Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Halo Sport cihazı işe yarar mı?

ERKEK AKLI

Halo Sport cihazı işe yarar mı?

-

 

Sporcular, müzisyenler ve Hava Kuvvetleri eliti, beyne giden bir akımın onlara performans avantajı sağlayabileceğini düşünüyor. Şimdi bunu bir inceleyelim.

Derleyen: Özlem Ural

Her bisikletçinin birçok kez gittiği, son dönüşe ulaştığında nefesinin sesi ile fitness seviyesindeki iniş çıkışları takip edebildiği, denenmiş bir bisiklet yolu vardır. Benim için bu yol Tunnel Road’dur. Berkeley ve Oakland’a bakan kayalık tepelere açılan geçitte, kenarlarında okaliptüs ağaçları sıralanmış, virajlı, hafif ama hiç bitmeyen bir eğimle beş kilometre uzanan bir yol…

Üç yıl önce bisiklete başladıktan sonra bu yolu ilk 50 ya da daha fazla kez tırmandığımda, VO2 max seviyemin (maksimum oksijen tüketim kapasitesi) ve tekniğimin gitgide gelişmesini izleyebiliyordum. O zamandan bu yana ise pek bir gelişme yok. Bir sene önce 14:06 olan kişisel rekorumu, bir alt sınır olan 14:00’ın altına – hatta belki de 13:00’ın altına – indireceğimden emindim. Ne yazık ki pratik yaparak hızlanmak 41 yaşında olağan bir sonuç olmaktan çıkıyor. O rekorumdan beri, düzenli haftalık çabalarıma rağmen 15 dakikanın bile altına inemedim.

Bu yüzden Halo Neuroscience adında bir şirketin, egzersiz yapmadan 20 dakika önce brain-zapping (beyin zaplama) kulaklığını kullanmanın, sporcuların güç, beceri ve dayanıklılık kazanımlarını kendi çabalarına göre daha hızlı elde etmelerini sağladığı iddialarını duyduğumda kulak kesildim. Halo Sport, transkraniyal doğru akım stimülasyonu bilimini, yani tDCS’yi uygulayan birkaç tüketici cihazından biri ve özellikle onu gelecek antrenman programlarını güçlendirmek için ısınma egzersizleri sırasında kullanabilecek atletler için tasarlandı.

Özel Kuvvetler keskin nişancılarını ve avcı pilotlarını işlerinde daha iyi hale getirme yollarını arayan ABD ordusu tarafından yürütülen araştırmalara dayanan bu teknoloji, NFL, NBA, büyük beyzbol ligi takımları ve ABD olimpiyat sporcuları da dâhil en yüksek atletizm seviyelerinde zaten kullanılıyor. Elit Cannondale-Drapac takımından eski profesyonel bisikletçi Andrew Talansky, Halo ile antrenman öncesi yaptığı “neuropriming”in, 15 yıldır tek bir kulaç atmamış olmasına rağmen bu yılın başında triatlona geçtiğinde bu geçişi hızlandırdığını ifade ederek, “Bu süreci hızlandırmamda oldukça yardımcı oldu,” diyor.

Halo, San Francisco’dan bir doktor ve nörobilimci olan Dr. Daniel Chao ve biyomedikal mühendisi olan Dr. Brett Wingeier’in parlak beyinlerinin ürünü. İkili 2000’li yılların başlarında, epileptik nöbetleri başlamadan önlemek için elektrik akımı darbeleri kullanan bir beyin implantı olan NeuroPace RNS sisteminin geliştirilmesine yardımcı oldu. Günümüzde yaklaşık 1.300 hastaya takılmış olan RNS sisteminin niş başarısı, daha geniş bir pazara hitap edebilecekleri ve açık kafatası ameliyatı gerekmeksizin beyni harekete geçirici bir cihaz geliştirmeyi düşünmelerine yol açtı. (Düşünsenize!) Araştırma sonuçlarını değerlendirirken, beyindeki istemli kas kasılmalarını kontrol eden motor korteksine düşük seviyeli akım vermenin, oradaki nöronların izleyen uyaranlara nasıl tepki verdiğini gösteren geniş bir veri dökümüne sahip olduklarını keşfettiler. Dr. Chao, “Bu, beyni uyarılmaya daha açık bir duruma sokarak iki nöronun eşzamanlı olarak hareket etme olasılığını arttırır,” diyor. “Bu iyi, çünkü yeni bir devre bu şekilde kurulur. Bir söz vardır: Birlikte canlanan nöronlar birlikte hareket eder.” Halo’nun bu uyarılara daha açık beyin durumu için kullandığı kelime “hiperplastisite”, yükseltilmiş nöroplastisite için kullanılan bir terim.

