Bizi Takip Edin

SAĞLIK

STRESLE NASIL BAŞA ÇIKILACAĞINI KEŞFEDİN

-

 

Modern çağın hastalığı strese karşı bağışıklığınızı güçlendirin.


Sabah alarmınız çalmaya başlıyor. Bir gece önce içtiğiniz içkilerin etkisinden kurtulamamış olmanıza ve gözünüzü açamamanıza rağmen mecburen kalkıyorsunuz. Kahvaltı edecek vaktiniz yok, kendinize hemen bir kahve yapıp yola koyuluyorsunuz. Trafik tabii ki kilit durumda… Biraz neşelenmek için açtığınız radyoda ekonomik kriz ve terör olayları tartışılıyor. Kendinizi zar zor işe atıyorsunuz. 78 tane e-postanız var ve bunların iki tanesi sinirli müşteriler tarafından yollanmışken, bir tanesi de beklediğiniz işin gecikeceğini söylüyor. Siniriniz iyice bozuluyor. Ne var ki bir saat sonra çok önemli bir sunumunuz var. Haftalarca hazırlandığınız sunumu yorgunluk ve sinir bozukluğu sayesinde berbat ediyorsunuz. Kız arkadaşınız telefonla arayıp sunumun nasıl gittiğini soruyor. Fakat ne yazık ki onunla normal şekilde konuşabilecek bir ruh haline bile sahip değilsiniz.

Akşam işten çıkıyorsunuz, spor salonuna gidecek takatiniz yok. Yolda eve dönerken “Şu uyku haplarından yine alsam iyi olacak” diye düşünüyorsunuz. Nasıl, tanıdık geldi mi? O zaman siz de modern zamanların sorunuyla karşı karşıyasınız. Üstelik uyku hapları bundan kurtulmanız için hiçbir işe yaramayacak. Siz en iyisi sayfayı çevirin ve gerçek çözümlerle tanışın.

Eğer bu anlattıklarım sizin için sıradan bir günse o zaman siz de dünya üzerinde milyonlarca insanın içine düştüğü anksiyete çukurundasınız demektir. Ekonomik zorluklar ise bu stresli zamanları daha da zor kılan en önemli faktörlerin başında gelir.

Johannesburg’dan psikolog David Wilson, “Son yıllarda psikoloji danışmanlık şirketlerinden adeta insan taşıyor. Bunun en önemli nedeni dünyada yaşanan ekonomik kriz dönemi. Birçok insan hayatın karmaşası içinde yorulan beyinlerini kendine getirmek için tatile çıkmaya veya gece eğlencelerine katılmaya ihtiyaç duyuyor ama bunlar artık pahalı geldiği için bu ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Sonuç olarak stresle başa çıkmaları da giderek zorlaşıyor” diyor. Wilson’un meslektaşı Jean Philippe Arzul da ekonomik sorunların rolüne dikkat çekiyor: “İnsanların yaşadığı psikolojik sorunların artışında ekonomik sorunların rolü tartışılmaz. Bu tür sorunlar anksiyete ve uyum sorunlarının ortaya çıkmasının baş nedenlerinden.” Bu da şu anlama geliyor. Sizin stres seviyenize ve modern hayatın getirdiği güçlüklere bakarsak, önünüzde zor zamanlar sizi bekliyor olabilir. Üstelik bu sadece iş hayatınız için de geçerli değil.

