Bizi Takip Edin

SAĞLIK

GIDA İNTOLERANS TESTİ HAKKINDA HER ŞEY

-

 

Gıda intolerans testi hakkında merak edilen soruların yanıtlarını, Asist Wellness Center Yönetim Kurulu Başkanı Enver Güven’den aldık.

laboratuvar

Sağlıklı yaşam kültürü bilimsel araştırmaları ve bulguları zorunlu kılarken kendi akımlarını da beraberinde getiriyor. Bu akımlar bazen gelip geçici bazen kalıcı olarak yeni bir iyi yaşam perspektifi sunuyor. Kişiye özel beslenme, egzersiz ve sağlık konsepti de bunlardan biri. Bu konseptin ilk ve vazgeçilmez ayağını da testler oluşturuyor. İnsanlar artık vücutlarını ve sınırlarını daha tanımak için testler oluyor, kişisel eğitmenler veya diyetisyenler çalışacakları kişileri özel testlere tabi tutuyor. Bu testlerden biri olan gıda intolerans testi de sağlık beslenmek, bilinçli bir şekilde zayıflamak ve vücudunuzun hangi besine nasıl tepki verdiğini anlamak için çok önemli. Ancak itiraf edelim, bu konuda bilgi eksikliği ve kafa karışıklığına sahibiz. Biz de sorularımızı YorkTest’in Türkiye resmi distribütörü ve Asist Wellness Center Yönetim Kurulu Başkanı Enver Güven’e yönelttik. Bir sağlıklı yaşam modası mı yoksa sizi nedenini bilmediğiniz şikayetlerden kurtaracak anahtar mı karar vermek için aşağıdaki röportajı okuyun.

Enver-Guven

Gıda intoleransı nedir?

Sürekli tükettiğimiz ve genel olarak sağlıklı olduğu bilinen birçok gıda, sindirim sistemimiz tarafından tam sindirilemiyorsa vücudumuz bunlara karşı tepki vermeye başlar. Yiyecek ve içeceklere karşı vücudumuzun vermiş olduğu bu tepkiler çoğu zaman hayati tehlike teşkil etmese de, kişinin kendisini rahatsız hissetmesine neden olur, iş ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. En bilinen belirtiler, baş ağrısı, halsizlik, migren, hassas bağırsak sendromu (IBS), şişkinlik, mide yanması ve cilt problemleridir. Ancak belirli bir yiyecek veya içeceğe olan duyarlılık her zaman hızla belirti vermeyebilir. Bu süre birkaç saatten birkaç güne kadar değişebilir. Biz bu yaşadığımız olumsuz tepkimelere “gıda intoleransı” diyoruz. Bedenimiz ve tükettiğimiz gıdalar arasındaki ilişkiyi eski zamanlardan beri bilsek de teknolojinin verdiği imkânlarla bunları test etme ve beslenme düzenimizi buna göre oluşturma şansına sahip oluyoruz.

Gıda alerjisi ile farkı nedir?

Gıda intoleransı ve besin alerjisi birbiriyle sıklıkla karıştırılır. Gıda alerjisi, vücudun bağışıklık sisteminin belirli bir besine karşı gösterdiği ani yanıttır ve erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 2’sini etkileyen, oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Gıda intoleransı ise sıklıkla karşılaşılan ve kişinin yaşam kalitesini düşüren birçok rahatsızlığın nedenidir

Gıda intoleransının kişilerde ne gibi semptomlar yaratabiliyor?

Epigastrik ağrılar, ağrı ve sızılar, akne, şişkinlik, kabızlık, kronik yorgunluk sendromu, ishal, baş dönmesi, egzama, bitkinlik, hassas bağırsak sendromu, kaşıntı, sıvı retansiyonu, baş ağrısı, hiperaktivite, migren, bulantı, döküntüler, rinit, sinüzit, mide krampları, tansiyon, yorgunluk ve bitkinlik, ürtiker, kilo kaybı ve hırıltılı solunum gibi semptomlar söz konusu oluyor.