Sporcular için hiperplastisitenin anlamı, antrenmanlarda azalmadır. Düzinelerce çalışma, tDCS’nin gitar çalmaktan matematik bulmacaları çözmeye, kayakla atlamaya kadar yeni becerilerin kazanılması üzerindeki etkilerini belgelendirdi. Bunların birçoğu Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri uygulamalı nörobilim dalı bilişsel performans optimizasyon bölüm başkanı Dr. Andy McKinley tarafından gözden kaçırılmıştı. McKinley, “Doğal olarak askeriye, birisini uzman seviyesinde eğitmek için harcanan zaman ve para miktarını azaltmakla ilgileniyor,” diyor. Kendi grubunun denemelerinde, tDCS simüle edilmiş bir radar ekranında hedeflerin belirlenmesi gibi görevlerde, yeterliliği sağlamak için gereken süreyi yüzde 25 azalttı. “Aynı şeyi yapmak için eğitilmesi daha az zaman alıyor,” diyor McKinley. Kendi çalışmalarında Halo, piyano akortları çalmak ve dart atmak gibi görevlerde kullanılan motor öğrenme oranında yüzde 50’lik bir artış gösterdi.

Bu çok güzel, elbette. Ama ben Rachmaninoff’un Konçerto No.3’ünü çalabilmeye ya da göğüs göğüse muhaberede ustalık elde etmeye çalışmıyordum. Sadece bisiklette daha süratli olabilmek istedim. tDCS bana bu konuda yardımcı olabilir miydi?

“Kesinlikle,” diyor Dr. Chao. Bunun nedeni, hızın basit bir fitness işlevi olmamasıdır. “Dayanıklılık tümüyle biyomekanik verimlilikle ilgilidir,” diyor. “Verimlilik yeteneği diye bir şey var.” Koşarken, yüzerken veya bisiklete binerken, her adımda veya kulaçta biraz boşa harcanan enerji bitiş zamanınıza ekstra saniyeler ve dakikalar ekleyebilir. Ancak formunuzu bu sporlarda düzeltmek kesinlikle çok zordur, çünkü çok tekrara dayalıdırlar. Dr. Chao, “Tam anlamıyla bir milyon tekrar kadar beyninize kazınmış olan bu hareket modelini unutmaya çalışıyorsunuz,” diyor.

Beyni geçici olarak daha fazla nöroplastik yaparak, tDCS bu derinlemesine kazınmış hareket kalıplarını değiştirmeyi daha kolay hâle getirebilir. “Bu durumu, kendimi yeniden programlayabilmek için motor korteksimi gevşetmek olarak düşünüyorum,” diyor Dr. Chao (ki kendisi sadece bir bilim adamı değil, bir mucit de olmakla birlikte, güçlü bir bisikletçi). Bu da tam olarak Talansky’nin keşfettiği faydaydı. Ortaokulda bir yüzücüyken, inatçı kötü alışkanlıklara sahip olmak için yeterli zamanı olmuştu bile – ayrıntıya girmek gerekirse, bir kol çok fazla açılırken diğeri orta hatta kesiyordu. Ironman ligine nispeten geç olan 29 yaşında yükselmiş biri olarak zaman kaybetmek istemedi. “Bana kalırsa, yoğun bir yüzme geçmişi olmayıp yüzmeye geri döndükten sadece sekiz ay sonra çoğu insanın aynı koşullarda yapacağından çok daha iyi yüzebilmemi sağladı,” dedi.

