Bizi Takip Edin

FITNESS

TYSON VS TYSON

-

 

O bir kabadayı. Kurban. İş adamı. Alkolik. Aile babası. Şovmen. Suçlu. Her şeyden öte, gerçek bir şampiyon. Gezegendeki en sert adam Mike Tyson, hayatında yeni bir sayfa açarken affınıza sığınıyor. 

“ŞU HAYATTA İKİNCİ BİR ŞANS YOK”

Mike Tyson, F. Scott Fitzgerald’a ait bu sözü birkaç yıl önce ilk kez buluştuğumuz gün alıntılamıştı bana. Tyson, ağzından bu cümle dökülürken ünlü yazarı haksız çıkarabileceğini umuyordu. Gerçeği söylemek gerekirse Tyson ikinci, hatta üçüncü şansını kullanalı çok oluyor. Biz artık saymayı bile unuttuk.
Geçtiğimiz ağustos, Tyson kameralar karşısında geçirdiği 28 yılın sonunda kariyerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlandı. Iron Mike Productions kapsamında ringde kendi şovunu sundu. Aralık ayında ise, yeni yıldan hemen önce Amerikan televizyon kanalı HBO’da altı bölümlük anı ve belgesel türündeki yapım Undisputed Truth yayınlanmaya başladı. Elbette izlediğimiz şey, bilindik Tyson’dan çok uzaktı. Sürekli ağzından düşürmediği küfürlü cümlelerden eser yoktu. Tyson kimsenin kafasını gözünü dağıtmıyor, dökülen dişlerin sesleri hoparlörlerden yankılanmıyordu. Tam aksine burada izlediğimiz Tyson bize sıcak aile hayatının kapılarını aralıyor, çetin şartlarda öğrendiği hayat derslerini yeni jenerasyon dövüşçülere aktarmaya çalışıyordu. Tyson belki de bu yolla günahlarından arınmaya çalışıyor.
ESPN’de Friday Night Fights’ın prömiyerini yaptıktan hemen sonra Tyson yine kendi çizdiği ahlak kurallarının sınırlarında gezinmeye başladı ve bir basın toplantısı düzenledi. Sözleri çok sertti. “Ölümün hemen eşiğindeyim. Çünkü iflah olmaz bir alkoliğim” diyordu. Dört yıl boyunca ayık dolaştıktan sonra yeniden eski günlerine döndüğünü söylemekte bir sakınca görmüyordu. “Kötü bir adamım ben.
Bazen çok kötü şeyler yapıyorum. Ama affedilmek istiyorum. Artık yeni bir hayat kurmak istiyorum… Aklım başımda dolaşmak istiyorum. Altı gündür herhangi bir ilaç kullanmadım ve içkiyi ağzıma sürmüyorum. Benim açımdan bu bir mucize. Ayık olduğum konusunda herkese yalan söylediğimi fark ettim. Esasında bakarsanız ben ayık falan değilim. Bu benim altıncı günüm. Ve bir kez daha kullanmamaya kararlıyım.”
Mike Tyson yine her yerdeydi.
Gazetelerde, manşetlerde. Tıpkı 2008 yılında James Toback’ın yönettiği belgeselle Tyson’ın gün yüzüne çıktığı günlerdeki gibi. Arşivlere baktığınızda geçtiğimiz beş yıl içinde Tyson’ın ağlamadığı bir röportaja rast gelmek oldukça zor aslında. Bu tamamıyla onun ne kadar zeki olduğunu gösteriyor. Tyson yaşadıkça, onun ismi manşetlerden verilmeye devam edilecek.

