Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Sosyal medya bağımlılığı

ERKEK AKLI

Sosyal medya bağımlılığı

-

 

Bakmak, bakılmak, takip etmek, takip edilmek… Görsel tüketim hayatlarımızı işgal etti. İşte sosyal medya bağımlılığı.

 Birçok kişinin Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest gibi sosyal medya uygulamalarına bağımlı hâle gelmesinin nedeni, tanınma ve sevilme ihtiyacı. Diğer taraftan, içinde yaşadığımız dünya her şeyi tüm şeffaflığıyla görme isteğini yüceltiyor ancak özel hayatımızı korumak giderek zorlaşıyor.

DERLEYEN: PINAR FOURREAU

33 yaşındaki Begüm’ün hazırlayıp teslim etmesi gereken raporun üstünden sekiz gün geçmişti. Buna rağmen sabah ofise gittiğinde, patronunun yargılayıcı bakışlarını görmezden gelerek masasına oturduğu gibi Facebook hesabını açtı. Besin takviyesi pazarındaki fiyat dalgalanmaları konusunda hazırlayacağı rapor biraz daha bekleyebilirdi. “Biliyorum, yapmamam gerekir ama artık ritüel haline geldi. Sabah işe geldiğimde ilk iş, bilgisayarımı açıyor ve sosyal medyada olmadığım birkaç saat içinde neler olmuş bakıyorum. Çevremi ve iş arkadaşlarımı unutuyorum. Bunun ‘gerçek’ hayat olmadığını, gerçek arkadaşların yerini hiçbir şeyin tutmadığını biliyorum ama umurumda değil. Bu tür söylemlerden de bıktım. Canımın istediğini yapıyorum,” diye açıklıyor durumunu. Herkes sosyal medyada ama bazıları diğerlerinden çok daha fazla vakit geçiriyor. Neden bütün zamanımızı sosyal medyada geçiriyoruz? Nasıl bu bağımlılıktan kurtulabiliriz?

Sadece ergenler değil, birçok kişi gün içerisinde fotoğraflarını Instagram’da yayınlayıp takipçilerinden aldıkları “like”ları sayıyor; bazı kişilerse Twitter’da kendi görüşlerini ve özel yaşamlarını 280 karakterle anlatmaya çalışıp takipçi sayılarını artırmak için ellerinden geleni yapıyor. Pinterest aboneleri ise ilgi alanları ve yaptıkları faaliyetleri sanal panolarında paylaşıyorlar. Her geçen gün daha çok kişi birbirine bakmak, kendini teşhir etmek ve başkaları tarafından görülüp görülmediğini kontrol etmek için daha çok zaman harcıyor.

Kendimizi beğenmek için kendimizi gösteriyoruz

Bakma ve görme meselesinin özüne indiğimizde sosyal medya çılgınlığını ve ona neden tutkuyla bağlanıldığını anlayabiliyoruz. Çünkü Freud’un “skopik dürtü” kavramıyla tanımladığı gibi, gözlerimizi kullanmak bize heyecan ve keyif veriyor. Freud ilk defa 1905 yılında Cinsellik Üzerine kitabında bu dürtünün çekim gücünü anlatıyor; görmek bebeğin dünyayı keşfetmesini sağlar, aynı zamanda da ilgisini çeken bir nesneye bakmak, “gözleriyle nesneye dokunmak” zevk verir.

Bu görme dürtüsü diğer cinsel dürtülerle eşit ağırlıktayken giderek diğer zevk alma dürtülerinin önüne geçiyor ve hepimizi sosyal medyada röntgenci ve teşhirciye dönüştürüyor.

