Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Fasya dokusu nedir?

SAĞLIK

Fasya dokusu nedir?

-

 

Kaslarınızı saran fasya dokusu hakkında daha önce duymadıklarınızı derledik. İşte fasya dokusu!

Yağsız kas kütlesi yüksek ve kuvvetli bir vücuda sahip olmak istiyorsanız sadece kaslarınızı değil, onların çevresini de önemsemeniz gerekiyor.

YAZI: MARISSA GAINSBURG

BILIM INSANLARI, uzun yıllar boyunca ağrılara, hareketlere ve toparlanmaya dair yaptıkları araştırmalarda ağa benzer yapısıyla kaslarınızı, sinirlerinizi ve organlarınızı çevreleyen fasya dokusunu görmezden geldiler.

Ancak devir değişti. Artık araştırmacılar ve antrenman tutkunları, fasyaya spor salonunun hem içinde hem de dışında faydalanabileceğiniz bir silah olarak bakıyor. Fasya dokunuza iyi bakarsanız, antrenmanlarda daha iyi performans sergiler ve yaşadığınız ağrıları daha az hissedersiniz. Oakland Üniversitesi anatomi profesörü Rebecca Pratt, “Fasya, tüm sistemleri birbirine bağladığı için en önemli sistemlerden biridir ve vücudunuzun her yanına nüfuz eder,” diyor.

Fasya dokunuzun önemini kavrayabilmek için bir portakal düşünün. Portakalın kabuğunu cildiniz olarak hayal edin. Kabuğun altındaki beyaz, sargı bezine benzeyen yapı, portakalın tüm parçalarını çevreleyerek meyvenin küresel yapısını korur. Buradaki beyaz yapı sizin jelatinimsi fasya dokunuzdur ve su, kolajen ve çeşitli hücreleri emen glikoproteinlerden oluşur. Görevi ise kaslarınızı, eklemlerinizi, tendonlarınızı ve kemiklerinizi yerinde tutmaktır.

Vücudunuzdaki tüm kasları çevreleyen fasya dokusunun yanlış yerleri gerildiği zaman ağrı yaşarsınız. Daha önceden yaşadığınız bu ağrı, ciddi anlamda ağırlık çalışıp merdivenleri zar zor çıktığınız zamanlardaki ağrıdır. Kaslarınızı tıpkı spor bir ceket gibi saran fasya dokusu, belirli yerlerde toplanır, kırışır ve esner. Sakatlık durumlarında ise yaralı doku, çapraz yapılı liflerle yeniden inşa edilir. Sağlıklı kaslardaki ve fasya dokularındaki lifler tek bir yönde dizilidir; çaprazlandıklarında daha iyi toplanabilir ve eklemleri daha iyi çekebilirler. Bu ağrıları daha önce deneyimlediyseniz, sorununuzu en bilindik yöntem olan köpük rulo masajlarıyla gidermiş olabilirsiniz. Köpük ruloyla doğru şekilde çalışmak hasarlı bölgeleri gevşetir ve yumuşatır. Fasya dokularınızı daha iyi bir seviyeye getirmek için, birazdan karşılaşacağınız stratejileri de uygulayabilirsiniz.

Altı Sorun, Tek Çözüm

Fasya, enerjinizi ya da mobilitenizi baltalayan herhangi bir kas sorununun nedeni ya da çözümü olabilir. Sık karşılaşılan bu altı problemle nasıl başa çıkacağınızı öğrenin.

1- Baş Ağrısı

Burada suçlamanız gereken şey masa başı işiniz. Şakaklardaki zonklamalar genellikle boynunuzdaki fasya dokusuyla ilgilidir. Başınız ve omuzlarınız omurganızla aynı hizada kalmak yerine öne doğru kaydığında, başınızın altındaki kaslar ve fasya dokunuz gerilir. Omuzlarınızın güçsüzleşmesi de yine bu sebeptendir. Böyle durumlarda göğüs lifleriniz de gerileceği için omuzlarınız daha fazla öne gitmeye başlar. Yüksek hassasiyete sahip bölgelerdeki bu tarz kombinasyonlar da baş ağrısına sebep olur.

