Bizi Takip Edin

anaslide

SONUNA KADAR DEVAM ET!

-

 

Enerji rezervlerinizi doldurup, diğer adamlar pes ederken vites yükseltmenin yolu nedir? Üstün performansa dair yeni bir yaklaşım, zihin gücünün kasa olan üstünlüğünü açıklıyor. 

Karl Meltzer, Apalaş Yürüyüş Patikası’nda pes etmeyi düşünmeye başlamadan önce 2.100 kilometreden fazla koşmuştu. Virginia’daki McAfee Knob’da, bir akçaağaç ormanının yakınındaydı. Bir gece önce patikada kamp yapmasına rağmen yorgun uyandı ve önünde uzanan bir başka 80 kilometreye lanet etti. Meltzer, günde iki maraton koştuğu 32 günü geride bırakmıştı. New Hampshire’daki White Mountains sıradağlarını aşmıştı ve Pennsylvania’daki kaya bahçelerini dikkatli adımlarla geride bırakmıştı. Meltzer, “O sabah vücudumun asla hareket etmek istemediği sabahlardan biriydi. Resmen hiç enerjim yoktu” diyor. Yine de harekete geçti ve şafak sökmeden yola çıktı. Apalaş Yürüyüş Patikası’nın hız rekorunu kırmak istiyorsa, 3.525 kilometreyi 46 günden önce tamamlamalıydı. Bu nedenle sabahları bile dinlenemezdi. Çok fazla koşmamıştı ki, yorgunluk onu hapsetti. Oracıkta çamura uzandı ve uyuyakaldı. Bu şekerlemenin en fazla 20 dakika sürdüğünü söyleyen Meltzer, yine de içinde uyku tulumu ve döşeği bulunan birkaç kilometredeki karavanına ulaşacak kuvveti toplamıştı.

Üç saat sonra uyandı fakat hâlâ güçsüz hissediyordu. Bel çantasından çıkartıp tükettiği fıstık ezmesi ve jöleli sandviçten dolayı midesi bulanmıştı. Bir yandan ise vücudunu saran kenelerle uğraşıyordu. Meltzer sıcak karavanına uzandı ve koşmak zorunda olduğu yüzlerce kilometreyi gözünde canlandırdı. İlk kez parkuru tamamlayıp tamamlamayacağına dair şüpheye düşmüştü. Kaslarınızın tükendiği anda şüphelerin de başladığını ve kendi kendinize “Bunu neden yapıyorum”,
“Burada amaç ne” gibi sorular sorduğunuzu söyleyen Meltzer, yine de o akşam bir kap dondurma ve kızarmış tavuk yiyerek 11 ve 16 kilometrelik iki farklı etabı geride bıraktı. Akşam 7’den önce yatağa giren Meltzer için o gün, patikadaki en kötü günüydü.

Bir sonraki sabah da çok farklı değildi. Berbat bir ruh haline sahip olduğunu söyleyen Meltzer, “Sabah 5’te, birkaç km koştuktan sonra bir şey hissetmemeye başladım” diyor. Daha önce Apalaş Yürüyüş Patikası rekorunu iki kez kırmaya çalışıp başarısız olan Meltzer, belki de asla başarılı olamayacağını düşünmeye başlamıştı. 48 yaşındaydı ve belki de bu iş için yaşlıydı. Belki yeteri kadar dayanıklı değildi. Ne kadar yorulduğuna ve önündeki mesafeye dair tüm olumsuz düşüncelerin zihnini ele geçirdiğini söyleyen Metlzer, “Devam etmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum” diyor.

1920’lerin başlarında, Nobel ödüllü İngiliz fizyolog Archibald Hill ve ekibi, sırtlarındaki kauçuklanmış kanvas çantalara nefes vererek çim bir pistin etrafında koştular. Amaçları farklı hızlarda tüketilen oksijen miktarını ölçmekti. İyi bir orta mesafe koşucusu olan Hill, bu noktada kasların koşu esnasında akciğerlerde bulunandan daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle koşunun oksijen açığı yarattığını keşfetti. Her ne kadar vücudunuz bu borcu silmek için nefesinizi ve kalbinizi hızlandırsa da, bu borç asla kapanmaz. Hızlı koştuğunuz zaman, vücudunuzu enerji üretmek için ihtiyaç duyduğu nefesten mahrum bırakıyorsunuz.