Stres size sosyal olarak zarar verir
Geçtiğimiz yıl Journal of Personality and Social Psychology’de yayınlanan bir araştırmada evli çiftlerin birbirleri arasındaki ilişki mercek altına alınmış. Buna göre ortada bazı kişilik özelliklerinin olup olmadığı (örneğin benlik bilincine sahip olma) , varsa bu özelliklerin stresli zamanlarla başa çıkılmasında nasıl bir rol oynadığı araştırılmış. Araştırmanın sonunda elde edilen sonuç ise şu olmuş: Çiftler, özellikle de kadınlar, benlik bilincine sahip olsun ya da olmasın, sıkıntılı zamanlarda daha stresli oluyor. Araştırmadan çıkan bir başka sonuç da şu: İnsanların stresli olduğu dönemlerde reaksiyonları daha sert olabiliyor ve sesleri daha fazla yükselebiliyor. Bütün bu sonuçlardan da önemli bir şey var ki o da, ilişki becerileri oldukça kuvvetli çiftlerin bile çok stresli zamanlarda ilişkilerini sürdürmekte zorlanmaları.

Sonuç: Stres dolu ilişkiler er ya da geç sona ermeye mahkûmdur, siz istediğiniz kadar bir ilişki gurusu olduğunuzu düşünün. Stresli zamanlarda ilişkilerin negatif taraflarını görmeye daha meyilli oluruz. Bu yüzden ancak stresi hayatınızdan çıkarabilirseniz, ilişki kurma kabiliyetinizi tekrar pozitif şekilde kullanabilirsiniz.

Tabii stres yalnızca ilişkileri değil, seks hayatını da direkt olarak etkiliyor. Tıp hekimi, psikoloji terapisti ve seksolog Dr. Wilme Steenekamp, “Bir erkek kronik olarak stresliyse, beyninden gönderilen mesajlar bundan etkilenir. Bu mesajların yerine gerektiği gibi gitmemesi de libido eksikliğine, ereksiyon ve boşalma sorunlarına yol açar” diyor ve konuşmasına şöyle devam ediyor: “İnsanlarda cinsel reaksiyonun oluşması sırasında iki farklı yol izlenir. Bu yollardan biri beyninize, diğeri de cinsel organınıza bağlıdır. Seks yapmaya hazır hale gelmeniz için ikisinin de harekete geçirilmesi gerekir. Başka bir deyişle cinsel organınız sağlıklıysa, harekete geçirildiğinde omuriliğinizde bulunan ‘sacral plexus’ bölümüne nörolojik mesajlar gönderir. Vücudunuzda buna başka bir nörolojik mesajla karşılık verir. Bu mesajın içeriği açıktır, bu mesaj genital organlarınıza kanla dolmasını ve erekte olmasını emreder.”

Dr. Steenkamp’e göre bir erkeğin yatakta başarısız olduğunu hissetmesi işleri daha da kötüleştirebilir. Seks yapma isteğinde oluşan azalma, yetersizlik hissi ve cinsel güvende yaşanan erozyonun sonucu bellidir: Kötü bir cinsel performans.

Merak etmeyin, söylemek uygulamaktan biraz daha zor olsa da, bu sorunu çözmenin elbette bir yolu var. Sizde strese yol açan ana sorunu belirleyin ve bu sorunu çözmeyi deneyin. Cinsel sorunların temelinde çoğunlukla psikolojik nedenler yatar ve günlük hayatta yaşadığınız sorunlar yatak performansınızı direkt olarak etkiler.

Stres nedeniyle yaşanan cinsel sorunlar bazı insanları hiç seks yapmamaya kadar götürür fakat bu hiç de doğru bir karar değildir.

Çözüme doğru yolculuk
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) iş yeri stresini o kadar önemsiyor ki şu anda bunu global bir salgın olarak değerlendiriyor. Örgütün yaptığı bir araştırmaya göre ABD’deki çalışanların yüzde 58’i iş stresi yaşıyor ve bu sebeple yılda 13 milyon iş günü boşa gidiyor. İşte şirketlerin genel performansı da direkt olarak çalışanlarına bağlı olduğu için yaşanan sıkıntıların çoğu iş yerlerindeki bu stresten kaynaklanıyor.