Gıda intoleransı kişinin günlük hayatını nasıl etkiliyor?

Son zamanlarda enerji düşüklüğü ve yorgunluk gibi belirtileri çevremizden sıklıkla duyuyoruz ama bunun tüketmiş olduğumuz gıdalardan olabileceğini pek düşünmüyoruz. Belirli şikâyetler sonucu YorkTest yaptırmak isteyenlere öncelikle doktora görünmelerini tavsiye ediyoruz. Gelen danışanlarımız sindirim veya baş ağrısı gibi sorunlar yaşıyorlarsa bunun gıda intoleransı haricinde ciddi bir hastalıktan kaynaklanmadığından emin olmak istiyoruz. Bu kontrollerin sonunda ise YorkTest ile danışanlarımızı tanıştırarak daha kaliteli bir yaşama adım atmalarını sağlıyoruz.

Besin intolerans testi olan YorkTest’ten bahseder misiniz?

YorkTest 35 yıl önce İngiltere’de York Üniversitesi Bilim Parkı’nda kuruldu. YorkTest, Türkiye dahil global çapta faaliyet gösteren, benzersiz bir besin intolerans testinin önde gelen sağlayıcısıdır. YorkTest, York şehrinde tamamen akredite edilmiş laboratuarlara sahiptir. Dünya nüfusunun tahminen yüzde 45’inin gıda intoleransına sahip olduğu biliniyor. YorkTest’in sonuç raporları, hangi gıdaların beslenme düzeninden çıkarılması gerektiğini gösteren kolay ve anlaşılabilir bir formatta düzenlenir. Beslenme düzenindeki değişiklikleri olabildiğince kolaylaştırmak için test sonrası beslenme önerilerilerini kapsayan bir danışmanlık hizmeti verilir. YorkTest’in danışmanları kişilerin yaşadığı rahatsızlıkların yüzde 100 geçeceği garantisini vermez. Eğer görülen semptomlar gıda intoleransına bağlıysa ve verilen diyete uyulursa, semptomlardaki iyileşme klinik çalışmalarla ispatlanmıştır.

YorkTest ile diğer test yöntemleri arasındaki farklar nelerdir?

YorkTest ve diğer yöntemler arasındaki en önemli fark, YorkTest’in testlerinin klinik çalışmalarla desteklenmiş olmasıdır. Bu tür testlerin protokolünün ve düzenlemelerinin olup olmadığı önemlidir. YorkTest’in yaptığı gıda intoleransı test yöntemi, 1998’den beri kendisinin oluşturduğu test protokolü çerçevesinde sonuçları klinik çalışmayla doğrulanmış ve tüm düzenleyici gereklilikleri karşılamıştır. YorkTest, diyet türleri için beslenme uzmanlarımız tarafından özenle seçilen 158 yiyecek üzerine testler yapıyor. YorkTest’i farklılaştıran nedenlerin; akredite edilmiş laboratuar, doğrulanmış, parmaktan kan alma yöntemi, protokole bağlanmış yiyecek özelinde IgG testi, yayınlanmış klinik araştırmalar ve yıllar boyunca pratikte test edilen veriler olduğunu söyleyebiliriz. Dahası, YorkTest test sonuçları dünya çapındaki kanaat önderleri, sağlık ve beslenme uzmanları ile spor profesyonelleri tarafından onaylandı. YorkTest olarak gıdaya özgü IgG antikor testini geliştiren ve bunu klinik çalışmalarla destekleyen tek şirketiz. Yıllar içinde rakiplerimizle çok sayıda karşılaştırma yaptık ve şunu gördük. YorkTest’e gelen kişiler ortalama olarak 5-6 besine karşı reaksiyon gösteriyor, yani YorkTest vücudumuzda aktif olarak semptom yaratan gıdaları bulurken diğer testler çok fazla sayıda gıdayı intolere olarak gösteriyor bu da diyetin uygulanabilir olmasını zorlaştırıyor. Ayrıca yanlış pozitif çıkartma oranları da çok fazla. Bazı şirketler gıdaya özgü IgG’yi ölçtüklerini söylüyorlar ancak böyle bir analiz yapmak için gerekli olan yetkinliğe, kredibiliteye sahip değiller. Müşteriye bunu yansıtamıyorlar ve geçerli bir sonuç sunamıyorlar. Son olarak, YorkTest İngiltere tıbbi sağlık otoritesi Medical Health Authority (MHRA) tarafından her yıl denetleniyor ve çok önemli ödülleri bulunuyor. İngiltere Kraliçesi’nden bir onur ödülü almış olmaktan da gurur duyuyoruz.

