Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Kök hücre nakli nedir?

Umut Doğan Yıldız

-

 

Kemik iliği, kan hücrelerinin oluşumunu sağlayan ve kemiklerin içinde saklı bulunan yumuşak bir dokudur.

Kemik iliğinde bulanan bu hücreler kırmızı kan hücrelerine (eritrosit), beyaz kan hücrelerine (lökosit) ve trombositlere dönüşebilen olgunlaşmamış kan hücreleridir.

– Kırmızı kan hücreleri (eritrosit) organlara oksijen taşır.
– Beyaz kan hücreleri (lökosit) iltihap ile savaşmada görev alır.
– Trombositler kanamanın kontrolünde görev alır.

Sağlıklı bir kemik iliği ve kan hücrelerinin varlığı yaşam için şarttır. Bazı hastalıklar kemik iliğini etkileyerek fonksiyon görmesine engel olabilir. Böyle durumlarda kemik iliği veya çevre kanı ya da kordon kanı transplantasyonu, en iyi tedavi seçeneklerden biri olarak ön plana çıkar. Kemik iliği ve çevre kanı kaynaklı kök hücre transplantları teknik olarak ‘hematopoietik kök hücre nakli‘ olarak adlandırılır. Bazı hastalıklar için tek küratif tedavi seçeneği bu nakilden geçer. Hematopoietik kök hücre nakli ile sağlıksız kan üreten hücreler sağlıklı olanlar ile değiştirilmiş olur. Nakledilen bu hücreler de sağlıklı eritrosit, lökosit ve trombositler üretmeye başlar.

Kemik iliği ve çevre kanı (periferik kan) kaynaklı kök hücre transplantı öncelikle kemoterapi ile kür olmayacağı düşünülen kanserlerde ve bazı kanser dışı hastalıklarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Lösemi, miyelodisplastik sendromlar, Hodgkin lenfoma, Hodkin-dışı lenfoma, multipl miyeloma, bir grup kan hastalıkları ve bazı solid organ tümörlerini içeren çeşitli tanıları olan hastalar transplant adayı olabilir. Bu yüzden hematopoietik kök hücre naklinin zamanlaması başarı için çok önemlidir. Erken nakil her zaman daha iyi netice sağlar.

Aşağıda belirtilen tanılardan herhangi birine (özellikle lösemi veya miyelodisplastik sendrom) sahip hastalar, tanı konulduğu anda bir transplantasyon merkezinden görüş almalı. Transplant adayı hastalarda hastalıklarının seyriyle ilgili ipuçları veren (prognostik) belirteçler ve lökosit-ilişkili antijen (HLA) denilen protein dizinleri özel bir kan testi ile çalışılmalı. Otolog (hastanın kendisinden kök hücre alınması) hematopoietik kök hücre nakli adayı hastaların tedavisinde kök hücrelere zarar verebilen kemotöropatik ajanların kullanımından kaçınılmalı.

TRANSPLANTASYON TİPLERİ
Üç tip hematopoietik kök hücre nakli vardır: Allojeneik, sinjeneik ve otolog…

ALLOJENEİK NAKİL
Tipik olarak lösemi, aplastik anemi ve miyelodisplastik sendromlar gibi kemik iliği bozuklukları olan hastaları tedavi etmede kullanılır. Bu işlemde, hastalıklı kemik iliği ‘hazırlama rejimi‘ adı verilen yüksek doz kemoterapi ve/veya radyoterapi ile ortadan kaldırılır ve bir vericinin kemik iliği, çevre kanı veya göbek kordon kanından toplanan kök hücreleri ile değiştirilir. HLA uyumlu kardeşten yapılan nakle ‘allojeneik sibling nakil‘, birden fazla HLA uyumsuzluğu olan kardeşten ya da anne-babadan yapılan nakle ‘haploidentik nakil‘, akraba olmayan kişiden yapılan nakle ‘akraba dışı allojeneik nakil‘ ve kordon kanından yapılana da ‘allojeneik kordon nakli‘ adı verilir. Allojeneik naklin otolog nakile göre avantajı, nakledilen kök hücrelerin oluşturduğu yeni immün sistemin, alıcının (hastanın) tümör hücrelerini ortadan kaldırabilmesidir ki, buna “graft versus tümör etkisi” denir. Dezavantajı ise alıcının normal dokularına da zarar vererek ‘graft versus host hastalığı‘ oluşturabilmesidir.

