Bizi Takip Edin

SAĞLIK

KEYİF Mİ, BAĞIMLILIK MI?

-

 

Eğlenmek için yuvarladığınız kadehler, yavaş yavaş tehlikeli bir bağımlılığa dönüşüyor olabilir.

01

GÜNDE KAÇ KADEH ALKOLLÜ IÇKI TÜKETIYORSUNUZ?

Yetişkin bir erkek olarak günde iki kadehten fazla içiyorsanız ve haftalık
alkol tüketiminiz 21 kadehi geçiyorsa, kötü bir haberimiz var:
İşler kontrolden çıkmış olabilir. Alkol ve madde bağımlılığına
yakalanan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Alkolizm,
19’uncu yüzyıldan bu yana bilimsel ve sosyal çevrelerde bir
hastalık olarak tanımlanıyor. Tüm dünyada olduğu gibi,
ülkemizde de alkolizm hastalığını tedavi etmeyi amaçlayan
sağlık kurumları var. Alman Galata Polikliniği Psikiyatri
Bölümü, ülkemizde alkolizmle savaş konusunda aktif
çabalarıyla öne çıkan bir kurum. Prof. Dr. Ayhan Kalyoncu ile
Uz. Dr. Ferhal Utku Doğan’ın danışmanlığında, Uzm. Dr.
Psikiyatrist Tulga Tolun Şatır’ın yönetiminde hizmet veren
psikiyatri bölümü, bağımlılık alanındaki sorunlara çözüm
getirmek ve yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefliyor.

TEHLIKE ÇANLARI
Prof. Dr. Ayhan Kalyoncu’ya göre,
günümüzde genellikle keyifli zaman
geçirme ve eğlenme amacıyla alkol
tüketiliyor. Ancak tüketim miktarı
arttıkça bu keyif, yerini sağlık
sorunlarına bırakıyor: “Öncelikle
bilinmesi gereken şey, aşırı alkol
tüketiminin yüksek risk anlamına
geldiği. Sosyal zararları, aile içi
şiddet, çocuk istismarı, suç
işlenmesi, darp ve cinayet gibi
olaylara kadar uzanabiliyor.
Tüketilen alkol miktarına ve
tüketme sıklığına bağlı olarak şiddet
riski de artıyor. Oluşturduğu
bağımlılığın dışında ciddi sağlık
sorunlarına da yol açıyor. Ruhsal ve
davranışsal hastalıklar, midebağırsak
sistemi rahatsızlıkları,
kanserler, kalp damar hastalıkları,
immünolojik bozukluklar, akciğer
hastalıkları, kas ve iskelet sistemi
rahatsızlıkları gibi 60 değişik
hastalık ve rahatsızlık ortaya
çıkabiliyor.”
Peki, alkol tüketiminde güvenli
miktar nedir? Alman Galata
Polikliniği’nden Uz. Dr. Ferhal Utku
Doğan, alkol tüketiminiz hakkında
bilgi sahibi olmak için, öncelikle
içtiğiniz miktarı tespit etmeniz
gerektiğini söylüyor. Bir kişinin
tükettiği alkol miktarı birimlerle
ölçülüyor. Bir birim içki; ¼ litrelik
küçük bir şişe biraya, bir küçük
kadeh şaraba, bir ölçü rakı, viski,
votka veya cine eş değer. Bağımlılık
uzmanları, yetişkin bir erkeğin
haftada 21 birimden fazla
içmemelerini öneriyor. Yani günde
iki birim içkiyi aşmamanız
gerekiyor. İçki alışkanlığınızı daha
iyi analiz etmek için, bir içki günlüğü
tutun. İçtiğiniz her içkiyi, miktarı,
sebebini ve mümkünse volümünü
bir yere kaydedin. Bu şekilde, işlerin
kontrolden çıkıp çıkmadığını
anlayabilirsiniz.

BAĞIMLI OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?
İlk önce kendinize karşı dürüst olup,
bu soruları yanıtlayın: Hiç içki
içmeyi bırakmanız gerektiğini
hissettiniz mi? Çevrenizdeki
insanlar içki içmenizi eleştirerek,
sizi kızdırdılar mı?
İçki içtiğiniz için kendinizi kötü
veya suçlu hissettiniz mi? Sabahları
sinirlerinizi yatıştırmak veya
mahmurluktan kurtulmak için ilk iş
olarak içki içtiğiniz oldu mu? Bu
sorulardan birine “evet” yanıtı
verdiyseniz, olası bir alkol problemi
ile karşı karşıyasınız. Birden çok
“evet” cevabı, mutlak bir problemin
olduğunu gösteriyor. Bu konuda
kendinize karşı dürüst olup,
ailenizden ve yakınlarınızdan
destek almanız çok önemli. Onların
sevgisi ve desteğiyle, yardım almak
için gereken cesareti bulabilirsiniz.

