Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

EMBRİYO VE SPERM GÖZALTINDA

SEKS & İLİŞKİLER

EMBRİYO VE SPERM GÖZALTINDA

-

 

Baba olmak isteyen erkekler, tüp bebekte kullanılan metabolomics ve IMSI yöntemleri, hamilelik şansını artırdı.


Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuk sahibi olamayan çiftlerin sayısı artarken, tıp dünyası hem canlı doğum oranlarını yüksek tutmak, hem çoğul hamileliklerin önüne geçebilmek için yeni yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Tüp bebekte tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktör ise; ‘sağlıklı’ embriyo ile spermleri seçebilmek. İşte bu noktada bir süredir ülkemizde uygulanmaya başlanan; ‘metabolomics’ ve ‘IMSI’ yöntemi doktorların yüzünü güldürüyor, çünkü her iki yöntem hamileliğin oluşma şansını yüzde 25 gibi yüksek bir oranda artırabiliyor! Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, embriyo ve spermlerin gözaltında tutulması esasına dayanan her iki yöntemi anlattı:

Metabolomics nedir?
Tüp bebek yöntemiyle elde edilen embriyoların kalitesi, mikroskop altında ‘görsel kriterlere’e göre takip edilip, seçiliyor. Embriyoların döllenme hızı, hücre sayısı ve şekilsel özelliklerinin belirlenmesi gibi 5-6 kritere bakılarak, en kaliteli olanı seçilmeye çalışılıyor. Ancak bu yöntemle embriyoların genetik ve metabolik aktiviteler açısından normal olup olmadıklarını tespit etmek mümkün olmuyor. Çünkü embriyolar da yetişkin insanlarda olduğu gibi normal gibi görünüp aslında sağlıklı olmayabiliyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; görünüm olarak en kaliteli olarak saptanan embriyo grubunda bile genetik olarak sorunlu olanların oranının yarıdan fazla olduğunu gösteriyor. Bu da hamilelik şansını düşürüyor! Bir insanın kan tahlillerini ve idrarını değerlendirip sağlık durumuyla ilgili nasıl bilgi edinilebiliyorsa, embriyonun metabolizmasını, yani ne tükettiğini; içinde geliştiği ortama ne salgıladığını inceleyerek sağlıklı olup olmadığını belirlemek mümkün olabiliyor. Yeni geliştirilen bu yeni yöntemin adı; Metabolomics.  Yakın zamanda geliştirilen bu yöntemle en yüksek hamilelik potansiyeli olan embriyo hiçbir risk oluşturmadan seçilebiliyor. “Yaşayabilirlik endeksi”de denilen bu yeni yöntemle hamilelik şansı daha da artırılmış oluyor.

Embriyonun sıvı atıkları inceleniyor!
Metabolomiks embriyonun atıklarını analiz eden bir cihaz. Bu cihazda, daha önce sonu hamilelik ile biten 5 bin embriyonun atık datası yer alıyor. Yöntem de, cihaza yerleştirilen embriyonun sıvıda bıraktıkları atıkların verileri ile cihazda yer alan atık datasının karşılaştırılması esasına dayanıyor. Mebatobolomiks yöntemi şöyle işliyor: Seçilmesi planlanan embriyolar, içinde bulundukları sıvıyla birlikte cihazın içinde yer alan kartuşlara yerleştirilip, incelenmeye alınıyor. Biyolojik olarak bütün canlılar gibi, embriyo da gelişimini ve yaşamını sürdürmek için bazı maddeler kullanıyor. Bu nedenle içinde bulunduğu sıvıdan, örneğin şeker ile amino asidi gibi bazı maddeleri alıyor ve bunları kullandıktan sonra atıyor. Uzmanlar da embriyonun bıraktığı bu atıklar ile cihazdaki eski atıkların datasını karşılaştırıyor ve bunlara en çok benzeyen embriyo’yu, ‘en sağlıklı’ embriyo olarak kabul ediyor. Cihaz, embriyoları 3 kez kontrol ettiği için de hata oranı neredeyse sıfıra düşüyor. Üstelik bir embriyonun taranması sadece için sadece 15 dakika yeterli oluyor.

IMSI nedir?
Hamileliğin gerçekleşmesi için hem yumurta, hem de spermin sağlıklı olması şart. Çok değil, bundan bir yıl öncesine dek, embriyologlar sağlıklı olanını seçmek için spermleri tıpkı embriyo gibi mikroskop altında büyüterek inceliyorlardı. Ancak spermler insan vücudunun en küçük hücreleri… Bu özellikleri nedeniyle genel olarak incelenseler bile spermlerin detaylarını incelenme şansı düşük oluyordu. Bunun nedeni ise mikroenjeksiyon işlemlerinde canlı sperm hücrelerinin en fazla 800 kat büyütülebilmesiydi. Dolayısıyla bu büyütme oranıyla, spermin sadece genel şekli incelenebiliyordu. Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Tansu Küçük IMSI ( Intracytoplasmic Morpholgically Selected Sperm Injection) adı verilen bu teknikte ise ileri teknolojiyle donatılmış özel mikroskoplar kullanılarak spermleri 8 bin kat büyütmenin mümkün olabildiğine dikkat çekerek şunu söylüyor: “Bu sayede de spermlerin hücre içi yapılarını, baş bölgesinde yer alan ve genetik hasarına işaret eden ‘vakuol’ adındaki hücre içindeki boşlukları detaylı olarak inceleyebilmek ve tespit edebilmek mümkün olabiliyor.”

