Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDEN DAHA NORMAL OLAN 5 CİNSEL FETİŞ

-

 

fetishSizi temin ediyoruz; kendinizi garip hissetmeden ayaklara ilgi duyabilirsiniz.

“Fantezi” kulakta nasıl tınlıyor? Üçlü ilişkiler, seksi sarışınlar ve çeşitli seks oyunları. Peki ya “fetiş”? İnsanların telaffuzundan çekindikleri bir kelime. Aslında “fetiş” de spesifik bir “fantezi”‘den başka birşey değil. Hatta tahmininizden çok daha fazla insanın sahip olduğu bir fantezi.

Alternatif cinsel davranışlar konusunda uzman bir seks terapisti olan Scott Jacobey şöyle açıklıyor: “Eğer 10 üzerinden 10 şiddetinde bir fetişi düşünürseniz (bir bodrum katında zincirlere vurulmuş, bir demir bloğa gerilmiş herhangi biri) bu insanlara garip ve alışılmadık gelebilir. Ama 2 şiddetinde bir fetiş son derece normal ve gerçekçi görünebilir. Örneğin partnerine “beni yatak başına bağlayabilir misin?” diyen bir kişi.”

Yani; fetişlere sahip olmak illa kürklü kostümler ya da yetişkin alt bezleri giymek istemek demek değil. Emory Üniversitesi’nde cinsel fetişler çalışan Samantha Leigh Allen’a göre genellikte çocukluk döneminde kurduğumuz, cinsel olmayan bir obje ya da aksiyonla kurduğumuz ilişki fetişin ta kendisi. Allen’a göre bu kişiler fetişlerini çoklukla hayatlarına entegre etmeyi de başarabiliyorlar.

Peki en yaygın olan “garip” cinsel ilgiler neler ve partnerinizin bunu benimsemesini nasıl sağlarsınız?

AYAKKABI FETİŞİ: 

Shoebuy.com’da yapılan bir ankete göre 5 kadından 1’i yeni bir çift ayakkabıyı cinsel partnerlerinden daha çok heyecanlandırıcı buluyorlar. Peki stilettoların kendisinin cinsel arzuyu körükleyen birşey olması? Genellikle erkeklerin ilgi duyduğu bir durum. “Topuklu ayakkabı çok erotik imaja sahip. Feminen güç ve çekiciliğin agresif bir sembolü. Özellikle kadınlar tarafından domine edilmek istenen erkekler için” diyor Allen. Bazı durumlarda ayakkabılara duyulan ilgi gerçek cinsel birleşmeden kaçınmak olarak da görülebilir. Jacoby’e göre bu ilgi “kadınlara indirekt şekilde hissedilen fanteziler”‘in bir dışa vurumu.

Gerçek olsun: Eğer sizi heyecanlandıran kadın gücüyse kız arkadaşınızdan akşam yemeği için giyeceği topuklu ayakkabıları sizin seçmek istediğinizi rica edin ve sizi en çok heyecanlandıran ayakkabıyı seçin. Gecenin sonunda aksiyona devam ederseniz stilettolarını çıkarmamasını isteyin. Eğer sizi asıl heyecanlandıran ayakkabının dokunuşlarıysa (açık görüşlü bir partneriniz varsa) kendi showunuzu yaptıktan sonra ayakkabılarla partnerizin ayağındayken ilgilenin, sonuçta bir ayakkabıyla mastürbasyon yapmaktan her türlü daha iyidir.

AYAK FETİŞİ:

International Journal of Impotence Research‘de yakınlarda yayınlanan bir araştırmaya göre ayaklar ve ayak parmakları en çok şehvet duyulan vücut noktaları. Nasıl yani? “Ayağa odaklanmak bir alçakgönüllülük ifadesi, sanki sadece ayağına dokunacak kadar iyiyim gibi.” diyor Jacoby. Widener University’de insan cinselliği konusunda profesör olan Justin Sitron’a göre tanım daha basit: “Çocukluk veya gençlik döneminde yalnızca ayağa dokunabilme, erişebilme şansı olabiliyor. Ayağın kendisi erotize birşey haline geliyor.”

