Bizi Takip Edin

ERKEK AKLI

ÖLÜMSÜZLÜK GARANTİLİ

Umut Doğan Yıldız

-

 

Sonsuza kadar yaşamak ve dünyayı değiştirmek ister misiniz? Bu, düşündüğünüzden daha kolay. İşte, genç bir adamın “ölümü aldatışının” olağanüstü hikâyesi ve bunu sizin de başarabilmenizin anahtarı.

 SETH MURPHY, 31 YAŞINDAYKEN kolon kanserinden hayatını kaybetti. Evli değildi, çocukları yoktu ve Oklahoma City’de petrol ve doğal gaz avukatı olarak sürdürdüğü kariyerinde başarılıydı ama abartılacak derecede değil.

Dışarıdan bakıldığında, Seth hiçbir miras bırakmamış ve kendi ailesi ile kilise dışındaki dünyaya çok küçük bir etkisi olmuş gibi görünebilir. Ancak Seth, ölmeden önce tüm vücut bağışı için kaydoldu. Dünyanın neresinde ihtiyaç olursa orada, vücudunun olabildiğince çok parçasının organ nakli ve araştırmalar için kullanılmasına izin vermeyi kabul etti.

Annesi Rexanna Murphy, “Seth, fantasy football oyunundan, video oyunlarından ve çevrimiçi olarak kumar oynamaktan keyif alırdı ve kazanmayı severdi,” diyor. “Hayatı boyunca hep veren taraf oldu ve kanserle olan savaşını kaybetmiş olsa da vücudunun birçok şekilde kullanılmasına izin vererek şu anda kazanıyor. Hayat Seth’e karşı adil oynamadı, ancak o, ölümü aldattı.” Bağış ve dağıtımı düzenleyen, kâr amacı gütmeyen kuruluş United Tissue Network’ün yardımıyla, Seth’in ölümden sonraki macerasını izledik. İşte, nerelere ulaştığı ve en önemlisi de nasıl yaşadığı…

 

1- Baş ve beyin

Gizlilik nedeniyle -ve tüm vücut bağışları alanında oldukça fazla olduğundan- Seth’in başı ve beyninin kullanımıyla ilgili paylaşabileceğimiz tek bilgi, “geleceğin doktorlarının anatomi eğitiminde” kullanılmak üzere Illinois’deki bir eğitim kurumuna gitmiş olduğu.

2- Kornea (sağ)

Kornea, Edmond, Oklahoma’nın dışında safkan yarış atları yetiştiren 71 yaşındaki emekli psikiyatrist Tina Singer’a nakledildi.  Singer, 40 yıl önce radyal keratotomi ameliyatı olmuştu ve komplikasyonlar zaman içinde periferik görüşü ile derinlik ve renk algısını, araç kullanmayı bırakmak zorunda kalacağı noktaya kadar yıprattı. (Ayrıca, gelişini görmediği ürkmüş bir atla çarpışması sonucu omzunu kırmıştı.) Oklahoma Lions Göz Bankası, nakil işlemlerine olanak sağladı ve Singer’ın iyileşme süreci yavaş da olsa gelecek vaat ediyor. “Neredeyse 40 yıllık en iyi arkadaşımı henüz kaybettim,” diyor Singer. “Eskiden gitmem gereken yerlere beni o götürür ve çiftlikte bana yardım ederdi, bu yüzden yeniden görme ve özgür olma şansını elde ettiğim için minnettarım.”

  

3- Vücut sıvıları

Pensilvanya’daki OraSure Technologies, acil tıbbi durumları tespit etmek için oral sıvı tanı biliminde uzmanlaşmıştır. (HIV için yapılan oral sıvı testlerini düşünün.)  Seth’in ağzından alınan örnekler OraQuick Ebola Rapid Anti­gen Testi’nin araştırmalarında kullanıldı. Bu test sahada görev alan tıbbi ekiplerin Ebola Zaire virüsünü ölüm sebebi olarak hızlıca teşhis etmesini sağlıyor.

