Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Erkeklerin Konuşmadığı Hastalık

SAĞLIK

Erkeklerin Konuşmadığı Hastalık

-

 

Erkek ölümlerine yol açan yedinci neden olan bu hastalık, ne yazık ki birçok kişi tarafından itiraf edilmiyor. Depresyonla mücadele ettiğini dile getirebilen kişilerle ve uzmanlarla kulak vererek bu rahatsızlığın nasıl geçeceğini öğrenebilirsiniz.

Düşünebildiğiniz en kötü insanı gözünüzün önüne getirin ve bu kişinin kulağınıza korkunç bir şeyler fısıldadığını hayal edin. Söylediklerinin tümüne inandığınızı ve kendinizi diğer insanlardan izole ettiğinizi düşünün. 32 yaşındaki Joel Robison, depresyonun verdiği hissi işte böyle tanımlıyor.

İngiltere Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü tarafından 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin yaklaşık yüzde 5’i bir önceki yılda en az bir büyük depresif dönem geçirdiği ortaya çıktı. Fakat bir çok terapist, bu sayının gerçekte kaç kişinin depresyon ile mücadele ettiğini göstermediğini düşünüyor.

Society fort he Psyschological Study of Men and Masculinity’nin kurucu ortağı Ronald Levant, “Erkeklere konulan depresyon teşhisi, kadınların yarısı kadar ancak bu rakam yine de çok fazla,” diyor. Levant, “Depresyon zihinsel hastalıklar arasında açık ara en sık görülen rahatsızlıktır. Birçok erkek depresyonla mücadele ediyor” diyor.

Depresyon nedir

Klinik depresyon, basit bir şekilde üzüntülü ruh haliyle açıklanamaz. Redlands Üniversitesi psikoloji bölümü profesörü Fred Rabinowitz, depresyonun hayatın çeşitli yönlerine yansıyabilecek birçok farklı semptomdan oluşan bir akıl rahatsızlığı olduğunu söylüyor.

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na göre, depresyonun birçok farklı türü olmasına karşın yaygın belirtileri devamlı olarak hissedilen üzüntü, değersizlik, enerji eksikliği, iştah kaybı, uykusuzluk (insomnia), konsantrasyon bozukluğu ve intihar düşünceleridir.

Bu duyguların birkaç gün veya birkaç hafta boyunca geçmemesi, Robison’ın işlerin yolunda gitmediğini anlamasını sağladı.

Hobilerini ve ilgi alanlarını yavaşça terk etmeye başladığını söyleyen Robison, “Bir süre sonra eskiden beni mutlu eden, sevdiğim şeyler için enerjim olmadığını fark ettim. Uyku uyumuyor, yemek yemiyordum. Asabi ve zor biri haline geldim. Üstelik bu asabiyet, depresyonda olmadığım zamankinden çok farklı bir türdeydi” diyor.

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’ne göre, ailenizde depresyonla mücadele etmiş biri varsa, başınızdan travmatik ya da stresli bir olay geçtiyse, beyninizde iyi hissetmenizi sağlayan dopamin ve serotonin gibi kimyasallar düşük olduğunda veya bu üç durum aynı anda yaşadığında depresyona girebilirsiniz.

Depresyonun sebebi ne olursa olsun, açığa çıkardığı hisler dayanılmaz bir hale gelebilir.

Depresyon belirtileri nelerdir

Robison’a göre, duygular dalgalar halinde geliyor ve genellikle geldikleri hissedebiliyordu.

Bu hissiyatın ağır olduğunu söyleyen Robison, “Kaslarım ve vücudum ağırlaşıyordu. Enerjim düşüktü ve miskin hissediyordum. Bu arada hem maraton, hem de ultra maraton koşucusu olduğumu söyleyebilirim. Yani hiç durmadan saatlerce koşabilen bir insandım. Fakat depresyondayken kahve fincanını kaldırmak bile bütün enerjimi tüketiyordu,” diyor.

