Bizi Takip Edin

SAĞLIK

KASIK KOKUSUNA ÇARE VAR MI?

-

 

penis_koku

Kasıklarınız kötü kokular için ideal bir ortamdır. Sıcaktır, nemlidir ve çevresi kokuları hapseden giysilerle kaplıdır. 

George Washington Üniversitesi’nden dermatolog Kelley Pagliai Redbord, ter ve nem gibi etmenlerin tenimizdeki doğal bakterilerle bir araya gelerek koku oluşturduklarını söylüyor. Kasıklarımız apokrin bezleri içeriyorlar ve bu bezler ter ile birleştiğinde ortaya -terden de başka- bir koku çıkaran salgılar salgılıyorlar. Böyle bir kokuyu çok keskin bir şekilde duymuş olmasanız da, emin olun, iç çamaşırınız durumdan pek de memnun değildir. Daha da kötüsü partneriniz -ve hatta partnerinizin arkadaşları da!- bu durumdan haberdarlardır…

Redbord, bu keyifsiz “aromanın” önüne geçmek için bazı yöntemler öneriyor…

“Saç stilini” değiştirin

Pübik tüyler nemi ve kokuları hapseder ve tüylerin altında kalan tenimizin kuru kalmasına engel olur. “Çırılçıplak” bırakmak zorunda değilsiniz, fakat küçük bir sakal bırakmak ya da kısa tutmak, kokuları -en azından- hafifletir.

Yıkayın

Southern Illinois Üniversitesi’nden ürolojist Tobias Köhler, kasık bölgenizi temiz tutmak konusunda yetersiz kalırsanız, savaşı baştan kaybedeceğinizi söylüyor. Detaylara verdiğimiz önemin ve “el emeğinin” bu yıkama işinde en önemli parametreler olduğunu söylüyor. “Biraz sabun bu işi çözer!” diye düşünmeyin; ovalamak, ilginçtir, işe yarar bir yöntemdir. Anti bakteriyel sabunlar da doğru tercihtir.

Kuru tutun

O bölgeden nemi uzak tutarsanız, kokuyu da uzak tutmuş olursunuz… Özellikle yaz aylarında, giyinmeden hemen önce, o bölgeyi layığı ile temizleyip kurularsanız, yol kat etmeyi başarırsınız. Hatta uzmanlar bu kurulama işlemi için, saç kurutma makinesi kullanmayı dahi öneriyor. Islak havlularla ya da mayolarla gezmek, bakteri üremesine zemin hazırlıyor. Banyo sonrası temiz havlu kullanmaya da özen gösterin lütfen.

Son dokunuşlar da önemli

Pamuklu kumaşlar hava alabilirler; bu yüzden pamuklu iç çamaşırı tercih etmek işinize yarayabilir. Yaz sıcağında, nem ve sıcaklık alıp başlarını gitmişken koltuk altı deodorantı kullanmayı bir alışkanlık haline getirmişsinizdir diye umuyoruz. Bu deodorantın malum bölgelerde de işe yarayabileceğini unutmayın…

SAĞLIK

Sigaranın gözlere etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

Sigaranın kanser ya da kalp-damar hastalıkları yanında gözlere ve beyine de büyük zararı bulunuyor.

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Nihal Işık, beyni sağlıklı tutabilmenin yollarından söz ederken sigaraya da değiniyor ve “Çalışmalar, sigara içenlerin yüzleri ve isimleri içmeyenler kadar iyi hatırlamadığını göstermiştir” diyor. Buna göre sigara direkt olarak belleği mi etkiliyor yoksa beyin sağlığını olumsuz etkileyen akciğer hastalıkları, yüksek tansiyon, felç gibi hasarlara yol açtığı için hafızayı dolaylı yoldan mı etkiliyor tam olarak bilinmese de, sigaranın hafıza üzerinde bir olumsuz etkisi olduğu kesin.