Döllenme şansını yüzde 25 oranında artırıyor!
IMSI tekniği ile seçilmiş sperm enjeksiyonu, standart tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamaları ile karşılaştırıldığında, canlı sperm hücresine hiç zarar vermeden spermin ileri düzeyde morfolojik analizinin yapılmasına imkân sağlıyor. Böylece dölleme yeteneği en fazla olan spermler seçilerek uygulanan mikroenjeksiyonla yüzde 25 oranında daha yüksek döllenme oranı elde edilebiliyor. Buna bağlı olarak da hamilelik oranları artıyor ve erken dönem düşük riski azalıyor.

 

SEKS & İLİŞKİLER

Mutlu bir ilişkinin 8 sırrı

-

Mutlu ve huzurlu bir ilişkinin yolu sandığınız kadar karmaşık değil. Bu listedeki sekiz yöntemi denemenizi tavsiye ederiz.

Herkes size mutlu bir ilişkinin sırrının büyük resmi görmek olduğunu söyleyecektir. Bilirsiniz işte, güven, iletişim ve sevgi yoluyla aranızdaki bağı kuvvetlendirmek… Ayrıca gelecek planlarınız, çocuk yapma fikri ve ekonomik beklenti konusunda da aşağı yukarı aynı ortak görüşlere sahip olduğunuzdan da emin olmalısınız falan filan.

Ancak beraberliğinizin her gün getirdiği güzellikleri gözden kaçırıyorsanız, mutluluğunuzu katlamanızı sağlayacak bir ton fırsatı da kaçırıyorsunuz demektir. Manhattan’dan ilişki terapisti Irina Firstein, her günümüzü ilk gün gibi yaşamamızı sağlayacak ipuçlarını paylaşıyor.

1- ÖPÜŞÜN VE BIRBIRINIZE DOKUNUN

Sevgi göstermek ve sevgi görmek her şekilde tatmin edicidir. Bu, sevişmeye doğru gidebilir de, gitmeyebilir de ancak iki şekilde de çok güzeldir. Sadece, bunu planlamaktan vazgeçin.

“Birçok çiftin birbirine sevgi göstermeye vakti yok ya da birbirlerine dokunurlarsa bunun sevişmeye evrileceğini düşünüyorlar ve o an sevişmek istemedikleri için birbirlerine dokunmaktan vazgeçiyorlar,” diyor Firstein. “Bu çok yanlış. Dokunmak erotizmin temelidir ve amaç odaklı olmak zorunda değildir. Bu daha çok partnerlerin arasındaki bir oyun gibi olmalı.”

2- GİDİŞLERİNİZİ VE GELİŞLERİNİZİ ÖNEMLİ BİR OLAYA DÖNÜŞTÜRÜN

Sabah kapıdan çıkarken sadece “Hoşça kal!” diye bağırıp kaçmayın.
“Partneriniz giderken ve eve geldiğinde meşgul olduğunuz şeyi bir kenara bırakın ve ona bakın, onu karşılayın ve birbirinizi –ikinizin de diğerinin kollarına kendini bıraktığı türden- kucaklayın. Bu hareket iletişim ve şefkat duygularınızı güçlendirir ve teşvik eder. Her iki tarafa da sevildiğini ve önemli olduğunu hissettirir,” diyor Firstein.

Partneriniz bütün gün ayrı kaldığınızda bu kucaklaşmayı düşünecek ve eve döndüğünde de aynısını bulmak için sabırsızlanacak.

3- ELEKTRONİKLERİ KAPATIN

Sevdiğiniz insanla haftada en az bir saatinizi cihazlarınızdan gelen bildirim ve alarm sesleri olmadan geçirmeye ayırın. Uçak modunu kullanabilirsiniz. “Orada olmalı, meşgul olmamalı ve ilginizi partnerinizin üzerinde tutmalısınız,” diyor Firstein. Herhangi bir dikkat dağıtıcı unsur olmadan rahatça oturabilir, konuşabilir ve anın tadını çıkarabilirsiniz.

4- ANILARINIZI TAZELEYİN

İster ilk buluşmada yediğiniz makarnanın kokusu, isterse onun parfümünün kokusu odayı doldurmuş olsun, duyularınızı mutlu zamanları yeniden hatırlamak için kullanın. Koku güçlü bir şekilde hafızayla ilişkilidir ve aynı zamanda nostalji yaşamak için oldukça erotik bir yöntemdir. Personality and Social Psychology Bulletin’da yayımlanan bir çalışma, nostaljinin sizi gelecek için daha umutlu kıldığını buldu.

