Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Sizi yaşlı gösteren 8 hata

-

 

Bu hataların en azından birini kesinlikle yapıyorsunuz. İşte yaşlı gösteren hatalar.

Derleyen: Saide Tokuç

Ölüm ve vergiler gibi, yaşlanmak da kaçınılmazdır. Peki ya zamanından önce yaşlanmak? Bu, kontrol edebileceğiniz bir durum.

Görünüşe göre günlük alışkanlıklarınızın birçoğu vaktinden önce yaşlı görünmenize neden olabiliyor. Bu davranışlar genellikle fiziksel olarak yaşınızdan daha büyük durmanıza neden olabilir ve bu büyük bir problemdir. American Society for Aesthetic Plastic Surgery’ye göre yaşlanan bir yüz, erkeklerin kremler, maskeler ve botoks enjeksiyonları aracılığıyla kozmetik olarak düzeltmek istediği en yaygın sorunlardan biri. 2016 yılında erkeklere yedi milyondan fazla botoks ve Dysport’un içeriği olan botulinum toksini enjeksiyonu yapıldı.

Ancak çabalarınızı erken yaşlanmayı önlemek üzerine odaklarsanız, pahalı kremlere ve işlemlere bel bağlamaktan kaçınabilirsiniz.

Güneş koruyucu kullanmamak yaşlandırır mı?

Cildinizin genç ve sağlıklı kalmasını sağlamak için yapabileceğiniz bir numaralı şey nedir? Mount Sinai Hastanesi dermatoloji bölümünün kozmetik ve klinik araştırma başkanı Dr. Joshua Zeichner, bolca SPF sürmenizi öneriyor.

“UV ışınlara maruz kalmak, kolajen, elastin ve cilt hücrelerinin kendisine hasar veren serbest radikallere neden olur. Bu da cildin kırışıklıklar, koyu halkalar ve cilt kanseri gelişimiyle zamanından önce yaşlanmasına yol açar. Kısa sürelerle de olsa günlük olarak güneşe maruz kalmak yaşam boyu birikir,” diye açıklıyor. Ek bilgi: Kolajen ve elastin, vücudumuzda bulunan, cildi güçlü ve dayanıklı tutan proteinlerdir.

Tipik bir örnek: Avustralyalı araştırmacılar dört yıl boyunca 900’den fazla kişiyi takip ettiğinde, SPF’yi tercihen süren ya da sürmeyen kişilere göre, günlük olarak güneş koruyucu uygulama —ve usulüne uygun şekilde tekrar sürme— talimatı verilen kişilerin ciltlerinin yaşlanma belirtilerini yüzde 24 daha az göstermeye meyilli olduklarını gördü.

Dermatologic Surgery’de yayımlanan bir çalışmaya göre, 12 hafta boyunca yalnızca SPF 30 kullanmak dahi düzgün olmayan cilt yapısı ve pigmentasyon gibi UV ile ilişkili cilt hasarlarının belirtilerini görünür şekilde tersine çevirmek için yeterli.

Uykusuzluk yaşlandırır mı?

Zeichner’e göre uyku, daha uzun süre boyunca daha genç görünmenize yardımcı olur. Cilt hücrelerimizin, geceleri bize yorgun hissettirip sabahları uyandıran uyku-uyanma döngüsüne benzer şekilde, sirkadiyen ritimle işlediğini açıklıyor.

Bu hücrelerin, gündüz vakti katlandıkları güneş ışığına, kirliliğe veya kuruyup dökülmeye maruz kalmak gibi hasarları onarmak için geceleri çalıştığını belirtiyor. Yetersiz uyuyarak tüm bu süreç atlanır ve cildiniz bir sonraki gün için hazırlanamaz, diyor Zeichner. Cildiniz stres altında kalır ve onarım sürecini tamamlayamaz, bu da sonucunda daha az sağlıklı hücreye ve vakitsiz yaşlanmaya yol açar.

Zeichner, geceleri en az sekiz saat uyumanızı öneriyor. Yatağa atlamadan önce tüm vücudunuza nemlendirici sürdüğünüzden emin olun ki cildiniz siz uyurken nemlensin. Kuru, enflamasyonlu cilt düzgün bir şekilde işlemez, gece boyunca kendini iyileştirme becerisi azalır, diyor Zeichner.

