Bizi Takip Edin

SAĞLIK

HAFIZAYI GELİŞTİRMEK İÇİN İPUÇLARI

-

 

Anahtarınız… Birini arayacaktınız… Kaçta buluşacaktınız? Yoksa unuttunuz mu?


1. Anılar nasıl oluşuyor?

Yeni biriyle tanışıyorsunuz. Onunla ilk konuşmanızda gülümseyişini görüyor, sesini duyuyor, etrafına saçtığı şampuan kokusunu alıyorsunuz. Siz daha harekete geçmek için fırsat kollarken beyninizin denizatı biçimli, ‘hippocampus’ isimli bölgesi tüm bu uyarıcıları çoktan anıya dönüştürmüş oluyor. İlginç değil mi? Hippocampus, hafızada yer etmeye aday tüm olayların öncelikle geçtikleri bölge olması bakımından önemli. Fakat onun bu görevi, karmaşık bir zihinsel sürecin yalnızca ilk aşaması. Bir anı oluştuktan sonra çeşitli duyusal öğelere ayrılarak beynin her yanına dağıtılıyor. Böylece bırakın tanıştığınız kişiyi yeniden görmek ya da kokusunu almak, ismini duymak bile tüm bu öğeleri yeniden bir araya toplamak için yeterli oluyor

2. Alkol hafızanızı nasıl etkiliyor?
Bilimsel araştırmalar sonucunda alkolün dış görünüşe verdiği zararın yanı sıra hafızayı da olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkarıldı. Fazla alkol yalnızca sizi sarhoş edip ertesi gün başınızı ağrıtmakla kalmıyor. Aynı zamanda önemini yukarıda belirttiğimiz hippocampus üzerinde de olumsuz etki yaratarak geçici bir hafıza kaybına neden oluyor. Kaydedilmiş anılarınız kaybolmasa da hatırlanması zorlaşabiliyor. British Columbia Üniversitesi’nden Jonathan Schooler bunu, ‘duruma dayalı hafıza’ olarak adlandırıyor. Schooler’a göre; sarhoşken depoladığınız bilgileri hatırlamak, yine aynı duruma geri döndüğünüzde, yani sarhoş olduğunuzda kolaylaşıyor. Bize sorarsanız, en başta geçici şuur kaybına uğrayacak kadar çok içmemek daha etkili bir çözüm olacaktır.

3. Doğumunuzu neden hatırlayamıyorsunuz?

Öncelikle kendinize şu soruyu sorun; “Gerçekten hatırlamak istiyor muyum?”. Eğer cevabınız evet ise beyninizi yeni sorularla meşgul edebilirsiniz. Hafızanın sınırının nerede bittiği tam olarak bilinmese de bilim adamları insanın kendi doğumunu hatırlamasının imkânsız olduğunu belirtiyor. İnsan hafızasının kayda geçirdiği sayısız anı arasından bulunup çıkarılabilecek en eski bilgiler ancak 5 yaşa kadar uzanabiliyor. Daha önceki dönemin tamamen karanlık olmasının çeşitli açıklamaları var. Bunlardan biri ve belki de en ikna edici olanı, dış uyarıcıları ileten sinir hücrelerini korumakla görevli ‘miyelin’in 5 yaş öncesinde beyinde az bulunması. Bu nedenle alınan bilgiler kalıcı hafızaya geçemeden siliniyor. Bir diğer açıklama ise dille ilgili. Dil öylesine büyük önem taşıyor ki beyninizin işleyişini konuşmayı bilmediğiniz zamanları hatırlamanızı imkânsız kılacak kadar değiştiriyor. Böylece dilin hayatınıza girişinden önceki dönem giderek kararıyor. Görünen o ki buna bir çare bulunmaması durumunda insanoğlu, doğumunu ve hayatının ilk 5 yılını ailesinden dinleyeceği hikâyelerle, eğer daha şanslıyla fotoğraf ve video görüntüleriyle öğrenmeye devam edecek.