Ayrıca, tDCS’nin beynin kendi dayanıklılığını geliştirdiğini gösteren güçlü veriler de var. Hava Kuvvetleri ile ilgili çalışmalarında McKinley, zihinsel yorgunluğa olan etkilerini derinlemesine inceleyerek, beyin stimülasyonu olan ve olmayan deneklerde görüntü tasvirleri gibi ezberci öğrenme konularında dikkatlerini sürdürme becerilerini test etti. Kontrol Halo Sport’un normal görünümlü kulaklığı, akıllı telefon uygulamasıyla birleşerek performansınıza turbo sarj etkisi sağlayacak akımı beyninize iletir. Aralık 2018 | MensHealth.com.tr 77 grubu denekleri genellikle 20 dakika sonunda odaklanmayı hızla kaybetmeye başladı. McKinley, “Uyarıcı eklediğimizde bulduğumuz şey, bu düşüşün yaklaşık altı saat ertelenmesiydi,” diyor. Altı saat!

Nörostimülasyonu denemek için duymam gereken her şeyi duymuştum – bir şey hariç: Güvenli miydi? Sağlık uzmanlarının, iPhone’umuzdaki mavi ışığın uykumuzu etkileyebileceği ve Facebook’un depresyona katkıda bulunabileceği konusunda uyarılarda bulunduğu bir dönemde, insanın beyin yapısını hedef alan yeni bir teknoloji ürünü denemesi fikri biraz rahatsız edici geliyor. Bazı uzmanlar, tDCS’nin potansiyel uzun süreli etkilerini tanımlamak için yeterince süre piyasada olmadığı veya kötü alışkanlıklar ya da travmatik anılar gibi istenmeyen devreleri kasıtlı olarak teşvik edebileceği konusunda uyarmış olsa da, geçmişteki çalışmaların en kapsamlı incelemeleri, doğru kullanıldığında güvenli olduğunu beyan ediyor. McKinley, “tDCS’nin güvenlik kayıtları olağanüstü,” diye beni rahatlatıyor.

Rahatlamış bir şekilde, Dr. Chao’dan Tunnel Road’da 14:00’ın altına inmemi sağlayacak çok da bilimsel olmayan bir klinik deneme tasarlaması konusunda yardım istedim. İşe, bana normal bir kulaklık seti gibi görünen Halo Sport cihazını ödünç vererek başladı. Kulaklıkları bağlayan bandın altında, ıslatıldıktan sonra saçın içine yerleştirilip kafa derisinden beyne akım yollayan üç köpük elektrot yastığı bulunuyor.

Dr. Chao, ısınma egzersizlerim sırasında kulaklığı 20 dakika boyunca takmamı ve bunu takip eden 60 dakikalık hiperplastisite döneminde antrenmanımı yapmamı söyledi. Tekrarladığı ve zor olduğu sürece ne tür bir antrenman yaptığımın çok fazla önemli olmadığını ekleyerek, “Harekete odaklanmalısın,” dedi. Darbenin akıcılığını düzeltmek için tek bacak pedallı drill ve yorulduğum zaman formumu korumak için yüksek çıkışlı VO2 max intervalleri önerdi. Her şeyden önce profesyonel bir sporcu olmadığım için – selenin üzerinde haftada ortalama beş ila on saat geçiriyorum – zaten potansiyeline yakın çalışan Talansky’den farklı olarak, hızlı sonuçlar alabilecektim. Dr. Chao, “Çoğu zaman acemilerde daha dramatik sonuçlar elde edebiliriz, çünkü öğrenme eğrisinin başlangıcındaki gerçekten eğlenceli ve geniş aralıktalar,” diye belirtiyor.

Son bir şey: “Bu hissi seven neredeyse kimse yok,” diyor. “Bu konuda seni uyarmalıyım.”

İlk antrenmanım için Halo’yu taktığımda, ne demek istediğini anladım. En yüksek seviyede bile akım acı vermiyor fakat sıkı bir kayak başlığı taktığınızda hissettiğiniz duygu gibi hafif tatsız bir karıncalanma hissi uyandırıyor. Kulaklık aynı zamanda ağır – Peloton bisikletimde 20 dakika boyunca otururken iyi ama daha aktif bir antrenman için çok hantal.

