Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Evde filtre kahve hazırlanışı

ERKEK AKLI

Evde filtre kahve hazırlanışı

-

 

Sektörün uzmanları yeni bir demleme ölçüsünü test etmek istediklerinde “bardaklama” denen bir yöntem kullanırlar.

Bu işlem kahvenin en saf lezzetini oluşturur ve zamanınız varsa güzel bir sonuca ulaştırır.

1- Ölçmeden olmaz: İdeal olarak, 0.1 grama kadar hassas bir dijital
terazi tercih edin. 11 gram çekirdeği tartın ve bunları filtre
kahve inceliği
ne uygun öğütün. Sadece kahve yapma pratiği yapıyorsanız, hazır çekilmiş kahve de olur.

2- 180 ml su ekleyin: Kaynama noktasının hemen altında ve çekilmiş
kahve
nin üzerinde olmalı. Bu kahve-su oranı çok sert değildir, bu
yüzden lezzetleri değerlendirmek için idealdir. Dört dakika kadar
demleyin ve sonra üç kez karıştırın. Sıvının yüzeyini kırmak daha
fazla aroma salacaktır.

3- Üstteki köpüğü alın: Bu oldukça acı bir tattır. Kahveyi içme sıcaklığına soğuması için bırakın. Olduğu gibi tadını çıkarın veya
tercihen kimsenin görmediği bir yerde şapırdatarak kaşıklayın.

Continue Reading
Advertisement

 

Yoğun temponun ilacı: Spor

-

Editör :

Gloria Jean’s Coffees Türkiye’nin başarılı CEO’su Mehmet Dinçerler için yoğun iş hayatı, spora gitmemek için bir bahane değil. Aksine sporun iş yaşamını kolaylaştırdığını söyleyen Dinçerler, karşılaştığı sorunları bile spor sayesinde çözüyor.

Röportaj: Uğur Mutlu

Dünyaca ünlü kahve markası Gloria Jean’s Coffees’in CEO’su ve Grup DNC Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Dinçerler, sporu asla hayatının dışına çıkaramayanlardan. Gittiği birçok toplantı, iş seyahatleri ve şube ziyaretleri nedeniyle yoğun bir iş hayatına sahip olan 31 yaşındaki Dinçerler, düşünülenin aksine bu yoğunlukla spor sayesinde başa çıkıyor.

Sporun vücudunu harika bir forma getirmesi dışında hayatına da birçok şey kattığını ifade eden Dinçerler, yorgunluk ve yoğunluk nedeniyle spor salonuna gitmek için bahane bulanlara anlam veremiyor. Genç yaştan itibaren iş hayatına adım atan başarılı iş insanı, sporun hayatına olan olumlu etkilerini ve antrenman sırlarını Men’s Health’e anlattı.

Men’s Health: Spora başlama kararını nasıl aldınız? Bu hikayenin başı nereye dayanıyor?

Mehmet Dinçerler: “11-12 yaşıma kadar grekoromen güreş yaptım. Daha sonra ise sporu bıraktım. Bıraktıktan sonraki dönem, yani 12-17 arası dönem ergenliğin de etkisiyle birlikte tabir-i caizse “obez” dönemimdi. 15 yaşımdayken 120 kiloya kadar çıktım. Tabi o zamanlar ailenizin de spora başla, bu kadar çok yeme gibi telkinlerini dinlemiyorsunuz.”

“17 yaşımda üniversite kazandıktan sonra derslerin başlamasına bir hafta kala “sanırım artık spora başlamam gerek” dedim. Üniversiteye başlamadan önce biraz kilo vermek istemiştim. O sene 8 ayda 40 kilo verdim. 80-82 kilo bandında 3 sene devam ettim.”

“Daha sonra boks yapmaya başladım ve bu 5-6 sene sürdü. O dönemde ağır sıklet tutkunuydum ve 90 kilo üstüne çıkmam gerekiyordu. 8 ayda 10 kilo aldım ve 92 kiloya ulaştım. Tabi bunlar profesyonelce, bilinçli beslenmeyle alınan kilolardı. 10 kiloyu fastfood yiyerek değil spor yaparak aldım. Amacıma da ulaştım.”