29 yaşındaki Joshua Beharry, depresyonla tanıştığında 22 yaşındaydı ve enerji sıkıntısı yaşıyordu. Bir yandan da insomnia ile mücadele eden Beharry için asıl problem ise kontrol edilemez ve büyük bir üzüntü hissi yaşamasıydı.

Depresyon nedeniyle hiçbir pozitif duygu hissedememeye başladığını ifade eden Beharry, “Tekrar sağlığına kavuşamayacağı bilinen bir köpek gibi ötenazi hakkımı kullanmak istiyordum. Bir daha iyileşemeyeceğimi düşündüğüm için hayatımı sonlandırmam gerektiğini düşünüyordum. İyileşmek için gerçekten çok çabalamıştım” diyor.

American Foundation For Suicide Prevention’a göre, erkekler kadınlara oranla intihara 3,5 kat daha fazla meyillidir ve intihar, erkekler adına en sık görülen 7’inci ölüm nedenidir.

22 yaşındaki Adam Jaschen de depresyona girdiğinde tüm umutlarını yitirmeye başlamıştı.

O günleri asla unutamadığını söyleyen Jaschen, “Bir noktadan sonra her şeyi bırakıp gitmek istiyorsunuz. Ölümün tüm kötü etkilerini bilmenize rağmen bunu istemeye devam ettiğiniz an gerçekten dehşet verici bir an. Size en yakın kişiler erişilebilir veya gerçek görünmüyor; en ani düşünceleriniz ise ne kadar saçma veya benmerkezci olsalar da, çok daha geçerli geliyor” diyor.

Diğer taraftan depresyona girmiş tüm insanlar intihara meyilli olmasalar da, depresyon intihar ile alakalı en yaygın durumdur.

Erkekler neden depresyondan bahsetmez

Rabinowitz, erkeklerin çoğuna çocukluk dönemlerinde üzüntüyle ilgili ifadelerin bastırılmasının öğretildiğini söylüyor. Bu nedenle erkekler en ağır depresyonlarda bile bunu nadiren dile getirebiliyor.

Beharry, depresyonu zayıflık olarak gördüğü için bu durumdan aylarca bahsedememişti. Bunun yerine hastalığını saklamaya çalıştı. Üzgün ve bitkin gibi değilmiş gibi davranarak uykusunu alıyor ve stresle başa çıkıyordu.

Raninowitz, “Erkek depresyonu bazen zayıflık, üzüntü ya da kırılganlık sergilemediğinizi gösteren ‘erkekler arası kod’ ile ortaya çıkar” diyor.

Erkekler depresyonu dile getirmek yerine sinirli ve alıngan olur, kendilerini tamamen işine adar, diğer insanlarla bağlarını kopartır ve bu durumlarla başa çıkabilmek için alkole düşkün hale gelir. Levant, erkeklerin bu davranışların tümünü kötü hissiyatlarından kurtulabilmek için makul bil yol olarak görmeye başladığını ifade ediyor.

Kadınlara bu nedenle erkeklerden daha çok depresyon teşhisi konulduğunu söyleyen Rabinowitz, “Erkekler her zaman kriterlere uymaz” diyor.

Michigan Üniversitesi’nin erkeklerde daha sık görülen depresyon belirtilerini araştırdığı 5 bin 600 kişilik bir anket çalışmasında, erkeklerin yüzde 26, kadınların ise yüzde 22 oranında tanıları gösterdiğini ortaya çıktı. Fakat geleneksel depresyon semptomlarına baktıklarında ise kadınların bu kriterlere erkeklerden daha çok uyduğunu gördü. Bu “erkeksi” zihniyeti değiştirmek için de terapi yöntemine başvurulması gerektiği düşünülüyor. Zira erkekler, ilk etapta depresyon sıkıntılarından bahsetmekten korkuyor ve Levant’a göre çoğu zaman eşi, arkadaşı ya da depresyon tedavisi görmekte olan bir tanıdığı tarafından cesaretlendirilme ihtiyacı duyuyor. Öte yandan güçlü bir sosyal çevrenin, depresyonu önleyebileceği biliniyor.