Sigaranın göze zararı

Sigara gözlere de zarar veriyor. Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Hüsnü Güzel, “Sigara tüketimi, gözlerde pek çok olumsuz etkinin oluşmasına sebep olabiliyor. Bu konudaki en büyük problem, halk arasında bu hastalıklar konusundaki bilincin yetersiz olması. Sigara tüketimi sebebiyle; katarakt, maküla dejenerasyonu, diyabetik retinopati, üveit ve göz kuruluğu gibi, ciddi görme kayıplarıyla sonuçlanabilecek pek çok rahatsızlık oluşabiliyor” diyor. Prof. Dr. Güzel, hamilelik sırasında içilen sigaranın zararlarına da dikkat çekiyor: “Hamilelik döneminde sigara tüketilmesi de plasentanın zararlı toksinler tarafından etkilenme ve gözlerde problem oluşma şansını oldukça yükselten bir etken. Aynı zamanda hamilelik döneminde sigara kullanımı, prematüre retinopatisi oluşma şansını da artırıyor. Görme kaybına varacak ciddi sonuçlar yaratan bu rahatsızlıkların oluşmaması adına, alınabilecek önlemler arasında en etkilisi sigarayı bırakmak olacaktır” diyor.

Sigaranın ses üzerindeki etkisi

Sigara, ses üzerinde de olumsuz etkilere sahip. Üsküdar Üniversitesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Murat Topak, sesin insan iletişiminde en önemli araç olduğunu söyledikten sonra, birçok insanın mesleğini ancak sesini kullanarak sürdürebildiğini ancak öğretmen, sanatçı, spiker, şarkıcı ve din görevlisi gibi kişilerde ses hastalığının daha da önemli olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Topak, “Sigara sesin en büyük düşmanıdır. Gırtlak ve akciğer kanserinin en önemli nedenidir. Sigaranın kesinlikle bırakılması, bulunulan ortamda sigara dumanına maruz kalınmaması gerekir” sözleriyle de sigaranın ses üzerindeki olumsuz etkilerini özetliyor.

Devamı

SAĞLIK

Kalsiyum tüketiminde 8 kural

Umut Doğan Yıldız

-

Yetersiz kalsiyum kadar fazla kalsiyum alımı da vücutta ciddi problemlere neden olabiliyor. İşte kalsiyum tüketiminde 8 kural!

Kalsiyum vücudumuzun ihtiyacı olan en önemli minerallerden biri. Güçlü ve sağlıklı bir kemik kitlesinde başrol üstlenen kalsiyum aynı zamanda kalp, kas ile sinirlerin düzgün çalışması ve kanın pıhtılaşmasında da önemli rol oynuyor. Dolayısıyla vücuda yetersiz alındığında kemiklerin kolay kırılmasından diş çürüklerine, kaslarda ağrı ve kramplardan bayılmaya, kanın pıhtılaşması ile ilgili sorunlardan cilt kuruluğuna, depresyondan kalp ritim bozukluğuna kadar pek çok ciddi tablolar gelişebiliyor. Yetersiz kalsiyum kadar fazla kalsiyum alımı da vücutta ciddi problemlere neden olabiliyor; örneğin kalp krizini tetiklemesi gibi! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman bu nedenle doktora danışılmadan gelişigüzel kalsiyum takviyelerinden mutlaka kaçınılması gerektiği uyarısında bulunuyor. Peki yeterli kalsiyum alımı için beslenme alışkanlığımızda nelere dikkat etmeliyiz? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman kalsiyumdan zengin beslenmenin 8 püf noktasını anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Her gün süt ve süt ürünleri tüketin

Her yetişkinin günde 1000 mg kalsiyum alması sağlıklı bir yaşam sürmesi için şart. Bu ihtiyaç gelişme çağındaki çocuklarda, 50 yaş üstü kişiler, hamiler ve emziren kadınlarda artış gösteriyor. Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri en etkili kalsiyum kaynakları. Yeterli kalsiyum alımı için kahvaltıda 1-2 dilim peynir tüketin ve buna ek olarak günde 2 su bardağı kadar süt ya da yoğurt eklemeye özen gösterin. Unutmayın ki yaşlılarda, hamile ve emziren kadınlarda bu gereksinim daha fazla oluyor.

