Bizi Takip Edin

BESLENME

ÜÇ FARKLI DİYET ÖYKÜSÜ

-

 

Üç okuyucu, üç farklı yol, tek bir hedef: Sağlıklı kilo vermek. İşte Men’s Health okurlarının yazdığı diyet günlükleri.

Kilo vermek isteyen herkes iyi bilir. Sadece az yemek yeterli değildir. Kendi alışkanlıklarınıza, damak tadınıza ve vücudunuza uygun bir beslenme programı uygulamanız gerekir. Amaç sadece tartıda ibrenin sola gitmesini sağlamak olsaydı, kas kaybını göze alıp bir ayda beş kilo bile verebilirdiniz. Oysaki izlediğiniz planın spor salonundaki performansınızı düşürmemesi, kısıtlamalarıyla sizi hayata küstürmemesi gerekir. Yoksa aldığınız kilolar bumerang gibi bir gün size geri döner.

Peki nasıl bir beslenme programı izlemeliyiz? Her diyetisyenin bu soruya vereceği cevap farklı olacaktır. Çünkü o cevap, sizin yaşam alışkanlıklarınıza göre değişir. Kas ağırlığınızı, toplam kolesterol miktarını ve kalça-bel oranı gibi değişik kriterleri bir arada değerlendirmek gerekir. Tüm bunları aklımızda tutarak, Facebook.com/MensHealthTurkiye sayfamızdan okuyuculara seslendik. Üç Men’s Health okuru, popüler üç diyeti üç hafta boyunca denemek için gönüllü oldu. Önce doktor kontrolünden geçerek değerlendirmeye tabi tutuldular. Ardından üç farklı diyetisyenle yüz yüze görüştüler. Üç haftanın sonunda yaşadıklarını bizimle paylaştılar.

Taş Devri Diyeti

Uygulayan: Berkay Ö. – 31

Meslek: Satış Mühendisi
Taş devri diyetinin prensipleri:
Avcı-toplayıcı atalarımızla aynı yemek düzenini takip ediyorsunuz. Yani her yiyecek doğadaki haline en uygun şekilde tüketiliyor. Doğada zaten bulunmayan gıdalardan uzak duruyorsunuz. Özellikle üç beyaz olarak bilinen, insan eliyle işlenerek elde edilmiş beyaz un, şeker ve tuz uzak durulması gerekenler listesinde. Yasaklar haricinde yemenin sınırı yok. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz. “Tuttum bu diyeti” dediğinizi duyar gibiyiz. Ancak paçaları erken sıvamayın. Çiğ yiyeceklerin toplamı, beslenme programının en az yüzde 60’ını oluşturmak zorunda.
Salam, sucuk gibi katkı maddesi içeren ürünlerin dışında kırmızı et, beyaz et, balık ve yumurta gibi protein kaynaklarının yenmesinde bir sakınca yok. Süt konusunda ilk tercihiniz günlük pastörize şişe sütler olmalı. Uzun ömürlü kutu sütlerinden kesinlikle uzak durmanız tavsiye ediliyor. Sıra yağa gelince, margarin de yasaklılar arasında. Zeytinyağı ve keten tohumu yağı gibi alternatifleri kullanıyorsunuz. Kayısı, üzüm ve muz gibi şeker içeriği yüksek meyvelerin sınırlandırıyor ve onların yerine, antioksidan içeriği yüksek yaban mersini, çilek ya da kızılcık gibi meyveleri yiyorsunuz. Taş devri diyetinin, Türk beslenme alışkanlığına en aykırı noktası, baklagillerin haftada iki üç defadan fazla verilmemesi. Yani kuru fasulye ve pilav sevdanızı ertelemek zorundasınız. Gerçi pilav bu diyetin hiçbir yerinde yok. O yüzden yokluğunu fazla aramıyorsunuz.