“Görse imgelerin önemli bir yer kapladığı bir toplumda yaşıyoruz,” diyor Psikiyatr ve Psikanalist Alain Vanier. Görsel imgeler her yerde; güvenlik için bedenlerimizin güvenlik cihazlarında tarandığı havalimanlarında, röntgenle anatomimizin incelendiği tıp alanında, bilgisayar ekranlarında, sürekli bağlı olduğumuz akıllı telefonlarımızda. İmajlar dünyayı anlamamıza yarayan diğer yollara göre çok daha güçlü. Görme sayesinde kendi varlığımızın bilincine varıyoruz. Altıncı aya doğru bebek, anne-babası aynanın karşısında “Bu sensin” dediğinde, kendi görüntüsünü tanır. Çocuk aynaya yansıyan bu görüntü ve ebeynin onu seven bakışları sayesinde kimliğini oluşturur, kabul eder ve annesi ya da babası onu sevdiği için kendini sevilebilir bir kişi olarak görür.

“İlk başlarda Twitter’da yazmak yetiyordu, sonra Instagram’ı yükledim. O günden beri sürekli telefonumla çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum,” diyor 1.300 kadar takipçisi olan 25 yaşındaki Mert. “Fotoğrafların filtreleri ve açılarıyla oynuyorum. İlgi çekici resimler paylaşmaya çalışıyorum ve sabırsızlıkla takipçilerimden gelecek ‘kalpleri’ bekliyorum. Ne kadar çok kalp alırsam, o kadar mutlu oluyorum. Yaptığım şeyin özel olduğunu ve başkaları tarafından takdir edildiği duygusunu yaşıyorum.”

Teknoloji bağımlısı mısınız?

Alain Vanier’ye göre “like” almak, sevilme ihtiyacımızın göstergesi. Aldığımız beğeniler, bize bakıldığının ve beğenildiğimizin bir kanıtı. “Eğer mutfağımda tek başına bir bardak bir şey içtiğim sırada, birinin beni izlediğini ve izleyenin izlemekten keyif aldığını bilirsem, günlük sıradan bir faaliyet benim için çok daha ilgi çekici hâle gelir. Benim yaptığım bir hareket diğerinin ilgisini çekiyorsa, o zaman bana değer veriyor duygusu oluşur. Tıpkı çocukken, ‘Baba bak!’, ‘Anne bak!’ dememiz gibi, onların beğenisi olmadan kaydıraktan kaymak kesinlikle daha az eğlenceliydi.”

“Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest hepsinde aynı ilke işliyor,” diyor Psikanalist Catherine Mathelin-Vanier. “Yayınladığımız görseller aracılığıyla kendimizi gösterebilir, diğerleri için bir zevk nesnesi üretebiliriz.” Jacques Lacan, “Zevk alma, başkasının sahip olduğu bir nesneden biz de yararlanıyormuşuz hissinden doğar,” der. Sosyal medya bize bu olanağı sağlar; bize ait olan görsellere sahip olmanın keyfi ve onlara bakana da sahip olmaya çalışma. Neyi göstereceğimizi seçiyor, kontrol etmeye çalışıyoruz.

Daha cazip görünmek için yalan söyleniyor

33 yaşındaki hemşire Melis de dürtüsel hareket eden bir sosyal medya kullanıcısı ama kendini çekinmeden eleştirebiliyor. “Üyesi olduğum sosyal medya ağlarında kendime ait çok az fotoğraf yayınlıyorum. Daha çok gündemle, gittiğim yerlerle ilgili fotoğraflar paylaşıyorum. Daha spiritüel görünerek ilgi çekmeye çalışıyorum çünkü hep başkalarının beni aptal bulduğunu düşünmüşümdür. Biliyorum çok aciz bir durum,” diyerek itirafta bulunuyor. Bu aslında, yeni tanıştığımız birine gülümseyerek en iyi hâlimizi göstermek istememiz gibi bir durum. Diğerinin bakışıyla ilgili en büyük sorun, başkasının bizim hakkımızda ne düşüneceğini bilemememizdir. Ne kadar kendimizi en iyi halimizle ortaya koysak da diğerinin ne düşüneceğinden emin olamayız. Sosyal medya bizi bu bilinmezlik için çekiyor: “En iyi halimle görünebilecek miyim?”