4. Bilgisayarınızın hafızası mı sizinki mi?

Evet, zorlu bir yarış ama insan beyni önde gidiyor. Hafızanız en gelişmiş bilgisayarın yaklaşık bin katı kapasiteye sahip. Oranlara bakılırsa aradaki fark oldukça büyük ve bu üstünlük, sadece kapasiteyle sınırlı değil. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki merkezi sinir sisteminin en önemli bölümlerinden biri olan ‘gri madde’ bilgisayarın hafızasından çok daha dayanıklı ve güvenilir bir bilgi deposu. Ne de olsa ne virüs girme derdi var ne de hack’lenme. İnsan hafızası bilgisayarların aksine bilgileri belirli bir bölgede toplamak yerine beynin her yanındaki sinir hücrelerine dağıtıyor. Indiana Üniversitesi’nden David Leake’e göre; bu durum bir sinir hücresi kaybının hafızamızın performansını neden düşürmediğini açıklıyor. Teknoloji ve onu üreten beyin arasındaki rekabette üstün tarafın beyin olması sevindirici tabii. Ama bu durumun önümüzdeki yıllarda tersine dönmesi de muhtemel görünüyor. Tahminlere göre 2020 yılında bu mücadelede zirve el değiştirecek.

5. Testosteron hafızanızı nasıl etkiliyor?

Yapılan araştırmalara göre testosteronun hafıza için de önemi büyük. Çünkü testosteron yalnızca kaslarınızın değil, anılarınızın da kuvvetlenmesini sağlıyor. Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nde yapılan araştırmada testosteron üretimini durduran bir ilaç kullanan erkek deneklerin hafıza testlerinde elde ettikleri sonuçların, ilacı kullanmayanlara oranla düşük olduğu tespit edildi. Bunun yanı sıra hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde testosteron tamamen kaldırıldığında sinir hücreleri arasındaki bağlantıda büyük bir kayıp görüldü.

6. Hafıza kaybı hakkında bildikleriniz doğru mu?
Dizilerde gördüklerinizi unutun. Uzmanlara göre ‘retrograde amnezi’, yani hafızadaki mevcut olayların unutulması durumu sanıldığı gibi kafaya saksı düşmesi ya da merdivenden yuvarlanma gibi fiziksel darbelerle değil büyük psikolojik sarsıntılar sonucunda ortaya çıkıyor. Başa alınan şiddetli darbeler daha çok ‘anterograde amnezi’ adı verilen hafıza kaybına yol açıyor. Bu çeşit hafıza kaybında mevcut bilgiler yok olmuyor ancak beyin yeni bilgi depolama yetisini kaybediyor. Tıpkı Memento filminde olduğu gibi. Kısa süreli hafızanın işlevini yitirdiği bu türün mağdurları, kazadan önceki hayatlarıyla ilgili her şeyi sorunsuz hatırlarken kaza sonrası olayları akıllarında tutamıyor.

7. Bisiklete binmeyi neden unutmuyorsunuz?
Herkesin bildiği gibi bisiklete binmek hayatta bir kere öğrenilen ve bir daha asla unutulmayan bir eylem… Peki, bu nasıl mümkün oluyor? Yıllarca yapmadığınız bir şeyi ilk günkü gibi net hatırlamanızın sebebi nedir? Uzmanlara göre; bisiklete binmeyi öğrenen bir çocuk, (büyük de olabilir tabii, ne de olsa öğrenmenin yaşı yok) bu eylemi hafızasına kaydederken bir gruplama yapıyor. İlki açık bellek olarak bilinen kısım, bisikletin rengi ya da yardım almadan bisiklet üzerinde durabilmenin sevinci gibi şeyleri kaydediyor. Örtük bellek ise bisiklete binmek için vücudun gerçekleştirdiği fiziksel aktivite ile ilgileniyor. Psikoloji Profesörü Janet Gibson, örtük belleğe bu sebeple ‘kas belleği’ de dendiğini belirterek ekliyor; “Açık bellekteki bilgiler kaybedilse bile örtük bellek sağlam kalıyor. Böylece küçücükken öğrendiğiniz bisiklet keyfine yıllar sonra bile kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz.”