Hill’in görüşüne göre bu oksijen borcunun geniş kapsamlı sonuçları bulunmaktaydı. Walter Fletcher ve kurbağa bacakları üzerinde deneyler yapan bir diğer Nobel ödüllü fizyolog Frederick Hopkins’in de çalışmalarına dayanan Hill, kasların yeterli oksijen verimi olmadan enerji üretmeye zorlandığında başka bir şey daha ürettiği (laktik asit) sonucuna vardı. Kaslarınız kasılmaya devam ettiğinde bu asit hücrelerde birikiyor ve farklı bir tür ağrı yaratıyordu.

Kimyanın ise performansa karşı katı bir sınırlaması vardı. Ona göre siz neye karar verirseniz verin, son sözü bu asit söylerdi. Hill, Nobel konuşmasında bu konuya açıklık getirdi: “Kaslarınız da en nihayetinde kimyasal bir mekanizmadır. Tüm kimyasal olaylardan haberdar olsaydık, bu makinenin neye ihtiyacı olduğunu da bilirdik. Bunun üzerinde çalışıyoruz.”

Hill’in bilime kattıklarını göz ardı edemeyiz. Atletik performansın kimyasal açıklaması hakkında, onun söylediklerinden yola çıkarak sayısız ders kitabı yazıldı. Zaman içinde laktik asit, spor salonu tutkunları, egzersiz meraklıları ve Olimpiyat spikerleri arasında günah keçisi ilan edildi.

Vücudunuz tükendiğinde ya da kaslarınız antrenmandan sonraki gün ağrıdığında, laktik asidi mutlaka yâd edersiniz. Laktik asit enerjinizi çalan, aklınız devam etmenizi söylese de vücudunuzu durduran şeydir.

Meltzer de Apalaş Yürüyüş Patikası’ndaki yürüyüşünün 33’üncü sabahında aynen böyle gözüküyordu. 100’lerce kilometreyi dünyada onun gibi geçebilen çok az koşucu olsa da, kimyanın kurallarına karşı gelemezdi. Bir gün dahi dinlenmeden koştuğu 1600 kilometrenin ardından, kasları muhtemelen asit çölüne dönmüştü. Toprağın üzerinde uyuyakalmasının aslında hiçbir şaşırtıcı yanı yok.

Fakat Karl Meltzer yine de durmadı ve koşmaya devam etti.

Kaliforniya’da yer alan Pepperdine Üniversitesi’nin spor sağlığı profesörü Holden MacRae ile Malibu’da bir alışveriş merkezinde tanıştım. 61 yaşındaki MacRae,
ömür boyu atletik performansla ilgileniyor olmasından olacak ki oldukça kaslıydı. MacRae, enerji bilimini değiştiren araştırmalarından bahsederken, konuyu kaçınılmaz olarak kendi dağ bisikletine getiriyordu. Bunun da deneyinin bir parçası olduğunu söyleyen MacRae, “Fikirlerimin anlaşılması için belki de önce kendi
performansımı geliştirmem gerekiyor” diyor.

MacRae’nin bilime adım atışı, Timothy Noakes’in Cape Town Üniversitesi’ndeki laboratuvarında, çoğunlukla hareketsiz kalan insanlar üzerinde, insan enerjisi hakkında araştırmalar yapmasıyla gerçekleşti. Onlara göre en yüksek performans, yetersiz oksijen dolaşımı ve asit üretimi mümkün olduğunca engellenerek sağlanabilirdi. Antrenörlerin VO2 maks. (maksimum oksijen tüketimi) istatistiklerine takıntılarının olmasının sebebi de budur. Bu örneğe göre, maksimum oksijen tüketim değeri normalin yüzde 46 üzerinde (84) olan Lance Armstrong gibi dayanıklılık sporcuları, başarılarını yüksek verimli kardiyovasküler sistemlerine borçlular. Bu sporcuların kaslarındaki oksijen bitmediği için, enerjileri de bitmiyor.