Ne var ki Stress Management Forumu’nun yöneticisi Vishal Rao, iş yerindeki şu gibi stres faktörleri hakkında yapabileceğiniz fazla bir şey olmadığını söylüyor: performans baskısı, olayları kontrol edememe, organizasyon yoksunu insanlar, iş yerinde diğer insanlarla uyumsuzluk ve belki de en önemlisi, iş kaybetme korkusu.

Ancak başa çıkabileceğiniz şeyler de var. Ne kadar stresli bir işiniz olursa olsun, kendiniz için mutlaka zaman yaratmaya gayret edin. Sabahları işe geldiğinizde o gün yapmanız gereken şeylerin bir listesini yapın ve bu işleri bitirin. İstediğiniz terfiyi almak için üstünüze haddinden fazla iş almayın, yaptığınız işte bazı eksiklikler olduğunu kabul edin ve bütün gün içtiğiniz kahveleri azaltın. Örneğin fazla kafein sizin için iyi değildir. Ayrıca, insanlarla açık bir şekilde iletişim kurmaya çalışın ve kendinize ufak aralar vermeyi unutmayın.

Arzul, finansal sorunların diğer faktörlere bakmaksızın insanların yaşama gücünde bir azalma yaratmasının doğru olmadığını belirtiyor. Fakat o ne derse desin, para konusunda sıkıntı çekmenin strese yol açtığı muhakkak.

 

SAĞLIK

Kilo vermenin rekorunu kırdı!

Umut Doğan Yıldız

-

ABD’de yaşayan Christina isimli genç kadın 23 yaşında 321 kilo ağırlığındaydı. Şimdi ise bambaşka biri!

Kiloları yüzünden tamamen yatağa bağımlı olarak hayatını devam ettiren Christina doktor tavsiyelerini hayata geçirince ölümden döndü.

Yalnız başına yürüyemeyen, tuvalete gidemeyen ve dışarı çıkamayan genç kadının verdiği kilolardan sonra hayatı değişti. Doktorunun mide küçültme ameliyatı olması gerektiğini söylemesi üzerine bu tavsiyeye uyan genç kadın, akıl almayacak derecece kilo verdi.

Kilo vermeyi kafasına koyan Christina’nın ameliyat olabilmesi için önce biraz kilo vermesi gerekiyordu. Kilo verip, sağlığına kavuşmayı çok istediğini söyleyen genç kadın, ameliyat öncesi kendi çabalarıyla kilo vermeye başladı. 

Başarılı bir ameliyatın ardından kilo vermeye ve hayatına sağlıklı bir şekilde devam etmeye başlayan Christina, aşırı kilolu olan insanlara da ilham oluyor.



Devamı

SAĞLIK

Depresyondan koruyan 6 egzersiz

Umut Doğan Yıldız

-

Kış depresyonunundan korunmak için 6 egzersiz tavsiyesi veriyoruz.

İlkbahar ve yaz aylarında çoğumuzda görülen pozitif enerji; kış başlangıcıyla beraber, havaların soğuması, gündüz saatlerinin kısalması gibi sebeplerle yerini hüzne hatta depresyona bırakabiliyor. Bu noktada egzersiz, tüm sağlık problemlerinde olduğu gibi ruhsal problemlerle baş etmede de 7’den 70’e herkes için en etkili ilaç olarak karşımıza çıkıyor. Fitness Danışmanı Murat Biçer, kış depresyonundan korunmak adına yapılabilecek egzersizler hakkında bilgi verdi.

Stresten nasıl kurtulunur?

Egzersiz yapın, pozitif kalın

Kış aylarında genellikle yoğun bir çalışma dönemi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu nedenle kış psikolojik olarak da daha güçlü olunması gereken bir dönemdir. Hava durumundaki değişikler de bazen bu durumu zorlaştırabilmektedir. Üstesinden gelinemeyen durumlarda stres yükünün artması depresyona kadar gidebilen psikolojik problemlere yol açmaktadır. Egzersizin fiziksel kapasiteye etkisinin yanı sıra bağışıklık sistemi, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı için de pozitif etkisi bulunmaktadır. Bu etkilerin yansıması olarak sosyal hayat da olumlu yönde etkilenmektedir.