01

VE İLK RAUND

İtiraflarından iki gün sonra Tyson’ın Men’s Health ekibiyle bir randevusu vardı. Bu, olaylar patlak vermeden çok önce kararlaştırılmıştı. Mike Tyson’la karşı karşıya oturup röportaj yapacaktık ve dergiye özel bir çekim gerçekleştirecektik. Tyson’ın inişli çıkışlı kariyeri her zaman için büyüleyici olmuştur. Ve hayatında geldiği şu son safhanın da yine bundan aşağı kalır yanı yok. Ancak tıpkı tahmin ettiğimiz gibi randevu, menajerler tarafından alelacele ileri bir tarihe ertelendi. Basın danışmanlarına göre böyle bir zamanda Tyson’la işbirliği yapmak sabun köpüğüne benziyordu.
Öne sürülen sebep kulağa oldukça makul geliyor. Tyson’la son kez yine bir röportaj için 2010 yılında bir Paskalya sabahı Nevada’daki evinde bir araya gelmiştik.Trajik bir şekilde kaybettiği kızının ardından hayatını yeniden yoluna sokmak için çabalıyordu. Bir kez daha evlenmişti ve balon gibi şişip 135 kilograma ulaştıktan sonra yeniden kilo kaybetmeye başlamıştı. Görünüşte her şey tıkırındaydı. Ancak karşı karşıya gelip resmin tamamını gördüğünüzde yolunda gitmeyen şeyleri fark edebiliyordunuz. Tyson, onu birebir hiç içerken görmemiş olsam da kalın bir esrar dumanı içinden geçerek merdivenlerden inmişti ve beni “Bu beyaz adamı kim içeri aldı?” diyerek karşılamıştı.
Sene 2013 ve Tyson’ın karakterinde değişen bir şey yok. Bir şekilde e-posta adresini elde etmeye başardım ve iptal olan çekim ve röportaja rağmen ona hazırlamış olduğum birkaç soruyu yolladım. Ona, böyle bir basın toplantısı düzenlemesinin nedenlerini, insanlardan merhamet dilemeye hazırlanacağı bir zamanda böyle bir işe karışma sebeplerini ve sonunda rahata erip eremeyeceğini sordum.
“Bağımlılığımla olan savaşta hiçbir zaman galip gelemeyeceğimin farkındayım” diyerek geri döndü bana. Yazdığı her bir cümle ciddi bir şekilde kurgulanmıştı. İtiraflarının önceden planlanmadığını söylüyor. “Toplantı sırasında bazı şeylerin boğazımda düğümlendiğini fark ettim. Göğsüme bir şeyler oturmuştu ve bunları dile getirmeliydim. Aslında orada iş adamlarına ve dövüşçülere örnek bir davranış teşkil etmek istiyordum. Ancak bir anda kendimi ikiyüzlü gibi hissettim. Dört yıldır temizdim, ancak bu benim için bir şey ifade etmiyordu. Çizmiş olduğum karaktere bakınca kendimi çok ezik gördüm. Ruhani arınışımı tamamlamak için o konuşmayı yapmam gerekiyordu.”

