Bizi Takip Edin

anaslide

SONUNA KADAR DEVAM ET!

-

 

Enerji rezervlerinizi doldurup, diğer adamlar pes ederken vites yükseltmenin yolu nedir? Üstün performansa dair yeni bir yaklaşım, zihin gücünün kasa olan üstünlüğünü açıklıyor. 

Karl Meltzer, Apalaş Yürüyüş Patikası’nda pes etmeyi düşünmeye başlamadan önce 2.100 kilometreden fazla koşmuştu. Virginia’daki McAfee Knob’da, bir akçaağaç ormanının yakınındaydı. Bir gece önce patikada kamp yapmasına rağmen yorgun uyandı ve önünde uzanan bir başka 80 kilometreye lanet etti. Meltzer, günde iki maraton koştuğu 32 günü geride bırakmıştı. New Hampshire’daki White Mountains sıradağlarını aşmıştı ve Pennsylvania’daki kaya bahçelerini dikkatli adımlarla geride bırakmıştı. Meltzer, “O sabah vücudumun asla hareket etmek istemediği sabahlardan biriydi. Resmen hiç enerjim yoktu” diyor. Yine de harekete geçti ve şafak sökmeden yola çıktı. Apalaş Yürüyüş Patikası’nın hız rekorunu kırmak istiyorsa, 3.525 kilometreyi 46 günden önce tamamlamalıydı. Bu nedenle sabahları bile dinlenemezdi. Çok fazla koşmamıştı ki, yorgunluk onu hapsetti. Oracıkta çamura uzandı ve uyuyakaldı. Bu şekerlemenin en fazla 20 dakika sürdüğünü söyleyen Meltzer, yine de içinde uyku tulumu ve döşeği bulunan birkaç kilometredeki karavanına ulaşacak kuvveti toplamıştı.

Üç saat sonra uyandı fakat hâlâ güçsüz hissediyordu. Bel çantasından çıkartıp tükettiği fıstık ezmesi ve jöleli sandviçten dolayı midesi bulanmıştı. Bir yandan ise vücudunu saran kenelerle uğraşıyordu. Meltzer sıcak karavanına uzandı ve koşmak zorunda olduğu yüzlerce kilometreyi gözünde canlandırdı. İlk kez parkuru tamamlayıp tamamlamayacağına dair şüpheye düşmüştü. Kaslarınızın tükendiği anda şüphelerin de başladığını ve kendi kendinize “Bunu neden yapıyorum”,
“Burada amaç ne” gibi sorular sorduğunuzu söyleyen Meltzer, yine de o akşam bir kap dondurma ve kızarmış tavuk yiyerek 11 ve 16 kilometrelik iki farklı etabı geride bıraktı. Akşam 7’den önce yatağa giren Meltzer için o gün, patikadaki en kötü günüydü.

Bir sonraki sabah da çok farklı değildi. Berbat bir ruh haline sahip olduğunu söyleyen Meltzer, “Sabah 5’te, birkaç km koştuktan sonra bir şey hissetmemeye başladım” diyor. Daha önce Apalaş Yürüyüş Patikası rekorunu iki kez kırmaya çalışıp başarısız olan Meltzer, belki de asla başarılı olamayacağını düşünmeye başlamıştı. 48 yaşındaydı ve belki de bu iş için yaşlıydı. Belki yeteri kadar dayanıklı değildi. Ne kadar yorulduğuna ve önündeki mesafeye dair tüm olumsuz düşüncelerin zihnini ele geçirdiğini söyleyen Metlzer, “Devam etmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum” diyor.

1920’lerin başlarında, Nobel ödüllü İngiliz fizyolog Archibald Hill ve ekibi, sırtlarındaki kauçuklanmış kanvas çantalara nefes vererek çim bir pistin etrafında koştular. Amaçları farklı hızlarda tüketilen oksijen miktarını ölçmekti. İyi bir orta mesafe koşucusu olan Hill, bu noktada kasların koşu esnasında akciğerlerde bulunandan daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle koşunun oksijen açığı yarattığını keşfetti. Her ne kadar vücudunuz bu borcu silmek için nefesinizi ve kalbinizi hızlandırsa da, bu borç asla kapanmaz. Hızlı koştuğunuz zaman, vücudunuzu enerji üretmek için ihtiyaç duyduğu nefesten mahrum bırakıyorsunuz.

