Bizi Takip Edin

SAĞLIK

HER ŞEYİN AZI KARAR

-

 

 

Ağrı kesicilerin, kahvenin ve hatta uykunun fazlasının bize zararlı olduğunu kim tahmin ederdi ki?

Annelerimizin söylediği gibi her şeyin azı karar çoğu zarar. Aklınıza hemen istisnai örneklerin geldiğini tahmin edebiliyoruz: Mesela seks. Ancak emin olun, onun da fazlası zarar. Tamam, hemen bizi yuhalamaya başlamayın. Elimizde kanıtlar var. Bakın Charlie Sheen’in ne hallere düştüğüne. O da aynen sizin gibi seksin fazlası zararlı olmaz diyordu. Ancak video’larından (kanıt no.1) izlediğimiz kadarıyla oluyormuş.

Peki ya bizim için çok iyi, sağlıklı, yararlı olan diğer şeyleri abartsak? Örneğin uyku, kahve veya antioksidanlar gibi. Bu sorunun cevabını almak için uzmanlara danıştık ve nelerin fazlasının bize zarar vereceğini öğrendik. Önce güzel haberleri verelim;  uzmanlar fazla mastürbasyonun zararlı olmadığını söyledi. Bu meyve ve sebze için de geçerli. (niye önceki habere olduğu kadar sevinmediğinizi hissediyoruz?) Ancak aynı şeyi kahve, uyku, antioksidan ve antibiyotikler için söylememiz mümkün değil.


ARTILAR/EKSİLER NO 1: UYKU
Uyku eksikliği size kilo aldırıp dikkat kaybına sebep olabileceği gibi kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinizi de arttırır. Peki bunun için doktorların tavsiyesi saatlerce uyumak mı? Tabii ki hayır… Zira araştırmalara göre geceleri dokuz saatten fazla uyuyan erkekler, geceleri 7 saat uyuyan erkeklere göre yüzde 43 daha fazla kalp hastalıklarına yakalanma riskine sahipler.

Elbette siz tüm hafta sonu uyuma ihtiyacına sahip olan erkeklerden olabilirsiniz. Eğer ertesi gün dinç bir şekilde uyanıyorsanız, bunda bir sıkıntı yok. Fakat hâlâ uykuluysanız, Stanford Üniversitesi’nden Dr. Clete Kushida’ya göre uyku apnesi ya da huzursuz bacak sendromu gibi uykunuzu bölen ve daha fazla uyumanıza neden olan bir rahatsızlıktan muzdarip olabilirsiniz.

Kolay kalkın:
Eğer çok fazla uyuyorsanız, uyanmak için televizyonunuzun alarmını kurun (tabii bunun için yatak odanızda televizyon bulunması gerekiyor). Zira ABD’deki Martha Jefferson Hastanesi doktorlarından Christopher Winter’a göre ışık ve ses kombinasyonu, uyandırma konusunda saat alarmından çok daha etkili. “Işık beyninizin uyumak için sağladığı melatonin hormonunun salgılanmasını engeller. Televizyondan gelen ve sabit olmayan ışık da, bu işi dışarıdan gelen direkt ışıktan çok daha iyi becerir.”

ARTILAR/EKSİLER NO 2: ANTİBİYOTİKLER
Amaca ulaşmak için doğru araçlar kullanılmalıdır. Ancak bazı doktorlar hâlâ virüs kaynaklı hastalıkları mıhlamak adına, bakteriyel enfeksiyonlarla savaşan antibiyotikler yazmakta ısrar edebiliyor. CDC tıp merkezi doktorlarından olan Lauri Hicks, “Doktorlar hata yapmak istemediklerinde ya da hastalar ısrar ettiğinde antibiyotik yazarlar” diyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları bu durumlar için tam bir klasiktir. Üst solunum yollarıyla ilgili hastalıkların tedavisinde yüzde 75 oranında antibiyotik kullanılır, ancak bu hastalıkların yüzde 90’ı virüs kaynaklıdır. Peki bunun bir zararı var mı? Evet! Zira aşırı antibiyotik kullanımı NDM-1 (antibiyotiklere karşı güçlü öldürücü bakterilerden biri) ve deri enfeksiyonuna sebep olan MRSA gibi çok hızlı evrimleşebilen bakterilerin antibiyotiklere karşı bağışıklığını arttırır. Ayrıca antibiyotikler vücudunuz için yararlı bakterilerin de ölümüne sebep olur.