Meyve yememek yaşlandırır

Centers for Disease Control and Prevention’a göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 90’ı tavsiye edilen günlük iki ila dört kâse sebzeyi tüketmiyor ve yüzde 76’sı da yeterli meyve yeme konusunda başarısız oluyor. CDC yetişkinlere günde en az bir buçuk ila iki kâse meyve yemeyi tavsiye ediyor.

Ancak American Academy of Dermatology’ye (AAD) göre birçok çalışma, hastalıklarla savaşan meyve ve sebzelerle dolu, dengeli bir beslenme düzeninin cildinizin çok erken yaşlanmasına yol açan hasarı önlemeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, meyve ve sebzelerin cilt hücrelerinizi sağlıklı tutan antioksidanlar ve vitaminler gibi besin değerleriyle dolu olması.

ISRN Dermatology’de yayımlanan bir incelemenin belirttiğine göre, araştırmalar özellikle E vitamininin cildi UV hasarından koruyabildiğini, hatta pigmentasyon sorunlarını ortadan kaldırıp enflamasyonu azalttığını gösteriyor.

Journal of the American Academy of Dermatology’de yayımlanan araştırmaya göre, A, C ve B3 vitaminleri de sırasıyla kolajen parçalanmasını önlemeye, esneklik sağlamaya ve korumaya ve de hiperpigmentasyonu azaltmaya yardımcı olabildiğinden cilt için harikadır.

Alışveriş listenize eklemeyi düşünebileceğiniz, amaca uygun bazı meyve ve sebzeler neler mi? Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, tatlı patates, portakal, kırmızı biber, çilek, kuşkonmaz ve mantar…

Fazla şeker tüketmek yaşlandırır

O çörek bel çevrenizden daha fazlasına zarar veriyor. Beyaz ekmek, dondurma ve patates cipsi gibi nişastalı, şekerli yiyecekler yüzünüzde de her çeşitten probleme yok açabilir. Bunun nedeni, kan şekerinizi yükseltmeleridir ve bu da enflamasyonu ateşleyip akne atağını tetikleyebilir, diyor Dr. Zeichner.

Sivilce üstüne sivilceyle uğraşmak, hasar gören kolajen sebebiyle ciltte oluşan çökmüş veya şişlik halinde kalıcı yara izlerine yol açabilir, diye açıklıyor. Ortadan kalksalar dahi, çillere benzeyen ve sizi daha yaşlı göstermeye meyilli olan kahverengi ve kırmızı izlerle uğraşabilirsiniz. Zaman içinde solup giderler ancak aknenizi kontrol altına almamak bu döngüyü kışkırtmaya devam edecektir.

Ayrıca çok fazla tatlı yemek, şeker moleküllerinin kolajeninize veya cildinizin ana yapıtaşlarına bağlandığı bir süreç olan glikasyona yol açabilir, diyor Dr. Zeichner. Bu da kolajeninizi sert ve daha az esnek yapar, zamanından önce kırışıklığı teşvik eder.

Daha da kötüsü, American Dental Association’a (ADA) göre kola veya tatlandırılmış kahve gibi koyu şekerli içecekler de dişlerinize hasar verebilir ve onları lekeleyebilir, bu da sıklıkla yaşınızın büyük olduğunun bir belirtisidir.

Alkol almak yaşlandırır mı?

Çok fazla bira içtikten sonraki sabah kimsenin harika görünmemesinin bir nedeni var. Araştırma, alkolün cildinizdeki antioksidan seviyelerini azalttığını ileri sürüyor. Bu durum enflamasyona ve cilt hücrelerinizde serbest radikal hasarına yol açabilir, bu da kırışıklıkları teşvik eder, diyor Zeichner. Ayrıca alkol cilde su kaybettirerek cildinizin kuru ve sert görünmesine neden olabilir, diyor AAD.

Ek olarak alkol daha yaşlı hissetmenize de neden olabilir. Alkol alırken erkekler için günde en fazla iki içki olarak tavsiye edilen sınırı aşmayın. Centers for Disease Control and Prevention’a göre, çok fazla içmek kalp ve karaciğer hastalıkları, depresyon ve birçok kanser türü gibi ciddi sağlık problemleri yaşama riskinizi artırabilir.

