Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Probiyotiklerin vücuda etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

 

Sindirim sisteminin düzenli olarak çalışabilmesi için bazı yararlı bakterilere ihtiyacımız var. Pprobiyotik adı verilen bu bakterileri ne kadar tanıyoruz?


Sağlıklı beslenmenin ilk adımı doğru yiyecekleri seçip, onları sağlıklı bir şekilde pişirmekle başlıyor. Sonrasında bu yiyecekleri dengeli miktarlarda tüketmemiz de gerekiyor. Probiyotikler, tam da bu noktada devreye giriyor çünkü yediğimiz besinlerin iyi sindirilip, emilmesi de şart. Kısacası, sindirim sisteminin iyi çalışması ve bağırsak florasının yaşayan mikroorganizmalar bakımından zengin olması gerekiyor. Bunu da probiyotikler sağlıyor.

Probiyotikler, sindirim sisteminde yaşayan, vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan, sağlıklı yaşayabilmek için bize yardımcı olan bakteriler… Bağırsaklarımızda doğal olarak bulunan bu bakterilerin hepsi de canlı. Probiyotikler, zararlı mikropların bağırsak duvarına tutunmasını önleyerek, sağlığımız üzerinde önemli bir rol oynuyorlar. Çünkü bağırsaklarımızın yüzeyi yaklaşık bir tenis kortunu kaplayacak kadar geniş. Haliyle bu büyük organın da sağlıklı ve verimli çalışması gerekiyor. Çünkü bağırsaklarımızın faaliyetleri ve vücudumuzun metabolik çalışma hızı buna bağlı. Özellikle diyet yapanlar için bu son derece önemli çünkü kilo verme sürecinde düzenli tuvalete çıkmak ancak düzenli çalışan, dolayısıyla sağlıklı bağırsaklarla mümkün. Bağırsakların düzenli çalışması için de, bağırsak florasındaki iyi bakterilerin çoğalması ve kötü bakterilerin yok edilmesi gerekiyor. İşte probiyotikler asıl olarak bu işi üstleniyor.

Çocuklar için probiyotikler şart

Probiyotiklerin fazla olması insanın tüm yaşam evreleri için gerekli. Örneğin çocukluk çağında görülen hastalıkların çoğunu önlemekte probiyotik kullanımı son derece önemli. Çünkü probiyotikler, çocukluktan başlayarak bağışıklık sistemiyle birlikte vücudu da güçlendiriyor. Burada hemen bir parantez açıp antibiyotiklere de değinmekte fayda var: Bildiğiniz gibi ülkemizde son yıllarda antibiyotik kullanımını azaltmak için bu gruptaki ilaçlar reçeteyle satılmaya başlandı. Bunun nedeni de antibiyotiklerin tüm vücuttaki bakteri ve virüsleri öldürürken, bağırsaklardaki bakterileri de yok etmesiydi. Zararlı bakterilerin antibiyotiklerle ölmesi sorun değil ancak antibiyotikler, yararlı bakterileri de öldürüyordu ve sindirim sistemi, dolayısıyla bağışıklık sistemi, bir anda savunmasız hale geliyordu. Uzmanlar antibiyotiğin bağışıklık sistemimize vurduğu bu darbeyi her anlattıklarında şunu da dile getirdiler: Hastaysanız, hele ki antibiyotik kullanmak zorundaysanız, vücudunuza bol bol probiyotik takviyesi yapın!