ÇÖZÜM: Seated row egzersizini yaparak göğsünüzü açın ve omuzlarınızla sırtınızı esnetin. Hareketi haftada en az üç kez, 12 tekrardan üç set şeklinde yapın.

2- Sakatlık Sonrası Kısıtlı Hareket

Ameliyattan ya da ciddi sakatlıklardan sonra, vücudunuzda daha sonra sağlıklı fasya dokuların yerini alabilen, kolajen bazlı yaralar oluşur. Buradaki sorun, liflerin birbirine paralel olarak sıralanmasıdır. Gelişigüzel bir biçimde meydana gelen yaralı dokular kaslarınızın uzama ve kasılma kabiliyetini kısıtlar.

ÇÖZÜM: Hasarlı bölge iyileştiğinde günde birkaç kez birkaç dakikalığına öne, geriye ve yanlara doğru nazik masaj teknikleri uygulayın. Böylelikle fasya dokularınızı hizalayabilirsiniz.

3- Atletizm Eksikliği

Bilim insanları, fasya dokularının kinetik enerjiyi depolama konusunda diğer tüm dokulardan daha önde olduğunu ortaya koydu. Kanguruların dokuz metreye kadar sıçrayabilmesini sağlayan şey de fasyanın esnekliğidir. Bu nedenle uzmanlar da pliometrik egzersizlerin fasya dokunuzu daha sağlam, elastik ve yüksek yoğunluklu hale getirdiğini düşünüyor. ÇÖZÜM: Fasya dokunuzu iyileştirmek yerine kuvvetlendirmeyi deneyin. Antrenman merdiveninde haftada üç kez, beş dakika kadar çabukluk çalışın. Merdiveniniz yoksa 10-20 tekrardan üç set jump squat yapın.

4- Katı Eklemler

Kaslarınızın ve fasya dokunuzun etrafındaki gerilmeler, eklemlerinizi katılaştırarak vücut hareketleriniz üzerinde uzun vadeli sorunlar yaratabilir. Örneğin gerilmiş baldır kasları ayak parmaklarınızın kabiliyetini kısıtlayarak kaval kemiğinizin esnemesini engeller ve bu durum yürüyüşünüzü etkileyebilir.

ÇÖZÜM: Antrenmandan hemen sonra gerginlik hissettiğiniz bölgeleri esnetin ya da bu bölgelere köpük ruloyla masaj yapın. Kaslarınız sıcakken yaptıklarınıza yanıt verir. Ayrıca günde üç kez, 30 saniye boyunca standing calf stretch yapın (bacaklarınız düz, topuklarınız zeminde olacak şekilde).

5- Sırt Ağrısı

Omurganızın torasik (orta) ve lomber (alt) bölümlerinin birleştiği yer tehlikeli bir bölgedir. Başta hamstring ve quadriceps bölgesi olmak üzere herhangi bir yerde kısıtlanan fasya dokusu bu bölgeyi de çekiştirebilir. Mesleğiniz gereği masa başında çalışıyorsanız, kalça fleksör kaslarınızdan biri olan ve dizlerinizi çekmenize yarayan psoas kasınızla ilgili sorunlarınız da olabilir. Psoas kası merkez bölge kuvveti açısından da oldukça önemlidir.

ÇÖZÜM: Psoas kasınız pelvik bölgenizin derinlerinde kaldığı için esnetilmesi zor bir kastır. Güvercin pozuyla kalça fleksör kaslarınızı esnetebilir ve hamstring kaslarınıza haftada en az iki kez köpük ruloyla masaj yapabilirsiniz.

6- Mutsuz Ayaklar

Ayağınızın tabanındaki iltihaplı fasya nedeniyle meydana gelen plantar fasciitis ve topuk ağrısı gibi sakatlıklar, başta koşucular olmak üzere yılda iki milyon kişiyi ağına düşürüyor. En yaygın sebepler ise baldır kaslarındaki gerginlik ya da düztabanlık.

