Bizi Takip Edin

ERKEK AKLI

TÜKENMİŞLİĞE YOL AÇAN 6 SEBEP

Umut Doğan Yıldız

-

 

Mesleki tükenmişliğe yol açan bu 6 sebepten kaçınarak kendi koşullarınızla ulaştığınız başarının tadını çıkarın.

 

Steve Blank’in “eyvah” dediği an, bir cuma günü öğlen saatlerindeki satış toplantısında gerçekleşti. Bugüne dek zamanını Silikon Vadisi’nde teknoloji alanında iki farklı işe ayırmıştı; biri savunma ve istihbarat teşkilatına hizmet veren Palo Alto’nun dışındaki bir şirketti, diğeri ise Zilog adındaki bir mikroişlemci üreticisiydi. İşinde iyiydi, hatta bu iş için gerekli bir isimdi. Haftada altı ya da yedi gün 16 saat çalışıyordu ve bu çılgın iş programını kabul etmişti.

 

Cuma günü gerçekleşen toplantıda, Blank’in deyişiyle “iş haftasının dörtte üçünü geride bırakmışken”, bir iş arkadaşı ona yakın zamanda vermesi gereken kursları hatırlattı. “Şeytan ayrıntıda gizlidir,” diye tavsiye verdi iş arkadaşı. Blank başıyla onayladı ve bariz bir savunma müteahhidi şakasıyla devam etti: “Gelen şeytan SS-18 olmadığı sürece her şey kontrolüm altında.” (“Şeytan” unvanıyla anılan Rus ICBM’sini –kıtalararası balistik füze- kastediyordu). En azından bir iki ufak kıkırdama bekleyen Blank, yalnızca anlamayan gözlerin bakışlarıyla karşılaştı. Tuhaf, diye düşündü. Ardından aniden farkına vardı: Bu insanlar, savunma müteahhidi iş arkadaşları değildi. Savunma alanındaki işinde dahi değildi. Zilog’daydı ve gittikçe artan bir korkuyla farkına vardı ki şehir boyunca araç kullanıp buraya nasıl geldiğini bilmiyordu, iş arkadaşlarıyla selamlaşmasına dair hiçbir şey hatırlamıyordu, nerede olduğunu bilmeden öğlen saatlerinin çoğunu nasıl atlattığıyla ilgili hiçbir fikri yoktu. Sonrasında Blank toplantıdan ayrıldı ve kafa karışıklığı içinde ofisinde oturdu.

 

Satış bölümünün başkan yardımcısı, “Bu hafta sonu ağırdan al,” dedi. “Biraz tükenmiş görünüyorsun.”

 

Tükenmişliğe dair bildiğinizi düşündüğünüz şeylerin büyük bir kısmı yanlış olabilir. Blank’in yaşadığına benzer bir mesleki tükenmişlik, yorgunluk veya can sıkıntısı gibi basit bir durum değil. Yapılan iş için alınan karşılığın düzeyine de bağlı değil. Ciddi tükenmişlik, sizi güçten düşürebilir. Ciddi derecede kuşkucu birine dönüşebilir, işinizde hiçbir şey başaramıyormuş gibi hissedebilirsiniz, müşteri ve iş arkadaşlarınızdan nefret edebilir ve yataktan çıkmak için gereken cesareti bulmakta zorlanabilirsiniz. Kendinizi hayattan kopmuş, neredeyse otomatik pilota bağlamış gibi hissedebilirsiniz. Tükenmişlik sendromu, en kötü haliyle çalışanları ve hatta şirketlerin tamamını mahvedebilir.

   

Psikolog Dr. Michael Leiter, çalıştığı işçilerin yüzde 25’inin tükenmişliğin en az bir belirtisini gösterdiğini belirtiyor ve bu rakamın iş gücünün geneli için de geçerli olduğundan şüpheleniyor. Tükenmişlik ayrım yapmıyor, her düzeyden çalışanı etkiliyor; mavi yakalılar, beyaz yakalılar, girişimciler, çağrı merkezi çalışanları, teknoloji uzmanları, öğretmenler… Her zaman aktif olduğumuz bu çağda, her gün ilk ve son yaptığınız şey akıllı telefonunuzda patronunuzdan gelen e-postayı okumak olduğunda, problemin kötüye gidiyor oluşu çok da şaşırtıcı değil.