Probiyotikler, 3,5 milyar yıldır vücudumuzda ve bağırsaklarımızda yaşıyor. Yaklaşık 100 trilyon adedi bulan sayıları, 400 farklı türde olmaları bir yana toplamda 1,5 kiloyu bulan ağırlıklarıyla da probiyotikler sağlığımız için kelimenin tam anlamıyla çılgınlar gibi faaliyet gösteriyorlar. Bu bakteriler ile doğumdan itibaren bir arada olmanın iki yolu var: Normal doğum ve anne sütü… Çünkü normal doğumda annesinden probiyotik bakterileri alan bebek, bütün hayatını etkileyecek bağışıklık sistemine de kavuşmuş oluyor. Sezaryende ise bu bakterilerden mahrum kaldığı için başta alerjik hastalıklar olmak üzere, bulaşıcı hastalıklara karşı; hatta ileriki yaşlarında kanser, tip 2 diyabet, Alzheimer, multipl skleroz, romatoid artrit, siroz gibi bağışıklık sistemini ilgilendiren hastalıklara karşı pek de dirençli olamıyor. Anne sütü alan bebekler ise ilk emme anından itibaren annenin cildindeki, meme ucundaki ve sütündeki probiyotikler sayesinde hayata 1-0 önde başlıyor…

Bu arada, yararlı bakterileri sadece antibiyotikler değil, stres, kötü beslenme ya da maruz kaldığımız toksik maddeler de yok ediyor. Özellikle şehir hayatı içinde, öyle ya da böyle bu yararlı bakterileri adım adım kaybettiğimiz ortada…

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

5 erkekten 1’i kısır

Umut Doğan Yıldız

-

Erkek kısırlığı, toplumda her 5 kişiden 1’inde görülüyor. Erkeklerdeki kısırlığın nedenleri.

 Nedenleri arasında, beyinden salınan hormonlarda yaşanan sıkıntılar, testislerde üretim bozuklukları, üretilen spermlerin dışarı atılma aşamasında kanallar ile ilgili yaşanan problemler ve genetik sorunlar olabiliyor. İnsanlar tarafından çok bilinmiyor ancak toplumun %1’inde azoospermi ile karşılaşılıyor.

Azoospermi, menide hiç canlı sperm hücresi olmaması durumu. Bu durumun nedenindeki %40 oran kanal tıkanıklıklarının olması. Ayrıca kanalların doğuştan olmaması veya enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanması gibi sorunlarla da karşılaşılabiliyor. Ancak yine de olgun sperm hücresi elde edilebiliyor ve özellikle tıkalı damarlardan girilerek sperm alınması veya kanal yok ise de testis dokusundan sperm alınması ile mikroenjeksiyon yapılarak çocuk sahibi olmak mümkün. Azoospermi durumlarının %60 kadarında ise testislerde üretim sorunu bulunuyor. Bu gibi durumlarda olgun sperm elde etmek ve çocuk sahibi olmak biraz daha zor olabiliyor.

Devamı

SAĞLIK

Acı oje tırnak yemeyi bıraktırır mı?

Umut Doğan Yıldız

-

Kaygı düzeyi yüksek çocuklar, stresli ve baş edemeyecekleri bir durumla karşılaştıklarında, rahatlama amacıyla bazı davranışlar sergileyebilirler. 

Sürekli eleştiren, beklenti düzeyi yüksek bir ebeveyn karşısında, tırnak yeme davranışının gerginliğin habercisi olarak görülebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Çocuğun tırnak yeme davranışını sürekli uyararak, bağırarak, acı oje sürerek, ödül veya ceza vererek çözemezsiniz” açıklamasında bulundu.

Çocukla kurulacak doğru iletişimin tırnak yeme alışkanlığı çözümü için atılması gereken ilk adım olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Yuva veya kreşe başlama, çocuğun oyun parkında baş edemeyeceği bir durumla karşılaşması sonucunda da benzer bir davranış görülebilir. Ayrıca ‘taklit ve modelleme ile öğrenmenin’ belirgin olduğu okul öncesi dönemde ise tırnak yeme basit bir taklit etme davranışı biçiminde de gelişmiş olabilir” dedi.