ÖLÇÜLÜ İÇMEK MI, TAMAMEN BIRAKMAK MI?
Eğer tavsiye edilen haftalık
birimleri aşıyorsanız ve aşağıdaki
işaretlerden herhangi birini
kendinizde düzenli olarak
görüyorsanız, alkolü bırakmayı
düşünmenin tam zamanı. Uzm. Dr.
Psikiyatrist Tulga Tolun Şatır, bu
işaretleri şöyle sıralıyor: “Aynı
etkiyi sağlamak için daha çok
içmeye başlamak, alkol almak için
fırsat kollamak, sarhoş oluncaya
kadar içmek, az yemek, işe geç
kalmak, arkadaş grubunuzda ağır
içicilerin olması, sarhoşken
sonradan pişman olduğunuz şeyler
yapmak, aile bireyleriyle sorunlar
yaşamak gibi durumlar, ciddi bir
tehlikeye işaret eder. Özellikle
sabahları da içmeye başladıysanız,
artık bir yardım almanız gerekiyor.”
Peki, alkolizmle hangi yöntemi
kullanarak baş edebilirsiniz? Tulga
Tolun Şatır’a göre, herkes için işe
yarayan tek bir tedavi metodundan
bahsetmek doğru değil: “İnsanlara
daha iyi bir hayat sağlayacak, kendilerine
has yollar seçmeleri için yardımcı
olmak gerekir. Bazıları için en
doğru yaklaşım alkolü tamamen
bırakmakken, bazıları için ölçülü
olmak doğru tedavi olabilir. Önemli
olan, danıştığınız uzmanın sizin için
en çok işe yarayacak yöntemi seçmesi.
Özellikle, kötüye kullanım
düzeyini geçen bağımlılar mutlaka
bir uzmana danışmalı. Sadece
kötüye kullanım düzeyinde alkol
sorunu olan ve ciddi genetik yatkınlığı
olmayan kişiler için, mutlak
alkolsüzlük rejimi ve ardından kontrollü
miktarlarda içki denemesi
yapılabilir.”

YERİNDE SAĞLIK HİZMETLER
“Kişiye özel sağlık hizmeti sunma”
prensibiyle 2005 yılında kurulan
Alman Galata Polikliniği, uzman
hekim kadrosu, laboratuvar ve
görüntüleme merkezi ile tüm
branşlarda hizmet veriyor.
Özellikle uzun iş saatleri, yoğun
trafik ve kişiye özel sürenin
azalması “evde ve yerinde tedavi
hizmetleri” ihtiyacını doğurmuşken,
Alman Galata Polikliniği Yerinde
Sağlık Hizmetleri Kliniği, bu
ihtiyaca yanıt veriyor. Hastanın en
rahat olduğu ortamda, evinde veya
iş yerinde hizmet veren Alman
Galata Polikliniği, uzun dönem
hasta bakımı, günlük tedavi
planları, serum takma, kan alma
gibi pek çok sağlık hizmetini
yerinde veriyor.

NE ZAMAN YARDIM ALMALI?
Eğer listedeki bu
durumların birden
fazlasını yaşıyorsanız,
profesyonel yardım almak
için bağımlılık uzmanına
danışmalısınız.
Gizlice içiyor, fırsat kolluyorsunuz.
Alkole harcadığınız para
yüzünden borca girdiniz.
İçemediğiniz zaman sıkıntılı ve
kaygılı oluyorsunuz.
İçkiliyken tartışmaya girip
kaza yaptınız.
Alkol tüketiminizle ilgili sorular
sizi kızdırıyor.
İçmediğiniz zaman elleriniz
titriyor ve terliyorsunuz.