“Bu kültürel bir konu; gerçek erkekler düşene kadar çalışır,” diyor Blank. “Bunu patronumdan öğrendim, o da büyük olasılıkla kendi patronundan ve o da bir Neandertal’den…”

Özel ve kurumsal müşterilerle çalışan bir psikolog olan Dr. Ron Friedman, “10 yıl öncesine göre bugün, daha büyük bir tükenmişlik riskiyle karşı karşıya olduğumuz tartışılmaz,” diyor. Erkekler ve amirleri, tükenmişliğin ne olduğuna dair yanlış kanılara sahip olabilir ve nasıl durduracakları hakkında çok az fikirleri olabilir. Çalışanlardaki bu kırılmayla ilgili bir varsayım, iş yükünün altından kalkamamalarıdır. UC Berkeley’de psikoloji profesörü olan Dr. Christina Maslach, “Bu bakış, zorlanıyorsanız sorunun sizde olduğunu, ‘zayıf olduğunuzu, işin ehli olmadığınızı’ farz eder,” diyor. Ancak tükenmişlik, yalnızca fazla çalışmakla ilgili değildir. Aslında, araştırmacılar birkaç yaygın sebep tespit etti. İşte, bunlara dair ve en önemlisi, bundan nasıl kaçınacağınızı anlatan kısa bilgiler:

 

Bağlantınız hiç kesilmiyor.

Bu, tükenmişlik hissinin artmasında en büyük etken olabilir. Friedman, “Dört bir yanımız, dikkatimizi çekmek ve her şeyin acil olduğunu hissettirmek için tasarlanan cihazlarla çevrili,” diyor. “Blackberry ve iPhone’lardan önce, işi ofiste bırakmak geçerli olan kuraldı. Bugünse, hepimiz ofislerimizi cebimizde taşıyoruz.” Gerçekten de, Kronos ve Future Workplace şirketleri tarafından yakın zamanda İK yöneticileriyle yapılan bir ankete göre, yüzde 32’lik bir kısım “çok fazla mesai/iş saatleri sonrası çalışmayı”, çalışan tükenmişliğinin birincil sebebi olarak gösterdi.

■ Tükenmişlik bitirici Beyniniz renkleri sever. Onlara tepki verir. Onlardan keyif alır. Akıllı telefonunuzu sevmenizin bir sebebi de bu. Telefonunuzu kontrol etmek için duyduğunuz dürtüyü hafifletmek amacıyla, Center for Humane Technology renkleri kapatmanızı öneriyor. Ekranı siyah beyaz yapmak, telefonunuzu elinize alma olasılığınızı azaltacak ve ayrıca elinize aldığınızda çevrimiçi olarak daha az zaman harcamanızı sağlayacak. Talimatlar için, arama motorunuza “siyah beyaz ekran” ve telefonunuzun marka ve modelini yazın.

Genetik olarak tükenmişliğe yatkınsınız.

Tükenmişlik, DNA’nıza işlenmiş olabilir. Yakın zamanda yapılan çalışmalar, depresyonu belirli genlerle ilişkilendirdi. Hollanda’daki Utrecht Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Dr. Wilmar Schaufeli, bu bağlantıyı araştırıyor. Tükenmişliğin, ebeveynleri veya kardeşlerinde tükenmişlik görülen çocuklarda daha yaygın olduğunu, ancak bunun, durumun genetik kaynaklı olduğunu göstermediğini, ev hayatının tükenmişliği kışkırttığını söylüyor. Ayrıca araştırmalar, tükenmişlik ve depresyon örnekleri arasındaki korelasyonu da gösteriyor.

