Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Göz sağlığı için alınacak önlemler!

Umut Doğan Yıldız

-

 

Gözde kuruluk, batma, göz tansiyonu,göz tembelliği, göz kapağında şişlik gibi hemen hemen tüm konularda sizin için aydınlatıcı bir rehber hazırladık.

Ellerinizi sık sık yıkayın ve göz kızarıklığı meselesini önemseyin

Üst solunum yolu enfeksiyonları gözü de etkileyebilir. Kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle seyredebilen konjonktivit tablosu, üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlardan korunmak için elleri sık sık yıkamak ve elin gözle temasını en aza indirmek gerekir. Gözde kuruluk, gözde batma hissi ve benzeri belirtileri mutlaka önemseyin. Bu gibi belirtiler önemsenmezse gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkilenir ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanır.

Güneş gözlüğünüzü yanınızdan ayırmayın!

Bahar mevsiminde de güneş gözlüklerinizi rafl ara kaldırmayın. Gözlerinizin güneşten korunmaya ihtiyacı hâlâ devam ediyor. Daha çok yaz mevsiminde takılması gerektiğine inanılan güneş gözlüğü, diğer mevsimlerde de; katarakt, sarı nokta hastalığı ve pterjium gibi hastalıklara karşı gözü korur.

Beslenmenize özen gösterin

Göz sağlığınız için beslenme de oldukça önemlidir. Yeşil yapraklı sebze, meyve, balık, vitamin, omega-3 ve lutein içeren besinler tüketilmesi gözü sarı nokta hastalığına karşı korur. Bol su içmek gözyaşı miktarını artırarak, kuru
göz şikâyetlerinizi azaltacaktır.

Sigaradan uzak durun!

Beslenmeye özen göstermenin yanı sıra sigara kullanmamak çok önemli. Sigara, katarakt ve sarı nokta hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir. Bu nedenle dikkat edilecek önemli noktalardan birisi de sigara içmemektir. Ayrıca sigara gözyaşı yapısını bozarak, kuru göz şikâyetlerine ve gözde kızarıklığa yol açar.

Şeker ve tansiyon hastalığınız varsa dikkat edin!

Şeker hastalığının (diyabet) süresi artıkça gözde hasar yapma riski de artar. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar ise daha yüksek risk altında bulunur. Diyabetin neden olduğu retina hasarı, en önemli ve sık görme azlığı
nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır. Diyabet, hastalarda bazı göz bozukluklarına zemin hazırlar. Örneğin göz tansiyonu (glokom) ve katarakt (göz merceğinin bulanıklaşması) şeker hastalarında normalden daha sık görülmektedir.

Diyabetik ve hipertansif hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayene olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Kontakt lens kullanımınıza dikkat edin!

Kontakt lensler mutlaka doktor kontrolünde takılmalı ve kullanılmalıdır. Lenslerin kullanımına, temizlik ve bakımına dikkat edilmelidir. Gerekli zamanlarda kontrolleri ve değişimi yapılmalıdır. Gözlerinizde ve lenslerinizde hissedeceğiniz en ufak bir rahatsızlıkta doktorunuzla görüşün. Unutmayın, küçük bir sorun ihmal edilirse daha büyük sorunları ortaya çıkarabilir. Size önerilen kullanma ve bakım kurallarına uymanız, göz sağlığınızı korumanız için gereklidir.

Teknolojik cihazlarla mesafenizi koruyun!

Teknolojideki gelişmeler günlük yaşamda pek çok işimizi kolaylaştırırken, bilinçli kullanılmadığında ise gözlerimizi sinsice ve ciddi boyutta tehdit ediyor. Cep telefonuna, bilgisayar ve tablete en az 40 cm mesafeden bakmak çok önemli. Bu nedenle elinizdeki objeyi burun ucundan itibaren iki karış mesafeden az kendinize yaklaştırmamaya özen gösterin. Genellikle gözümüzü ritmik olarak 10 saniyede bir kırparız. Ancak ekrana dikkatli şekilde baktığımızda
bir süre sonra göz kırpmayı unutuyoruz. Bu da gözyaşını buharlaştırarak, gözlerde kuruluk oluşmasına neden oluyor. Yalancı miyopi kasların stres, yorgunluk ve aşırı yüklenme sonrası gevşeyememesi durumunda oluşuyor. Bu durum özellikle uzun süreli yakın çalışma ve yoğun odaklanma sonucu ortaya çıkıyor. Bunun için çalışmanızı gerektiğinde gün içinde farklı saatlere bölün.

