Bizi Takip Edin

SAĞLIK

ERKEKLERİN KABUSU 4 HASTALIK

-

 

Men’s Health dergisinin yaptığı anketle erkeklerin en çok korktuğu dört hastalığı ortaya çıkardık. 

Erkeklerin en derin tıbbi korkularını Men’s Health dergisinin yaptığı bir anketle öğrendik. Ortaya iki şey çıktı: 1. Çok fazla korkuyorsunuz. 2. Yanlış şeylerden korkuyorsunuz. Bu da ölümcül bir hesap hatasına dönüşüyor. Mesela, aslında çok sık rastlanmıyor olsa da testis kanseri ve felç resmen ödünüzü patlatıyor. Ancak kalp krizi, şeker hastalığı, akciğer kanseri gibi çok daha yaygın ve ciddi sağlık tehditlerini pek dert etmiyorsunuz. Bu yazıda en çok korktuğunuz hastalıkları ve sizi esas tehdit eden hastalıkları öğreneceksiniz.

TESTİS KANSERİ

İsterseniz Lance Armstrong efekti diyebilirsiniz. Men’s Health okurları, testislerinde bir sertlik bulma korkusu içinde yaşıyor. Ancak ABD’de bu sene yumurtalık kanseri teşhisi konan 7900 kadar erkeğin sadece 380’i bu yüzden hayatını kaybedecek. Bu oran, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre testis kanserine ‘ender görülen hastalık’ sıfatını kazandırıyor. Ayrıca, testis kanserinde iyileşme oranı yüzde 90’lara varmış durumda.

Ne yapabilirsiniz? Testislerinizi ayda bir kere, duş aldıktan hemen sonra kontrol edin. Her bir testisinizi nazikçe baş ve işaret parmağınızın arasına alıp yoklayın. Eğer şüphe doğuran bir sertlik ya da şişlik bulursanız doktorunuza görünün. Erken teşhis, testis kanserine bağlı ölümlerin çok azalmasını sağlıyor. Bu geleneği bozan şaşkın siz olmayın.

Neden daha çok korkmalısınız? Bu yıl dünyada 100 bin erkek prostat kanserinden ölecek. Bu kansere yakalanma riskiniz altıda bir. Testis kanseri teşhisinde ortalama yaş 68 olsa da hastalığın tohumları onlarca yıl önceden ekiliyor. Riski nasıl mı azaltabilirsiniz? Brokoli yiyerek. Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Dr. David Heber, “Lahanagillerde glükozinolat bulunur, bu da karaciğerin kanserojenleri parçalayacak enzimler üretmesini sağlar” diyor.

İKTİDARSIZLIK

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Elizabeth Selvin, “Sertleşmeyi sağlamak ve sürdürebilmek, karmaşık bir fiziksel süreçtir” diyor. 40 yaşının altındaki erkeklerin sadece yüzde beşi istedikleri anda ereksiyona ulaşamıyor. Buna rağmen ufuktaki tehlikeden korkmak için bu oran yeterli. Türkiye 40 yaşını geçen erkeklerin yüzde 69’unun sertleşme problemi yaşadığı bir ülke maalesef. (Bu da yaklaşık üç milyon erkeğe denk geliyor.)

Ne yapabilirsiniz? Yatakta gerekeni yapabileceğinizi garantilemek için televizyonu kapatın. Haftada toplam 20 veya daha fazla saat televizyon seyreden erkeklerin iktidarsızlığa yakalanma olasılıklarının yüzde 30 arttığını Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yaptığı bir çalışma açıkça gösteriyor.

Neden daha çok korkmalısınız? Yüksek tansiyon, şeker ve obezite. Bunların üçü de arterlerinizi yıpratıyor. Prof. Dr. Selvin, “İktidarsızlığın en yaygın sebebinin damar hastalıkları olduğunu öğreniyoruz” diyor. Bunu önlemek için kahvaltıdan iki saat sonra sağlıklı bir ara öğün yiyin. Bu sayede kan şekeriniz ve insülininiz sabahın köründe önce fırlayıp sonra dibe vurmayacaktır.