Diyet tecrübesi

“Et ağırlıklı beslendiğim için yediğim tavuk ve kırmızı et miktarında bir değişiklik olmadı. Programda beni zorlayan, yemeğin yanında istediğim kadar ekmek yiyemememdi. Gittiğim diyetisyen, alışma sürecinde kendimi fazla zorlamamam için sadece ilk üç akşam yemeğinde, beyaz ekmeği azaltıp tam tahıllı olanlara yönelmemi önerdi. Günler geçtikçe diyetisyenin haklı olduğunu fark ettim. Daha doğrusu çevremdekiler fark etti. Yeni beslenme düzenine alışıncaya kadar eşim ve iş arkadaşlarım oldukça gergin olduğumu söylediler. Uyum sağladıktan sonraki günlerdeyse rahatlamıştım.

Beni en çok şaşırtan tereyağının yasak olmamasıydı. Bunu diyetisyene sorduğumda, sanılanın aksine yağı az, şekeri fazla yiyeceklerin insanları daha çok acıktırdığını söyledi. Yani yağ kısıtlaması (uçlarda gezinmemek kaydıyla) vücut için zararlıydı. Bir de piyasadaki margarin katkılı tereyağlarını ayırt emek için bir ipucu verdi. Sahte tereyağı oda sıcaklığında geç eriyor. Bıçak üzerindeyse fazla leke bırakıyor.

İkinci haftanın sonunda kendimi daha enerjik hissediyordum. Daha fazla sebze ve yeşillik yememden kaynaklanan psikolojik bir etki de olabilir. Bu beslenme düzenine mümkün olduğu kadar devam edeceğim. Özellikle tatlı yerine yaban mersini yeme fikrine bayıldım. Kemer takarken artık bir önceki deliği kullanmam da doğru yolda olduğumu gösteriyor sanırım. Tek pişmanlığım, bu beslenme programı takip ettiğim dönemde iş yoğunluğumdan dolayı haftada sadece bir kez spora gidebilmemdi.

Sonuçlar

Önceki kilo: 81

Sonraki kilo: 79

Önceki yağ oranı: %19

Sonraki yağ oranı: %17

Önceki BKO:</strong> 50

Sonraki BKO: 46

Sonuçlar

Önceki kilo: 85

Sonraki kilo: 82

Önceki yağ oranı: %16

Sonraki yağ oranı: %14

Önceki BKO:48

Sonraki BKO: 48

Glisemik Yükü Düşük Diyet

Uygulayan:Alperen A. – 29

Meslek: Reklamcı

Glisemik yükü düşük diyetin prensipleri: 

Bu diyetin mucidi, “The 4 Hour Body” adlı kitabın yazarı ABD’li Tim Ferris. Diyetin en çarpıcı tarafı, 30 günde 10 kilo verebileceğinizi iddia etmesi. Tahmin edeceğiniz üzere her türlü beyaz karbonhidrattan ve esmer pirinçten uzak duruyorsunuz. Tek istisna, ağırlık antrenmanı yaptıktan sonraki 30 dakikalık süre. Yemeği çeşitlendirmenize gerek yok. Yani aynı yemeği üst üste defalarca yiyebilirsiniz. “Marketlerde 47 binden fazla ürün bulabilirsiniz. Ancak içlerinden sadece birkaç tanesi sizi şişmanlatmaz. O halde her öğünde neden farklı bir yemek arayışına girelim?” diye soruyor Ferris. Her öğünde tabağınızda protein (beyaz ve kırmızı et, balık, yumurta), baklagiller (mercimek ve barbunya) ve sebze (ıspanak, brokoli, karnabahar, kuşkonmaz) olması önerilir. Tim Ferris, kitabında ayrıca bu beslenme programının yüksek karbonhidratlı bir beslenme programı olmadığını söylüyor. <p>Öğün sayısını artırmamanıza rağmen, metabolizma hızınızı düşürmüyor. O yüzden günde dört öğünden fazla yemenize gerek kalmıyor. Belki de en ilginç özelliği, meyveye izin verilmemesi. Yine Tim Ferris’den alıntı yapıyoruz: “Bundan 500 sene önce yaşayan büyük büyük dedeleriniz haftanın her günü meyve bulabiliyor muydu zannediyorsunuz?” Meyvenin içindeki basit şeker (früktoz) zararlılar listesinde yer alıyor. Günde iki kadehe kadar şarap serbest. Ve diyetin en güzel tarafı; haftanın bir günü kendinize ‘izin’ veriyorsunuz. “Dilediğiniz kadar yiyin, çekinmeyin” diyor Ferris. “Bu şekilde kalori kısıtlamasından dolayı yavaşlayan metabolizma hızınız tekrar eski haline döner.”