10

ŞİDDETİN TARİHİ

Mike Tyson, 30 Haziran 1966’da New York’ta dünyaya geldi. Brooklyn’in fakirlik, suç ve uyuşturucuyla anılan bölgesi Brownsville’de yetiştirildi. “Hayatım boyunca bağımlıların arasındaydım” diyor. “Annem ve arkadaşlarının tümü alkol bağımlısıydı. Likör şişesi her zaman masanın üzerinde dururdu. Benim için ‘kafası güzel olmak’ her zaman için bir kaçış yoluydu.”
Tyson’ın kaderi buydu. Ancak 1978 yılında o zamanların şampiyonu Muhammed Ali’yle karşılaştığında her şey değişti. Muhammed Ali çocuk cezaevini ziyaret ederken o sırada gözetim altında tutulan Tyson ile karşılaşmış. Yapmış olduğu tek bir konuşmayla bizimkinin tüm hayatı da değişmiş. Ve işte tam 8 yıl sonra, 20 yaşın dayken Tyson yeni şampiyon olarak kendini tanıtıyor. Bugüne kadar hiç kimse, Ali bile o yaşta böyle bir başarıya imza atamamıştı.
Ağırsiklet klasmanında ilk 28 maçın, 26’sında terör estirdi. Tyson alenen gözdağı veriyordu ringde. Kuvvetliydi. Aynı zamanda hızlı. Yumruklarını savurmak için matematiksel hesaplamalar yapıyordu. 1988 yılında Michael Spinks’i nakavt ettiğinde dünyanın ilk tartışılmaz şampiyonu olmuştu. WBA, WBC ve IBF kemerleri belindeydi.
Geçtiğimiz yıl George Foreman’in Teksas’daki evine davet edildiğimde ona Tyson’la karşılaşmadığı için pişmanlık duyup duymadığını sordum. 90’ların başında Foreman bir dövüş için zorladı, ancak o zamanlar bile Ali ve Joe Frazier’le dövüşen bir adam olmasına rağmen oldukça gergin olduğunu söylüyor. Gülümseyerek “Sana yalan söylemeyeceğim” dedi. “Frazier’den korkuyordum. Ve o Tyson. Aman Tanrım! Ne sert yumrukları vardı!”
Tyson’ın ringe getirdiği narin vahşet dünyanın o güne kadar pek de gördüğü türden bir şey değildi. “Tyson zalim dönemin sembolüydü” diyor Sports Illustrated dergisinin editörü SL Price. “Regan döneminin Amerika’sındandı. Herkes bir şeyler elde edebilmek için tek başına savaşmalıydı. Tyson ise bunu korku yoluyla yapmaya kararlıydı. Onu serbest bıraktığınız anda birilerini öldürebilirdi. Muhammed Ali ise kendi döneminde adamı düşünmeye sevk ederdi. Ancak Tyson’ın ringde yaptığı şeyin entelektüellikle yakından uzaktan alakası yoktu.”

 

09

ŞAMPİYONUN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ

Tyson’a inişli çıkışlı kariyerinin sebeplerini soruyorum. Aldığı neticelerin bir şeye yarayıp yaramadığını merak ediyorum.
“Her zaman için boksun sürdüğüm bu cehennem hayatından bir kaçış yolu olduğunu biliyordum. Beraber büyüdüğüm arkadaşlarımın birçoğu ya öldü ya da hapiste. Bu muhteşem beceriye sahip olmasaydım benim de kaderim onlardan pek farklı olmayacaktı.”
“Cus D’amoto, (Tyson’un ilk zamanlardaki akıl hocası, sağda) benim bu işe yatkın olduğumu düşünen ilk insandı. Onunla ilk tanıştığımda kendime güvenim yerlerdeydi. O bana tüm zamanların en genç ağırsiklet şampiyonu olabileceğimi söyledi. Hiç kimse bana bu kadar fazla yardım etmedi ve ben de onun bana karşı olan bu güvenini sarsmamak için çok çalıştım. Şeytanlarım da beni başarıya doğru sürükledi zaten. <p>İnsanların, benim işe yaramaz bir pislik olduğumu düşündüklerine inanıyordum. İşte içimdeki öfke kazanmak için beni daha fazla kamçılamaya başladı.”
Tyson, kariyerinde spor tarihinde hiç olmadığı kadar hızla ilerlerken çöküşü de aynı hızda gerçekleşti. Onu yükselten şeytanlar bu sefer lanetlemişti. 1990 yılında Buster Douglas’a karşı tarihin en kötü bozgunlarından birine uğradıktan sonra çöküşü çorap söküğü gibi hızla ilerlemeye başladı. Hemen ardından tecavüz suçlamalarından dolayı 3 yıl hapis yattı. Tyson bu konuda masumiyetini korumaya devam etse de “Çok daha kötüleriyle uğraştım” demekten de geri kalmıyor.
Bugün hâlâ konu Tyson olunca ön plana çıkan detaylar paradoks ve çelişkiler. 4 sene boyunca takındığı ağırbaşlı tavırdan uzaklaşmaya başladığı sırada ilk antrenörü Teddy Atlas’tan özür diledi. Üstelik hem profesyonel hem de kişisel hayatlarını etkileyen olayın üzerinden 30 sene geçmişti. Tyson, 16 yaşındayken antrenörünün 11 yaşındaki yeğenini elle taciz etmişti. Olayın üzerine Atlas ise 38 kalibrelik bir silahı Tyson kulaklarına dayamıştı.
Peki, ama neden bir özür için 30 sene bekledi?
“Bu kadar uzun sürdüğü için Teddy’den ayrıca özür diledim. O zamanlar genç bir delikanlıydım ve yaptığım şey aptalcaydı. Bundan pişmanlık duyuyordum. Eminim ki yaptığı şeyden sonra o da pişmanlık duymuştur. İkimiz de öfkeli insanlarız. Ve o anda nasıl hissediyorsak öyle davranıyoruz. Olgunlaştıkça hayatın daha fazla sevmek ve affetmek üzerine olduğunu fark etmeye başladım.”
İnanması güç olsa da bir zamanlar kurumsal Amerikan şirketlerinin her birinin Tyson’a taptığını unutmamak gerekiyor. Pepsi, Nintendo ve Kodak gibi dev markaların yüzü olduğu gibi, New York Polis Departmanı, FBI ve Narkotik Şube’nin de basın sözcüsü olarak görev yaptı. Tyson bugünlerde ise sahip olduğu servet hakkında konuşuluyor. Tıpkı Michael Jackson’un kariyerindeki son 10 yılda olduğu gibi, insanlar öncelerde aşırı hayranlık duydukları bu kişilere karşı olan bakış açılarını değiştirmeye başladılar.
Jack Newfield, Tyson’un kariyerini yazarken şöyle diyordu: “Hayatı, sahnelenmeyi bekleyen bir Yunan tragedyasına dönüşmeye başlamıştı.” Sanırım daha yerinde bir metafor düşünülemezdi. New York Times ekibi şöyle bir kehanette bulunmuştu: “Tyson başına işler açtıkça ve bu işler sarpa sardıkça olaylar daha da derinleşecek ve bu durum onu ring dışında fazlasıyla rahatsız edecek. Boş bir kanvas üzerine zarafet içinde işlediği şiddetle kendi sonunu getirmeye hazırlanıyordu. Ali bizim için nasıl bir melektiyse Tyson da tam tersi.”