Çalışma ortamınızı yeniden düzenleyin!

Monitörünüzün ekran aydınlatması, bulunduğunuz ortamdaki ışıktan daha hafif düzeyde olmalı. Ayrıca monitörünüzün yüksekliği, göz seviyenizin altında olsun ki yakın aktivite sürecinde 20 dakikada bir 20 saniye ve 20 metre uzak noktalara odaklanmanızı sağlayabilin. Doğal ışıktan yoksun alanda fazla zaman geçirilmesi göz sağlığını bozabiliyor. Çalışma ortamınızın gün ışığı alması faydalı.

Düzenli göz muayenesi olun!

Göz hekiminizin yaşınıza ve diğer hastalıklarınıza göre önereceği aralıklarda düzenli olarak göz muayenesine gidin. Unutmayın ki başlangıç döneminde belirgin bir şikâyete neden olmayan göz tansiyonu (glokom) gibi hastalıklar
ancak göz muayenesinde saptanabilir. Ayrıca çocukluk yaş grubunda göz tembelliği gibi durumların fark edilebilmesi için erken ve düzenli muayene çok önemlidir.

SAĞLIK

Karın kasları için soslayın

Umut Doğan Yıldız

-

Sert karın kasları tatsız gıdalarla kazanılmaz. Yemeğinizi biraz süslemeye başlamanızı öneririz.

ESKİ KURAL
Hiç de ilham vermeyen bir akşam yemeği, daha yağsız bir fizik için insanların yapması gereken bir fedakârlık. Sonuçta çeşni kullanmak, basitçe fazladan kalori demek. Benden sonra tekrarlayın: Gıdalar yakıttır, gıdalar yakıttır…

YENİ KURAL
Sosların tamamen şeker dolu olduğunu söylediklerini muhtemelen duymuşsunuzdur. Hatta büyük olasılıkla bunu bizden duydunuz. Ancak ıspanak yapraklarını mayoneze batırmayı hâlâ tavsiye etmiyor olsak da yediklerinizden sıkılıp kendinizi yerel fast-food zincirinin kollarına bırakmanızı da önermiyoruz. “Zihinsel olarak en güçlü olanlar dahi sade gıdalarla zorluk yaşayabilir,” diyor

Zolkiewicz. “İyi besin değerleri var olan hayat tarzınıza uymalı, tam tersi olmamalı.” Yeni fit yemek restoranlarının ve sporcu yemeği paket servislerinin profesyonel atletler tarafından çok sevilmesinin bir nedeni var: Protein kaynağınıza cömertçe eklenen acı sos türevleri yalnızca 80 kalori artırır ve 1,2 gram karbonhidrat ekler, bu da bolca aroma için makrolarınızda göz ardı edilebilecek bir etki bırakır. 3 gramlık tuza gelirsek, sizin için yararlı bile olabilir. Rusya uzay programıyla ilişkili araştırmalarda, sodyumun vücutta yağın parçalanmasıyla ilişkilendirilen glukokortikoidin salınımını artırdığı görüldü. Bunu takip eden bir Vanderbilt Üniversitesi çalışmasında, daha tuzlu bir diyet yaptırılan farelerin kilolarını korumak için yüzde 25 daha fazla yemesi gerekti.

Yüksek kan basıncına sahip kişilere (en iyisi kontrol ettirmeniz) yine de ölçülü olmaları önerilse de tuz sağlıklı erkeklerde olumsuz etkiler göstermedi. McMaster Üniversitesi’nden bir çalışmada da tuzun kalbinizi güçlendirebileceği ve sinir sinyallerinizi düzenleyerek kaslarınızın daha fazla glukoz ve aminoasit emilimi yapmasına yardımcı olabileceği dahi ileri sürüldü. Siz acı yerine daha çok limon ve baharat tercih ediyorsanız da sizi yargılamıyoruz.