8. Hipnoz hatırlamaya nasıl yardımcı oluyor?
Bir olayı, ismi ya da yüzü hatırlayamasanız bile onlar beyninizin derinliklerinde gizlenmeye devam eder ve hipnoz etkisiyle açığa çıkartılabilir. Çünkü beynimizin olayları ‘hafıza’ olarak değerlendirmesi için saklanan verilerin belli bir eşiğin üzerinde olması gerekmektedir. Nasıl yapıldığı tam olarak bilinese de hsipnoz bu eşiği geçmeyi kolaylaştırır. Bilinçaltına itilen ve bu sebeple hatırlanamayan bazı olaylar hipnozun bu etkisiyle bilinç düzeyine rahatça çıkabiliyor. Ancak hipnotize olmak demek bilinçaltınızın kontrolünü bir başkasının ellerine vermek demek… Yani “Şimdi tavuk gibi gıdaklıyorsun.” denildiğinde bunu gerçekten yapmayı, uyandığınızda terapistin yönergelerini kendi anılarınız gibi hatırlamayı göze almanız gerekiyor.

9. Neden anahtarlarınızı kaybediyorsunuz?
Bunun ilk sebebi fazlasıyla dağınık olmanız olabilir. Tabii bu bizim açıklamamız. Bilimsel açıklaması ise günlük yaşamın tüm detaylarını hatırlamanızın imkânsız olması… Beyin bunu telafi edebilmek için bazı genellemelerden faydalanıyor. Örneğin hayatınızda gördüğünüz ve yediğiniz tüm elmaları hatırlamanız mümkün olmadığından beyniniz elma için; sert, ekşi, tatlı, kırmızı, yeşil elmalar şeklinde bir gruplama yapıyor. Aynı durum her gün yanınızda taşıdığınız anahtarlarınız için de geçerli. Anahtarınızı masanın üstüne koyduğunuz her anı hatırlamak yerine masa ile anahtar arasında görsel bir bağ kuruyorsunuz. Bu formüle uymayan durumlarda ise, aynı bağı kuramadığınız için anahtarlarınızı bulmakta zorluk çekiyorsunuz.

10. Hafızanızı korumak için ne yapmalısınız?
İstatistiklere göre yaşlandıkça hafıza zayıflıyor, buna bağlı olarak verileri kodlamak ve kodlanmış olanları hatırlamak giderek güçleşiyor. Yaşlı insanların isimleri hatırlamaması ya da karıştırması da bunun bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yapılan araştırmalara göre zamanın hafıza üzerindeki bu olumsuz etkileriyle savaşmanın en iyi yollarından biri, görme duyusunun yardımına başvurmak. Çünkü beynimizin yaklaşık %60’ı görme duyusu için çalışıyor. İşte bu yüzden, isimleri hatırlamak konusunda güçlük çekiyorsanız isimleri görsel imgelerle, bu imgeleri de ismini hatırlamak istediğiniz kişinin fiziksel özelliklerinden biriyle ilişkilendirebilirsiniz. Örneğin; hatırlamak istediğiniz isim Aslı olsun, bu ismi zeytinle, zeytini de Aslı’nın siyah ya da yeşil gözleriyle ilişkilendirebilirsiniz. Eğer mavi gözlüyse hayal gücünüzü biraz daha zorlamanız gerekecek ama elde edeceğiniz sonuçtan memnun kalacağınıza eminiz.

 

SAĞLIK

Kalp sağlığı için öneriler

Umut Doğan Yıldız

-

Kalbinize yatırım yapmanız için önerilerimiz var. Kalp sağlığı için önerilerimiz karşınızda.