MacRae’nin mevcut paradigmasının çok fazla basitleştirildiğini anlamak uzun sürmedi. Laktik asit seviyesinin aniden yükselerek belirli bir kimyasal noktayı geçtiği ve kasların kendini kapattığı sözüm ona laktik asit eşiğini ele alalım. Laktik asit eşiğinin abartılmış bir istatistik illüzyonu olduğu sonucuna varan MacRae, bunun zorlu egzersizlerde yeteri kadar kan örneği toplamayan bilim insanlarının yan ürünü olduğunu söylüyor. Kandaki standart laktik asit ölçüsü baz alındığında, 2-4 milimolü geçtiğinizde gerçekten yorgun hissedeceğinizi söyleyen MacRae, “Fakat yarı maratonda ya da uzun bisiklet yarışlarında mücadele eden insanların laktik asit seviyelerini ölçtüğünüzde, bu değerin 6-7 milimolü bulduğunu ve buna karşın performanslarının düşmediğini görebilirsiniz. Bu kişilerin laktik asit birikiminden dolayı durduğunu söylüyorsanız, kasların bir daha kasılmayacağını söylemiş olursunuz. Ama böyle bir durum görmüyoruz. Hâlâ kuvvetliler” diyor.

Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? İsveç’teki Karolinska Enstitüsü araştırmacısı Hakan Westerblad, bu konudaki ilk öngörüye sahip olan kişilerden. Westerbald,
1990’lı yılların ortasında yaptığı araştırmalarda, Hopkins ve Hill’in kas yorgunluğu için laktik asidi suçladığı deneylerdeki kurbağa bacağının yerine fareleri kullandı. Çalışmasında bir büyük değişiklik daha yapan Westerblad, deneylerini oda sıcaklığında yapmak yerine, farelerin vücut sıcaklığında (25 derece daha yüksek) yaptı. Bu değişiklik de etkisini gösterdi. Kaslar laktik asitle dolsa dahi fonksiyonlarını korumaya devam ediyordu. Bilim insanları en son olaraksa laktik asidin hücrelerdeki kasılmayı kolaylaştırdığı için yorgun kaslara faydalı olduğunu söyledi. Bir zamanlar enerjimizden çaldığı söylenen bir kimyasal, şimdilerde ise bilim literatüründe performans artırıcı olarak tanımlanıyor.

Hill’in kimyasal modeline yapılan bu büyük çürütme, bir laboratuvar dahi gerektirmiyor. Birçok yarışta sporcular en çok yoruldukları yer olan finiş çizgisine yakın yerlerde hızlarını artırdıkları “son” bir çabanın içine girer. LeBron James’in geçtiğimiz yılki NBA finallerinin 7’nci maçında Andre Iguodala’yı yakalaması ve Mo Farah’ın Rio Olimpiyatları’ndaki 10.000 metre finalinin son 100 metresinde, ilk 100 metresinden 4 saniye daha hızlı koşması gibi örneklerini gördüğümüz bu durum, kimi zamanlarda bize çok büyük performanslar izletebilir. Sporcuların enerjisinin düşük olduğu anlarda bu denli performans göstermesi, kimyasal modele göre bizi bir paradoksun içine sokar. Çünkü vücudun hızını artırmak yerine tükenmesi gerekir.

Bu fenomen MacRae, Dr. Noakes ve ekip arkadaşlarını atletik performans bilimi konusunda yanlış düşündüklerini anlamaya itti. Yaklaşık 100 yıldır insanların kaslarının yorulduğu için tükendiğinin anlatıldığını yazan Dr. Noakes, “Tüm egzersiz fizyolojisi ve antrenörlük kitaplarında böyle yazıyordu. Dünyanın dört bir yanından öğrenciler hâlâ böyle düşünüyor. Ancak gerçek böyle değil” diyor. Bu da oldukça açık bir soruyu beraberinde getiriyor: Kaslarınızdaki asit sizi yavaşlatmıyorsa, niçin enerjimizin bittiğini düşünüyoruz? Bizi yavaşlatan nedir?