Allojeneik naklin başarısında alıcı ile verici arasındaki HLA doku uyumu başta olmak üzere, alıcı ve vericiye ait bazı diğer faktörler (yaş, cinsiyet, hastalığın durumu gibi) ve transplantasyon ekibinin tecrübesi önemli rol oynar. Uygun donör seçimi, uygun hazırlama rejimi seçimi ve transplantasyon sonrası bakım, uzmanlık ve tecrübe gerektiren unsurlardır.

SİNJENEİK NAKİL
Allojeneik transplantasyona benzerdir. Fark, vericinin hastanın özdeş ikizi olmasıdır. ‘Graft versus host‘ ve ‘graft versus tümör‘ etkisi yoktur. Bu sebeple malign hastalıklardan çok benign (iyi huylu) hastalıkların tedavisinde tercih edilir.

OTOLOG NAKİL
Hastanın kendi kök hücreleri transplant için kullanılır. En sık lenfoma ve multipl miyeloma tanılı hastalarda kullanılan bir tedavi seçeneğidir. Tedavinin hangi aşamasında hastadan kök hücre toplanacağı önemli bir aşamadır. En büyük avantajı transplanta bağlı mortalite (ölüm) oranının düşük (<3%) olmasıdır. Hastanın kendisinden toplanan kök hücrelerin arasına hastalıklı kök hücrelerin de karışma olasılığı bulunduğundan, nakil sonrası hastalık tekrar edebilir. Bir diğer dezavantajı ‘graft versus tümör etkisi‘nin olmamasıdır. Bu sebeple transplant sonrası hastalara sağlamlaştırıcı ve/veya idame tedavileri uygulanabilir.

SAĞLIK

Ödem atıcı çay tarifi

Umut Doğan Yıldız

-

Az su içiyor ve su içme alışkanlığı kazanamıyorsanız, bunun nedeni az ve sık su içmeyi denemiyor olmanızdan kaynaklanıyor olabilir.

Su içmeyi alışkanlık edinmek için düzenli bir şekilde, su içmeyi gün içine yayın. Günde en az dört küçük pet şişe (500 ml) su içmeye başlayın. Sürahi içerisine, limon ve sevdiğiniz meyveleri ekleyerek biraz tatlandırıp, renklendirmenizde bir sakınca yoktur. Ancak siz fazla abartmayın.

Yapılan araştırmalar, gün içinde dişini fırçalıp,sade naneli sakız çiğneyenlerin daha çok su içme ihtiyacı duyduğunu ortaya koydu. Bu taktikleri deneyerek, su içme ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Bitki çayları da vücuttan toksin atımı ve iştah kontrolünde size destek olur. Her gün aynı çayı içmek yerine, elinizin altında farklı bitki çayları bulundurmayı deneyin. Yeşil çay, beyaz çay, mate, rooibos, oolong gibi çaylar metabolizmanızı hızlandırırken; rezene, ıhlamur, melisa ve papatya gibi çaylar sindiriminizi kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ödem attıran çay tarifi de veriyoruz. Deneyin ve farkı gör.

Ödem atıcı çay tarifi

1 litre suya 1 yeşil elmayı doğrayın; 2 çubuk tarçın, 3 adet karanfil ve 2 adet kakule ekleyip 5 dakika kaynatın. Ateşi kapatıp içerisine 1 tatlı kaşığı beyaz çay, bir tutam ıhlamur, 20 adet kiraz sapı, bir avuç içi mısır püskülü ilave edin. 4 dakika demlenmesini bekleyin. Süzdükten sonra gün boyu sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyete tedavisi: Pilates

Umut Doğan Yıldız

-

Pilates yaparak kaygılarınızla başa çıkabilirsiniz. İşte pilatesin anksiyeteye iyi gelen etkisi.