4- Omuzlar (sağ ve sol)

Colorado’da yer alan Steadman Philippon Araştırma Enstitüsü, Seth’in omuzlarını birçok alanda kullandı. Bu spor hekimliği tesisindeki hekimler, eklemlerle rotator manşet ve labrum onarma ameliyatının uygulaması üzerine çalıştı. Ardından her iki eklem de iki araştırma projesinde kullanıldı. Biri çatlak bir köprücük kemiğini onarmanın veya “plaklarla sabitlemenin” en iyi yoluna karar vermeyi, diğeri ise rotator manşet yırtıkları için, superior kapsül rekonstrüksiyonu adı verilen yeni bir onarım prosedürünü test etmeyi amaçlıyordu.

5- Dizler (sağ ve sol)

VA San Diego Healthcare System, UC San Diego School of Medicine işbirliği ile, MR ve ultrason tekniklerinde daha iyilerini araştırmak için Seth’in diz eklemlerini kullandı. Bu araştırmalar, kireçlenme, kemik erimesi ve tendon/bağ doku dejenerasyonunun daha erken ve daha doğru teşhis edilmesini sağlayabilir. Her iki diz de üç ila dört farklı projede kullanıldı. Gerçek insan dokusunu moleküler düzeyde analiz edebilme olanağı, uzmanların yeni görüntüleme tekniklerinin geçerliliğini denetlemesine yardımcı oluyor.

6- Beden

Pensilvanya’daki ismini vermek istemeyen bir “kas-iskelet sistemi çözümleri şirketi”, Seth’in bedenini lateral lumbar interbody füzyon olarak adlandırılan bir uygulama için cerrahları eğitmek üzere kullandı. Bu yeni yöntem, dejeneratif disk hastalığı ve bel fıtığı kaynaklı bacak ve sırt ağrılarının tedavisinde kullanılıyor ve hastanın yan tarafından açılan bir kesikle gerçekleştirildiğinden ana kas ve sinirlerden kaçınmış oluyor. Minimum düzeyde müdahaleyle yapılan bu tarz bir ameliyat, hastanın daha hızlı ve daha az acılı bir iyileşme süreci geçirmesini sağlıyor.

7- Ayaklar (sağ ve sol)

Okyanusun ötesinde, Varşova’da bulunan Lux Med Group’un Tıbbi Eğitim Merkezi, Seth’in ayaklarını doktorlar için verilen bir ortopedik tedavi kursunda kullandı. Kurs, doktorlara ön ayakta gelişen şekil bozukluklarının tedavisinde kullanılan cerrahi teknikleri uygulama fırsatı sundu. Laboratuvar yöneticisi Krzysztof Skrzos, “Teorik eğitim veya simülasyonlar üzerinden alınan eğitimler, insan dokusuyla gerçekleştirilenlerin yerini tutamaz,” diyor. “Bu çalışma, gerçek bir ameliyathanede görülen yaygın durumları yansıtıyor.”

 

ÖLÜM NASIL ALDATILIR

■ Tüm vücut bağışı, vücut parçalarının tıbbi eğitim ve öğretim gibi ek bir amaçla kullanımını da kapsaması yönünden organ bağışından ayrılır. Siz de Seth gibi organ nakli bağışçısı ve tüm vücut bağışçısı olabilirsiniz. United Tissue Network, ABD’deki bu süreci yöneten yedi akredite kuruluştan biri. Bağışçıların aileleri, vücut parçalarının nerede ve nasıl kullanıldığını genellikle bilmez. UTN’nin yetkili müdürü Alyssa Harrison, Amerika Birleşik Devletleri’nde, yıllık olarak yaklaşık 50.000 tüm vücut bağışı gerçekleştiğini söylüyor. Her bir donör, ortalama olarak altı tıbbi eğitim ve/veya araştırma programına yerleştiriliyor. Ülkenin tüm vücut bağışı sayısı şu ankinin iki katına çıksa da ihtiyacı karşılamaya maalesef yetmiyor.

