Bizi Takip Edin

SAĞLIK

KOLTUK ALTI TERLEMESİNE PRATİK ÇÖZÜM BOTOKS

-

 

Terleme özellikle yaz aylarında herkesin şikayetçi olduğu, aşırı terleme sorunu yaşayanların çözüm aradığı bir durumdur. Dermatoloji Uzmanı Dr. Alaaddin Özer terleme sorununa karşı botoks ile çözüm hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Aşırı terleme sorunu hastaların psikolojik ve sosyal yönden etkilenmesine sebep olan bir sorundur. Bu sorun yüzünden toplumdan kendini soyutlamış, okulda, iş yerinde ve arkadaş çevresinde kendilerini rahatsız hisseden, mutsuz hastalarla karşılaşabiliyoruz. Bu yüzden aynı zamanda sosyal bir sorun da olan terleme için
hastalarımız botoks yöntemini tercih edebilirler.

NEDEN TERLERİZ?

Terlemek vücudun normal bir salgısıdır. Her insan doğumundan itibaren iki üç ay sonra terlemeye başlar. Termoregülasyon dediğimiz vücut ısısının düzenlenmesi için oluşan sürece terleme denir. Terlemeye sebep olan birçok etken vardır; sıcak hava, günlük aktiviteler, stres, bazı ilaçların yan etkileri, hastalığa bağlı ateşlenme, menopoz ve hamilelik gibi hormonel değişiklikler sebebiyle terleme yaşanabilmektedir. Bu durumlarda vücut normal ölçülerde ter salgılar ancak bazı hastalarda aşırı terleme gözlemlenmektedir. Aşırı terleme dediğimiz hiperhidrozis, farklı hastalıkların habercisi olabilmektedir, bu durumda mutlaka kontrol edilmeli ve sebebi araştırılmalıdır.

Galata Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Alaaddin Özer botoks uygulamasıyla ilgili merak edilenleri anlatıyor.

AŞIRI TERLEMEYE BOTOKS İLE NASIL ÇÖZÜM BULUNMAKTADIR?

Botoks koltuk altı, el ve ayaklara uygulanabilen bir yöntemdir. Terleme oluşan bölgeye enjekte edilen botoks ter bezlerine ulaşan sinirleri etkiler ve bu sinirlerin kasılarak ter salgılamasını engeller. Böylelikle 8-12 ay kadar süreyle terleme sorununa çözüm olur, bu süre sonunda hastalar talep ederlerse ikinci bir uygulama yapılabilir.

BOTOKS NASIL UYGULANIR?

Uygulama yapılacak bölge üzerinde terleme olan bölgeler işaretlenir, bu bölgelere deri altına olmak üzere belirlenmiş ölçüde botoks enjekte edilir ve bu işlem yaklaşık 20 dakika gibi bir sürede tamamlanır. Hassas olan bölgelerde ağrı hissedilebileceği için lokal anestezi uygulanarak hassasiyet ortadan kaldırılır ve uygulama sonrası hastalar günlük yaşantılarına devam edebilirler. Uygulama yapıldıktan üç gün sonra etki başlar ve iki haftada en etkin hale gelir.

TERLEME OLMAZSA VÜCUDA BİR ZARARI OLUR MU?

Botoks, vücudun belirli bölgelerine uygulanır, yani vücuttaki ter tamamen yok edilmez. Bu durumda terleme bölgesel olarak azaltıldığı için vücudun diğer bölgelerinden yine ter salgılanmaya devam eder. Terleme vücutta olması gereken normal bir süreçtir, ancak aşırı terleme büyük bir sorun oluşturduğundan bölgesel olarak hastaların mutluluğu için azaltılmaktadır. Ter tamamen ortadan kaldırılmadığı için vücuda bir zararı olmaz, geçici süreyle azaltıldığından 6-12 ay kadar sonra aynı bölgede tekrar terleme oluşmaktadır.

