Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

MH KADINI: HANDE SUBAŞI

-

 

Hande Subaşı ile kadınların uzun soluklu ilişkilerde erkeklerden neler beklediği üzerine konuştuk…


Uzun bir ilişkinin sırları

2005 yılında Türkiye’nin en güzel kızı seçilen Hande Subaşı ile ilk karşılaştığımda jürinin kesinlikle çok doğru bir karar vermiş olduğunu düşündüm. Röportajı, güneşli olmasını beklediğimiz, ancak on dakikadan fazla montlarımız olmadan durunca, parmak uçlarınızı hissizleştiren bir ortamda gerçekleştirdik. Kısacası İstanbul’un değişken hava durumundan ekip olarak biz de nasibimizi aldık. Bu yüzden de Hande Şubaşı ile çekimi gerçekleştireceğimiz Akatlar Spor Tesisleri’ne varır varmaz, öncelikle sıcak birer çay içtik ve hemen ardından içimizi çaydan daha fazla ısıtan, klişe tabirle “sıcak bir sohbete” başladık.

Magazin basınında gözükmemesi, televizyon kanalları arasında geçerken isminin bir şekilde kulağıma çalınmaması ve ona dair fotoğrafların gazetelerin en arka sayfasını boy boy süslememesinden ötürü farklı olduğunu düşündüğüm bu genç kadına,  “Seçici bir tavrınız var, kabul ettiğiniz kadar da hayır dediğiniz projeler olsa gerek. Peki, hiç pişmanlık duymadınız mı? ‘Keşke’leriniz yok mu?” diye soruyorum. “Keşke dediğimi hatırlamıyorum. Ben her şeyin bir nedeni olduğuna inananlardanım. Yani o an için verdiğim karar kesin doğrudur, verdiğim her karar bana bir şeyler katar. Üzülebilirim, hatta ağlayabilirim bile; ama bu çabuk geçer ve ben de bu durumdan kesinlikle bir şeyler öğrenmiş olurum,” diyor genç yıldız.

Ona çok imrendiğimi gizleme isteği duymadan, hep böyle cesur ve korkusuz bir tavrı taşıyıp taşımadığını soruyorum. O da pat diye, “Hayır, esasında tam tersi. Çesur değilim çok duygusal, kırılgan ve yeniliklere kapalı bir yapım vardır. İki ucu içimde barındırıyorum. Kırılganım, ama kırılmaktan korkmuyorum diyebilirim,” şeklinde şık bir cevapla yanıtlıyor beni.

Bu kadar kararlı bir açıklamanın ardından Hande Subaşı’nın özel hayatındaki tavrını merak ediyorum. “Ben aşkı seviyorum, âşık olmayı ve bunun tadını çıkartmayı seviyorum,” diyor genç yıldız ve devam ediyor, “Aşkın getirdiği acıları bile seviyorum denilebilir. Gerçek sevgi ve ilişkinin emek istediğini düşünenlerdenim ve yapı itibariyle de bunu çok kolay yakalayan biri değilim. Kısacası özel hayatımda da hiçbir şeye öyle “kolay” gözüyle bakmak bana göre değil.” İnce bilekli ve uzun parmaklı eli ile teybi kavramış sanki şarkı söylemeye hazırmış gibi heyecanla içinden gelenleri birer birer anlatıyor ve ben bu kadar kırılgan gözüküp de bu kadar kendinden ve hayattan emin konuşabilen birine daha önce rastlamadığım için şaşırıyorum.

Hande Subaşı yaklaşık 4 yıldır düzgün bir ilişki yaşıyor ve evlilik yolunda ilk adımı atmış, yani nişanlanmış bile. İçinde bulunduğu çevrede böyle çiftlere çok rastlanmadığı için, işin sırrını merak ediyorum ve o da bana, bu işin bir sırrı olmadığını, her şeyin insanın yapısıyla ve yetiştirilme tarzıyla alakası olduğunu söylüyor. Ona göre ailenizden ne görürseniz eninde sonunda onu uygularsınız. Böyle zor yakalanan bir şeyi korumak da bir o kadar zor olsa gerek. “İşinizin ilişkinizi etkilemesini nasıl engelliyorsunuz?” diyorum. Bana gülümseyerek her şeyin güven ve saygı ile ilgili olduğunu söylüyor ve ekliyor, “Ben kariyerim ile ilgili kararlarda nişanlımın fikirlerine aileminki kadar önem veririm. Bu nedenle işim yüzünden aramızın bozulması imkânsız”.