Gerçek olsun: İyi haber: Birçok kadın için bu fetiş o kadar da garip olmayabilir, sonuçta arzu nesnesi hala onun vücudunun bir parçası. Allen’ın dediği gibi “Ayak her zaman vücudun bir parçası, ayakkabı ise değil.” Bu fetişi önsevişmeye dahil etmenin en kolay yolu partnerinize pedikür ya da ayak masajı yapmayı teklif etmek. Sonuçta kültürel olarak da bu istekler rahatsız edici görünmeyecektir. Ayaklarına masaj yaparken onlara olan hayranlığınızı daha rahat ifade edebilirsiniz.

POPO FETİŞİ:

Birçok erkek kıvrımlı bir popoyu beğenecektir, Instagram fenomeni Jen Selter’ı hatırlayın. Fakat bazıları daha belirgin beğenilere sahip; çok geniş basenler ya da süper sıkı popolar gibi. Bunun bir ismi bile var: pygophilia. Birçok fetiş çocuklukta tetiklenen beğeniler, arzular gibi öğrenilmiş durumlardan kaynaklanmakta fakat erkeklerin popolara olan ilgisi daha doğuştan, doğal bir ilgi. Jacoby şöyle diyor: “İnsan türü popolara doğuştan ilgi duyuyor. Bu hem erkekler hem kadınlar için geçerli.

Gerçek olsun: Güzel bir popo için beğeniyi herkes anlayabilir. Bu fetiş gündelik ilişkilere en kolay entegre olan fetiş türü olabilir. Bazı cinsel pozisyonları tercih edebilirsiniz; doggystyle veya reverse cowgirl gibi görüşünüzü ve dokunuşunuzu kolaylaştıracak olanlar. Eğer partnerinizin de hoşuna gidiyorsa popoya küçük bir tokat neden olmasın?

BAĞLANMAK:

Bağlanmak sizi tahrik ediyor mu? Tahmin edelim; yatak odasının dışında dominant bir karaktere sahipsiniz. Jacobey’e göre “İnsanlar cinsellikte hayatlarında pek olmayan şeyleri ararlar. Eğer insanlar kendilerini güçlü gören, işlerinde otoriter pozisyonlara sahip kişilerse cinsellikte farklı şeyler ararlar. Bağlanmak gerçek bir fetiş gibi görülmeyebilir çünkü artık popüler ve normal birşey haline geldi. Jacoby’e göre bu fetiş oldukça “erişilebilir”; “Bağlanmak deri gibi erotize objelerin kullanılması için kolay bir alan olarak görülüyor. Kültürel olarak deri çok güçlü bir materyal, deri ceketli motorcu kötü çocuk arketipi gibi.”

Gerçek olsun: Başlangıçta en haşin ekipmanları ortaya dökmenin gereği yok. Daha az tehdit edici görünen gündelik eşyalarla başlamak en iyisi; kravat, bornoz ipi gibi. Eğer deriyi kafaya koyduysanız, cırt cırtlı malzemeleri tercih etmeniz çıkarmak kolay olduğundan daha rahatlatıcı görünecektir. Son görmek isteyeceğiniz karşınızda panikleyen ve çıkaramadığınız ipleri çözmeye çalışan birisi olacaktır.

RÖNTGENCİLİK:

Archives of Sexual Behavior’de yayınlanan bir araştırma erkeklerin yüzde 10’unun en az bir kez röntgencilik yaptığı. Jacobey’e göre “birçok insan başka insanları sevişirken görmekten keyif alır, bundan dolayı pornografi erkekler arasında daha popüler.” Peki insanları gözetleme fikrimizin çıkış noktası neresi? Çocukluğumuzda seks bizim için yasak, sadece yetişkinlerin alanına giren bir durumdur. Bunun gibi tabular çocukluktan itibaren başka insanları gözetleme isteğini tetikler.

Gerçek olsun: En ekstrem halinde bahsi geçen durum illegaldir ve suçtur. Eğer yeterli yakınlıkta değilseniz bu mutlaka partnerinizi de ürkütecektir. Gene de paylaşmadan duramıyorsanız, partnerinize sormadan ideal olacaktır. Belki onun için limit beraber porno izlemektir. Ya da beraber otel odalarında sevişen insanları izlemeye çalışırsınız, kim bilebilir!

 

SEKS & İLİŞKİLER

İlk kadın mı erkek mi orgazm olmalı?