YorkTest nasıl yapılıyor ve sonuçları ne kadar sürede ortaya çıkıyor?

Kan numunesindeki gıdaya özgü IgG antikorlarının test edilen gıdaların protein yapılarına karşı olan reaksiyonunu inceliyoruz. Parmaktan kan numunesi alma yöntemi, insülin testi benzeri ve kişinin kendi başına bile yapabileceği çok basit bir işlem. Genellikle danışanlarımıza test kitlerini gönderiyoruz, kendi işyerlerinde ya da evlerinde numuneyi alarak bize geri gönderiyorlar. Ayrıca kan numunesi alma lisansına sahip anlaşmalı olduğumuz mobil ekipleri de yönlendirebiliyoruz. Daha sonra kuru kan statüsüne geçen numuneyi York’taki laboratuvara gönderiyoruz. Kan örneği laboratuvarda detaylı olarak inceleniyor ve hazırlanan raporu testi yaptıran kişiye gönderiyoruz. Son aşamada ise YorkTest eğitimli beslenme uzmanları test sonucunu değerlendiriyor ve belirli gıdaların çıkarılmasına dayalı diyetler öneriyor. Test sonuçları kan numunesi alma işleminden sonraki 7 ile 10 gün içerisinde danışanlarımıza ulaştırılıyor.

İlaç kullananlar bu testi yaptırabilir mi?

Steroid ya da bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, antikor üretimini baskıladığından test sonuçlarını etkileyebiliyor. Ancak anti-histaminikler, antibiyotikler ve diğer ilaçlar test sonuçlarını değiştirmiyor.

Asist Wellness Center hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz? YorkTest’in yanı sıra hangi testleri Türkiye’de uygulamayı planlıyorsunuz?

Asist Wellness Center, kişiye özgü teşhis ve tedavi kavramının tüm dünyada yaygınlaşması üzerine yaşam kalitemizi artıracak ve sağlıkla ilgili risklerimizi ölçecek testleri, konusunda dünyanın önde gelen firmaları ile Türkiye pazarına sunmak üzere oluşturduğumuz bir yapı. Bu kapsamda YorkTest’in Türkiye’deki tek distribütörü olduk. Dünyanın kendi alanındaki en büyük firması olan Psychemedics Inc.’ın Türkiye distribütörlüğünü alarak saç telinden alınan numune ile geçmiş 90 gündeki uyuşturucu kullanımını test eden PDT90 testini ebeveynlere sunmaya başladık. Son olarak, 2017 itibariyle de “Farmakogenetik” adlı testi uygulamaya başlayacağız. Kişinin genetik yapısı ile taşıdığı hastalığın tedavisinde kullanılabilecek ilaçların karşılaştırılarak, en etkili ve yan etkisi en az olan ilacın doğru dozda doğru bireye uygulanmasını amaçlayan bu testin sağlık alanında büyük bir değişim yaratacağını öngörüyoruz.

 

 

SAĞLIK

Sigaranın gözlere etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

Sigaranın kanser ya da kalp-damar hastalıkları yanında gözlere ve beyine de büyük zararı bulunuyor.

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Nihal Işık, beyni sağlıklı tutabilmenin yollarından söz ederken sigaraya da değiniyor ve “Çalışmalar, sigara içenlerin yüzleri ve isimleri içmeyenler kadar iyi hatırlamadığını göstermiştir” diyor. Buna göre sigara direkt olarak belleği mi etkiliyor yoksa beyin sağlığını olumsuz etkileyen akciğer hastalıkları, yüksek tansiyon, felç gibi hasarlara yol açtığı için hafızayı dolaylı yoldan mı etkiliyor tam olarak bilinmese de, sigaranın hafıza üzerinde bir olumsuz etkisi olduğu kesin.