Depresyondan nasıl çıkılır

Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuzla görüşün. Rabinowitz, “Meditasyonların bile olumsuz yan etkilerinin olabildiğini düşünürsek, doktorunuz depresyon belirtileri göstermenize fiziksel durumların neden olup olmadığına karar verecek kişidir” diyor.

Beharry, aile doktorundan randevu aldıktan sonra depresyon tarama testine tabi tutuldu. Test sonuçlarını aldıktan sonra doktoru kendisine anti-depresan ilaçlar yazdı ve terapiye başlayabilmesi için psikiyatristten randevu ayarladı. İyileşebilmenin mümkün olduğunu fark eden Beharry, kendisiyle aynı durumu yaşayan erkeklerin bulunduğu HeadsUpGuys adlı internet sitesini keşfetti ve depresyonla savaşmaya başladı.

Rabinowitz, “Araştırmacılar en iyi tedavi yönteminin ilaç ve terapi kombinasyonu olduğunu söylese de, bu durum herkes için geçeli olmayabilir” diyor. Anti-depresanların kilo alma, insomnia ve cinsel sorunlara yol açma gibi yan etkileri olduğu için bazı kişiler ilk etapta sadece terapi görüyor.

Konuşabileceğiniz bir insan bulun ve depresyona girmenize hangi problemlerin neden olduğunu konuşun. Rabinowitz, “Böylece düşünme şeklinizi değiştirmeye başlayabilir ve hayata başka bir açıdan bakabilirsiniz” diyor. Üstelik bazı durumlarda psikolog ya da psikiyatrist yardımı almaya başlamadan sizi neyin sıkıntıya soktuğunu bilemezsiniz.

Robison destek alma başladıktan sonra, terapisti depresyonunu ilaçsız tedavi etmek için yapıcı yollar bulmasına yardımcı oldu. Bazen sadece konuşabileceğiniz kişiler bile sizi yardımcı olabilir. Erkeklerin yer aldığı konuşma gruplarına da katılabileceğinizi belirten Rabinowitz, “Bu yöntem kulağa ürkütücü gelse de, sizin durumunuzda olan başka insanları gördüğünüzde kendini yalnız hissetmekten kurtulabilirsiniz” diyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Kalori nasıl kısıtlanır

-

Ne yaptığınızı biliyorsanız, hızlı ve güvenli bir şekilde 600 kalori azaltmak hiç de zor değil.

Kalorilerden kurtulma süreci zorlu bir yolculuk olmak zorunda değil. Tamam, kolay da olmayacak – zaten hayatta ne çok kolay bir şekilde oluyor ki- fakat beslenmenizden ve dolayısıyla vücudunuzdaki yağlardan kısmak düşündüğünüz kadar çaba gerektirmiyor. Dahası, bunu düzgün bir şekilde yapabilirsiniz (ve yapmalısınız da).

Ana yiyecek gruplarından birini birden bire beslenme düzeninizden çıkarmak kesinlikle doğru bir seçim değil. Gazlı içeceklere bayılıyor musunuz? Onları tamamen diyetinizden atmaktansa tüketiminizi kısıtlamayı tercih edin. Tamamen bırakmak ne pratik ne de eğlenceli, üstelik uygulaması oldukça zor bir seçenek. Ayrıca bu yoksunluğunuzu gidermek için kendinizi eşit miktarda kalorili başka bir şeye verme ihtimaliniz de yüksek.

