Bizi Takip Edin

SAĞLIK

“Sanki bu anı daha önce yaşadım”

Umut Doğan Yıldız

-

 

Uzmanlarından “dejavu” konusuyla ilgili görüşlerini aldık. Dejavu hakkında merak ettikleriniz.

İlk kez gittiğimiz bir yere sanki daha önce gelmişiz gibi, yeni tanıştığımız insanla daha önce tanışmışız gibi hissederiz. Bunun adı “Dejavu” ve işte uzmanların görüşleri.

Neden dejavu oluyoruz

Bir mekâna gireriz ve içimizde bir his, aklımızda bir düşünce “Ben buraya daha önce de geldim” der. Aslında gelmemişizdir ama “Daha önce buraya gelmiştim”, “Bu anı daha önce yaşamıştım”, “Bu kişiyi daha önce görmüştüm” hissine kapılırız. Peki, bu bir hafıza oyunu mu, bilinçdışı bir refleks mi yoksa sadece hislerimiz, duygularımız mı? Ve belki de en önemli soru: Yaşadığımız ve “dejavu” denen, “sanki…” ile başlayıp tanımlanamayan bu duygunun bir açıklaması var mı? Bazen gündelik hayatımızdaki herhangi bir şeyi daha önce yaşamışız gibi hissediyoruz. Arkadaşlarla çıktığımız bir yemekte sanki daha önce oradaymışız gibi bir duygu oluşuyor. Hatta aklımızdan “şu koltuğun üzerinde bir kedi uyuyordu. Mutfak sol tarafta ve beyaz saçlı bir kadın yemekleri hazırlıyordu” gibi ayrıntılar da geçmeye başlıyor. İşin garip yanı şu: Yabancı bir şehirdeyken veya tanımadığımız biriyle yan yanayken de dejavu yaşayabiliyoruz. Yer, kişiler, olaylar, hepsi bize tanıdık geliyor. Bu yaşadığımız kısa bir süre sonra bizde ilginç bir his bırakıyor ve merak uyandırıyor. Sanki büyülenmişiz de aynanın öteki yüzüne geçmişiz gibi geliyor. Bu ilginç duygu, yaşadığımız anı belirsiz, geçmişi tanıdık ve geleceği gizemli kılıyor. Neyse ki son yıllarda beyin ve işleyişi üzerine yapılan araştırmalar bu gizemli kapıyı biraz olsun aralamaya başladı.

İnsanlarda dejavu hissi

İnsanların yaklaşık yüzde 70’i dejavu hissini daha önce en az bir kez yaşadıklarını söylüyor ve yaşadıklarını da kolay kolay unutmuyor. Geçmişin filozoflarının da bu konuya epey kafa yorduğunu görüyoruz. Örneğin İtalyan filozof Remo Bodei, “dejavu” kelimesinin 1876 yılında ortaya çıktığını ama aslında bu durumun ilkçağlara uzanan bir geçmişi olduğunu söylüyor. Platoncu ve Pisagorcu filozoflar da dejavu anlarında geçmiş hayata dair anılar gördüğümüzü söylüyor. Stoacılar ise dejavudan “kendine sonsuz dönüş” olarak bahsediyor. Aristoteles için durum biraz farklı. Aristoteles, bu durumu ruhsal bir sorun olarak değerlendiriyor. 4. yüzyıldan Aziz Augustinus ise dejavuya kaygıyla yaklaşıyor ve kilisenin bu ilginç duygudan kuşku duyduğunu ve şeytanın işi olduğunu belirtiyor. Dejavuya kafa yoranların bir kısmı da sanatçılar, özellikle de yazar ve şairler… Onlar için dejavu, ilginç bir ilham kaynağı. Örneğin Shakespeare, “Hayır, zaman; değişeceğim konusunda böbürlenme” diyor. Çünkü ona göre her şey dejavu gösterisi. 19. yüzyılda daha fazla edebiyat üstadı bu konuya eğiliyor ve Dickens’tan Chateaubriand’a, Baudelaire’den Proust’a kadar birçok yazar tarafından ele alınıyor. Örneğin Proust şöyle diyor: “Eğer gücün varsa, geçerken yakala ve sana önerdiğim bu mutluluk bilmecesini çöz!” 20. yüzyılın kayda değer Fransız filozof, yazar ve psikanalistlerinden Jean-Bertrand Pontalis ise “Güncel olarak yaşadığım şeyler; başka şekillerde, başka hayatlarda, başkasının mı benim mi?” diye sorguluyor.