04

KARANLIK VE AYDINLIK

Ringe çıktığınızda halk sizi öfkeniz ve karanlık tarafınız yüzünden sever. Tyson’a insanların hâlâ bunu bekleyip beklemediklerini soruyorum. Şovunda ve otobiyografisinde bunun üzerinde durup durmadığını merak ediyorum.>
Daha önceden üzerinde çalıştığı belli olan bir ciddiyetle “Karanlık her zaman için benim bir parçam olmaya devam edecek” diyor. “Her zaman derin ve introspektif bir yanım vardır. Bu yüzden ışığım parladığı zamanlarda bile karanlık kendini göstermeye devam edecektir. İyi bir eş ve baba olmaya bayılıyorum. Bu yüzden karanlığın, ışığımı gölgelemesini istemiyorum. Aksi halde sahip olduğum her şeyi kaybederim. Ama öte yandan karanlığı başarımın sırrı olarak da gösterebilirim. Bana iyi olmayı öğretti, çünkü bu yolla dünyaya farklı bir şekilde bakmaya başladım. Işığım çok aydınlık olsaydı bu sefer de kör olurdum. Önemli olan ikisi arasındaki dengeyi tutturabilmek. Sanırım bu günlerde de bu işte oldukça iyiyim.”
50’lilerine geldiğinde hayatının nasıl olacağını düşünüyor muydu acaba?
“Hiçbir zaman 20li yaşlarımı sağ salim tamamlayabileceğimi düşünmüyordum açıkçası. Bu yüzden düşündüğümden çok daha fazla yaşadığım için minnettarım. Bu yaştayken bile hâlâ benim eskimediğimi düşünen insanların varlığı beni mutlu ediyor. Ahlaklı bir şekilde para kazanmaya çalışıp ailemi geçindirmeye çalışıyorum. Benim için de önemli olan tek şey bu.”
Aile, Tyson’ın sıklıkla geri döndüğü bir tema. Bağımlılık, rehabilitasyon, tedaviler ve diğer şeyleri düşününce zaten bu onun da en samimi olduğu tek alan. Dengeyi kurmaya çalışıyor. Zira ortada söz konusu olan şey sevdiği insanlar. Tyson’a nasıl hatırlanmak istediğini sorduğumda ise buna çok fazla anlam yüklemediğini görüyorum. “Beni asıl ilgilendiren şey karım ve çocuğumun beni nasıl düşündükleridir. Nasıl bir eş olduğum, nasıl bir baba olduğum. Onlar için her şey yolundaysa, gerisi teferruat.”

