÜŞ Melatonin salgılandıkça
enerji seviyeniz düşer.
ARTIŞ Klinik psikolog Dr.
Michael Breus “Enerjinizin düşme
sebebi günlük ritminiz” diyor. 45
dakika boyunca mavi ışıklı bir lamba
yakmak, yorgunluğa iyi geliyor.
15.30
DÜŞÜŞ >Düşen testosteron seviyesi,
yorgun hissetmenize neden olur.
ARTIŞ İşe ara verip, biraz oyun
oynayın. Oregon Health & Science
Üniversitesi’nden Dr. Jeri Janowsky,
rekabet duygusunu körükleyen
oyunlarla testosteron seviyenizi
artırabileceğinizi söylüyor.
16.30
DÜŞÜŞ İki öğün arasında acıkmak
ve iş yoğunluğu sizi bitirdi.
ARTIŞ Kahve molasına çıkmaya
ne dersiniz? Bunun için kahve
içmeniz de şart değil. Rochester
Üniversitesi’nde yapılan çalışmalara
göre, açık havada geçireceğiniz 20
dakika, fiziksel ve ruhsal anlamda
enerjinizi yüzde 20 artıracaktır.
20.00
DÜŞÜŞ Akşam yemeği sonrası
bastıran uyku.
ARTIŞ Sizi kıpır kıpır yapacak
şarkılardan oluşan bir liste hazırlayın.
“Journal of Sports Medicine and
Physical Fitness” dergisinde
yayımlanan bir makaleye göre, arka
planda çalan müzik enerjinizi bir
anda yükseltiyor.

02

ANINDA CANLANIN

Kesintisiz güç için beş hızlı hareket.
1. GÜÇ BANYOSU
İki dakika sıcak duş aldıktan sonra 30
saniye buz gibi suyun altına girin.
İngiliz Dr. Vijay Kakker, “Ani ısı değişimi
vücudunuzdaki oksijen dolaşımını
hızlandırarak hücrelerinizi genç
tutup, sürekli uyanık olmanızı sağlar”
diyor.
2. SABAH GÜNEŞİ
Dr. Lance Workman, uyandıktan
hemen sonra güneş ışınlarıyla selamlaşmanızı
öneriyor: “Sabah saatleri
güneşin faydalarından yararlanabilmek
için en uygun vakittir.” Kısa bir
yürüyüş dahi ruh halinizi aydınlatmaya
yetecek.
3. YEŞİL BİTK
Washington State Üniversitesi’nde
yapılan araştırmalara göre, ofis masasında
saksı bitkileri olan kişiler gün
boyunca yüzde 10 oranında daha
verimli çalışabiliyor. “Detox Solutions”
kitabının yazarı Helen Foster,
aynı odada bulunduğumuz elektronik
aletlerin yorgunluğa yol açtığını söylüyor.
Bitkiler ise bu kirli ve ağır havanın
temizlenmesini sağlıyor.
4. EGZERSİZ
Bristol Üniversitesi’nde gerçekleştirilen
deneyler, iş günlerinde süresi
ve yoğunluğu fark etmeksizin spor
yapan kişilerin, daha az yorulduklarını
kanıtladı. Ayrıca egzersizlerin
yüzde 15 oranında performansınızı
artırdığı da bir başka gerçek. Bize
kalırsa bu araştırmayı patronunuza
da anlatmalısınız.
5. DERİN NEFES
Vücudunuzu deşarj edebilmek için
yogadan faydalanabilirsiniz. Burnunuzdan
derin nefes alın, ardından kısa
aralıklarla 20-30 seferde hızlıca verin.
Hemen ardından birkaç kez normal
şekilde nefes alıp verin. Ve yine bu
tekniği uygulayın. Bu yöntem sayesinde
kaslarınıza ve beyninize gerektiği
kadar oksijen gitmiş olacak ve
anına enerji dolacaksınız.

