Bizi Takip Edin

ERKEK AKLI

Uzun ömürlü bir ilişki nasıl yaşanılır?

Umut Doğan Yıldız

-

 

Ortak projeler yapmak, ritüelleri sürdürmek… Uzun ömürlü bir ilişki için elinizden gelenin en iyisini sunmak ve bazı ilişkisel ilkelere uymak gerekiyor.

Aile modellerinin parçalanmasıyla çiftin ömrünü etkileyen zorunluluklar da değişti. “Günümüzde güçlüklere direnmeye karar verilmesinin sebebi artık normlara uymak, sosyo-ekonomik nedenler, anne-babayı mutlu etmek veya çocuklar değil, uzun ilişkinin bir kendini tamamlama ve özgürlük yolu olarak görülmesi” diyor Psikanalist Fabienne Kraemer. “Çift bir öteki okuludur ve diğer kişiyle temas bir kişisel gelişim meselesidir.” Kraemer’e göre, iyi giden ilişkiye sahip çiftlerin kişisel ve ortak birer gelişim projeleri bulunuyor. “Maceralarına beraber devam etme kararı almış çiftler, aşkın onları birbirlerine bağımlı yaptığı fikrini benimsiyor. Artık hayatlarının bağlantılı olması ve duygusal yatırım yapmış olmanın getirdiği riski kabul ediyorlar. İki kişi beraber mutlu olmak için, bazı fedakârlıklarda bulunmayı ve çaba göstermeyi göze alıyor.

Birbirinize karşı saygılı davranın

Aşkta sezgilerimizi çok dinleriz ve iç sesimiz önemli olanın kendin olmak, ‘doğal‘ olmak olduğunu söyler. Ancak doğallık, kaba davranmak gerektiği anlamına gelmez. “Eğer devam etmeye karar veriyorsak, birbirimize de en az toplum içinde olduğumuz kadar medeni davranmalıyız. Dışarıda, içeride olduğumuzdan çok daha empatik ve saygılıyızdır.” Fabienne Kraemer, dışarıda uymak zorunda olduğumuz tüm kuralları ilişkimizde de uygulamayı denememizi tavsiye ediyor. “Diğeri stres topumuz değildir. Kendimizin en iyisi olmalıyız, birbirimiz için ve beraberce.” Bu, çaba göstermeyi, kendimizi tutmayı ve bizdeki en iyiyi sunmayı getiriyor. Eğer bu eforu hak eden bir alan varsa, o da ilişkideki yakınlık çemberidir. “Eğer birlikte kalmaya karar verdiysek, iddialı olduğumuzu göstermeliyiz” diyerek cesaretlendiriyor Kraemer ve ekliyor: “Kendinizi eğitin, kendiniz üzerinde çalışın, ilişkide nitelikli bir kişiye dönüşmeye hazırlanın.

Ortak projeler yapın

Bir hikâyenin başında vereceğimiz ilk sözler çok önemlidir. Birlikte devam etmek; eğer projeler henüz gerçekleşmemişse onları güncellemekten, tekrar gündeme koymaktan ve belki de yenilerini eklemekten çekinmemektir. Fabienne Kraemer şunları tavsiye ediyor: “Beraber gerçekleştirmek istediklerimiz için bir tür takvim tutabiliriz; paraşütle atlamak, Venedik’e gitmek, ev satın almak… Her projenin bir başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Diğerine de danışarak, zamana bölerek çalışılması gerekir. Sadakati zaman içinde kanıtlamak çok somut eylemlerden geçer.” Masaya oturmak ve sohbet etmek: “Seninle şunu yapmayı arzuluyorum. Ne düşünüyorsun? Nasıl başlayabiliriz? Yapabilmemiz için benim elimden ne gelebilir?” Sıklıkla bunlardan vazgeçeriz. Günlük yaşamın bizi yakalamasına izin veririz. İlişkimize artık hiç yatırım yapmayız ve ortak arzularımızdan uzaklaşırız. İlişkiye devam etme kararı almak yeni bir nefes, yeni bir enerji verir. Bu, kararlar alma ve bunlara bağlı kalma anlarıdır. Örneğin gelecekteki isteklerimizi, beraber geleceğimizi inşa edeceğimiz projeleri belirlemek için her sene veya her iki senede bir geçen senenin bir değerlendirmesi yapılabilir.