Çay, kahve ve tuz üçlüsüne dikkat!

Yapılan çalışmalara göre, fazla kafein alımı kalsiyumun geri emilimini azaltıyor. Yüksek oranda tuz tüketiminin de böbrekten kalsiyum atımını arttırdığı yine yapılan çalışmalarla ortaya konmuş. Bu nedenle kalsiyum eksikliği yaşamamak için günde 3-4 fincan çay ve kahveden daha fazlasını tüketmeyin. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketmekten de kaçının.

Yeşil sebzeler faydalı, ancak

Ispanak, semizotu, roka ve maydanoz gibi yeşil sebzeler de kalsiyumdan zengin olmalarına rağmen içeriklerindeki posa vücuttaki kalsiyum emilimini azaltıyor. Bu yüzden çok iyi bir kalsiyum kaynağı sayılmazlar. Eğer süt ürünlerini tüketmiyorsanız kalsiyum gereksiniminizi yeşilliklerden karşılamaya çalışmanız yeterli olmayabilir.

Haftada 2 kez kurubaklagil şart

Kurubaklagiller de iyi birer kalsiyum kaynakları. Haftada 2 kez fasulye, nohut ve bezelye gibi kurubaklagil besinlerini diyetinize ekleyin. Ayrıca baklagiller iyi protein kaynaklarıdır ve kolesterol içermedikleri için yüksek kolesterol seviyesinin kontrolüne de yardımcı oluyorlar.

Kuruyemiş ve kuru meyvede aşırıya kaçmayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman badem, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumların da kalsiyum kaynaklarından zengin olduklarını belirterek, “Ancak bu yağlı tohumların kalorilerinin çok yüksek olduğunu da unutmayın. Dolayısıyla günde 15-20 adet badem veya fındık tüketimini aşmamaya özen gösterin. Kilo vermeye çalışıyorsanız bu miktarı azaltın” diyor. Kuru incir, kuru kayısı ile kuru eriği de iyi birer kalsiyum kaynağı olarak beslenmenize eklemenizde fayda var. Ancak bu meyveler yaş meyvelere oranla daha fazla şeker ve kalori içeriyorlar. Diyabet hastası iseniz nadir tüketmenizde fayda var.

Laktoz intoleransınız varsa

Laktoz intoleransı olan kişilerde de kalsiyum eksikliği görülme riski yükseliyor. Bunun nedeni ise süt ürünlerinde bulunan laktoz adlı karbonhidrat türünün sindirilmesine yardımcı olan laktaz enziminin yetersiz olması veya düzgün çalışmamasından ötürü laktoz içeren ürünlerin sindirememesi. Bu nedenle de laktoz intoleransı olan kişiler süt ürünlerini daha az tüketmeyi veya hiç tüketmemeyi tercih edebiliyorlar. Laktozun tolere edilemediği durumlarda laktozsuz süt ürünü formlarını tercih edilebilirsiniz.

D vitamini eksikliğine dikkat

Kemik dokusu sürekli bir yapım ve yıkım halinde oluyor. Kalsiyum ve D vitamini bu noktada anahtar rol üstleniyor. D vitamini yetersizliği durumunda kalsiyumdan faydalanmak zorlaşıyor ve kemik yapısında bozulmalar meydana geliyor. Ülkemizde D vitamini eksikliği oldukça sık görülüyor. Öyle ki Türkiye’de Güneydoğu bölgesinde yaşayan 264 yetişkin ile kış aylarında yapılan bir çalışmada, bu kişilerin yüzde 94’ünde D vitamini eksikliğine rastlanmış. Bu nedenle yeteri kadar kalsiyum alıyor olsanız bile vücudunuzda D vitamini eksikliği olmadığından da emin olmalısınız.