Umut Doğan Yıldız

-

İlk orgazm olması gereken kişi kadın mı olmalı yoksa erkek mi?

Erkek ve kadınlarda cinsel istek

Cinsel istek erkek ve kadınlarda farklıdır. Erkek bir anda cinsel istek duyabilir ve çabuk sönebilir bu istek. Kadın ise yavaş yavaş cinsel istek duymaya başlar ve bu istek geç söner.

Erkeklerde cinsel istek bir anda artar ve uygun ortam ve partner varsa  penis-vajen ilişkisi meydana gelir. Ardından bir haz ve orgazm oluşur ve sonrasında ani bir düşüş olur.

Kadınlar art arda orgazm olabilir

Kadınların cinsel isteğinin erkeklerdeki gibi bir anda değil yavaş yavaş arttığı bir gerçek. Seks esnasında yaşanılan orgazm sonrasında bile, erkeklerdeki gibi bir anda sönüş olmaz, kadınlar uygun bir uyaranla tekrar orgazm olabilirler.

Erkeklerin haz alma süresi kadınlara bağlı

Erkeklerin haz süresi kadınlara bağlıdır diye düşünebiliriz. Bu nedenle, kadın mı erken orgazm olmalı yoksa erkek mi sorusunun cevabı: ilk olarak kadının orgazm olmasıdır.İlk orgazm olan kadın olursa eğer, devam eden cinsel ilişkiden kadın haz almaya devam eder ve erkek de hala haz alır. Bu da cinsel ilişkinin süresinin uzamasına neden olur.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Cinsel işlev bozukluğu

Umut Doğan Yıldız

-

Yapılan araştırmalar her 3 kişiden 1’inin cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koyuyor. Cinsel işlev bozukluğunun başlıca sebebi ise depresyon.

Depresyon, cinsel işlev bozukluğuna neden oluyor

Cinsel yaşam, bireyin ruhunu ve bedenini tanıması ile başlıyor. Bedensel ve ruhsal bazı hastalıklar ise cinsel yaşam sorununa yol açıyor. Depresyon başta olmak üzere, birçok psikiyatrik hastalığın cinsel yaşamı etkilediğini belirten uzmanlar, her 3 kişiden birinin yaşamının bir döneminde en az 1 kez cinsel işlev bozukluğu yaşadığına dikkat çekti.

Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Dilek Meltem Taşdemir Erinç, cinsel işlev bozukluğu hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Cinsel yaşam bireyin kendi ruhsallığını ve kendi bedenini tanıması ile başlar. Bedensel ve ruhsal bazı hastalıklar cinsel yaşam sorunu olarak çiftleri etkileyebilir” diyen Erinç, “Sağlıklı beden ve sağlıklı bir ruhsal yapının yanında birbirini seven, karşılıklı güvenle örülü ilişkilerde doyumlu bir cinsel yaşam mümkündür” dedi.

Hastalıklar, cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor

Yrd. Doç. Dr. Dilek Meltem Taşdemir Erinç, cinsel yaşamı olumsuz etkileyen hastalıklar hakkında şu bilgileri verdi:

Hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp yetmezliği gibi kalp-damar sistemi hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer hastalıkları, solunum yetmezlikleri, bazı genetik hastalıklar (penisin yapısal ve doğumsal hastalıkları, kadın genital organı hastalıkları), diyabet, tiroid hastalıkları, Parkinson hastalığı, epilepsi, omurilik yaralanmaları, tümörler, bazı ilaçlar, geçirilmiş ameliyatlar (prostat ve karın içi ameliyatları) ve büyük damar ameliyatları gibi çok geniş bedensel hastalık grubu cinsel işlev bozukluğu sebebi olabilir.

Psikiyatrik hastalıklar, cinsel işlev bozukluğuna yol açıyor

Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik hastalık; kaygı bozukluğu, performans kaygısı, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk, şizofreni gibi psikotik bozukluklar, kişilik özellikleri, beden algı bozuklukları, fobiler veya kaçınmalar, cinsel sapkınlıklar, evlilik sorunları, gebelik korkusu, yas ve stres unsuru olabilecek yaşam olayları, toplumsal cinsiyet rollerine atfedilen her unsur cinsel işlev bozukluğu sebebi olabilir.”