Botoks ile terlemeye çözüm arayan hastalarımıza güvenilir merkezleri tercih etmeleri ve uzman doktorlar tarafından tedavinin uygulanması gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Tedavi öncesi doktorunuzu ve hastaneyi iyi araştırmanızı ve sağlığınızı tehlikeye atmamanızı tavsiye ederim.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Güneş lekeleri nasıl geçer

Umut Doğan Yıldız

-

Güneş yaşam kaynağı hatta D vitamin sentezi için çok önemli bir unsur. Ama güneş ışınlarının bize verdiği zarar ortada. Güneş lekeleri nasıl geçer? İşte öneriler.

Güneş ışınlarına uzun süre ve yüksek dozda maruz kaldığımızda cildimizde beliren lekeler keyfimizi kaçırabiliyor.

Yazın güneşin UVA ve UVB ışınlarının dünyaya daha dik ve etkili gelmesinden dolayı güneşin cilt üzerindeki zararı artar. Yoğun güneşin etkisiyle nemi azalmış derimiz sonbaharla beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar. Yenilenmeye çalışan derinin ölü hücreleri atılırken düzensiz pigmente olmuş alanlar, cilt üzerinde kendini leke olarak göstermeye başlar. Bu lekeler ten rengi koyu olanlarda daha çok görülür.
Güneş lekelerini artıran faktörlerden biri de tedavi amacıyla kullandığımız ilaçlar. Örneğin, doğum kontrol hapları, tetrasiklin grubu antibiyotikler, isotretionin içeren akne ilaçları vb. Bunların dışında gebelik dönemi, emzirme dönemi, solaryum, bazı hormonal hastalıklar ve genetik faktörler de güneş lekelerinin etkilerini artırmada etkilidir.

Güneş lekeleri görüntü olarak rahatsız ettiği gibi bazen de deri kanseri habercisi olabildiği için önemlidir.

Sonbaharın gelmesiyle güneşin etkileri azalır ve biz ortaya çıkan lekelerle mücadele etmeye başlarız. Leke tedavisi zaman ve sabır isteyen bir süreç ancak tedavi edilmedikçe renk daha da koyulaşır renk koyulaştıkça da tedavi süresi uzar. Bu da kişinin görünümüne bağlı olarak ruh sağlığını, ilişkilerini ve özgüvenini önemli ölçüde etkiler.

GÜNEŞ LEKELERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR

Güneş lekelerinin tedavisinde ilk adım güneş lekelerinin artmasını engellemek… Bunun için de mevsim ne olursa olsun güneşe çıkmadan önce mutlaka ellerimiz ve vücudumuz için SPF’si en az 15 faktör, yüzümüz için SPF’si en az 30 faktör güneş koruyucu bir ürün kullanmamız ve bunu belli aralıklarla tekrar etmemiz gerekir. Güneş kremi denince akla genelde yaz ve tatil gelse de güneş kremi kullanımını günlük yaşantımızda rutin hale getirmemiz gerekir. “Yaz geçti artık bir şey olmaz” demeden dört mevsim güneşten korunmaya devam…

Leke tedavisinde leke giderici ve renk açıcı ilaç, kozmetik ve dermokozmetik ürünler tek başına ya da fizyolojik metotlarla beraber kullanılır. Retinol içeren kremler deriyi pul pul dökerek güneş lekelerini hafifletmeye yardımcı olur. Hidrokinon, kojik asit, C vitamini, arbutin, glikolik asit vb. içeren ürünler de kullanılmaktadır ancak bu kremlerin bazıları güneşe duyarlılığı artırdığından gece sürülüp sabah iyice temizlenip üzerine güneş koruyucu kullanmak gerekir. Gerçi son yıllarda yazın da rahatlıkla kullanabileceğimiz dermokozmetik ürünler piyasada yer almaya başladı. Bunların yanında güneşin UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu olarak antioksidanlar kullanabiliriz. Vitamin C, koenzim Q10, resveretrol içeren üzüm çekirdeği ekstresi bunlardan bazılarıdır.