Sigaranın göze zararı

Sigara gözlere de zarar veriyor. Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Hüsnü Güzel, “Sigara tüketimi, gözlerde pek çok olumsuz etkinin oluşmasına sebep olabiliyor. Bu konudaki en büyük problem, halk arasında bu hastalıklar konusundaki bilincin yetersiz olması. Sigara tüketimi sebebiyle; katarakt, maküla dejenerasyonu, diyabetik retinopati, üveit ve göz kuruluğu gibi, ciddi görme kayıplarıyla sonuçlanabilecek pek çok rahatsızlık oluşabiliyor” diyor. Prof. Dr. Güzel, hamilelik sırasında içilen sigaranın zararlarına da dikkat çekiyor: “Hamilelik döneminde sigara tüketilmesi de plasentanın zararlı toksinler tarafından etkilenme ve gözlerde problem oluşma şansını oldukça yükselten bir etken. Aynı zamanda hamilelik döneminde sigara kullanımı, prematüre retinopatisi oluşma şansını da artırıyor. Görme kaybına varacak ciddi sonuçlar yaratan bu rahatsızlıkların oluşmaması adına, alınabilecek önlemler arasında en etkilisi sigarayı bırakmak olacaktır” diyor.

Sigaranın ses üzerindeki etkisi

Sigara, ses üzerinde de olumsuz etkilere sahip. Üsküdar Üniversitesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Murat Topak, sesin insan iletişiminde en önemli araç olduğunu söyledikten sonra, birçok insanın mesleğini ancak sesini kullanarak sürdürebildiğini ancak öğretmen, sanatçı, spiker, şarkıcı ve din görevlisi gibi kişilerde ses hastalığının daha da önemli olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Topak, “Sigara sesin en büyük düşmanıdır. Gırtlak ve akciğer kanserinin en önemli nedenidir. Sigaranın kesinlikle bırakılması, bulunulan ortamda sigara dumanına maruz kalınmaması gerekir” sözleriyle de sigaranın ses üzerindeki olumsuz etkilerini özetliyor.

Devamı

SAĞLIK

Kalsiyum tüketiminde 8 kural

Umut Doğan Yıldız

-

Yetersiz kalsiyum kadar fazla kalsiyum alımı da vücutta ciddi problemlere neden olabiliyor. İşte kalsiyum tüketiminde 8 kural!

Kalsiyum vücudumuzun ihtiyacı olan en önemli minerallerden biri. Güçlü ve sağlıklı bir kemik kitlesinde başrol üstlenen kalsiyum aynı zamanda kalp, kas ile sinirlerin düzgün çalışması ve kanın pıhtılaşmasında da önemli rol oynuyor. Dolayısıyla vücuda yetersiz alındığında kemiklerin kolay kırılmasından diş çürüklerine, kaslarda ağrı ve kramplardan bayılmaya, kanın pıhtılaşması ile ilgili sorunlardan cilt kuruluğuna, depresyondan kalp ritim bozukluğuna kadar pek çok ciddi tablolar gelişebiliyor. Yetersiz kalsiyum kadar fazla kalsiyum alımı da vücutta ciddi problemlere neden olabiliyor; örneğin kalp krizini tetiklemesi gibi! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman bu nedenle doktora danışılmadan gelişigüzel kalsiyum takviyelerinden mutlaka kaçınılması gerektiği uyarısında bulunuyor. Peki yeterli kalsiyum alımı için beslenme alışkanlığımızda nelere dikkat etmeliyiz? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman kalsiyumdan zengin beslenmenin 8 püf noktasını anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Her gün süt ve süt ürünleri tüketin

Her yetişkinin günde 1000 mg kalsiyum alması sağlıklı bir yaşam sürmesi için şart. Bu ihtiyaç gelişme çağındaki çocuklarda, 50 yaş üstü kişiler, hamiler ve emziren kadınlarda artış gösteriyor. Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri en etkili kalsiyum kaynakları. Yeterli kalsiyum alımı için kahvaltıda 1-2 dilim peynir tüketin ve buna ek olarak günde 2 su bardağı kadar süt ya da yoğurt eklemeye özen gösterin. Unutmayın ki yaşlılarda, hamile ve emziren kadınlarda bu gereksinim daha fazla oluyor.