■ Tükenmişlik bitirici Aile ağacınızda çökmüş dallar bulunuyorsa, zihin sağlığınıza daha fazla dikkat etmeye başlamalısınız. (Bir sebep isterseniz, farkındalık bu aralar oldukça popüler.) Proaktif olun, tükenmiş hissetmeye başlarsanız büyümesine izin vermeyin. Bazı şirketler, sağlık olanaklarının bir parçası olarak birkaç seanslık ücretsiz, gizli psikolojik danışmanlık sunuyor. İşvereninizin de bu fırsatı sunup sunmadığını öğrenin ve böyle bir imkânınız varsa bundan yararlanın.

 

İşiniz adil değil.

Durmaksızın başarısız olmasına rağmen ilerleyen adam. Yılın Çalışanı seçilen, tüm övgüleri kendisi toplayan yalaka. Sizinle aynı görevleri yapmasına rağmen sizden çok kazanan iş arkadaşı. Adaletsiz hissettiren işyerleri tükenmişliği doğurur. Kronos ile Future Workplace anketinde, on İK yöneticisinden dördü, “adaletsiz olanakları” çalışan tükenmişliğinin en büyük sebebi olarak adlandırdı ve en yaygın cevap da buydu. Ancak adaletsizlik ince bir ayrıntıdır. Bir çalışanın Leiter’a söylediği gibi, “rastgele olarak bazılarının terfi edip bazılarının göz ardı edilmesi ruhunuzu daraltıyor.”

■ Tükenmişlik bitirici Yönetici misiniz? Öyleyse bu sizin hatanız olabilir. Elemanlarınız aynı görevdeki bir çalışanın diğerlerinden fazla kazandığını öğrenebilir. Maaş denkliği veya arada sırada verilen teşvik primi çalışanların ödüllendirilmesini sağlar ve personel değiştirme oranını düşük tutabilir. Yönetici değil misiniz? Terfi veya hak ettiğiniz maaş artışını almanız için hangi belirli sorumlulukları üstlenmeniz ve başarıları göstermeniz gerektiğini amirinize sorun ve ardından bunları başarıyla tamamlayın.

İşiniz sizi tanımlıyor.

Finnish Institute of Occu­pational Health’in araştırma profesörü Dr. Jari Hakanen, tükenmişliğin kısmen işimizle olan temel ilişkimizden kaynaklandığına inanıyor. Tüm tatmin ve özsaygı duygularını işinden karşılayan insanlar, işyerinde terslikler olduğunda tükenmişlik yaşamaya daha yatkın. Hakanen, “Her ne kadar tutku ve işe bağlılık olumlu olabilse de, araştırmalar işten kendinizi ayırmanın iyi olduğunu gösteriyor,” diyor. “Enerjinizi geri kazanıyorsunuz. Hayatınızda, üzerine kimliğinizi inşa edebileceğiniz diğer şeylere ihtiyacınız var. Hayatınız yalnızca işten ibaret değil.”

■ Tükenmişlik bitirici Bir daha yabancının biri size ne yaptığınızı sorduğunda, işinizden bahsetmeden cevap vermeye çalışın. Bu konuda zorlanıyor musunuz? Bu durumda işiniz, büyük ihtimalle kimliğiniz olmuş. Kendinizi tanımlamak için yeni yollar bulmayı deneyin. Kişisel olarak zorlayıcı ve tatmin edici yeni bir hobi edinin. Hakanen, buzda yüzmeyle ilgileniyor. “Donmak üzere olan bir sudayken işle ilgili sorunlarını düşünen kimse görmedim,” diyor. Bu size fazla Fin işi geldiyse çok sayıda başka seçenek, denemeniz için bir yerlerde sizi bekliyor.

Kontrol eksikliği hissediyorsunuz.