Hill’in görüşüne göre bu oksijen borcunun geniş kapsamlı sonuçları bulunmaktaydı. Walter Fletcher ve kurbağa bacakları üzerinde deneyler yapan bir diğer Nobel ödüllü fizyolog Frederick Hopkins’in de çalışmalarına dayanan Hill, kasların yeterli oksijen verimi olmadan enerji üretmeye zorlandığında başka bir şey daha ürettiği (laktik asit) sonucuna vardı. Kaslarınız kasılmaya devam ettiğinde bu asit hücrelerde birikiyor ve farklı bir tür ağrı yaratıyordu.

Kimyanın ise performansa karşı katı bir sınırlaması vardı. Ona göre siz neye karar verirseniz verin, son sözü bu asit söylerdi. Hill, Nobel konuşmasında bu konuya açıklık getirdi: “Kaslarınız da en nihayetinde kimyasal bir mekanizmadır. Tüm kimyasal olaylardan haberdar olsaydık, bu makinenin neye ihtiyacı olduğunu da bilirdik. Bunun üzerinde çalışıyoruz.”

Hill’in bilime kattıklarını göz ardı edemeyiz. Atletik performansın kimyasal açıklaması hakkında, onun söylediklerinden yola çıkarak sayısız ders kitabı yazıldı. Zaman içinde laktik asit, spor salonu tutkunları, egzersiz meraklıları ve Olimpiyat spikerleri arasında günah keçisi ilan edildi.

Vücudunuz tükendiğinde ya da kaslarınız antrenmandan sonraki gün ağrıdığında, laktik asidi mutlaka yâd edersiniz. Laktik asit enerjinizi çalan, aklınız devam etmenizi söylese de vücudunuzu durduran şeydir.

Meltzer de Apalaş Yürüyüş Patikası’ndaki yürüyüşünün 33’üncü sabahında aynen böyle gözüküyordu. 100’lerce kilometreyi dünyada onun gibi geçebilen çok az koşucu olsa da, kimyanın kurallarına karşı gelemezdi. Bir gün dahi dinlenmeden koştuğu 1600 kilometrenin ardından, kasları muhtemelen asit çölüne dönmüştü. Toprağın üzerinde uyuyakalmasının aslında hiçbir şaşırtıcı yanı yok.

Fakat Karl Meltzer yine de durmadı ve koşmaya devam etti.

Kaliforniya’da yer alan Pepperdine Üniversitesi’nin spor sağlığı profesörü Holden MacRae ile Malibu’da bir alışveriş merkezinde tanıştım. 61 yaşındaki MacRae,
ömür boyu atletik performansla ilgileniyor olmasından olacak ki oldukça kaslıydı. MacRae, enerji bilimini değiştiren araştırmalarından bahsederken, konuyu kaçınılmaz olarak kendi dağ bisikletine getiriyordu. Bunun da deneyinin bir parçası olduğunu söyleyen MacRae, “Fikirlerimin anlaşılması için belki de önce kendi
performansımı geliştirmem gerekiyor” diyor.

MacRae’nin bilime adım atışı, Timothy Noakes’in Cape Town Üniversitesi’ndeki laboratuvarında, çoğunlukla hareketsiz kalan insanlar üzerinde, insan enerjisi hakkında araştırmalar yapmasıyla gerçekleşti. Onlara göre en yüksek performans, yetersiz oksijen dolaşımı ve asit üretimi mümkün olduğunca engellenerek sağlanabilirdi. Antrenörlerin VO2 maks. (maksimum oksijen tüketimi) istatistiklerine takıntılarının olmasının sebebi de budur. Bu örneğe göre, maksimum oksijen tüketim değeri normalin yüzde 46 üzerinde (84) olan Lance Armstrong gibi dayanıklılık sporcuları, başarılarını yüksek verimli kardiyovasküler sistemlerine borçlular. Bu sporcuların kaslarındaki oksijen bitmediği için, enerjileri de bitmiyor.