“İş hayatımdaki yoğunluğun artması, boksa çok fazla ağırlık veremememe neden olmaya başladı. Boks öyle bir spor ki, hobi olarak yapamazsınız. Boks yaptığım dönemde günde 3 antrenman yapıyorduk. Sabah performans, akşamüstü ağırlık, akabinde boks antrenmanları yapmamanız gerekiyordu. Ancak ben günde sadece bir antrenman yapabiliyordum. Çünkü ben 24 yaşımdayken şu anki şirketimizi kurdum. Bu dönem iş hayatım çok yoğundu ancak yine de sporu bırakmadım. Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım.” “Sonraki dönemde fitness’a ağırlık vermeye başladım. Günümüzden yaklaşık 4 yıl önce ise CrossFit’e başladım. Son 1 yıldır da CrossFit ile Fitness’ı birlikte götürüyorum. Ayrıca dönem dönem yoga yapıyorum.”

“BEN BUGÜN ANTRENMAN YAPACAĞIM DİYEBİLMEK YETİYOR”

MH: Yoğun bir iş hayatınız var. İş hayatınızla sporu bir arada götürmeyi ve bu forma ulaşmayı nasıl başardınız?

MD: Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım. Gün içinde yoğunsam sabah uykumdan kısıp, sabah uyuyabileceksem gece spor yapıyorum.”

“Eğer kendinize “ben bugün antrenman yapacağım” diyebildiğinizde, günlük planınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Ben iş hayatımda çok fazla seyahat ediyorum çünkü bizim Türkiye’nin 29 şehrinde operasyonumuz var. Bu şehirleri düzenli bir şekilde ziyaret ediyorum. Bununla birlikte yurtdışı seyahatlerim de var. Ancak benim bir huyum var ve gideceğim şehirdeki otele rezervasyon yaptırırken ilk önce orada benim ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir spor salonu olup olmadığına bakıyorum. Yani odanın içine bakmadan önce otelin spor salonunun özelliklerini araştırıyorum.”

“İş seyahatlerimde gün içinde yapmam gerekenleri tamamladıktan sonra dönüşte otele uğrar ve gerek yarım saat, gerek bir saat, gerekse bir buçuk saat sporumu yaparım. Sporumu ayrıca sabah uyandığımda da yapabilirim.”

“SALONDA VAKİT GEÇİRİRKEN BİRÇOK PROBLEM ÇÖZDÜM”

MH: Sporun iş hayatınızda ne gibi faydalarını gördünüz?

MD: “Spor salonuna gittiğimde mutlu olmamın yanında, antrenman yaparken birçok sorunumu da çözüyorum. Salonda kendime ayırdığım 1, 1,5 saatlik vakitte tamamen kendimle baş başa kalıyorum. Bu süre zarfında işteki problemlerimi çözdüğüm oluyor. Spor yapılan sürede insanın aklına birçok şey geliyor. Spor salonunda bir an durup ekibime mesaj attığım, direktif verdiğim bile oluyor. Yani spor benim için aynı zamanda bir ilham kaynağı.”

“Günde kendimize kaç saat ayırabildiğimiz meçhul. Birçok insan kendine yarım saat bile ayıramayabiliyor. Ama spor salonunda tamamen kendinize ayırdığınız bir vakit var. Mesela ben koşarken kafamda o kadar çok şeyi çözümlüyorum ki, hem canım sıkılmıyor hem de birçok problemimi halletmiş oluyorum.”

MH: Haftada kaç gün antrenman yapıyorsunuz? Günde birden fazla antrenman yapıyor musunuz?

MD: “Haftada mutlaka altı gün spor yapıyorum ve bu rakam bazen yediye çıkabiliyor. Bu yedinci günde hiçbir şey yapmasam bile yarım saat yürürüm, yarım saat yoga yaparım. Yüzme imkanım varsa, hafif tempo yüzerim. Vücudumu hiçbir zaman durdurmam.”

