Bizi Takip Edin

Bundan iki buçuk sene önce, 2016 yılının Eylül ayında Harry Kane, internette Fifa 17 oyunundaki rating’lerini eleştiren bir video yayınlamıştı. Bilmeyenler için söyleyelim, Fifa’da oyuncuların altı farklı özelliği 1’den 99’a kadar puanlanıyor. Hız, şut, pas, dripling ve fizik…

Ayrıca oyuncuların bir de genel rating’i oluyor. Bu bahsedilen videoda, Harry Kane kendisine verilen puanları görüyor ve dudaklarını ısırıyor çünkü hiç memnun değil: “Şut özelliğim kesinlikle 90’lı bir rakam olmalıydı (oyundaki puanı 84). Ayrıca pas yeteneklerim de kesinlikle 71’den fazla. Neyse ki genel puanım 84, çok da kötü değil.”

Fifa geçtiğimiz Ocak ayında, Fifa tutkunları, profesyonel oyuncular ve spor yazarlarının oylarıyla yılın takımını belirledi. 4-3-3 dizilişiyle kurulan bu takımın ileri ucunda bir kanatta Messi (98), diğer kanatta Ronaldo (99) varken, santrafor pozisyonunda Harry Kane’in (96) ismi yazıyordu. Şut puanı maksimum puan olan 99, pas puanıysa 93 olmuştu.

Konuya gülerek, “Sonunda gerçeğe daha yakın bir puanlama yapabilmişler” diyen Kane, şöyle devam ediyor: “Her zaman daha iyi olmak mümkün. Tek yapmam gereken gol atmaya devam etmek ve bunun puanlara yansıyacağını ummak.”

Evet, Harry Kane şu anda yeryüzündeki en iyi oyunculardan biri. 2017 yılında İngiltere milli takımı ve Tottenham Hotspur için oynadığı 52 maçta 56 kez fileleri sarsan İngiliz, Ronaldo ve Messi’den bile daha fazla gol attı ve maç başına atılan gol istatistiğinde belki de bundan sonra yakalanması zor bir ortalama tutturdu. Bu inanılmaz istatistiklere ve Avrupa’nın tüm devlerinin hayallerini süslemesine rağmen, Harry Kane birçok otoritenin kendisini Ronaldo ve Messi’yle kıyaslamasına çekimser yaklaşıyor: “Son on yılda bu oyuncuların başardıkları gerçekten inanılmaz ve iki isim de tarihin en iyileri arasında yerini aldı bile. Benim de ulaşmak istediğim nokta bu ama daha bunun için uzun bir yolum var. Tek yapmam gereken aynı şekilde çalışmaya devam etmek ve onlar gibi olmayı ummak.”

 

ALTIN DOKUNUŞ

Harry Kane’in bu konuda doğru yolda olduğunu görmek için futbol otoritesi olmaya gerek yok. Premier Lig’i gol krallığıyla kapattığı geçen sezondan sonra bu sene de aynı başarıyı göstermesi oldukça olası. Daha bundan 2-3 yıl önce 31 gol attığı sezonun ardından, bazı otoriteler tarafından ‘tek sezonluk mucize’ olarak değerlendirilen bir adam için hiç de fena değil. Şu anda bunu yazmak bile komik gelse de o zamanlar böyle düşünenlerin sayısı hiç de az değildi. 2015 yılında Tottenham’ın birinci forveti olacak kadar iyi olup olmadığı tartışılıyordu Kane’in. Şimdilerdeyse, Real Madrid, Barcelona, PSG gibi devlerin, İngiliz süper star için ne kadar para harcamaya hazır oldukları tartışılıyor. Peki bunun sırrı ne? Kane’e göre cevap net: “Çok çalışmak. Bununla birlikte, teknik direktörüm Mauricio Pochettino’nun da benim daha iyi bir oyuncu olmak konusunda bana çok yardımcı olduğunu söylemem gerek. Ayrıca fizik olarak da önemli bir gelişim gösterdim. Artık daha güçlüyüm ve daha hızlıyım.”