Freud’a göre dejavu

Bu duruma kayıtsız kalmayanlardan biri de Freud.

Freud’a göre bu tamamlanmamış, travmatik, bastırılmış, süper ego tarafından kabul görmeyen bir anıdan kaynaklanıyor. Freud’un örneklemesi ise şöyle: Genç bir kız, erkek kardeşi hasta olan bir arkadaşını ziyarete gittiğinde dejavu yaşadığını ancak bunun, kısa bir süre önce kendi erkek kardeşini kaybettiğinden ve ailesindeki tek çocuk olma arzusundan kaynaklandığını söylüyor. “Nadir ve hızlı dejavu duyumlarında, her seferinde idrak ve bilinçdışı bilinmez hayali tasarılar olur. Bunlarda var olan durumu iyileştirmeye dair bir arzu vardır.” Peki, rüyalar gibi dejavular da gizli arzularımızı mı yansıtıyor? Psikanalist Nelly Jolivet, “Endişe verici bu acayip durum, yani aşina olduğumuzla sürpriz olan arasındaki bu karşılaşma, bizim yasak olana dokunmamızdır” diyor. Psikanalist ve yazar François Gantheret de bu tanıyı benimsiyor: “Freud, ilk metinlerinde dejavunun anne karnına gönderme yaptığını söylüyor çünkü anne karnı, bulunduğumuzdan kesinlikle emin olduğumuz bir yer. Ferenczi de onunla aynı fikirde ve bunun unutulmuş bir rüyanın anısı olduğunu, yani bir arzunun gerçekleşmesi ve güncel yaşantı unsurlarının çağrışım yoluyla hatırlanmaya başlaması olduğunu söylüyor.” Birebir dejavu yaşamış isimlerden biri de Jung. Kenya seyahatindeyken bir dejavu yaşayan Jung; yaşlı ve bilgeliği sembolize eden bir adamla karşılaşmış ve bu etkiyi de arketipin uyanışı olarak yorumlamış.

Aristoteles’ten bu yana dejavu ile ilgili fikirler öne sürülüyor. Günümüzde ise konu, nörolojinin ilgi alanına giriyor.

Dejavuda beynimiz kontrolden mi çıkıyor

Gizli anılar, gizli arzular, sembolik ifadeler… Dejavunun, bunlarla veya paranormal ve eski yaşantıyla ilgili şeylerle bağlantılı olmadığını açıklayan 19. yüzyıl biliminin, söz konusu yaklaşıma darbe indirdiğini görüyoruz. Sonuç olarak Aristoteles’in yaklaşımına dönen bilim, dejavuyu, beynin kontrolden çıkması olarak tanımladı. Sara hastalığı olarak da adlandırılan epilepsi ise nörologların bu konu üstüne çalışmasını sağladı, çünkü bazen dejavu bu krizlerden önce yaşanıyordu. Nörologlar, otobiyografik hafızanın etkilendiği beynimizdeki limbik sistemin bir bölgesinde kısa süreli aksaklık olduğunu kanıtladılar. İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nde elektrik uyarımı kullanılarak yürütülen bir çalışma da bu hipotezi doğruladı. Bir başka açıklama ise normal dejavunun yorgunluk, stres, sarhoşluk gibi durumların; nöronal sistemde “tanıdık” ile “bilinen”i ayıran mekanizmada tutarsızlık yarattığı görüşüne dayanıyor. Buna göre beynimiz, bir anımızla alakalı iletileri içinde bulunduğumuz ana yolluyor! Böylece dejavu sadece yanlış bir etki olarak kalıyor. Belki dejavuyla ilgili daha keşfedilecek çok şey var… Bunlardan biri de her şeyin bilinçdışımızdan geldiği düşüncesi… Yazar Philippe Jaenada, “Doğaüstü bir şey olmadığını bilmemize rağmen, dejavu bizim için hâlâ heyecan verici bir şey. Kısa bir süreliğine bir şeyler yaşıyoruz ve sonra normal hayatımıza dönüyoruz. Ancak bir süreliğine bile olsa bu güzel bir deneyim” diyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Ömrü uzatan antrenman