“Geçtiğimiz dönemde Los Angeles ve Vegas tatilimiz oldu. 10 günlük tatilin 6 günü antrenman yaptım. Muhtemelen Vegas’a giden hiç kimse spor yapmıyordum ama ben kopamadım.”

“Ayrıca nisan ayından ekim ayına kadar günde çift antrenman yapıyorum. Sabah kalkınca sahilde 45 dakika – 1 saat koşuyorum. Daha sonra işe gidiyorum ve işten çıktıktan sonra ise ağırlık ya da CrossFit antrenmanı yapıyorum.”

MH: Peki, nasıl bir antrenman programınız var?

MD: “Haftada bir veya iki gün tüm vücut çalışmaları yapıyorum. Geri kalan zamanlarda göğüs-ön kol, omuz-arka kol, sırt ve bacak olmak üzere dört farklı antrenman programı uyguluyorum. Bu dört antrenmanı tamamladıktan sonra tüm vücut antrenmanları yapıyorum ve döngü tekrar başa dönüyor.”

MH: Yoğun iş temposundan şikayetçi olanlara ne gibi önerileriniz var? Spor salonuna ayak atma motivasyonunu sağlamayabilmeleri için ne öneriyorsunuz?

MD: “Ben 18 yaşımdan beri tam zamanlı çalışıyorum ve 24 yaşımda kendi şirketimi kurdum. Bazı insanlar bana da “zamanım yok” diyorlar. Cevabım ise “bunu bana söyleme” oluyor. Açıkçası son 2 yıldır biraz rahatlamış olabilirim fakat benim yaklaşık 10 yıllık, fazlasıyla yoğun bir çalışma hayatım oldu. Bu yoğunluk hem zihnen, hem de bedenendi. Her şey kendi motivasyonunuzla ve kendi inancınızla ilgili.”

“Benim için spor yapmak, vücut yapmak veya fit olmaktan ziyade hayat motivasyonu. Spor hayatımın bir parçası ve ben spor yaparken gerçekten mutlu oluyorum. Spor salonunda olmak bana iyi geliyor. Elbette bizim de işlerimiz dönem dönem yoğunlaşıyor. Her insan gibi bizim de maddi, manevi, ailevi sıkıntılarımız olabiliyor. İnsan o dönemlerde kendisini spor salonuna atmak istemeyebiliyor. Ama ben spor salonuna gittiğimde rahatlayacağıma, problemlerimi çözeceğime, hayat motivasyonum ve enerjimin yükseleceğine adım gibi eminim.”

“İşte ben bunları bilerek spora gittiğim için zorluk yaşamıyorum. Spor salonunun yüzde 100 mutluluk garantisi var. Ayrıca aynaya baktığınız zaman herkesin motive olması gereken bir parçası vardır. Aynaya baktığınızda kendinizi kusursuz görüyorsanız, spor salonuna gitmeyin. Ancak eminim ki hiçbir insan kendini kusursuz görmüyor. Aynaya bakın ve kararınızı verin.”

“ANTRENMANDAN ÖNCEKİ KAHVE TERCİHİM DOUBLE ESPRESSO”

MH: Kahveyle antrenmanın ilişkisini nasıl kuruyorsunuz? Mesela siz kahveyi hangi saatlerde tüketiyorsunuz? Antrenmandan önce mi, sonra mı içmeyi tercih ediyorsunuz?

MD: “Kahve, benim işimden ziyade benim bir bağımlığım diyebilirim. Zira kahvesiz bir hayat düşünemiyorum. Sabah kalktığımda, ofise gittiğimde, ofiste geçen süre içerisinde kahve tüketiyorum. Antrenmandan yarım saat önce ise mutlaka bir double espresso içerim. Double espressonun enerji verdiği ve yağ yakımına yardımcı olduğu defalarca kanıtlanmış durumda. Bu nedenle benim tercihim espressodan yana alıyor.”