 

SAĞLIK

Dünya Sağlık Örgütü 2019’daki tehditleri açıkladı

Umut Doğan Yıldız

-

Dünya Sağlık Örgütü, 2019 yılında dünyayı tehdit etmesi beklenen tehlikeleri açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı rapora göre 1.6 milyar kişiyi etkileyecek tehditler arasında başta ekonomik daralma ve yetersiz beslenme geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2019 yılında insanlığı tehdit etmesi beklenen tehlikeleri bir rapor şeklinde açıkladı. WHO’nun raporuna göre zayıf ekonomi, kuraklık, küresel ısınma, yetersiz sağlık hizmetleri gibi pek çok farklı nedenden dolayı can kayıpları yaşanacak. Listede ayrıca hava kirliliği, insani krizler ve aşı olmayı reddeden insanlar da sağlık krizlerinin nedeni olarak gösteriliyor.

10 yıl sonra dünyanın hali ne olacak?

WHO, bundan 10 yıl sonra küresel ısınma nedeniyle ortaya çıkan kuraklık, yetersiz beslenme, aşırı sıcaklık ve ishal nedeniyle yılda fazladan 250 bin kişinin öleceğini düşünüyor. Ölüm sebepleri arasında ise başı, yüzde 70 ile diyabet, kanser ve kalp rahatsızlıkları çekiyor.

2019 yılında sağlığı tehdit eden etmenlerin sıralaması ise şöyle  

  1. Aşı olmaya karşı direnç/Aşı karşıtları
  2. Küresel grip salgını
  3. Hava kirliliği ve küresel ısınma
  4. Bulaşıcı olmayan hastalıklar
  5. Sağlıklı ve kaliteli yaşam koşullarından mahrum kalmak
  6. Mikroplara karşı dayanıklılık
  7. Ebola ve diğer ölümcül hastalıklar
  8. Yetersiz temel sağlık hizmetleri
  9. Dang hastalığı
  10. Aids (HIV)

Devamı

SAĞLIK

Buzdolabında bozulan besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Buzdolabına girince bozulan ve hastalıklara neden olan besinleri sizin için sıraladık.

Besinler nasıl saklanır?

Kahve

Buzdolabının içerisindeki nemli ortam kahvenin tadını, yapısını ve görüntüsünü bozar. Kahve ışık görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklanabilir.

Sarımsak

Sarımsağı 2 gün boyunca dolapta bekletirseniz eğer bu onun bakteri üretmesini sağlayacaktır. Sarımsakları, güneş görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklayabilirsiniz.

Patates

Kesilmiş ancak kullanılmadan buzdolabına koyulmuş patatesler 1.günün ardından bozulur ve bu şekilde tüketilmesi, bağırsak problemlerine neden olabilir.

Reçel ve bal

Bu tarz besinler buzdolabında saklandığında organik içeriklerini kaybedelerler ve sadece şekerden ibaret bir yiyecek olarak kalırlar. Güneş görmeyeni kuru ve serin b,r yerde saklamakta fayda var.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyetenin 7 işareti

Umut Doğan Yıldız

-

Anksiyete sadece panikataktan ibaret değildir. Anlamak için bakmanız gereken daha küçük ayrıntılar var.

Derleyen: Uğur Mutlu

Bir kişinin anksiyete bozukluğu yaşayıp yaşamadığını anlamak oldukça zordur. Herkesin duygularını sözlü olarak ifade etmeyi sevmediği gibi, birçok insan acılarını gizlemeyi tercih eder.

Zihinsel sağlık kuruluşu Mind tarafından yapılan bir araştırmada, 18-34 yaş aralığındaki kişilerin beşte dördü anksiyete problemi yaşadığında üzülmüyor gibi davrandığını söyledi. Ayrıca, çocuklar anksiyete sorunlarını yetişkinlerden farklı şekilde gösterebilir; bir ebeveynseniz bu işaretleri mutlaka bilmeniz gerekiyor. Bu yedi belirtiyle ailenizin, dostlarınızın ya da çalışma arkadaşlarınızın bu tarz bir sorunla boğuşup boğuşmadığını anlayabilirsiniz.

1- Fiziksel rahatsızlıklar

Anksiyete sıklıkla baş ve mide ağrısı gibi fiziksel sorunlara yol açar. Kişi panikatakla birlikte göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşasa da panikatak geçirdiğinin farkında olmayabilir. Öte yandan anksiyete, egzama gibi daha belirgin hastalıkları da beraberinde getirebilir.

Mind’ın bilgi yöneticisi Rachel Boyd, “Anksiyete bazı kişiler için ciddi bir hastalığı olabileceğine dair kaygılanma ya da fiziksel bir sorun yaşadığını düşünme şeklinde baş gösterebilir,” diyor.