MacRae’nin mevcut paradigmasının çok fazla basitleştirildiğini anlamak uzun sürmedi. Laktik asit seviyesinin aniden yükselerek belirli bir kimyasal noktayı geçtiği ve kasların kendini kapattığı sözüm ona laktik asit eşiğini ele alalım. Laktik asit eşiğinin abartılmış bir istatistik illüzyonu olduğu sonucuna varan MacRae, bunun zorlu egzersizlerde yeteri kadar kan örneği toplamayan bilim insanlarının yan ürünü olduğunu söylüyor. Kandaki standart laktik asit ölçüsü baz alındığında, 2-4 milimolü geçtiğinizde gerçekten yorgun hissedeceğinizi söyleyen MacRae, “Fakat yarı maratonda ya da uzun bisiklet yarışlarında mücadele eden insanların laktik asit seviyelerini ölçtüğünüzde, bu değerin 6-7 milimolü bulduğunu ve buna karşın performanslarının düşmediğini görebilirsiniz. Bu kişilerin laktik asit birikiminden dolayı durduğunu söylüyorsanız, kasların bir daha kasılmayacağını söylemiş olursunuz. Ama böyle bir durum görmüyoruz. Hâlâ kuvvetliler” diyor.

Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? İsveç’teki Karolinska Enstitüsü araştırmacısı Hakan Westerblad, bu konudaki ilk öngörüye sahip olan kişilerden. Westerbald,
1990’lı yılların ortasında yaptığı araştırmalarda, Hopkins ve Hill’in kas yorgunluğu için laktik asidi suçladığı deneylerdeki kurbağa bacağının yerine fareleri kullandı. Çalışmasında bir büyük değişiklik daha yapan Westerblad, deneylerini oda sıcaklığında yapmak yerine, farelerin vücut sıcaklığında (25 derece daha yüksek) yaptı. Bu değişiklik de etkisini gösterdi. Kaslar laktik asitle dolsa dahi fonksiyonlarını korumaya devam ediyordu. Bilim insanları en son olaraksa laktik asidin hücrelerdeki kasılmayı kolaylaştırdığı için yorgun kaslara faydalı olduğunu söyledi. Bir zamanlar enerjimizden çaldığı söylenen bir kimyasal, şimdilerde ise bilim literatüründe performans artırıcı olarak tanımlanıyor.

Hill’in kimyasal modeline yapılan bu büyük çürütme, bir laboratuvar dahi gerektirmiyor. Birçok yarışta sporcular en çok yoruldukları yer olan finiş çizgisine yakın yerlerde hızlarını artırdıkları “son” bir çabanın içine girer. LeBron James’in geçtiğimiz yılki NBA finallerinin 7’nci maçında Andre Iguodala’yı yakalaması ve Mo Farah’ın Rio Olimpiyatları’ndaki 10.000 metre finalinin son 100 metresinde, ilk 100 metresinden 4 saniye daha hızlı koşması gibi örneklerini gördüğümüz bu durum, kimi zamanlarda bize çok büyük performanslar izletebilir. Sporcuların enerjisinin düşük olduğu anlarda bu denli performans göstermesi, kimyasal modele göre bizi bir paradoksun içine sokar. Çünkü vücudun hızını artırmak yerine tükenmesi gerekir.

Bu fenomen MacRae, Dr. Noakes ve ekip arkadaşlarını atletik performans bilimi konusunda yanlış düşündüklerini anlamaya itti. Yaklaşık 100 yıldır insanların kaslarının yorulduğu için tükendiğinin anlatıldığını yazan Dr. Noakes, “Tüm egzersiz fizyolojisi ve antrenörlük kitaplarında böyle yazıyordu. Dünyanın dört bir yanından öğrenciler hâlâ böyle düşünüyor. Ancak gerçek böyle değil” diyor. Bu da oldukça açık bir soruyu beraberinde getiriyor: Kaslarınızdaki asit sizi yavaşlatmıyorsa, niçin enerjimizin bittiğini düşünüyoruz? Bizi yavaşlatan nedir?