5- BİRLİKTE FİZİKSEL BİR AKTİVİTE YAPIN

En sevdiğiniz antrenmanları beraber yaparak mutluluk seviyenizi zirveye taşıyın. Bu, birbirinizin hayatı hakkında değerli bilgiler edinmenin organik bir yoludur ve aynı zamanda bu süreçte daha fit olursunuz. Beraber terlemek sizi daha da yakınlaştıracak: Journal of Personal Psychology’de yayımlanan bir çalışma, köpeği yürüyüşe çıkarmanın ya da yatakta kitap okumanın aksine, yapacağınız alışılmadık bir etkinliğin ilişkiden alınan tatmini yükselttiğini savunuyor.

6- AYNI YATAKTA, AYNI ZAMANDA UYUYUN

Bazı çiftler gece geç saatlere kadar uyanık kalıp televizyon izlemeyi tercih ederken bazıları erken uyumayı seçer. Zamanlamanızı senkronize ederek aranızdaki yakınlığı geliştirebilirsiniz. Yatakta birbirinize iyi geceler öpücüğü vermek de bunu perçinler. Bu mümkün değilse bile haftada bir gün bunu başarmaya çalışmak da önemlidir, diyor Firstein.

7- GÜLÜN

Oldukça basit olabilir, ancak gülmek mutlu bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Kansas Üniversitesinde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, bir kadın bir erkeğin şakalarına ne kadar gülerse, ona romantik olarak bağlanma olasılığı o kadar artar. Ancak bu, erkekler üzerinde stand-up yapma baskısı yaratmamalı: Bir ilişkinin başarılı olduğunun gerçek belirtisi, iki tarafın beraber gülüyor olmasıdır. Birlikte bir komedi şovu izlemeye giderek işe başlayabilirsiniz. Daha sonrasında sadece ikinizin anlayabileceği şakalarınızın olması yakınlaşmanıza yardımcı olur.

8- ŞAŞIRTICI MESAJLAR GÖNDERİN

Dijital bir detoksta olmadığınız zamanlarda, cihazlarınızı romantik faydalar sağlamak için kullanın. Birçok çift sadece günlük, sıkıcı sorular için mesajlaşıyor: “Marketten bir şey lazım mı?” “Çocukları okuldan sonra kim alacak?” Haftada bir gün, partnerinizi sevgi dolu bir mesajla şaşırtın. Onu düşündüğünüzü belli eden ve içten bir mesaj olduğu sürece, açık açık cinsel içerikli olmak zorunda değil. Firstein, “Şahsen ben sürpriz mesajları ve genel olarak bana sürpriz yapılmasını seviyorum,” diye belirtiyor. “Rutin ve alışkanlık romantizmi öldürür. Yenilik ve sürprizler ise işlere heyecan katar.” Partneriniz muhtemelen sürpriz hediyelere ya da çiçeklere de sevinecektir fakat gerçek aşkın bir maliyeti olması gerekmez.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Sertleşme sorunu neden olur, nasıl geçer?

-

Sertleşme sorunu neden olur, nasıl geçer, sertleşme sorununa iyi gelen yiyecekler nelerdir? İşte tüm bunların cevabını detaylı bir şekilde sizin için anlattık.

Hiç çekinmeyin, her erkekte bir dönem sertleşme sorunu olabiliyor. Sertleşme sorunu bir kere oldu diye hep devam edecek değil. Türkiye’de yapılan çalışmada ise sertleşme sorunu oranının %69 olduğu ve bu oranın ilerleyen yaşla birlikte paralellik gösterip arttığı gözlemlenmiştir.  Azımsanmayacak bir yüzde sertleşme sorunu yaşıyor. Çoğu erkek ilk çare olarak eczanelerde sertleşmeye iyi gelen ilaç arıyor. Ama gözden kaçan nokta, ereksiyon soruna neden olan yiyecekler olduğu gibi, sertleşme sorunu tedavisine yardımcı besinler de bulunuyor.

Gelin sertleşme sorununuzu ilaçsız, doğal, bitkisel seçenekler ile evde çözelim. 3 maddede sertleşme sorunu nedenlerini, nasıl anlaşıldığını, cinsel gücü arttıran besinleri ve evde uygulayabileceğiniz çözüm yollarını anlatacağız.

1- Sertleşme Sorunu Neden Olur?
Ereksiyon sorununa sebep olan alışkanlıklar / yiyecekler

Eğer ereksiyon bozukluğunuz varsa, en önemli meseleniz penisiniz ve ne olmuş olabileceğidir. Fakat aslında yapmanız gereken bu duruma sebebiyet veren problemlerin köküne inmek ve genel sağlık problemlerinizi keşfetmek olmalı.

Toronto Üniversitesi’nde gerçekleştirilen araştırmaya göre ereksiyon bozukluğu yaşayan erkekler, normal durumdaki erkeklere kıyasla 2 kat daha fazla oranda tanısı konmamış diyabetle karşı karşıyalar. Bu etki orta yaşlı erkeklerde daha bile fazla: 40 ve 50li yaşlardaki erkeklerin neredeyse %20’si haberleri bile olmadan diyabet hastası.

Peki nedir bu bağlantı? Araştırmacılardan Dr. Sean Skeldon’a göre “Tedavi edilmemiş diyabet, kan damarlarınıza ve sinirlerinize zarar verir. Erekte olabilmek için bunlara ihtiyacınız var.”