Arkadaş olun

Bazen kendimize eşimizle arkadaş olmamız gerekip gerekmediğini sorarız. Kraemer buna olumlu yanıt veriyor: “Hatta dünyanın en iyi arkadaşları olmalıyız! İlişkiye devam etmek; düşmanlıktan vazgeçmek, diğerini düşman olarak görmemek ve ona kayıtsız davranmamak anlamına gelir. Yoksa çiftin ne anlamı kalır? Eğer ona karşı kinlenmişsek, problemlerimiz hakkında konuşmak istediğimiz son kişi olmuşsa, bir hata vardır. Şu andan itibaren, karşılıklı olarak iyi niyet göstermekte ve düşünceli davranmadığımızı fark edersek birbirimizden özür dilemekte uzlaşabiliriz.” Sevgi bağlarını sıkılaştırmak, aynı zamanda partnerimizin karşılaştığımız zorlukları paylaştığımız ve konuştuğumuz ilk kişi olduğu anlamına da gelir. Tabii ki tüm sorunlarımıza çözüm getirmeyecektir ama bulmamıza yardımcı olmaya çalışacak, dikkatlice dinleyecek ve incelikle tavsiye vermeye çalışacaktır. Fabienne Kraemer şu tespitlerde bulunuyor: “Gerektiği anda bizi sarmalayacak güvenli kolların olduğunu, birinin bize zor durumda merdiven uzatacağını ve duruma göre bu rolün bize geçebileceğini bilmek güzeldir!” Buna karar vermek bize kalmış.

Kavgaların üzerine çarpı atın

Bu yeni düzende artık kavgalara alan yok. Zaten hiç var olmamalılardı. Çünkü boşanmanın düşünülemez olduğu, çift hayatının birçok hayal kırıklığı üreten bir tür zorunluluk olduğu döneme yani geçmişe aitler. Söylenmeyenler yüzünden biri ve/veya diğeri patlıyordu. Bugün artık bunu yasaklamalıyız. Kraemer şu uyarıda bulunuyor: “Çocuklarımıza bağırmamaya karar verdik. O zaman neden eşimize bağırmamız gerektiğini anlamıyorum. Bu diğeriyle alakalı değil, çatışmalar ve onları nasıl yönetmek istediğimizle ilgili bir karardır.”

Sesler yükseldiğindeyse, şu sözleri söyleyebilmek önemlidir: “Gidiyorum, susacağım, yürüyüşe çıkacağım, bunu yaşamayı reddediyorum.” Ayrıca çiftte beraberce “kavgaya hayır” ilkesine sadık kalmak, alarm sinyalleri üzerinde karşılıklı olarak anlaşmak ve başka bir iletişim yöntemi bulmak konusunda anlaşabiliriz. Sinirli olmanız yüzünden yine kavga çıkarsa, kendinize bu yola girmemeye ve en yakın çıkıştan geri dönmeye dair söz verdiğinizi unutmayın. Esas konuya odaklanabilmek için duyguları yatıştırın. Fabienne Kraemer, “Bir çift kavga etmeme kararı aldığında, kavgalar gerçekten de son bulur” diyor.

Ritüeller yaratın

Hiçbir şey için hiçbir zamanımızın olmadığı bu çağda, krizlerin ortaya çıkmasının bir sebebi de çift hayatına ayıracak zamanımızın olmaması ya da bu zamanı ekranlarımızın önünde saatler harcayarak israf etmemiz. Kraemer, eğer ilişkimizi yeniden canlandırmaya karar verdiysek, baş başa olmaya zaman ayırmanın gerekli olduğunun altını çiziyor. Haftada bir, telefon ve diğer dikkat dağıtıcılardan uzakta zaman geçirmek önemli. Bu tür diyalog alanları açmak, hoş ya da hoş olmayan birçok konuyu konuşabilmeyi sağlar. Bu ritüelin bir öncelik olmasında ısrar ediyor Fabienne Kraemer. “Eğer her cuma akşamı buluşmayı kararlaştırdıysak, ne olursa olsun her cuma akşamı buluşulacak. Başlangıçta bu çok yapay görünebilir, ancak gerçek hayatta bu plan herkes için hızlıca vazgeçilmez hale gelecektir.”

Kraemer’in çok önemli gördüğü bir başka ritüel ise birbirimize düzenli olarak yeniden bağlanmak, sevdiğimizi, beraber olduğumuzu ve el ele yürüdüğümüzü hatırlatmak. “Neden her beş yılda bir evlilik tazelemeyelim? Her çift kendi seremonisini hayal edebilir, beraber yazabilir ve programlayabilir.” Sosyal prangalardan ve klasik modellerden kurtulan çift, yeniden oluşan karma aileler gibi yeni düzenlerde var oluyor ve burada kendini unutmaması gerekiyor. Heyecanlı olduğu kadar da zor bu macerada çift kendine özen göstermeye dikkat etmelidir. Çift, çocukların dahil olmadığı ayrıcalıklı ve özel anları paylaşmalıdır. Ve ilişkisini onu sağlamlaştıran ritüellerle kutlamalıdır.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

90’ların efsane ayakkabısı geri döndü

Umut Doğan Yıldız

-

90’lı yılların efsane koşu ayakkabısı Aztrek, tam 25 yıl sonra kendini özgün bir stille ifade etmek isteyenler için yepyeni bir sneaker olarak pazara çıkıyor. 