MacRae’ye göre bunun cevabı oldukça basit: “Sizi durduran şey burada” diyerek başına dokunan MacRae, “Her şey kulaklarınızın arasında bitiyor” diyor. MacRae, bu son performansları ele aldığımızda sporcuların büyük bir rezervi olduğunu söylüyor. Birçok insanın bu rezervleri açmayı bilmediğini söyleyen
MacRae, “Mücadele etmekten korkuyoruz. En yetenekli sporcuları anlamak isterseniz, bu rezervleri incelemeniz gerekir. Bu rezervleri açma yolunu arayın. En üst seviyede performans gösterebilmek için beyninizi nasıl zorlayacağınızı öğrenin” diyor.

İşte bu, Meltzer’in Virginia ormanlarında yaşadığı açmaz. Ne kadar kalori yaktığı veya ne kadar Red Bull içtiği önemli değil: hiç enerjisi yok. Fakat ailesini, eşinin ve babasının kendisini patikada nasıl desteklediğini düşünen Meltzer, bir anda tutumunu değiştirmesi gerektiğini anlıyor. Kendine “Haydi Karl, bu negatifliği tersine çevir” dediğini söyleyen Meltzer, “Kendi kendime buraya başarılı olmaya geldiğimi ve susup devam etmem gerektiğini söyledim. Duymaya ihtiyacım olan şey buydu. Durmaya ihtiyacım olmadığını fark ettim” diyor. O gün 80 kilometreden fazla koşan Meltzer, son kilometrelerini karanlıkta koştu ve başındaki fenerle yolunu buldu.

Sayfalar: 1 2

Continue Reading
Advertisement

anaslide

Asker antrenman programı

Umut Doğan Yıldız

-

Askeri disiplini iliklerinize kadar hissedeceğiniz Army Boot Camp antrenmanıyla, kaslarınıza emir komutanın kimde olduğunu gösterin.

Ağırlıkları sürekli olarak aynı biçimlerde indirip kaldırmaktan sıkıldıysanız ve bununla birlikte bir de plato evresine girdiğinizi düşünüyorsanız, sizi Prime Fitness spor salonlarında taş üstünde taşın bırakılmadığı Army Boot Camp ile tanıştıralım. Yoğunluğun en üst seviyede olduğu Army Boot Camp antrenmanı, esasında grup dersi şeklinde olsa da kendi başınıza da uygulayabileceğiniz ve olumlu sonuçlar alabileceğiniz bir antrenman prensibi. Antrenmanın yüksek temposuna karşın 3-4 çalışmanın sonunda vücudunuzun bu disipline adapte olabileceğini söyleyen Prime Fitness antrenörü Onur Türksever, “Antrenmanın interval mantığında olması bir yandan kas kütlenizi artırırken, bir yandan da yağ yakmanızı sağlar. Üstelik dayanıklılığınız da ciddi oranda artar” diyor. Ancak biz en başından uyaralım: Antrenman bittiğinde kan ter içinde kalacaksınız.

TALİMATLAR Hareketleri belirtilen sırayla ve istasyon çalışması şeklinde uygulayın. Toplamda üç tur yapacağınız bu çalışmada hareketleri ilk turda 30 saniye, ikinci turda 45 ve son turda 60 saniye yapın. Hareket aralarında 10-15 saniye, tur sonlarında ise 1-2 dakika dinlenin. Bu antrenman programını kendi başınıza uygulayabileceğiniz gibi, kendi antrenman programlarınıza ek olarak da haftada 2-3 kez yapabilirsiniz. Antrenmana başlamadan önce ısınma egzersizleri yapmayı ihmal etmeyin.

01 Commando Dance and French Press

Dambılın bir ucunu her iki elinizle kavrayın. Göğsünüzü bir asker gibi dik tutarak sol ayağınızla öne doğru adım atın. Sol dizinizi 90 derece bükerek sağ dizinizin zemine temas etmesini sağlayın. Hızlı bir şekilde ayağa kalkın ve ağırlığı başınızın üzerine doğru kaldırın. Ağırlığı başınızın arkasına indirdikten sonra hareketi tekrar edin. Her turun sonunda bacaklarınızın konumunu değiştirin.