“Diyabet olsam bilirdim” diye düşünüyor olabilirsiniz. Fakat problem şu ki çoğu türde belirgin, tespit edebileceğiniz semptomlar bulunmamakta. Olsa bile, genel meseleler: Yorgun hissetmek ve sık tuvalete gitmek gibi sık rastlanılacak durumlar.

Dr. Skeldon’a göre “Ereksiyon kaybı bazı erkekler için ilk işaret olabilir.”

Önce yapılması gereken şu: Eğer ereksiyon sağlayamıyor ya da sürdüremiyorsanız, bir doktor randevusunu hemen ayarlayın.

Eğer doktorunuz diyabetten şüpheleniyorsa, büyük ihtimalle aç karnına kan şekeri ölçümü isteyecektir. Eğer diyabet için risk faktörünüz yüksekse test ihtimaliniz artacaktır: Yüksek kan basıncı, yüksek kolestrol, obezite ya da ailenizin hastalık geçmişi gibi. Normal değerlerin dışında kalmanız hem kalp, hem damar sağlığınızı tehdit edebilir ve diyabet hastalığınız ilerleyebilir.

Fakat eğer testler normal sonuç verirse oral bir glikoz toleransı testi de yaptırmanız gerekebilir. Bu test bir sabah boyunca kan şekerinizin ölçülmesini sağlar, insülin direncinizi tespit edebilir ve önceki testlerde çıkmayan riskleri gösterebilir.

Böylelikle problem tam bir şeker hastalığına dönüşmeden engelleyebilirsiniz.

Ne yediğinizden, kiminle uyuduğunuza kadar uzanan bu sebepler, sizi yatakta boynu bükük bırakabilir.

Market Fişi 
Çoğu süpermarketin kasa fişi olarak kullandığı termal kâğıt ve mürekkepler, yüksek oranda Bisfenol A (BPA) içeriyor. Bu kimyasal, vücudunuzda kadınlık hormonu olan östrojen üretimini artıyor. Kaiser Permanente tarafından yapılan bir çalışma, östrojenin BPA kaynaklı diğer hormonal değişikliklerle birlikte sertleşme problemine yol açtığını gösteriyor. Bankamatik fişleri, havaalanındaki bagaj fişleri, piyango biletleri ve daha fazlasında bu BPA içeren kâğıtlar kullanılıyor. Ayrıca, sert plastiklerin ve konserve gıdaların da en büyük BPA kaynakları olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Tatlılar 
Bir dilim kek ya da bir şişe gazoz fark etmez; şeker tüketmek kanınızdaki glikoz seviyesini zıplatmaya, dolayısıyla insülin hormonunu uyandırmaya yetiyor. ABD’li ve İrlandalı araştırmacıların çalışmalarına göre, bu durum vücuttaki testosteron üretimini baltalıyor. Dolayısıyla ereksiyon olmak da zorlaşıyor. Şeker, insülin ve testosteron bağlantısı, saatlerce hiçbir şey yememiş olmanıza rağmen sabahları testosteron seviyenizin neden yükseldiğini ve sabah seksine nasıl bu kadar istekli olduğunuzu da açıklıyor.

Yetersiz Uyku 
Chicago Üniversitesi sağlıklı genç erkeklerden oluşan bir grup üzerinde yaptığı araştırmada, birkaç gece üst üste beş saat (veya daha az) uyuyanların testosteron seviyelerinde düşme yaşandığını ortaya koydu. Uyku testosteron üretiminde temel bir role sahip. Uykunuzu yeterince alamadığınızda, ki ideali 8 saattir, penisiniz göz kapaklarınızla aynı yolu tutarsa şaşırmayın.

Odanızda Uyuyan Bebek 
Yeni doğan bebeğinizi gözünüzün önünden ayıramıyor musunuz? Notre Dame ve Northwestern Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, yeni doğmuş bebeğinizin beşiğini yatak odanıza yerleştirmenin testosteron üretimini yüzde 7 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Muhtemelen bebeğinizin uykusunu bölmek istemiyorsunuz ve bu yüzden cinsel hayatınız renksiz geçiyor. Ama bilim, geceyi yavrunuzun yanında geçirmekten kaynaklanan hormonal değişimlerin, testosteron seviyenizde düşüşlere neden olduğunu söylüyor.

Soya 
Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışmaya göre, veganların öğünlerinden eksik etmedikleri soya, östrojen benzeri özellikler taşıyor ve testosteron deponuzu baltalıyor. Biraz soya libidonuzu öldürmez. Ama uzmanlar, soya ağırlıklı bir beslenme planının (farklı yiyeceklerin de soya içerdiğini hesaba katmalısınız), ereksiyonunuz için bir felaket olacağının altını çiziyor.

Kapalı Mekânda Zaman Geçirmek  
Erkeklik hormonu üretiminde D vitamini de başrol oynuyor. Almanya ve Avusturya’da yapılan bir araştırmaya göre, güneşten ya da besinlerden yeterince D vitamini alınmadığı takdirde, vücutta testosteron düzeyi en az yüzde 20 oranında düşüşe geçiyor. Endişelenmeyin, iyi bir haberimiz de var. Kol ve bacaklarınız güneş ışığına günde sadece 15 dakika maruz kaldığında, günlük D vitamini ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.