MacRae’ye göre bunun cevabı oldukça basit: “Sizi durduran şey burada” diyerek başına dokunan MacRae, “Her şey kulaklarınızın arasında bitiyor” diyor. MacRae, bu son performansları ele aldığımızda sporcuların büyük bir rezervi olduğunu söylüyor. Birçok insanın bu rezervleri açmayı bilmediğini söyleyen
MacRae, “Mücadele etmekten korkuyoruz. En yetenekli sporcuları anlamak isterseniz, bu rezervleri incelemeniz gerekir. Bu rezervleri açma yolunu arayın. En üst seviyede performans gösterebilmek için beyninizi nasıl zorlayacağınızı öğrenin” diyor.

İşte bu, Meltzer’in Virginia ormanlarında yaşadığı açmaz. Ne kadar kalori yaktığı veya ne kadar Red Bull içtiği önemli değil: hiç enerjisi yok. Fakat ailesini, eşinin ve babasının kendisini patikada nasıl desteklediğini düşünen Meltzer, bir anda tutumunu değiştirmesi gerektiğini anlıyor. Kendine “Haydi Karl, bu negatifliği tersine çevir” dediğini söyleyen Meltzer, “Kendi kendime buraya başarılı olmaya geldiğimi ve susup devam etmem gerektiğini söyledim. Duymaya ihtiyacım olan şey buydu. Durmaya ihtiyacım olmadığını fark ettim” diyor. O gün 80 kilometreden fazla koşan Meltzer, son kilometrelerini karanlıkta koştu ve başındaki fenerle yolunu buldu.

Sayfalar: 1 2

anaslide

BACAK KASLARI İÇİN EFSANE PROGRAM

Umut Doğan Yıldız

-

Bu efsane hareketle bacak ve merkez bölgesi kaslarınızı güçlendirirken denge ve hareket kabiliyetinizi de geliştireceksiniz. Bacak kaslarını geliştirmek için haftaları atlamayın.

HAFTA 1

Reverse lunge

(bir adımınızı geri atın, o dizinizi bükün ve gövdenizle yere doğru alçalın) ve her iki bacakla SPLIT SQUAT (Bir ayağınızı öne atın ve gövdenizi yere yaklaştırın) yapın.

PAZARTESİ 6 TEKRARDAN 3 SET
SALI 6 TEKRARDAN 3 SET
ÇARŞAMBA 8 TEKRARDAN 3 SET
PERŞEMBE KNEE TO WALL: DUVARIN BİR ADIM ÖNÜNDEYKEN ÖNDEKİ DİZİNİZİ DUVARA DEĞDİRİN. BU BİR TEKRARDIR. 6 TEKRARDAN 5 SET YAPIN.
CUMA 10 TEKRARDAN 3 SET
CUMARTRSİ 12 TEKRARDAN 3 SET
PAZAR TEST: HER HAREKETİ HER İKİ TARAFA 15 TEKRAR YAPIN. YAPAMIYORSANIZ HAFTAYI TEKRAR EDİN.

HAFTA 2

Pistol negative

Sol ayağınız bir box’un üzerinde, sağ ayağınız havada olacak şekilde durun. Sol dizinizi sağ ayağınız yere değene kadar bükün ve tekrar doğrulun. Bu 1 tekrardır.

PAZARTESİ 4 TEKRARDAN 4 SET
SALI 6 TEKRARDAN 4 SET
ÇARŞAMBA 8 TEKRARDAN 4 SET
PERŞEMBE CLOSED-FEET SQUAT:
AYAKLARINIZ BİTİŞİK SQUAT YAPARAK ALÇALABİLDİĞİNİZ KADAR ALÇALIN. 10 TEKRARDAN 5 SET YAPIN.CUMA 10 TEKRARDAN 4 SET CTS. 12 TEKRARDAN 4 SET
PAZAR TEST: HER İKİ BACAK İÇİN ÜÇ TEKRARDAN 1 SET YAPIN. YERE 3-5 SANİYEDE ALÇALIN. YAPAMIYORSANIZ, BU HAFTAYI TEKRAR EDİN.