01 İYİ MÜZİK

Sabah işe giderken klasik müzik dinlemek stresinizi ve kan basıncınızı düşürüyor. GoT’nin açılış müziği de olur. Deutsches Arzteblatt International

02 ALTIN TABAK

Meyve, sebze, balık ve işlenmemiş yiyeceklerden zengin bir diyet, kalp krizini ve erektil disfonksiyonun etkilerini önlemeye yardımcı olabilir. European Society of Cardiology

03 AĞIRLIK KAPIN

Bilim insanları ağırlık kaldırmanın daha düzgün biçimli kırmızı kan hücrele-rinin oluşumunu desteklediğini buldu. Bu da daha düşük bir kalp hastalığı riski demek. Mississippi Üni.

04 YEŞİLİ SEÇİN

Haftada sadece bir tane kivi tüketmek, kanınızdaki “iyi” HDL kolesterolü konsant-rasyonunu artırarak kalp krizini tetikle-yen kan pıhtılarının oluşumunu azaltıyor. Nutrition Journal

05 NEFESLENİN

Haftada bir yoga yapmak, düzensiz kalp ritmine sahip olan kişilerin kalp atış hızını ve kan basıncını düşürdü. European Journal of Cardiovascular Nursing

06 ÇİFT TERAPİSİ

Teklifi erteliyor musunuz? Evlenin ve bekâr arkadaş-larınıza kıyasla bir kalp krizini atlatma şansınızı yüzde 14 artırın. East Anglia Üniversitesi

07 YUMURTAYA DEVAM

Araştırmacılar, yumurtanın atletlerin kanındaki “kötü” LDL kolesterolü seviye-sini etkilemediğini buldu. San Diego Eyalet Üniversitesi

08 TAKIM OYUNCUSU

Takımınızın küme düşme maçını izlemek kalp ağrısıyla sonuçlanmak zorunda değil. Bilim insanları kalp krizi riskinin maç günle-ri özellikle yüksek olmadığını buldu. European Academy of Neurology

09 GÜNEŞ KALKANI

Güncel bir çalışma güneşten gelen vitamini gölgede bırakıyor: Çok yüksek ya da çok düşük seviyelerdeki D vitamininin kalp kaynaklı ölüm riskini artırdığı bulundu. Kopenhag Üniversitesi

10 TUZLU YARA

Tuz eksikliğinin kas gelişimini engelleyebileceğini zaten biliyoruz. Ancak aynı eksikliğin kalp hastalıkları riskinizi yükseltebil-diği de ortaya çıktı. McMaster Üni.

11 YAĞ HİLELERİ

Tereyağı yerine linoleik asit bakımından zengin bitkisel yağları kullanmak koleste-rolü düşürebillir, ancak kalp hastalığı riskini yükseltebilir. British Medical Journal

12 AŞIRI YÜK

Saloncular, not alın. Yüksek kalorili shakeler kan basıncını düşüren ve fazla sodyumu dışarı atan ANP seviyelerini azaltır. American College of Cardiology

13 DUMAN BULUTU

Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz için iyi bir zaman. E-sigara dumanı, normal sigaranın aksine atardamarlarda neredeyse yok denecek kadar strese yol açıyor. Bristol Üniversitesi

14 YORGUNLUK

Trafik gürültüsüne ne kadar maruz kalırsanız kalp krizi riskiniz o kadar artar. Sanki uykusuz kalmak için başka bir sebebe ihtiyacınız varmış gibi… Deutsches Arzteblatt International

15 HAVA KİRLİLİĞİ

Üzgünüz şehirciler: Havadaki kirlilik atar damarlarda plak oluşumunu hızlan-dırarak ileriki yıllarda kalp sorunlarıyla boğuşma riskinizi artırıyor. Washington Üni.