Haftada kaç saat egzersiz yapılmalı?

En az haftada 3 saat hareket şart!

Bireylerin yeteneklerini göz önünde tutarak hazırlanan ve kademeli olarak artan bir egzersiz reçetesi ile sağlık profilini iyi seviyelerde tutmak mümkün olabilmektedir. Haftada en az 3 saat yapılacak olan egzersiz seansları ile ilerleme gözlenebilmektedir. 3 saatten daha az yapılan egzersizin faydaları da kısıtlı kalmaktadır.

Seratonin ve adrenalin: Doğal mutluluk dopingleri

Psikolojik sorunlar için tıbbi tedaviye harcanan zaman ve maddi yükün yanı sıra azalan iş kaybını da unutmamak gerekmektedir. Psikolojik olarak kötü hissedilen dönmelerde hastalara ilaç tedavisinin yanında bilişsel ve davranışsal yöntemler de kullanılmaktadır. Davranışsal yöntemler olarak egzersiz, umut vaat eden bir müdahaledir. Egzersizin hormonların salınımı üzerine etkisi ile psikolojik sorunlardan korunmak mümkün olabilmektedir. Hareketle birlikte artan seratonin ve adrenalin gibi hormonlar vücut için doğal mutluluk dopingleridir. Son yıllarda yapılan birçok çalışma da bunu desteklemektedir. Bu çalışmalar egzersizin yararlarının uzun süreli olabileceğini de ortaya koymaktadır.

Ağır değil düzenli egzersiz mutlu ediyor

Psikolojiye olumlu etkileri, egzersizin süresi ve ağırlığına göre değil yapılma sıklığına göre değişmektedir. Örneğin haftada bir yapılan ve yüksek ağırlıklar içeren bir egzersiz programı yerine, daha hafif ancak gün aşırı yapılan hareketler psikoloji üzerinde daha olumlu etkiler sağlamaktadır. Motivasyon sağlandıktan sonra sporun bir alışkanlık haline getirilmesi de sosyal yaşam üzerine uzun vadeli etkiler sağlamaktadır. Ancak egzersiz programları kişinin yaşına, kronik hastalıklarına ve fiziksel kapasitesine göre belirlenmelidir. Bu nedenle seçilecek egzersiz ve uygulama süreleri uzman kontrolünde gerçekleştirilmelidir.

Kış depresyonundan korunmak için yapılabilecek egzersizler şöyle sıralanabilir:

  1. Yürüyüş
  2. Koşu
  3. Pilates
  4. Fitness
  5. Yoga
  6. Yüzme

Devamı

SAĞLIK

Yılbaşı gecesine dikkat!

Umut Doğan Yıldız

-

Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, yılbaşı kutlamasının ertesi gün kabusa dönüşmemesi için yediklerimize dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Güne kaliteli ve yeterli bir kahvaltıyla başlamayı öneren Ertuğrul, yılbaşı gecesi ve ertesi gün için beslenmeye dair önemli ipuçları paylaşıyor.

Çoğumuz yeni yıl hedeflerini çoktan belirledi. İsteklerimiz arasında görüntümüz, kilomuz gibi özellikle bedenimizle ilgili beklentilerimizin yanı sıra iş, kariyer, para, aşk dilekleri de var. Hal böyle olunca yılbaşı gecesi görkemli bir kutlamayı hak ediyor. Çünkü yeni bir yıla, “yeni bir ben”e adım atıyorsunuz. İşte tam da bu yüzden çoğumuz ipin ucunu ilk geceden kaçırıyoruz.