Pochettino, Tottenham’ın başına 2014-2015 sezonundan önce Southampton’dan gelmişti ve oyuncularının seviyesini artırmak konusunda ne kadar başarılı olduğunu ispatlamıştı. O ve ekibi, Kane için özel bir program hazırladı. Kalça ve hamstring kaslarını güçlendirmek için özel hareketlerin, çabukluğunu ve hızını artırmak için tek bacakla yapılan egzersizlerin yer aldığı bu programla birlikte Kane, bir spor bilim uzmanıyla birlikte koşu mekaniğinin, özellikle de kol hareketlerinin üzerinde çalıştı. Kane’in fiziksel gelişiminde, genç olmasının rolü tabii ki büyüktü. Şu anda 24 yaşında olan golcü uzun süredir sahalarda olduğu için bazen insanlar bu gerçeği unutabiliyor. Kane ne Hulk kadar güçlü ne de kimsenin yetişemeyeceği kadar hızlı aslında. O da bunu biliyor: “En üstün özelliğim kesinlikle bitiriciliğim. Ama birçok farklı özelliğimin de iyi seviyede olduğunu düşünüyorum ve kendimi komple bir forvet olarak görüyorum. Ayrıca kesinlikle bencil bir oyuncu değilim ve takım için savaşırım. Eğer benden daha uygun pozisyonda bir arkadaşım varsa, onu görürüm.”

Kane’i sahada izleyenler, aslında Tottenham’da forma giymiş başka bir efsane ismi hatırlamadan geçemiyorlar. Üstelik bu isim, Kane’in çocukluk kahramanlarından biri olan Teddy Sheringam’dan başkası değil. O da inanılmaz hızlı bir oyuncu olmasa da, zekâsıyla ve tekniğiyle büyük işlere imza atmıştı. Hatta Manchester United’da oynamaya başladıktan sonra Sir Alex Ferguson onun, çalıştığı en zeki oyuncu olduğunu söylemişti. Kane, bir zamanlar odasının duvarını süsleyen Sheringham’ın 97 gollük Tottenham rekorunu geçen tek isim olarak tarihe geçti.

Messi, Ronaldo, Neymar gibi oyuncularla kıyasladığımızda, Kane’in çok daha gösterişsiz bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Topla acayip numaralar yapmıyor, sadece gol atıyor. Sonra bir daha atıyor, sonra bir daha. Karakter olarak da bununla uyumlu bir şekilde oldukça mütevazi. Garajında parlak son model Porsche otomobiller bulunmuyor. Belki de bu mütevaziliği yüzünden yıllardır hak ettiği krediyi almamış olabilir çünkü o bir süper kahraman olmak için fazla normal. Ama bunun bir de artısı var. Ezeli rakip Arsenal’in taraftarı bile ondan nefret edecek bir sebep bulamıyor.

OYUN GÖRÜŞÜ

Kane’i özel kılan bir başka sebep daha var. Onun seviyesindeki oyuncular genelde daha bıyıkları terlemeden saptanır ve Youtube’da geleceğin yıldızı diye videoları dönmeye başlar. Kane ise Tottenham’a gelmeden önce Leyton Orient, Millwall, Norwich ve Leicester City ile Championship’e iyi işler yapan bir forvetti. Üstelik kendi dâhil hiç kimse, o zamanlar dünyanın en iyi santraforunu izlediğini bilmiyordu. Geçtiğimiz aylarda Şampiyonlar Ligi’nde karşılaştıkları Real Madrid’in teknik direktörü Zinedine Zidane’ın Kane hakkında yaptığı açıklamalar ve başkent ekibinin Kane için 200 milyon Euro’yu gözden çıkaracağına dair iddiaları kimse hayal bile edemezdi. Ama Kane öyle bir noktaya geldi ki, önümüzdeki yaz bir dünya devinin onun için kasasını boşaltması kimseyi şaşırtmayacak. Hatta Real Madridli taraftarlar şimdiden önümüzdeki sezonun planlarını yapıyorken santrafora onu yazıyorlar. Bunu düşününce uykuları kaçanlarsa, onun için “O bizden biri” tezahüratı yapan Spurs taraftarları.

