Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

DOĞAL İLACINIZ SEKS

-

 

Yatak odasının mucizelerle dolu olduğu bilinen bir gerçek. Hele ki söz konusu olan sağlığınızsa…

İnanması zor ama seksin işe yaradığı tek şey size inanılmaz zevkli saatler yaşatması değil. Zira seks tam anlamıyla bir multivitamin, antioksidan ve antibiyotik deposu gibi çalışıyor. Hatta öyle ki sadece seks yaparak grip ve soğuk algınlığından kanser gibi amansız hastalıklara yaşlanmadan uyku problemlerine kadar pek çok derdinize deva bulabiliyorsunuz.

Kısacası sağlıklı bir erkek olmak yolunda atacağınız adımlar pek de sıkıntı verici görünmüyor. Yeter ki yatak odasında asla boş durmayın ve her daim en iyi performansı yakalamaya çalışın (bu sayede her daim yüzü gülen bir sevgiliniz olacağı için sorunsuz bir ilişkiniz olacağı da kesin). İşte size sağlığınızın altı düşmanıyla başa çıkmanızı sağlayacak zevk dolu ve seksi ipuçları…

Yaşlanmanın önüne geçin

Yaşlanmak kader değil. Tabii yeteri kadar seviştiğiniz sürece! Royal Edinburgh Hastanesi’nin araştırmasına göre, haftada en az dört kere seks yapan çiftler, ortalama bir yetişkinden 10 yaş daha genç görünüyor. Kanıtlarsa gayet sağlam: “Seks verdiği zevk sayesinde vücudunuzun bol miktarda adrenalin, dopamin ve noradrenalin hormonu salgılamasını sağlayarak gençliğinizi koruma altına alıyor” diyor nöropsikolog Dr. David Weeks. Dahası seks, çevre kirliliğinden kaynaklanan serbest radikallerle savaşan büyüme hormonunun salgılanmasını da tetikliyor. Bu sayede cildinizdeki hücre duvarları korunduğu ve kaslarınız rahatladığı için kırışıklıkların oluşmasını da önlemiş oluyorsunuz.

Daha da iyisini yapın:  Kara kaplı defterinizdeki yatak arkadaşlarının üstüne bir çizik atın. Yapmanız gereken ciddi bir ilişki kurmak. Zira size asıl fayda sağlayacak olan her gece başka biriyle gönül eğlendirmek değil, düzenli ve sevgi dolu bir ilişki kurmak. Sanılanın aksine tek gecelik ilişkiler gençleştirmek yerine güvensizlik ve kaygı gibi faktörlerden dolayı daha yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor. Üstelik unutmayın ki uzun süreli ilişkilerin en büyük getirisi, ön sevişmeye daha uzun vakit ayırabilmek ve seks sonrasında sarılabilmek. Tüm bunlar vücudunuzun kimyasal tepkiler vermesi için daha fazla vakit kazanmanızı sağlar.

Soğuk algınlığına dur deyin

Griple savaşmak için sadece mandalina ya da portakal tüketmeniz gerekmiyor. Wilkes Üniversitesi’nden yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, haftada en az iki kere seks yapmak vücudunuzdaki immünoglobulin A değerlerini yüzde 20 oranında artırıyor. Bu antikorsa bizi soğuk algınlığına ve diğer pek çok virütik enfeksiyona karşı koruyor.

Daha da iyisini yapın:  Araştırmalara göre işin sırrı en ateşli seksi yaşamakta. Zira bu doğal antikoru ateşlemenin kilit noktası yoğun ve eğlenceli seks. O yüzden rahat olun ve aklınıza gelen tüm pozisyonları deneyin. İşte size bir örnek: ‘Seks makası’. Onu yatağa yatırın. Sol bacağını sol omzunuza, sağ bacağını sağ omzunuza alın ve birleşme sırasında ayak bileklerinden tutup bacaklarını iyice açın. Bu sayede partneriniz sadece vajinal değil, aynı zamanda klitoral bir uyarılma da yaşayacağı için çok daha kolay orgazm olacaktır. İtiraz edecek olursa mazeretiniz hazır: “Aşkım, doktorun tavsiyesi…”

Kanseri yenin

Libidonuzu şimdiden yüksek tutarsanız gelecekte de meyvelerini toplayabilirsiniz. 20’li yaşlarında haftada en az yedi kere boşalan erkeklerin ileriki yaşlarda prostat kanserine yakalanma riskleri, sadece üç kere boşalanlara göre neredeyse üçte bir daha az. Avustralyalı uzmanlar, sık sık boşalmanın prostat kanalında biriken kanserojen maddeleri dışarı atarak hücrelere zarar vermelerine engel olduğunu düşünüyor.

Daha da iyisini yapın:  İşe yarayacağını düşünerek bir gün boyunca sürekli mastürbasyon yapmanız faydasız. Zira asıl faydayı elde etmek için bir gün içinde pek çok kez boşalmak yerine her gün bir kere boşalmalısınız. Üstelik tek başınıza takılarak da aynı sonucu elde etmeniz mümkün (kısacası sürekli birilerini tavlamak zorunda değilsiniz).

Ağrılara son verin

Bulltein of Experimental Biology and Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, orgazm olmak ağrıya karşı hassasiyetinizi de azaltıyor. Araştırmanın sahibi Paisley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Stuart Brody, “Seks vücudun doğal ağrı kesicisi olan endorfin hormonunun birkaç dakika içinde üç katına çıkmasını sağlar,” diyor ve ekliyor: “Özellikle de migren ve sırt ağrısına karşı yardımcı olduğuna dair kesin kanıtlarımız var.”