 

03

DEVAM EDEN HAYAT

Onu nasıl bir mutlu sonun beklediğini merak ediyorum. Ya da onun yoluna taş koyabilecek şeyleri. Tyson sonlara odaklanmadığını söylüyor. Hayatını yaşadı, yaşıyor. An ve an. “Dargınlıklar konusunda eğitimliyim. Sanki sürekli bunlara tutunuyormuşum gibi. Dürüst olarak ve bu üzüntüleri kendime yakın tutarak olan bitenle savaşmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca travmalar yaşadığım için her şey bir gecede değişmeyecek. Ancak bazı şeylerle başa çıkmayı gittikçe daha fazla öğreniyorum. Sanırım artık daha duygusalım. Dediğim gibi böyle şeyler bir günde değişmez. Devam eden hayatla öğreniyorum.”
Mike Tyson boks kariyerinin sonlarında bir dövüşçüden daha çok, maaş çekine dönüştüğü sırada bir muhabir ona Amerika’nın nasıl hâlâ ona karşı koyamadığını soruyor. Tyson cevap veriyor: “Çünkü melek gibiyim. Ama aynı zamanda tam bir pisliğim.” Tyson’ın ringde zalim olmasının tek nedeni gerçek hayatta kurban rolünde olmasıdır. Tyson küçüklüğünde bunlara karşı koyamadığı için ringde de kendini bu şekilde savunmayı seçti. Hayatında yeni bir sayfa açmaya hazırlanırken aklı başından gitmiş bir şekilde halkın onayını bekliyor sanki.

 

07

ONU O YAPAN DÖVÜŞLER

TYSON – MICHAEL SPINKS, 1988
Bahisçiler ikisi arasında olacak müsabaka konusunda çok heyecanlaydılar. Tyson yenilmez bir ağırsıklet şampiyonu olduktan hemen sonra Spinks’i yere serer.

TYSON – EVANDER HOLYFIELD II, 1997
Boks tarihinin en kötü şöhrete sahip karşılaşmalarından biri. Holyfield ringi kulağının yarısını bırakarak terk etti.

TYSON – ORLIN NORRIS, 1999
Tyson, Las Vegas’taki MGM Grand Hotel’de Orlin Norris’le dövüşmek için hazırlanıyor. Bu müsabaka dövüşsüz maç (no contest) olarak bitti.

TYSON – CLIFFORD ETIENNE, 2003
Pyramid Memphis’te yapılan maçta Tyson, Etienne’i ilk rauntta yere seriyor. Bu Tyson’ın 50. ve son zaferiydi.

TYSON – KEVIN McBRIDE, 2005
MCI Center’daki karşılaşmada Tyson maçı terk eder ve mağlup olur.

02

YENİ TYSON’I YARATAN GÜNAHLAR

TUTUKLANMA
Evander Holyfield II’nin kulağının bir kısmını ısırdıktan iki yıl sonra, Maryland’de başka bir olaya karışır. Eşinin geçirdiği araba kazasıyla ilgisi olan iki motosiklet sürücüsüne saldırır. İki yıl hapse mahkûm olur. Bir yılı ertelenir, 5 bin dolar para cezası öder. Salıverildikten sonra ise iki yıl gözetim altında tutulur.

TECAVÜZ SUÇLAMALARI
1990 yılında Donovan Ruddock’u yendikten altı ay sonra, güzellik kraliçesi Desiree Washington’s tecavüz suçundan yargılanır. Tyson her ne kadar suçlamaları reddetse de, suçlu bulunduk-tan sonra üç yıl hapis yatar ve Müslüman olur.