Alain Vanier, “Hayatta sürekli olarak izleniyoruz. En iyi fotoğraflarımızı paylaşarak başkalarının bakışlarını yönetmeye, yönlendirmeye çalışıyoruz,” diyor. Çünkü diğer türlü herkes bizi yargılayabilir ve zayıflıklarımızı görebilir. Eşini aldatan ve yolunu kaybetmiş bir erkek maskesinin düşmemesi için, ideal aile babası fotoğrafları yayınlayabilir. 17 yaşındaki Instagram kullanıcısı Ömer ise “Paylaştığım fotoğrafı 20 dakika içinde kimse beğenmezse hemen siliyorum yoksa çok utanıyorum,” diyor.

Diğerlerinin bizi nasıl göreceğini düşünmek, kendimizi nasıl daha beğenilebilir biçimde sunacağımızı belirler. Kendimizi kontrollü bir şekilde başkalarına göstermek isteriz. “Paylaştığımız fotoğraflarla diğerlerini yanılttığımız gibi kendimizi de yanıltıyoruz,” diyor Catherine Mathelin-Vanier. “Diğerleri bizi severse, biz de kendimizi sevebiliriz,” diye düşünüyoruz. Paylaştıklarımız beğenilmezse o zaman hatalı olduğumuzu düşünüp kendimizi suçlu hissediyoruz, aynı küçüklüğümüzde yorgun olan anne-babamızın bizi ihmal ettiğinde hissettiğimiz gibi. Nedenlerini sorguluyor ve hatalarımızı bulmaya çalışıyoruz.

Farkında olmadan kendimizi aldatıyoruz

Psikanalist Gerard Wajcman’a göre, sosyal medyada hayal ettiğimiz “ideal ben”i ortaya koymaya çalışıyoruz. Kendimizi olduğumuz gibi değil de, idealleştirerek, diğerinin ilgisini çekecek “en muhteşem hâlimizle” gösteriyoruz. Şeffaflık kartı oynayalım derken aslında kendimizden uzaklaşıyoruz. Diğerlerinin bizde aradığı şeyi düşünüp aslında cevabı olmayan bir sorgulamaya giriyoruz. Bu başarısız olmaya mahkûm bir sorgulama, çünkü çoğu zaman kendi kendimize şeffaf değiliz.

Facebook ya da Twitter’da dikkatsiz bir paylaşım veya yanlış yorumlama sonucu kaç çift kavga etmiştir? Bir şeyi paylaştığımız sırada neyi gösterdiğimizi bilmiyoruz, diye uyarıyor Gerard Wajcman. Diğerleri bizim hesaba katmadığımız bir şeyi görebilirler. Her şeyi kontrol altına aldığımızı düşünsek de çoğunlukla her şey bizim öngördüğümüz gibi gerçekleşmez. Kötüye kullanımlar olabilir. Özgürce paylaşım yaparken aslında kendi kendimize ihanet ederiz, göstermek istemediğimiz bir şeyleri afişe edebiliriz. Özel hayatı koruma tüm bu beklenmedik sonuçları önler, çünkü ancak bu şekilde kendi kendimize bakıp, düşünüp, sorular sorabiliriz.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

Başladığım İşi Neden Bitiremiyorum?

-

Her projenin ortasında, onu başarısızlığa sürükleme tehdidiyle gelen bir söz var. GINNY GRAVES bunu atlatmanın yolunu bulmanız için size yardımcı oluyor.

BELKI BU GARAJ TEMIZLIĞI. Belki ek uğraşınız olan belgesel çekimi. Belki de Men’s Health için bir yazı yazıyorsunuz. Proje ne olursa olsun, hikâye genellikle aynı şekilde ilerliyor: Coşkulu ve yeterlilik sahibi hissederek bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Hızlıca birkaç gün, bir hafta ve hatta belki de bir ay geçiriyorsunuz. Şimdiyse yollarda yarı boş kutular, yemek masasında referans materyalleri ve koridorda aletler var. Projenizi bitirmek yerine ne yapıyorsunuz? (O Fortnite mı? Onlar cips mi?)