Diyet tecrübesi

“Hayatımda ilk defa bir diyette meyvenin yasaklandığını gördüm. Şikayetçi olduğumu sanmayın. Pek çok erkek gibi ben de meyve yemekten zevk almıyordum zaten. Yiyebileceğim yemeklerin listesi dar olduğundan benzer şeyleri arka arkaya yediğim oldu. Örneğin öğlen ızgara tavuk göğsü ile ıspanak sote yerken, akşam somon ızgara ile ıspanak sote yiyordum. Tabii bu alışverişte de yemeği yaparken de işinizi kolaylaştırıyor. Bir kere yapıp, tüm hafta yiyebiliyorsunuz. Özellikle evli değilseniz bu taktik size çok pratik gelecek.

Diyetin benim için en zor tarafı akşamları bira içememek oldu. Şarap içmeme izin verildiği için, yemeklerle beraber mutlaka bir kadeh içtim. Birayı ise izin günlerim için sakladım. Diyetisyenim ilk izin günümü, diyete başladıktan en az beş gün sonrasına denk getirmemi tavsiye etti. Bu benim için arkadaşlarımla dışarı çıktığım bir Cumartesi günüydü. Gittiğimiz restoranda, istediğimi hiçbir kısıtlama olmadan sipariş ettim. Yanımdakiler abarttığımı düşünse de ben tamamen diyetin kuralları içerisinde hareket ediyordum.

Üç hafta sona erdiğinde kilo kaybetmiş olmama rağmen bu diyeti daha uzun süre devam ettirilebileceğimi düşünmüyorum. Yiyebileceğiniz yemeklerin kısıtlı olması, alışkanlıklarınızı bütünüyle değiştirmenize yol açıyor. Mesela süt, yasaklılar listesinde olduğu için, beni en büyük keyfim olan sabah kahvesini sade içmeye zorluyor. Aynı şekilde sabah kahvaltılarını peynir olmadan yapmanın bir yolunu bulmak zorunda kaldım.”

Zone Diyeti

Uygulayan: Deniz K. – 26

Meslek:Broker

Zone diyetinin prensipleri:

Aslında yeni bir diyet değil. Ancak popülerliğini hâlâ koruyor. İlk olarak 1966 yılında Amerikalı biyokimyager Barry Sears tarafından yazılan “Enter The Zone” kitabıyla dünyaya duyuruldu. Diyetin prensibi, beslenmenizin yüzde 40’ının karbonhidrattan, yüzde 30’unun proteinden, geri kalan yüzde 30’unun ise yağdan karşılanması. Barry Sears’ın iddiasına göre bu oran, insülin ve glukogan (kandaki glikoz seviyesini düzenleyen hormon) seviyesini dengede tutuyor. <p>Vücudun, aldığı yağları depolayamadan yakmasını sağlıyor. Sears bu prensibin ardında yatanları şu şekilde açıklıyor: “Vücut aynı anda hem yağ yakıp hem de yağ depolayamaz. Bir süreçten diğerine geçmesi de vakit alır. Zone diyetinin özelliği vücudu sürekli yağ yakma evresinde bırakmasıdır.”