Doktorunuza danışmadan asla!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman beslenmeyle yetersiz kalsiyum alan kişilerin kalsiyum takviyesine ihtiyaç duyabileceklerine, ancak bu takviyelerin mutlaka doktorun önerisi ve belirttiği miktarda alınması gerektiğine dikkat çekerek bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Kişinin takviye olarak alacağı kalsiyum; diyetle aldığı kalsiyum miktarı, alması gereken miktar ve kandaki kalsiyum düzeyine bağlı oluyor. Hekime danışmadan bilinçsizce kullanılan kalsiyum takviyesi ile vücuda gereğinden fazla kalsiyum alınırsa ciddi tablolar oluşabiliyor. Öyle ki kalsiyum takviyesi kemikleri güçlendirmediği gibi tam aksine kemiklerde zayıflamaya, kabızlığa, böbrek taşlarına, hatta kalp krizlerine varan ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.”

Devamı

SAĞLIK

Ergenliği belirleyen yaş değil

Umut Doğan Yıldız

-

Herkes ergenliğin belli bir yaşa gelindiğinde başladığını zanneder ancak Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül ergenliğin yaş ile değil, kilo ile bağlantısı olduğunu söylüyor.

Ergenliğin; büyüme ve gelişme; fiziksel olgunluk, genetik yapı, hormonlar, çevresel şartlar, sosyoekonomik durum, kültür ve gelenekler gibi çeşitli unsurların etkisinde meydana gelen bir süreç olduğunu söyleyen Op. Dr. Temizgönül, devamlı olarak alınan yüksek kalorili gıdaların, tek taraflı gıda tüketiminin, aşırı beslenmenin çocuklarda obeziteye sebep olduğunu, obezitenin ise kilo artışına ve erken ergenliğe yol açtığını belirtiyor. “Erken ergenlik; genetik yapı, sosyoekonomik durum ve genel sağlık durumu gibi birçok değişkenden etkilenir. Kız çocukları 48 kiloya ulaştıklarında ve vücut yağ oranı %17 civarına geldiğinde, ergenliğe girer. Dolayısıyla özellikle kız çocuklarında kilo ve vücut kitle indeksi arttıkça ergenliğe girme yaşı da düşmektedir. Bu bulgular ışığında obezitenin kızlarda erken ergenliğe sebep olduğu kanıtlanmıştır” diyen Op. Dr. Temizgönül, çocukların, zannedildiği gibi kilolu oldukları zaman boy atıp uzamadıklarına da dikkat çekiyor.

Obeziteden korunmak aslında kolay

Uzmanlar, obeziteden korunmak için bazı noktalara dikkat etmenin yeterli olduğunu vurguluyor. Sindirimin midede değil beyinde başladığını belirten uzmanlara göre gıdayı gördüğünüz an enzimleri de salgılamaya başlıyoruz.

· Sindirim, çiğnediğimiz sürece devam eder. Ne kadar çiğnersek o kadar rahat sindiririz.

· Yeme süremiz uzadıkça yediğimiz miktar azalır.

· Her öğüne yarım saat ayırmamız yeterlidir. Hızlı yemek ise zararlıdır.

· Porsiyonları küçültmenin de olumlu sonuçları olduğu kanıtlanmıştır.

· Tabaklar küçük olursa yemek de göze fazla görünecektir. Büyük tabaklar ise yemeğin azmış gibi algılanma sebebidir.

· Tabak boşalınca hemen doldurmamak gerekir.

· Televizyon ya da bilgisayar karşısında yemek hem çiğneme sıklığını azaltır, hem de reflü ve aşırı yemeyi artırır.

· Çocuklarda gıda yoluyla ödüllendirmeden kaçırmak gerekir. (Odanı toplarsan, seni hamburgerciye götüreceğim gibi…)

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com