ÇÖZÜM: Lacrosse topunu ayağınızın altında bir dakika boyunca yuvarlayın ve bunu her gün uygulayın. Ek olarak baldır kaslarınıza beş dakika boyunca köpük ruloyla masaj yapın.

KAZIMA TERAPİSİNE GEREK VAR MI?

Can yakmasına karşın birçok sporcu tarafından tercih edilen fasya masajı gerçekten gerekli mi?

Masaj masasına yattıktan sonra, fizyoterapist elindeki minyatür bir tırpana benzeyen metal ekipmanıyla sırtımı kazıyordu. Cildimi kazıyarak triseps kaslarıma doğru ilerlerken sabit durmaya çalışıyordum. Bu anlattığım sahne kulağa Guantanamo Körfezi’nde yaşanıyormuş gibi gelse de, ağrılarımı dindirmesi için her ay gittiğim BFX Performance’daki kazıma terapisinden. Yaşadığım şey tam olarak fasya bakımı amacıyla törpülenmek. Graston olarak da bilinen bu yöntem, terapistin bıçak benzeri bir objeyle kazıma (ya da masaj) işlemi yaparak köpük rulonun ulaşamadığı ve cildin fasyaya çok yakın olduğu noktalara temas etme esasına dayanıyor. Terapist bu yöntemle direkt olarak dokuya etki edebiliyor. Kazıma işlemi cildin altındaki kılcal damarların çatlamasına neden olduğu için kırmızı izler bırakıyor. Terapi, kan dolaşımını artırarak yeni dokuların oluşmasını sağlıyor. Toparlanma anlamında köpük rulodan daha etkili olan Graston yöntemi, birçok profesyonel sporcu ve vücut geliştirmeci tarafından tercih ediliyor. Acilen iyileşmeniz gerekmiyorsa, köpük rulo kozunuzu oynamaya devam edebilirsiniz. Fakat çabucak iyileşmek isteyen, acıya dayanıklı biriyseniz, Graston yöntemini deneyebilirsiniz. —Ebenezer Samuel, Men’s Health Fitness Danışmanı

UZMANLAR: Northeastern Üniversitesi Fizyoterapi bölümü doçenti ve Massachusetts General Hospital Sports Physical Therapy doktoru DAVID NOLAN, Los Angeleslı fizyoterapist ve nörofizyolog CHAD WATERBURY.

SAĞLIK

Kalori nasıl kısıtlanır

-

Ne yaptığınızı biliyorsanız, hızlı ve güvenli bir şekilde 600 kalori azaltmak hiç de zor değil.

Kalorilerden kurtulma süreci zorlu bir yolculuk olmak zorunda değil. Tamam, kolay da olmayacak – zaten hayatta ne çok kolay bir şekilde oluyor ki- fakat beslenmenizden ve dolayısıyla vücudunuzdaki yağlardan kısmak düşündüğünüz kadar çaba gerektirmiyor. Dahası, bunu düzgün bir şekilde yapabilirsiniz (ve yapmalısınız da).

Ana yiyecek gruplarından birini birden bire beslenme düzeninizden çıkarmak kesinlikle doğru bir seçim değil. Gazlı içeceklere bayılıyor musunuz? Onları tamamen diyetinizden atmaktansa tüketiminizi kısıtlamayı tercih edin. Tamamen bırakmak ne pratik ne de eğlenceli, üstelik uygulaması oldukça zor bir seçenek. Ayrıca bu yoksunluğunuzu gidermek için kendinizi eşit miktarda kalorili başka bir şeye verme ihtimaliniz de yüksek.