AHLAKA AYKIRI DAVRANMA
New York’ta imzasını isteyen iki hayranından birini bayılttığı için 2004 yılında suçlu bulunur. Cezasını 100 saat boyunca kamu hizmeti yaparak öder.

UYUŞTURUCU BULUNDURMA
2007 yılında Tyson kokain bulundurmaktan ve etki altındayken araba kullanmaktan dolayı suçlu bulundu. Tyson yakalandığında esrar ve antidepresan içtiğini de söyledi. Bir gün boyunca hapis yattı ve kamu hizmeti cezasına çarptırıldı. Aynı zamanda rehabilitasyon merkezine yollandı.

 

08

MIKE’IN ZİHNİNE YOLCULUK

Bu yazıyı okuyan psikoterapist ve Cracked kitabının yazarı James Davies, Mike Tyson’ı analiz etti.

İsim: Michael Gerard Tyson
Yaş:47
Meslek: Boks organizatörü, yazar, eski dünya şampiyonu

Tyson’ın 40’lı yaşları pişmanlık ve utançla dolu. Bu sadece bir başlangıç. Suçu tecrübe etmesi, psikolojik açıdan konuşacak olursak, iyileşme sürecinin önkoşullarından.
Alaycı kimseler onun henüz emeklemeye başladığını söyleyebilir. Yani bu tamamıyla onun işi kavrayış şekli. Böyle de olabilir, ama psikolojik açıdan bakacak olursak bunun bir önemi yok. İşlerinin yolunda gitmesini istemesi bile iyiye işaret. Geleceğine yatırım yapmak istediğini görüyoruz. Bir tehlikeyle karşılaştığı sırada bunu karakterinin karanlık yüzüyle bağdaştırdığı aşikar. Buna mantıklı düşünmek de diyebiliriz. Kötü olan şeyi iyi bir şey gibi de göstermeye çalışıyor. Tutkulu birisi. Ama bunu iyi ya da kötü olmasıyla bağdaştıramayız.
Önemli olan şey değişmek istemesi ve geçmişindeki hatalarının farkında olması. Öte yandan iyi olan bir diğer şey de, ailesine karşı kendisini sorumlu hissetmesi. Bu da onun kurtuluşu gibi.

SON KARAR
Tahmin yürütmek tehlikeli. Ancak bana kalırsa, eğer Tyson tekrar kötüleşirse, ki bu stresli anlarında olabilir, bunun son kez olacağını düşünmüyorum. Kullandığı dile ve hislerini sergileyiş şekline bakacak olursak, ‘acil vaka’ durumundan çok daha başka bir yerde şimdilerde. Sanırım orta yaş krizinin daha parlak bir döneminde. Eğer yeniden kötüleşirse bunun şiddeti çok daha ufak dozda olur. Eğer benim hastam olsaydı onu kesinlikle cesaretlendirirdim.

 

 

FOTOĞRAFLAR: MEN’S HEALTH ARŞİVİ

FITNESS

HIIT antrenmanı için 4 tüyo

Umut Doğan Yıldız

-

Hızlı sonuçlar veren HIIT antrenmanları birçok kişinin tercihi. HITT antrenmanlarından maksimum verim almak için önerilerimize kulak verin.

HIIT, etkili şekilde yağ yaktırmanın yanında maksimum VO2 seviyesini de -vücudunun kullanabildiği oksijen miktarını ve dayanıklılığını- olumlu etkiliyor. Çünkü laktik asit birikiminin düşmesiyle daha uzun süre, daha yoğun antrenman yapabiliyorsunuz. Daha da ötesi, normalde egzersiz yapmayı sürekli erteliyorsanız ve koltuğa yayılıp Netflix’teki favori dizinizi izlemek daha cazip geliyorsa, HIIT yine yardımınıza koşuyor. Araştırmalara göre yüksek tempolu ve yoğun egzersizler, yavaş ve durağan kardiyo egzersizlerinden daha fazla keyif veriyor. Dolayısıyla kaytarma ihtimaliniz de azalıyor. 