Pedalla antrenmanlara yeni başlamış biri olarak, verimliliğin eğitilebilir bir beceri olması konusunda Dr. Chao’nun neyi kastettiğini çabuk kavradım. Her iki tarafı soyutlarken, yuvarlamaktan ziyade pedalımı nasıl sıkıştırıp düzleştirdiğimi artık anlayabiliyordum. İkinci seansım sırasında daha düzgün dairelerle pedal çevirdiğimi hissedebiliyordum; bacaklarım artık birbiriyle savaşmıyordu. İntervaller sırasında normalden daha yüksek bir tempoda pedal çevirebildim — her zamanki 80’e karşı yaklaşık 100 rpm.

Dört neuroprimed (nöron takviyeli) egzersiz yaptıktan sonra, kendimi teste hazır hissediyordum. Tunnel Road öncesi Halo’yla ısındım ve 14:07 ile kişisel rekorumun bir saniye altında sürdüm. Umut verici bir başlangıç… İkinci denemem, beynim yeniden beslenmiş ancak bacaklarım ilk antrenmanın yorgunluğunu hissederken başarısız oldu. Ancak üçüncü denememde her şey iyi hissettirdi. Dik eğimli orta bölümde, genellikle yaptığım gibi dişimi sıkmak ve zorlamak yerine kendime yumuşak pedal çevirmeye odaklanmam gerektiğini hatırlattım. Parkurun sonunu süratle geçtiğimde bitik vaziyetteydim ve bisikletimin bilgisayarından bip sesi geldi: 13:58. Zafer!

Beni zirveye taşıyan halo muydu? Hedefimi sadece yüzde 0,2 oranında geçebilmemde, kılları yeni tıraşlanmış bacaklarım da dâhil her şeyin etki etmiş olabileceğini göz önünde bulundurmak zorundayım. Öte yandan en büyük fark, mutlaka düzgün ve odaklanmış bir ısınma (genellikle atladığım bir şey) sürecinden ve süreç zorlaştığında bile formuma yoğunlaşmaktan kaynaklanıyordu. Bunları yapmak için motivasyon olarak neuropriming’e ihtiyacım vardı, ama belki de bunları o olmadan da yapabilirdim. Her şeyden öte, bu deney performans artışı için yeni teknolojiye başvurmadan önce yapmam gerekenleri görmeme yardımcı oldu. Ancak kendimi öğrenme eğrisinin düz tarafında bulduğumda seçeneksiz kalmayacağımı bilmek çok güzel.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

Başladığım İşi Neden Bitiremiyorum?

-

Her projenin ortasında, onu başarısızlığa sürükleme tehdidiyle gelen bir söz var. GINNY GRAVES bunu atlatmanın yolunu bulmanız için size yardımcı oluyor.

BELKI BU GARAJ TEMIZLIĞI. Belki ek uğraşınız olan belgesel çekimi. Belki de Men’s Health için bir yazı yazıyorsunuz. Proje ne olursa olsun, hikâye genellikle aynı şekilde ilerliyor: Coşkulu ve yeterlilik sahibi hissederek bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Hızlıca birkaç gün, bir hafta ve hatta belki de bir ay geçiriyorsunuz. Şimdiyse yollarda yarı boş kutular, yemek masasında referans materyalleri ve koridorda aletler var. Projenizi bitirmek yerine ne yapıyorsunuz? (O Fortnite mı? Onlar cips mi?)

Confidence: How Winning Streaks and Losing Streaks Begin and End’in yazarı, Harvard Business School profesörü Rosabeth Moss Kanter’e göre, çoğumuzun yarı boyalı bir mutfak gibi, vicdanında ağırlık yapan bir şeyler olmasının bir nedeni var. Bir projeye başlamanın heyecanı ile onu bitirmenin mutluluğu arasında bitmez tükenmez bir ara bölüm var, burada hevesiniz sönmeye yüz tutar ve çabanız başarısızlığın zalim rengini alır.

“Orta kısım, projenin zorlaştığı ve gerçeklikle yüzleştiğiniz kısımdır,” diyor Kanter. Daha uzun zaman alır, daha maliyetlidir, diğer insanlar bu saçmalığa tepki verir. Ortada sıkışmanın karikatürvari bir tahmin edilebilirliği vardır, diyor Kanter, öyle ki onu planlayabilir ve hatta muhtemelen önleyebilirsiniz. En iyi stratejileriniz:

İLK: ALACAĞI ZAMANI VE ÇABAYI HESAPLAYIN VE ARDINDAN İKİYLE ÇARPIN.