Bu ipuçlarıyla önce kalorilerinizin, daha sonra da kilolarınızın bedeninizden akıp gitmesini sağlayabilirsiniz. 185 kalori kesin Şekerli içecekleri es geçin: Gizli kalorileri ortaya çıkarmanın en kolay yolu, içecek tüketiminize göz atmaktır. İnsanlar bugün, 30 yıl öncesine kıyasla 300 kalori daha fazla alıyor. Bu kalorilerin en azından yarısı ise tatlandırıcılı meyve suları ve sodalar gibi içeceklerden geliyor. İçecekleri boş verin ve besinleri meyve suları yerine meyvelerin kendisinden almaya çalışın. Yarım litre portakal suyu yaklaşık 220 kaloridir, bir portakalın kendisi ise 35 kalori civarı…

150 kalori kesin

Soslarınızı değiştirin: Yarım kâse guacamole sosunu aynı miktardaki salsa sosla değiştirerek 150 kaloriden tasarruf edebilirsiniz. Aynı tasarrufu öğle yemeğinizin içine koyacağınız mayonez yerine yine salsa sosu kullanarak da elde edersiniz. Başka seçenekler de mevcut: Gorgonzola peyniri yerine rendelenmiş Parmesan kullanabilir, humusunuza ekmek ve türevleri banmak yerine sebze banabilir ve salatanıza yağlı kruton ekmek koymak yerine kavrulmuş ceviz ilave edebilirsiniz.

130 kalori kesin

Televizyonu kapatın: Maçların ya da izlediğiniz dizinin çok heyecanlı olduğunu biliyoruz, fakat plazma ekranın önünde çok fazla zaman geçirmek bel çevreniz için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Georgia Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar, insanların televizyon karşısında yemek yediklerinde, kumandayı rahat bıraktıkları zamana kıyasla 130 kalori daha fazla aldığını fark etti.

107 kalori kesin

Kaslanın; yağlanmayın: Yemekten önce düşük kalorili, lif bakımından zengin yiyecekler tüketmek –meyve, sebze ve kemik sulu çorba gibi- toplam kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Journal of Dietetic Association’da yayımlanan bir çalışma, yemekten önce 100 kalorilik bir salata yiyen insanların yüzde 12 daha az tükettiğini buldu. Yemek öncesi yeşilliği yemeyenlerse toplamda 107 kalori daha fazla aldı (salata dâhil). Başlangıç tercihinizi bir kâse sebze çorbası ya da yağsız soslu salatadan yana kullanın.

Devamı

SAĞLIK

Siyah çay kilo verdirir mi?

-

Son zamanlarda yerini yeşil çay başta olmak üzere diğer bitki çaylarına kaptırmaya başlayan siyah çayın yağ yakma etkisi, kilo verdirme etkisi araştırmalarla ortaya koyuldu.

Siyah çay kilo verdiriyor!

Demliklerinizi hazırlayın; sabahlarınızın vazgeçilmezi olan çay alışkanlıklarınızla ilgili bildiğiniz her şey altüst olacak. Son üç yılda yeşil çay satışları, dumanı tüten sağlık kaynağı ve rahatlatıcı kilo kaybı vaatleri sayesinde yüzde 50 artış gösterdi. Diğer yandan herkesin sevgilisi siyah çay, bu konudaki eksiklikleri yüzünden kavanozda unutulmaya yüz tuttu. Fakat neyse ki bu konuda fena halde yanıldık.

Siyah çayın başka faydaları da var

European Journal of Nutrition’da yayımlanan bir çalışma, siyah çayın prebiyotik olduğunu ortaya çıkardı. Dahası, molekülleri yeşil çayınkine oranla daha büyük olduğundan, bağırsaklarınızdan geçip gitmek yerine orada kalıyor ve pseudobutyrivibrio adlı faydalı bakterilerin üretimini destekliyor. Bilim insanlarına göre bu bakteri vücudunuzun metabolizmasını değiştirerek daha fazla enerji harcamasını sağlıyor ve bu sayede inatçı yağ hücrelerini temizliyor.

Kaliforniya Üniversitesinde fareler üze-rinde gerçekleştirilen bir deneyde, siyah çay verilen farelerin düşük-yağlı diyet uygulayan farelerle aynı miktarda kilo verdiği görüldü. Bu çalışma, Nutrition’da yayımlanan bir başka araştırmayı des-tekler nitelikte: Az miktarda süt katılmış acı çayın lipaz enzimini engellediği ve bu sayede yağların bel çevrenize yapışamadan vücuttan atıldığı bulundu.

