Bizi Takip Edin

SAĞLIK

RAHATLAMANIN EN KESİN YÖNTEMİ

-

 

atesİzleyin ve sağlık olarak karşılığını alın.

Rahatlayın: University of Alabama’da gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre ateş karşısında oturmak kan basıncınızı düşürüp rahatlamanızı sağlayabilir.

İnsanlar 15 dakika boyunca cayır cayır yanan bir ateşin videosunu, ses desteğiyle beraber izleyince ortalama olarak sistolik kan basınçları 6, diastolik kan basınçları ise 3 değer düşüyor.

Araştırmacılardan Dr. Christopher Dana Lynn’e göre çalışma gündüz saatlerinde yapıldığı için, ateşin gece vakitlerinde yaratabileceği rahatlatıcı etkiyi az bile ölçmüş olabilir.

Lynn ateşin karşısında partneriniz yanınıza alıp sarılmayı ya da arkadaşlarınızla kaynaşmayı öneriyor. Ona göre prososyal insanlar (yani diğer insanlara, sosyal durumlara, sosyal etkileşimlere daha pozitif bakan) ateş karşısında rahatlamaya daha yatkınlar. Ayrıca zor kapsanabilen, dikkati dağınık insanlar dahi daha rahatlayabiliyor çünkü onlar da ateş karşısında mest olup, kitlenebiliyorlar.

Peki bu sıcaklık ve parlamalar nasıl bizi rahatlatıyor? Lynn’e göre insanlar ateşi rahatlatıcı bularak evrilmiş olabilirler çünkü stresle başedebilenler daha uzun süre yaşıyor ve daha çok üreyebiliyorlar. “Stres sizi öldürebilir. Gerçekten. Bundan dolayıdır ki stresi azaltabilmek türümüzün hayatta kalması için önemlidir.”

Dopamin (zevk almamızda önemli bir rolü olan beyin kimyasalı) ile alakalı olan genler bulunmakta ve bu kendini vermeyle alakalı olabilir diyor Lynn. “Bu meseleyle alakalı olan, bize yardım edebilecek her durum evrimsel olarak isteyeceğimiz şeylerdir.”

Evde şömine yok mu? Lynn televizyon izlemenin de aynı etkilere sahip olabileceğini söylüyor. Birinci olarak televizyon aynı ateş gibi titrek ışıklar yayar ve beklenmeyen sesler çıkartır. Ayrıca ikisi de her ne kadar ilgilenmek istemeseniz de dikkatinizi ele geçirecek kapasiteye sahiptirler.

Ayrıca ikisinin de sosyal boyutları vardır. “Tarihe baktığımızda ateş karşısında anlatılmış, paylaşılmış ciddi bir sözlü tarihten bahsedebiliriz. Bu televizyonda haberleri, olayları, hikayeleri takip etmekten ne kadar farklı?” diyor Lynn.

 

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Karın bölgeniz yağlı ise dikkat!

Umut Doğan Yıldız

-

Karın bölgesindeki yağlar ile D vitamini eksikliği arasında bir ilişki bulundu.

Medical News Today dergisinde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre karın bölgesi yağlı olan kişilerin vücutlarındaki D vitamini seviyesi düşük oluyor. Uzmanların bu tezi kanıtlamadaki çıkış noktası ise yaz mevsiminde güneşle temas halinde olan veya olmayan insan vücudunda, D vitamini eksikliğinin seviyelerini ve bu eksikliğin sebep olduğu hastalıkları ölçmekti. Bu noktadan yola çıkan araştırmacılar, karın bölgesi yağlı olanların da fazla güneş görmeyen ve D vitamini eksikliği çeken kişiler olduğunu fark etti. D vitamini eksikliği ile obezite arasındaki ilişkiden de yola çıkarak, bu kez vücudun hangi bölgesinde biriken yağın, hangi sebepten kaynaklandığı araştırıldı: Kadınlarda, karın bölgesindeki yağlar direkt D vitamini eksikliğine işaret ederken erkeklerde karın ve karaciğer yağlanıyordu. Uzmanlar bu keşif sayesinde şunu artık rahatça söyleyebiliyor: Bel bölgenizde yağlanma başladıysa, D vitamini seviyenizi mutlaka ölçtürün!

Devamı

SAĞLIK

Ergenlik ve bağımlılık

Umut Doğan Yıldız

-

Bizi asıl bağımlı yapan tütündeki nikotin. Yine yapılan bir araştırmaya göre her 10 bağımlıdan 9’u, sigaraya ergenlik döneminde başlamış.