Confidence: How Winning Streaks and Losing Streaks Begin and End’in yazarı, Harvard Business School profesörü Rosabeth Moss Kanter’e göre, çoğumuzun yarı boyalı bir mutfak gibi, vicdanında ağırlık yapan bir şeyler olmasının bir nedeni var. Bir projeye başlamanın heyecanı ile onu bitirmenin mutluluğu arasında bitmez tükenmez bir ara bölüm var, burada hevesiniz sönmeye yüz tutar ve çabanız başarısızlığın zalim rengini alır.

“Orta kısım, projenin zorlaştığı ve gerçeklikle yüzleştiğiniz kısımdır,” diyor Kanter. Daha uzun zaman alır, daha maliyetlidir, diğer insanlar bu saçmalığa tepki verir. Ortada sıkışmanın karikatürvari bir tahmin edilebilirliği vardır, diyor Kanter, öyle ki onu planlayabilir ve hatta muhtemelen önleyebilirsiniz. En iyi stratejileriniz:

İLK: ALACAĞI ZAMANI VE ÇABAYI HESAPLAYIN VE ARDINDAN İKİYLE ÇARPIN.

Neden? Çünkü ilk hevesinizin sancılarını çekerken aşırı optimist yaklaşırsınız ve bunun sonucu olarak projenin gerçekte ne kadar zor olacağını küçümsersiniz. Kanadalı araştırmacılar, üniversite mezunu psikoloji öğrencilerine “her şey mümkün olduğunca kötü giderse” tezlerini bitirmelerinin ne kadar süreceğini düşündüklerini sorduğunda, öğrencilerin ortalama cevabı 48,6 gün oldu. Her şey sorunsuz giderse bunun kabaca 27,4 gün alacağını tahmin ettiler. Yanlış ve çok yanlış. Aldığı ortalama süre 55,5 gün oldu.

Yanlış hüküm verdikleri için gençliği suçlayamazsınız. Sydney Opera Binası’nın inşa edilmesi, mimarların başta belirlediğine kıyasla 10 yıl daha uzun sürdü ve maliyeti tahminlerin 14,5 katına çıktı. Buna planlama yanılgısı denir, diyor Finish: Give Yourself the Gift of Done’ın yazarı Jon Acuff. Bunun nedenini açıklamayı başaramamak, insanların projeleri yarısında bırakmasının en yaygın sebeplerinden. Tahsis ettiğiniz süreyi iki katına çıkarmak ürkütücü görünüyorsa, Acuff bunun yerine projelerinizi küçültmenizi öneriyor. Çalışma alanınızın yarısını temizlemeyi ya da haftada yedi yerine üç blog postu yazmayı hedefleyin. “Hedefi yüksek tutmak başarısızlığın formülüdür,” diyor.

ARDINDAN: ÖNCEDEN İNSANLARA SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN.

Geleneksel bilgelik, niyetinizi açıkça belirtmenizi ister; diğer insanlar ne yaptığınızı bildiğinde bitirmek zorunda olursunuz veya bitirmediğinizi insanlar karşısında açıkça kabullenmek zorunda kalırsınız teorisi öne sürülür. Ancak paylaşmanın ciddi bir dezavantajı vardır, diyor Acuff. Arkadaşlarınıza arka bahçenizi düzenleyeceğinizi söylediniz diyelim. Ne yaparlar? Sırtınıza vurup, “Aferin sana!” derler. Sizi tebrik ederler. Bitirmenin mutluluğunu başlamadan almış olursunuz ve bu, zorlu işe daldıktan sonra hevesinizi baltalayabilir. Zaten tatlıyı yediyseniz niye sebzeleri yiyesiniz ki? Birine söylerseniz, müttefikiniz olmasını ve haftada bir kontrol edip ne başardığınızı sormasını isteyin.

ADIMLAR DİZİSİ OLARAK AYIRIN.