16 KÖTÜ İKİLİ

Hareketsiz – ve daha yaygın olan tip 2’de genellikle önlenebilir olan – diyabet, kalp krizinden ölme riskinizi yüzde 50 artırıyor. Leeds Üniversitesi

Devamı

SAĞLIK

Grip aşısı hakkında bilinmeyenler

Umut Doğan Yıldız

-

Grip aşısında aktif olmayan virüsler kullanılır ve bunlar hastalığa yol açmaz. İşte grip aşısı hakkında bilinmeyenler.

Aksine, 2-3 hafta içinde ortaya çıkan ve bir yıl boyunca devam eden etkisiyle, sağlıklı bireylerde gribe karşı koruma sağlar ve gripten kaynaklanan ekonomik ve sosyal kayıpları önler.

Grip, Influenza A ve Influenza B virüslerinin sebep olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle kış aylarında sıkça görülen grip; yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, öksürük şikâyetleri ile seyreder. Virüsler solunum yolu ile vücuda girerek üst solunum yolunda enfeksiyona yol açar. Riskli kişilerde ise diğer solunum yolu enfeksiyonları ile birleşerek ağır vakalara yol açabilir. Özellikle 65 yaş üstü kronik hastalıklara sahip olanlarda ölümle sonuçlanacak kadar ciddi sonuçlar doğurabilir.

Grip aşısı virüsten korunmanın en etkili yoludur. Her yıl, kış aylarında görülmesi beklenen grip virüslerine göre özel olarak yeniden hazırlanır. Genellikle Eylül-Kasım aylarında yapılır. Grip aşısı inaktif (ölü) virüsler içerir. 3 veya 4 inaktif virüsten oluşan 2 tip grip aşısı vardır. Bu yıl üçlü grip aşısında Influenza A (H1N1), Influenza A (H3N2) ve Influenza B virüsleri bulunmaktadır. Dörtlü grip aşısında bunlara ek olarak bir Influenza B virüsü daha bulunmaktadır.

Grip aşısı nasıl etki eder?

Grip aşısı yapıldıktan sonra bağışıklık sistemi virüslere karşı antikorlar oluşturur. Oluşan bu antikorlar, aktif virüsle karşılaşınca hastalığın oluşumunu engeller veya hafif geçmesini sağlar. Aşının koruyucu etkisi, yapıldıktan 2-3 hafta sonra ortaya çıkar ve 1 yıl sürer.

Grip aşısı nasıl uygulanır?

Grip aşısı yetişkinlerde üst kol kasına çocuklarda üst bacak kasına yapılır. Aşı uygulandıktan sonra uygulama bölgesinde hafif ağrı hissi olabilir. Bazı durumlarda 1-2 gün süren hafif ateş ve kas ağrıları görülebilir. Sistemik ve lokal etkiler 24-48 saat içinde kaybolur. Grip aşısında aktif virüs olmadığı için hastalığa yol açma ihtimali yoktur.

Grip aşısının yaş gruplarına göre dozları ise aşağıdaki gibidir:
3 yaş altı: İlk kez aşılanıyor ise 4 hafta ara ile iki kez yarım doz (0,25ml). Eğer geçen yıl aşılandı ise; 1 kez yarım doz (0,25ml)
3-8 yaş arası: 4 hafta ara ile 2 tam doz (0,50ml)
9 yaş çocuklar ve yetişkinler: 1 kez tam doz (0,50ml)

Kimler grip aşısı olmalı?

T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önerisine göre;
1) Astım, KOAH, diyabet, kalp ve kronik böbrek hastaları,
2) 65 yaş üstü bireyler,
3) 6 ay-5 yaş arası çocuklar,
4) Hamileler (gebeliğin ilk 3 ayından sonra),
5) Emziren anneler,
6) Uzun süreli Aspirin tedavisi gören çocuk ve adolesanlar (6 ay-18 yaş arasındakiler),
7) Grip nedeni ile Reye Sendromu geçirme riski olanlar,
8) Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler; kanser hastalığı, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar, HIV taşıyanlar ve bu kişilerle aynı evde yaşayanlar,
9) Hasta bakımı ile ilgilenen sağlık çalışanları…

Kimler grip aşısı olmamalı?