Çay, kahve ve tuz üçlüsüne dikkat!

Yapılan çalışmalara göre, fazla kafein alımı kalsiyumun geri emilimini azaltıyor. Yüksek oranda tuz tüketiminin de böbrekten kalsiyum atımını arttırdığı yine yapılan çalışmalarla ortaya konmuş. Bu nedenle kalsiyum eksikliği yaşamamak için günde 3-4 fincan çay ve kahveden daha fazlasını tüketmeyin. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketmekten de kaçının.

Yeşil sebzeler faydalı, ancak

Ispanak, semizotu, roka ve maydanoz gibi yeşil sebzeler de kalsiyumdan zengin olmalarına rağmen içeriklerindeki posa vücuttaki kalsiyum emilimini azaltıyor. Bu yüzden çok iyi bir kalsiyum kaynağı sayılmazlar. Eğer süt ürünlerini tüketmiyorsanız kalsiyum gereksiniminizi yeşilliklerden karşılamaya çalışmanız yeterli olmayabilir.

Haftada 2 kez kurubaklagil şart

Kurubaklagiller de iyi birer kalsiyum kaynakları. Haftada 2 kez fasulye, nohut ve bezelye gibi kurubaklagil besinlerini diyetinize ekleyin. Ayrıca baklagiller iyi protein kaynaklarıdır ve kolesterol içermedikleri için yüksek kolesterol seviyesinin kontrolüne de yardımcı oluyorlar.

Kuruyemiş ve kuru meyvede aşırıya kaçmayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman badem, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumların da kalsiyum kaynaklarından zengin olduklarını belirterek, “Ancak bu yağlı tohumların kalorilerinin çok yüksek olduğunu da unutmayın. Dolayısıyla günde 15-20 adet badem veya fındık tüketimini aşmamaya özen gösterin. Kilo vermeye çalışıyorsanız bu miktarı azaltın” diyor. Kuru incir, kuru kayısı ile kuru eriği de iyi birer kalsiyum kaynağı olarak beslenmenize eklemenizde fayda var. Ancak bu meyveler yaş meyvelere oranla daha fazla şeker ve kalori içeriyorlar. Diyabet hastası iseniz nadir tüketmenizde fayda var.

Laktoz intoleransınız varsa

Laktoz intoleransı olan kişilerde de kalsiyum eksikliği görülme riski yükseliyor. Bunun nedeni ise süt ürünlerinde bulunan laktoz adlı karbonhidrat türünün sindirilmesine yardımcı olan laktaz enziminin yetersiz olması veya düzgün çalışmamasından ötürü laktoz içeren ürünlerin sindirememesi. Bu nedenle de laktoz intoleransı olan kişiler süt ürünlerini daha az tüketmeyi veya hiç tüketmemeyi tercih edebiliyorlar. Laktozun tolere edilemediği durumlarda laktozsuz süt ürünü formlarını tercih edilebilirsiniz.

D vitamini eksikliğine dikkat

Kemik dokusu sürekli bir yapım ve yıkım halinde oluyor. Kalsiyum ve D vitamini bu noktada anahtar rol üstleniyor. D vitamini yetersizliği durumunda kalsiyumdan faydalanmak zorlaşıyor ve kemik yapısında bozulmalar meydana geliyor. Ülkemizde D vitamini eksikliği oldukça sık görülüyor. Öyle ki Türkiye’de Güneydoğu bölgesinde yaşayan 264 yetişkin ile kış aylarında yapılan bir çalışmada, bu kişilerin yüzde 94’ünde D vitamini eksikliğine rastlanmış. Bu nedenle yeteri kadar kalsiyum alıyor olsanız bile vücudunuzda D vitamini eksikliği olmadığından da emin olmalısınız.