Kane gerçekten onlardan biri, ama az kalsın öyle olmayacaktı. Sekiz yaşında Ridgeway Rovers forması giyerken Arsenal scout ekibinin dikkatini çeken Kane, bir yıl boyunca Arsenal’in akademisinde forma giydi. 2015 yılında Kane’in o yıllardan kalan bir Arsenal formalı fotoğrafı ve 2003-2004 şampiyonluğunu kutladığı fotoğraflar sosyal medyayı salladı.

Ancak o zamanlar Arsenal, ne yeteri kadar güçlü ne de yeteri kadar hızlı olan Kane’den umudunu kesti ve Harry Kane kısa bir Watford macerasının ardından 11 yaşında Tottenham Hotspur altyapısına girdi. İlk olarak defansif orta saha olarak görev yaptı ve her geçen yıl mevkiini biraz daha hücum bölgesine kaydırarak santrafor oldu. Güç ve hız eksikliklerini oyun görüşü ve zekasıyla kapattı.

Ama buna rağmen çocukluk takımı Tottenham da ondan umudu kesmek üzereydi. İlk profesyonel maçını kiralık olarak gittiği Orient’de, bir alt ligde oynadı. Sonrasında yine kiralık olarak oynadığı Norwich City ve Leicester’da da işler çok tıkırında değildi. Kane, o zamanları anlatıyor: “Leicester’da oynarken ilk 11’e giremiyordum ve aklımda tek soru vardı. Bir alt ligde Leicester’da bile forma giyemiyorken, Tottenham’da nasıl oynayacaktım? O zamanlar en kötü dönemimdi diyebilirim. Ama aynı zamanda en güçlü dönemimdi. Çünkü pes etmedim ve çok çalıştım.”

Kane’e o zor zamanlarda ilham veren, NFL efsanesi Tom Brady ile ilgili bir belgesel olmuş. Brady’nin draft’larda 199. Sıradan seçilmesine rağmen nasıl gelmiş geçmiş en önemli Amerikan futbolu oyuncularından biri olduğunun hikayesini anlatan bu belgesel, İngiliz yıldıza da ilham vermiş: “Kendime, demek ki bunu başarabilen insanlar var dedim. Sadece çalışmaya devam etmeli ve vazgeçmemeliydim, Brady gibi. Ben de bunu yaptım. Kulağa aptalca gelebilir ama o belgesel benim için gerçekten bir dönüm noktası oldu.”

Brady’nin Kane için tek faydası mental güç de olmamış. Brady fitness’a olan düşkünlüğüyle ve her açıdan kendine kusursuz bakarak 40 yaşına kadar en üst seviye oynayabilmesiyle bilinen bir isim. Her akşam saat 20.30’da yatağa giriyor ve vücuduna zararlı olan hiçbir şey tüketmiyor, kafein de dâhil. Kane de son yıllardaki çıkışında, sporcu beslenme uzmanı ve kişisel şefinin önemini vurguluyor. Çünkü hem antrenmanlarda hem de maçlarda potansiyelinin tamamını kullanması için onun yaptığı dokunuşlar oldukça faydalı olmuş. Bununla birlikte, antrenmanlardan maksimum verim alması için dinlenmesine ve esneme hareketlerine de çok daha fazla önem vermeye başlamış.

Kane bugün birçok otoriteye göre en iyi santrafor. Bunu kabul etmeyenler de onu en fazla ikinci sıraya koyabiliyor. Bundan sadece 4-5 yıl önce bir alt ligde kenarda sırasını bekleyen adam, önümüzdeki yazın en büyük transfer gözdesi. Kane bunun keyfini çıkarsa da, artık işinin daha zor olduğunun da farkında: “Bu noktaya çok ama çok çalışarak geldim. Ama şimdi daha da çok çalışmalıyım. Çünkü burada kalmak daha zor. Biliyorum ki benim yerimi almak isteyen birçok futbolcu sırasını bekliyor ve benden iyi olmaya çalışıyor. Buna izin vermemenin tek yolu var, daha çok çalışmak ve sürekli daha iyi olmak için bir şeyler yapmak.” Sırasını bekleyenlerin işinin çok zor olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Çünkü önlerinde çalışmaktan asla vazgeçmeyen ve kendini hiçbir zaman yeterli görmeyen bir adam var. Üstelik sadece 24 yaşında ve tüm dünyayı kendine hayran bırakmaya devam etmek için gerekli olan her şey bu adamda var.