Cinsel işlev bozuklukları nelerdir?

Yrd. Doç. Dr. Dilek Meltem Taşdemir Erinç, cinsel işlev bozukluklarını şöyle sıraladı:

1.“İstek bozuklukları: Cinsel istekte azalma bozukluğu, cinsellikten tiksinme bozukluğu,

2.Cinsel uyarılma bozuklukları: Kadında cinsel uyarılma bozukluğu, erkekte sertleşme bozukluğu,

3.Orgazm ile ilgili sorunlar: Kadında ve erkekte orgazm bozukluğu, erken boşalma cinsel ilişkide ağrı duyma veya vajinismus cinsel işlev bozuklukları olarak sıralanabilir.”

Her 3 kişiden 1’i cinsel işlev bozukluğu yaşıyor

“Kültürler arası yapılan araştırmalarda farklı kültür ve ülkelerde farklı oranlarda cinsel sorunların yaşandığı; ancak ortak olarak ‘sık rastlandığı’ söylenebilir” diyen Erinç, çok sayıda çalışmanın değerlendirilmesinde her 3 kişiden 1’inin cinsel yaşamının herhangi bir döneminde en az bir kez cinsel işlev bozukluğu yaşadığının saptandığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Dolayısıyla riskli popülasyon ‘genç erişkinlik dönemi’dir denilebilir. Ergenlik dönemi, gebelik,loğusalık, menopoz gibi yaşamın fizyolojik-bedensel değişimlerinin olduğu özellikli dönemler cinsel işlevler ve cinsel eğitim açısından özel ilgiyi hak eder.

Türkiye’de cinsel sorunların en önemli kaynağı: Eğitimsizlik

Ülkemizde yapılan bir çalışmada cinsel sorunlarının en önemli kaynağının %62 ile eğitimsizlik ve bilgisizlik olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla cinsel eğitimden yoksun her yaş ve cinsiyetten birey risk altındadır diyebiliriz. Örneğin; plansız gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalık korkusu gibi eğitimle giderilebilecek konular, önlemlerin önceden alınmış olması ve önlemlere dair bilgi sahibi olmak, olası cinsel işlev bozukluğunu engeller. Cinselliğe ilişkin mitleri yani yanlış inançları, yanlış bilgi ve koşullanmaları düzelterek cinsel yaşam sorunlarının çözümüne yardım edilebilir.”

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Sevgiliyken ayrı yaşamayı seçmek

Umut Doğan Yıldız

-

Sevgiliyken ayrı yaşamayı seçen insanların hayatlarına bir göz atın.

Derleyen: Zeynep İlayda Zafer

Bu bir ayrılık konuşması gibiydi. Yaklaşık bir yıldır beraberlerken, bir gün Laurel yatakta Joey’e dönüp, “Bunun genelde insanların birlikte yaşamayı konuştukları aşama olduğunu biliyorum ama ben bunu yapmak istemiyorum,” dedi.

45 yaşındaki Joey içinde bir rahatlama hissetti. 35 yaşındaki Laurel ise Joey rahatladığı için rahatlamış hissetti.

Austin’li çift şimdi sekiz yıldır beraber ve bu süre boyunca hep ayrı yaşadılar. Aynı sitede farklı bloklarda yaşamalarından bahsetmiyoruz. Farklı posta kodları olan mesafelerden bahsediyoruz. Birinin evinden diğerine giderken 45 dakikalık bir dizi bile izleyebilirsiniz. İkisi de birbirlerine oldukça bağlı olduklarını söylüyor. Sadece beraber yaşamak istemiyorlar. Asla.

Bu, evliliğin söz konusu olmadığı anlamına gelmiyor. Fakat evlenseler bile birlikte yaşamayacaklar. Yaşamak zorunda kalsalardı, ikisi de ayrı yatak ve çalışma odalarına ihtiyaç duyardı.

Laurel, “Aslında birbirine bitişik müstakil evlerde yaşasak çok güzel olurdu,” diyor.

Öncelikle, ikisinin de belli bir yaşam tarzı var. Joey’nin evi karanlık ve oturma odasında projeleri üzerinde çalışabilmesi için büyük bir masa var. Laurel’in eviyse aydınlık, ferah bir şekilde dekore edilmiş ve evcil kuşları için bol bol alana sahip. Evet, kuşlarıyla yaşıyor ancak Joey’le yaşamak istemiyor. Joey’nin ise buna bir itirazı yok.