Neden? Çünkü ilk hevesinizin sancılarını çekerken aşırı optimist yaklaşırsınız ve bunun sonucu olarak projenin gerçekte ne kadar zor olacağını küçümsersiniz. Kanadalı araştırmacılar, üniversite mezunu psikoloji öğrencilerine “her şey mümkün olduğunca kötü giderse” tezlerini bitirmelerinin ne kadar süreceğini düşündüklerini sorduğunda, öğrencilerin ortalama cevabı 48,6 gün oldu. Her şey sorunsuz giderse bunun kabaca 27,4 gün alacağını tahmin ettiler. Yanlış ve çok yanlış. Aldığı ortalama süre 55,5 gün oldu.

Yanlış hüküm verdikleri için gençliği suçlayamazsınız. Sydney Opera Binası’nın inşa edilmesi, mimarların başta belirlediğine kıyasla 10 yıl daha uzun sürdü ve maliyeti tahminlerin 14,5 katına çıktı. Buna planlama yanılgısı denir, diyor Finish: Give Yourself the Gift of Done’ın yazarı Jon Acuff. Bunun nedenini açıklamayı başaramamak, insanların projeleri yarısında bırakmasının en yaygın sebeplerinden. Tahsis ettiğiniz süreyi iki katına çıkarmak ürkütücü görünüyorsa, Acuff bunun yerine projelerinizi küçültmenizi öneriyor. Çalışma alanınızın yarısını temizlemeyi ya da haftada yedi yerine üç blog postu yazmayı hedefleyin. “Hedefi yüksek tutmak başarısızlığın formülüdür,” diyor.

ARDINDAN: ÖNCEDEN İNSANLARA SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN.

Geleneksel bilgelik, niyetinizi açıkça belirtmenizi ister; diğer insanlar ne yaptığınızı bildiğinde bitirmek zorunda olursunuz veya bitirmediğinizi insanlar karşısında açıkça kabullenmek zorunda kalırsınız teorisi öne sürülür. Ancak paylaşmanın ciddi bir dezavantajı vardır, diyor Acuff. Arkadaşlarınıza arka bahçenizi düzenleyeceğinizi söylediniz diyelim. Ne yaparlar? Sırtınıza vurup, “Aferin sana!” derler. Sizi tebrik ederler. Bitirmenin mutluluğunu başlamadan almış olursunuz ve bu, zorlu işe daldıktan sonra hevesinizi baltalayabilir. Zaten tatlıyı yediyseniz niye sebzeleri yiyesiniz ki? Birine söylerseniz, müttefikiniz olmasını ve haftada bir kontrol edip ne başardığınızı sormasını isteyin.

ADIMLAR DİZİSİ OLARAK AYIRIN.

Çok açık, değil mi? Aslında evet ve hayır. İşin yarısında genellikle çıkmaza düşüyoruz çünkü projenin kapsamında boğuluyoruz. Bu nedenle, yapmanız gereken her şeyi düşünmek yerine bir sonraki küçük görevi belirleyin ve ona odaklanın. Diyelim ki çocuklar için bir ağaç ev yapacaksınız. İlk adım hoş bir ağaç eve sahip komşunuzu aramak ve fikirlerini almak kadar basit bir şey olabilir, diyor Birmingham, Alabama civarından organizasyon ve zaman yönetimi koçu Frank Buck. Buck, her adımı şöyle yazmanızı öneriyor: Ali Yılmaz’ı Ara xx Tamamlanmış Ağaç Ev. “Oradaki ‘xx’, güncel eylem adımınız ile hedef satırınız arasında bir ayırıcı görevi görüyor,” diyor. İkisini bir arada görmek, her küçük görevin sizi son hedefinize yaklaştırdığının bir hatırlatıcısıdır.

KENDİ KURALLARINIZI BELİRLEYİN.

Acuff, bir keresinde yılda 100 kitap okumaya girişti ve bunu sosyal medyada paylaşmaya başladı. “İnsanlar, ‘Bu kitap sayılmaz çünkü çizgi roman veya bu bir sesli kitap,’ derdi. Başlarda bu durum tüm projeyi sorgulamama yol açtı. Ardından düşündüm, kimin yargılama hakkı var ki? Fark ettim ki benim var. Benim projem, benim kurallarım.”