ERKEK AKLI

Cep telefonuyla oynama zamanını kısıtlama programları

Umut Doğan Yıldız

-

Teknolojiden uzak durmak için de teknolojiyi kullanabilirsiniz. İşte cep telefonuyla oynama zamanını kısıtlama programları.

Facebook ve Instagram, kullanıcılarının göz atma sürelerini azaltmak için çeşitli eklentiler çıkardı. Ayrıca Apple ve Google’ın son işletim sistemleri de uygulamaların kullanım süresini kısıtlayabilmenize olanak tanıyor. Yine internetten ücretsiz olarak indirebileceğiniz üç farklı uygulamayla da kullanım sürenizi biraz daha farklı bir yöntemle kısıtlayabilirsiniz.

Moment

Telefonunuzu ne kadar kullanacağınızı belirlediğiniz bu uygulama, süreyi aştığınızda ya da aşmaya yaklaştığınızda size bildirim gönderiyor.

Space

Telefonu kullanma sebebinizi (sıkıntıyı gidermek için kullanmak gibi) girdiğiniz bu uygulama, titiz bir planlamayla sürenizi kısıtlıyor.

FlipD

Bu uygulamayla telefonunuzu kilitleyebilir veya belirli bir süre kullanmamak adına hedefler belirleyebilirsiniz

Devamı

ERKEK AKLI

Geri dönüştürülmüş plastikten ReBotl spor ayakkabı!

Umut Doğan Yıldız

-

Çevreye duyarlı Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonu yaz aylarınıza eşlik ediyor. Petlerin geri dönüştürülmesiyle oluşturulan RPET örme teknolojisine sahip, hafif taban ve nefes alabilen üst yüzeyiyle ReBotl modelleri Timberland’in sürdürülebilir üretim bilincinin bir simgesi.  

2019 İlkbahar – Yaz sezonunda Timberland’de hem ikonik hem de yenilikçi ürünler var. Farklı stillerin temsilcisi yenilikçi ve renkli sneaker modellerinden bir tanesi de Rebotl serisi. Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonundaki tüm modeller geri  dönüştürülmüş plastik şişelerden oluşan, hafif taban ve nefes alabilen örme teknolojisine sahip.    

Plastik şişeler toplanıp, geri dönüştürülüp RPET  adı verilen ipliğe çevrilerek  Timberland koleksiyonlarındaki pek çok üründe kullanılıyor.

PET plastik şişeler toplanıp ufak parçalara ayrıldıktan sonra her türlü üründe kullanılabilen materyale dönüştürülüyor. RPET (recyled polyethylene terephthalate) adı verilen ipliğe çevrilerek ayakkabı, dış giyim, çanta ve diğer pek çok  koleksiyondaki üründe kullanılıyor. Rebotl serisi rahatlık ya da stilden ödün vermeyen, konvensiyonel polyestere eşit ve hatta daha sağlam bir materyalden oluşuyor.

Halihazırda Timberland ayakkabı koleksiyonlarının %69’u mutlaka belirli oranda geri dönüştürülmüş, organik veya yenilenebilir (ROR) içeriğe sahip bileşenlerden oluşuyor (üst kısımlar, astar gibi). 2020 yılına tüm yeni ayakkabı stillerinin ROR malzemelerini içermesi  ve %100’e ulaşması hedefleniyor.   Tüm Timberland sneaker modelleri gibi tüm gün rahatlık sunan vadeden Rebotl serisinin Oxford, Chukka ve bilekli modellerde açık gri, antrasit, turuncu ve haki renk seçenekleri mevcut.