Table served for Christmas dinner

“Dün gece çok geç yattım, bugün geç kalkarım ne de olsa tatil.”
“Yok, artık yeni yılın ilk günü de ne yediğime dikkat edecek değilim!”
Spora diğer hafta başında başlarım, kolumu kaldıracak halim yok.”
“Dün partide çok kaçırdım, tüm hafta gitti. Diyete de pazartesi başlarım.”

Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, yeni yılda kendimize daha iyi bakacağımızı dair verdiğimiz sözleri unutmamak, daha ilk haftadan umutları kaybetmemek için özellikle beslenme konusunda bazı önerilerde bulunuyor. “Yılbaşı denildiğinde akla başlangıcından ana yemeğine dolu dolu, özenli sofralar, dostlarla hoş sohbetler, birbirinden farklı içecekler, müzik ve eğlence gelir. Sakin başlayan gecede bir süre sonra ne yiyip içtiğimizin farkına varmamaya başlarız. Sonuç ertesi gün geç uyanma, şiddetli baş ağrısı, aşırı yorgunluk hali, hala hissedilen karın tokluğu ve mide şişliğidir” diyen Ertuğrul, işte tam da bu nedenle yılbaşı gecesine günün ilk saatlerinden hazırlanmak gerektiğini söylüyor.

Mezeler ana yemekten daha kalorili olabilir

Kaliteli ve yeterli bir kahvaltının tüm gün seçimlerine yol göstereceğini hatırlatan Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dışarıda veya bir davette olacaksanız, gitmeden önce sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeniz sofraya aç oturmamanızı sağlar ve daha kontrollü yemenize yardımcı olur. Açık büfe varsa tabağınızın büyük bir kısmını sebze, yeşillik ile geri kalan kısmını da ızgara etler, peynir çeşitleri ile doldurabilirsiniz. Ana yemek olarak bol soslu, salçalı, yağlı yemeklerden ziyade ızgara et, tavuk, balık ya da hindi ve yanına bol salata, sebze tercih edebilirsiniz. Alkol tüketecekseniz hem yılbaşı günü hem de ertesi gün en az 2.5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Alkol ile birlikte şekerli içecekler, tatlılar veya fazla miktarda meyve tüketmemeye özen gösterin. Mezelere de mutlaka dikkat edin, çünkü mezeler ana yemekten daha da kalorili olabilir. Bu nedenle bittikçe yenilenen, hepsi de çok lezzetli bu bir sürü küçücük tabak arasından yoğurtlu mezeler, haşlanmış sebze çeşitleri, ızgara deniz ürünlerinin olduğu, içinde daha az yağ veya şeker barındıran çeşitleri tercih edin.”

İpin ucunu kaçıranlar ertesi gün ne yapmalı?

Diyelim ki önerilere kulak asmadınız, “Yılda bir kez” diyerek ne istiyorsanız yiyip içtiniz. Bu dünyanın sonu mu? Bu soruyu “Elbette değil” diye yanıtlayan Diyetisyen Çağnur Özdemir Ertuğrul, ertesi gün neler yapılabileceğinize dair şu ipuçlarını paylaşıyor:
• Önceki gece ipin ucunu kaçırdım diye sonraki gün aç kalma hatasına düşmeyin, metabolizmanızı alt üst etmeyin.
• Erken saatte uyanamazsanız protein ve bol yeşillikle ilk öğününüzü yapıp akşam unsuz-kremasız sebze çorbaları ve yanında yoğurt/kefir tüketmek de güzel bir seçenek olabilir. Ara öğünde de çiğ kuruyemiş tüketebilirsiniz.
• Güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Özellikle bol sebzeli, az meyveli ödem atıcı smoothieler hem detoks etkisi hem de güne taze bir başlangıç yapmak için harika bir seçim olabilir.
• Temiz havada yürüyüş de son derece faydalı olacaktır.
• Öğlen bol salata, yanına protein olarak balık, lor peyniri, yumurta, hindi gibi daha az doymuş yağlı proteinler tercih edebilirsiniz.

Devamı

Popüler