Daha iyi savaşın:
Doktorunuza hastalığınızın bir antibiyotik tedavisi olmadan çözülüp çözülemeyeceğini sorun. Ya da azitromisin gibi geniş spektrumlu antibiyotikler yerine penisilin veya amoksilin gibi birinci jenerasyon antibiyotiklerin uygun olup olmadığını öğrenin. Genel olarak yeni kuşak antibiyotiklerin çok daha etkili olduğu yönünde bir kanı olsa da bu her zaman doğru değildir. Zira yaşlı dostumuz penisilin hâlâ pek çok bakteri için temel tedavi aracıdır.

ARTILAR/EKSİLER NO 3: KAHVE
Kahve, sağlık açısından size uzun vadeli yararlar sağlar. Uzmanlar kahve tüketiminin Alzheimer ile karaciğer ve prostat kanserine yakalanma riskini azalttığını söylüyor. Fakat kafein bağımlılığından kendinizi korumak zorundasınız (yani her gün 300 miligramdan fazla kahve tüketmekten). Zira vücudunuz rutin olarak kafeine maruz kaldığında, yorgunluğu düzenleyici adenozin sisteminiz daha duyarlı hale gelir. Bu da kafeinsiz kaldığınız zamanlar kendinizi daha yorgun hissetmenize yol açar.  Zaten “Beynim çatlıyor” diye adlandırılan his, kafein yoksunluğundan kaynaklanan yorgunluktan başka bir şey değildir.

Tüm güne yayın:
Kahve bağımlılığına karşı atabileceğiniz en basit adım, günlük tüketiminizi düzenlemek. Duke Üniversitesi’nden Dr. James D. Lane, “Aşırı dozu engellemek için kahve tüketiminizi gün içine yayın çünkü sorunlara yol açan şey, kanınızda bulunan yüksek miktardaki kafeindir” diye uyarıyor. Eğer sabahları koca bir fincan kahve içmeye alışıksanız, bu miktarı yarıya indirin. Diğer yarısını ise öğleye doğru içmek için kendinizi şartlandırın.

ARTILAR/EKSİLER NO 4: IBUPROFEN
Kas ve eklemler ne zaman ağrımaya başlasa erkekler iyileşmek için aceleyle “vitamin I” yani ibuprofene yüklenir. Eğer ağrılara son vermesiyle ünlü bu ilaç, kullanılması önerilen 400 mg’lık dozuyla derde derman olmazsa, hiç düşünmeden tekrar alınır. Hatta bazı uyanıklar, bir de spor öncesi bu ibuprofen’lerden bir sürü yutup kas ağrılarından kurtulmayı da düşünürler.

İşin özü şu ki ibuprofen ‘steroid içermeyen anti enflamatuvar’ olarak bilinen bir ağrı kesicidir. Bu ilaçlar beyne yanma ve acı hissini ileten prostraglandin kimyasallarının üretimini azaltır. Ne var ki bu ilaçları fazla tükettiğinizde, prostraglandin hormonlarının doku yenilenmesini sağlayan kolajen üretimi gibi diğer hayati görevleri de baltalanmış olur. Indiana Üniversitesi’nden Dr. Stuart T. Warden bu ilaçların aşırı kullanımı halinde sakatlanmış bir kasın veya bağın kendini çabuk iyileştiremeyeceğini veya eski gücüne kavuşamayacağını vurguluyor: “Antrenmandan önce ibuprofen almanın sakatlanmayı önlemesi mümkün değil, aksine antrenmandan aldığınız verimi azaltır.” Ibuprofenler ayrıca kalp ve mide çeperini koruyan siklooksijenaz adlı enzimin üretilmesini de engelleyerek, kalp krizi, ishal ve bağırsak kanamaları riskini de artırıyor.

Ağrıyı hafifletin:
Antrenman sonrası havuzun yolunu tutun. Warden’a göre kas ağrılarını azaltmak için en uygun tedavi, hidroterapi gibi yumuşak egzersizler. Bu yüzden havuzda geçirilecek 20 dakika iyi bir seçenek.