Tükenmişlik üç hisle tanımlanır: Yorgunluk, kuşkuculuk ve yetersizlik, yani bir şeyleri başarmak için kendini yeterli görmeme hissi. Hakanen, bunu deneyimlemenin büyük bir yolu, kontrolü size bırakmayan bir işte çalışmanız, diyor. Kendi programınızı kontrol etmiyorsanız iş yükünüzü en uygun hale getiremezsiniz ve işler birikmeye başlar. Kronos ile Future Workplace anketine göre bu, tükenmişliğin başka bir büyük sebebi. Ayrıca, başka biri size danışmadan, sizin için gerçekçi olmayan hedefler ve beklentiler koyuyorsa bu da çaresiz hissetmenizi kolaylaştırır.

■ Tükenmişlik bitirici Basitçe, insanların kendi iş günlerini planlamasına izin vermek, tükenmişliğin azalmasını sağlayabilir. Bunun için üç seçeneğiniz var: İlk olarak, günü yaşayın ve sadece işinizi yapmaya başlayın. Genel günlük amaçlarınıza ulaştığınız sürece, patronunuz nasıl ulaştığınızı önemsememeli. Bu mümkün değilse daha fazla iş talebine “hayır” demeyi deneyin. Kendinizi kaptırmayın; tek gereken, daha yetkili hissetmeniz için arada sırada söylenen bir “Üzgünüm ama bunu yapamam,” demek. Son olarak, sizin işyerinize bu seçeneklerden hiçbiri uymuyorsa kontrol edebileceğiniz şeylerden oluşan bir yapılacaklar listesi (yapışkanlı not kâğıtlarını istifle, klavyeyi temizle gibi) oluşturun ve maddeleri tamamladıkça listeden çıkarın. Telefonunuzdaki verimlilik uygulamasında “tamamlandı” düğmesine tıklamanız yetmez. Maddeleri bir kâğıda yazmak zorundasınız, bitirdikçe her birinin üzerine kalın, saldırgan bir çizgi çekin. Bu tatmin duygusunun tutumunuza yardımı olabilir.

 

İşiniz çooooook sıkıcı.

Can sıkıcı veya tatmin edici olmayan işler, değer algınızı yıpratır. Kimse günde sekiz (veya 10 veya 12) saatini hiçbir şey yapmadan harcamak istemez. Ancak Office Space’teki gibi bir gösteri sunmak her zaman mümkün değildir; birilerinin kirayı ödemesi gerekir.

■ Tükenmişlik bitirici Sizin için yeterli gelmeyen iyi maaşlı bir işte sıkışıp kaldıysanız, Hakanen’in önerisi, “işi dönüştürmek”. Bu, işinizin sınırları içinde keyif aldığınız veya tatmin edici bulduğunuz alana odaklanarak çalışmanız anlamına geliyor. Sorumluluğunu alabileceğiniz, iyi olduğunuz ve yapmayı gerçekten sevdiğiniz başka bir görev var mı? İş yükünüzü artıracak olsa da bu sorumluluğu üstlenin. Üniversiteden yeni mezun o çocuk şirkette ilerlemeye mi çalışıyor? Ona akıl hocalığı yapmayı bir düşünün. Ayrıca kulağa çılgınca gelse de işinizle ilgili tutumunuzu değiştirmeniz de işe yarayabilir. Şu şekilde düşünün: Yalnızca çalışanları ve görevleri yönetmiyorsunuz, teknolojinin ilerlemesini sağlayan ve müşterileri için hayatı iyileştiren bir şirketin parçasısınız. Gözlerinizi devirebilirsiniz ancak bu tarz bir “bilişsel yeniden yapılandırma’nın” faydaları, araştırmalarla destekleniyor.

 

Steve Blank, tüm bu dersleri zor yoldan öğrendi. O korkutucu cuma günü, işten iki gün izin aldı ve aracını el değmemiş Kaliforniya kıyılarına doğru sürdü. Kaliforniya çamı korularının, deniz kıyısındaki yamaçların ve okaliptüs kokularının arasında, kimsenin kendisine daha az çalışmasını hatırlatan bir not göndermeyeceğini fark etti. Bu yüzden, yalnızca en çok ilgi duyduğu alanda çalışmaya başladı ve işi dışında bir hayat kuracağına dair kendine söz verdi. Sonunda, denizin kenarındaki huzur dolu bir arsadan kendisine ev aldı.