Sigara içmek yaşlandırıyor

Başka bir sigara yakmadan önce, vücudunuzun bunun bedelini ödeyen tek parçasının akciğerleriniz olmadığını unutmayın. Tütün içmek sizi daha hızlı bir şekilde daha yaşlı gösterebilir. Kanıtı mı? Plastic and Reconstructive Surgery’de yayımlanan araştırmaya göre, araştırmacılar ikizlerden birinin an itibariyle veya diğer ikizden beş yıl daha uzun süre sigara içtiği 79 çift ikizin yüz özelliklerini kıyasladıktan sonra, sigara içen ikizin daha büyük gözaltı torbaları, daha çok dudak kırışıklıkları ve gıdıya sahip olduğunu gördü.

Zarar gören yalnızca yüzünüz de olmaz. Kollarınızın iç kısmı gibi vücudunuzun diğer bölgeleri de kırışmaya başlayabilir. Olası bir sebep nedir? “Sigara içmek damarlarınızı sıkıştırıp kan dolaşımını keserek oksijen ve besin değerlerinin cildinize iletimini azaltır,” diyor Zeichner.

Ayrıca, tütün kolajen ve elastininize zarar verebilecek kimyasallarla doludur, diyor Mayo Clinic ve bunların her ikisi de genç görünümlü bir yüz için hayati önem taşır. Hepsinden öte, ADA’ya göre diş kaybına yol açabilecek diş etleriyle ilişkili hastalıklara, diş eti çekilmesine ve dişlerinizin lekelenmesine neden olabildiğinden, sigara içmek ağzınızda da sorun yaratabilir.

Bırakmak için son bir hatırlatma mı gerekiyor? American Cancer Society, sigarayı kanser ölümlerinin başlıca nedeni olarak tanımlayıp “Sigara içmenin vücuttaki neredeyse tüm fiziksel organlar ve organ sistemlerine zarar verdiği görüldü,” diyor.

Su içmemek yaşlandırır mı?

Su kaybı vücutta gerçekten zarara sebep oluyor: Kas krampları, baş dönmesi ve hatta iştah yaygın belirtilerden. Ancak ABC News’den baş sağlık ve tıp editörü Dr. Richard Besser’a göre, su içmeyi unutmak cildinizin daha yaşlı görünmesine de neden olabilir.

Su kaybı yaşarsanız, vücudunuz kanınızın yoğunluğunu korumak için dokularınızdan, cildinizden su çekecektir,” diye açıklıyor Besser ABC’ye. “Bunu yaptığında gözleriniz çökük görünür, cildiniz daha kuru hissettirir, esnek olmaz ve bu nedenle çok daha yaşlı görünürsünüz.”

Su alımı ihtiyacı kiloya ve aktivite seviyesine bağlı olarak çeşitlilik gösterir ancak başlangıç olarak genellikle vücut ağırlığınızın 30’a bölümü kadar litre suyu günlük olarak almayı hedeflemeniz en iyisidir. 90 kilogramlık birisi için bu 3 litre suya denk gelir.

Stres yapmak yaşlandırıyor mu?

ABD başkanlarının stresle nasıl yaşlandığını gösteren öncesi ve sonrası fotoğraflarını büyük olasılıkla görmüşsünüzdür. Washington Post’un o dönemde bildirdiği gibi 2004’te yapılan bir çalışmaya göre, uzun süreli stres telomer denilen kromozomlarınızın bir kısmını kısaltıyor. Bu yapılar biz yaşlandıkça doğal yoldan kısalıyor. Uzun süreli stres onları daha da kısa yapıyor ve vücudun daha hızlı yaşlanmasına yol açıyor.

Tabii ki bazen endişelenmemek imkânsız ancak stres hayatınızı ele geçirdiğinde bu bir problem teşkil ediyor. Dr. Warren Willey, stresli durumlarla günde 10 dakika meditasyon yaparak başa çıkmanızı öneriyor.

“Hayatınızdaki çoğu şeyi kontrol edemeyeceğinizin farkına varın, bu yüzden biraz zaman ayırıp nefes alın,” diyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliğinin olumsuz etkilerinden kurtulun

-

Hava kirliliği; yüksek kalp krizi, felç, diyabet ve hatta demans riskini sunabilir. DAVID FERRY, havanızı temizlemenize yardımcı oluyor.

Baş: Yeni araştırmalar, yüksek kirlilik seviyelerine maruz kalmanın otizm ve Alzheimer da dâhil olmak üzere demans geliştirme riskini artırabildiğini ileri sürüyor.

Akciğerler: Endüstri sisi astım ile ilişkilendirildi ve arabalar, enerji santralleri ve fabrikalardan gelen kirlilik akciğer işlevlerini azaltarak kansere yol açabilir.