Bu ipuçlarıyla önce kalorilerinizin, daha sonra da kilolarınızın bedeninizden akıp gitmesini sağlayabilirsiniz. 185 kalori kesin Şekerli içecekleri es geçin: Gizli kalorileri ortaya çıkarmanın en kolay yolu, içecek tüketiminize göz atmaktır. İnsanlar bugün, 30 yıl öncesine kıyasla 300 kalori daha fazla alıyor. Bu kalorilerin en azından yarısı ise tatlandırıcılı meyve suları ve sodalar gibi içeceklerden geliyor. İçecekleri boş verin ve besinleri meyve suları yerine meyvelerin kendisinden almaya çalışın. Yarım litre portakal suyu yaklaşık 220 kaloridir, bir portakalın kendisi ise 35 kalori civarı…

150 kalori kesin

Soslarınızı değiştirin: Yarım kâse guacamole sosunu aynı miktardaki salsa sosla değiştirerek 150 kaloriden tasarruf edebilirsiniz. Aynı tasarrufu öğle yemeğinizin içine koyacağınız mayonez yerine yine salsa sosu kullanarak da elde edersiniz. Başka seçenekler de mevcut: Gorgonzola peyniri yerine rendelenmiş Parmesan kullanabilir, humusunuza ekmek ve türevleri banmak yerine sebze banabilir ve salatanıza yağlı kruton ekmek koymak yerine kavrulmuş ceviz ilave edebilirsiniz.

130 kalori kesin

Televizyonu kapatın: Maçların ya da izlediğiniz dizinin çok heyecanlı olduğunu biliyoruz, fakat plazma ekranın önünde çok fazla zaman geçirmek bel çevreniz için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Georgia Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar, insanların televizyon karşısında yemek yediklerinde, kumandayı rahat bıraktıkları zamana kıyasla 130 kalori daha fazla aldığını fark etti.

107 kalori kesin

Kaslanın; yağlanmayın: Yemekten önce düşük kalorili, lif bakımından zengin yiyecekler tüketmek –meyve, sebze ve kemik sulu çorba gibi- toplam kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Journal of Dietetic Association’da yayımlanan bir çalışma, yemekten önce 100 kalorilik bir salata yiyen insanların yüzde 12 daha az tükettiğini buldu. Yemek öncesi yeşilliği yemeyenlerse toplamda 107 kalori daha fazla aldı (salata dâhil). Başlangıç tercihinizi bir kâse sebze çorbası ya da yağsız soslu salatadan yana kullanın.

Devamı

SAĞLIK

Siyah çay kilo verdirir mi?

-

Son zamanlarda yerini yeşil çay başta olmak üzere diğer bitki çaylarına kaptırmaya başlayan siyah çayın yağ yakma etkisi, kilo verdirme etkisi araştırmalarla ortaya koyuldu.

Siyah çay kilo verdiriyor!

Demliklerinizi hazırlayın; sabahlarınızın vazgeçilmezi olan çay alışkanlıklarınızla ilgili bildiğiniz her şey altüst olacak. Son üç yılda yeşil çay satışları, dumanı tüten sağlık kaynağı ve rahatlatıcı kilo kaybı vaatleri sayesinde yüzde 50 artış gösterdi. Diğer yandan herkesin sevgilisi siyah çay, bu konudaki eksiklikleri yüzünden kavanozda unutulmaya yüz tuttu. Fakat neyse ki bu konuda fena halde yanıldık.

Siyah çayın başka faydaları da var

European Journal of Nutrition’da yayımlanan bir çalışma, siyah çayın prebiyotik olduğunu ortaya çıkardı. Dahası, molekülleri yeşil çayınkine oranla daha büyük olduğundan, bağırsaklarınızdan geçip gitmek yerine orada kalıyor ve pseudobutyrivibrio adlı faydalı bakterilerin üretimini destekliyor. Bilim insanlarına göre bu bakteri vücudunuzun metabolizmasını değiştirerek daha fazla enerji harcamasını sağlıyor ve bu sayede inatçı yağ hücrelerini temizliyor.

Kaliforniya Üniversitesinde fareler üze-rinde gerçekleştirilen bir deneyde, siyah çay verilen farelerin düşük-yağlı diyet uygulayan farelerle aynı miktarda kilo verdiği görüldü. Bu çalışma, Nutrition’da yayımlanan bir başka araştırmayı des-tekler nitelikte: Az miktarda süt katılmış acı çayın lipaz enzimini engellediği ve bu sayede yağların bel çevrenize yapışamadan vücuttan atıldığı bulundu.

