Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

“Sanki bu anı daha önce yaşadım”

SAĞLIK

“Sanki bu anı daha önce yaşadım”

-

 

Uzmanlarından “dejavu” konusuyla ilgili görüşlerini aldık. Dejavu hakkında merak ettikleriniz.

İlk kez gittiğimiz bir yere sanki daha önce gelmişiz gibi, yeni tanıştığımız insanla daha önce tanışmışız gibi hissederiz. Bunun adı “Dejavu” ve işte uzmanların görüşleri.

Neden dejavu oluyoruz

Bir mekâna gireriz ve içimizde bir his, aklımızda bir düşünce “Ben buraya daha önce de geldim” der. Aslında gelmemişizdir ama “Daha önce buraya gelmiştim”, “Bu anı daha önce yaşamıştım”, “Bu kişiyi daha önce görmüştüm” hissine kapılırız. Peki, bu bir hafıza oyunu mu, bilinçdışı bir refleks mi yoksa sadece hislerimiz, duygularımız mı? Ve belki de en önemli soru: Yaşadığımız ve “dejavu” denen, “sanki…” ile başlayıp tanımlanamayan bu duygunun bir açıklaması var mı? Bazen gündelik hayatımızdaki herhangi bir şeyi daha önce yaşamışız gibi hissediyoruz. Arkadaşlarla çıktığımız bir yemekte sanki daha önce oradaymışız gibi bir duygu oluşuyor. Hatta aklımızdan “şu koltuğun üzerinde bir kedi uyuyordu. Mutfak sol tarafta ve beyaz saçlı bir kadın yemekleri hazırlıyordu” gibi ayrıntılar da geçmeye başlıyor. İşin garip yanı şu: Yabancı bir şehirdeyken veya tanımadığımız biriyle yan yanayken de dejavu yaşayabiliyoruz. Yer, kişiler, olaylar, hepsi bize tanıdık geliyor. Bu yaşadığımız kısa bir süre sonra bizde ilginç bir his bırakıyor ve merak uyandırıyor. Sanki büyülenmişiz de aynanın öteki yüzüne geçmişiz gibi geliyor. Bu ilginç duygu, yaşadığımız anı belirsiz, geçmişi tanıdık ve geleceği gizemli kılıyor. Neyse ki son yıllarda beyin ve işleyişi üzerine yapılan araştırmalar bu gizemli kapıyı biraz olsun aralamaya başladı.

İnsanlarda dejavu hissi

İnsanların yaklaşık yüzde 70’i dejavu hissini daha önce en az bir kez yaşadıklarını söylüyor ve yaşadıklarını da kolay kolay unutmuyor. Geçmişin filozoflarının da bu konuya epey kafa yorduğunu görüyoruz. Örneğin İtalyan filozof Remo Bodei, “dejavu” kelimesinin 1876 yılında ortaya çıktığını ama aslında bu durumun ilkçağlara uzanan bir geçmişi olduğunu söylüyor. Platoncu ve Pisagorcu filozoflar da dejavu anlarında geçmiş hayata dair anılar gördüğümüzü söylüyor. Stoacılar ise dejavudan “kendine sonsuz dönüş” olarak bahsediyor. Aristoteles için durum biraz farklı. Aristoteles, bu durumu ruhsal bir sorun olarak değerlendiriyor. 4. yüzyıldan Aziz Augustinus ise dejavuya kaygıyla yaklaşıyor ve kilisenin bu ilginç duygudan kuşku duyduğunu ve şeytanın işi olduğunu belirtiyor. Dejavuya kafa yoranların bir kısmı da sanatçılar, özellikle de yazar ve şairler… Onlar için dejavu, ilginç bir ilham kaynağı. Örneğin Shakespeare, “Hayır, zaman; değişeceğim konusunda böbürlenme” diyor. Çünkü ona göre her şey dejavu gösterisi. 19. yüzyılda daha fazla edebiyat üstadı bu konuya eğiliyor ve Dickens’tan Chateaubriand’a, Baudelaire’den Proust’a kadar birçok yazar tarafından ele alınıyor. Örneğin Proust şöyle diyor: “Eğer gücün varsa, geçerken yakala ve sana önerdiğim bu mutluluk bilmecesini çöz!” 20. yüzyılın kayda değer Fransız filozof, yazar ve psikanalistlerinden Jean-Bertrand Pontalis ise “Güncel olarak yaşadığım şeyler; başka şekillerde, başka hayatlarda, başkasının mı benim mi?” diye sorguluyor.

Freud’a göre dejavu

Bu duruma kayıtsız kalmayanlardan biri de Freud.