Derleyen: Saide Tokuç

ERKEK AKLI

Kadınlar neden ağlar?

Umut Doğan Yıldız

-

Muhtemelen durum sandığınız gibi değil ve vereceğiniz tepki durumu daha da kötüleştiriyor olabilir. Yapmanız gerekenleri öğrenmek için sözlerimize kulak verin.

YAZI: LAUREN LARSON

YAKIN BİR ZAMANDA oldukça acıklı bir film olan Düşler Diyarı’nı yeniden izledim. Filmin en duygusal sahnelerinden birinde, baba son nefesini verirken kızına, “Ağlamak yok,” diyordu. Filmi benimle beraber izleyen arkadaşlarımdan biri ağlarken adeta böğürdü. Resmen iki gözü iki çeşme ağlıyordu. Arkadaşımın ağlaması zincirleme bir etki yarattı ve odada bulunan tüm kadınlar ağlamaya başladı. Kim Jong Il öldükten sonra dizlerinin üzerine çökerek merhum liderlerinin arkasından iç çeken Kuzey Korelilerin görüntülerini izlemiştim. Bunun yanında o hiçbir şeydi. Kadınlar kendilerinden geçmişti. Erkekler ise sessiz bir şekilde oturuyordu.

İnsanların ağlamaktan taktiksel bir şeymiş gibi bahsetmelerine her seferinde şaşırıyorum. Keşke gerçekten ağlamak da manipülasyon aletleri çantamın içindeki pasif agresiflik ve seksi iç çamaşırlarımın yanında duran ve istediğim zaman kullanabildiğim başka bir alet olsaydı. Belki de gerçekten oralarda bir yerlerde bir tartışma veya anlaşma sırasında, “Ağlarsam istediğimi elde edebilirim,” diye düşünen yetişkin kadınlar vardır. Ancak ben bu kadınlardan hiçbirini tanımıyorum ve gözyaşlarının bir “strateji” olduğunu düşünen biri, beni ağlarken hiç görmemiş demektir: Yüzüm kıpkırmızı olur ve dört ila altı saat arası o şekilde kalır. Küçük, şeytani titremelerle kadın atalarımın bütün dertlerini taşıyan uzun iç çekişler arasında gider gelirim. Sümüklü olmak kaçınılmazdır. Anlaşılır bir konuşma ise imkânsız. Benim gözyaşlarım, inip kalkan göğsümün üzerine titreyerek düşmeden önce gözlerimden kıvrılarak dökülen ince bir nehir gibi görünen Hollywood gözyaşları değil. Benim ağlayışımın sempati uyandıran hiçbir yanı yok. Benim ve bu konu hakkında konuştuğum her bir kadın için ağlamak, yalnızca olan bir şey. Üstelik uygun şartlar altında (duygusal bir film izlerken sizinle beraber ağlayan arkadaşlarınız olduğunda) ağlamak sizi gerçekten iyi hissettirir.

Gözyaşlarımı tutmak zorunda olduğumu düşünmüyorum. Liseden beri, iş hayatında tecrübe sahibi olmuş kadınlar bana asla ağlamamam gerektiğini söylüyor. Anladığım kadarıyla, eğer erkekler gözyaşlarını bir manipülasyon aracı olarak görmüyorlarsa, bir zayıflık göstergesi olarak görüyorlar. Yazar Rebecca Traister da buna benzer bir durumdan bahsediyor. Kadın bir iş arkadaşının ofiste gözyaşlarına boğulduktan sonra, “Sinirli olduğunuzu bir türlü anlamıyorlar,” dediğini hatırlıyor. “Üzgün olduğunuzu düşünüyorlar ve sizi alt ettikleri için mutlu oluyorlar.” Daha önce birçok erkeğin önünde ağlamış biri olarak – ofiste, randevuda, yatakta – artık buna inanmıyorum. Bence erkekler artık bir kadının öfkeden mi, hayal kırıklığından mı ya da birden bire her şeyin ölümlü olduğunu fark etmesinden mi ağladığını anlayabiliyor. Asıl sinir bozucu olan şey ise bu gözyaşlarına verdikleri çalışılmış tepkiler.