Hayata dair aldığı bu kararlar Blank’in kariyerini baltalamadı ya da onu daha az başarılı biri yapmadı. Tersine, sekiz farklı startup işine girdi ve startup oluşturma alanında yenilikçi biri oldu. Ancak bunu, işi kendi bakış açısı dâhilinde tutarak, kendi koşullarına göre gerçekleştirdi. Siz de bunu başarabilirsiniz.

 

ERKEK AKLI

Cep telefonuyla oynama zamanını kısıtlama programları

Umut Doğan Yıldız

-

Teknolojiden uzak durmak için de teknolojiyi kullanabilirsiniz. İşte cep telefonuyla oynama zamanını kısıtlama programları.

Facebook ve Instagram, kullanıcılarının göz atma sürelerini azaltmak için çeşitli eklentiler çıkardı. Ayrıca Apple ve Google’ın son işletim sistemleri de uygulamaların kullanım süresini kısıtlayabilmenize olanak tanıyor. Yine internetten ücretsiz olarak indirebileceğiniz üç farklı uygulamayla da kullanım sürenizi biraz daha farklı bir yöntemle kısıtlayabilirsiniz.

Moment

Telefonunuzu ne kadar kullanacağınızı belirlediğiniz bu uygulama, süreyi aştığınızda ya da aşmaya yaklaştığınızda size bildirim gönderiyor.

Space

Telefonu kullanma sebebinizi (sıkıntıyı gidermek için kullanmak gibi) girdiğiniz bu uygulama, titiz bir planlamayla sürenizi kısıtlıyor.

FlipD

Bu uygulamayla telefonunuzu kilitleyebilir veya belirli bir süre kullanmamak adına hedefler belirleyebilirsiniz

Devamı

ERKEK AKLI

Geri dönüştürülmüş plastikten ReBotl spor ayakkabı!

Umut Doğan Yıldız

-

Çevreye duyarlı Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonu yaz aylarınıza eşlik ediyor. Petlerin geri dönüştürülmesiyle oluşturulan RPET örme teknolojisine sahip, hafif taban ve nefes alabilen üst yüzeyiyle ReBotl modelleri Timberland’in sürdürülebilir üretim bilincinin bir simgesi.  

2019 İlkbahar – Yaz sezonunda Timberland’de hem ikonik hem de yenilikçi ürünler var. Farklı stillerin temsilcisi yenilikçi ve renkli sneaker modellerinden bir tanesi de Rebotl serisi. Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonundaki tüm modeller geri  dönüştürülmüş plastik şişelerden oluşan, hafif taban ve nefes alabilen örme teknolojisine sahip.    

Plastik şişeler toplanıp, geri dönüştürülüp RPET  adı verilen ipliğe çevrilerek  Timberland koleksiyonlarındaki pek çok üründe kullanılıyor.

PET plastik şişeler toplanıp ufak parçalara ayrıldıktan sonra her türlü üründe kullanılabilen materyale dönüştürülüyor. RPET (recyled polyethylene terephthalate) adı verilen ipliğe çevrilerek ayakkabı, dış giyim, çanta ve diğer pek çok  koleksiyondaki üründe kullanılıyor. Rebotl serisi rahatlık ya da stilden ödün vermeyen, konvensiyonel polyestere eşit ve hatta daha sağlam bir materyalden oluşuyor.

Halihazırda Timberland ayakkabı koleksiyonlarının %69’u mutlaka belirli oranda geri dönüştürülmüş, organik veya yenilenebilir (ROR) içeriğe sahip bileşenlerden oluşuyor (üst kısımlar, astar gibi). 2020 yılına tüm yeni ayakkabı stillerinin ROR malzemelerini içermesi  ve %100’e ulaşması hedefleniyor.   Tüm Timberland sneaker modelleri gibi tüm gün rahatlık sunan vadeden Rebotl serisinin Oxford, Chukka ve bilekli modellerde açık gri, antrasit, turuncu ve haki renk seçenekleri mevcut.