Anksiyete çağımızın sık rastlanan rahatsızlıklarından. Bir dönem kendisi de anksiyete ile mücadele eden Pilates Eğitmeni Hollie Grant, pilatesin bunun için çok iyi bir tedavi yöntemi olduğunu söylüyor.

Konuyla ilgili fikirlerini dile getiren Pilates Eğitmeni Hollie Grant; “20’li yaşlarımdayken kafamdaki karmaşayı asla yoluna sokamıyordum. Dikkatimi toplamamı sağlayacak bir spor arayışındaydım. Pilates bu açıdan yardımcı oldu. Çünkü egzersiz esnasında konsantre olmak zorundasınız. Nefesinize, çalıştırdığınız kaslara, aktif olmayan kaslara ve hareketler esnasında duruşunuzda yapmanız gereken değişikliklere odaklanmanız gerekiyor.” diyor.

Psikoloji düzelten spor: pilates

Pilates yoğun bir dikkat gerektirdiği için göndermeyi unuttuğunuz e-posta veya nasıl ödeyeceğinizi kara kara düşündüğünüz faturalar o esnada aklınıza gelmiyor. Egzersiz yaparken kurmanız gereken beden ve zihin bağı anksiyeteyi azaltıyor. Hâliyle sağlığınıza daha iyi odaklanıyorsunuz.

Devamı

SAĞLIK

Uykunun yağ yakımına etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

Eski ve yeni kurallar dosyamızın bugünkü konusu uyku. Yapılan araştırmalar yeterli uykunun yağ yakımına yardımcı olduğunu söylüyor.

GEÇ SAATE KADAR YATIN

“Erken kalkan yol alır” zihniyeti, ilerlemeniz söz konusu olduğunda erteleme tuşuna basıyor olabilir. Şimdi, bu konuyu masaya yatıralım.

ESKİ KURAL

Siz yataktan çıkana kadar, The Rock kas kazanma çabalarını Instagram’a yüklemiş oluyor. Büyü, şafaktan önceki süreçte gerçekleşiyor, biliyorsunuz.

YENİ KURAL

Uyku üzerinde çalışan bilim adamı Matthew Walker’ın söylediklerini aktaracak olursak;

Doğa Ana’nın “sekiz saat uyku” kavramını bize kazandırması 3,6 milyon yılını aldı ve bizim bunu tersine çevirmemiz yalnızca onlarca yıl sürdü. Şimdilerde, ortalama bir kişi yalnızca yaklaşık yedi saatini uyuyarak geçiriyor ve bu sizin sadece yorgun olmanıza neden olmuyor, aynı zamanda vücut yağ oranınızda görünür farka yol açıyor. “Uyku, yağ kaybının adı duyulmamış kahramanıdır,” diyor Londra’daki antrenman salonu Workshop Gymnasium’un performans koçu Artur Zolkiewicz. “Daha az uyuyan kişilerin kortizol seviyelerinde artış görünüyor, bu da kas kaybına ve iştah düzenlemesinde hayati bir faktör olan insülin hassasiyetinde düşüşe neden olur.” Chicago Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmada, katılan erkekler 5,5 saatin ardından uyandıklarında, 8,5 saat uyudukları zamana kıyasla diyetleri fark etmeksizin yarı miktarda yağ kaybetti. Aynı zamanda, sekiz saatten az uyuyan atletlerin antrenman sırasında yaralanma ihtimali yüzde 70 daha fazladır. Az uyuyan, fazla esneyen bir erkek için, spor salonunda çalışmak başından savması gereken keyifsiz bir misyona dönüşüyor.
Sürekli olarak yedi saatten az uyuyorsanız, öğle yemeğinde veya işten sonra 30 dakikalık bir antrenman, şafak sökmeden zombi gibi yaptığınız bir saatlik hareketlerden iyidir. Uykuyu yeni durağan kardiyonuz sayın.

Devamı

Popüler