Freud’a göre bu tamamlanmamış, travmatik, bastırılmış, süper ego tarafından kabul görmeyen bir anıdan kaynaklanıyor. Freud’un örneklemesi ise şöyle: Genç bir kız, erkek kardeşi hasta olan bir arkadaşını ziyarete gittiğinde dejavu yaşadığını ancak bunun, kısa bir süre önce kendi erkek kardeşini kaybettiğinden ve ailesindeki tek çocuk olma arzusundan kaynaklandığını söylüyor. “Nadir ve hızlı dejavu duyumlarında, her seferinde idrak ve bilinçdışı bilinmez hayali tasarılar olur. Bunlarda var olan durumu iyileştirmeye dair bir arzu vardır.” Peki, rüyalar gibi dejavular da gizli arzularımızı mı yansıtıyor? Psikanalist Nelly Jolivet, “Endişe verici bu acayip durum, yani aşina olduğumuzla sürpriz olan arasındaki bu karşılaşma, bizim yasak olana dokunmamızdır” diyor. Psikanalist ve yazar François Gantheret de bu tanıyı benimsiyor: “Freud, ilk metinlerinde dejavunun anne karnına gönderme yaptığını söylüyor çünkü anne karnı, bulunduğumuzdan kesinlikle emin olduğumuz bir yer. Ferenczi de onunla aynı fikirde ve bunun unutulmuş bir rüyanın anısı olduğunu, yani bir arzunun gerçekleşmesi ve güncel yaşantı unsurlarının çağrışım yoluyla hatırlanmaya başlaması olduğunu söylüyor.” Birebir dejavu yaşamış isimlerden biri de Jung. Kenya seyahatindeyken bir dejavu yaşayan Jung; yaşlı ve bilgeliği sembolize eden bir adamla karşılaşmış ve bu etkiyi de arketipin uyanışı olarak yorumlamış.

Aristoteles’ten bu yana dejavu ile ilgili fikirler öne sürülüyor. Günümüzde ise konu, nörolojinin ilgi alanına giriyor.

Dejavuda beynimiz kontrolden mi çıkıyor

Gizli anılar, gizli arzular, sembolik ifadeler… Dejavunun, bunlarla veya paranormal ve eski yaşantıyla ilgili şeylerle bağlantılı olmadığını açıklayan 19. yüzyıl biliminin, söz konusu yaklaşıma darbe indirdiğini görüyoruz. Sonuç olarak Aristoteles’in yaklaşımına dönen bilim, dejavuyu, beynin kontrolden çıkması olarak tanımladı. Sara hastalığı olarak da adlandırılan epilepsi ise nörologların bu konu üstüne çalışmasını sağladı, çünkü bazen dejavu bu krizlerden önce yaşanıyordu. Nörologlar, otobiyografik hafızanın etkilendiği beynimizdeki limbik sistemin bir bölgesinde kısa süreli aksaklık olduğunu kanıtladılar. İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nde elektrik uyarımı kullanılarak yürütülen bir çalışma da bu hipotezi doğruladı. Bir başka açıklama ise normal dejavunun yorgunluk, stres, sarhoşluk gibi durumların; nöronal sistemde “tanıdık” ile “bilinen”i ayıran mekanizmada tutarsızlık yarattığı görüşüne dayanıyor. Buna göre beynimiz, bir anımızla alakalı iletileri içinde bulunduğumuz ana yolluyor! Böylece dejavu sadece yanlış bir etki olarak kalıyor. Belki dejavuyla ilgili daha keşfedilecek çok şey var… Bunlardan biri de her şeyin bilinçdışımızdan geldiği düşüncesi… Yazar Philippe Jaenada, “Doğaüstü bir şey olmadığını bilmemize rağmen, dejavu bizim için hâlâ heyecan verici bir şey. Kısa bir süreliğine bir şeyler yaşıyoruz ve sonra normal hayatımıza dönüyoruz. Ancak bir süreliğine bile olsa bu güzel bir deneyim” diyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliği günde 1 paket sigara içmeye eşit

-

Bilim insanları, hava kirliğine sürekli maruz kalmanın, akciğer ve alt solunum yolları hastalıklarına yakalanma riski bakımından günde bir paket sigara içmeye eş değer olduğu söylüyor.