Bana göre, bir erkeğin ağlayan bir kadına söyleyebileceği en kötü şey, “Şşşşşşşşşş.” Bir keresinde şşşşşş-layan bir erkek arkadaşım vardı. Bir tartışma sırasında ağlamaya başlarsam beni o salak erkeksi kollarıyla sarar, salak erkeksi göğsüne bastırır ve tüm atmosferi şşşşşşş-layarak mahvederdi. Ben de ağlamayı keserdim. Fakat ağlamayı yatıştığım için kesmezdim. Dururdum çünkü susturulma ve çocuk gibi davranılmaya karşı hissettiğim nefret ateşi tüm gözyaşlarımı kuruturdu. Ağlayan yetişkinleri teselli etmek için kullandığımız kelimelerin çoğu, ağlayan çocukları teselli etmek için kullandığımız kelimelerle aynı. Ağlarken, annemden “geçti, geçti,” lafını duymak hoşuma gitse de –çünkü o benim annem ve beni teselli ettiğini bilmek onun hoşuna gidiyor – bunu bir arkadaşımdan duymak beni sinir ediyor. Özellikle o kişi erkekse buna daha da sinir oluyorum çünkü beni eşiti olarak görüp görmediğinden bile emin olamıyorum.

Ağlamaya verilebilecek doğru tepki nerede olduğunuza ve gözyaşlarının sebebine bağlıdır. Üzgün gözyaşları en kolayıdır. Eğer biri öldüğü için (gerçekte ya da tv’de), istediğim işi alamadığım için ya da terk edildiğim için ağlıyorsam, uzun bir sarılma iyi gelecektir. Yapabileceğiniz en iyi şey kaslı kollarınızı ve göğsünüzü bana açarak dünyanın geri kalanından korunabileceğim ve içinde rahatça ağlayabileceğim bir koza sunmaktır. Yaptığınız göğüs antrenmanları aslında böyle zamanlar için.

Öfke gözyaşları daha zorludur. Kızgınsam – birine ya da genel olarak dünyaya- yatıştırıcı sözler ya da acıma istemem. Hele ki tavsiye hiç istemem. Sadece gözyaşları içinde beni neyin sinirlendirdiğini anlatmak isterim. Bir keresinde bir erkeğin başka bir erkek karşısında ağladığını görme şerefine nail oldum. Üçümüz oturmuş bir şeyler içiyorduk ve konuşma derin ve ağır bir hal aldı. Arkadaşlarımdan biri sinirine dokunan bir olayı anlatırken gözyaşlarına boğuldu. (Ben de ağlamaya başladım çünkü rahatlamak için hiçbir fırsatı kaçırmam.) Diğer arkadaşım göz temasını kesmeden içeceğinden uzunca bir yudum aldı ve hiçbir şey demedi. Masadaki gözyaşlarına kayıtsız kaldı ve kimseye şşşşşşşşşş da demedi. Sadece arkadaşımın konuşmasına izin verdi ve gerek duyduğu yerde kafasını sallayarak onayladı.

Herkes karşısındaki kişi ağlarken kayıtsız kalacak serinkanlılığa sahip olamaz. Bu şekilde ve de sadece bu şekilde ağlamak çocukça bir eylemdir: Gözyaşları karşısında kayıtsız kalmak çok zordur, özellikle de bu gözyaşlarında payınız varsa. Bir peçete uzatarak gözyaşlarını görmezden gelmemeyi ama yine de sessiz kalmayı seçebilirsiniz. Öfke gözyaşları içinde boğulurken istediğim tek şey sadece korkunç sesler çıkarıyor olsam bile karşımdakinin beni hala dinlediğinden emin olmaktır.

Devamı

ERKEK AKLI

Nasıl minnettar olunur?