HAFTA 3

Single leg wall sit

Sırtınızı duvara yaslayın, ayaklarınız 60 cm kadar önde olsun. Dizleriniz 90 derece olana kadar alçalın. Sonrasında doğrulun ve bir bacağınızı düz hale getirerek 15 saniye bekleyin.

PAZARTESİ 4 TEKRARDAN 4 SET
SALI 6 TEKRARDAN 4 SET
ÇARŞAMBA 8 TEKRARDAN 4 SET
PERŞEMBE PIGEON POSES: DİZLERİNİZİN ÜZERİNDEYKEN SAĞ BACAĞINIZI ARKANIZA SOL BACAĞINIZI ÖNE UZATIN. 15 SANİYE BEKLEYİN.
CUMA 6 TEKRARDAN 4 SET
CUMARTESİ 8 TEKRARDAN 4 SET
PAZAR TEST: 3 TEKRAR WALL SIT YAPIN. (HER İKİ BACAKLA 20 SANİYE) OLMADI MI? 3. HAFTAYI TEKRAR EDİN.

 

HAFTA 4

Assisted pistol

TRX bandının 60 cm önünde durarak tutacaklarını kavrayın. Sağ ayağınızı yerden kaldırarak bacağınızı öne doğru uzatın ve sol dizinizi kırarak kalçanızı yere yaklaştırın. Bu bir tekrardır.

PAZARTESİ 4 TEKRARDAN 2 SET
SALI 6 TEKRARDAN 2 SET
ÇARŞAMBA 8 TEKRARDAN 2 SET
PERŞEMBE CROSSED LEG SQUAT: SOL AYAĞINIZI SAĞ AYAĞINIZIN ARKASINA GÖTÜRÜN VE PARMAK UCUNDA ALÇALIN.10 TEKRARDAN 5 SET YAPIN.

CUMA 10 TEKRARDAN 2 SET
CUMARTESİ 12 TEKRARDAN 2 SET
PAZAR TEST: HER İKİ BACAKLA 12 TEKRARDAN 2 SET YAPIN. ÜÇ SANİYEDE ALÇALIN. YAPAMIYORSANIZ 4. HAFTAYI TEKRAR EDİN.

 HAFTA 5

Pistol Squat yapmak için bir ayağınızı yerden kaldırın ve öne doğru uzatın. Diğer dizinizi bükün ve kalçanız yere iyice yaklaşana kadar devam edin. Şimdi doğrulun. Tebrikler!

Devamı

anaslide

BURPEE YAPARKEN BAŞ DÖNMESİ!

Umut Doğan Yıldız

-

Burpee yaparken başın dönüyorsa bunun birden fazla nedeni olabilir.

Egzersiz programına yeni eklediysen, bu hareket yapabilirlik seviyene bağlı olarak sana şiddetli gelebilir. Eğer zorlanıyorsan, egzersizi basitten zora doğru olacak şekilde aşamalandır. Burpee öncelikle bir box / kutu kullanılarak yapılmalı. Ellerini yerden daha yüksek bir yere koyarak açıyı daha uygun hâle getirebilirsin.

Ayrıca antrenmanının hangi kısmına, hangi yoğunlukta eklediğin de önemli. Aerobik ve anaerobik kapasiten yeterli değilse, nabzının aşırı yükselmesi de baş dönmesine sebep olabilir. Ayrıca yanlış ve yetersiz beslenme sonucu kan şekerinde düşme yaşanabilir; bu da baş dönmesine yol açar. Bunları dikkate alarak egzersiz ve beslenme planlamanı yeniden oluşturman gerekebilir.

Egzersiz yaparken doğru nefes alıp vermek de işin en önemli kısımlarından biri. Kaslarının en iyi performansını sergilemesi için oksijene ihtiyacı vardır ama bu oksijeni kaliteli bir şekilde alman gerekir. Çok sık ve hızlı nefesler alıp verirsen bu da bir süre sonra mide bulantısı ve baş dönmesine neden olabilir. Tüm bunlara dikkat etmene rağmen baş dönmesi devam ediyorsa, tabii ki doktora görünmende fayda var.