Umut Doğan Yıldız

-

Yeni yapılan bir araştırmaya göre, güç antrenmanları insan ömrünü uzatıyor.

Kardiyo bağımlılarına güç antrenmanları çekici gelmeyebilir. Ama yeni bir araştırma, güç antrenmanlarını atlamamanız gerektiğinin haberini veriyor. Çünkü anaerobik (yani güç antrenmanı) egzersizler, uzun yaşamın sırrı olabilir.

Preventative Medicine‘da yayımlanan araştırmada, güç antrenmanları ile uzun yaşam arasında bir bağlantı bulundu. Kardiyo egzersizlerinin kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve Alzhemir gibi birçok hastalık riskini azalttığı uzun zamandır biliniyordu. Ancak, güç antrenmanlarının insan ömrü ve sağlık üzerindeki pozitif etkilerine dair araştırmaların sayısı görece sınırlıydı.

Araştırmacılar, National Health Interview Survey tarafından 1997-2001 yılları arasında toplanan veriler ile 2011 yılında 65 yaş ve üzerindeki 30.000 insanın ölüm raporlarını ilişkilendirdiler. İnsanların sadece %9’unun haftada en az 2 gün güç antrenmanı yaptığı bildirilmişti. Güç antrenmanı yapan insanların erken ölüm oranı ise güç antrenmanı yapmayanlara kıyasla %46 daha düşük olarak belirlendi. Dahası, bu insanların kalp sorunlarına bağlı ölüm oranlarının %41, kanserden dolayı hayatlarını kaybetme oranlarının ise %19 daha düşük olduğu ortaya çıktı. Hatta alkol tüketimi ya da sigara bağımlılığı gibi diğer yaşamsal faktörler hesaba katıldığında da sonuçlarda bir değişiklik oluşmadı.

Özetleyecek olursak, egzersiz programından güç antrenmanlarını asla eksik etmemelisiniz.

Devamı

SAĞLIK

7 adımda daha hızlı metabolizma

Umut Doğan Yıldız

-

Bu 7 adımı izleyerek metabolizmanızı hızlandırın.

Amazondan Sipariş

Bağışıklığı güçlendirmesinin yanı sıra, C vitamini metabolizmanız için de çok önemli olup Boulder’daki Colorado Üniversitesine göre yaşlandıkça vücudumuzu yavaşlatan oksidatif stresi dengeler. Ancak bunun için Amazon ormanlarında yaşamak zorunda değilsiniz. Yağmur ormanları meyvesi camu camu, bir çay kaşığı tozunda günlük tavsiye edilen tüketim miktarınızın beş katını içerir. Gut dergisine göre ise aşırı yemekten kaynaklanan kilo alımının etkisini azaltır. Bir sonraki shake’inize akıllıca bir ilave.

Suyla Daha Fazla Yakın

Biftek ve protein barlardan oluşan bir beslenme programının kol kaslarınıza faydaları olabilir, ancak bu metabolik bir dezavantajla gelir. Connecticut Üniversitesinin bir çalışmasında, yüksek protein diyeti yapan atletler, normalden daha susamış hissetmemelerine rağmen metabolizmayı yavaşlatan su eksikliği belirtileri gösterdi. Susuzluktan kavrulmayı beklemeyin. Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism, yalnızca 500 ml suyun dahi metabolizma hızınızı sonraki saat için yüzde 30 yükseltebileceğini bildiriyor.