Mağazalarda ve anlaşmalı e-ticaret sitelerinde yerini alan Timberland Rebotl koleksiyonu 599TL fiyatlarla satışa sunuluyor.

Devamı

ERKEK AKLI

Kadınlar neden ağlar?

Umut Doğan Yıldız

-

Muhtemelen durum sandığınız gibi değil ve vereceğiniz tepki durumu daha da kötüleştiriyor olabilir. Yapmanız gerekenleri öğrenmek için sözlerimize kulak verin.

YAZI: LAUREN LARSON

YAKIN BİR ZAMANDA oldukça acıklı bir film olan Düşler Diyarı’nı yeniden izledim. Filmin en duygusal sahnelerinden birinde, baba son nefesini verirken kızına, “Ağlamak yok,” diyordu. Filmi benimle beraber izleyen arkadaşlarımdan biri ağlarken adeta böğürdü. Resmen iki gözü iki çeşme ağlıyordu. Arkadaşımın ağlaması zincirleme bir etki yarattı ve odada bulunan tüm kadınlar ağlamaya başladı. Kim Jong Il öldükten sonra dizlerinin üzerine çökerek merhum liderlerinin arkasından iç çeken Kuzey Korelilerin görüntülerini izlemiştim. Bunun yanında o hiçbir şeydi. Kadınlar kendilerinden geçmişti. Erkekler ise sessiz bir şekilde oturuyordu.

İnsanların ağlamaktan taktiksel bir şeymiş gibi bahsetmelerine her seferinde şaşırıyorum. Keşke gerçekten ağlamak da manipülasyon aletleri çantamın içindeki pasif agresiflik ve seksi iç çamaşırlarımın yanında duran ve istediğim zaman kullanabildiğim başka bir alet olsaydı. Belki de gerçekten oralarda bir yerlerde bir tartışma veya anlaşma sırasında, “Ağlarsam istediğimi elde edebilirim,” diye düşünen yetişkin kadınlar vardır. Ancak ben bu kadınlardan hiçbirini tanımıyorum ve gözyaşlarının bir “strateji” olduğunu düşünen biri, beni ağlarken hiç görmemiş demektir: Yüzüm kıpkırmızı olur ve dört ila altı saat arası o şekilde kalır. Küçük, şeytani titremelerle kadın atalarımın bütün dertlerini taşıyan uzun iç çekişler arasında gider gelirim. Sümüklü olmak kaçınılmazdır. Anlaşılır bir konuşma ise imkânsız. Benim gözyaşlarım, inip kalkan göğsümün üzerine titreyerek düşmeden önce gözlerimden kıvrılarak dökülen ince bir nehir gibi görünen Hollywood gözyaşları değil. Benim ağlayışımın sempati uyandıran hiçbir yanı yok. Benim ve bu konu hakkında konuştuğum her bir kadın için ağlamak, yalnızca olan bir şey. Üstelik uygun şartlar altında (duygusal bir film izlerken sizinle beraber ağlayan arkadaşlarınız olduğunda) ağlamak sizi gerçekten iyi hissettirir.

Gözyaşlarımı tutmak zorunda olduğumu düşünmüyorum. Liseden beri, iş hayatında tecrübe sahibi olmuş kadınlar bana asla ağlamamam gerektiğini söylüyor. Anladığım kadarıyla, eğer erkekler gözyaşlarını bir manipülasyon aracı olarak görmüyorlarsa, bir zayıflık göstergesi olarak görüyorlar. Yazar Rebecca Traister da buna benzer bir durumdan bahsediyor. Kadın bir iş arkadaşının ofiste gözyaşlarına boğulduktan sonra, “Sinirli olduğunuzu bir türlü anlamıyorlar,” dediğini hatırlıyor. “Üzgün olduğunuzu düşünüyorlar ve sizi alt ettikleri için mutlu oluyorlar.” Daha önce birçok erkeğin önünde ağlamış biri olarak – ofiste, randevuda, yatakta – artık buna inanmıyorum. Bence erkekler artık bir kadının öfkeden mi, hayal kırıklığından mı ya da birden bire her şeyin ölümlü olduğunu fark etmesinden mi ağladığını anlayabiliyor. Asıl sinir bozucu olan şey ise bu gözyaşlarına verdikleri çalışılmış tepkiler.