Çağdaş Cemre Kılıç, Burn & Joy’un Kurucusu, Egzersiz Danışmanı

Devamı

anaslide

ÇARPINTININ NEDENİ SADECE KALP DEĞİL!

Umut Doğan Yıldız

-

Kalpte çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı kalbimizin bize yolladığı sinyallerin başında geliyor. Bu sinyallerden çarpıntı, kalbin hızlı çalışması anlamına geldiği için bu sorunu yaşayanlar çoğunlukla kalp hastalıklarına yönelik muayene oluyor, şikayetleri çözümsüz kalabiliyor. Bunun nedeni ise toplumdaki yaygın inanışın aksine, kalpte çarpıntının sadece kalp hastalıklarının belirtisi olmaması.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut; ilk planda kalp hastalığı habercisi olarak düşünülse de, çarpıntının aslında tüm vücuttaki sorunlar için bir belirti olabileceğine işaret ederek, sanılanın aksine her çarpıntının nedeni kalpteki bir sorundan kaynaklanmadığını belirtiyor. Kalbimiz hızlı çarparak aslında vücudumuz için bize sinyal göndermeye çalışıyor. Bu nedenle çarpıntıya yönelik araştırma yapılırken kalp dışındaki faktörlerin de dikkate alınması çok önem teşkil ediyor.  Çarpıntı gelişimine yol açan ve doğrudan kalbi ilgilendirmeyen nedenleri öğrenmeye hazır mısın?

Kansızlık 
Genç yaşlı her yaş grubunun ortak sorunlarından biri olan kansızlık genellikle tedavisi ihmal edilen bir hastalık. Kansızlıkta kalp vücudun oksijen ihtiyacını karşılamak için daha çok çalışıyor ve bu tablo da kendini çarpıntıyla belli ediyor.

Guatr
Boyunda bulunan tiroit bezinin anormal derecede hızlı çalışması vücudun metabolizmasını hızlandırıyor. Bu tablo sıklıkla kendini çarpıntıyla gösteriyor. Sebebi bulunamayan çarpıntı şikayetlerinde mutlaka tiroit hormonlarına bakılması gerekiyor.

Hipoglisemi
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut kan şekerinin düşmesi anlamına gelen hipogliseminin genç yaşlı herkesi tehdit ettiğini vurguluyor. Çarpıntı, yemek yedikten hemen sonra aşırı insülin salınmasına bağlı olarak da gelişebiliyor. Hipoglisemi kendini sıklıkla halsizlik ve çarpıntıyla gösteriyor.

Uyku bozuklukları
Uyku bozuklukları çarpıntının sık görülen sebeplerinden biri. Vücut uyku sırasında metabolizmasını yavaşlatıyor ve dinleniyor. Düzenli ve kaliteli uyku uyumayan kişilerde kandaki stres hormonlarının seviyesindeki artışa paralel olarak gün içerisinde kalp hızı daha yüksek seyrediyor ve çarpıntı daha sık gözleniyor.

Sigara ve alkol tüketimi
Tütün ürünleri ve aşırı alkol tüketimi vücudun metabolizmasını etkiliyor ve stres hormon seviyelerinde artış yapıyor. Bu durum da sıklıkla çarpıntı ataklarına yol açıyor.

Hipotansiyon
Tansiyon düşüklüğü anlamına gelen hipotansiyon daha çok uzun boylu ve zayıf gençler ile yaşlılarda görülüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut aşırı yorgunluk, ayakta durma ve az su içilmesiyle bağlantılı olan tansiyon düşüklüğünün genelde halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntıyla ortaya çıktığını söylüyor.

Stres ve kaygı bozukluğu
Vücutta oluşan her türlü fiziksel ve duygusal stres çarpıntıyı tetikliyor. Bunun yanında kaygı bozukluğu, evham ve depresyon da çarpıntının temel sebeplerini oluşturuyor.

