Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Kan nakli gençleştirir mi?

Umut Doğan Yıldız

-

 

Genç kan enjeksiyonu, bugünlerde çok konuşulan bir şey. Merak edilen soru: Kan nakli gençleştirir mi?

Derleyen: Saide Tokuç

Yaşlı bir laboratuvar faresini düşünün; kötü tüyler, labirentte yanlış dönüşler, etrafta tembellik etme… Şimdi, bu farenin cerrahi işlemle daha genç bir fareye bağlandığını düşünün. Ve ardından, haftalar içinde gençleşmeye başladığını… Bilim insanları bunu yaptıklarında, “yaşlı farenin daha az diyabet, kalp hastalıkları ve Alzheimer gibi yaşlılık hastalıkları gösterdiğini fark etti,” diyor Dr. Jesse Karmazin.

Dr. Karmazin’e göre, bu yaşlı fare sizsiniz. Eğitimini Stanford’da alan 33 yaşındaki doktorun sizi üniversiteye yeni başlayan birine dikmek gibi bir planı yok. Ancak yakın zamandaki araştırmalara göre, insanların da bir doz genç kandan yılları büken aynı faydayı göreceğini iddia ediyor.

2016’da, Dr. Karmazin size bir ila iki litre, 16 ila 25 yaş arası birinin plazmasını aşılayacak şirketi, Ambrosia’yı kurdu. 12,000 USD’ye kadar çıkan fiyatlarla. Söylediğine göre, bu zamana dek 150 hasta yılda bir tedaviyle daha iyi hissedip daha iyi performans gösterdiklerini belirtti. Tabii ki de kan nakli yeni bir bilim değil ancak bunun kulağa tamamen tüyler ürpertici geldiğini kabul ediyor. “Yalnızca bunu farklı bir amaçla kullanıyoruz.”

Fareler üzerinde gençlik deneyleri

Fare “parabiyozu” üzerindeki deneyler, yani iki bireyin anatomik birleşimi 1864’lere kadar gidiyor; genç fare/yaşlı fare bulguları 1950’lerde rapor edilmişti. Ancak 2002’ye, Stanford’lı bilim insanları rutin bir toplantıda yaşlanma ve vücudun ayrı ayrı değil de birlik içinde yaşlanmasına dair saçmalamaya başlayana kadar, araştırmalar ağırdan ilerledi. Birisi, bir hipotez ortaya attı: Kan dolaşımınız vücudunuzdaki her şeye ulaşıyor, bu yüzden sizi yaşlı yapan kimyasallar belki de kanınızdadır.

Kısa süre içinde, doğru cevaba ulaşmak için fareleri birbirine dikmeye başladılar. Nature’da yayımlanan çalışmalarında, yaşlı farelerin gelişmiş progenitör hücre, yani siz yaşlandıkça azalan organ onarıcıları üretimi ve daha iyi beyin, kas ve karaciğer fonksiyonu sergilediği keşfedildi. Daha genç dahi görünüyorlardı. Teori: Genç kan, yaşlı kanda bulunan, progenitör hücrelerin üretimini engelleyen proinflamatuarların etkisini azaltır.

The National Institutes of Health, bu yöntemin insan yaşlanması sorununu çözme umudu verdiğini düşünüyor. Kurum, 2017’de 2010’a kıyasla dört kat daha fazla parabiyoz çalışmasına kaynak sağladı. Bazı bilim insanları da damarlarınızda gezen bu maddenin hikâyenin yalnızca bir kısmı olduğunu, yani Dr. Karmazin’in kanı zamanından önce dağıttığını düşünüyor.

“Bağlı fareler yalnızca kan paylaşmıyor,” diyor Nature çalışmasının ortak yazarlarından Michael Conboy. “Organ sistemlerini paylaşıyorlar, daha genç olan fare yiyecekten daha çok besin değeri alıp iletebilir ve çalışmamızda da genç fare yaşlı olanı etrafta koşturarak ona daha fazla egzersiz yaptırıyordu.” Bu yüzden, belki büyü kandadır, belki de değildir.

Belki de ortada büyü falan yoktur. Tıp biliminin yıllıkları, farelerde işe yarayıp insanlarda yaramayan fazla abartılmış tedavilerle dolu. Doğrusu, Stanford’da yapılan ve başka bir genç kan girişimi olan Alkahest tarafından sermaye sağlanan ilk plazma nakli kimseyi öldürmedi (kan nakilleri nadir bir ölümcül komplikasyon riski taşıyor), ancak beynin yaşlanması karşıtı etkiler de göstermedi.