Mağazalarda ve anlaşmalı e-ticaret sitelerinde yerini alan Timberland Rebotl koleksiyonu 599TL fiyatlarla satışa sunuluyor.

Devamı

ERKEK AKLI

Kadınlar neden ağlar?

Umut Doğan Yıldız

-

Muhtemelen durum sandığınız gibi değil ve vereceğiniz tepki durumu daha da kötüleştiriyor olabilir. Yapmanız gerekenleri öğrenmek için sözlerimize kulak verin.

YAZI: LAUREN LARSON

YAKIN BİR ZAMANDA oldukça acıklı bir film olan Düşler Diyarı’nı yeniden izledim. Filmin en duygusal sahnelerinden birinde, baba son nefesini verirken kızına, “Ağlamak yok,” diyordu. Filmi benimle beraber izleyen arkadaşlarımdan biri ağlarken adeta böğürdü. Resmen iki gözü iki çeşme ağlıyordu. Arkadaşımın ağlaması zincirleme bir etki yarattı ve odada bulunan tüm kadınlar ağlamaya başladı. Kim Jong Il öldükten sonra dizlerinin üzerine çökerek merhum liderlerinin arkasından iç çeken Kuzey Korelilerin görüntülerini izlemiştim. Bunun yanında o hiçbir şeydi. Kadınlar kendilerinden geçmişti. Erkekler ise sessiz bir şekilde oturuyordu.

İnsanların ağlamaktan taktiksel bir şeymiş gibi bahsetmelerine her seferinde şaşırıyorum. Keşke gerçekten ağlamak da manipülasyon aletleri çantamın içindeki pasif agresiflik ve seksi iç çamaşırlarımın yanında duran ve istediğim zaman kullanabildiğim başka bir alet olsaydı. Belki de gerçekten oralarda bir yerlerde bir tartışma veya anlaşma sırasında, “Ağlarsam istediğimi elde edebilirim,” diye düşünen yetişkin kadınlar vardır. Ancak ben bu kadınlardan hiçbirini tanımıyorum ve gözyaşlarının bir “strateji” olduğunu düşünen biri, beni ağlarken hiç görmemiş demektir: Yüzüm kıpkırmızı olur ve dört ila altı saat arası o şekilde kalır. Küçük, şeytani titremelerle kadın atalarımın bütün dertlerini taşıyan uzun iç çekişler arasında gider gelirim. Sümüklü olmak kaçınılmazdır. Anlaşılır bir konuşma ise imkânsız. Benim gözyaşlarım, inip kalkan göğsümün üzerine titreyerek düşmeden önce gözlerimden kıvrılarak dökülen ince bir nehir gibi görünen Hollywood gözyaşları değil. Benim ağlayışımın sempati uyandıran hiçbir yanı yok. Benim ve bu konu hakkında konuştuğum her bir kadın için ağlamak, yalnızca olan bir şey. Üstelik uygun şartlar altında (duygusal bir film izlerken sizinle beraber ağlayan arkadaşlarınız olduğunda) ağlamak sizi gerçekten iyi hissettirir.

Gözyaşlarımı tutmak zorunda olduğumu düşünmüyorum. Liseden beri, iş hayatında tecrübe sahibi olmuş kadınlar bana asla ağlamamam gerektiğini söylüyor. Anladığım kadarıyla, eğer erkekler gözyaşlarını bir manipülasyon aracı olarak görmüyorlarsa, bir zayıflık göstergesi olarak görüyorlar. Yazar Rebecca Traister da buna benzer bir durumdan bahsediyor. Kadın bir iş arkadaşının ofiste gözyaşlarına boğulduktan sonra, “Sinirli olduğunuzu bir türlü anlamıyorlar,” dediğini hatırlıyor. “Üzgün olduğunuzu düşünüyorlar ve sizi alt ettikleri için mutlu oluyorlar.” Daha önce birçok erkeğin önünde ağlamış biri olarak – ofiste, randevuda, yatakta – artık buna inanmıyorum. Bence erkekler artık bir kadının öfkeden mi, hayal kırıklığından mı ya da birden bire her şeyin ölümlü olduğunu fark etmesinden mi ağladığını anlayabiliyor. Asıl sinir bozucu olan şey ise bu gözyaşlarına verdikleri çalışılmış tepkiler.