Zamanının ilerisinde, benzersiz tasarımıyla Aztrek ’93 capcanlı renklerle 90’ları yeniden yaşatmaya geliyor.

Reebok Classic ailesinin en özel üyelerinden biri olan Aztrek ’93, çağın canlı ve genç enerjisinden ilham alırken 90’lı yılları yeniden yaşatmak üzere benzersiz bir sneaker olarak geri döndü.

Piyasaya çıktığı andan itibaren öncü kabul edilen Aztrek, benzersiz tasarımıyla tam 25 yıl sonra kendini özgün bir stille ifade etmek isteyenler için yeniden tasarlandı. Cesur renk tonları ve kendine has çizgileriyle göz alan Aztrek ’93, zamanının ilerisinde, yenilikçi bir sneaker olarak piyasaya çıktı.

Ünlü model Gigi Hagid, rap kraliçesi Cardi B’nin yanı sıra Future ve ikinci kişiliği Hndrxx ile iş birliğinde lanse edilen Aztrek ’93, 90’lar ruhuyla geçmişten esintiler taşırken yenilenmiş tasarımıyla günümüz sneaker modasına öncülük etmeye geliyor.

Petra Roasting pop-up mağazaya dönüştü

90’lı yılların tavrını otantik performansla harmanlayan Aztrek ’93, birbirinden renkli modelleriyle Mart ayı boyunca Gayrettepe Petra Roasting’deki Reebok Pop-Up Mağaza’da 559 TL fiyatla satışta olacak.

90’ların havasını solumak isteyenler için yeniden tasarlanan Reebok Pop-Up Mağaza, 7 Mart’tan başlayarak tam bir ay boyunca ziyaretçilerini karşılayacak. Türkiye’de bir ilk niteliğinde olan pop-up mağazada bir ay boyunca eşsiz tasarımıyla göz dolduran Aztrek ’93 modelleri sergilenirken, en sevilen Reebok Classic ürünleri de satışta olacak. 90’lar temalı dekorasyonu ile ziyaretçilerini bekleyen Petra Roasting’de 90’ları yeniden anmak üzere çeşitli atölyeler, Duygu Özaslan, Ekin Beril, Deniz Marşan ve Selen Akyüz gibi isimlerle birbirinden eğlenceli hafta sonu sohbetleri ve pazar günleri ise 90’ların efsane oyunlarını içeren heyecanlı oyun turnuvaları gerçekleşecek.

Reebok Petra Roasting Etkinlik Takvimi:

9 Mart – Duygu Özaslan ile “90’lardan Günümüze Değişen Medya”
13 Mart- Serigrafi baskı yöntemiyle Reebok Classic çanta tasarımı
16 Mart – Ekin Beril ile “90’larda Müzik”
20 Mart – D-I-Y Sticker tasarlama
23 Mart – Deniz Marşan ile “90’lar Modası”
27 Mart – Geçici Dövme atölyesi
30 Mart – Selen Akyüz ile “Sneaker nasıl evrim geçirdi?”
3 Nisan- Kişiye Özel Reeboklar..

Devamı

ERKEK AKLI

İyimser olmak ömrü uzatıyor

Umut Doğan Yıldız

-

Geleceğe yönelik olumsuz bakış, kişinin hem fiziksel hastalıklara hem de zihinsel rahatsızlıklara yakalanma sebebi

İyimser olmanın faydaları

İyimserlik ise fiziksel sağlık ve ruh sağlığı ile yakından ilişkili… Bilim adamlarının araştırmalarına göre iyimserler uzun yaşarken, kötümserler konforsuz bir hayat sürüyor hatta erken ölüyor! Kötümserlik ve fiziksel sağlık şikâyetler de birbiriyle alakalı. Buna göre 65-85 yaş aralığındaki kadın ve erkekler, iyimser bir bakış açısına sahipse kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini daha az taşıyor; ancak aynı şaş grubundakiler kötümser ise kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskleri yükseliyor. Öte yandan genç olmasına rağmen kötümser mizaca sahip göğüs kanseri hastalarında da erken ölüm gözlemleniyor. İyimser mizaçlılar, stresli durumlarla baş etmede daha rahat bir tutum sergiledikleri için depresyonu da daha düşük seviyede yaşıyor. Dahası, iyimser olanlar; kendilerinden daha az iyimser ve kötümser kişilere göre daha yüksek bir yaşam kalitesine sahip oluyor.