ZİHNİN ZAFERİ

Beyniniz vücut ağırlığınızın
yalnızca yüzde 2’sini kullansa
da, toplam enerjinizin yüzde
20’sini tüketiyor. İşte
enerjinizi daima yüksek
tutmanın yolları.
KALİTELİ UYKU
Colorado Üniversitesi’nden psikolog
Kenneth Wright, güzel bir uykunun
ardından uyanmayı sarhoşluğa benzetiyor:
“Uyku ataleti dediğimiz bu
durum uyandıktan sonra ilk 10 dakikada
yoğun hissedilir. Uyandıktan
sonra tam tahıllı mısır gevreği, süt ve
muz yemek sizi kendinize getirir. Sütteki
protein beyninizi canlandırırken,
karbonhidrat da enerji verir.”
HAFIZA AÇICI
Psikolog Jackie Andrade, karalama
yapmanın yaptığınız işe daha kolay
odaklanmanızı sağladığını belirtiyor:
“Örneğin bir sunum sırasında gelişigüzel
çizimler yapmak, daha sonra
bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.”
DOPİNG ETKİSİ
Sanders’a göre beynimiz glikoza
sürekli olarak ihtiyaç duyuyor. Ancak
depolayabilme özelliğine sahip değil.
Bu yüzden enerji için tam tahıllı
ekmek tüketin.
SİHİRLİ PARMAKLAR
Michigan Üniversitesi’nden bilim
insanlarına göre, akupunktur enerji
patlaması için mükemmel bir yöntem.
Siz de kraniosakral terapiyi deneyebilirsiniz.
Baş parmaklarınızı kulaklarınızın hemen üstüne koyun. Ellerinizi
gererek parmaklarınızın başınızın
üstünde kavuşmasını sağlayın. Derin
nefes alarak birkaç dakika bekleyin.
NANE FERAHLIĞI
Wheeling Jesiut Üniversitesi’nin
yürüttüğü bir araştırma, nane şekerinin
yorgunluğu yüzde 25 oranında
azalttığını kanıtladı. Bunun nedeni,
nanenin keskin ve ferahlatıcı etkisi.
Yapılan bir diğer araştırmada ise, aromatik
ve keskin kokuların insanların
uyanık kalmasını kolaylaştırdığı
kanıtlandı.

03

SPOR RUHUN GIDASI

Antrenman yapmak enerjinizi yüzde
20 oranında artırıyor. Kişisel antrenör
Mike Mejia tarafından hazırlanan
bu hareketleri antrenmanınıza dahil
edin. Seviyenizi artırmak için hareketleri
ara vermeden süperset
halinde yapın.
STAIR SHUTTLE
Sağ ayağınızı merdivenin ilk basamağına
yerleştirin. Sol kolunuzu dirsekten
kırın. Sağ kolunuzu ise sırtınıza doğru
götürün. Ayağınızın ve onunla uyumlu
olarak kollarınızın pozisyonunu değiştirin.
Yapabildiğiniz kadar hızlı yapın .
YENGEÇ YÜRÜYÜŞÜYLE ŞINAV
Şınav pozisyonu alın. Sol bacağınız ile
sol kolunuzu yapabildiğiniz kadar
uzağa kaydırın. Ardından hareketi sağ
kol ve bacağınızla tekrar edin.
ÇEVİKLİK KOŞUSU
Üç farklı koniyi beş metre aralıklarla
aynı hizada yerleştirin. Birinci koniden
ikinciye sprint koşu yapıp, geriye dönün. Ardından en uzaktakine koşun
ve tekrar geri dönün. Bu, ilk tekrar. 10
saniye dinlenerek hareketi beş kez
tekrarlayın.
ÜSTTEN TUTUŞLA BARFİKS
Ellerinizi omuz genişliğinden biraz
fazla açıp, barı üstten tutuşla kavrayın.
Çenenizi bardan yukarıya doğru çekin.
Ardından yavaşça başlangıç pozisyonuna
dönün. Üç kez tekrar ettikten
sonra 10 saniye dinlenin.

GERÇEK Mİ EFSANE Mİ?