Kalp: Nefesinizle aldığınız parçacık kirliliği, damarlarınızdaki kalsiyum birikimini hızlandırarak kalp krizi ve felç geçirme riskinizi artırabilir.

Pankreas: Araştırma, kirliliğin sadece 2016’da Amerika’daki 150.000 diyabet vakasına yol açtığını gösterdi; kirli hava glikoz/insülin dengenizi etkileyebilir.

Yeni araştırmalar, kirlilik alımını azaltan kişilerin akciğer işlevinde gelişmeler gördüğünü ve daha düşük kardiyovasküler hastalık riski olduğunu gösteriyor.

NEFES ALMAK bugünlerde yeni moda. Her hafta yeni bir çalışmanın, basit bir nefes alma ve vermenin faydalarının çığırtkanlığını yaptığı görülüyor. Doğru yaparsanız -yavaşça ve dikkatli bir şekilde- sinirleriniz, kan basıncınız ve hafızanız için iyi olabilir. Diğer bir deyişle, nefes almak CBD yağının daha ucuz versiyonu gibidir.

Bu yılın daha erken dönemlerinde, kişisel bir hava takip cihazına para bayılan binlerce Amerikalıdan biri oldum. Benimki çantama taktığım Atmotube’dan 85 dolarlık sigara filtresi boyutunda gümüş bir silindir. Bunu almamdaki itici güç astım veya puslu gökyüzü değildi; tabii Los Angeles’da yaşadığımdan bunlar şehirle birlikte size sunuluyor.

Hayır, bir takip cihazı aldım çünkü geçtiğimiz birkaç yılda yapılan çok sayıda bilimsel çalışma hava kirliliğinin daha önce düşündüğümüzden daha kötü halde olduğunu açığa çıkardı. Kirli havanın solunum sorunlarına yol açtığını muhtemelen biliyorsunuz ancak artan kalp krizi ve diyabet riski ya da Alzheimer da dâhil demans hastalıklarıyla bağlantısı olduğunu biliyor muydunuz?

Kirli havanın sonuçları çok daha geniş kapsamlı. Çocukların beyin gelişimini olumsuz yönde etkiliyor, yetişkinler işyerinde daha az verimli oluyor. Geçen yıl, NYU epidemiyologları hava kalitesinin tavsiye edilen sağlık standartlarına yükseltilmesi durumunda -sadece Los Angeles’ta- yıllık olarak 1341 ölümün engellenebileceğini hesapladı. Global olarak geniş ölçekten baktığınızda hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yılda 7 milyon kişiyi öldürüyor. Ortalama yaşam süresini iki yıl azalttığından bahsetmiyoruz bile. Gerçekten de Dünya Sağlık Örgütü artık hava kirliliğini insan sağlığı için en büyük çevresel risk olarak kabul ediyor. “Farkına varmayı başaramadığımız şey, her dakika, her gün kirliliğin durmadan bizimle savaşıyor oluşu,” diyor kirlilik uzmanı ve USC’deki Keck School of Medicine’den klinik koruyucu sağlık profesörü Ed Avol. Siz bilseniz de bilmeseniz de kirlilik sizi yavaş yavaş öldürüyor.

Kişisel hava takip cihazım pek de rahatlatıcı değildi: Beş ana kirleticinin ölçümüyle elde edilen iyi bir Hava Kalitesi Endeksi 0 ile 50 arasındadır. Cihazımın ölçümü 122’ydi. Kirlilik problemi “bunaltıcı görünebilir,” diye kabulleniyor Avol. ABD hükümetinin resmi olarak bu konuyu umursamamaya karar vermek için bu zamanı seçmesi pek de yardımcı olmuyor. (Geçen iki yılda, EPA elektrik santrali emisyonları, yakıt verimliliği, endüstri sisi ve daha fazlasını yöneten düzenlemeleri geri çekti; ajans istatistiklerine göre bu kombinasyon 2030 yılına dek 14.000’e kadar çok sayıda insan hayatına mal olacak.) Ancak umutsuzluk tek seçeneğiniz değil. “Yapabileceğiniz, fark yaratacak şeyler var,” diyor Avol.