02 Thera Band Climber

Thera Band’ın uçlarını ayak bileklerinize bağlayarak sağlam bir dayanak noktasının etrafına dolayın. Ellerinizi zemine yerleştirerek şınav pozisyonu alın. Bakışlarınızı karşıda tutun. Sol dizinizi göğsünüze doğru çekin. Sol bacağınızı düzleştirdikten sonra hareketi sağ bacağınızla tekrar edin ve hareketi süre boyunca akıcı bir şekilde yapın.

03 High Knee Step Up

Önünüze 30 santimlik bir kutu yerleştirin. Ellerinizi yumruklarınız sıkılı bir şekilde göğüs hizanızda tutun. Sol ayağınız kutunun üzerine yerleştirin. Sol ayağınızla kutunun üzerine baskı uygulayarak yükselin ve aynı anda sağ dizinizi göğsünüze doğru çekin. Sağ ayağınızı zemine yerleştirerek kutunun üzerinden inin. Hareketi diğer bacağınızla tekrar edin.

04 Army Crawling

Her iki elinize de birer dambıl alarak ellerinizi ve ayaklarınızı zemine yerleştirin. Dengenizi sağlayabilmek için merkez bölgenizi sıkın. Dirseklerinizi bükün ve sağ elinizle öne doğru küçük bir adım atın. İlerleyebilmek için sağ elinizi sağ ayağınızla takip edin. Aynı hareketi sol el ve sol ayağınızla tekrarlayın. Süre boyunca bu şekilde hareket ederek ileriye doğru gidin.

05 Medicine Ball Pushup

Sol elinizi sağlık topunun üzerine yerleştirerek şınav pozisyonu alın. Dirseklerinizi bükerek göğsünüzle zemin arasında birkaç santim kalıncaya dek alçalın. Kollarınızı düzleştirin ve sağlık topunu sağınıza doğru yuvarlayın. Topu şimdi de sağ elinizle kavrayarak şınav çekin. Topu her tekrarın sonunda diğer yöne yuvarlayarak süreniz bitene kadar harekete devam edin.

06 Sit-Up Punches

Matın üzerine sırtüstü uzanın. Dizlerinizi bükerek ayaklarınızı tamamen zemine yerleştirin. Ellerinizi başınıza koyun. Karın kaslarınızı sıkarak mekik çekin. Şimdi önce sağ, sonra da sol elinizle ileriye doğru birer yumruk savurun. Kontrollü bir şekilde alçalın. Süreyi tamamlayana kadar hareketi yapmaya devam edin.

07 Army Plank

Matı yatay bir şekilde zemine yerleştirin. Ön kollarınızı matın en sol tarafına yerleştirerek plank pozisyonu alın. Sağ kolunuzu yana doğru açın. Sol kolunuzla sağ kolunuzu takip ederek matın sağına doğru ilerleyin. Matın sonuna geldiğinizde bu kez solunuza doğru ilerleyin ve süre dolana kadar matın bir ucundan diğer ucuna gidin.

Devamı

anaslide

Ekran başında dizi antrenmanı

Umut Doğan Yıldız

-

House of Cards dizisinin hırslı politikacısı Frank Underwood’un (Kevin Spacey tarafından canlandırılıyor) sık sık üzerine çıkıp antrenman yaptığı kürek makinesi, hayranları tarafından büyük ilgi görüyor. Siz de onlardan biriyseniz, bu antrenman sizin için.

SEÇENEK 1

EVDE KÜREK ÇALIŞMASI:

1. Kronometreyi 2 dakika çalışma, 1 dakika dinlenme şeklinde ayarlayın.

2. Süreyi başlatın ve 500 metre kürek çekin. Süre kalırsa yapabildiğiniz kadar şınav çekin. 1 dakika dinlenin. Bu 1 tur eder. 5 tur yapın. (Bu esnada Frank gibi entrika planlayabilirsiniz.)