Facebook’un onların ilişki tarzı için özel bir ilişki durumu önerisi yok fakat sosyologlar buna Living Apart Together (Birlikte Ayrı Yaşama) diyor. Bu isim kulağa distopik bir destekli yaşam tesisi gibi gelse de, sayıları giderek artan birçok çiftin anlaşmalı uzak yaşama isteklerini özetliyor.

Montreal’den bir yapımcı olan ve bu trendle ilgili bir belgesel hazırlayan Sharon Hyman, LAT çiftlerini “ayrı çiftler” olarak adlandırıyor. “Bu yaşam tarzını giderek daha fazla çift tercih ediyor,” diyor. Ohio’da bulunan Bowling Green State Üniversitesi’ndeki Center for Family and Demographic Research’te yakın zamanda yapılan araştırmalara göre, bu oran Amerika’da yüzde altı, yedi civarında. Partnerlerin yüzde 67’si de 34 yaşından büyük. “Filmim için röportaj yaptığım insanların çoğu daha önceden evli, birlikte yaşamış, çocukları olan insanlar,” diyor Hyman. “Daha önce bunu denemişler ve tekrar aynı şeyi yapmak istemiyorlar.” Belki de bir şey keşfetmek üzereler. Geri kalanımız gibi, ayrı çiftler de kendi ilişkilerinde alan ve yakınlık, bağımlılık ve bağımsızlık arasındaki dengeyi test ediyor. Sadece onlar bunu biraz daha ileriye götürüyor.

Bu dengeye olan ihtiyacımız son derece biyolojik: Dünyayı keşfetmek ve bir birey olarak gelişebilmek için bağımsızlığa ihtiyaç duyarız. Calabasas, Kaliforniya’dan psiko-biyoloji odaklı bir çift terapisti olan Psikolog Stan Tatkin’e göre, aynı zamanda sağladığı güven hissinden dolayı başka bir insana bağlanmaya da ihtiyacımız vardır. Alan ve yakınlığa gösterdiğimiz bireysel tolerans – ve boğuluyormuş ya da terk edilmiş gibi hissetmeye olan eğilimimiz – çocukken ebeveynlerimize ne kadar yakın olduğumuza ve geçmişte yaşadığımız ilişkilerden nasıl etkilendiğimize kadar gider. “Asıl soru, insanların birbirlerinin toleransına ne kadar toleranslı olduğudur,” diyor Tatkin. Güçlü çiftler daha esnektir, diyor. Partnerlerinin çok yakın ya da çok uzak olması onlar için bir tehdit oluşturmaz.

İlişkilerinde doğru aralığı bulmaya çalışan bizler, çözmek zorunda kalacağımız anlaşmazlıklarla karşı karşıya kalacağız. Tam da bu noktada ayrı çiftler gibi düşünmek yardımcı olabilir. Biriyle minicik, tek odalı bir ev paylaşıyor olsanız bile, bu tavsiyeler aklınızda bulunsun:

KENDİ “BEN” ALANINIZI BELİRLEYİN

This Is 40 filminde Paul Rudd’un canlandırdığı karakterin karısından ve çocuğundan kaçıp kendi kendine biraz zaman geçirmek için tabletiyle tuvalette saklandığı sahneyi hatırlıyor musunuz? Pek de ideal bir an sayılmaz. Ayrı çiftlerin kişisel alana ihtiyaç duyduklarında her zaman gidebilecekleri kendilerine ait evleri vardır. Birlikte yaşayan çiftler de tuvaleti işgal etmeden evin içinde kendi ilgi alanlarıyla baş başa kalabilecek yerler belirleyebilirler. “Müzik odası, dikiş odası, her ne olursa,” diyor Tatkin. “Bununla ilgili uzlaşabildiğiniz ve bunu karşılayabildiğiniz sürece…” How We Live Now’ın yazarı Bella DePaulo, metrekare bakımından sıkıntı yaşıyorsanız, köpeğinizi yürüyüşe çıkarmak gibi kendi kendinize kalabileceğiniz bir ritüel bulmanızı tavsiye ediyor.