İşin Gerçek Yüzü

İlk olarak, kimsenin sormadığı ancak herkesin sorması gereken sorunun cevabı: Hava kirliliği tam olarak nedir? Toprak seviyesi ozonu olarak da adlandırılan endüstri sisi, egzoz emisyonunda olduğu gibi, nitrojen oksit ve uçucu organik bileşenler güneş ışığıyla buluştuğunda gerçekleşir. Muhtemelen bildiğiniz üzere, solunum sisteminiz veya sizin için iyi değildir. Ancak daha az bilinen tehlike, “parçacıklı madde” olarak adlandırılan, daha yaygın ve tehditkâr maddedir. Bunlar, vücudunuzun doğal savunma sistemini savuşturabilecek kadar ufak olan küçük kir benekleridir. Enerji santrallerinden ve dizel jeneratörlerden, inşaat alanları ve dökümhanelerden, arabanızın içten yanmalı motorundan ve yoldaki lastiklerinden, odun ateşinden, orman yangınlarından, sürülmüş tarlalardan, ızgara yiyeceklerden, havadaki yüzlerce diğer kimyasallarla birbirine karışacak küçük parçacıklar üreten her şeyden gelirler. 0,1 mikrometre genişliğinde olan ve yazıdaki virgülün içine birkaç bin kez sığabilecek olan bu beneklerin en küçüğü o kadar ufaktır ki akciğerlerinizin siliyalarına -normalde hava yollarınızdan kötü maddeleri uzak tutan, bronşlarınızdaki titreyen, saç benzeri ipçikler- doğru kolayca kayabilir ve kan dolaşımınıza girebilir. Ve bu zehirli benekler bir kez kanınıza girdiğinde, Avol’un dediğine göre “her yere giderler.” “Ultra ince” parçacıklı maddelerin ne kadar zarar verebileceği henüz anlamaya başladığımız bir şey ancak vücudunuzun buna beyninizi, kalbinizi ve çok daha fazlasını etkileyen bir enflamasyonla tepki verdiği görülüyor. Hiçbir sağlıklı insan puslu bir günde nefes alarak ölmez, diyor UCLA’deki Center for Clean Air’in yöneticisi Suzanne Paulson fakat zehirli parçacıklı maddenin en küçük parçaları sizinle sonsuza dek kalır. Sigara içmeyen bir Los Angeles sakininin ciğerlerine bakarsanız sigara içen birininkine benzer görünür, diyor Paulson.

Kendi Filtreniz Olun

Ortalama bir insan günde 20.000 kez nefes alıyor, sadece bunu okurken bile büyük ihtimalle 48 nefes aldınız; bu yüzden bugünlerde nefes üzerine düşünüyor olmamız o kadar da çılgınca değil. Dışarıdaki hava kalitesini kontrol edemiyor olsanız da nefes aldığınız hava üzerinde etkiniz olabilir. Yeni araştırmalar da kirlilik alımını azaltan kişilerin akciğer işlevinde gelişmeler gördüğünü ve daha düşük kardiyovasküler hastalık riski olduğunu gösteriyor. Aldığınız kirlilik miktarını sınırlamak için, açık havada koşuyor ya da bisiklet sürüyorsanız yoğun saatlerdeki antrenmanları atlamaya çalışın. Ana yollardan bir ya da iki blok uzakta kalmak riskinizi düşürür, diyor Avol. Ara yol kullanmak maruziyeti yüzde 60’a kadar azaltabilir. İç mekânlara girmek her zaman hava kirliliğinden kaçış sağlamaz; modern evler hava geçirmezdir ve içeri giren ve dışarı çıkan hava miktarını sınırlar, bu da iç mekânda hava kirleticilerin birikmesine yol açar. Yiyecekleri kızartırken aspiratörü açın (evet, kızartma da parçacıklı madde üretiyor) ve süpürmek yerine silin. Ayrıca evinizin klima sistemini iyileştirin. Standart filtrenizi, küçük parçacıkları daha iyi filtrelediğini gösteren daha yüksek MERV değerine sahip bir filtreyle değiştirin. 1 ila 20 arasında en az 13 değerine sahip birini almayı hedefleyin. Bu filtreye ek olarak harici bir hava temizleyici almak tüm evinizin havasını saf hale getirmeyebilir ancak bulunduğunuz odadaki parçacıklı maddeleri uzaklaştırabilir ve büyük ihtimalle cebinizi biraz yakacaktır. 2,5 mikrondan küçük parçacıkları hapseden ve tescilli bir ürün tercih edin. İşyerinde, hava kalitesinin muhtemelen kontrolünüzde olmadığı yerlerde, en azından fotokopi ya da lazer yazıcının yanına oturmayın; bunların ozona ek olarak ufak parçacıklar da püskürttüğüne dair deliller var. Dilerseniz, nefes temizleyici listenize kişisel hava takip cihazı da ekleyebilirsiniz. Benimki hayatımı değiştirmedi ancak aralıksız olarak kontrol ediyorum ve çevremin daha çok farkında olmamı sağladı. Ayrıca sonraki evime taşınmadan önce, kontratı imzalamadan evvel civardaki ortalama hava kalitesi okumalarını inceleyeceğim.