Tırnak yeme alışkanlığı ruhsal bozukluğun habercisi olabilir

Tırnak yeme sorununun nedenlerinin çok basit olabileceği gibi bu davranışın ciddi ruhsal bozuklukların da habercisi olabileceğine değinen Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yeme davranışı sırasında, öncesinde ve sonrasında, çocukta kendi saçını çekme ya da yolma, parmak emme veya diş gıcırdatma gibi davranışlar da görülebilir” şeklinde konuştu.

Çocuklarla karşılıklı konuşularak tırnak yeme sebebi anlaşılmaya çalışılmalı
Tırnak yeme davranışının altında yatan sıkıntı veya gerginlik yaratan bir durumun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yiyen çocuğa ‘Beni üzüyorsun, lütfen bunu yapma’ ya da ‘Bebek gibi davranıyorsun’ ‘Neden tırnaklarını yiyorsun?’ gibi ifadeler kullanılarak çocuk üzerinde ek bir stres faktörü oluşturulmamalı. Aksine çocukla karşılıklı konuşarak, stres yaratan durum anlaşılmaya çalışılmalı” açıklamasında bulundu.

‘Elini ağzından çek demek’ daha çok dikkat çekici olabilir

Küçük yaştaki çocuklar için, eline bir nesne vermek, ilgisini başka bir yöne kaydırmanın uygun olabileceğini söyleyen Figen Karaceylan Çakmakçı, “Elini ağzından çek yönergesi daha çok dikkat çekici olacağından davranışın devam etmesine neden olabilir. Tırnak yeme davranışı sergileyen çocuğun yaşı büyükse, çocukla iş birliği yapıp, davranışın ne zaman ve nerede olduğunu tespit etmeye yönelik bir çizelge yapılabilir. Davranışın belirginleştiği ortam ve durum tespit edildikten sonra önleyici yöntemler ve çözümler çocukla birlikte oluşturulabilir” dedi. Çakmakçı, sadece acı oje sürmenin tırnak yeme davranışını engellemediğini belirterek, davranışın nedenlerinin tam olarak anlaşılmadan ezbere bir çözüm üretmenin yanlış olduğunu vurguladı.

Devamı

SAĞLIK

Ofiste uyumayı önleyen besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Yorgun uyanmak, işe başlayacak enerjiyi bulamamak, öğleden sonra çöken uyku hali gibi sorunlar, çalışanların sıklıkla tekrarladığı şikâyetlerin başında geliyor.

Bu sorunlarla başa çıkmak, zinde bir gün geçirmek, aktif ve üretken olmak sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve beslenme düzeni ile mümkün. Çalışanların en büyük sorunu, işe yetişme telaşı yüzünden kahvaltıyı atlamaları, çok geç yapmaları ya da sağlıksız seçimlerle geçiştirmeleri oluyor. Kahvaltı yapacak zaman bulamamaktan muzdaripseniz bir bardak süt içmek, peynirli bir sandviç ya da tost yemek hem vakit kazandırıyor hem de güne sağlıklı başlamanızı sağlıyor. Kahvaltı, sadece karbonhidrat ve yağ içeren besinler yerine protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı besinlerin de olduğu dengeli bir öğün içeriğine sahip olmalı. Poğaça, simit ve çay yerine peynir, yumurta, sebze içeren tam tahıl ekmekli sandviçler, süt, meyve gibi tamamlayıcılardan oluşan dengeli bir kahvaltı gününüzü daha iyi kontrol etmenize yardımcı oluyor. Ara öğünler ise sağlıksız atıştırmalıklar ile yapıldığında büyük kaloriler içeriyor. Atıştırma ihtiyacınız varsa yanınızda bulunduracağınız taze ve kuru meyveler, ceviz, kavrulmamış tuzsuz badem, fındık gibi kuruyemişler sağlıklı, besleyici ve beslenme kalitesini iyileştiren seçenekler arasında bulunuyor. Masanızda sürekli su bulundurmanız ve çay-kahve gibi içecekler dışında 6-8 bardak su tüketmeniz de sağlıklı beslenme açısından yararlı oluyor.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com