DİJİTAL BİR ÇİZGİ ÇEKİN

Bazen hayatlarımız o kadar iç içe geçmiş bir hâle geliyor ki kendi alanımızın nerede bittiğini ve başkalarınınkinin nerede başladığını kestirmek zor oluyor. Bu, sizin “like”larınızın onun “like”larına dönüşmesi gibi, çevrimiçi alana da yayılabilir. Beraber geçireceğiniz zamanı planlamak için Google takvimi kullanmak ya da çocukların okul veya doktor zamanıyla ilgilenmek için ortak bir e-mail adresi kullanmak iyi bir fikir olabilir. (Tatkin, “Şeffaflık hayatı kolaylaştırır,” diyor. “Bir şeyleri saklamak efor ister.”) Ancak ortak Instagram hesabı sadece ikinizin değil arkadaşlarınızın da başına bela olacaktır. Kendinize ait e-mail, telefon ve bilgisayar şifrelerinizin olması, dijital bağımsızlığınızı sürdürmenize yardımcı olur.

BIRAKIN İLGİ ALANLARINIZ SADECE SİZİN OLSUN

“İkinizin de suçluluk duymadan tek başınıza ya da arkadaşlarınız veya ailenizle yapabileceğiniz belirli şeyler olduğu konusunda anlaşın,” diyor DePaulo. Laurel ise “Ben asla bir Marvel filmine gitmeyeceğim ve Joey de benimle beraber Belle and Sebastian konserine gelmek zorunda değil,” diye belirtiyor. Kendi başınıza bir şeyler yapmak birbirinize olan tutkunuzu canlı tutabilir. The New “I Do” kitabının ortak yazarı Vicki Larson, ünlü psikoterapist Esther Perel’in 7/24 yakın olduğunuzda erotizmin var olamayacağını savunan düşüncesini örnek gösteriyor – özellikle de işin içine eşofmanlar girdiğinde. “Bir kişiyle beraber olma arzunuzun devam edebilmesi için o kişiyi arada sırada özlemeniz gerekiyor,” diyor Larson. Joey ve Laurel bunun doğru olduğunu biliyorlar. Laurel, “Birinin yanında her gün vakit geçirmezseniz bu yapay bir açlık yaratır,” diyor. Cuma günleri Joey’e gidip geceyi onunla birlikte geçirmek için sabırsızlandığını söylüyor.

GERÇEKTEN BERABER OLUN

Ayrı çiftler sürekli birbirlerinin etrafında olmadıklarından, beraber geçirdikleri vakitlerde tamamen birbirlerine odaklanıyorlar. “Ne zaman Laurel’le bir araya gelsek bu bir randevu gibi geçiyor,” diyor Joey. Aynı evde yaşayan çiftler fiziksel olarak beraber olsalar da farklı cihazlara odaklanmış oldukları için aslında iki farklı gezegende yaşıyorlarmış gibi olabilir. Buna “paralel oynama” deniyor ve genellikle gelişme çağındaki çocuklarda gözlemleniyor. Gelişme çağındaki çocuklar da öfkeli olmaya eğilimli olabiliyorlar ve onlarla vakit geçirmek her zaman eğlenceli olmuyor. Fakat ikiniz de yetişkin olduğunuza göre, yan yana değil beraber bir şeyler izleyin. Succession serisine devam edebilen çift ilişkide de devam eder.

Bu süreçte zorluklar da olacaktır. “Çok sık ve sürekli devam eden uzaklık ilişkiyi bitirebilir,” diye uyarıyor Tatkin. Joey de Laurel de bu kadar uzak yaşıyor olmaktan hoşlanmıyorlar. Spontane gelişen seksi bırakın, bir sorun olduğunda birbirlerine ulaşmaları bile uzun sürüyor. (Yakınlığın bu ihtimali artırdığını söylemek mümkün.) “İki tarafın da yalnız ya da ihmal edilmiş hissetmemesi için iletişim çok önemli,” diyor Joey. Eğer iki taraftan birinin birlikte (ya da ayrı) zaman geçirmeye daha çok ihtiyacı oluyorsa, bunu diğerine mutlaka söylüyor. Böylece fiziksel olarak uzak olsalar da duygusal olarak o kadar da uzak olmadıklarından emin oluyorlar.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com