“Antrenmanın ardından ilk önce yemek yiyorum ve yemeğin ardından, nabzım normalleştiğinde bir kahve daha içiyorum. Akşam saat 8-9 aralığında ise son kahvemi tüketiyorum. En geç 12’ye doğru da uyumuş olurum.”

Vücut geliştirme ve fitness dışında takip ettiğiniz herhangi bir spor dalı var mı?

“Sıkı bir Galatasaray taraftarıyım. Galatasaray futbol takımının maçlarını takip ediyorum. Boks ve UFC müsabakalarını takip ediyorum. Geçmişte hem boks, hem grekoromen güreş yaptığım için bu sporlara olan ilgim devam ediyor.”

“Anthony Joshua’nın yenilgisi gerekliydi diye düşünüyorum. Her şampiyon için bu tarz bir mağlubiyet lazım. Devamlı galip geldiğiniz savaşta hem keyif alamazsınız, hem de kendinize olan güveniniz gereksiz derecede artar. Bence bu yenilgi Joshua için bir sınav. Eskisinden daha iyi bir geri dönüş yapacağını düşünüyorum. Efsane boksör Muhammed Ali’nin bile kemerini dört defa kaybettiğini unutmamak gerekiyor.”

“UFC’de ise Khabib Nurmagomedov’u beğenerek takip ediyorum. Ben dönem dönem jiu-jitsu da yapıyorum. Khabib de güreşçi ve jiu-jitsu’cu. Bu sebeple Khabib için ayrı bir sempatim var.”

YÜKSEK PROTEİNLİ KAHVE ARAYANLARIN TERCİHİ

Gloria Jean’s Coffees, müşterilerini farklı tatlarla buluşturmaya devam ediyor.

Gloria Jean’s Coffees yüksek proteinli, kalorisi düşük, şeker ilavesiz içeceği Protein Shake ile sporcuların günlük kahve ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Gloria Jean’s Coffees’in deneyimli baristaları tarafından hazırlanan bu içecek, spor sonrası kendine gelemeyen kahve severlere, hem enerji vermeyi hem de damak zevkinizi artırmayı amaçlıyor.

Gloria Jean’s Coffees, spor öncesi kalori yakmak ve spor sonrası kaybettiğini gücü geri kazanmak isteyenlere, Protein Shake içeceğini tavsiye ediyor. 200 kalori değerine sahip olan Protein Shake, içinde protein tozu(30gr), espresso, muz, yağsız süt ve buz kullanılarak hazırlanıyor.

Dinçerler, “Ben de bir spor tutkunuyum ve sporcuların ihtiyaçlarının neye yönelik olduğunu anlayabiliyorum. Bazen spora yetişmeniz gerekiyor ve yol üstünde atıştırılabilecek, kafeinli, şekersiz ve yağsız sütten yapılan bir ürün bulamıyorsunuz. Bu açığı gördük ve bütün sporcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ürün oluşturmak istedik. Bütün şubelerimizde bulunan bu lezzeti herkes deneyebilir” diyor ve ekliyor: “Sadece sporcuların değil, protein ve temiz karbonhidrattan oluşan bir ara öğün tüketmek isteyen herkesin ihtiyacını karşılayabilecek bir ürün”.

FOTOĞRAFLAR: ERHAN TARLIĞ

Devamı

ERKEK AKLI

Hip Hop’ın ilk milyarderi: Jay-Z

-

Editör :

Jay-Z’nin başarı öyküsü birçok sanatçıya ve yatırımcıya ilham verebilecek cinsten. Zira sosyal konutlarda büyüyen bu adamın 99 Problemi arasında asla “parasızlık” olmayacak

Hip hop’ın ilk milyarderi olarak taçlandırılan Jay-Z için işler her zaman tıkırında değildi. New York’un Brooklyn bölgesinde doğan Jay-Z (Shawn Corey Carter), annesiyle birlikte sosyal konutlarda büyüdü. Jay-Z 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsız radyosu National Public Radio’ya verdiği röportajda, o zamanlardaki tek işinin hayatta kalmaya çalışmak olduğunu söylüyordu.