OLABİLDİĞİNCE ÇOK İŞİ ÖNDEN YAPIN.

2011 yılında, 23 yaşındayken, Vancouver’dan bir yazar olan Scott Young, MIT’nin bilgisayar bölümü müfredatının resmi olmayan bir versiyonunu bir yılda bitirmeyi denemeye karar verdi. Bu, fizik, kimya ve ekonomiyi de içeren 33 dersten oluşuyordu. (MIT bazı dersleri ve sınavları çevrimiçi olarak yapıyor.) “Bu, MIT müfredatıyla birebir aynı değildi ancak çok iyi bir benzeriydi,” diyor. O dönemde, zaman geçtikçe tükeneceğinin farkına varacak kadar kendini iyi tanıyordu. Bu nedenle, MIT Mücadelesini proje yorgunluğunu hesaba katarak tasarladı. “İlk on dersi üç ay içinde bitirdim, bu da bana ivme verdi ve son yarıyı ilk yarıdan daha kolay yaptı.” Bu sistem işe yaradı. Kredileri almadı ancak bir yıldan biraz daha kısa süre içinde 33 dersin tamamını tamamladı.

VE SON OLARAK, BİTİRMEMENİN MALİYETİNİ ANLAYIN.

“Bitmemiş projeler çekip gitmiyor. Sizi avlayan hayaletler oluyorlar,” diye uyarıyor Acuff. Tekrar tekrar pes ederseniz, ihanet ettiğiniz kişi kendiniz olursunuz. Öte yandan bitirmek, sizi geçmiş projelerin hayaletlerine karşı korur, kendinize güvenmenizi sağlar ve kutuları ortalıktan kaldırır.

Devamı

ERKEK AKLI

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

-

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan, güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

COLSLIM ile Dengeli Beslen, Genç Kal

Kolajen ve lezzeti bir bardakta öğün olarak sunan,

güzelliği ve canlı bir cilt yapısını ulaşılabilir hale getiren yeni gıda teknolojisi COLSLIM hem içerik hem de fonksiyonel faydası açısından Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen besin değerleri standartları doğrultusunda geliştirilen COLSLIM, Almanya’da formüle edilen ve geliştirilen, üretimi Türkiye’de gerçekleşen bir gıda teknolojisi olarak dengeli beslenemeye özen gösteren, kilo kontrolünü sağlamak isteyen, pratik ve lezzetli öğünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olacak.

İçeriğinde %100 sığırdan elde edilen 15,5 gr kolajen peptid barındıran COLSLIM, Türkiye’de ve Dünyada protein kaynağı olarak kolajen kullanan ilk gıda /öğün alternatifi olarak farkını ve ayrıcalığını gözler önüne seriyor. İnsan vücudundaki canlılığı ve esnekliği sağlayan önemli bir protein kaynağı olan kolajen ihtiyacınızı COLSLIM, zengin içeriği ile dengeli beslenme ve kilo kontrolü için de kendinize büyük bir kolaylık sağlıyor olacaksınız.

Kolajenin yanı sıra 5 gr lif, 24 farklı vitamin & mineral ve 1 gr CLA’dan oluşan düşük kalorili COLSLIM 1 porsiyonu ile günlük besin değeri ihtiyacınızın %30’unu karşılayacak kadar zengin içerikli. Şeker ve tatlandırıcı içermeyen, yaşam şeklinize göre ara veya ana öğünlerde tüketebileceğiniz ve bir öğünden alınması gerekilen tüm besin değerlerini karşılayan COLSLIM, 300 ml yağsız süt ile karıştırılarak 1 dakikada tüketilmeye hazır hale geliyor.

Yoğun şehir hayatı, uzun süren mesailer, vakit bulunamayan öğünlere hazırlanışıyla oldukça pratik bir çözüm sunan COLSLIM, Vanilya Bisküvi ve Çikolata Bisküvi aromalarıyla sizin de yanınızdan ayırmadığınız öğününüz olacak. Üstelik colslim.com web sitesi üzerinden sipariş verebileceğiniz COLSLIM’leriniz ilk siparişinizde Shaker hediyeli geliyor.