Bana göre, bir erkeğin ağlayan bir kadına söyleyebileceği en kötü şey, “Şşşşşşşşşş.” Bir keresinde şşşşşş-layan bir erkek arkadaşım vardı. Bir tartışma sırasında ağlamaya başlarsam beni o salak erkeksi kollarıyla sarar, salak erkeksi göğsüne bastırır ve tüm atmosferi şşşşşşş-layarak mahvederdi. Ben de ağlamayı keserdim. Fakat ağlamayı yatıştığım için kesmezdim. Dururdum çünkü susturulma ve çocuk gibi davranılmaya karşı hissettiğim nefret ateşi tüm gözyaşlarımı kuruturdu. Ağlayan yetişkinleri teselli etmek için kullandığımız kelimelerin çoğu, ağlayan çocukları teselli etmek için kullandığımız kelimelerle aynı. Ağlarken, annemden “geçti, geçti,” lafını duymak hoşuma gitse de –çünkü o benim annem ve beni teselli ettiğini bilmek onun hoşuna gidiyor – bunu bir arkadaşımdan duymak beni sinir ediyor. Özellikle o kişi erkekse buna daha da sinir oluyorum çünkü beni eşiti olarak görüp görmediğinden bile emin olamıyorum.

Ağlamaya verilebilecek doğru tepki nerede olduğunuza ve gözyaşlarının sebebine bağlıdır. Üzgün gözyaşları en kolayıdır. Eğer biri öldüğü için (gerçekte ya da tv’de), istediğim işi alamadığım için ya da terk edildiğim için ağlıyorsam, uzun bir sarılma iyi gelecektir. Yapabileceğiniz en iyi şey kaslı kollarınızı ve göğsünüzü bana açarak dünyanın geri kalanından korunabileceğim ve içinde rahatça ağlayabileceğim bir koza sunmaktır. Yaptığınız göğüs antrenmanları aslında böyle zamanlar için.

Öfke gözyaşları daha zorludur. Kızgınsam – birine ya da genel olarak dünyaya- yatıştırıcı sözler ya da acıma istemem. Hele ki tavsiye hiç istemem. Sadece gözyaşları içinde beni neyin sinirlendirdiğini anlatmak isterim. Bir keresinde bir erkeğin başka bir erkek karşısında ağladığını görme şerefine nail oldum. Üçümüz oturmuş bir şeyler içiyorduk ve konuşma derin ve ağır bir hal aldı. Arkadaşlarımdan biri sinirine dokunan bir olayı anlatırken gözyaşlarına boğuldu. (Ben de ağlamaya başladım çünkü rahatlamak için hiçbir fırsatı kaçırmam.) Diğer arkadaşım göz temasını kesmeden içeceğinden uzunca bir yudum aldı ve hiçbir şey demedi. Masadaki gözyaşlarına kayıtsız kaldı ve kimseye şşşşşşşşşş da demedi. Sadece arkadaşımın konuşmasına izin verdi ve gerek duyduğu yerde kafasını sallayarak onayladı.

Herkes karşısındaki kişi ağlarken kayıtsız kalacak serinkanlılığa sahip olamaz. Bu şekilde ve de sadece bu şekilde ağlamak çocukça bir eylemdir: Gözyaşları karşısında kayıtsız kalmak çok zordur, özellikle de bu gözyaşlarında payınız varsa. Bir peçete uzatarak gözyaşlarını görmezden gelmemeyi ama yine de sessiz kalmayı seçebilirsiniz. Öfke gözyaşları içinde boğulurken istediğim tek şey sadece korkunç sesler çıkarıyor olsam bile karşımdakinin beni hala dinlediğinden emin olmaktır.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com