Katıldığı programda (Fresh Air) çocukluk günlerinin son derece stresli geçtiğini ifade eden Jay-Z, “Mahallemizdeki bozuk yangın musluğuyla oynardık ve dondurmacı geldiğinde bütün oyunumuz bölünürdü. Herhangi bir günün öğle vaktinde silah sesleriyle baş başa kalırdık ve şiddete tanık olurduk. Birçok farklı duyguyu bir arada yaşıyorduk. Bir gün önce yeni bisiklet aldığı için sevincine ortak olduğunuz arkadaşınız sonraki gün öldürülebilirdi” diyor.

Jay-Z daha sonraki yıllarda ise eğlence sektörünün yaşayan en zengin aktörlerinden biri olmayı başardı (ve tabii Beyonce ile evlendi). İşte Jay-Z’nin gelirleri, yatırımları ve serveti hakkındaki bilmedikleriniz.

19 yaşındayken MTV’ye çıktı

Jay-Z, biography.com’un verilerine göre, 1989 yılında rapçi Jaz-O’ya “The Originators” şarkısında eşlik etti. Bu parça, Carter’ın “Yo! MTV Raps” adlı programa çıkmasına önayak oldu. Jay-Z adı da bu dönemde üzerine yapıştı.

Ancak Jay-Z’nin bir şeyleri kanıtlaması için yedi yıllık bir zaman daha vardı. 1996 yılında, arkadaşlı Damon Dash ve Kareem Burke, kendi plak şirketleri Roc-a-Fella Records’u kurdu. Aynı yıl içinde Jay-Z, ilk albümü Reasonable Doubt’u yayınladı ve bu albüm klasikler arasında yer aldı. 90’ların sonu ve 2000’lerin başına dek akıllara kazınan şarkılar yapmaya devam eden Jay-Z, Business Insider’a göre ilk milyon dolarlarını da bu süre zarfında kazandı.

Sadece müzikten para kazanmadı

Carter, 1997 yılında giyim markası Rocawear’ın ortak kurucusu oldu. 2007 yılında ise bu şirketi 204 milyon dolara sattı.

2003 yılında NBA takımı New Jersey Nets’ten ufak da olsa hisse satın alan Jay-Z, takımın yeniden canlanmasına ve hatta Brookyln’e taşınmasına yardımcı oldu. Jay-Z Brooklyn Nets takımındaki hisselerini 2013 yılında tam 500 bin dolara sattı.

Jay-Z, 2015 yılında ise internet müzik servisi Tidal’ı yaratan şirketi 56 milyon dolara satın aldı. Business Insider verilerine göre bu şirketin şimdiki değeri ise 600 milyon dolar civarında. Jay-Z’nin ayrıca şampanya firması Armand de Brignac’ta ve Uber’de hisseleri, Jetsmarter’da yatırımları bulunuyor. Ayrıca Live Nation’a bağlı müzik ve eğlence şirketi Roc Nation ve bu şirketin spor departmanı olan Roc nation Sports da ünlü rapçiye ait. Öte yandan Jay-Z’nin Manhattan’da 40/40 Club olarak bilinen lüks spor barı bulunuyor.

Yıllık geliri 1 milyar dolar

Jay-Z albümleri ve yatırımları sayesinde eğlence sektörünün yaşayan zenginleri arasında. Forbes’e göre sanatçının yıllık kazancı 1 milyar dolar ve bu rakam kendisini en çok kazanan rapçi listesinde ilk sırada tutuyor. Forbes’in 2019 listesine göre ise başarılı rapçi eğlence sektörünün en zengin 20’inci ismi.

Jay-Z’nin hayat arkadaşı Beyonce’nin maaşı da bir hayli yüksek. Forbes verilerine göre ikilinin tahmini yıllık kazancı 1,4 milyar dolar.

Devamı

ERKEK AKLI

BIG BURN İSTANBUL’A KATILMANIZ İÇİN 10 NEDEN

-

Elektronik müziğin tek kamplı ve en büyük festivali Big Burn İstanbul bu yıl üçüncü kez 26-27-28 Temmuz tarihlerinde Şile Woodyville’de elektronik müzik severler için kapılarını açıyor.