Devamı

SAĞLIK

Alzheimer 25 yıl önce geliyor

Umut Doğan Yıldız

-

Alzheimer hastalığı’nın insan beynine 25 yıl öncesinde yerleştiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Selen Gür Özmen, konuyla ilgili bilgi verdi.

“Alzheimer hastasının son 25 senesinde beynindeki patolojiler, yavaş yavaş oluşmuştur ve süreç sonuna ulaştıktan, tüm patolojiler beyne oturduktan sonra, unutkanlıklar başlamıştır” dedi.

Dünya genelinde her 10 kişiden 1’i Alzheimer hastası. Unutkanlıkla kendini gösteren, yer-yön kabiliyetinin kaybedilmesi gibi beynin bazı fonksiyonlarını yerine getirememesiyle devam eden süreç, hem hasta hem de çevresindeki bireyler için yıpratıcı olmakta. Beyni koruyan her şeyin aslında kalbi de koruduğunu ve Alzheimer’ın insan beynine 25 yıl öncesinde yerleştiğini açıklayan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sinirbilim Anabilimdalı’nda Öğr. Görevlisi Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, Alzheimer hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

Alzheimer beyinde 25 yıl öncesinde başlıyor

Alzheimer’ın unutkanlıkla fark edilmeye başladığını belirten BAU Sinirbilim Anabilimdalı’nda görevli Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, hastalığın genetik faktörlerden oluşmasının yüzde 2 oranında olduğunu söyledi. Her an herkeste olabilecek bir hastalık olduğunu vurgulayan Özmen şunları söyledi; “Alzheimer hastası unutkanlıkla hekimin karşısına ilk geldiği zaman moral bozucu olan kısım şu; Hastalığa dair her şey olmuştur ve bitmiştir. Aslında Alzheimer hastasının, son 25 senesinde beynindeki patolojiler, yavaş yavaş oluşmuştur ve son haline ulaşmaya yakın hastada gözle görülür değişiklikler yaratmaya ancak başlamıştır. Yani o dakikadan sonra aslında yapacak çok fazla bir şey yoktur. Örneğin; 70 yaşında bir hasta, hastaneye geldiğinde unutkanlığı başlamış oluyor. Biz hastaya 70 yaşında Alzheimer teşhisi koyarsak, aslında bu demektir ki hastalığı, 40-45 yaşında başlamıştır. Yani beyinde oluşan problem aslında 20-25 yıl önce başlamıştır. Sonunda her şey bittiği zaman unutkanlık başlıyor. O yüzden tedavi olarak o aşamada yapılacak tek şey hastayı biraz rahatlatmak, elimizdeki ilaçlarla hastalığı çok az da olsa yavaşlatabilmek.”

Emeklilik beyni olumsuz etkiliyor

Uzm.Dr. Selen Gür Özmen, “Emekliliğin de beyni çok olumsuz etkilediğini söylemek lazım. Japon kültüründe örneğin emeklilik yoktur. Bir iş biter, başka bir iş başlar. Bu meşguliyet de Uzak Doğu’nun bu çalışkan kültüründen etkilenmiş bölgelerinde yaşlanan bireylerin çok sağlıklı bir biçimde yaş aldığı ve Alzheimer gibi nörodejenerasyona neden olan hastalıklara yakalanmadan uzun bir ömre sahip olduklarını göstermiştir. Ayrıca yüksek entellektüel düzeye sahip olan insanlardaki kayıp, çok çabuk belli olmuyor. İki insan düşünün. Birinin eğitim yılı daha düşük, daha içine kapanık, erken yaşta emekli olmuş, bir de üstüne herhangi bir nedenle tetiklenmiş bir depresyon yaşadığını varsayalım. Diğeri üniversite mezunu, çalışmayı bırakmamış, daha sosyal, daha huzurlu bir hayatı olan biri. Bu noktada ikisinin de beyinlerinde Alzheimer hastalığının alt yapısını oluşturan beta amiloid ve nörofibriler yumak dediğimiz iki tane istenmeyen protein birikiminin başladığını düşünelim. Eğitim düzeyi daha düşük olan, daha az insanla iletişim halinde olan, daha depresif olan kişinin beynindeki o protein yapılanması hemen unutkanlığa sebep olurken, eğitim seviyesi yüksek daha sosyal, daha neşeli, beynine sürekli yeni girdiler olan kişinin unutkanlığının başlaması, diğerine göre daha çok sonra oluyor. Birinin 65 yaşında başlarken, diğerinin 80 yaşında başlayabiliyor” diye konuştu.