Devamı

SAĞLIK

Protein tozunda nelere dikkat edilmeli

-

Protein takviyesi ne kadar önemliyse, kullandığınız ürünün içeriği de aldığınız verim açısından aynı öneme sahiptir. Protein tozunda nelere dikkat edilmeli?

Tükettiğiniz şeyin gerçekten protein olduğundan emin olun.

Protein tozu nasıl olmalı? Hangi protein tozu güvenilir?

“Snickers” protein bar tarifi mi aradınız: Tıklayın

Söz konusu performans ve kas kütlesi artışı olduğunda, ister vücut geliştirme, ister CrossFit, isterseniz de futbol ile ilgileniyor olun, başvuracağınız ilk adres proteinlerdir. Yine bu nedenle, insanlar farklı sporlarla uğraşıyor olsa da protein tozlarındaki açıklamaların anlaşılır ve kolay olmasını beklerler. Ne var ki beslenme camiasında gerçekleşen ve her ikisi de “protein spiking” ile ilgili olan iki gelişmenin gösterdiğine göre, hangi protein tozunun alınacağına karar vermek hala oldukça zor. O yüzden proteinleri ve ürün içeriklerini daha iyi tanımak, ideal seçimi yapabilmek adına işinize yarayacaktır.

Protein Spiking Nedir?

Natural Products Insider’in Nisan 2014 sayısında yayımladığı “Pure Protein Products” adlı makalenin de altını çizdiği sorun, sporcu besinleri endüstrisindeki sıkıntıya işaret ediyor. “Protein spiking” ya da “Amino spiking”, üreticilerin supplement içeriği kısmındaki bilgilerinin değerlerini arttırmak amacıyla protein içerikli ürüne ucuz yollu amino asit veya kreatin ekleme işlemidir. American Herbal Products Association (AHPA), tam da makalenin yayımlandığı sıralarda tüketiciler için proteinli ürünlerin seçimini kolaylaştıracak bir içerik etiketinin nasıl hazırlanması gerektiği konusunda bir kılavuz yayımladı. İşin özünde AHPA, içerik kısmında belirtilen değerlerin bozulmamış, amino asitlere bağlı, doğal formdaki proteinler olması gerektiğini söylüyor.

Protein Tozunda Olmaması Gerekenler

Makale ve AHPA’nın kılavuzu; amino asit, kreatin ya da nitrojen bazlı içeriklerin protein desteklerine konulamayacağını söylemiyor. Aksine, bu içerikler protein desteklerinde kullanımı bakımından kesinlikle onaylı, sadece içerik kısmına protein olarak yazılmamalılar.

Natural Products Insider’in makalesine göre glisin, taurin ve kreatin, protein spiking için kullanılan başlıca içerikler. İşleme karşı olan tartışmaların bir kısmı taurin ve kreatin amino asitleri, protein yapı taşı olmadığından dolayı ürününün içerisindeki toplam protein miktarı dahilinde sayılmamalı. Aynı zamanda, glisin kas içersinde protein yapımında kullanılabiliyorken, lösin de dahil olmak üzere  önemli  olan amino asitllerin miktarını seyreltmesinden dolayı belki de amino asitler arasında en az gerekli olanı.

Protein Tozunun Olmazsa Olmazları

Dallı zincirli amino asitler (BCAA) arasında en önemli olanı lösin, kastaki protein üretimini doğrudan arttırdığından; kas büyümesi, dayanıklılığın arttırılması ve performans için önemli. Natural Products Insider’ın makalesine göre lösin miktarı, ürünün kalitesini ölçmek için bir parametre olarak kullanılabilir. Bir ürüne başka amino bileşenler eklenirse lösin miktarı seyrekleşir ve bozulmamış proteine kıyasla ürünün potansiyeli azalır.