Devamı

SAĞLIK

Zihin Sağlığı İlk Yardımı

-

RACHEL STURTZ, zihinsel sağlık krizleriyle başa çıkmayı öğrenmek için bir kursa katıldı. Kullanışlı bilgiler ve çok sayıda soruyla geri döndü.

DENVER’DAKİ MENTAL HEALTH CENTER’IN bir kursu olan Zihinsel Sağlık İlk Yardımı’nın sabah oturumunun yarısına gelmişken, eğitmenim masa arkadaşlarımdan birine dönmemi, gözlerinin içine bakarak basit bir soru sormamı istedi: “Kendini öldürmeyi hiç düşünüyor musun?” “Kendine zarar vermek” değil, çünkü semantik burada size karşı çalışır. “Kendini öldürmek.” Basit, doğrudan, ciddi bir şekilde.

Başarısız oldum. Soruyu rahatsız bir kahkaha ve yarım bir gülümseme ile sordum. Görünüşe göre soruyu sormak gerçekten, gerçekten çok zormuş, bu sorunun geldiğini bilen, eğitim egzersizindeki intihar eğilimi olmayan bir yabancıyı sorguluyor olsanız dahi. Ve mesele de bu. Gittikçe artan popülerliğe sahip bu yardım etmeyi öğrenme sınıflarındaki eğitmenler, soruyu sesli sormamızı istiyor ki gerçek hayatta kullanmamız gerektiğinde tereddüt etmeyelim veya berbat etmeyelim.

Bunun nedeni, Amerikalıların beşte birinin zihinsel sağlık hastalıklarına sahip olması ve bu hoşumuza gitse de gitmese de arkadaş, ebeveyn ve dert ortağı olarak birinin panik atağına, depresyonuna veya intihar düşüncelerine cevap veren ilk duygusal kişi olma olasılığımız. Ve benim gibi, birçoğumuzun ne yapacağı konusunda en ufak bir fikri yok.

Zihinsel Sağlık İlk Yardımı, Avustralya’da zihinsel sağlık okuryazarlığına sahip bir hemşire ve profesör tarafından halkı zihinsel hastalıklarla ilgili eğitmek için yaratıldığı 2000’lerden bu yana varlığını sürdürüyor. Kütüphanelerde ve diğer kamuya açık tesislerde çeşitli hastalıkların işaretlerini ve belirtilerini ve ardından -bu oldukça önemli- sıkıntılı kişiyle bunları nasıl konuşacağınızı öğretiyor. ABD’de 12.000 MHFA (Zihinsel Sağlık İlk Yardımı) eğitmeni, bir milyondan fazla kişiyi eğitti. Newton’daki Sandy Hook silahlı okul saldırısından sonra Başkan Obama, eyalet ve yerel eğitim kurumları çapında programın uygulanması için Madde İstismarı ve Zihinsel Sağlık Hizmetleri İdaresine 15 milyon dolar ödenek sağladı.

Yetişkin MHFA sınıfımda sekiz saatlik bir kurs bana 20 dolara (fiyatlar ücretsizden 75 dolara kadar değişiyor) mal oldu. Sıralarımız, bir hemşirelik öğrencisi, kırsaldaki çiftçilerle çalışan bir USDA temsilcisi ile bir evsiz-sığınma evi gönüllüsü de dâhil olmak üzere, çoğunlukla zihinsel sağlık uzmanı olmayanlarla doluydu ve hepsi sıklıkla kriz müdahalesi ile karşı karşıya kalıyordu. Evden çalışan bir gazeteci olarak ben bunlardan biri değildim.