Negatif insanlar beyin düşmanı

Dünyada ve ülkemizde Alzheimer oranlarında azalma olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Selen Gür Özmen, her 10 kişiden 1’inin Alzheimer hastalığına yakalandığını ve toplumda görülme sıklığının artmasının ise yaşam süresinin uzamış olmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra insan beyninin sosyalleşmek üzerine kurulmuş bir yapı olduğunu belirten Özmen, etrafımızdaki insanların da beynimizin sağlığını etkilediğini vurguladı. Özmen, “İnsan beyni sosyal iletişime muhtaç. Konuşmak, anlatmak, paylaşmak, dinlemek, deneyimlerden bilgi aktarımı. İnsanlar bu tarz iletişimleri sayesinde yeni şeyler öğrenirler, hayatlarında değişiklik yapmaya karar verebilir, yeni planlara başlarlar. Bütün bunlar beynin gelişimi ve aktif kalmasını sağlayan özellikler. Güzel dostlukların beyne tek başına kitap okumaktan bile çok daha fazla katkı sağlayabileceğini unutmamalıyız. Bütün bunlar beyni çok aktif tuttuğu için Alzheimer gibi, beyni sosyal iletişime kapalı hale getiren hastalıklardan da korunmak açısından çok önemli şeyler. Kasvetli ve etrafımızda bize negatif enerji veren insanların çok olduğu ortamlardan sakınmalıyız zira bu istenmeyen sosyal ortamlar beyin hastalıklarını da tetikleyen faktörler.”

Alzheimera karşı bitter çikolata

Kalbimizi koruyan her şeyin beynimizi de koruduğuna dikkat çeken BAU Öğr. Görevlisi Uzm.Dr. Selen Gür Özmen, “Hastalık başladıktan sonra şu anda elimizde bir tedavi yöntemi olmadığına göre Alzheimer’a yakalanmamak için bilinen tüm önlemleri almamız gerekiyor. Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu olduğunu söyleyebiliriz. Haftada en az bir kere omega-3’den zengin yağlı balık, her gün bol yeşil yapraklı sebze, zeytinyağı ile yapılan yemeklerin tüketilmesi ve kahvenin günde bir bardak ile sınırlandırmanın koruyucu önlemler olduğunu söyleyebiliriz. Antioksidan içeriği olan kakaonun da koruyucu olduğu düşünülüyor. Burada yüksek kakao içeren yiyeceklerden bahsediyoruz. Artık bitter çikolataların üzerlerinde yazıyor. Kakao oranı ne kadar yüksekse beyne yardımı o kadar çok oluyor. Nöron yapısında antioksidan bir etkisi var kakaonun. Beyin hastalıklarından koruyucu bir etkisi de olduğu düşünüyor” dedi.

Devamı

SAĞLIK

Mandalina çayı tarifi!

Umut Doğan Yıldız

-

Mandalina kabuğundan detoks çayı tarifimiz hazır. Bu yılbaşı çayını çok seveceksiniz.


Mandalinanın kabuğundan yapılan detoks çayları hem sindirim problemlerine iyi geliyor ve bağışıklığınızı destekliyor, hem de vücuttan toksin atılmasını sağlıyor. Bu çayların aynı zamanda yorgunluk ve uykusuzluk problemlerini azaltıcı etkileri de mevcut.

Hazırlanışı: 1 litre kaynayan suya, 2 küçük mandalinanın kabuklarını doğrayarak atın. Ardından ½ limon suyu, 1 çubuk tarçın, 5-6 adet karanfil 2 çorba kaşığı elma sirkesini ekledikten sonra 5 dakika daha kaynatmaya devam edin ve ocağın altını kapatın.

Devamı

Popüler