2- Uyku bozukluğu

Anksiyete sorunundan muzdarip insanlar genellikle yorgun hissederler. Bunun nedeniyse vücutlarının aşırı derecede adrenalin üreterek onları kaç ya da savaş moduna sokmasıdır. Öte yandan, Anxiety UK’e göre, anksiyete sorunu yaşayan insanlar bunun etkilerini dikkat dağıtan etkenlerin daha az olduğu gece saatlerinde, uykuya dalma konusunda da görüyor.

Anksiyeteyle boğuşan insanların çok fazla uyuyabileceği gibi, uykuya dalma konusunda da problem çekebildiğini belirten Nightingale Hospital’dan Dr. Joanna Silver, “Kimileri gece defalarca uyanırken kimileri de kâbuslara ya da karabasana maruz kalabilir,” diyor.

3- Sürekli onaylanma isteği

Anksiyetenin etkileri hem fiziksel hem zihinseldir. Psikolojik semptomlar kaygı verici bir durumu tekrar tekrar düşünmek ve diğer insanların anksiyetenizi fark ettiğini hissetmek gibi rahatsız edici ve gergin hisler şeklinde kendini gösterebilir. Boyd, “Bu kişilerin sürekli onaylanmak istediğini ya da normalde iyi oldukları konularda daha güvensiz davrandıklarını fark edebilirsiniz,” diyor.

4- Yeme bozukluğu

Anksiyetenin pençesindeki insanlar beslenme alışkanlıklarında da değişiklik yaşayarak önceki hâllerinden daha az ya da daha çok yiyebilirler. Çocuklarda ise stresin bir sonucu olarak iştah kesilmesi, aşırı yeme ya da yedikten sonra kusma problemleri de görülebilir. Anksiyete seviyesi yüksek insanların genellikle iştahsızlık yüzünden yemek yiyemediğini ifade eden Dr. Silver, “Bazılarıysa endişelerini azaltabilmek için çok fazla yeme ya da kısıtlı beslenme yöntemlerine başvurur,” diyor.

5- Mükemmelliyetçilik eğilimi

Anksiyete problemi yaşayan bazı insanlar görünümü konusunda takıntılı hâle gelebilir ve “kusursuz” görünmek için kesenin ağzını açabilir. İş hayatında ise anksiyete sorunu yaşayan kişiler çok fazla mükemmeliyetçi olabilirken, bu doğrultuda verilen görevleri tamamlamaları uzun sürebilir. Anksiyete bozukluğu olan kişilerin genellikle doğal insanlardan hoşnut olan, detaylı düşünen, merhametli, akıllı ve sorumlu olma eğiliminde olan insanlar olduğu söylenebilir. Yani, bu davranışları mercek altına alarak herhangi bir artış olup olmadığını gözlemleyebilirsiniz. Anksiyetenin başka bir belirtisi ise takıntılı davranışlardır. Dr. Silver, “Aşırı temizlik ve kontrol çılgınlığı, sevdiğiniz bir kişinin anksiyeteyle boğuştuğuna dair daha az belirgin bir işarettir,” diyor.

6- Odaklanma güçlüğü

Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişi olumsuz olayları sık sık ve uzun uzadıya düşünmeye meyillidir. Bu durum da konsantrasyon kaybını beraberinde getirir. Anksiyete sorunu yaşayan kişileri işe sıklıkla geç kalmasından ya da normalde rahatlıkla yapabileceği bir işe odaklanma güçlüğü yaşamasından anlayabilirsiniz.

7- Sosyal izolasyon

Sevdiğiniz bir tanıdığınızın yapmayı sevdiği aktivitelerden uzak durduğunu ve yalnız başına daha fazla zaman geçirdiğini fark ettiyseniz, anksiyetenin işaretlerinden bir diğerini yakalamış olabilirsiniz. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin bir şeylerden kaçıyormuş gibi hissedebileceğini ya da endişelendikleri durumları çözebilmek için çok fazla vakit ve enerji harcayabileceklerini söyleyen Boyd, “Sosyal anksiyeteden muzdaripseniz arkadaşlarınızla buluşmak, alışverişe çıkmak ve hatta telefonları açmak gibi anksiyetenizi tetikleyebileceğini düşündüğünüz durumlardan da uzak durmak istersiniz,” diyor

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com