Sputnik’te yer alan habere göre, sonuçları ABD Tabipler Birliği yayını JAMA Journal’da yayımlanan araştırmada, hava kirliliğine yol açan bileşenlerin güneş ışığıyla etkileşimiyle ortaya çıkan yer seviyesindeki ozon gazının, amfizem gibi, akciğerlerde ve diğer oksijen taşıyan alt solunum organlarında ortaya çıkan, doku ve organlar arasında hava boşlukları oluşturarak vücudun yeterli miktarda oksijen kullanmasını engelleyen rahatsızlıkların ortaya çıkmasında, günde bir paket sigara kadar etkili olduğunu belirledi.

Araştırma kapsamında ABD’nin New York, Los Angeles, Chicago, Baltimore, St. Paul ve Winston-Salem kentlerinde yaşayan, yaşları 45 ve 84 arasındaki 7 binden fazla sağlıklı yetişkini 10 yıl boyunca izleyen bilim insanları, hava kirliliği oranlarının yüksek olduğu söz konusu metropollerde yaşayan kişilerde amfizem ortaya çıkma riskinin, hava kirliliği oranlarının düşük olduğu yerlerde yaşayıp günde bir paket sigara içen bireylere eşit olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya önderlik eden Columbia Üniversitesi’nden Dr. Graham Barr, “Hava kirliliğine maruz kalmanın amfizeme yakalanma riskini belirgin şekilde artırdığını gördük. Bu, günde 1 paket sigara içmeye eş değer bir risk oluşturuyor ve vücuda 3 yıl ilave yaşlanmaya eş değer bir zarar veriyor” ifadesini kullandı.

Araştırmanın yazarlarından, Washington Üniversitesi’nden Dr. Joel Kaufman da “Sigara içmek amfizeme yol açan en önemli etken. Hastalığın ortaya çıkmasında hava kirliliğinin de bu kadar etkili olduğunu görmek bizim için sürpriz oldu” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de daha önce yapılan araştırmalarda da yer seviyesindeki ozon gazı yoğunlaşmasının akut solunum hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarılar içeren araştırmalar yayımlanmıştı. Araştırmalarda ABD’de yalnızca 2011’de solunum hastalıkları kaynaklı hastalıklardan 107 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekilmişti.

Devamı

SAĞLIK

4500 yıllık mayadan ekmek pişirdi

-

Antik Mısır’dan kalma bir çanaktaki mayayı kullanarak ekmek pişiren bilim insanı Seamus Blackley, pişirdiği ekmeğin, diğer ekmeklerden daha lezzetli olduğunu söylüyor.

Fizikçi ve video oyunu tasarımcısı Seamus Blackley, Antik Mısır üzerine çalışmalar yürüten Serena Love ve mikrobiyolog Richard Bowman’la ABD’nin Massachusetts eyaletinde bir araştırmada çalıştığı sırada, Antik Mısır’dan kalma bir çanaktan maya kalıntıları çıkardığını söyledi.

Numunelerin kapların gözeneklerinden toplandığını söyleyen araştırmacı, organizmaları uyandırmadan önce bir sterilizasyon tekniği kullandığını söylüyor.

Devamı

SAĞLIK

Metabolizma hızlandırmanın 12 yolu!

-

Metabolizma hızlandırmanın yollarını merak edenler için 12 tüyomuz var.

Vücudunuz bir makine olsaydı, metabolizmanız işletim sistemi olma görevini üstlenirdi: Bütün girdileri, yani besinleri işleyerek sizi fonksiyonel kılan bir sistem. Onu abur cuburla doldurursanız düşük performans gösterecektir. Sisteminizi daha verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, beslenme ve antrenman programlarınızı güncellemeyi deneyebilirsiniz.

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

YEŞİLİN GÜCÜ

Tıpkı kahve gibi çay da antioksidan açısından zengindir. Journal of Research in Medical Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, günde dört fincan yeşil çay içen tip 2 diyabet hastaları, çay içmeyenlere göre daha fazla kilo verdi ve tansiyonunu düşük tuttu. Bilim insanları, yeşil çaya has bir antioksidan olan kateşinlerin metabolizmayı hızlandırdığını düşünüyor.

KAHVALTI YAP

Bath Üniversitesinin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, günün ilk öğünü metabolizmadaki yağ genlerini pasif hale getiriyor ve vücudu antrenmandan sonraki saatlerde daha fazla karbonhidrat yakması konusunda harekete geçiriyor. İtalyan bilim insanlarının yaptığı birbirinden bağımsız araştırmalara göre, kahvaltı ayrıca dinlenen metabolik değerinizi her akşam aynı yemekleri yemekten daha fazla artırıyor.