FELÇ

Ankete katılan okurlarımızdan biri şöyle yazıyor: “Ölmek önemli değil de felç kalmak. İşte esas felaket o.” Christopher ve Dana Reeve Vakfı’na göre beş milyon ABD’li tam ya da kısmi felçli. New Jersey’deki Kessler Rehabilitasyon Enstitüsü Başhekimi Dr. Bruce Gans, “Beyin yaralanması, trafik kazaları, dalış ve mültiplskleroz, erkeklerin felç olma nedenlerinden bazıları olsa da en yaygın sebep aslında inmedir” diyor.

Ne yapabilirsiniz? Her gün bir iki tabak ‘az tuzlu’ karışık sebze çorbası (içinde brokoli, lahana gibi potasyum açısından zengin yeşil yapraklı sebzelerden mutlaka olmalı) içebilirsiniz. Ayrıca, çorbanın içine tercihen domates suyu, pancar, maydanoz, havuç, kereviz ve ıspanak gibi sebzelerden koymanızı da öneririz. Çünkü, potasyum bünyenizdeki fazla sodyumu temizler ve fitokimyasallar (sebzelerin içindeki kimyasallar) da hipertansiyonla savaşmanıza yardımcı olur.

Neden daha çok korkmalısınız? Merdivenden düşmekten… American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlanan bir çalışma, merdivenle alakalı kazaların 1990’dan beri yüzde 50 arttığını gösteriyor. Herhangi bir kaza riskini minimuma indirmek için duvara dayadığınız merdivenin ayaklarını her iki metre yükseklik için duvardan 50 santimetre uzaklaştırın.

BEYİN TÜMÖRÜ

Beyin tümörleri de sağlık korkuları listenizin en başlarında yer alıyor. Evet, çok acımasız bir hastalık ve kurtulma oranı da kesinlikle çok düşük. Ama her yıl, 100 bin erkekten sadece sekizine beyin tümörü teşhisi konuyor. Ortaya çıkmasında kalıtımsal etkenlerin rolü olabileceğini gösteren işaretler var.

Ne yapabilirsiniz? Eğer bu türden bir mesleki risk taşımıyorsanız rahatlayın ve ankete katılan okurlarımızdan birinin tavrına bürünün: “Kontrol edemeyeceğim şeyler için endişelenmem.”

Neden daha çok korkmalısınız? Akciğer kanseri, ardından gelen en yaygın dört kanser türünün (kolon, prostat, pankreas ve lösemi) toplamından daha fazla erkeğin canını alıyor. Bu yıl her 100 bin erkekten 86’sında bu hastalık ortaya çıkacak. Sigara içmiyor musunuz? Bir arkadaş ortamında dumanaltı geçireceğiniz iki saat, ciğerinize dört sigaralık zarar verir. International Journal of Cancer’da yayımlanan bir çalışma, elma ve armut yiyenlerde akciğer kanseri görülme riskinde büyük bir düşüş olduğunu gösteriyor.

SAĞLIK

İlk müdahale yanlışları

Umut Doğan Yıldız

-

İlk yardım şart, ama nasıl? İşte ilk müdahale yanlışları!

Her yıl sadece ABD’de 175 bin civarında insan, hayati bir tehlikeyle karşılaştıklarında etrafta ilk yardımdan anlayan biri yok diye ölüyor! Öte yandan ilk yardım uygulamaya kalkanların da büyük çoğunluğu, iyi niyetle bu işe soyunduğu halde, yanlış müdahale yüzünden ölüme sebep oluyor. Örneğin kalp krizi geçirene de boğulma tehlikesi içinde olana da aynı teknikler uygulanınca hasta kaybediliyor. Bu noktada uzmanların uyarısı açık: “Öncelikle zarar verme!”

En sık yapılan ilk müdahale yanlışları ise şöyle:

Bayılan kişiye tokat atmak,
Yapılması gereken: sırt üstü yatırıp ayaklarının altına yüksek bir yastık koymak.

-Epilepsi krizi geçiren kişiye soğan ya da kolonya koklatmak,
Yapılması gereken: Etrafındaki tehlikeli cisimleri uzaklaştırmak, dişlerinin arasına bez parçası sıkıştırmak, yan yatırmak, ağzından akan salyaları silmek.

Suda boğulma halinde kişiye kalp masajı yapmak,
Yapılması gereken: Nefes alıp veriyorsa ağızdan ağıza solunum uygulayıp yan yatırmak ve ciğerlerindeki suyun çıkmasını sağlamak.