Çok açık, değil mi? Aslında evet ve hayır. İşin yarısında genellikle çıkmaza düşüyoruz çünkü projenin kapsamında boğuluyoruz. Bu nedenle, yapmanız gereken her şeyi düşünmek yerine bir sonraki küçük görevi belirleyin ve ona odaklanın. Diyelim ki çocuklar için bir ağaç ev yapacaksınız. İlk adım hoş bir ağaç eve sahip komşunuzu aramak ve fikirlerini almak kadar basit bir şey olabilir, diyor Birmingham, Alabama civarından organizasyon ve zaman yönetimi koçu Frank Buck. Buck, her adımı şöyle yazmanızı öneriyor: Ali Yılmaz’ı Ara xx Tamamlanmış Ağaç Ev. “Oradaki ‘xx’, güncel eylem adımınız ile hedef satırınız arasında bir ayırıcı görevi görüyor,” diyor. İkisini bir arada görmek, her küçük görevin sizi son hedefinize yaklaştırdığının bir hatırlatıcısıdır.

KENDİ KURALLARINIZI BELİRLEYİN.

Acuff, bir keresinde yılda 100 kitap okumaya girişti ve bunu sosyal medyada paylaşmaya başladı. “İnsanlar, ‘Bu kitap sayılmaz çünkü çizgi roman veya bu bir sesli kitap,’ derdi. Başlarda bu durum tüm projeyi sorgulamama yol açtı. Ardından düşündüm, kimin yargılama hakkı var ki? Fark ettim ki benim var. Benim projem, benim kurallarım.”

OLABİLDİĞİNCE ÇOK İŞİ ÖNDEN YAPIN.

2011 yılında, 23 yaşındayken, Vancouver’dan bir yazar olan Scott Young, MIT’nin bilgisayar bölümü müfredatının resmi olmayan bir versiyonunu bir yılda bitirmeyi denemeye karar verdi. Bu, fizik, kimya ve ekonomiyi de içeren 33 dersten oluşuyordu. (MIT bazı dersleri ve sınavları çevrimiçi olarak yapıyor.) “Bu, MIT müfredatıyla birebir aynı değildi ancak çok iyi bir benzeriydi,” diyor. O dönemde, zaman geçtikçe tükeneceğinin farkına varacak kadar kendini iyi tanıyordu. Bu nedenle, MIT Mücadelesini proje yorgunluğunu hesaba katarak tasarladı. “İlk on dersi üç ay içinde bitirdim, bu da bana ivme verdi ve son yarıyı ilk yarıdan daha kolay yaptı.” Bu sistem işe yaradı. Kredileri almadı ancak bir yıldan biraz daha kısa süre içinde 33 dersin tamamını tamamladı.

VE SON OLARAK, BİTİRMEMENİN MALİYETİNİ ANLAYIN.

“Bitmemiş projeler çekip gitmiyor. Sizi avlayan hayaletler oluyorlar,” diye uyarıyor Acuff. Tekrar tekrar pes ederseniz, ihanet ettiğiniz kişi kendiniz olursunuz. Öte yandan bitirmek, sizi geçmiş projelerin hayaletlerine karşı korur, kendinize güvenmenizi sağlar ve kutuları ortalıktan kaldırır.

Devamı

ERKEK AKLI

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

-

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan, güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan,

güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

Yoğun şehir hayatı, uzun süren mesailer, vakit bulunamayan öğünlere hazırlanışıyla oldukça pratik bir çözüm sunan COLSLIM, Vanilya Bisküvi ve Çikolata Bisküvi aromalarıyla sizin de yanınızdan ayırmadığınız öğününüz olacak. Üstelik colslim.com web sitesi üzerinden sipariş verebileceğiniz COLSLIM’leriniz ilk siparişinizde Shaker hediyeli geliyor.