Doktorunuza danışmadan asla!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman beslenmeyle yetersiz kalsiyum alan kişilerin kalsiyum takviyesine ihtiyaç duyabileceklerine, ancak bu takviyelerin mutlaka doktorun önerisi ve belirttiği miktarda alınması gerektiğine dikkat çekerek bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Kişinin takviye olarak alacağı kalsiyum; diyetle aldığı kalsiyum miktarı, alması gereken miktar ve kandaki kalsiyum düzeyine bağlı oluyor. Hekime danışmadan bilinçsizce kullanılan kalsiyum takviyesi ile vücuda gereğinden fazla kalsiyum alınırsa ciddi tablolar oluşabiliyor. Öyle ki kalsiyum takviyesi kemikleri güçlendirmediği gibi tam aksine kemiklerde zayıflamaya, kabızlığa, böbrek taşlarına, hatta kalp krizlerine varan ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.”

Devamı

SAĞLIK

Ergenliği belirleyen yaş değil

Umut Doğan Yıldız

-

Herkes ergenliğin belli bir yaşa gelindiğinde başladığını zanneder ancak Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül ergenliğin yaş ile değil, kilo ile bağlantısı olduğunu söylüyor.

Ergenliğin; büyüme ve gelişme; fiziksel olgunluk, genetik yapı, hormonlar, çevresel şartlar, sosyoekonomik durum, kültür ve gelenekler gibi çeşitli unsurların etkisinde meydana gelen bir süreç olduğunu söyleyen Op. Dr. Temizgönül, devamlı olarak alınan yüksek kalorili gıdaların, tek taraflı gıda tüketiminin, aşırı beslenmenin çocuklarda obeziteye sebep olduğunu, obezitenin ise kilo artışına ve erken ergenliğe yol açtığını belirtiyor. “Erken ergenlik; genetik yapı, sosyoekonomik durum ve genel sağlık durumu gibi birçok değişkenden etkilenir. Kız çocukları 48 kiloya ulaştıklarında ve vücut yağ oranı %17 civarına geldiğinde, ergenliğe girer. Dolayısıyla özellikle kız çocuklarında kilo ve vücut kitle indeksi arttıkça ergenliğe girme yaşı da düşmektedir. Bu bulgular ışığında obezitenin kızlarda erken ergenliğe sebep olduğu kanıtlanmıştır” diyen Op. Dr. Temizgönül, çocukların, zannedildiği gibi kilolu oldukları zaman boy atıp uzamadıklarına da dikkat çekiyor.

Obeziteden korunmak aslında kolay

Uzmanlar, obeziteden korunmak için bazı noktalara dikkat etmenin yeterli olduğunu vurguluyor. Sindirimin midede değil beyinde başladığını belirten uzmanlara göre gıdayı gördüğünüz an enzimleri de salgılamaya başlıyoruz.

· Sindirim, çiğnediğimiz sürece devam eder. Ne kadar çiğnersek o kadar rahat sindiririz.

· Yeme süremiz uzadıkça yediğimiz miktar azalır.

· Her öğüne yarım saat ayırmamız yeterlidir. Hızlı yemek ise zararlıdır.

· Porsiyonları küçültmenin de olumlu sonuçları olduğu kanıtlanmıştır.

· Tabaklar küçük olursa yemek de göze fazla görünecektir. Büyük tabaklar ise yemeğin azmış gibi algılanma sebebidir.

· Tabak boşalınca hemen doldurmamak gerekir.

· Televizyon ya da bilgisayar karşısında yemek hem çiğneme sıklığını azaltır, hem de reflü ve aşırı yemeyi artırır.

· Çocuklarda gıda yoluyla ödüllendirmeden kaçırmak gerekir. (Odanı toplarsan, seni hamburgerciye götüreceğim gibi…)

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com