Nefes borusuna kaçan cisim için sırtına vurmak,
Yapılması gereken: Öksürmesini sağlamak.

Yanıklara diş macunu vb. sürmek,
Yapılması gereken: Yanığı soğuk suya tutmak ve yanan yere dokunmamak.

Devamı

SAĞLIK

Sigaranın bilinmeyen zararları

Umut Doğan Yıldız

-

Sigaranın hafıza, gözler ve sese verdiği zarar bir yana, felç ya da inme de sigaranın sebep olduğu hastalıklar arasında yer alıyor.

Araştırmalara göre her yıl dünyada 15 milyon kişi, Türkiye’de ise 130 bin kişi inme ya da felç geçiriyor. İnmede en büyük risk faktörleri arasında sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Uzmanlar, sigara içenlerin içmeyenlere göre 2,5 kat daha fazla felç geçirme riski bulunduğuna dikkat çekiyor. Çünkü inme ya da felç; beyni besleyen damarlardan birinin tıkanması veya yırtılması sonucu meydana geliyor ve ilgili beyin bölgesinde işlev kaybı oluyor. İnme vakalarının %85’i damar tıkanıklığı ile kendini gösterirken beyin kanamalarına daha az (%15) rastlanıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, inmenin türüne bağlı olarak tedavi edildiğine dikkat çekerek, “En sık izlenen beyin damar tıkanıklığı için risk faktörleri sigara içimi, hipertansiyon, diyabet, kalpte atrial fibrilasyon denen ritim bozukluğu, kan yağlarının yüksekliği, yüksek alkol alımı, depresyon, kilo yüksekliği olabiliyor. Mesela sigara içiyorsanız içmeyene göre 2,5 kat fazla felç geçirme riskiniz var” diyor.

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nazmi Bilir ise konuya farklı bir bakış açısı getiriyor: “Her yıl dünyada yaklaşık 7 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar sonucunda yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise yılda 120 bin kişi sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. 1999’daki Marmara Depremi’nde kayıtlara göre 17 bin kişi öldü. Aynı yıl sigara yüzünden 100 bin kişi hayatını kaybetti. Depremin üstünden 20 yıl geçti ama sigara nedeniyle her yıl 100 bin kişi ölmeye devam ediyor!”

Devamı

SAĞLIK

Çocuklarda öfke patlamaları

Umut Doğan Yıldız

-

Çocuğunuzun duygusal patlamaları ve öfkesinin, tipik çocuk davranışının ötesine geçtiğini nasıl anlarız? 

Pek çok çocuk zaman zaman öfke patlamaları ve agresyon yaşayabilir. Bu durum çoğu zaman onların yapmak istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında meydana gelir. Ancak çocuklar bu davranışı sürekli hale getirirlerse veya öfke patlamaları kontrolünü kaybederse, bu durum tipik davranış örüntüsünün dışına çıktığını gösterebilir.

Öfke patlamalarında, ebeveyn olarak sizi davranışsal sorun olarak uyaracak işaretler şunlar olabilir;

*Çocuğunuz gelişimsel olarak öfke patlamaları görülebilen yaşları (6-7 yaş) aşıyorsa,

*Bu tür davranışları kendisini veya başkalarını tehlikeye atıyorsa,
*Okulda sürekli sorun yaratıyorsa ve öfke kontrolü ile ilgili konuları öğretmenleri gündeme getiriyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuzun yaşıtlarıyla ilişkisi bozuluyorsa (oyunlara alınmama veya doğum günü partisine davet edilmeme gibi),

*Öfke sorunları aile içi çatışmalara neden oluyorsa ve aile ilişkilerini etkiliyorsa,

*Öfke sorunları yüzünden çocuğunuz kendisini üzgün ve umutsuz hissediyorsa…

Çocuklar sürekli öfke patlamaları yaşadıklarında, bunun altında genellikle içsel huzursuzluk yatmaktadır. Bu davranışların olası psikiyatrik nedenleri şunlardır:

DEHB: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yaşayan pek çok çocuk öfke sorunları yaşamaktadır. Özellikle dürtüsellik bu öfke sorunlarına neden olabilir. Ayrıca dikkat sorunları çocuk ve aile arasında çatışmalara neden olabilir bu da öfke sorunlarını ortaya çıkarır. Ancak her öfke sorunu DEHB demek değildir.