Devamı

SAĞLIK

Zihin Sağlığı İlk Yardımı

-

RACHEL STURTZ, zihinsel sağlık krizleriyle başa çıkmayı öğrenmek için bir kursa katıldı. Kullanışlı bilgiler ve çok sayıda soruyla geri döndü.

DENVER’DAKİ MENTAL HEALTH CENTER’IN bir kursu olan Zihinsel Sağlık İlk Yardımı’nın sabah oturumunun yarısına gelmişken, eğitmenim masa arkadaşlarımdan birine dönmemi, gözlerinin içine bakarak basit bir soru sormamı istedi: “Kendini öldürmeyi hiç düşünüyor musun?” “Kendine zarar vermek” değil, çünkü semantik burada size karşı çalışır. “Kendini öldürmek.” Basit, doğrudan, ciddi bir şekilde.

Başarısız oldum. Soruyu rahatsız bir kahkaha ve yarım bir gülümseme ile sordum. Görünüşe göre soruyu sormak gerçekten, gerçekten çok zormuş, bu sorunun geldiğini bilen, eğitim egzersizindeki intihar eğilimi olmayan bir yabancıyı sorguluyor olsanız dahi. Ve mesele de bu. Gittikçe artan popülerliğe sahip bu yardım etmeyi öğrenme sınıflarındaki eğitmenler, soruyu sesli sormamızı istiyor ki gerçek hayatta kullanmamız gerektiğinde tereddüt etmeyelim veya berbat etmeyelim.

Bunun nedeni, Amerikalıların beşte birinin zihinsel sağlık hastalıklarına sahip olması ve bu hoşumuza gitse de gitmese de arkadaş, ebeveyn ve dert ortağı olarak birinin panik atağına, depresyonuna veya intihar düşüncelerine cevap veren ilk duygusal kişi olma olasılığımız. Ve benim gibi, birçoğumuzun ne yapacağı konusunda en ufak bir fikri yok.

Zihinsel Sağlık İlk Yardımı, Avustralya’da zihinsel sağlık okuryazarlığına sahip bir hemşire ve profesör tarafından halkı zihinsel hastalıklarla ilgili eğitmek için yaratıldığı 2000’lerden bu yana varlığını sürdürüyor. Kütüphanelerde ve diğer kamuya açık tesislerde çeşitli hastalıkların işaretlerini ve belirtilerini ve ardından -bu oldukça önemli- sıkıntılı kişiyle bunları nasıl konuşacağınızı öğretiyor. ABD’de 12.000 MHFA (Zihinsel Sağlık İlk Yardımı) eğitmeni, bir milyondan fazla kişiyi eğitti. Newton’daki Sandy Hook silahlı okul saldırısından sonra Başkan Obama, eyalet ve yerel eğitim kurumları çapında programın uygulanması için Madde İstismarı ve Zihinsel Sağlık Hizmetleri İdaresine 15 milyon dolar ödenek sağladı.

Yetişkin MHFA sınıfımda sekiz saatlik bir kurs bana 20 dolara (fiyatlar ücretsizden 75 dolara kadar değişiyor) mal oldu. Sıralarımız, bir hemşirelik öğrencisi, kırsaldaki çiftçilerle çalışan bir USDA temsilcisi ile bir evsiz-sığınma evi gönüllüsü de dâhil olmak üzere, çoğunlukla zihinsel sağlık uzmanı olmayanlarla doluydu ve hepsi sıklıkla kriz müdahalesi ile karşı karşıya kalıyordu. Evden çalışan bir gazeteci olarak ben bunlardan biri değildim.