2018’in en sonunda, yakın bir arkadaşım hakkında endişelenmeye başladım. Ailesi ve işi çöküşteydi. İçiyordu ve tekrar tekrar “karanlık bir yerde” olduğundan bahsediyordu. Endişelendiğimi gösterdim, sorular sordum, destek sundum ve evimde akşam yemekleri önerdim. Terapi ve danışmayı önerdim ancak en önemli soruyu bir kez bile sormadım: “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” İntihar kelimesinin etrafından dolaşabileceğimi düşündüm çünkü ikimiz de “karanlık yerin” kararını verirken beklediği bir oda olduğunu anlıyorduk. Ancak kelimeden kaçınmanın, onun da benimle birlikte kelimenin etrafından dolaşmasına yol açtığını şimdi öğreniyorum.

Sınıfta, çok sayıda zihinsel hastalıktan muzdarip insanları gösteren düşük bütçeli videolar izledik ve depresyonun, birinin tekdüze duygulanımında kendini gösterme şekli veya birinin arkadaşlarından kendini çekip işe gitmemesi gibi işaretlerini aradık. Arkadaşıma yaptığı gibi, depresyonun hayatlarını tüketmesini izledik. Kafamızdaki anksiyete görüntüsünü çizdik, çoğumuz Halka filmindeki çocuk gibi karanlık spiraller çizdi. Ardından egzersizi şizofreni ve bipolar hastalıkla tekrarladık. Dört saate bir dönemlik Psikoloji 101 dersini sıkıştırdık ve tahmin edeceğiniz gibi çok azını muhafaza edebildik.

Gün boyunca, programın eylem planı ALGEE’yi öğrendik ve sıkıcı bir tekrarlamayla ezberden okuduk: İntihar veya zarar verme riskini değerlendirme (assess), yargılamadan dinleme (listen), güvence ve bilgi verme (give), uygun profesyonel yardım alımı için teşvik etme (encourage) ve öz yardım ve diğer destek stratejileriyle ilgili teşvik etme (encourage). Kafamıza sokulduğu üçüncü seferden sonra birkaç diğer öğrenciyle birbirimize usanmış bakışlar attık, kursun bu kısmının herkesi kızdırdığı açıktı. Sekiz saatlik iş gününü krem tonlarında, perdeleri çekilmiş bir odada floresan ışıklar altında harcıyorduk. Eylem planı istemiyorum, senaryoyla daha çok zaman geçirmek istiyorum, ne söyleyeceğimi ve nasıl söyleyeceğimi bilmek istiyorum. Bir diyaloğun rolünü bir kez yapıyoruz, çeşitli oyunlarla ALGEE’nin üzerinden beş kez geçiyoruz.

Bazı sağlık profesyonelleri MHFA’yı fazla indirgeyici olmakla eleştiriyor. Diğerleri, bir günlük eğitimin öğrencileri basmakalıp semptomlar listesine göre teşhis koyup etiketlendirmeye yöneltmesiyle zihinsel hastalıkları yaftaladığını ve insanları zihinsel sağlık uzmanlarına yönlendirmeye yönelik hamlesinin, ülkenin bu hizmetlere erişimin mevcut olmadığı kısımları için gerçekçi olmadığını söylüyor. En az etkiliden en çok etkiliye kadar çeşitli hastalıklar olarak hepimizin sıraya geçtiği bir egzersiz, bunu gören birçok profesyonelin kıvranmasına yol açardı.

TEMEL SORUYU SORMAK

İNSANLARLA KONUŞMAYI BİLMEK üzerine bir kariyer inşa ettim ve travmadan kurtulanlarla kapsamlı olarak çalıştım. Ancak röportajlarımdaki kişiler, zorlu bir konuşma yapacağımızı önceden biliyor. Sevdiğiniz birine yaklaşmak farklı hissettiriyor. Ya işleri kızıştırırsanız? Ya yanlış yaparsanız?

Samimi olarak endişeli olsanız dahi birinin kişisel hayatına müdahale etmek can sıkıcı bir iştir. National Council for Behavioral Health’e göre, çoğu insan zihinsel sağlık krizi yaşayan birinden kaçınır. Bu korku, sınıftaki bir polis danışmanının da işaret ettiği gibi, kontrol etmemiz gerekirken kendi işimize bakmamıza yol açıyor. “Bildikleri biri aktif bir silahlı saldırgan olduğunda arkadaşlar ve aile her zaman şaşırıyor,” diyor. “Ancak işaretler hep oradaydı, işaretler her zaman orada. Sadece onlar kaçırdılar.”