ARTILAR/EKSİLER NO 5: ANTİOKSİDANLAR
Serbest radikaller: Emin olun hepsi de isimleri kadar korkutucu! Hücrelere zarar veren bu moleküllerin şeker hastalığı, kanser ve kalp hastalıkları gibi bin bir musibete sebep olduğu da düşünülüyor. Hayat kurtarıcılarınızsa malum: Antioksidanlar. Beta-karoten ile C ve E vitamininde bulunan türleri, vücuttaki serbest radikallere saldırarak onları etkisiz kılıyor. Antioksidan takviyelerse bambaşka bir hikâye… Zira tersine vücudunuzun savunma sistemini saf dışı bile bırakabiliyorlar.

Almanya’da yapılan bir araştırmada, erkek denekler tip 2 diyabet hastalığını engellemede yardımcı olduğu bilinen bir egzersiz programını dört hafta boyunca uyguladılar. Dördüncü haftanın sonunda hiçbir takviye almayan deneklerin insüline olan hassasiyetlerinde bir gelişme gözlemlenirken, C ve E vitamini takviyesi almış deneklerde hiçbir gelişme gözlemlenmedi.

Bırakın doğa işini yapsın Mayo Clinic’ten Dr. Katherine Zeratsky şöyle diyor: “Antioksidan alımınızı dengeli bir beslenmeyle sağlayın. Böylece antioksidanların yararlarından faydalanırken aşırı dozdan da kaçınırsınız.”

 

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Kalp sağlığı için öneriler

Umut Doğan Yıldız

-

Kalbinize yatırım yapmanız için önerilerimiz var. Kalp sağlığı için önerilerimiz karşınızda.

01 İYİ MÜZİK

Sabah işe giderken klasik müzik dinlemek stresinizi ve kan basıncınızı düşürüyor. GoT’nin açılış müziği de olur. Deutsches Arzteblatt International

02 ALTIN TABAK

Meyve, sebze, balık ve işlenmemiş yiyeceklerden zengin bir diyet, kalp krizini ve erektil disfonksiyonun etkilerini önlemeye yardımcı olabilir. European Society of Cardiology

03 AĞIRLIK KAPIN

Bilim insanları ağırlık kaldırmanın daha düzgün biçimli kırmızı kan hücrele-rinin oluşumunu desteklediğini buldu. Bu da daha düşük bir kalp hastalığı riski demek. Mississippi Üni.

04 YEŞİLİ SEÇİN

Haftada sadece bir tane kivi tüketmek, kanınızdaki “iyi” HDL kolesterolü konsant-rasyonunu artırarak kalp krizini tetikle-yen kan pıhtılarının oluşumunu azaltıyor. Nutrition Journal

05 NEFESLENİN

Haftada bir yoga yapmak, düzensiz kalp ritmine sahip olan kişilerin kalp atış hızını ve kan basıncını düşürdü. European Journal of Cardiovascular Nursing

06 ÇİFT TERAPİSİ

Teklifi erteliyor musunuz? Evlenin ve bekâr arkadaş-larınıza kıyasla bir kalp krizini atlatma şansınızı yüzde 14 artırın. East Anglia Üniversitesi

07 YUMURTAYA DEVAM

Araştırmacılar, yumurtanın atletlerin kanındaki “kötü” LDL kolesterolü seviye-sini etkilemediğini buldu. San Diego Eyalet Üniversitesi

08 TAKIM OYUNCUSU

Takımınızın küme düşme maçını izlemek kalp ağrısıyla sonuçlanmak zorunda değil. Bilim insanları kalp krizi riskinin maç günle-ri özellikle yüksek olmadığını buldu. European Academy of Neurology

09 GÜNEŞ KALKANI

Güncel bir çalışma güneşten gelen vitamini gölgede bırakıyor: Çok yüksek ya da çok düşük seviyelerdeki D vitamininin kalp kaynaklı ölüm riskini artırdığı bulundu. Kopenhag Üniversitesi

10 TUZLU YARA

Tuz eksikliğinin kas gelişimini engelleyebileceğini zaten biliyoruz. Ancak aynı eksikliğin kalp hastalıkları riskinizi yükseltebil-diği de ortaya çıktı. McMaster Üni.