Umut Doğan Yıldız

-

Minnettarlığı hayatımızda nasıl faaliyete geçirebiliriz? Dişlerinizi fırçalarken veya yatmadan önce yapabileceğiniz birkaç egzersiz:

Üç İyi Şey: Mutluluk araştırmacısı Shawn Achor, günde iki dakikayı minnettar olduğunuz üç yeni şeyi ve nedenini düşünmeye ayırmanızı öneriyor. Daha iyisi, haftanın sonunda geriye dönüp bakabilmeniz için bunları yazın. “Beyninizi daha optimist olmak üzere eğitecektir.” Jeff Warren’ın Gratitude Before Sleep (Uykudan Önce Minnettarlık) adındaki harika meditasyonunu keşfettik. Meditasyona ücretsiz ulaşmak için 10percenthappier. com/ menshealth adresine ve 10% Happier uygulamasına göz atın.

Minnettarlık Kavanozu: İyi bir şey olduğu her anda, bunu bir kâğıda yazın, katlayın ve bir kavanoza atın. Bu görsel bir işarettir: Zaman içinde kavanozun nasıl dolduğunu görürsünüz ve hayatınızdaki tüm pozitifliği size hatırlatır.

Katlayıcı: Her gün bir olumlu deneyim hakkında düşünün. Onunla ilgili hatırladığınız üç ayrıntıyı listeleyin: Ne giyiyordunuz, ne söylediniz… “Bu anda beyniniz deneyimi yeniden yaşar,” diyor Achor, özü itibariyle bu hatırayı “katlar.” 21 gün boyunca ara vermeden yaptığınızda, hayatınızda anlamlı bir gidişat görmeye başlayacaksınız.

Duygusal Bir Mesaj: Her gün farklı bir kişiye, lisedeki İngilizce öğretmeninize, eşinize veya bir iş arkadaşınıza, onu takdir eden veya ona teşekkür eden iki dakikalık bir mesaj ya da e-posta yazın, diyor Achor. “Kısa tutun.” Yalnızca sizin mutluluğunuzu değil, aynı zamanda sosyal bağlarınızı da dönüştürebilir ki bu, sağlık için oldukça etkilidir.

Devamı

ERKEK AKLI

“Teşekkür Ederim” Demek Size İyi Gelir

Umut Doğan Yıldız

-

Daha minnettar olmayı öğrenin. Beyniniz size bunun için teşekkür edecek.

YAZI: DAN HARRIS

ARTAN MUTSUZLUK çağında yaşıyoruz. Birleşik Devletler’deki ağır depresyon teşhisleri 2013 yılından 2016 yılına dek yüzde 33 arttı. Yalnızlık her yerde. Anksiyete, çocukların ve gençlerin yüzde sekizini etkiliyor. 2008 ila 2015 yılları arasında çocuk intihar düşüncesi veya teşebbüsü nedeniyle hastanelik olma oranı, beş ila 11 yaşlarındaki çocuklar da dâhil, tüm yaş grupları için yükseldi.

Yakın zamanda, Good Morning America bölümünün bir parçası olarak, bu kötü trendlerin önlenmeye çalışıldığı Schaumburg, Illinois’deki bir ortaokula gittim. Okul müdürünün bana söylediği gibi, çocuklara matematik ve okumayı öğretmek yeterli değil, onlara nasıl başarılı insanlar olacaklarını öğretmelisiniz.

Başlıca taktiklerinden biri? Minnettarlık. Bugünlerde trend olan minnettarlık, en yanlış anlaşılan ancak fazlasıyla kullanışlı olan konseptlerden biri. Örneğin, özel jetinizin önünde bir selfie çekip #MİNNETTAR hashtagiyle paylaşmanın minnettarlık göstermek olduğunu düşünüyorsanız, yanlış yoldasınız.

Bunun gösteriş budalalığıyla ilgisi yok. Delicesine pozitife odaklanıp sorunsuz bir dünyada yaşıyormuş gibi yapmakla da alakalı değil. Ha, bir de bireylerarası manipülasyonun bir biçimi olarak teşekkür etmeyi kullanabileceğiniz bir yol da değil. (Bu konsepte dair en sevdiğim gülünç tepkilerden biri: “Minnettarlık, geleceğe yönelik iyilik beklentisidir.”)