Korku, aynı zamanda bizi “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” sorusunu doğrudan yöneltmek konusunda dengesiz kılıyor. “Sorudan ürktüğünüz açıksa, arkadaşınız cevabı kaldırabileceğinizi düşünmeyebilir,” diyor eğitmen. Bu tartışmaları yapmanın yolunun, sahte veya gerçek olması fark etmeksizin sakin bir özgüven olduğunu öğreniyoruz. Bu, huzursuzca kıpırdanmamalısınız anlamına geliyor. Açık bir vücut pozisyonunda kalın. Dikkatli bir şekilde dinleyin. Karşı karşıya değil, yan yana oturun çünkü zorlu konuşmayı yapmak için zor durumda hissetmemelisiniz. Ayrıca aklınızdan geçmiş olabileceğinin tersine, birine intiharı sormak hislerini yoğunlaştırmaz, genellikle onları etkisizleştirir. Gün ilerledikçe, zamanımız kullanışlı (dilinizi çözmenin temel yolları için sağdaki “Zorlu Bir Konuşmayı Daha Az Zorlu Kılın” bölümüne bakın) ve usandırıcı bölümlerle doldu.

BİLGİNİN SINIRLARI

BAZI PSIKOLOGLARIN ve iyileşme merkezi yöneticilerinin MHFA’nın etkililiği üzerine öne sürdüğü en büyük sorunların arasında, katılımcıların müdahalesinden insanların fayda gördüğünü gösteren bir araştırmanın olmaması da var. Yakın zamanda Colorado Üniversitesi School of Medicine’de yapılan bir çalışmada, MHFA katılımcıları arasında zihinsel sağlık farkındalığı ve müdahale etme özgüveni konusunda neredeyse yüzde 30 artış olduğu görüldü. Ancak mezunların ne sıklıkla müdahale ettiğini veya yaptıklarının etkili olup olmadığını kimse bilmiyor.

Yine de bir başlangıç noktasına ihtiyacımız var ve eğitim bunlardan biri. Çünkü çoğu kişi anksiyete hastalığının ortalama başlangıç yaşının 11 olduğunu bilmiyor. Ya da panik atakların 20 dakika kadar uzun sürebileceğini… Ya da mutlu olmayan birinin açıklanamayacak şekilde mutlu olmasının intihar riskinin endişelendirici bir işareti olduğunu… Ya da intihar düşünceleriyle yardım arayan veya intihar teşebbüsünden sonra sağ kalan kişilerin ilk üç ayında ekstra dikkat etmeniz gerektiğini çünkü bu sürecin kendilerini öldürme riskinin en yüksek olduğu dönem olduğunu bilmiyor.

Aksine, ideal olsun ya da olmasın, bu tarz bir sınıf bir oyun planı sunuyor ve daha da önemlisi bizim çoğunlukla geçici bir önlem olduğumuzun ve harekete geçmemiz gerektiğinin hatırlatıcısı oluyor. Neyse ki arkadaşım kendi kendine İsimsiz Alkolikler’e katıldı. O günden bu yana intihar düşünceleriyle ilgili dürüst konuşmalarda bulunduk ve bir gün yine o karanlık yere düşmesi halinde ne soracağımı bildiğim için daha iyi hissediyorum.

Eğitimli profesyonel gibi hissediyor muyum? Hayır. Bir şeyleri unutup bu öyküyü yazmak için notlarıma geri dönmem gerekti mi? Evet. Bu müdahale etme ihtimalimi artırıyor mu? Arkadaşlar ve ailem konusunda kesinlikle, yabancılar konusunda hala tereddüt ederdim.

Ancak markette biri panik atak geçiriyorsa ve insanlar birbirine bakarak dikiliyorsa, yardım gelene dek dizginleri elime alacağımı düşünüyorum.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com