Dünyanın en ünlü enerji uzmanlarıyla
konuşup, yaşamınızı ateşleyecek
ilginç gerçekleri ortaya çıkardık.
SABAHLARI DAHA YAVAŞ
HAREKET EDERSINIZ
“Erken kalkan erken yol alır” atasözü
gerçek olabilir. Ancak Güney Carolina
Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara
göre, büyük başarılara imza atmak için
en iyi zaman, saat 23.00 suları. Uykumuzu
kontrol eden günlük ritmimiz,
atletik performansımızı da etkiliyor.
ÖĞLE SAATLERINDE UYUKLAMAMIZIN
NEDENİ KAN ŞEKERİ
Enerjinizin düştüğü bazı anlarda
sebep kan şekeri olabilir. Ama iş
yerinde bastıran uykunun nedeni ,
günlük ritminizin doğal sonuçlarından
biri. O zaman neden onunla savaşalım
ki? NASA tarafından yürütülen
araştırmalara göre, öğle saatlerinde
şekerleme yapmak astronotların zindeliğini
yüzde 100 oranında artırıyor.
Siz de ünlü komedi dizisi Seinfeld’deki
George Constanza karakterinin taktiğini
uygulayın ve masa altına kıvrılıp
10 dakika kestirin. Yalnız onun gibi
yere yatak açmaya çalışmayın.
SÜREKLİ YORGUNSUNUZ.
VİTAMİNE İHTİYAÇ DUYUYOR
OLABİLİR MİSİNİZ?
Enerjinizi artırdığı söylenen takviyelerin
birçoğu ya B vitamini içerir ya da
demir. B vitaminleri yediğiniz besinlerden
daha fazla enerji alabilmenizi
sağlıyor. Bu yüzden eksikliği yorgunluğa
yol açıyor. Ama endişelenmeyin.
Washinton Üniversitesi’nden Connie
Diekman’a göre çoğumuz zaten yeterli
ölçüde alıyoruz. En iyisi, mümkün
olduğunca et, deniz mahsulleri,
yumurta ve tahıl gibi doğal besinlere
bağlı kalmak.

SAĞLIK

Çocuklarda öfke patlamaları

Umut Doğan Yıldız

-

Çocuğunuzun duygusal patlamaları ve öfkesinin, tipik çocuk davranışının ötesine geçtiğini nasıl anlarız? 

Pek çok çocuk zaman zaman öfke patlamaları ve agresyon yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman onların yapmak istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında meydana gelir. Ancak çocuklar bu davranışı sürekli hale getirirlerse veya öfke patlamaları kontrolünü kaybederse, bu durum tipik davranış örüntüsünün dışına çıktığını gösterebilir.

Öfke patlamalarında, ebeveyn olarak sizi davranışsal sorun olarak uyaracak işaretler şunlar olabilir;

*Çocuğunuz gelişimsel olarak öfke patlamaları görülebilen yaşları (6-7 yaş) aşıyorsa,

*Bu tür davranışları kendisini veya başkalarını tehlikeye atıyorsa,
*Okulda sürekli sorun yaratıyorsa ve öfke kontrolü ile ilgili konuları öğretmenleri gündeme getiriyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuzun yaşıtlarıyla ilişkisi bozuluyorsa (oyunlara alınmama veya doğum günü partisine davet edilmeme gibi),

*Öfke sorunları aile içi çatışmalara neden oluyorsa ve aile ilişkilerini etkiliyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuz kendisini üzgün ve umutsuz hissediyorsa…

Çocuklar sürekli öfke patlamaları yaşadıklarında, bunun altında genellikle içsel huzursuzluk yatmaktadır. Bu davranışların olası psikiyatrik nedenleri şunlardır:

DEHB: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yaşayan pek çok çocuk öfke sorunları yaşamaktadır. Özellikle dürtüsellik bu öfke sorunlarına neden olabilir. Ayrıca dikkat sorunları çocuk ve aile arasında çatışmalara neden olabilir bu da öfke sorunlarını ortaya çıkarır. Ancak her öfke sorunu DEHB demek değildir.