Devamı

ERKEK AKLI

Kaliforniya’nın Latin güzeli

-

Editör :

Şarkılarını 11 yaşında yazmaya başlayan ve kendine Jennifer Lopez’i örnek alan 22 yaşındaki Becky G, müzikal başarısı kadar güzelliğiyle de dikkat çekiyor

Meksika kökenli Rebbeca Marie Gomez, yani bildiğimiz adıyla Becky G, 1997 yılında Kaliforniya’nın tehlikeli ghetto mahallelerinden Inglewood’da doğdu. “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi İspanyolca şarkılarıyla dikkat çekmeden önce “Shower” adlı parçayla adından söz ettiren Becky G, rap, rap ile reggea’nin birleşimi olan reggaeton ve Latin esintilerinin bulunduğu bir müzik tarzına sahip.

2013 yılında CoverGirl adlı dünyaca ünlü kozmetik markasının temsilcisi olan Becky G, 2015 yılında Empire adlı TV dizisinde boy gösterdi. Becky G, 2017 yılında ise Power Rangers’ta Trini karakterini canlandırarak beyazperdeye adım atan güzel sanatçı, müzik kariyerine ise ailesinin maddi sebeplerden dolayı dedesinin garajına taşınmak zorunda kaldığı dönemde, dokuz yaşındayken başladı.

Becky G’nin Müzik Kariyeri

Kendi şarkılarını yazmaya başladığında ise sadece 11 yaşında olan Latin güzeli, 13 yaşındayken ise gitar çalmayı öğrendi. Kanye West ve Jay Z’nin “Otis” adlı parçasını seslendirdiği videoyu YouTube’a yollayan Becky G, yapımcı Dr. Luke’un dikkatini çekmeyi başardı. 2011 yılında Kemosabe/RCA Records ile sözleşme imzalayan Becky G, ilk EP’si “Play It Again”i ise 2013 yılında piyasaya sürdü.

will.i.am ve Pitbull gibi isimlerle ses getiren işlere imza atmayı başaran seksi şarkıcı, Cody Simpson’ın “Wish You Were Here” ve Cher Lloyd’un “Oath” şarkılarını yazarak söz yazarlığının da başarılı olduğunu gösterdi. Becky G ayrıca Katy Perry, Demi Lovato ve Fifth Harmony ile turneye katılarak müzik kariyerindeki basamakları tırmanmaya devam etti.

2013 yılında ilk single’ı “Becky From the Block”ı yayınlayan Becky G, şarkının 2002 yılındaki orijinal halinin sahibi Jennifer Lopez’inde klipte ufak da olsa rol almasını sağladı. Becky G’nin klibi Los Angeles’ın en tehlikeli muhitlerinden biri ve Becky G’nin doğduğu yer olan Inglewood’da çekildi.

Becky’nin 2014 yılında yayınladığı “Shower” şarkısı ise büyük ilgi gördü ve Billboard Hot 100 listesinde ilk 20’ye girmeyi başardı.

Becky G, İngilizce şarkılarıyla başarıyı bulmuş olsa da özünden koptuğunu hissetmeye başladı ve bu nedenle İspanyolca müzik yapmaktan da vazgeçmeyerek “Sola”, “Todo Cambio”, “Sin Pijama” ve “Mayores” gibi başarılı single’lar çıkardı.

Özellikle Porto Rikolu rapçi Bad Bunny ile düet yaptığı “Mayores”in klibi, YouTube’da 1 milyardan fazla izlenmeye ulaştı. İspanyolca müzik yapmaya başladığı dönemde İspanyolcasının mükemmel olmadığını itiraf eden Becky G, yine de atalarının mirasını koruduğu için kendiyle gurur duyduğunu söylüyor.

Jennifer Lopez ve Selena Quintanilla’dan ilham aldığını açıklayan Becky G, diğer taraftan rock klasiklerini ve geleneksel Meksika müziğini dinleyerek büyüdüğünü ifade ediyor.

Becky G, 2016 yılından bu yana futbolcu Sebastian Lletget ile beraber. Bu ikiliyi tanıştıran kişi ise Power Rangers’ta oynayan bir diğer şarkıcı Naomi Scott. Becky G, bu ilişkiden önce şarkıcı Austin Mahone ile birlikteydi.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com