11 YAĞ HİLELERİ

Tereyağı yerine linoleik asit bakımından zengin bitkisel yağları kullanmak koleste-rolü düşürebillir, ancak kalp hastalığı riskini yükseltebilir. British Medical Journal

12 AŞIRI YÜK

Saloncular, not alın. Yüksek kalorili shakeler kan basıncını düşüren ve fazla sodyumu dışarı atan ANP seviyelerini azaltır. American College of Cardiology

13 DUMAN BULUTU

Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz için iyi bir zaman. E-sigara dumanı, normal sigaranın aksine atardamarlarda neredeyse yok denecek kadar strese yol açıyor. Bristol Üniversitesi

14 YORGUNLUK

Trafik gürültüsüne ne kadar maruz kalırsanız kalp krizi riskiniz o kadar artar. Sanki uykusuz kalmak için başka bir sebebe ihtiyacınız varmış gibi… Deutsches Arzteblatt International

15 HAVA KİRLİLİĞİ

Üzgünüz şehirciler: Havadaki kirlilik atar damarlarda plak oluşumunu hızlan-dırarak ileriki yıllarda kalp sorunlarıyla boğuşma riskinizi artırıyor. Washington Üni.

16 KÖTÜ İKİLİ

Hareketsiz – ve daha yaygın olan tip 2’de genellikle önlenebilir olan – diyabet, kalp krizinden ölme riskinizi yüzde 50 artırıyor. Leeds Üniversitesi

Devamı

SAĞLIK

Grip aşısı hakkında bilinmeyenler

Umut Doğan Yıldız

-

Grip aşısında aktif olmayan virüsler kullanılır ve bunlar hastalığa yol açmaz. İşte grip aşısı hakkında bilinmeyenler.

Aksine, 2-3 hafta içinde ortaya çıkan ve bir yıl boyunca devam eden etkisiyle, sağlıklı bireylerde gribe karşı koruma sağlar ve gripten kaynaklanan ekonomik ve sosyal kayıpları önler.

Grip, Influenza A ve Influenza B virüslerinin sebep olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle kış aylarında sıkça görülen grip; yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, öksürük şikâyetleri ile seyreder. Virüsler solunum yolu ile vücuda girerek üst solunum yolunda enfeksiyona yol açar. Riskli kişilerde ise diğer solunum yolu enfeksiyonları ile birleşerek ağır vakalara yol açabilir. Özellikle 65 yaş üstü kronik hastalıklara sahip olanlarda ölümle sonuçlanacak kadar ciddi sonuçlar doğurabilir.

Grip aşısı virüsten korunmanın en etkili yoludur. Her yıl, kış aylarında görülmesi beklenen grip virüslerine göre özel olarak yeniden hazırlanır. Genellikle Eylül-Kasım aylarında yapılır. Grip aşısı inaktif (ölü) virüsler içerir. 3 veya 4 inaktif virüsten oluşan 2 tip grip aşısı vardır. Bu yıl üçlü grip aşısında Influenza A (H1N1), Influenza A (H3N2) ve Influenza B virüsleri bulunmaktadır. Dörtlü grip aşısında bunlara ek olarak bir Influenza B virüsü daha bulunmaktadır.

Grip aşısı nasıl etki eder?

Grip aşısı yapıldıktan sonra bağışıklık sistemi virüslere karşı antikorlar oluşturur. Oluşan bu antikorlar, aktif virüsle karşılaşınca hastalığın oluşumunu engeller veya hafif geçmesini sağlar. Aşının koruyucu etkisi, yapıldıktan 2-3 hafta sonra ortaya çıkar ve 1 yıl sürer.

Grip aşısı nasıl uygulanır?

Grip aşısı yetişkinlerde üst kol kasına çocuklarda üst bacak kasına yapılır. Aşı uygulandıktan sonra uygulama bölgesinde hafif ağrı hissi olabilir. Bazı durumlarda 1-2 gün süren hafif ateş ve kas ağrıları görülebilir. Sistemik ve lokal etkiler 24-48 saat içinde kaybolur. Grip aşısında aktif virüs olmadığı için hastalığa yol açma ihtimali yoktur.

Grip aşısının yaş gruplarına göre dozları ise aşağıdaki gibidir:
3 yaş altı: İlk kez aşılanıyor ise 4 hafta ara ile iki kez yarım doz (0,25ml). Eğer geçen yıl aşılandı ise; 1 kez yarım doz (0,25ml)
3-8 yaş arası: 4 hafta ara ile 2 tam doz (0,50ml)
9 yaş çocuklar ve yetişkinler: 1 kez tam doz (0,50ml)

Kimler grip aşısı olmalı?