Kaygı: Ciddi öfke yaşayan çocuklarda bazen ortaya konulamamış kaygı sorunları bulunur. Çocuğunuzun kaygısı varsa, özellikle de onu saklıyorsa, sıkıntıya neden olan durumlarla baş edebilmek için öfke davranışına başvurabilir.

Travma ve İhmal: Yapılan çalışmalar, okul içinde ortaya konan agresif davranışların altında evde yaşanan travmatik yaşam olaylarının yattığını göstermektedir. Evde güvende hissetmeyen çocuklar ev dışına çıktıklarında adeta bir eşkıyaya dönebilir.

Öğrenme Sorunları: Çocuğunuz okulda ya da ev ödevi sırasında sürekli öfke davranışını tekrarlarsa, tanı konulmamış bir öğrenme bozukluğu olması mümkündür. Örneğin matematik çalışırken gözlenen bu davranış matematiği öğrenemediğinden kaynaklanabilir.

Duyusal Bütünleme Sorunları: Bazı çocuklar çevrelerindeki dünyadan aldıkları duyusal bilgiyi işleme konusunda sorun yaşarlar. Çocuğunuz uyaranlara karşı aşırı hassas ise (sıkı veya kaşındıran bir kıyafet gibi) bu çocuğunuzu rahatsız edecek ve öfke patlamalarına yol açacaktır.

Otizm: Otizmli çocukların büyük bir kısmı dramatik öfke patlamalarına maruz kalırlar. Takıntılar, sınırlı ilgi alanları duyusal sorunlar ve iletişim problemleri otizmde öfke sorunlarının önemli tetikleyicileridir.

Öfke sorunları yaşayan çocuklara yardım

Pek tabii ki belirli psikiyatrik hastalıklara karşı verilen ilaç tedavileri bir noktaya kadar öfke sorunlarını azaltabilir. Ancak aile bireylerinin davranışlarındaki değişiklik, bu azalmanın kalıcılığına sebep olur. Şimdi çocuğunuzun öfkesiyle nasıl başa çıkacağınızı anlatalım:

Tetikleyicileri ortaya çıkarın: Öfke ile başa çıkmada ilk basamak onu tetikleyen olayları ortaya koymaktır. Hatta anne baba olarak bu olayların bir listesini hazırlayıp bunu çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Asla pes etmeyin: Çocuğunuzun öfke patlamalarını onun isteklerini anında yerine getirerek azaltmaya çalışmak, tozları halının altına süpürmeye benzer. Hatta bu davranış ona sinirliliğin ve öfkenin işe yaradığını öğretir ki bu davranış tüm hayatına mal olabilir.

Sakin ve tutarlı olun: Önce kendi duygularınızın kontrolünü ele geçirmek çocuğunuza da duygularının kontrolünü öğretmede önemli bir kapı açacaktır. Sert ya da öfkeli cevaplar, bir çocuğun sözlü ya da fiziksel saldırganlığını artırır. Sakin kalarak, çocuğunuzda görmek istediğiniz davranış biçimini modelleyebilir ve öğretirsiniz.

Olumsuz davranışları görmezden gelin ve olumlu davranışları övün: Küçük davranış sorunlarını görmezden gelmenin azarlamaktan veya sertçe ikaz etmekten daha etkili olduğu bilinmektedir. İyi davranışları cesaretlendirmek ve övmek her zaman olumsuz ifadelerden daha etkilidir. (“Bir daha sinirlendiğini görmeyeceğim” yerine “ Sakinleşmek senden beklediğim davranıştı bravo” gibi.)

Tutarlı sonuçları onunla paylaşın: Çocuğunuz, negatif davranışlar neticesinde ne gibi bir yaptırımla karşılaşacağını önceden mutlaka bilmelidir. Sürpriz şekilde yaptırım uygulamak çocukla iletişiminizi çok ciddi şekilde bozar. Ayrıca yaptırımın her zaman benzer olmalıdır yer ve zamana göre değişmemelidir. Düşünsenize kırmızı ışıkta geçmenin cezası her gün değişirse kendinizi nasıl hissedersiniz?