Bu durum, ağır hastalıklarda ve operasyonlarda da geçerli… Örneğin, by-pass ameliyatı geçirmiş bir grup hasta üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, ameliyatı takip eden 6 ay içinde, iyimser hastalarda yaşam kalitesi önemli ölçüde artış göstermiş ve hastanede kaldıkları sürede daha hızlı iyileşip taburcu olduktan sonra da günlük yaşamlarına daha çabuk dönebilmiş.

Devamı

ERKEK AKLI

Kendinize güvenmenin yolları var!

Umut Doğan Yıldız

-

Kendimize güvenmiyorsak bu güveni nasıl inşa edeceğiz? Bunun da yolları var elbette. Uzmanların tavsiyelerini sıralamak gerekirse.

*Yaşadığınız ve özgüveninizi sarsan bütün deneyimlerinizi unutun. Bu deneyimler aklınızda kalıcı bir yer edindiği için önünüzü kesip sizi engelliyor olabilir. İkinci adım olarak da istediğiniz şey her ne ise ona odaklanın. Yarım bırakmayın, başarısızlık düşüncesine prim vermeyin ve yapın! Yine başarısız mı oldunuz? Önemli değil. Eksiklerinizi belirlemek ve tamamlamak için zaman kazandınız sadece.

*Arkadaşlarınızla, dostlarınızla sık sık bir araya gelmeye çalışın ve onların başarı ve başarısızlık hikâyelerini dinleyin. Bu, hem kendinizi başkalarıyla kıyaslama fırsatı verecektir hem de karşınızdakilerin anlattıkları, gözünüzde büyüttüğünüz başarısızlıkların o kadar da “felaket” şeyler olmadığını anlamanıza yardım edecektir.

*Dert yanmayı, dünyanız yıkılmış gibi, bitmiş tükenmişsiniz, siz bir sıfırmışsınız gibi davranmayı bırakın! Fırsat buldukça başarılı insanların hayat hikâyelerini okuyun. Hepsinin birkaç ortak noktası olduğunu fark edeceksiniz: Hepsinin istediği şeye odaklanan, sorunları gözlerinde büyütmeyen ve (en önemlisi) çözüm odaklı düşünüp davranan insanlar olduğunu göreceksiniz.

*Başkalarının düşüncelerini umursamayın! Herkes istediğini düşünsün, siz ne düşünüp ne hissediyorsunuz, önemli olan bu.

*Enerjinizi doğru yere harcayın. Spor yapın, yürüyüşe çıkın; onlar da bir yana sizi mutlu eden şeylere yönelin. Depresif, her şeye olumsuz yaklaşan, sürekli eleştiren insanları etrafınızdan uzak tutun.

*Renkler daima hayatınızın içinde olsun. İşyerinizin kuralları gereği lacivert, siyah, gri gibi renkler kullanmaya mecbursanız renkli bir aksesuarla dış görünümünüzü canlandırın. Masanızda kullandığınız malzemeleri en göz alıcı renklerden seçin. Evinizi, hatta evinizin odalarını farklı renklere boyatın. Bütün bu “renkli” yaklaşımlar, hayata daha olumlu yaklaşmanızı sağlayacaktır.

*”Evet” ve “Hayır” iki basit kelime gibi görünebilir ama çoğumuz, kendimize güvenmediğimiz için, hiç istemediğimiz anlarda bile “hayır” diyecekken “evet, “evet” diyecekken “hayır” diyoruz. Size bir soru, bir öneri geldiğinde; siz, içinizdeki asıl kişi ne istiyor, hangi seçim onu mutlu eder, önce ona karar verin. Kimsenin hatırı için de seçiminizi değiştirmeyin.

*Kendinize, özgüven ile ilgili bir program da yapabilirsiniz. Başlangıç için gerçekte istediğiniz ama kendinize bahaneler üretip yapmadığınız bir isteğinizi hedefe koyun. Bir el sanatları kursuna gitmek, saçınızı kestirmek, öğle yemeğine arkadaşlarınız olmadan çıkmak ya da çocuklarınızla sinemaya gitmek gibi bir istekle işe başlayın. Bunu başardıktan sonra sizin için biraz daha önemli olanı, sonra daha da önemli olanı listeye alın. Bir süre sonra geldiğiniz noktaya kendiniz bile inanamayacaksınız! Hayatın ve kendinize güvenmenin tadını çıkarın!

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com