Dr. Karmazin’in bunu takip eden bir çalışma yapması da bundandı. Dr. Karmazin’in iddiasına göre, kendi tedavilerinin kaynağını sağlayan 81 hastadan elde edilen veriler, Alzheimer, enflamasyon ve kalp hastalıkları göstergelerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak çalışma en erken 2019 yılına dek yayımlanmayacak.

Kısacası, 12 bin dolarınızı harcamayıp bu çalışma ve diğer çalışmalar yayımlanana dek neden beklemeyesiniz ki? Bu esnada, uzun yaşam kadranını ilerletmek için daha uygun fiyatlı olan birkaç stratejiye (aşağıda) odaklanabilirsiniz.

SAĞLIK

Buzdolabında bozulan besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Buzdolabına girince bozulan ve hastalıklara neden olan besinleri sizin için sıraladık.

Besinler nasıl saklanır?

Kahve

Buzdolabının içerisindeki nemli ortam kahvenin tadını, yapısını ve görüntüsünü bozar. Kahve ışık görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklanabilir.

Sarımsak

Sarımsağı 2 gün boyunca dolapta bekletirseniz eğer bu onun bakteri üretmesini sağlayacaktır. Sarımsakları, güneş görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklayabilirsiniz.

Patates

Kesilmiş ancak kullanılmadan buzdolabına koyulmuş patatesler 1.günün ardından bozulur ve bu şekilde tüketilmesi, bağırsak problemlerine neden olabilir.

Reçel ve bal

Bu tarz besinler buzdolabında saklandığında organik içeriklerini kaybedelerler ve sadece şekerden ibaret bir yiyecek olarak kalırlar. Güneş görmeyeni kuru ve serin b,r yerde saklamakta fayda var.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyetenin 7 işareti

Umut Doğan Yıldız

-

Anksiyete sadece panikataktan ibaret değildir. Anlamak için bakmanız gereken daha küçük ayrıntılar var.

Derleyen: Uğur Mutlu

Bir kişinin anksiyete bozukluğu yaşayıp yaşamadığını anlamak oldukça zordur. Herkesin duygularını sözlü olarak ifade etmeyi sevmediği gibi, birçok insan acılarını gizlemeyi tercih eder.

Zihinsel sağlık kuruluşu Mind tarafından yapılan bir araştırmada, 18-34 yaş aralığındaki kişilerin beşte dördü anksiyete problemi yaşadığında üzülmüyor gibi davrandığını söyledi. Ayrıca, çocuklar anksiyete sorunlarını yetişkinlerden farklı şekilde gösterebilir; bir ebeveynseniz bu işaretleri mutlaka bilmeniz gerekiyor. Bu yedi belirtiyle ailenizin, dostlarınızın ya da çalışma arkadaşlarınızın bu tarz bir sorunla boğuşup boğuşmadığını anlayabilirsiniz.

1- Fiziksel rahatsızlıklar

Anksiyete sıklıkla baş ve mide ağrısı gibi fiziksel sorunlara yol açar. Kişi panikatakla birlikte göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşasa da panikatak geçirdiğinin farkında olmayabilir. Öte yandan anksiyete, egzama gibi daha belirgin hastalıkları da beraberinde getirebilir.

Mind’ın bilgi yöneticisi Rachel Boyd, “Anksiyete bazı kişiler için ciddi bir hastalığı olabileceğine dair kaygılanma ya da fiziksel bir sorun yaşadığını düşünme şeklinde baş gösterebilir,” diyor.

2- Uyku bozukluğu

Anksiyete sorunundan muzdarip insanlar genellikle yorgun hissederler. Bunun nedeniyse vücutlarının aşırı derecede adrenalin üreterek onları kaç ya da savaş moduna sokmasıdır. Öte yandan, Anxiety UK’e göre, anksiyete sorunu yaşayan insanlar bunun etkilerini dikkat dağıtan etkenlerin daha az olduğu gece saatlerinde, uykuya dalma konusunda da görüyor.

Anksiyeteyle boğuşan insanların çok fazla uyuyabileceği gibi, uykuya dalma konusunda da problem çekebildiğini belirten Nightingale Hospital’dan Dr. Joanna Silver, “Kimileri gece defalarca uyanırken kimileri de kâbuslara ya da karabasana maruz kalabilir,” diyor.