Sonuçlar

Önceki kilo: 90

Sonraki kilo: 89

Önceki yağ oranı :23

Sonraki yağ oranı: 22

Önceki BKO: 60

Sonraki BKO:58

Diyet tecrübesi

“Yoğun spor yapan biri olarak yediğim her tabağın sadece üçte birinin protein olmasını yadırgadığımı itiraf edeyim. Proteini her öğünde avuç büyüklüğüyle sınırladım. Bu, eskiden yediğimin çok altında bir miktardı. Adaptasyon sürecinde zorluk yaşamamak için diyete başladığım ilk birkaç gün spor yapmadım. Dolayısıyla kalorileri sınırlandırmakta zorluk yaşamadım. Ancak antrenman yaptıktan sonraki günlerde, yemekleri 500 kalori, ara öğünleri de 100 kaloriyle sınırlandıramadım. Yemeklerde protein-karbonhidrat oranını da ayarlayabildiğimi pek sanmıyorum. Özellikle öğle yemeğini evden getirmeyi unuttuğum zaman dışarıda yemek oldukça zordu. İnternette Zone diyeti yapanların evlerinde (hatta yanlarında bile) yemek tartısı bulundurduğunu okudum. Sanırım benim de öyle yapmam gerekiyordu. Diyetin en güzel tarafı ise beni uyandıktan bir saat sonra kahvaltı etmeye alıştırması oldu.”

BESLENME

Mandalinanın 10 faydası

Umut Doğan Yıldız

-

Mandalinanın vücuda faydaları nelerdir? İşte kış aylarının vazgeçilmez meyvesi mandalinanın sağlık açısından olumlu etkileri.

Kış aylarının vazgeçilmezi ve turunçgillerin baş tacı olan mandalina C vitamini başta olmak üzere içerdiği A, B vitaminleri, kalsiyum, lif, potasyum, demir, fosfor ile tam bir sağlık deposu. Bağışıklık sistemini güçlendirmekten kanser riskini düşürmeye, iştah kontrolünü sağlamaktan yüksek kan basıncını önlemeye kadar sağlığımız üzerinde pek çok önemli faydalar sağlıyor.Bu nedenle sofralarımızda düzenli olarak bulunmayı fazlasıyla hak ediyor. Ancak mandalinanın faydalarından en etkili şekilde yararlanmak için bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. Örneğin bol gözenekli bir kabuğa sahip olan mandalina diğer turunçgillere göre daha çabuk su kaybettiği için aldıktan sonra 2-3 gün içinde tüketmeniz biyo yararlılığı açısından önemli. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik mandalinanın sağlığımız üzerindeki önemli yararlarını anlattı, tüketirken nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu!

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Zengin C vitamini içeriği ve flavonoidler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor.

Yeni hücrelerin oluşumunu destekliyor

B vitamininden de oldukça zengin olan mandalina vücutta DNA ve RNA oluşumunda görev alarak yeni hücrelerin oluşmasını destekliyor.

Kansere kalkan oluyor

İçeriğindeki folat sayesinde kansere yol açabilecek DNA değişikliklerini önleyerek akciğer, meme, kolon, yemek borusu ve mide kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişimini önlemede etkili oluyor.

İştah kontrolünü sağlıyor

İçeriğindeki çözünür lif olan pektin daha uzun süre tokluk sağlıyor. Yapılan çalışmalara göre, mandalina obezite sorunu olan kişilerde iştah kontrolüne katkıda bulunarak kalori alımını azaltıyor.

Yüksek kan basıncını önlüyor

Mandalinanın potasyum içeriğiyle yüksek kan basıncını önleyerek kalp krizi riskini azalttığı da, yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen faydaları arasında yer alıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik ayrıca içeriğindeki flavonoidler sayesinde kolesterolün düşmesinde de etkili olduğunu belirtiyor.

Kemik erimesine karşı etkili

Potasyum aynı zamanda kemik sağlığı için de gerekli olan bir mineral. Mandalina içerdiği potasyum ve A vitamini sayesinde sağlıklı kemik gelişiminin sağlanmasında ve kemik erimesinin önlenmesinde etkili oluyor.

Yaraların daha hızlı iyileşmesine katkı sağlıyor

Mandalinada bolca bulunan C vitamini vücutta kollajen sentezi için önemli. Kollajen yaraların hızlı iyileşmesini sağlıyor.