Bana göre, bir erkeğin ağlayan bir kadına söyleyebileceği en kötü şey, “Şşşşşşşşşş.” Bir keresinde şşşşşş-layan bir erkek arkadaşım vardı. Bir tartışma sırasında ağlamaya başlarsam beni o salak erkeksi kollarıyla sarar, salak erkeksi göğsüne bastırır ve tüm atmosferi şşşşşşş-layarak mahvederdi. Ben de ağlamayı keserdim. Fakat ağlamayı yatıştığım için kesmezdim. Dururdum çünkü susturulma ve çocuk gibi davranılmaya karşı hissettiğim nefret ateşi tüm gözyaşlarımı kuruturdu. Ağlayan yetişkinleri teselli etmek için kullandığımız kelimelerin çoğu, ağlayan çocukları teselli etmek için kullandığımız kelimelerle aynı. Ağlarken, annemden “geçti, geçti,” lafını duymak hoşuma gitse de –çünkü o benim annem ve beni teselli ettiğini bilmek onun hoşuna gidiyor – bunu bir arkadaşımdan duymak beni sinir ediyor. Özellikle o kişi erkekse buna daha da sinir oluyorum çünkü beni eşiti olarak görüp görmediğinden bile emin olamıyorum.

Ağlamaya verilebilecek doğru tepki nerede olduğunuza ve gözyaşlarının sebebine bağlıdır. Üzgün gözyaşları en kolayıdır. Eğer biri öldüğü için (gerçekte ya da tv’de), istediğim işi alamadığım için ya da terk edildiğim için ağlıyorsam, uzun bir sarılma iyi gelecektir. Yapabileceğiniz en iyi şey kaslı kollarınızı ve göğsünüzü bana açarak dünyanın geri kalanından korunabileceğim ve içinde rahatça ağlayabileceğim bir koza sunmaktır. Yaptığınız göğüs antrenmanları aslında böyle zamanlar için.

Öfke gözyaşları daha zorludur. Kızgınsam – birine ya da genel olarak dünyaya- yatıştırıcı sözler ya da acıma istemem. Hele ki tavsiye hiç istemem. Sadece gözyaşları içinde beni neyin sinirlendirdiğini anlatmak isterim. Bir keresinde bir erkeğin başka bir erkek karşısında ağladığını görme şerefine nail oldum. Üçümüz oturmuş bir şeyler içiyorduk ve konuşma derin ve ağır bir hal aldı. Arkadaşlarımdan biri sinirine dokunan bir olayı anlatırken gözyaşlarına boğuldu. (Ben de ağlamaya başladım çünkü rahatlamak için hiçbir fırsatı kaçırmam.) Diğer arkadaşım göz temasını kesmeden içeceğinden uzunca bir yudum aldı ve hiçbir şey demedi. Masadaki gözyaşlarına kayıtsız kaldı ve kimseye şşşşşşşşşş da demedi. Sadece arkadaşımın konuşmasına izin verdi ve gerek duyduğu yerde kafasını sallayarak onayladı.

Herkes karşısındaki kişi ağlarken kayıtsız kalacak serinkanlılığa sahip olamaz. Bu şekilde ve de sadece bu şekilde ağlamak çocukça bir eylemdir: Gözyaşları karşısında kayıtsız kalmak çok zordur, özellikle de bu gözyaşlarında payınız varsa. Bir peçete uzatarak gözyaşlarını görmezden gelmemeyi ama yine de sessiz kalmayı seçebilirsiniz. Öfke gözyaşları içinde boğulurken istediğim tek şey sadece korkunç sesler çıkarıyor olsam bile karşımdakinin beni hala dinlediğinden emin olmaktır.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com