 

SEÇENEK 2 

EVDE VÜCUT AĞIRLIĞIYLA KARDİYO ANTRENMANI: BU 3 HAREKETİN HER BİRİNİ 40 SANİYE YAPIN VE
DİNLENMEYİN. BU 1 TUR EDİYOR. 5 TUR YAPIN, TUR ARALARINDA 1 DAKİKA DİNLENİN.

1. A-T-Y Jacks

Jumping jack yapın ama bu hareketleri dönüşümlü olarak yapın: Önce avuç içlerinizi kalça hizanızda dışa doğru açın (A harfi gibi) ve başlangıç pozisyonuna dönün. Sonra omuz hizanıza kaldırın (T). Son olarak, başınızın üzerine kaldırın (Y). Tersine uygulayarak başa dönün.

2. Plank to Pushup to Mountain Climber

Plank pozisyonunda başlayın, mountain climber pozisyonuna geçmek için şınav çekin. Bacakları sırayla değiştirerek, dizlerinizi 3-4 kez göğsünüze çekin. Hareketi tersine yaparak başa dönün ve karın kaslarınızı sürekli sıkılı tutun.

3. Isodynamic Split Squat Jump

Lunge pozisyonunda başlayın, dizinizin yere değmesine birkaç cm kalsın. Bu şekilde 5 saniye durun. Patlayıcı gücünüzle kalkın, havadayken bacak ve kolları değiştirin, yere inin ve diğer dizinizi yere yaklaştırın. Duraklayın ve tekrar edin.

Devamı

anaslide

İzole Protein Nedir? En İyi 5 İzole Whey Protein Tozu

Umut Doğan Yıldız

-

İzole protein; diğer protein tozlarına göre daha konsantre ve oran olarak daha fazla protein içeren protein tozlarının ait olduğu kategoridir. İzole Protein Tozları genellikle %90 veya daha fazla oranda whey protein içerirler. Bu sebeple hem daha az kaloriye sahip olup hem de daha rahat çözünürler. Bu sayede vücutta daha hızlı emilirler.

Neden İzole Protein?

Yaygın olarak diyet dönemlerinde, az kalori ile çok protein almak amacıyla kullanılır. Beslenme programında yeterli miktarda kalori bulunan sporcular, kaloriden kaçınmak için izole whey protein tozu kullanırlar.

İzole Proteinin Diğer Protein Tozlarından Farkı Nedir?

Whey proteinde yüksek miktarda laktoz ve yağ bulunurken, izole whey protein tozlarında durum bunun tersidir. İzole whey protein tozlarında yağ ve laktoz bulunmaz, laktoz intöleransı olan kişiler için bu nedenle önerilir. Şeker ise çok az miktarda bulunur, pek çok seçenekte şeker dahi yoktur.

İzole whey protein tozları, yüksek miktarda BCAA içerirler. Yüksek BCAA oranı, kas yapmak ve kaslardaki protein sentezini arttırmak açısından oldukça önemlidir. Saf whey protein içerikleri sayesinde, izole protein tozlarındaki BCAA oranı da yüksektir. Amacı temiz kas kütlesi edinmek olan kişilerin işine yarayacaktır.

Piyasada bulunan İzole Protein tozlarını Supplementler.com uzmanlarına sorduk. Uzmanlar da en iyi 5 İzole Protein tozunu sizin için belirledi. İşte detaylar;

5) Isopure Zero Carb Whey Protein 2000 Gr

Isopure Zero Carb Özellikleri

Fiyat: 279 TL
Toplam Gramaj: 2000 Gr
Servis Sayısı: 66
Servis Başı Fiyatı: 4,23 TL
Servis Başına Protein: 25 Gr  

Tüketicilerin Tercih Etme Nedenleri

  • Şeker veya karbonhidrat içeriğinin yok denecek kadar az olması.
  • Yüzde olarak yoğun protein içermesi.
  • Yüksek oranda BCAA içermesi.
  • Az kalorili içeriğe sahip olması.
  • Aspartam ve gluten içermemesi.

Tüketici Yorumları

“Etkisi gerçekten başarılı…”

“Ürünün değerleri de tadı da çok iyi…”

Isopure Zero Carb hakkında daha fazla bilgi edinin.