Doğru yapıldığında, minnettarlık tamamıyla basittir: Hayattaki birçok iyi şeyin kıymetini bilmek için kasti bir teşebbüs. Dahası, bilimin ileri sürdüğüne göre, minnettarlık daha iyi zihinsel sağlıkla ve düzenli uygulandığı takdirde daha fazla egzersizle ilişkili.

Bu minnettarlık kampanyasını Illinois’de eyleme dökmek için, okul minnettarlığın her yaşta enerjiyi artırdığını, uykuyu iyileştirdiğini, depresyonu azalttığını ve uzun vadeli mutluluğun hem optimistliği hem de sosyal bağları artırdığını iddia eden, çok satan The Happiness Advantage kitabının yazarı Shawn Achor ile anlaştı.

Rahatsız edici olmayan bir şekilde bıkıp usanmadan daima neşeli olan Achor, Harvard diplomalı bir mutluluk araştırmacısı. Okul kütüphanesinde kendisiyle röportaj yaptığımda, seri bir şekilde ve tuhaf derecede spesifik istatistikleri ezbere sıraladı. Örneğin, minnettarlığın baş ağrısı, sırt ağrısı ve yorgunlukta yüzde 23 azalmayla korelasyon gösterdiğini belirtti.

Achor’un minnettarlığı öne çıkarma isteği sadece akademik değil. Şu anki doğuştan mutluymuş gibi görünen haliyle örtüşmeyen bir şekilde depresyon krizlerinden muzdaripti. Mesajının merkezinde, mutluluğun yalnızca genlerimiz veya çevremize bağlı olmak zorunda olmadığı, bunun bir seçim olduğu yatıyor. Çalışması, mutluluk hijyeni gibi alışkanlıklar yaratabileceğimizi ileri sürüyor.

“Günde yalnızca iki dakika birinin minnettar olduğu şeyleri düşünmesini sağlarsak veya gün içinde başka birine minnettarlığımızı bir kez olsun ifade edersek, beynimizi daha optimistik ve pozitif olması yönünde eğitmiş oluruz,” diyor Achor. Ve “bu kalıbı sürdürürsek, gerçekten de mutluluk seçiminin bizim için daha kolay bir seçim haline gelmesini sağlar.”

Achor’ın, herkesin -yedinci sınıf öğrencilerinin dahi- uygulayabileceği bir dizi minnettarlık stratejisi var. Sonuçlar okulda etkileyici olduğundan -ulusal olarak yüzde 73 akademik başarı puanından yüzde 96’ya çıktı- bir haftamı günlük iki alışkanlıkla test denemesi yaparak geçirip bana nasıl fayda sağlayacaklarını görmeye karar verdim.

İlk olarak, her gün gerçekten hak ettiğini düşündüğüm iki kişiye teşekkür e-postası yazdım. İkincisi, her gece başımı yastığa koyduğumda, alışkanlık olarak uzun uzun çözmem gereken problemleri düşünmek yerine, birkaç dakikayı gün içinde olan ve minnettar olduğum üç yeni şeyi düşünerek geçirdim.

Achor, minnettarlık uygulamalarının olumluyu tarayan yeni zihinsel kaslar geliştirerek çalıştığını söylüyor. Esasında, bu uygulama bizi varsayılan modumuzdan çıkarıyor. Beynimiz belirgin bir olumsuz önyargıya sahip olmak üzere evrilmiş. Neden? Achor’a göre, bunun nedeni erken insan hayatının tehlikeli olması ve keskin dişli kaplanlar gibi tehditler için tetikte olmamız gerekmesi. Ancak bu tehdit tespiti tertibatı, örneğin Instagram beğenilerimizin azlığından memnun olmadığımızda beynimizin gereksiz şekilde bu antik çıldırma moduna girdiği modern bağlamda bize her zaman yardımcı olmuyor.