T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önerisine göre;
1) Astım, KOAH, diyabet, kalp ve kronik böbrek hastaları,
2) 65 yaş üstü bireyler,
3) 6 ay-5 yaş arası çocuklar,
4) Hamileler (gebeliğin ilk 3 ayından sonra),
5) Emziren anneler,
6) Uzun süreli Aspirin tedavisi gören çocuk ve adolesanlar (6 ay-18 yaş arasındakiler),
7) Grip nedeni ile Reye Sendromu geçirme riski olanlar,
8) Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler; kanser hastalığı, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar, HIV taşıyanlar ve bu kişilerle aynı evde yaşayanlar,
9) Hasta bakımı ile ilgilenen sağlık çalışanları…

Kimler grip aşısı olmamalı?

1) 6 aydan küçük bebekler,
2) Grip aşısı tavuk yumurtasından yapıldığı için, tavuk yumurtasına ciddi alerjisi olanlar,
3) Geçmişte grip aşısı ile ilgili şiddetli alerji öyküsü olan kişiler,
4) Gullian-Borre sendromu olan kişiler,
5) Orta ve ya şiddetli derece ateşli hastalığı olanlar.

Grip aşısının amacı komplikasyon geliştirme yönünden en yüksek risk grubunda olanları korumaktır. Grip bulaşıcı olduğu gibi, bronşit, pnömoni gibi daha ciddi hastalıklara da sebep olur ve hastanede yatarak tedavi gerektirebilir. Özellikle yaşı ileri ve kronik hastalıkları bulunan insanlarda ölümle sonuçlanabilir. Sağlıklı bireylerde de gribe karşı koruma sağlayarak iş gücü kaybının yanı sıra ekonomik ve sosyal kayıplara da engel olur.
Grip ve grip aşısı ile merak ettikleriniz için eczacınız en yakın danışmanınızdır!

Devamı

SAĞLIK

Nöroterapi nedir?

Umut Doğan Yıldız

-

Neurotherapy’ye “EEG Biofeedback” ve “Neurofeedback” denir. Peki bu terimlerin anlamı nedir?

Bir kişinin dikkatini artırmak, dürtüselliği azaltmak ve hiperaktif davranışları kontrol altına almak için beyin dalgası etkinliğini nasıl değiştireceğini öğrenmesine yardımcı olmayı içerir. Bireyin beyin dalgası etkinliği hakkında bilgi edinmesine ve bu bilgiyi beyin dalgası aktivitesinde değişiklikler üretmek için kullanmasına izin veren ağrısız bir tedavi yaklaşımıdır. Mevcut araştırmalar, DEB / DEHB olan bireylerin, beyindeki bazı bölgelerde beyin dalgası aktivitesinde çok az ve / veya diğer bazı beyin dalgası aktivitelerinden çok fazla olanı, bozukluğa sahip olmayanlara kıyasla çok az gösterir. Nöroterapide kişiler, beyin dalgası aktivitelerini değiştirmek için bilgisayarlı biofeedback ekipmanı kullanılarak eğitilir. Beyin dalgası aktivitesi değiştirildiğinde veya beyin Nöroterapi sürecinde belirli şekillerde çalışmak üzere eğitildiği zaman DEB / DEHB semptomları genellikle azalır.

NFT’den önce, beyin aktivitesinin ve psikolojik durumun objektif bir değerlendirmesi yapılır. Eğitim sırasında sensörler kafa derisine yerleştirilir ve daha sonra belirli beyin aktivitesini algılayan, güçlendiren ve kaydeden hassas elektronik ve bilgisayar yazılımlarına bağlanır. Elde edilen bilgiler, geribildirim sinyalindeki değişikliklerin, danışanın beyin aktivitesinin belirlenmiş aralıkta olup olmadığını belirten kavramsal anlayışla danışana hemen geri bildirim verir. Bu geribildirime dayanarak, beyin kalıplarındaki değişiklikler meydana gelir ve bunlar fiziksel, duygusal ve bilişsel haldeki olumlu değişimlerle ilişkilidir. Çoğu zaman, danışan, bu gibi olumlu değişikliklerin “hissi” duygusunu edinmesine ve geri bildirim oturumu dışında bu haklara erişebilmelerine rağmen, genellikle bu tür değişiklikler gerçekleştirilen mekanizmaların bilinçli olarak farkında değildir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com