1) 6 aydan küçük bebekler,
2) Grip aşısı tavuk yumurtasından yapıldığı için, tavuk yumurtasına ciddi alerjisi olanlar,
3) Geçmişte grip aşısı ile ilgili şiddetli alerji öyküsü olan kişiler,
4) Gullian-Borre sendromu olan kişiler,
5) Orta ve ya şiddetli derece ateşli hastalığı olanlar.

Grip aşısının amacı komplikasyon geliştirme yönünden en yüksek risk grubunda olanları korumaktır. Grip bulaşıcı olduğu gibi, bronşit, pnömoni gibi daha ciddi hastalıklara da sebep olur ve hastanede yatarak tedavi gerektirebilir. Özellikle yaşı ileri ve kronik hastalıkları bulunan insanlarda ölümle sonuçlanabilir. Sağlıklı bireylerde de gribe karşı koruma sağlayarak iş gücü kaybının yanı sıra ekonomik ve sosyal kayıplara da engel olur.
Grip ve grip aşısı ile merak ettikleriniz için eczacınız en yakın danışmanınızdır!

Devamı

SAĞLIK

Nöroterapi nedir?

Umut Doğan Yıldız

-

Neurotherapy’ye “EEG Biofeedback” ve “Neurofeedback” denir. Peki bu terimlerin anlamı nedir?

Bir kişinin dikkatini artırmak, dürtüselliği azaltmak ve hiperaktif davranışları kontrol altına almak için beyin dalgası etkinliğini nasıl değiştireceğini öğrenmesine yardımcı olmayı içerir. Bireyin beyin dalgası etkinliği hakkında bilgi edinmesine ve bu bilgiyi beyin dalgası aktivitesinde değişiklikler üretmek için kullanmasına izin veren ağrısız bir tedavi yaklaşımıdır. Mevcut araştırmalar, DEB / DEHB olan bireylerin, beyindeki bazı bölgelerde beyin dalgası aktivitesinde çok az ve / veya diğer bazı beyin dalgası aktivitelerinden çok fazla olanı, bozukluğa sahip olmayanlara kıyasla çok az gösterir. Nöroterapide kişiler, beyin dalgası aktivitelerini değiştirmek için bilgisayarlı biofeedback ekipmanı kullanılarak eğitilir. Beyin dalgası aktivitesi değiştirildiğinde veya beyin Nöroterapi sürecinde belirli şekillerde çalışmak üzere eğitildiği zaman DEB / DEHB semptomları genellikle azalır.

NFT’den önce, beyin aktivitesinin ve psikolojik durumun objektif bir değerlendirmesi yapılır. Eğitim sırasında sensörler kafa derisine yerleştirilir ve daha sonra belirli beyin aktivitesini algılayan, güçlendiren ve kaydeden hassas elektronik ve bilgisayar yazılımlarına bağlanır. Elde edilen bilgiler, geribildirim sinyalindeki değişikliklerin, danışanın beyin aktivitesinin belirlenmiş aralıkta olup olmadığını belirten kavramsal anlayışla danışana hemen geri bildirim verir. Bu geribildirime dayanarak, beyin kalıplarındaki değişiklikler meydana gelir ve bunlar fiziksel, duygusal ve bilişsel haldeki olumlu değişimlerle ilişkilidir. Çoğu zaman, danışan, bu gibi olumlu değişikliklerin “hissi” duygusunu edinmesine ve geri bildirim oturumu dışında bu haklara erişebilmelerine rağmen, genellikle bu tür değişiklikler gerçekleştirilen mekanizmaların bilinçli olarak farkında değildir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com