2018’in en sonunda, yakın bir arkadaşım hakkında endişelenmeye başladım. Ailesi ve işi çöküşteydi. İçiyordu ve tekrar tekrar “karanlık bir yerde” olduğundan bahsediyordu. Endişelendiğimi gösterdim, sorular sordum, destek sundum ve evimde akşam yemekleri önerdim. Terapi ve danışmayı önerdim ancak en önemli soruyu bir kez bile sormadım: “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” İntihar kelimesinin etrafından dolaşabileceğimi düşündüm çünkü ikimiz de “karanlık yerin” kararını verirken beklediği bir oda olduğunu anlıyorduk. Ancak kelimeden kaçınmanın, onun da benimle birlikte kelimenin etrafından dolaşmasına yol açtığını şimdi öğreniyorum.

Sınıfta, çok sayıda zihinsel hastalıktan muzdarip insanları gösteren düşük bütçeli videolar izledik ve depresyonun, birinin tekdüze duygulanımında kendini gösterme şekli veya birinin arkadaşlarından kendini çekip işe gitmemesi gibi işaretlerini aradık. Arkadaşıma yaptığı gibi, depresyonun hayatlarını tüketmesini izledik. Kafamızdaki anksiyete görüntüsünü çizdik, çoğumuz Halka filmindeki çocuk gibi karanlık spiraller çizdi. Ardından egzersizi şizofreni ve bipolar hastalıkla tekrarladık. Dört saate bir dönemlik Psikoloji 101 dersini sıkıştırdık ve tahmin edeceğiniz gibi çok azını muhafaza edebildik.

Gün boyunca, programın eylem planı ALGEE’yi öğrendik ve sıkıcı bir tekrarlamayla ezberden okuduk: İntihar veya zarar verme riskini değerlendirme (assess), yargılamadan dinleme (listen), güvence ve bilgi verme (give), uygun profesyonel yardım alımı için teşvik etme (encourage) ve öz yardım ve diğer destek stratejileriyle ilgili teşvik etme (encourage). Kafamıza sokulduğu üçüncü seferden sonra birkaç diğer öğrenciyle birbirimize usanmış bakışlar attık, kursun bu kısmının herkesi kızdırdığı açıktı. Sekiz saatlik iş gününü krem tonlarında, perdeleri çekilmiş bir odada floresan ışıklar altında harcıyorduk. Eylem planı istemiyorum, senaryoyla daha çok zaman geçirmek istiyorum, ne söyleyeceğimi ve nasıl söyleyeceğimi bilmek istiyorum. Bir diyaloğun rolünü bir kez yapıyoruz, çeşitli oyunlarla ALGEE’nin üzerinden beş kez geçiyoruz.

Bazı sağlık profesyonelleri MHFA’yı fazla indirgeyici olmakla eleştiriyor. Diğerleri, bir günlük eğitimin öğrencileri basmakalıp semptomlar listesine göre teşhis koyup etiketlendirmeye yöneltmesiyle zihinsel hastalıkları yaftaladığını ve insanları zihinsel sağlık uzmanlarına yönlendirmeye yönelik hamlesinin, ülkenin bu hizmetlere erişimin mevcut olmadığı kısımları için gerçekçi olmadığını söylüyor. En az etkiliden en çok etkiliye kadar çeşitli hastalıklar olarak hepimizin sıraya geçtiği bir egzersiz, bunu gören birçok profesyonelin kıvranmasına yol açardı.

TEMEL SORUYU SORMAK

İNSANLARLA KONUŞMAYI BİLMEK üzerine bir kariyer inşa ettim ve travmadan kurtulanlarla kapsamlı olarak çalıştım. Ancak röportajlarımdaki kişiler, zorlu bir konuşma yapacağımızı önceden biliyor. Sevdiğiniz birine yaklaşmak farklı hissettiriyor. Ya işleri kızıştırırsanız? Ya yanlış yaparsanız?

Samimi olarak endişeli olsanız dahi birinin kişisel hayatına müdahale etmek can sıkıcı bir iştir. National Council for Behavioral Health’e göre, çoğu insan zihinsel sağlık krizi yaşayan birinden kaçınır. Bu korku, sınıftaki bir polis danışmanının da işaret ettiği gibi, kontrol etmemiz gerekirken kendi işimize bakmamıza yol açıyor. “Bildikleri biri aktif bir silahlı saldırgan olduğunda arkadaşlar ve aile her zaman şaşırıyor,” diyor. “Ancak işaretler hep oradaydı, işaretler her zaman orada. Sadece onlar kaçırdılar.”