Kendinize zaman tanıyın

HIIT’e ilk başladığınızda, her hareketi güvenli ve etkili yaptığınızdan emin olmak için biraz yavaş olun. İşin tekniğini çözdükten sonra hızlanabilirsiniz. Vücut ağırlığınızın kullanıldığı egzersizlerde fazla risk olmasa da, kettlebell, barbell veya dambıl içeren kuvvet temelli hareketler için bu adım çok önemli.

Antrenmanlarda değişiklikler yapın

Klasik şınav çekemiyorsanız eğer, dizlerinin üzerinde şınav çekmeyi deneyin. Fitness ve teknik seviyeniz çok yüksek değilse, bir hareketin kolay versiyonunu yapmak en iyi çözümdür. Ve daha az etkili sayılmaz: Vücudunuz ve kaslarınız yine çalışmış olur.

Antrenmana hafif ağırlıklarla başlayın 

Çoğu HIIT antrenmanı, fonksiyonel ve gündelik hayatta yapılan hareketleri içerir. Dolayısıyla aslında hareketleri doğal olarak biliyoruz ve sakatlık riskini pek düşünmüyoruz. Siz yine de risk almayın ve ağırlıkları hafif, tekrarları yüksek tutmaya bakın.Ancak direnç odaklı bir HIIT seansındaysanız, yüksek ağırlıklar daha etkili olacaktır. 

HIIT antrenmanından önce beslenme

Kardiyo temelli bir HIIT seansına girecekseniz, dersten iki saat önce hafif bir yemek yiyin. Ağırlıkla çalışacaksanız, bir saat öncesinde protein ve karbonhidrat içeren bir ara öğün yapmaya özen gösterin. Antrenmandan 30 dakika sonra ise vücudunuzun kaybettiği makrobesinleri telafi edin. Bunun için protein karışımlarından yararlanabilirsiniz. Su içmeyi de sakın unutmayın.

Devamı

FITNESS

Koşu bandı hareketleri

Umut Doğan Yıldız

-

Koşu bandını kullanarak yapılacak hareketler listesi düzenledik. İşte koşu bandı hareketleri.

Aşağıdaki hareketleri koşuya başlamadan ve bitirdikten sonra yapın. İlk hareketi 40 saniye içinde mümkün olduğunca tekrarlayın, 20 saniye dinlenin ve diğer harekete geçin. Toplam 3 set yapın.

Knee tuck

Koşu bandının ekranına sırtınızı dönün, kollarından sıkıca tutun ve ayaklarınızı banttan kaldırın. Kollarınızı düz tutarak karnınızı sıkın ve dizlerinizi göğsünüze doğru çekin. Hareketi tersten yaparak başlangıç pozisyonuna dönün. Bu, bir tekrar eder.

Lat pull-up

Bandın üzerine oturun, dizlerinizi bükün ve koşu bandının kollarından tutarak ellerinizle omuzlarınızı aynı hizaya getirin. Yan sırt bölgenizi sıkarken vücudunuzu yerden kaldırın ve göğsünüzü hep düz tutun. Hareketi tersten yaparak başlangıç pozisyonuna dönün. Bu, bir tekrar eder.

Inverted row

Bandın üzerine yatın, dizlerinizi bükün, koşu bandının kollarını tutarak üst bedeninizi havada asılı tutun. Kalçalarınızı kaldırın, karnınızı sıkın ve kürek kemiklerinizi birbirlerine yaklaştırırken göğsünüzü koşu bandının kollarına doğru çekin. Hareketi tersten yaparak başlangıç pozisyonuna dönün. Bu, bir tekrar eder.