Çok Fazla Koşmak 
British Columbia Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, haftada 60 km veya daha uzun koşmanın testosteron üretimini yüzde 17 oranında azalttığını söylüyor. Araştırmanın yazarları, çok fazla koşmanın salgı bezleri ile beyin arasındaki iletişimi kestiğini öne sürüyor. Bu da sıkı koşucuların testosteron seviyelerindeki düşüşü açıklıyor.

İçki 
Muhtemelen içkinin bu listeye gireceğini tahmin etmiştiniz, zira o da bir ereksiyon düşmanı. Oklahoma Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre, seçtiğiniz içkinin karmaşık içeriği (biradaki şerbetçiotu vb), kadehinizi östrojen benzeri maddelerle süslüyor. Östrojenin erkeklik hormonuna darbe vurduğunu zaten söylemiştik. Neyse ki Wisconsin Üniversitesi’nden uzmanlar, içkinin iki kadehe kadar ereksiyonunuza etki etmeyeceğini söylüyor.

Penis vasküler bir organdır, diyor Dr. Irwin Goldstein. Atardamarlarınızı tıkayan pıhtılar penisinize giden kan akışını da etkiler. Dr. Goldstein’in dediğine göre, aslında 38 yaş üstü erkeklerde penise giden atardamarlarda daralma görülüyor. Bu yüzden ne yediğinize ve ne içtiğinize dikkat etmelisiniz.

Aşırı kilolu kişilerde ereksiyon problemi daha sık görülür. Yüksek kolesterollü ürünler yerine sağlıklı, kolesterolünüzü ve tansiyonunuzu yükseltmeyecek yiyecekleri tercih etmelisiniz. Teksas’taki A&M Fruit and Vegetable Improvement Center’daki araştırmacılar, karpuzun Viagra benzeri bir etkisi olduğunu gördü. Karpuzdaki sitrülin, damarlarınızın rahatlamasını teşvik eder, böylece penise giden kanakışında da artış görülebilir.
Ayrıca sigaradaki nikotin de damar büzücü özellik gösterir. 2011’de British Journal of Urology International’da yayımlanan çalışmaya göre, 8 hafta boyunca sigarayı bırakan erkekler, sigara içenlere kıyasla daha sert ereksiyonlara sahip oldular ve maksimum uyarılmaya diğerlerinden beş kat daha hızlı ulaştılar. Sigaradan nikotin bantlarına geçildiğinde ise bu değişiklikler görülmediğinden ereksiyon problemini yaratanın nikotin olduğu sonucuna ulaşıldı.

Ereksiyon ve ilaçlar

Dr. Baum, ilaç kaynaklı ereksiyon sorunlarının 50 yaşından büyük erkeklerde görüldüğünü söylüyor ve neredeyse 100 ilacın bu sorunun olası sebebi olduğu tespit edildi. Bu yüzden ilacınızdan şüpheleniyorsanız doktorunuza veya eczacınıza danışın. Dozaj değişimi veya farklı bir ilaca geçip geçmeme konusunda yardım alın. Ancak bu değişikliği kesinlikle kendi başınıza yapmamalısınız.

Alkol alımı ve ereksiyon

Alkol sinir sistemi depresanıdır. Size arzu verse de performansınızı düşürür. Washington Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, sarhoş erkeklerin ayık erkeklere kıyasla erekte olmak için daha çok çaba harcadığını ve yine de daha yumuşak bir ereksiyon yakaladığını gösterdi. Şu an bir probleminiz olmasa da aşırı alkol, ilerleyen zamanlarda cinsel performansınızı düşürebilir. Zaman içinde hormonal dengesizliklerle de karşılaşabilirsiniz.
Dr. Baum, “Kronik alkol kullanımı sinir ve karaciğer hasarına yol açabilir,” diyor. Bu da erkeklerde aşırı miktarda kadın hormonları salgılanmasıyla sonuçlanabilir. Normal bir ereksiyon için hormonlarınızın testosteronunuzla dengede olması gerekir.

Stres ve sertleşme problemi

Sakin, rahatlamış bir zihin, ereksiyonu sürdürmek için büyük önem taşır. İşyerinde yaşadığınız stres, günlük trafik çileniz, partnerinizle kavgalarınız veya sadık olmamanızdan duyduğunuz suçluluk duygusu, kaygı problemleri ortaya çıkararak beyninizde kimyasal değişikliklere neden olur. Yüksek anksiyete durumu sizi savaş ya da kaç durumuna sokar, yani vücudunuz kendini ereksiyon olacak kadar rahatlamış bir noktaya getiremez.
Rahatlamanın bir yolu, partnerinizle ilişkide daha samimi, duygusal bir tutum izlemektir. Ön sevişmeyi olabildiğince uzun tutun ve ereksiyonla ilgili endişelenmeden birbirinizden keyif alın; hem bedeninizin hem de zihninizin rahatladığını görecek ve sorun yaşamadan ereksiyona erişeceksiniz.