Artık Büyük Öğünler Moda

“Az ve sık yiyin” efsanesi o kadar yaygın ki nadiren sorgulanıyor. Ancak Plos One dergisindeki bir çalışma, daha az sıklıkla daha büyük öğünler yiyen erkeklerde küçük bir kalori yakımı artışı görüldüğünü bildirirken US National Institute on Aging, günde süper boyutlarda bir öğün tüketen farelerin sürekli olarak atıştıranlardan daha sağlıklı olduğunu gösterdi. Daha az bulaşık çıkması da cabası.

Sonraya Saklayın

Ağırlık antrenmanınızı işten sonraya ertelemek, metabolizmanız yavaşlamak üzereyken onu yeniden hızlandıracaktır (ayrıca hızlı bir bira yuvarlamanın cazibesinden kaçmanıza yardımcı olur). Bir çalışmada**, akşam saat altıdan sonra antrenman yapan deneklerin sabah antrenman yapanlara kıyasla daha fazla yağ yaktıkları görüldü. İlave uyku süresinin de size iyi geleceğinden eminiz.

Düşünmeniz Yeter

Metabolizmanızı hızlandırmak davranışlarınızdaki değişikliklerden biraz daha fazlasını gerektirebilir. Bir çalışmaya göre***, günlük aktivitelerini egzersiz olarak yorumlayan deneklerin rutinlerinde değişiklik yapmadan daha fazla kalori yakıp daha çok yağ kaybettiği görüldü. O dosyaları güncellemek çok zor iş, değil mi?

Yaralarınıza Tuz Basın

İyot, tiroidinizin metabolizmanızı iyi çalışan bir düzende tutan hormonları üretmesine yardımcı olması adına gereklidir. Ancak Türkiye halkındaki iyot eksikliği iyotlu tuzlar üretilmesinin zorunlu kılınmasıyla azalsa da, hala varlığını sürdürüyor. Wakame yosunu gibi deniz sebzeleri mükemmel iyot kaynaklarıdır ve daha kolay besin emilimi için miso ile servis edilmesi tavsiye edilir. Ancak deniz ürünlerinin bu türlerinden kaçınıyorsanız iyotlu tuz kullanmayı ihmal etmemelisiniz.

T Yüklemesi

Bitmek bilmeyen back squatlar doğal bir yağ yakıcı olan testosteron seviyelerinizi artırmanın tek yolu değil. Bath Üniversitesinin bir çalışması, 30 saniyelik 10 sprint yapmanın T seviyelerinizi bir sonraki saat içinde yükselttiğini ve aynı zamanda vücudunuzun şekeri metabolize etme kabiliyetini geliştirdiğini gösterdi. Sonuçlarınızı en iyi hale getirmek için spor-dinlenme oranınızı 1:3 şeklinde tutun, yeterince dinlenemezseniz en iyi çabanızı gösteremezsiniz. İyi kazançlar, bekleyenlere gelir.

Devamı

SAĞLIK

Prediyabetten kurtulun

Umut Doğan Yıldız

-

Yetişkinlerin yaklaşık üçte birinde prediyabet, yani diyabet için bir uyarı işareti olan yükselen kan şekeri sorunu vardır.

Problemin geri çekilmesini sağlamanın yolu oldukça tanıdık görünüyor: İyi beslenin, daha çok hareket edin, yeterince uyuyun, stresi azaltın. Ancak bu stratejilerin galibini selamlayın:

Tennessee Üniversitesinin çalışmasına göre, denekler yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 protein ve yüzde 30 yağ içeren zor olmayan diyetler uyguladığında, her biri altı ay içinde prediyabetten kurtuldu.

National Diabetes Prevention Program’ından akla uygun bir plan, prediyabetin ilerleme şansını yüzde 58 azaltıyor.

PLAN NE: Kilonuzun en az yüzde 5’ini vermek, haftada en az 150 dakika orta seviyeli egzersiz yapmak ve günlük rutininize stres yönetimi ile ilgili ve kan şekeri dostu ince ayarlar eklemek (daha iyi uyumak gibi).

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com