 

4) Scitec Whey Isolate 2000 Gr

Scitec Whey Isolate Özellikleri

Fiyat: 279 TL
Servis Sayısı: 80
Servis Başı Fiyatı: 3,49 TL

Tüketicilerin Tercih Etme Nedenleri

  • Yüksek servis sayısı.
  • Tek serviste 21 gr protein içeriği.
  • Hızlı emilimi.
  • %23 oranında BCAA içermesi.
  • Ekstra 250 mg glutamin desteği ile yorgunluk hissini azaltması ve toparlanma sürecine yardımcı olması.
  • Renklendirici, gdo, gluten, koruyucu madde, domuz katkısı ve et ürünü içermemesi.

Tüketici Yorumları

“Bu markanın tüm ürünleri mükemmel bence. Yağ da yok bu üründe ve kolay içiliyor.”

“İzole proteinler arasında tam bir fiyat performans ürünü içinde %84 oranında protein var.”

Scitec Whey Isolate hakkında daha fazla bilgi edinin.

 

3) Hardline Hipro IsoWhey 1800 Gr

Hardline Hipro Özellikleri

Fiyat: 379 TL
Servis Sayısı: 72
Servis Başı Fiyatı: 5,26 TL

Tüketicilerin Tercih Etme Nedenleri

  • %92 oranında saf protein.
  • %23 oranında BCAA içermesi.
  • Laktozsuz yapısı ile laktoz intoleransı olan kişilerin rahatlıkla tüketebilmesi.
  • Renklendirici, gdo, gluten, koruyucu madde, domuz katkısı, aspartam ve et ürünü içermemesi.

Tüketici Yorumları

“Ürünün yağ ve karbonhidrat miktarı 0 ve proteini ise 22,9 gr, fiyatı fazla gibi gelse de bu değerlerle asla değil.”

“Hardline’ı tercih etme sebebim yerli bir ürün olması aynı fiyatta yabancı ürün almaktansa Hardline’ı alırım.”

Hardline Hipro hakkında daha fazla bilgi edinin.

 

 

 

2) Optimum Platinum Hydrowhey 1590 Gram

Optimum Platinum Hydrowhey Özellikleri

Fiyat: 270 TL
Toplam Gramaj: 1590 Gr
Servis Sayısı: 40
Servis Başı Fiyatı: 6,73 TL
Servis Başına Protein: 30 Gr  

Tüketicilerin Tercih Etme Nedenleri

  • Servis başına yüksek miktarda protein içermesi
  • İzole whey protein içeriğinin hidrolize edilmiş halde bulunması.
  • Yüksek BCAA oranına sahip olması.
  • Laktoz ve kolesterol içermemesinden dolayı hızlı emilime sahip olması.

Tüketici Yorumları

“En etkili protein tozu…”

“Mükemmel bir protein tozu, etkisini kesinlikle gösteriyor…”

Optimum Platinum Hydrowhey hakkında daha fazla bilgi edinin.

 

1) Optimum Platinum Hydrowhey 1590 Gr

Optimum Platinum Hydrowhey Özellikleri

Fiyat: 289 TL
Toplam Gramaj: 1590 gr
Servis Sayısı: 40
Servis Başı Fiyatı: 7,23 TL
Servis Başına Protein: 30 gr

Tüketicilerin Tercih Etme Nedenleri

  • Tamamen hidrolize edilmiş izole whey proteinden oluştuğu için vücutta daha hızlı emilebilmesi.
  • Laktoz ve kolesterol içermemesi.
  • Servis başı 30 gram ile çok yüksek protein içeriği.
  • Servis başına 9 gram kadar BCAA içeriği ile kas gelişimi için ihtiyaç duyulan amino asitlerden yoğun olarak içermesi.
  • Lezzetli çilek ve çikolata aromaları.

Tüketici Yorumları

“Fiyatı biraz yüksek ama tadı ve protein miktarı gerçekten çok iyi bir ürün.”

“Laktoz intoleransından çok çeken biri olarak bu ürünü kesinlikle tavsiye ederim, sindirim problemi yaşamadan çok rahat tüketebilirsiniz.”

Optimum Platinum Hydrowhey hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com