Diş sağlığı ve sertleşme sorunu

2012’de ülkemizde yürütülen bir çalışmada, ereksiyon problemiyaşayan erkeklerin diğerlerine kıyasla diş eti hastalıklarına sahip olma oranının daha yüksek olduğu görüldü. Ayrıca British Dental Health Foundation da ciddi ereksiyon sorunu yaşayan 5 erkekten 4’ünün aynı zamanda diş eti problemi olduğunu belirtiyor. Bu yüzden, düzenli olarak dişlerinizi fırçalamanızın ve diş ipi kullanmanızın faydasını, dişleriniz ve diş etlerinizden de farklı yerlerde göreceksiniz.

2- Cinsel Gücü Arttıran Yiyecekler Nelerdir? Sertleşme için ne yemeli, sertleşmeyi sağlayan bitkiler

İngiliz beslenme uzmanı Emma Wells’ten potansiyelinizi maksimum seviyeye çıkartacak beslenme planı…

2,3 milyon İngiliz, Cinsel İşlev Sorunları Kurumu’na göre (Evet, var böyle bir kurum!) sertleşme sorunları yaşıyor. “Onlar İngiliz” demeyin. Türkiye’de de klinik araştırmalar ortalama 6,5 milyon erkeğin bu sorunu yaşadığını gösteriyor. Diyabet, kalp damar sağlığı sorunları ve yüksek tansiyon; küçük dostunuzun boynu bükük kalmasının baş sebepleri arasında geliyor. Eğer bu, sürekli hale geldiyse mutlaka doktorunuza danışın. Aynı zamanda aşağıdaki menüyü beslenme listenize eklemeyi unutmayın.

KAHVALTI:

Kinoa ve böğürtlenli yulaf lapası
Kulağa klasik bir Türk kahvaltısı gibi gelmeyebilir. Özellikle Güney Amerika’da yetişen kinoa, aşina olmadığınız lifli tahıllar arasında. (Süpermarketlerde ve aktarlarda bulunabiliyor.) Ancak bu menü kan şekerinizi sabitler. İçeriğindeki lifler kolesterolü düşürür ve kan dolaşımını hareketlendirir. Böğürtlen ise damar sağlığınızı korur.

ÖĞLE YEMEĞİ:

Kepekli lavaşa salsa soslu ve avokadolu somon dürüm
Her ne kadar sofranıza sıkça uğramasa da avokado içindeki E vitamini ile penise giden kan akışını artırıyor. Somondaki omega-3 ise ruh halinizi düzenliyor. Domatesli salsa sosundaki likopen prostatınızı korumaya yardımcı oluyor.

AKŞAM YEMEĞİ:

<strong>Ayçekirdekli ızgara tavuk, misket patates ve tere
Tavuk eti, kan damarlarını saran kasları gevşeten bir aminoasit olan l-arginin barındırır. Bu da ereksiyonu yol açan kan akışına kolaylık sağlar. Tere ve misket patates yüksek oranda C vitamini içeriğiyle kalbinizi korur.

Kafein sertleşme sorununu çözer mi?

Günlük kahveniz sizi birçok anlamda uyanık tutabilir. Houston’da bulunan University of Texas Health Science Center’ın araştırmasına göre kafein ereksiyon bozukluğu yaşama ihtimalinizi düşürüyor.

Araştırmacılar günlük 2-3 kupa kahve miktarında kafein tüketen insanların, bu uyarandan kullanmayan erkeklere oranla daha az miktarda ereksiyon bozukluğu probleminden muzdarip olduğunu söylüyor.

Araştırmanın yürütücülerinden Dr. David Lopez’e göre bu bağlantının en güçlü olduğu kişiler kilo fazlasına sahip erkekler. Fakat araştırmacı farklı kilo gruplarındaki insanların da araştırılması gerektiğini söylüyor.

Araştırmacılardan Dr. Run Wang’e göre ise kafein Viagra gibi ereksiyon bozukluğu ilaçlarıyla benzer özelliklere sahip. Bu uyaran bir seri etkiyi tetikliyor ve bu da penisteki arterlerin rahatlamasını ve kan dolaşımının gelişmesini sağlıyor. Bu iki durum da daha güçlü ereksiyon demek.

Yumuşama mı hissediyorsunuz? Men’s Health üroloji danışmanı Dr. Larry Lipshultz’a göre suçlanması gereken önünüzdeki göbek. Şiş bir göbeğe sahip olmak vasküler fonksiyonlara zarar vererek kan dolaşımınızı rahatsız ediyor.

Zeytin yağı sertleşme sorununa iyi geliyor

Ereksiyon sorunları yalnızca İngiltere’de 5.6 milyon erkeğin yakasına yapışmış durumda. 40 yaşın üzerinde erkeklerin %40’ı kendilerini biraz “sönük” hissediyorlar.Fakat yapılan araştırmalar bu sorunlara karşı alınabilecek en büyük önlemlerden birinin “zeytin” olduğunu ortaya koymuş. Zeytinin içerdiği doğal yağ, “iyi niyetli” diyebileceğimiz monounsaturated yağlar konusunda oldukça zengin. (Aynı zenginlik avokado, fıstık ve yağlı balıklarda da bulunuyor.) Journal of Applied Physiology dergisinde yayımlanan bir araştırmada, beslenme programlarında bu tip “iyi huylu” yağlar bulunan erkeklerin daha yüksek testosteron oranlarına sahip olduklarını ve daha güçlü cinsel hayatlara sahip olduklarını söylüyor.  Kalp rahatsızlıklarına karşı nasıl koruyucu olduğunu ise söylememize gerek yok herhalde.