Demirin emilimini artırıyor

C vitamini aynı zamanda besinlerle alınan demirin vücuttaki emilimini artırıyor.

Göz hastalıklarını geciktirebiliyor

Mandalinada bolca bulunan A vitamini göz sağlığı için de önemli. A vitaminin yeterli alınması başta gece körlüğü olmak üzere makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu geciktiriyor.

Kan şekeri dalgalanmalarına karşı etkili

Mandalinada bulunan flavonoidler diyabetle savaşmada da rol oynuyorlar. Flavonoidler hastalığa neden olan molekülleri nötralize eden antioksidanlar. Uygun porsiyon tüketildiğinde (1 porsiyon meyve=2 küçük mandalina) kan şekerindeki dalgalanmaları önleyerek tatlıya olan ihtiyacı azaltıyor.

Devamı

BESLENME

Doğal Kolajen: İlikli Kemik Suyu

Umut Doğan Yıldız

-

Sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri de ilikli kemik suyu tüketmek.

Gurvita İlikli Kemik Suyu antibiyotik,hormon, GDO kontrollü hayvanların ilikli kemikleri kullanılarak özel bir pişirme tekniği ile taze, jöle kıvamında hazırlandı.  Sağlıklı cam kavanozlarda soğuk zincir ile Migros,Macro Center  mağazalarında kasap bölümünde +4 derece dolaplarda ayrıca, markanın internet sitesinde satışa sunuldu.

Aynı şekilde taze, jöle kıvamında Paça,Kelle Paça, İşkembe Çorba çeşitleri de Gurmeler için satışa..

Şifa kaynağı İlikli Kemik Suyu ve sakatatçorbalarını neden kullanmalıyız?

  • Yüksek Protein, Kolajen, Amino Asit içerir,
  • Bağışlıklık sisteminin güçlenmesi
  • Çocuk gelişimi
  • Güçlü kemikler ,
  • Eklem, kıkırdak, bağdoku sağlığı ,
  • İlik üretimi ,
  • Sağlıklı kan,
  • Damar sağlığı,
  • Cilt, saç, tırnak, diş sağlığı ,
  • Selülit tedavisi ,
  • Güç ve kas gelişimi ,
  • Yaşlanma karşıtı ,
  • Kilo kontrolü ,
  • Kireçlenme ,
  • Romatizmal hastalıklar,
  • Sedef hastalığı ,
  • Yaraların iyileşmesi , 
  • Bulaşıcı hastalıklar , 
  • Sindirim bozuklukları ,
  • Akıl, beyin, sinir sistemi hastalıkları , 
  • Ağrı ve iltihapları azaltma,
  • İyi uyku.

Devamı

BESLENME

Sindirim hızlandırıcı smoothie

Umut Doğan Yıldız

-

Diyetisyen Yrd. Doç. Dr. Gamze Şanlı Ak’ın hazırladığı enfes smoothie tariflerine bir yenisi daha eklendi: Sindirim hızlandırıcı smoothie

Gamze’nin Fit Notu: Polen, bilinen en eski doğal besin takviyeleri arasında yer alır. Polenin en büyük özelliği doğal bir alerji önleyici olmasıdır. Fiziksel performansın artırılmasında kullanılır.

MALZEMELER
3 orta boy taze kayısı
Yarım orta boy şeftali
Çeyrek papaya
3 yemek kaşığı süzme yoğurt
1 yemek kaşığı chia tohumu
1 tatlı kaşığı şekersiz ham kakao

Süslemek için
1 çay kaşığı polen

YAPILIŞI
Chia tohumunu, ham kakao ve yarım çay bardağı suda bekletip şişirerek chia pudingi hazırlayın. Smoothie yapımı için kalan tüm malzemeleri blender’a veya mutfak robotuna aktarın. Kıvamlı hâle gelene dek karıştırın. Kâseye smoothie ekleyip üzerine chia puding koyun ve süsleyin.

Devamı

Popüler