BOL BOL SU İÇİN

Yüksek protein diyeti yapan sporcuların metabolizmaları yeteri kadar su tüketmeme sebebiyle sekteye uğrayabilir. Yani bol miktarda su tüketmeniz gerekiyor. Frontiers in Nutrition tarafından yayımlanan ve hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bol su tüketmek vücudunuzdaki yağların parçalanmasına yardımcı olarak kilo vermenizi sağlıyor. Elinize küçük bir bardak alıp ofisinizdeki sebile doğru yürümek, iş gününüzün daha aktif geçmesine yardımcı olabilir.

BİRAZ BAHARAT

Sabah tükettiğiniz yulaf ezmeli karışımınızı tarçınla tatlandırmayı deneyin. Metabolism’de yayımlanan 2017 tarihli bir araştırma, baharatların metabolizmanın ürettiği sıcaklık olan termojenez miktarını artırdığını söylüyor. Tam buğday ekmeğinin arasına fıstık ezmesi ve muz koyarak yaptığınız bir tost da benzer bir etki yaratacaktır.

AKŞAM YEMEĞİ YE

İtalyan bilim insanları tarafından yapılan ve PLOS One’da yayımlanan bir araştırmaya göre, günlük toplam kalorilerinin en büyük parçasını akşam yemeğinde tüketenler, bu öğünü günün daha erken saatlerinde tüketenlere oranla obeziteye iki kat daha meyilli oluyor. Bilim insanları bu tarz beslenmenin metabolik fonksiyonlara katkıda bulunan sirkadiyen ritminizle daha doğal bir uyum yakalamanıza yardımcı olacağını söylüyor.

AYARI KAÇIRMA

PLOS One’da yayımlanan ve Hollandalı bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gün içinde büyük öğünler tüketmekten kaçınan erkeklerin, toplam kalori tüketimi aynı miktarda olan erkeklere oranla daha iyi bir iştah kontrolüne ve daha yüksek dinlenen metabolik değere sahip olduğu ortaya çıktı. Acıktığınız zamanlarda fazla yemenize neden olacak brunch’lara meyletmek yerine elma ve armut gibi ufak atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.

İyotlu tuz metabolizma hızlandırır mı?

İYOTLU TUZ KULLAN

Deniz tuzları, tiroidinize metabolizmanızı sağlıklı tutması konusunda yardımcı olan iyot bakımından zengin değildir. Günlük 150 mikrogram iyot tüketmeniz tavsiye edilirken, bu miktar yarım çay kaşığı iyotlu tuza tekabül eder. Ancak iyot alabilmek için balık, süt ürünleri, meyve ve sebze de tüketebilirsiniz.

PEDALLARA ASIL

Kopenhag Üniversitesi tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, antrenman sonrasında bisikletçilerin ağırlık kaldıranlara oranla metabolizmayı harekete geçiren FGF21 hormonunun daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle metabolizmanızı hızlandırmak için antrenmanlarınızın sonunda pedal çevirebilirsiniz.

PATLAMA MODUNA GEÇ

İtalyan araştırmacılar, yüksek yoğunluklu kuvvet antrenmanı yapanların geleneksel kuvvet antrenmanları yapanlara oranla egzersiz sonrasında daha fazla kalori yaktığını ortaya koydu. Araştırmalara göre 6 tekrar, 20 saniye dinlenme, 2-3 tekrar, 20 saniye dinlenme ve 2-3 tekrar prensibiyle çalışabilirsiniz. Toplamda iki dakika sürecek üç egzersiz yapın. Set aralarında 30 saniye dinlenerek sekiz seti tamamlayın.

KEMİKLERİNİ GÜÇLENDİR

Kanadalı bilim insanları tarafından 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kan dolaşımında kemik hormonu osteokalsin miktarı fazla olan kişiler şekeri ve yağı daha iyi metabolize ediyor. Osteokalsin hormonunuzu artırabilmek için brokoli, soğan, somon ve zeytinyağı tüketebilirsiniz.

ŞALTERİ İNDİR

Şimdiye kadarki tüm ipuçlarını uygulamaya başlasınız bile, kötü bir uyku tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Yapılan birçok araştırma, yetersiz uykunun metabolizmanızın fonksiyonelliği için bir hayli önemli olan glukoz metabolizmasını ve düzenleyici hormonları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

TELEFONU DA KAPAT

Geceleri Instagram’da gezinmenin tek kötü yanı uykunuzun bölünmesi değildir. Zira bu davranış kilo almanıza da neden olabilir. Northwestern Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, cihazınızdan yayılan mavi ışık insülin direncinizi artırarak vücudunuzun kan dolaşımınızdaki glukozu temizleme kabiliyetini düşürebiliyor.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com