Konuşmak için çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin: Çocuğunuz sakinleşmeden konuşmayı denemek düz duvara konuşmaktan öteye gitmez. Karşılıklı konuşmayı sürdürebilmek için iki tarafın da stabil bir duygu durumuna sahip olması gerekir.

Devamı

SAĞLIK

Bahar aylarında nasıl beslenmeliyiz?

Umut Doğan Yıldız

-

Bahar aylarında nasıl beslenmemiz ve beslenirken alerjiden nasıl uzak durmamız gerekiyor? 

Bahar aylarının hepimiz için farklı bir anlamı var. Kimimiz için yaz aylarına geçiş kimimiz için de kışı geride bırakan aylar. Bahar bir uyanış ve doğa ile birlikte yenilenme mevsimi ve bir de alerji mevsimi!

Bahar aylarında yüksek kalorili besinleri tüketmemek gerektiğinden bu aylara en uygun beslenme şekli Akdeniz tarzı beslenme. Bahar aylarında hızlanan metabolizmamız nedeniyle hem daha fazla enerji harcarız hem de daha sık acıkırız ve farkına varmadan kendimizi sürekli yerken buluruz bu yüzünden her öğünde taze sebze ve ara öğünlerde de mevsim meyvelerini tüketmemiz gerekiyor. Elbette sık yemek yerken yediklerimize de dikkat etmeniz gerekiyor. Bol kalorili ve hamur işleri tüketmek yerine meyve, kuru meyve gibi lif zengini gıdalar tüketmeliyiz. Kış aylarında su içme oranımız düşüyor ve ister istemez bu alışkanlık bahar aylarında da devam ediyor. Bahar aylarında ısınan havayla birlikte vücuttaki sıvı kaybı da artıyor. Günde en az 1,5 litre su tüketmek ve diğer içeceklerin de suyun yerini tutmadığını bilmek gerekiyor. Bu aylarda alkolden ve kafeinli içeceklerden de uzak durmak ve bağışıklık sistemini destekleyen bitki çaylarını ise ihmal etmemek gerekiyor.

Vitaminleri ihmal etmeyin

Bahar bir yandan da eğlence ve doğaya açılma mevsimi. Geziler, piknikler; her biri bizi yemeye teşvik eden etkinlikler ve bu etkinliklerde fazla miktarda et tükettiğimiz ve vücudumuzu proteine boğduğumuz da bir gerçek. Böyle bir eğlenceye katılacaksanız ızgaraya, mangala sebze koymayı ihmal etmeyin. Pikniklerin ve gezilerin elbette güzel yanı da var: Yürüyüşler, açık havada oynanan futbol, voleybol sporlar ve koşular. Yalnız bu bedensel faaliyetlerin yediklerinizi hızla yakmanıza ve hemen acıkmanıza sebep olacağını da unutmayın. Keyif için gittiğiniz piknik zararınıza olmasın. Balık, kuru baklagiller, yumurta, yoğurt; fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler, az zeytinyağlı salatalar; bütün mevsim sebzeleri ve meyvelerinin dışında kepekli ve tahıllı ekmekleri listenizden eksik etmeyin. Bahar aylarının en büyük tuzağı, vitamin bakımından yoksun kalmaktır. Oysa süt, yumurta sarısı, balık ile sarı ve turuncu renkli sebzeler A vitamini içeriyor. Buğday, kepek, yeşil sebzelerde ise B grubu vitaminler yer alır. Tüm taze sebzeler, maydanoz, soğan ve domateste de C vitamini bulunur.

Alerjiyle savaşan besinler

Bahar denince ilk akla gelen alerji mevsimi olması. Özel bir alerji geçmişiniz yoksa bahar alerjisine karşı bünyenizi güçlendiren tüm mevsim meyve ve sebzelerini, yumurta, tavuk eti, kırmızı et gibi besinleri tüketilmeli. Öte yandan alerjileri tetikleyebilen hazır gıdalar, işlem görmüş besinler, şeker ve kızartılmış yiyeceklerden uzaklaşın. Bu gıdaların yerine antioksidan etkisi bilinen maydanoz, ıspanak, brokoli, yeşilbiber, çilek, portakal, limon, greyfurt, ananas, yaban mersini ve fındık, ceviz, badem gibi E vitamini tüketebilirsiniz. Yabancı toksinleri vücuttan atmaya yardımcı olan suyu bol içmeye özen gösterin. Vücudun su dengesini bozan çay, kahve gibi içecekler ve tuzu fazla tüketmemeye özen gösterin.