Genellikle,  protein miktarının yüzde 11 gibi bir kısmını sağlayan lösin, whey ve kazein gibi süt bazlı proteinlerde bulunur. Bu durumda, kazein ve süt proteinleri yüzde 10 daha fazla, yani 25 gramlık protein servisi başına 2.5 gr lösin içerir. (Yumurta, soya ve diğer sebze proteinleri 25 gramlık bir servis başına en az 2 gram lösin içerir.) Bu da demek oluyor ki amino asit miktarlarını ambalajda belirten ve örneğin tek serviste 25 gramda 2,5 gr lösin içeren protein tozları üreten markalara bakmalısınız.

Paranızın karşılığını aldığınız bir ürün satın aldığınızdan emin olmak için içerikleri, şişirilmiş protein miktarına sebep olan amino asitler bakımından derinlemesine incelemekte fayda var. Öte yandan protein ürünü diğerine göre çok daha ucuzsa bunun sebebi “protein spiking” olabilir.

Devamı

SAĞLIK

Başarısızlığı kabullenememek size ne yapar?

-

Başarısızlığı kabullenmek ya da kabullenememek size ne yapar? Hayatınızdaki etkisi nedir? Beraber inceleyelim.

Suikastından iki yıl önce, Robert Kennedy ırkçılık hareketleri esnasında (apartheid) Güney Afrika’yı ziyaret etti ve Cape Town Üniversitesinde bir konuşma yaptı. New York senatörü, “Ne zaman bir insan inandığı bir idealin arkasında dursa veya başkalarının da hakkını gözetmek için harekete geçse… o kişi küçük bir umut dalgası oluşturur,” dedi. Bu konuşma, Jim Crow yasalarının Amerika’yı böldüğü ve Nelson Mandela’nın terörist kabul edildiği zamanlarda hala tartışmalı bir konu olan ırkçılığın adaletsizliğine karşı bir yakarıştı. Kennedy siyasal olarak büyük bir tepki çekmeyi göze almıştı fakat 1966 yılının o sıcak haziran akşamında da söylediği gibi, “Sadece çok başarısız olmaya cesaret edenler çok büyük işler başarabilir.”

Başarısızlıktan korkmak

Başarısızlıktan korkuyoruz ve bunun için haklı sebeplerimiz var. Çok hata yaparsanız insanlar sizin dikkatsiz, beceriksiz ya da sadece aptal olduğunuzu düşünebilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırma* bu durumdan kaçınmayı giderek daha çok önemsediğimizi gösterdi: 1989 ve 2016 yılları arasında, başkalarının beklentilerine göre yaşama isteği üçte bir oranında arttı. Çalışmanın yazarları, sosyal medya ve usanmak bilmeyen rekabetçi toplumun körüklediği mükemmeliyetçi davranışların “mantıksız isteklere” yol açtığı konusunda uyarıyor. Mükemmele ulaşmaya çalışmak sizi sonunda daha mutlu ya da sağlıklı yapmıyor; aslında, bunun tam tersine daha çok rastlanıyor. Bir başka çalışma, mükemmeliyetçilik puanları daha yüksek olan kişilerin “önemli ölçüde” daha yüksek ölüm riski** taşıdığını buldu çünkü bu özellik beden algı bozukluğu ve depresyonla ilişkilendiriliyor.

Başarısızlığı kabullenmek

Başarısızlığı kabullenmeyi söylemesi tabii ki yapmasından daha kolay. Ancak beyninizi bu korkuyu aslında bir heyecanmış gibi algılaması konusunda kandırırsanız, bunu yapmak mümkün. Cosmopolitan’ın editörü ve Discomfort Zone’un yazarı Farrah Storr, “Hızlı çarpan bir kalbi, terleyen elleri ve kurumuş bir ağzı korku işaretleri olarak algılıyoruz ancak heyecanlandığımızda da aynı semptomları deneyimliyoruz,” diyor. “Eğer bu semptomları bir meydan okuma işareti olarak algılarsanız, ciğerleriniz genişler, oksijen vücudunuzda daha rahat dolaşır ve siz de daha açık kararlar verirsiniz.” Bu strateji, 2014 yılında gerçekleştirilen ve kendinize “Heyecanlan!” diyerek zihinsel değişimi yakalamanızı öneren bir Harvard çalışması tarafından onaylandı.

Kimse mükemmel değildir. Bazen başarısız olacağınızı kabullenirseniz, genel kanının aksine belki de umut dalgaları yaymak konusunda daha mutlu, güvenli ve özgür olursunuz.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com