Ancak minnettarlığın gerçekten herkese yardımcı olup olamayacağını sorabilirsiniz. Ya bir sığınmacı kampında yaşıyorsanız veya hayatınızı tehdit eden bir hastalıkla savaşıyorsanız? Peki ya bu durumda minnettar olmak mümkün mü?

Achor, bu araştırmaya ilk başladığında mutluluğun bazı kişiler için çok zor olduğunu düşündüğünü söylüyor. Ancak onu şaşırtan bir şekilde, mutluluğu kanser koğuşlarından hapishanelere ve savaş bölgelerine kadar her ortamda bulmuş. “Bizi ileri taşıyacak günlük etkinliklerde anlam bulabiliriz,” diyor. “Ve dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, mutluluğun bir seçenek olarak kalacağını düşünüyorum.”

Benim için, yalnızca bir haftadan sonra Achor’un minnettarlık egzersizleri gerçekten yardımcı oldu. Takdir edici e-postaları her gönderişimde, gelen kutuma normalde berbat bir bunalma hissi verecek e-posta yerine, hoş bir dopamin salınımıyla düşen samimi bir yanıt aldım.

Ancak gerçek kazanan, hayatımdaki üç yeni pozitif gelişmeyi düşündüğüm gece rutiniydi. Bu ritüelin günümün kalanını etkilediğini, yapılacaklar listemden bir şeylerin üzerini çizmek için gösterdiğim amansız aceleden arada sırada beni bir adım geri atmaya ittiğini gördüm. Yıllar boyunca günlük meditasyon uygulamalarımla peşinde olduğum bir hedefe, durmaksızın geçmişten pişmanlık duymak veya gelecekteki halimi düşünmek yerine şimdi için bir özlem geliştirmeme katkı sağladı. Tüm hayatım boyunca, durup gülleri koklamam konusunda tavsiyeler duydum ancak kimse bunu nasıl yapacağımı bana gerçekten söylemedi. Achor’un stratejileri, en sevdiğim ifadelerden birini faaliyete geçirmenin bir yoluydu: “Hey gidi bu güzel günler.”

Açık konuşmak gerekirse, bu minnettarlık dozu beni endişelenmekten, endişelenmem ve stratejiler oluşturmam gereken tüm şeylerle ilgili stratejiler kurmaktan alıkoymadı. En sevdiğim ifadelerden başka bir tanesi ise: “Güvenliğin bedeli, güvensizlik duygusudur.” Bunun doğru olduğuna hala inanıyorum. Sadece, endişelenme konusunda çok ileri gittiğimde minnettarlığın iyi bir düzeltici olduğunu gördüm.

Bu konuda son derece açık olmak istiyorum: Minnettarlık kesinlikle kayıtsızlık değildir. İşte çok sevdiğim sözlerden biri: “Her şey mükemmel. Ancak biraz geliştirilebilir.”

Bu yazıyı yazarken, Chicago’nun banliyölerindeki o ortaokulda Shawn Achor ile ilk tanışmamın üzerinden aylar geçti.

Teşekkür e-postalarını göndermeyi sonunda bıraktım çünkü her gün yeni bir not yazmak için zaman yaratmanın, dijital tsunamimi yönetmek için zaten boşuna verdiğim uğraşa daha da stres eklediğini fark ettim.

Ancak gecelik minnettarlık ritüelleri hala güçlü bir şekilde devam ediyor ve kalıcı olduklarını düşünüyorum. Aksi takdirde deneyimleyip aklımdan sileceğim olumlu şeylere beni yönlendiren bir uygulamaya sahip olmayı son derece ödüllendirici buluyorum.

Baş ağrılarına, sırt ağrılarına ve yorgunluğa yüzde 23 katkısı olup olmadığını bilmiyorum ama çok iyi hissettirdiğini ve uykuya dalmama yardımcı olma konusunda şaşırtıcı derecede etkili olduğunu biliyorum. Bu bana yeter. #MİNNETTAR.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com