Karşımda gözleri parlayan ve ilişkisinden kendisi kadar emin bir kadın görünce, o klasik soruyu sormadan olmaz diyorum ve konuyu evliliğe getiriveriyorum. Bana evliliğin şu an gündemde olmadığını, ama ileride kesinlikle anne olmak istediğini söylüyor. “Ben evliliğin kariyerimi etkileyeceğini düşünenlerden değilim, sonuçta bir aile sahibi olmak benim için her şeyin önünde. İşimi evliyken de sürdürebileceğimi bildiğimden, bu konu beni hiç endişelendirmiyor,” diyor Şubaşı.

“Peki ya monotonluk,” diyorum, “Hani aşk ile başlayan yolculukların uğradıkları o sıkıcı durak, o ne olacak?”. Bu noktada Hande Subaşı bana, aşka dair kulaktan dolma bilgileri hiçe sayarak kendi yaşadıklarından çıkardığı çözümleri bir bir anlatmaya başlıyor. “Aşk, merak etmek demek,” diyor güzel yıldız ve devam ediyor, “Bence aşk, yeni başlayan bir ilişkide karşınızdaki insan hakkında her şeyi merak ettiğiniz ve heyecanlandığınız, o tatlı dönem. Kısacası aşk geçicidir. Önemli olan ise aşkın zamanla neye dönüştüğü. Bu dönüşüm sırasında ilişkinin monotonlaşması çok normal. Bence çiftler karşılıklı emek harcayarak bu dönemi atlatabilirler. Ne kadar birbirinize alışsanız da karşınızdaki insanı neden seçmiş olduğunuzu aklınızdan çıkartmamanız gerekli. Bence karşınızdaki insana saygı duymayı bırakmadığınız sürece, bu dönemi atlamak zor değil.”. “O zaman buradaki püf nokta saygı,” diyorum, Amerika’yı yeniden keşfedercesine… “Evet,” diyor gayet olgun, “Hayatınızdaki insanların kendilerine ait birer yaşamları olduğunu aklınızdan çıkarmadığınız zaman ve onlara buna dikkat ederek yaklaştığınızda sağlıklı sürdüremeyeceğiniz ilişki olmadığını düşünüyorum,” diyerek onaylıyor beni.

Cevaplarken keskin, kararlı ve yine cesur… Zaten ilişkilerin “monotonlaşma” süresine bile geçici bir dönem olarak bakıp, gülümseyerek meydan okuyan biri cesur değil de nedir ki? Günün sonunda Hande Subaşı’nın röportajın başında söylediği gibi iki ucu içinde barındığını ve bunlar arasında gidip geldiğini anlıyorum. Hem duygusal ve temkinli; hem de kararlı, cesur ve inandığı şey uğruna neredeyse acımasız…

Monotonlaşmamak için…
“Ben yapı itibariyle her şeyi çok hızlı tüketen biriyim. Mesela birini seviyorum, o zaman aşkımı yavaş yavaş değil de hemen açıklamayı ve onunla hemen o güne kadarki dünyamı paylaşmak isterim. Belki de bu o kadar doğru bir tavır değildir. Yavaş yavaş birbirine açılmak ve paylaşımı da yavaş yavaş artırmak o monotonluk sürecinin gelişini uzatabilir. Gerçi kendi yaşadığım ilişkiye bakınca bu söylediklerimin de doğru olamayacağını düşünüyorum. Karar veremedim. Ben kendimi saklamadan pat diye ortaya atan biriyim ve mutlu bir ilişkim var sonuçta.”

Hande’nin nefret ettikleri…
Bence ne bir kadın, ne de bir erkek karşısındaki insanın onun benliğini ezdiğini, onu sömürdüğünü yani onun kişiliğine zarar verdiğini hissettiği halde o ilişkiye devam etmemeli. Ağlayarak ve şikâyet ederek o ilişkiye devam etmek bence büyük aptallık. Bir de kişilerin ilişki içinde oldukları insanı kullanmaya çalışmalarından nefret ediyorum ben. Hani bir şekilde statüsü, parası ya da hayata dair sahip olduğu şeyleri kullanmak için biri ile beraber olma fikri bence iğrenç. Bu eskiden sadece kadınlara mâl edilen bir şey iken, artık erkeklerin de buna benzer ilişkiler kurduğunu görüyoruz. Bence bu durum gerçekten mide bulandırıcı…

 

SEKS & İLİŞKİLER

Orgazmın vücuda 8 faydası

Umut Doğan Yıldız

-

Orgazm olmanın faydaları nelerdir? İşte orgazmın vücuda 8 faydası!