Ergenlik, bu tür bağımlılıkların ilk işaretlerini verdiği gelişim dönemi çünkü kişiliğini kazanmaya çalışan gençler fazlasıyla etki altında kalabiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan; gençlerin sigaraya fazla önem verdiğine dikkat çekerek, ergenlerin sigara ile genellikle lise döneminde tanıştıklarını belirtiyor. Sigaranın bir geçiş maddesi de olabildiğini, bunu alkol ve madde kullanımının takip edebildiğini dile getiren Doç. Dr. Noyan, “İlk başlarda tek tek kullanılan sigara miktarı giderek artıyor, 3-4 paket sonra yoksunluk belirtileri ve aşerme dediğimiz sigara kullanma isteği başlıyor. Bu süreç de bağımlılığın geliştiğini gösteriyor” diyor. Doç. Dr. Noyan, e-sigarayı da büyük bir risk olarak niteleyerek “Özellikle ergenler, sigaradan daha güvenli olduğunu düşünerek e-sigara kullanmaya başlıyorlar ve bu da sigara bağımlılığına giden yolun önünü açıyor” uyarısında bulunuyor.

Ergenlikte sigaraya başlamak aslında bağımlılığa giden ve bilinen bir yol. Ancak bizi bağımlı yapan şey başka… Her bir sigaranın, vücut için zehirli, tahriş̧ edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde içerdiği artık biliniyor. Bu maddelerden en az 81 tanesinin doğrudan kansere neden olduğu da kanıtlanmış halde. Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Öğretim Üyesi Dr. Melahat Bekir Külah’ın açıklamalarına göre günümüzde tüm kansere bağlı ölümlerde erkeklerin yüzde 35’i kadınların ise yüzde 15’i sigara yüzünden kansere yakalanıp ölüyor! Çünkü nikotinin, vücudumuz üzerinde kalp atışlarını hızlandırıcı, tansiyonu yükseltici ve kanın pıhtılaşma riskini artırıcı olumsuz etkileri var ve yine akciğer kanserine bağlı ölümlerin de yüzde 90’ının sebebi sigara.

Sigaraya bağımlı hale geliyoruz çünkü nikotin çok güçlü bir psikolojik uyarıcı. Öyle ki sigarayı ilk kez deneyen her üç̧ kişiden biri tek bir sigara ile bağımlı hale geliyor. Bir sigara içildiğinde ortalama 10 saniye gibi kısa bir sürede yanaktan emilen nikotin, beyne ulaşıyor ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını sağlayan merkezi uyararak bazı hormonların salgılanmasına neden oluyor. Bu hormonlar da zevk alma, gevşeme, sakinleşme, konsantrasyon artışı gibi değişiklikleri ortaya çıkarıyor. Bu durum sigara içende geçici bir rahatlama sağladığı için bu değişim ve ruh hali devam etsin istiyor, daha çok nikotin istemeye başlıyor. Sonuçta içilen sigara miktarı arttıkça artıyor. Dr. Melahat Bekir Külah, bunun nedenini şöyle açıklıyor: Nikotinin meydana getirdiği etkilere karşı vücutta tolerans gelişir. Alınan nikotin miktarı arttıkça etkisi azalır, bu da daha fazla miktarda nikotine ihtiyaç duyulmasına yol açar. Vücut, gerekli olsa da olmasa da bu maddeyi almak istemeye başlar. Alamadığı zaman sinirlilik, gerginlik, konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı, depresyon vb. gibi duygu ve davranışlar baş gösterir. Duygularımız irademizin kontrolünden çıkar ve tıbbi bir bozukluk haline gelir.”

Devamı

SAĞLIK

Yaşlıların yere düşmesi

Umut Doğan Yıldız

-

Yaşlıları bekleyen ancak görünmeyen bir tehlike var: Düşmek! 

Öyle ki yaşlılardaki her 10 düşmeden 7’si yaralanmayla sonuçlanıyor! Denge bozuklukları, işitsel ve görsel algılamadaki zayıflamalar ise ileri yaşta düşme vakalarını artırıyor. Yaşlılarda oluşan düşme vakalarının yüzde 70’inin yaralanmayla sonuçlandığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Davud Yasmin, bu tehdidin önünü almak için evlerde de önlem almak gerektiğini vurguluyor. Yaşlıların en çok kalça ve ön kol kemiklerini kırdığını belirten Op. Dr. Davud Yasmin, “İlerleyen yaşlarda kemik erimesi de kırığın oluşmasını kolaylaştırıyor. Bu yüzden yaşlı hasta kırıklarını tedavi ederken kaynamayı kuvvetlendirmek için başka bir kemik dokusundan kemik nakli, kemik çimentosu ve kırığın kısaltılarak kaynatılmaya çalışılması gibi yollar izlenebiliyor” diyor. Evde alınabilecek önlemler ise şöyle: Takılıp düşmeye yol açabilecek halı, kilim gibi eşyaları yere iyice sabitlemek, kişiyi baston kullanmaya teşvik etmek, yaşlıların özellikle göz muayenesini yaptırıp iyi görmesini sağlamak, geceleri evin içini gece lambalarıyla aydınlatmak, banyo ve tuvalet zeminlerini kuru tutmak ve yaşlılara uygun dizayn etmek hatta yaşlı kişinin odasıyla tuvalet arasındaki mesafeyi kısa tutmak, mutlaka tabanı kaymayan terlikler kullanmasını sağlamak…

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com