Güçlü Bir Koşucu Ol

Güçlenmenin önemli olduğu tek yer ağırlık çalışmak değildir. Güçlenmek, koşu antrenmanlarını da daha verimli hâle getirir (hatta koşucuların kişisel rekorunu kırmasına bile yardımcı olabilir). Yukarıda gördüğünüz güçlenme rutini, geleneksel intervallerin aksine lunge ve side shuffle gibi alt bedeni güçlendiren hareketleri ön plana çıkarıyor. Üstelik tüm bunları koşu bandının üzerinde yapabilirsiniz. Bu hareketler kalça, kalça fleksörü, hamstring, quad yani “koşu kasları”nı yorgunluğa karşı savaşmaları için geliştirir. Dolayısıyla başlangıçtan bitişe kadar aynı hızı koruyacak güce sahip olursunuz.

Devamı

FITNESS

Sabah spor yapmak doğru mu?

Umut Doğan Yıldız

-

Fitness motivasyonu nasıl artar? İşte bunun sırlarını açıklıyoruz.

Spor ne zaman yapılmalı? Spor sabah mı akşam mı yapılmalı? gibi soruların kesin bir cevabı henüz yok. Uzmanlar konuyla ilgili fikir birliğine varmış değiller. Elbette bilimsel verileri kullanarak biraz aydınlanabiliriz. Örneğin kahvaltı öncesi kardiyo yapmak yağ yakımını hızlandırıyor.

Ağırlık kaldıracak güç ve enerjiye en çok sahip olduğumuz zaman ise öğleden sonraya denk geliyor. Ama işin aslı bundan çok daha basit: Antrenman yapmak için en doğru zaman, sizin yapabildiğin zamandır.
Aşırı yoğun çalışma hayatlarımız göz önünde bulundurulunca, egzersize ayırdığımız tek zaman genelde başkalarının Netflix’te dizi maratonu yaptığı veya alarmı susturup uyumaya devam ettiği saatler oluyor.

Missouri Üniversitesi’nden Egzersiz Fizyolojisi ve Beslenme Uzmanı Profesör Stephen Ball, “Egzersiz yapacak vakit bulamadığınızı söylemenize rağmen, her gün saatlerinizi televizyon karşısında geçiriyorsanız burada bir yanlışlık var” diyor. Ball, herkesin zaman darlığı çektiğini ancak en yoğun insanın bile isterse egzersiz için zaman yaratabileceğini belirtiyor. Barack Obama’nın bile başkan olduğu zaman sabah 06.00’da kalkıp korumasıyla birlikte spor salonuna gittiğini hatırlatan Ball, “O da epey yoğun bir adamdı. Ama kalkıp egzersiz yapmayı ihmal etmiyordu” diyor.

Sabah spor yapmanın faydaları

Sabahın erken saatlerinde hareket etmenin elbette çok faydası var. Ball, “Sabah saatlerinde egzersiz yapanlar, egzersiz yapmaya uzun vadede daha çok bağlanıyor. Acil yapılacak işler genelde sabah çok erken saatlerde karşımıza çıkmadığı için bu saatler nispeten daha rahat” diyor. Egzersizden sonra sağlıklı bir kahvaltı seçimi yaparsanız, gün içinde de aynı beslenme alışkanlığını devam ettirirsiniz. Eğer sabah erkenden evden çıkacak durumda değilseniz, alarmınızı 10-15 dakika erkene kurun ve yatak odanızda esneme hareketleri veya vücut ağırlığı egzersizi yapın. Unutmayın, alışkanlık edinene kadar önemli olan ne yaptığınız değil; yeter ki biraz hareket edin.

Antrenmanlarını genelde sabah 04.00’te yapan, 2018 Boston Maratonu ikincisi Sarah Sellers, “İnsanlar genelde sabah egzersizi alışkanlığı edinmeden önce gece erken yatmaya alışmayı deniyor. Ama gece uykuları gelmediği için erken yatamıyorlar” diyor. Tanıdık geldi mi? Böyle olunca da sabah gözünüzü açmak bir işkenceye dönüşüyor. Oysa başta zor da gelse sabah kalkıp egzersizinizi yaparsanız, akşam yorgun hissedecek ve erken yatacaksınız. Bu sayede erken yatma alışkanlığını otomatik olarak kazanacaksınız.

Devamı

Popüler