3- Sürekli onaylanma isteği

Anksiyetenin etkileri hem fiziksel hem zihinseldir. Psikolojik semptomlar kaygı verici bir durumu tekrar tekrar düşünmek ve diğer insanların anksiyetenizi fark ettiğini hissetmek gibi rahatsız edici ve gergin hisler şeklinde kendini gösterebilir. Boyd, “Bu kişilerin sürekli onaylanmak istediğini ya da normalde iyi oldukları konularda daha güvensiz davrandıklarını fark edebilirsiniz,” diyor.

4- Yeme bozukluğu

Anksiyetenin pençesindeki insanlar beslenme alışkanlıklarında da değişiklik yaşayarak önceki hâllerinden daha az ya da daha çok yiyebilirler. Çocuklarda ise stresin bir sonucu olarak iştah kesilmesi, aşırı yeme ya da yedikten sonra kusma problemleri de görülebilir. Anksiyete seviyesi yüksek insanların genellikle iştahsızlık yüzünden yemek yiyemediğini ifade eden Dr. Silver, “Bazılarıysa endişelerini azaltabilmek için çok fazla yeme ya da kısıtlı beslenme yöntemlerine başvurur,” diyor.

5- Mükemmelliyetçilik eğilimi

Anksiyete problemi yaşayan bazı insanlar görünümü konusunda takıntılı hâle gelebilir ve “kusursuz” görünmek için kesenin ağzını açabilir. İş hayatında ise anksiyete sorunu yaşayan kişiler çok fazla mükemmeliyetçi olabilirken, bu doğrultuda verilen görevleri tamamlamaları uzun sürebilir. Anksiyete bozukluğu olan kişilerin genellikle doğal insanlardan hoşnut olan, detaylı düşünen, merhametli, akıllı ve sorumlu olma eğiliminde olan insanlar olduğu söylenebilir. Yani, bu davranışları mercek altına alarak herhangi bir artış olup olmadığını gözlemleyebilirsiniz. Anksiyetenin başka bir belirtisi ise takıntılı davranışlardır. Dr. Silver, “Aşırı temizlik ve kontrol çılgınlığı, sevdiğiniz bir kişinin anksiyeteyle boğuştuğuna dair daha az belirgin bir işarettir,” diyor.

6- Odaklanma güçlüğü

Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişi olumsuz olayları sık sık ve uzun uzadıya düşünmeye meyillidir. Bu durum da konsantrasyon kaybını beraberinde getirir. Anksiyete sorunu yaşayan kişileri işe sıklıkla geç kalmasından ya da normalde rahatlıkla yapabileceği bir işe odaklanma güçlüğü yaşamasından anlayabilirsiniz.

7- Sosyal izolasyon

Sevdiğiniz bir tanıdığınızın yapmayı sevdiği aktivitelerden uzak durduğunu ve yalnız başına daha fazla zaman geçirdiğini fark ettiyseniz, anksiyetenin işaretlerinden bir diğerini yakalamış olabilirsiniz. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin bir şeylerden kaçıyormuş gibi hissedebileceğini ya da endişelendikleri durumları çözebilmek için çok fazla vakit ve enerji harcayabileceklerini söyleyen Boyd, “Sosyal anksiyeteden muzdaripseniz arkadaşlarınızla buluşmak, alışverişe çıkmak ve hatta telefonları açmak gibi anksiyetenizi tetikleyebileceğini düşündüğünüz durumlardan da uzak durmak istersiniz,” diyor

Devamı

SAĞLIK

Hangi benler kanser riski taşıyor?

Umut Doğan Yıldız

-

Masum gördüğümüz benle ne yazık ki kanser riski taşıyabiliyor. Peki benler nasıl kansere dönüşür?

Benlerin kansere dönüşmesini tetikleyen faktörleri basitçe sıralarsak eğer; kontrolsüz ve korumasız bir şekilde güneşe maruz kalmak, genetik yatkınlık ve sürekli travmalardan bahsedebiliriz.

Benlerin renk değişitirmesi ve büyümesi

Kahverengi ya da siyah renkte olan benler, renk değiştiriyor ya da kabarıklık oluşmaya başladıysa, vücudunuzdaki bir ben büyüyorsa, mutlaka bir uzmana görünmeniz gerekmekte.

Benlerde dikkat edilmesi gerekenler:

1. Benler ya da ben düzensiz bir şekle doğru kayıyorsa

2. Benin içinde birden farklı renk tonu bulunmaya başladıysa

3. Benlerde kanama meydana geliyorsa

4. Ben kaşınması şikayetleri başladıysa

5. Benin üzerinde yara çıkıyor ve iyileşmiyorsa

Bu tarz şikayetler yaşadığınız zaman, tedbiri elden bırakmamak için, kanser riskine karşı bir uzmana görünmenizde fayda var.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com