Mineral ve su dengesizliği
Vücuttaki su ve tuz miktarının az olması çarpıntıyı tetikleyebiliyor. Bu duruma sıklıkla halsizlik ve tansiyon düşüklüğü de etki ediyor.

Hormonal değişimler
Kadınlarda oluşan hormonal değişimler kendini çarpıntı olarak gösterebiliyor. Özellikle menstrual periyotlar öncesinde ve menopoza geçiş sürecinde çarpıntı atakları sık gözleniyor. Hamilelik sürecinde de kalp atım hızı yükseliyor ve çarpıntı şikayetleri sıklaşıyor.

Kondisyon düşüklüğü
Çarpıntının en sık sebeplerinden biri de vücudun efor yapmaması sonucu oluşan hamlama ve kondisyon düşüklüğü. Genç yaşlı herkesi etkileyen bu durum yokuşta ve merdivenlerde çarpıntı ile nefes darlığıyla kendini gösteriyor.

Kafein ve çay
Prof. Dr. Ahmet Karabulut kafeinli enerji içecekleri ile yoğun kahvelerin genellikle çarpıntıyı tetiklediklerine işaret ederek, “Aşırı koyu siyah çay da çarpıntıyı tetikleyen içecekler arasında yer alıyor. Yeşil çay ise tam tersine kalbi sakinleştiren ve çarpıntıyı azaltan bir içecek olarak nitelendiriliyor” diyor.

Ateşli hastalıklar
Ateş yüksekliği çarpıntıyı tetikleyen temel etkenlerden biri. Sıklıkla enfeksiyon ya da romatizmal hastalıkların eşlik ettiği ateş yüksekliği sırasında kalbin üzerindeki yük artıyor ve kalp daha çok çalışıyor. Bunun sonucunda da çarpıntı oluşuyor.

Gıda takviyeleri
Özellikle vücut geliştirme için kullanılan bitkisel gıda takviyelerinin çoğunda vücudu tetikleyecek maddeler bulunuyor ve bu durum çarpıntıya yol açabiliyor.

Aşırı spor ve egzersiz
Hazır olamayan bir vücudun yoğun spor yapması sıklıkla çarpıntıya neden oluyor. Zaman zaman bu durum ciddi ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor. Bu nedenle sıfırdan spora başlayacak kişilerin ilk ay ısınma şeklinde spor yapmaları gerekiyor.

Alerji
Besin alerjileri sık görülen çarpıntı sebeplerinden biri. Deniz mahsullerinde daha sık görülen bu durum yemek sırasında sıklıkla çarpıntı ve halsizlikle ortaya çıkıyor. Ağır yemek sonrasında hazımsızlığa bağlı çarpıntı atakları da sık görülüyor.

Kronik hastalıklar
Yüksek tansiyon, KOAH gibi kronik hastalıklar, romatizmal hastalıklar ve kanser türleri de vücutta iltihabi reaksiyon oluşturarak çarpıntıya yol açabiliyor.

Olumsuz yaşam koşulları
Çok tozlu, havasız iş ve ev koşulları da çarpıntıyı tetikleyebilen etkenlerden. Deniz seviyesinden yüksek rakımlara giden kişilerde oksijen açlığına bağlı çarpıntı şikayetleri de sık görülüyor.

Böbrek üstü bezlerinin hastalıkları
Böbrek üstü bezleri vücuttaki stres hormonlarını salgılayan temel organlar. Hastalık nedeniyle bu bezden aşırı salınan hormonlar çarpıntı ve tansiyon yüksekliğiyle sinyal veriyor.

Ağrı
Vücutta gelişen baş ağrısı, diş ağrısı, böbrek ağrıları, bel ağrıları ve kireçlenme ağrıları vücuttaki stres seviyesini yükselterek çarpıntıyı tetikleyebiliyor.

İlaçlar
İlaç kullanımı, çarpıntıya yol açan en önemli dış etkenlerden biri. Özellikle grip ve astım ilaçları, guatr ilaçları, antibiyotikler ve depresyon ilaçları ciddi çarpıntı atakları yapabiliyor

Devamı

Popüler