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Vajinal orgazm nasıl olur?

Umut Doğan Yıldız

-

Vajinal orgazm nasıl meydana gelir, vajinal orgazm nedir, vajinal orgazm nasıl olunur? İşte vajinal orgazm hakkında daha önce bilmedikleriniz.

Vajinal orgazm vajinanın içerisinde, üst tarafta yaklaşık 6-7 cm derindeki,  “G noktası”nın  uyarılması sonucu  yaşanıyor.

Vajinal orgazm nedir? 

Vajinal orgazm, vajinadan gelen ve genellikle G noktasına bağlı uyarılardır. Tahrik olduğunda , nefes hızı artar, G noktasına ve vajinanın alt kısımlarına kan daha hızlı bir şekilde hücum eder. Bu sırada vajina penisi daha iyi kavrayabilmek adına darlaşır.  G noktası vajinanın ön tarafının 50-80 mm içinde yer alır. Buraya baskı uygulandığında vajina duvarının arkasındaki klitoral kompleksin parçası olan hassas kısım uyarılır. Bu uyarı kişiye çok yoğun ve haz verici bir his verir ve idrar gelmesine benzer bir his olarak da tarif edilebilir.

Genital bölgedeki kasların gerginleşmesi, üst düzey bir coşkuya doğru yol alabilir.

Vajinal orgazm nasıl olunur? Vajinal orgazm nasıl yaşanır?

 Yapılan araştırmalara göre yalnızca üç kadından sadece biri sevişme anında vajinal orgazma ulaşabiliyor. G noktasındaki uyarıları tüm vücuda yayılmaya başladığı anda büyük patlama geliyor demektir.

Misyoner pozisyonu vajinal orgazm için birebir

Derin bir penetrasyonun gerçekleşebilmesi için kalçadan eğilmek yeterli olacaktır. Örneğin ilk olarak bacakların birbirine yakın olduğu, alnın ya da dirseklerin yatağa dayalı olduğu pozisyon ya da bacakların çeneye doğru yaklaştırıldığı misyoner pozisyonu vajinal orgazmdaki büyük patlamaya olumlu etkide bulunur.

 

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Kadınlar erekte olur mu?

Umut Doğan Yıldız

-

The Wonder Down Under: A User’s Guide to the Vagina kitabının yazarlarından, Cinsellik Eğitmeni Dr. Nina Brochmann kadın ereksiyonu meselesini açıklıyor.

Kadın ereksiyonu denilen şey gerçekmiş! 

Bir klitoris gerçeği: Orada 8.000 sinir ucu var ve bu oran erkeklerin penisindekinin tam iki katı. The Wonder Down Under: A User’s Guide to the Vagina kitabının yazarlarından, Cinsellik Eğitmeni Dr. Nina Brochmann“Klitoris, dört bacak ve boyun kısmından oluşan büyük bir organdır. İçeride kalan ve genital bölgeyi çevreleyen kısmı 11 cm’e kadar uzanabilir” diyor.

Kadınların cinsel organı daha hassas!

Klitoris, peniste bulunan erektil dokunun aynısına sahip.  Bu nedenle  kadınlar da erekte olabiliyorlar.  Cinsellik Eğitmeni Dr. Nina Brochmann, Kadınlar gecede sekiz kereye kadar erekte oluyor” diyor. Sabah ereksiyonunun kadınlardaki haline “klitoral gece ereksiyonu” deniyor.

Brochmann, bu durumu şöyle anlatarak açıklama yapıyor:

“Cinsel uyarılma söz konusu olduğunda erkek ve kadınlar arasında, anatomik ve fizyolojik fark çok az. Biz kadınlar da penis gibi erekte olabilen ve uyarılan bir cinsel organa sahibiz. Bu çoğu kadının sabahları seks yapmaktan hoşlanmasının nedenini açıklayabilir.”

Devamı

Popüler