Korku, aynı zamanda bizi “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” sorusunu doğrudan yöneltmek konusunda dengesiz kılıyor. “Sorudan ürktüğünüz açıksa, arkadaşınız cevabı kaldırabileceğinizi düşünmeyebilir,” diyor eğitmen. Bu tartışmaları yapmanın yolunun, sahte veya gerçek olması fark etmeksizin sakin bir özgüven olduğunu öğreniyoruz. Bu, huzursuzca kıpırdanmamalısınız anlamına geliyor. Açık bir vücut pozisyonunda kalın. Dikkatli bir şekilde dinleyin. Karşı karşıya değil, yan yana oturun çünkü zorlu konuşmayı yapmak için zor durumda hissetmemelisiniz. Ayrıca aklınızdan geçmiş olabileceğinin tersine, birine intiharı sormak hislerini yoğunlaştırmaz, genellikle onları etkisizleştirir. Gün ilerledikçe, zamanımız kullanışlı (dilinizi çözmenin temel yolları için sağdaki “Zorlu Bir Konuşmayı Daha Az Zorlu Kılın” bölümüne bakın) ve usandırıcı bölümlerle doldu.

BİLGİNİN SINIRLARI

BAZI PSIKOLOGLARIN ve iyileşme merkezi yöneticilerinin MHFA’nın etkililiği üzerine öne sürdüğü en büyük sorunların arasında, katılımcıların müdahalesinden insanların fayda gördüğünü gösteren bir araştırmanın olmaması da var. Yakın zamanda Colorado Üniversitesi School of Medicine’de yapılan bir çalışmada, MHFA katılımcıları arasında zihinsel sağlık farkındalığı ve müdahale etme özgüveni konusunda neredeyse yüzde 30 artış olduğu görüldü. Ancak mezunların ne sıklıkla müdahale ettiğini veya yaptıklarının etkili olup olmadığını kimse bilmiyor.

Yine de bir başlangıç noktasına ihtiyacımız var ve eğitim bunlardan biri. Çünkü çoğu kişi anksiyete hastalığının ortalama başlangıç yaşının 11 olduğunu bilmiyor. Ya da panik atakların 20 dakika kadar uzun sürebileceğini… Ya da mutlu olmayan birinin açıklanamayacak şekilde mutlu olmasının intihar riskinin endişelendirici bir işareti olduğunu… Ya da intihar düşünceleriyle yardım arayan veya intihar teşebbüsünden sonra sağ kalan kişilerin ilk üç ayında ekstra dikkat etmeniz gerektiğini çünkü bu sürecin kendilerini öldürme riskinin en yüksek olduğu dönem olduğunu bilmiyor.

Aksine, ideal olsun ya da olmasın, bu tarz bir sınıf bir oyun planı sunuyor ve daha da önemlisi bizim çoğunlukla geçici bir önlem olduğumuzun ve harekete geçmemiz gerektiğinin hatırlatıcısı oluyor. Neyse ki arkadaşım kendi kendine İsimsiz Alkolikler’e katıldı. O günden bu yana intihar düşünceleriyle ilgili dürüst konuşmalarda bulunduk ve bir gün yine o karanlık yere düşmesi halinde ne soracağımı bildiğim için daha iyi hissediyorum.

Eğitimli profesyonel gibi hissediyor muyum? Hayır. Bir şeyleri unutup bu öyküyü yazmak için notlarıma geri dönmem gerekti mi? Evet. Bu müdahale etme ihtimalimi artırıyor mu? Arkadaşlar ve ailem konusunda kesinlikle, yabancılar konusunda hala tereddüt ederdim.

Ancak markette biri panik atak geçiriyorsa ve insanlar birbirine bakarak dikiliyorsa, yardım gelene dek dizginleri elime alacağımı düşünüyorum.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com