Devamı

ERKEK AKLI

Kaliforniya’nın Latin güzeli

-

Editör :

Şarkılarını 11 yaşında yazmaya başlayan ve kendine Jennifer Lopez’i örnek alan 22 yaşındaki Becky G, müzikal başarısı kadar güzelliğiyle de dikkat çekiyor

Meksika kökenli Rebbeca Marie Gomez, yani bildiğimiz adıyla Becky G, 1997 yılında Kaliforniya’nın tehlikeli ghetto mahallelerinden Inglewood’da doğdu. “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi İspanyolca şarkılarıyla dikkat çekmeden önce “Shower” adlı parçayla adından söz ettiren Becky G, rap, rap ile reggea’nin birleşimi olan reggaeton ve Latin esintilerinin bulunduğu bir müzik tarzına sahip.

2013 yılında CoverGirl adlı dünyaca ünlü kozmetik markasının temsilcisi olan Becky G, 2015 yılında Empire adlı TV dizisinde boy gösterdi. Becky G, 2017 yılında ise Power Rangers’ta Trini karakterini canlandırarak beyazperdeye adım atan güzel sanatçı, müzik kariyerine ise ailesinin maddi sebeplerden dolayı dedesinin garajına taşınmak zorunda kaldığı dönemde, dokuz yaşındayken başladı.

Becky G’nin Müzik Kariyeri

Kendi şarkılarını yazmaya başladığında ise sadece 11 yaşında olan Latin güzeli, 13 yaşındayken ise gitar çalmayı öğrendi. Kanye West ve Jay Z’nin “Otis” adlı parçasını seslendirdiği videoyu YouTube’a yollayan Becky G, yapımcı Dr. Luke’un dikkatini çekmeyi başardı. 2011 yılında Kemosabe/RCA Records ile sözleşme imzalayan Becky G, ilk EP’si “Play It Again”i ise 2013 yılında piyasaya sürdü.

will.i.am ve Pitbull gibi isimlerle ses getiren işlere imza atmayı başaran seksi şarkıcı, Cody Simpson’ın “Wish You Were Here” ve Cher Lloyd’un “Oath” şarkılarını yazarak söz yazarlığının da başarılı olduğunu gösterdi. Becky G ayrıca Katy Perry, Demi Lovato ve Fifth Harmony ile turneye katılarak müzik kariyerindeki basamakları tırmanmaya devam etti.

2013 yılında ilk single’ı “Becky From the Block”ı yayınlayan Becky G, şarkının 2002 yılındaki orijinal halinin sahibi Jennifer Lopez’inde klipte ufak da olsa rol almasını sağladı. Becky G’nin klibi Los Angeles’ın en tehlikeli muhitlerinden biri ve Becky G’nin doğduğu yer olan Inglewood’da çekildi.

Becky’nin 2014 yılında yayınladığı “Shower” şarkısı ise büyük ilgi gördü ve Billboard Hot 100 listesinde ilk 20’ye girmeyi başardı.

Becky G, İngilizce şarkılarıyla başarıyı bulmuş olsa da özünden koptuğunu hissetmeye başladı ve bu nedenle İspanyolca müzik yapmaktan da vazgeçmeyerek “Sola”, “Todo Cambio”, “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi başarılı single’lar çıkardı.

Özellikle Porto Rikolu rapçi Bad Bunny ile düet yaptığı “Mayores”in klibi, YouTube’da 1 milyardan fazla izlenmeye ulaştı. İspanyolca müzik yapmaya başladığı dönemde İspanyolcasının mükemmel olmadığını itiraf eden Becky G, yine de atalarının mirasını koruduğu için kendiyle gurur duyduğunu söylüyor.

Jennifer Lopez ve Selena Quintanilla’dan ilham aldığını açıklayan Becky G, diğer taraftan rock klasiklerini ve geleneksel Meksika müziğini dinleyerek büyüdüğünü ifade ediyor.

Becky G, 2016 yılından bu yana futbolcu Sebastian Lletget ile beraber. Bu ikiliyi tanıştıran kişi ise Power Rangers’ta oynayan bir diğer şarkıcı Naomi Scott. Becky G, bu ilişkiden önce şarkıcı Austin Mahone ile birlikteydi.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com