3- Ereksiyon Sorununa Evde Çözüm Yolları Nelerdir?

Sigaradan kaçının

Kentucky Üniversitesi araştırmacıları da sigaranın iktidarsızlığa sebep olduğu konusunda hemfikir… Ancak bu yetmiyormuş gibi bir de penisin ereksiyon boyunu etkilediğini belirtiyorlar. Araştırmalar sigara içenlerin penislerinin içmeyenlere göre daha küçük olduğunu gösteriyor. Zira sigara sadece kan damarlarına zarar vermekle kalmıyor, penis dokusunu da tahrip ederek hem elastikiyetini kaybetmesine neden oluyor hem de esnemesini engelliyor.

Penisinizi çok zorlamayın

Seks sırasında yanlışlıkla yapılan zorlayıcı hamleler ‘corposa cavernosa’nın (kan ile dolup genişleyen ve penisin sertleşmesini sağlayan kanallar) parçalanmasına neden olabiliyor. İnanmıyor musunuz? O halde partnerinizin pübik kemiğinin bir ağacın gövdesiyle aynı yoğunluğa sahip olduğunu söylesek yeterli mi? Tam bir parçalanma halinde iç kanamayı durdurmak ve kalıcı bir hasar riskini engellemek için 24 saat içinde cerrahi müdahale gerekir. Kısmi bir yırtık o kadar ciddi olmasa da, sonrasında problemlere neden olabilir. Corposa’nın iç duvarı zaman içinde iyileşse de esnekliğini kaybedeceği için seni eğrilik, ağrı ve en sonunda da iktidarsızlık problemleri ile baş başa bırakabilir. Kendinizi korumak için partnerinizin üstte olduğu zamanlar dikkatli olmalısınız, çünkü hasara en çok yol açan nedenlerin başında bu pozisyon geliyor. Aman dikkat…

Taksiyi unutun, yürüyemeye başlayın

Penis arterlerini tıkayan tortular ereksiyona geçmenizi zorlaştırır. Oysa günde 3 kilometre yürüyerek ereksiyon problemi yaşama riskini yarı yarıya düşürebilirsiniz (30 dakikalık ağırlık çalışması da aynı işi görüyor). Arterleri her ne kadar tıkanabilen basit borular gibi ifade etsek de süreç aslında biraz daha karmaşık: Kan damarlarının iç duvarı aslında kimyasalların üretilip kan dolaşımına salındığı aktif bölgelerdir. Egzersiz yapmak ise bu duvarların daha sağlıklı, temiz ve esnek olmasını sağlar.

Çok esneyin

Esnemek ve ereksiyon olmak pratikte aynı şeydir. İkisi de nitrik oksit denen bir kimyasal tarafından kontrol edilir. Beynin salgıladığı bu kimyasal ya ağzın açılıp nefes almasını kontrol eden nöronlara ya da omurilik boyunca penisi besleyen kan damarlarına doğru seyahat eder. Bazen ikisini birden de yapabilir (bu yüzden büyük bir esneme aşağı bölgede de bir ürperti hissettirir). Tabii size ağzınız açık bir ön sevişme tavsiye etmiyoruz. Ancak kendinize şu anda esnemek için izin verirseniz, gün boyunca iyi ve sağlam bir ereksiyona giden nörokimyasal yolları temizlemiş olursunuz.

Seks sonrası hemen uyuyun

Penisinizin de uyumaya ihtiyacı olduğunu unutmayın. Penisiniz siz uykudayken 3 ila 5 saat boyunca ereksiyon olur. Gece su içmek ya da tuvalete gitmek için uyandığınızda tanık olduğunuz da bu sürecin ta kendisidir. Bu ereksiyonlar gecelerinizi ilginçleştirmekten ziyade oksijenlenmiş taze kanla iyice beslenen penisin yeniden şarj olması içindir. Teorik olarak ne kadar çok gece ereksiyonunuz olursa, erektil dokunuz da o kadar esnek olur.

Düzenli diş fırçalamamak size kötü nefesten fazla sıkıntılar yaratabilir.

Kötü bir nefes, sararmış dişlerin cinsel hayatınıza zarar verebileceğini zaten biliyorduk. Fakat Journal of Sexual Medicine’in araştırması dişlerinizin parlaması için yeni bir sebep sunuyor. Bu kötü yanların ötesinde düzenli diş fırçalamamak 3 kat daha fazla ereksiyon bozukluğuna yakalanma riski yaratıyor.

İnönü Üniversitesi’nin araştırmacıları yaşları 30 ile 40 arasında değişen, yarısı ereksiyon bozukluğu yaşayan diğer yarısı ise yaşamayan 160 kişinin diş etlerini incelemiş. Erektil disfonksiyonu olan erkeklerin, yüzde 53’ü iltihaplı diş etlerine sahip ve kontrol grubuyla karşılaştırıldığında bu oran %23.