Tedavi aşamasında leke kremleri dışında fizyolojik metotlarda uygulanabilir demiştik. Deriyi soyma yöntemlerinden biri olan kimyasal ve enzimatik peeling, leke giderici ilaçlardan oluşan karışımların cilt altına enjekte edilmesiyle yapılan mezoterapi, cildin en üst tabakasını soyan fraksiyonel lazer, özel bir cihaz sayesinde buz kristallerinin cilt altındaki kolejenleri aktive ederek yapılan dondurma ve buz terapisi, trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması PRP bunlardan bazılarıdır.
Tedavindeki başarının devamı için doğru yöntemlerle güneşten korunmak bunun için de güneş koruyucu ürünleri yaz kış kullanmak gerektiği unutulmamalı. Lekesiz ve düzgün bir cilt için buna değer!

Devamı

SAĞLIK

Sakal yapısına göre tıraş

Umut Doğan Yıldız

-

Kimi erkekler tıraş makinesinden vazgeçmez. Kimi de ısrarla jilet kullanmaya meyillidir.

Oysa doğru tıraş diye bir kavram var ve bunun sırrı da erkeklerin sakal yapısında gizli.

Doğru ürün tercihinin ise bazı avantajları var. Bu seçim sizleri kıl dönmeleri, kesikler, jilet yanmaları ve enfeksiyonlardan koruyabiliyor! İşte doğru seçim yapmanıza yarayacak bazı ipuçları:

*Kuru, yağlı ve hassas ciltlerin her birinin ihtiyacı farklı olduğu için ürün seçimi de farklılık göstermek zorunda.

*Sakal tıraşında önemli olan zaman ve para! Her gün sıfır tıraş olmak isteyenler tıraş bıçağını, hızlı ve pratik tıraş isteyenler tıraş makinesini tercih etmeli.

*Tıraş makineleri sakalları daha hızlı tıraş ediyor. İnce, kalın, kıvırcık, düz demeden her türlü sakala uygulanabiliyor. Cilt üzerinden kaydırarak kullanıldıkları için aynı nokta üzerinden bir kez geçmek yeterli oluyor. Daha ağır olsalar bile elektrik olan her yerde köpük, jel, sabun ve su olmadan da kullanılabiliyorlar. Kıl çekilmeleri, dönmeleri veya kesiklere karşı da güvenliler.

*Jiletler ise tıraş makinelerine göre fazla zaman alıyor ve daha fazla uğraş gerektiriyor. Başlıkları ucuz ama uzun vadede tıraş makineleri daha kârlı. Kuru tıraş imkânı tanımadıkları için banyo dışında kullanılmıyorlar. Kesikler, kıl dönmeleri ve jilet yanmalarına sebep oluyorlar.

Devamı

SAĞLIK

Akıllı ilaç kullanımı

Umut Doğan Yıldız

-

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin ediliyor ve satılıyor. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanıyor!

İlaçlar, hastalıklardan korunma, teşhis ve tedavi için kullanılan kimyasal, bitkisel ve biyolojik ürünlerdir. Belirli dozlarda ve kontrollü bir şekilde kullanınca istediğimiz etkiyi sağlarlar. Fakat vücuda alınan bu ilaçların tamamen zararsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Beklenen etkilerin yanında olası yan etkilerin görülmesi mümkündür. Doğru kullanıldığında kontrol altına alınabilen bu olası yan etkiler, kullanım sırasında yapılan bazı ihmaller ve hatalardan dolayı daha çok hissedilebilir. Örneğin ilaçlarla alınmaması gereken bir besinin vücuda alınması ile ilacın etkisizleşmesi mümkündür. 

Hastaların rahatsızlığına ve bireysel özelliklerine göre uygun olan ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyetle ve kolayca ulaşabilmesi “Akılcı İlaç Kullanımı” olarak tanımlanır. 

Neden Akılcı İlaç Kullanımı

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin edilmekte ve satılmaktadır. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanmaktadır. Yanlış, gereksiz ve etkisiz ilaç kullanımı tüm dünyada görülen bir problemdir. Bu durum, yan etki riskinin artmasından hastalık ve ölüm oranlarının yükselmesine kadar birçok soruna neden olmaktadır. 
 