Bahar yorgunluğu

İlkbaharda gastrit, hipertansiyon, kalpte sorunlar, saçlarda dökülme, sindirim sorunları, cilt kuruluğu, hormon seviyelerinde değişiklik ve artan nemle birlikte vücutta dengesizlik, halsizlik, depresyon vb. belirtileri bahar yorgunluğu diye tanımlıyoruz. Bahar yorgunluğundan kurtulmak için, beslenme şeklimizde birkaç değişikliğe gidebiliriz. Örneğin öğün sayısını artırıp az ve sık yemek, sindirim sistemini rahatlatıp bizi mide ve sindirim sıkıntılarından koruyacaktır. Ağır karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin tüketimi ise hem yorgunluk hem uyku getirir. Uyku düzenimizi de korumamız gerekli. Geç yatmak ve öğlen uyanarak günü uzattığınızı zannederken, ertesi günü kaçırmanıza ve bu durum öğün atlamaktan gereksiz abur cubur tüketmeye kadar pek çok beslenme hatasına sebep olur.

Hangi ayda hangi balık ve sebze yenir?

Mart ayında balık olarak; levrek, kalkan, kefal, tekir ve midye, sebzelerden; ıspanak, havuç, pırasa, kırmızı turp ve brokoli, meyvelerden; elma ve muzu, Nisan ayında balık olarak; kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı ve midye, sebzelerden; taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz, taze kekik, bakla ve marul, meyvelerden can eriği, Mayıs ayında balıklardan; barbunya, ıstakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya ve karides, sebzelerden enginar, bakla, semizotu, papatya, ebegümeci, domates ve salatalık, meyvelerden ise çilek, yeşil erik, malta eriği ve dutu bahar aylarının taze ürünleri olarak tüketebilirsiniz.

Devamı

SAĞLIK

Diyetle eklem tedavisi mümkün

Umut Doğan Yıldız

-

Kronik eklem rahatsızlıkları genellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkıyor. Özellikle eklem iltihabı (romatoid artrit) bunlardan biri. 

Romatoid artrit; eklemlerde ağrı, şişme, sertlik ve işlev kaybına sebep olan otoimmün ve kronik bir hastalık ve her kronik hastalıkta olduğu gibi tedavisinde alternatif yollar da deneniyor. Ancak tedavi yolunu seçerken romatoid artrit ile osteoartriti birbirinden ayırt etmek gerekiyor. İlkinde, vücudun bağışıklık sistemi kendi dokularına saldırıyor. Osteoartrit ise insanlarda yaşlandıkça ortaya çıkıyor ve anti inflamatuar diyet uygulamayı gerektiriyor. Bu diyetler, vücuttaki iltihaplarla savaşmaya yardımcı oluyor. Bol sebze, meyve, kepekli tahıllar, omega-3 yağları ve antioksidanlar bakımından güçlü bir diyet, enflamasyona karşı başarıyla koruyor. Yeşil yapraklı sebzeler, tatlı patates, çilek, kiraz, domates de iltihap önleyici besinler arasında sayılıyor. Bazı sebze ve meyve kuruları da var ki artık onlara mucize besin gözüyle bakılıyor. Örneğin kuru erik, yaban mersini, taze ve tanelenmiş nar, tam tahıllar, zencefil ve zerdeçal gibi baharatlar; baklagiller, süt, yumurta, fındık vb. hep bu gruba giren gıdalar.

Unutmayın, antienflamatuar diyet, eklemleri iltihap kapladıktan sonra işe yaramıyor. Ortada hiçbir sebep yokken bunları yiyip için ki, vücudunuz farkına bile varmadan güçlenip direnmeye başlasın!

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com