Kaygı: Ciddi öfke yaşayan çocuklarda bazen ortaya konulamamış kaygı sorunları bulunur. Çocuğunuzun kaygısı varsa, özellikle de onu saklıyorsa, sıkıntıya neden olan durumlarla baş edebilmek için öfke davranışına başvurabilir.

Travma ve İhmal: Yapılan çalışmalar, okul içinde ortaya konan agresif davranışların altında evde yaşanan travmatik yaşam olaylarının yattığını göstermektedir. Evde güvende hissetmeyen çocuklar ev dışına çıktıklarında adeta bir eşkıyaya dönebilir.

Öğrenme Sorunları: Çocuğunuz okulda ya da ev ödevi sırasında sürekli öfke davranışını tekrarlarsa, tanı konulmamış bir öğrenme bozukluğu olması mümkündür. Örneğin matematik çalışırken gözlenen bu davranış matematiği öğrenemediğinden kaynaklanabilir.

Duyusal Bütünleme Sorunları: Bazı çocuklar çevrelerindeki dünyadan aldıkları duyusal bilgiyi işleme konusunda sorun yaşarlar. Çocuğunuz uyaranlara karşı aşırı hassas ise (sıkı veya kaşındıran bir kıyafet gibi) bu çocuğunuzu rahatsız edecek ve öfke patlamalarına yol açacaktır.

Otizm: Otizmli çocukların büyük bir kısmı dramatik öfke patlamalarına maruz kalırlar. Takıntılar, sınırlı ilgi alanları duyusal sorunlar ve iletişim problemleri otizmde öfke sorunlarının önemli tetikleyicileridir.

Öfke sorunları yaşayan çocuklara yardım

Pek tabii ki belirli psikiyatrik hastalıklara karşı verilen ilaç tedavileri bir noktaya kadar öfke sorunlarını azaltabilir. Ancak aile bireylerinin davranışlarındaki değişiklik, bu azalmanın kalıcılığına sebep olur. Şimdi çocuğunuzun öfkesiyle nasıl başa çıkacağınızı anlatalım:

Tetikleyicileri ortaya çıkarın: Öfke ile başa çıkmada ilk basamak onu tetikleyen olayları ortaya koymaktır. Hatta anne baba olarak bu olayların bir listesini hazırlayıp bunu çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Asla pes etmeyin: Çocuğunuzun öfke patlamalarını onun isteklerini anında yerine getirerek azaltmaya çalışmak, tozları halının altına süpürmeye benzer. Hatta bu davranış ona sinirliliğin ve öfkenin işe yaradığını öğretir ki bu davranış tüm hayatına mal olabilir.

Sakin ve tutarlı olun: Önce kendi duygularınızın kontrolünü ele geçirmek çocuğunuza da duygularının kontrolünü öğretmede önemli bir kapı açacaktır. Sert ya da öfkeli cevaplar, bir çocuğun sözlü ya da fiziksel saldırganlığını artırır. Sakin kalarak, çocuğunuzda görmek istediğiniz davranış biçimini modelleyebilir ve öğretirsiniz.

Olumsuz davranışları görmezden gelin ve olumlu davranışları övün: Küçük davranış sorunlarını görmezden gelmenin azarlamaktan veya sertçe ikaz etmekten daha etkili olduğu bilinmektedir. İyi davranışları cesaretlendirmek ve övmek her zaman olumsuz ifadelerden daha etkilidir. (“Bir daha sinirlendiğini görmeyeceğim” yerine “ Sakinleşmek senden beklediğim davranıştı bravo” gibi.)

Tutarlı sonuçları onunla paylaşın: Çocuğunuz, negatif davranışlar neticesinde ne gibi bir yaptırımla karşılaşacağını önceden mutlaka bilmelidir. Sürpriz şekilde yaptırım uygulamak çocukla iletişiminizi çok ciddi şekilde bozar. Ayrıca yaptırımın her zaman benzer olmalıdır yer ve zamana göre değişmemelidir. Düşünsenize kırmızı ışıkta geçmenin cezası her gün değişirse kendinizi nasıl hissedersiniz?

Konuşmak için çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin: Çocuğunuz sakinleşmeden konuşmayı denemek düz duvara konuşmaktan öteye gitmez. Karşılıklı konuşmayı sürdürebilmek için iki tarafın da stabil bir duygu durumuna sahip olması gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com