Ülkemiz de yanlış ilaç kullanımı sıralamasında dünyada üst sıralarda yer almakta olup bireylerin kronikleşmiş rahatsızlıklarında tek başına tedaviye karar vermesi (sürekli baş ağrısında içilen ağrı kesiciler), saklama koşuluna uygun saklanmayan ilaçların bozulması (örneğin oda sıcaklığında saklanması gereken bir şurubun buzdolabında saklanınca şekerlenerek bozulup etkisizleşmesi), eczane dışından alınan gıda takviyeleri, vitaminler, bitkisel takviyeler, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı toplumumuzda en sık görülen akılcı olmayan ilaç kullanımı örnekleridir. 

Tüm bu yanlışlar toplum sağlığını tehdit etmekle birlikte mali açıdan da kayıplara neden olmaktadır. Bu problemlerin üstesinden gelebilmek için çeşitli çözüm yolları üretilip geliştirilmiştir. Akılcı ilaç kullanım çalışmaları toplum sağlığına önemli katkılar sağlayarak tüm sağlık politikalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kullanılan ilacın hasta birey için etkili, güvenli, uygun ve düşük maliyetli olması akılcı ilaç kullanımının önemli kriterleridir. 

Hekim, eczacı ve hastanın rolü 

Hastalık belirtilerini hissetmemizle beraber ilaç kullanımına giden yolculuğumuz başlar. Rahatsızlık hissettiğimizde hekime muayene olmamızla beraber hekimimiz problemimizi tanımlar, ilaçlı ya da ilaçsız tedaviye karar verir. Eğer ilaçlı tedaviye karar verilmişse uygun ilaç seçimi, dozu ve kullanım süresi belirlenerek reçetemiz hekimimiz tarafından yazılır.  

Hekim muayenesi sırasında hastaya düşen sorumluluk, şikâyetlerine ek olarak kullanmakta olduğu veya  en son kullandığı ilacı ve varsa alerjik durumunu mutlaka hekimine bildirmelidir. Çünkü hekim tüm bu bilgiler ışığında en uygun reçeteyi yazabilecektir. 

Reçeteyi edindikten sonra ilaçların hangi dozda, hangi sıklıkla kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı, ilacın olası yan etkileri ve etkileşimleri hekim ve eczacı tarafından hastaya ya da hasta yakınına tam olarak anlatılmalı ve devamında hasta tarafından doğru şekilde uygulanmalıdır.  

Hastalar hekim tarafından önerilen dozu, önerilen miktarda ve sürede, doz atlamadan kullanmalıdır. İlaçları kullanırken doz zamanlamasında sabah, öğle ya da akşam gibi gün dönümleri yerine saat aralıkları kullanılmalıdır. Örneğin “Günde 3 defa” şeklinde reçetelenmiş bir ilaç, sabah-öğle-akşam şeklinde değil 8 saatte 1 şeklinde kullanılmalıdır. İlacınızı aç karnına almak yemekten 30 dakika öncesine, bazı ilaçlarda 1 veya 2 saat öncesine denk gelmektedir. Yemekten hemen önce alınması gerekiyorsa eczacınız tarafından belirtilmektedir.
 
Hastalar eczanelerden reçeteleri ile aldıkları ilaçların kullanımını hekim ve eczacıdan öğrendikten sonra ilaçları mutlaka kullanma talimatına göre saklamalıdır. Uygun şekilde saklanmayan ilaçlar bozulabilir, etkisizleşebilir. 

Hastalar, hekim ve eczacı önermedikçe ilacı bölerek, çiğneyerek ya da suda çözerek kullanmamalıdır. Çünkü her ilaç bu şekilde kullanıma uygun üretilmemiştir. 

İlaç ve ilaç dışı bitkisel takviyeler, vitaminler ve dermokozmetik ürünler mutlaka eczaneden alınmalıdır. Eczane dışından alınan bu ürünlerin satın alınana dek geçen sürede ne şekilde saklandığından, orijinal ürün olup olmadığından ve son kullanma tarihinin değiştirilip değiştirilmediğinden emin olmak mümkün değildir. Tedavi iddia eden gıda takviyelerinden kaçınmak ve eczacınıza danışmadan kesinlikle kullanmamak gereklidir. Özellikle kilo verdirme iddiasıyla internette satılan ürünlerden uzak durmak gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com