4 sahnede 100’e yakın global ve lokal Dj ve prodüktör 3 gün boyunca performans gösteriyor.

Şimdiden tükenen bungalov evler ve sınırlı sayıda kalan kamplı bilet kategorisi ile Big Burn İstanbul bu yaza da damgasını vuracak gibi görünüyor. İşte Big Burn İstanbul’a katılmanız için 10 madde.

  1. Şehir festivalinde doğa etkisi: Big Burn İstanbul; Şile Woodyville’de kuruluyor. Şehre yaklaşık 1 saat mesafede olması ile hem ulaşımı kolaylaştırıyor hem de deniz kenarında bulunan harika ormanda doğa ve sahil deneyimini aynı anda yaşatıyor.
  2. Katılımcılar kamp yapabiliyor 3 gün boyunca isteyenler servisler ile günlük gidip gelebiliyor. Servis saatleri bigburnistanbul.com adresinden ve sosyal medya hesaplarından takip edilebiliyor.
  3. Woodyville’in Eşsiz Kumsalı: İstanbul’da sabit şezlongları ve ipek gibi kumu ile Woddyville gün içinde sıcaktan bunaldığınızda denize girip serinleme şansı muhteşem bir avantaj sunuyor.
  4. 4 sahne ve 100e yakın DJ ile müzik ve seçebilme şansı. İki kumsal sahnesi, ana sahne ve Burn sahnesi ile 4 sahnede 3 gün boyunca sürecek müzik ile en büyük derdiniz hangi sahnede kimi seçeceğinize karar vermek olacak.
  5. Yeni Soundlar Keşfetme Şansı: 4 Sahnede 100e yakın DJ ile yerli ve yabancı seçenekler arasında daha önce hiç dinlemediğiniz ve yeni favoriniz olacak isimler kesinlikle olacaktır. Çok sevdiğiniz isimleri tabii ki takip edin ama hiç duymadığınız isimlere de bir şans verin belki gelecek yıl en sevdiğiniz DJ o olacak.
  6. Festivalin Headlinerları “Peggy Gou ,Claptone, Recondite (live), Stephan Bodzin, Woralks ”Tüm dünyada elektronik müziğin farklı tarz ve alanlarında şovları ile izleyicileri büyüleyen isimler şimdi de Türk dinleyicilere unutulmaz anlar yaşatmaya geliyor.
  7. Line up oldukça iddalı planlarınız şimdiden yapmalısınız. Adiel, Antigone, Behrouz, Be Svendsen, Carlita, Francesca Lombardo,  Ilario Alicante, Len Faki, Marco Resmann, Mind Against, Monoloc, Matthew Dekay, Oceanvs Orientalis, Ruede Hagelstein ve geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği efsane performansı dillerden düşmeyen yetenekli Peggy Gou! Clapton, Damian Lazarus, David Mayer, Dubfire, Guy Gerber, Joachim Pastor (live), N’TO (live), Nastia, Recondite (live), Stephan Bodzin, Woralks.
  8. Furkan Kurt, Kerem Tekinalp, Evrim de Evrim, Procombo ve uzayıp giden bir lokal DJ’ler listesi size hem dinlemeyi sevdiğiniz isimleri dinleme hem de yeni yerli yetenekler keşfetme şansı sunuyor. Yerli isimlere de bolca yer veren Big Burn İstanbul lokal yetenekleri desteklediğini gösteriyor.
  9. Festival boyunca sizinle aynı müzik zevkine sahip  binlerce kişi ile üç gün boyunca bir arada olmak arkadaşlık fırsatlarını da beraberinde getiriyor.
  10. Festival alanındaki sanatsal dekorlar görülmeye değer. Big Burn İstanbul’da fotoğraf çekimleri için mükemmel bir atmosfer yaratılıyor. Performanslar sırasında gerçekleştirilen şovlar da kaçırılmaması gerekenler arasında.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com