Yaş, vücut kitle indeksi, eğitim seviyesi gibi faktörler dahil edildiğinde dahi, şiddetli periodontal hastalığı olan erkeklerin sağlıklı diş etleri ile erkeklere göre erektil disfonksiyon yaşama ihtimalleri 3 kat daha fazla.

Peki neden?

Araştırmayı yürüten Dr. Fatih Oğuz’a göre “Birçok çalışma, kronik periodontitis sorunlarının ereksiyon sorunları ile bağlantılı olan koroner kalp hastalığı gibi damar hastalıklarına neden olabileceğini gösteriyor.”

Çin’de bulunan Luzhou Medical College’ın araştırmacıları ise başka teorilere sahip: Reriodontitis vücudun ereksiyon sağlamakta ihtiyaç duyduğu eNOS enziminin salgılanmasını sınırlıyor. Yani eNOS yoksa ereksiyon da yok.

Peki periodontitis nedensel bir faktör mü veya erektil disfonksiyon ile ilgili sadece bir semptom mu? Thomas Jefferson University’nin Üroloji Departmanı’nın başkanı olan Dr. Leonard Gormella’ya göre kesin bağlantılar kurulmadan önce inflamatuar konularının daha fazla araştırılması gerekli.

“Periodontal hastalık bir inflamatuar bozukluğu olarak kabul edildiğinden, ereksiyon bozukluğunun ilerlemesinde bir neden olabilir.”

Ne yapmak lazım?: Bilimsel olarak ereksiyon bozukluğu ile diş fırçalamak arasındaki bağlantı tam olarak sağlanmamış olsa da, düzenli fırçalamak size bembeyaz dişler ve özgüven yaratacaktır. Bu da performans gerilimi yaşadığınızda elinizin mavi haplara gitmesini engelleyebilir.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Sabah ereksiyonu yaşamak

-

Sabah ereksiyonu hakkında merak ettiğiniz bir soruyu yanıtladık.

Sabah ereksiyonu yaşıyor musunuz? Evet mi? Harika. Gününüze başlayın. Hayır mı? Peki… Bir sorun olabilir. Bu, ürologların sertleşme sorunu yaşayan erkeklere sorduğu ilk sorulardan biridir, diyor Dr. Brahmbhatt. Sertleşmiş olarak uyanıyorsanız kaputun altındaki her şey çalışıyor demektir. Bu yaşanmıyorsa, yaşam tarzıyla ilgili -“stres, anksiyete, uykusuzluk ve ilişki sorunları gibi şeyleri hesaba katın,” diye açıklıyor- veya medikal bir problem olabilir. “En büyük penise sahip olsanız da penisiniz vücudunuzdaki en küçük damarlardan bazılarına sahiptir.” Yeterli kan akışı yoksa yumuşak olursunuz. “Bu yıl ereksiyon sorunuyla geldikleri için birkaç erkekte erken kalp hastalığı bulduk,” diyor Dr. Brahmbhatt.

Sabah ereksiyonu neden olur? Herkes merak ediyor. Bize de açıklamak düşüyor.

Sabahın 4’ü. Yatakta uyurken, aniden uyanıveriyorsunuz. Hiç de yatağa girdiğiniz gibi değilsiniz. Çünkü erekte olmuşsunuz.

Gece uyumadıysanız, durduk yere ereksiyon olmazsınız pek. Fakat bu halin oluşma ihtimali, gece boyunca 3-5 kat artıyor.Sex for Grown-Ups kitabının yazarı Seksolog Dr. Gloria Brame, ergenlerde ve genç erkeklerde hormonların en üst seviyeye çıkmasına bağlı olarak ereksiyon sıklığının ve boşalma ihtiyacının arttığını söylüyor. Doğal olarak, erkekler yaşlandıkça da bu durum testosteron seviyesine ve cinsel fonskiyonlardaki değişime de bağlı olarak düşüşe geçiyor.

Sabah ereksiyonunun nedeni nedir?

Sabah ereksiyonunun cinsel rüyalardan kaynaklandığına dair eski bir inanış söz konusu. Fakat uzmanlar bu konuda ikna olmuş değil.

İlişki koçu ve seksolog Dr. Uta Demontis, sabah ereksiyonunun gece görülen rüyalarla hiçbir ilişkisinin olmadığını, anne karnındayken de bebeklerde spontane ereksiyonlara rastlandığını belirtiyor. Ona göre sabah ereksiyonunun nedeni, erkek vücudunun gecenin ortasında penise taze kan akışı ile oksijen sağlama ihtiyacı olabilir.

Brame, ” Sabah ereksiyonunu hormonal sıçramalara bağlıyorum ve ereksiyonun ya da cinsel rüyaların da penisin en duyarlı olduğu uyku evresinde bu değişimlerden kaynaklandığını düşünüyorum.” diyor.

Peki neden gün ortasında aniden erekte olmuyoruz?

Gün içerisinde, insan beyni bir anti-ereksiyon kimyasalı yayıyor ve istenmeyen ortamlarda durduk yere erkete olmamızın önüne geçiyor.

Uyku sırasında ise bu denge unsuru ortadan kalkıyor. Ereksiyon da özgürce oluşabiliyor.


Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com