Daha da iyisini yapın:  Eğer müzmin bir ağrınız varsa sert seksten uzak durun. Onun yerine uzun süreli ve sakin bir birleşme yaşayın. İşte en işe yarar pozisyon: Denizyıldızı. O üstünüzdeyken ikinizin de başı zıt taraflara bakacak şekilde yatın. Bacaklarını makas gibi açmasını sağlayarak iyice içine girin. Kaldıraç gücü sağlamak için birbirinizin ellerini sıkıca tutun. Seks sonrasında endorfin salınımını daha da artırmak için kendinize, C ve B vitamini deposu siyah üzüm ve portakaldan oluşan bir meyve salatası hazırlayabilirsiniz.

Bebekler gibi uyuyun

Cinsel birleşme tıpkı bir ninni gibidir. Zira orgazm sırasında salgılanan oksitosin hormonu (artık bu hormonun adını ezbere bildiğinizden eminiz) rahatça uykuya dalmanıza yardımcı oluyor. Kısacası iyi bir seksin uykusuzlukla savaşta en önemli silah olduğu kesin.

Daha da iyisini yapın:  Uykunuzu serotonin hormonunu ateşleyecek gıdalarla da güçlendirebilirsiniz. Örneğin yatmadan en az yarım saat önce tam tahıllı ekmek ve hindi eti yiyebilirsiniz. Zira serotonin hormonu, oksitosinin sinir sisteminde emilmesine yardımcı oluyor.

Eceli savuşturun

Kapınıza astığınız ‘Rahatsız Etmeyin’ ibaresi aynı zamanda Azrail’i de uzaklaştırıyor. Bristol Üniversitesi’nin 10 yıl boyunca süren araştırmasının sonuçlarına göre, haftada iki ya da daha fazla orgazm yaşayan erkelerde ölüm oranları yüzde 50 daha düşük oluyor. Prof. Dr. George Davey Smith’e göre düzenli bir şekilde orgazm olmak, kanser ve kalp krizine neden olan serbest radikallerle savaşan DHEA (aynı zamanda stres başta olmak üzere pek çok hastalığa karşı koruyan ve gençlik hormonu diye de bilenen hormon) ve testosteron hormonlarının seviyesini artırıyor.

Daha da iyisini yapın:  Ne kadar uzun sürerse o kadar iyi. Bu yüzden de orgazmın yoğunluğunu artırmak için sürekli en uç noktaya varıp geri dönmelisiniz. Kısacası dayanabildiğiniz kadar dayanın. En kolay tüyomuz ise vajinanın içine girebildiğiniz kadar girip bastırmak. Zira bu şekilde penis vajinanın en geniş tarafında olacağı için siz daha az uyarılırken o, baskı sayesinde zevk alacaktır. 30 saniye böyle kaldıktan sonra çıkın ve ardından tekrar aynı şekilde girin.

SEKS & İLİŞKİLER

İlişkilerde iletişim sorunları

Umut Doğan Yıldız

-

İletişim sorunları yüzünden ilişkiniz çatırdıyorsa, büyük bir kavgadan kaçınmanıza ya da bir kavgayı atlatmanıza yardım edecek yedi temel yöntemle tanışın. 

 DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

Dışardan bakıldığında ilişkiler çok basit gibi görünebilir. Bir kez çift olduğunuzda, artık yanınızda sizinle favori dizinizi izleyecek ve yatarken size sarılacak daimi biri olur. Ancak ne yazık ki gerçek bu kadar basit değil. İlişkiler çaba ister. Herhangi bir ilişki terapisti, size başarılı ve sağlıklı bir ilişkiye sahip olabilmenin sırrının yüzde 90 iletişimle ilgili olduğunu söyleyecektir.

Peki, özellikle de partnerinize nasıl hissettiğinizi anlatmaya çalışırken (onunla ilgili, ofisteki korkunç gününüzle ilgili, antrenmanda karşılaştığınız zorluklarla ilgili…) etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrenmemişseniz ne olur?

İletişim kur(a)madığınızda genellikle başınıza gelen, patlayıcı kavgalardır. Lisanslı danışman ve terapist Monte Drenner, “Birçok (natrans) erkek partnerinin duygularını onaylamanın önemini anlamıyor ve bu yüzden tartışmalar kısa sürede kolayca alevlenebiliyor,” diyor. Büyük bir kavga da iletişim becerilerinizin daha da kötüleşmesi demektir çünkü kim öfkeden köpürürken duyguları hakkında konuşabilir ki?

Bu büyük kavgalardan uzak durmak ya da yakın zamanda yaşanan bir tartışmanın yaralarını sarmak için nasıl iletişim kuracağınızı bilmek çok önemli. Tabii ki partnerinizle olan iletişim şeklinizi değiştirmek kolay olmayacak ve zaman alacak. Fakat bu yedi ipucuyla ilk adımları siz atabilirsiniz.

Tuhaflığı kabullenin

Birçok insan (özellikle de erkekler) duyguları hakkında doğrudan ve açık bir şekilde nasıl konuşacağını bilmiyor ve bu da iletişim kurmayı biraz tuhaf ve tatsız bir hale getiriyor. Örneğin birine onu öpüp öpemeyeceğimizi sormak bize tuhaf geliyor. Fakat onay almak konusundaki son görüşler, doğrudan iletişim kurmanın (gerçekten de “Seni öpebilir miyim?” diye sormak gibi) en iyi iletişim şekli olduğunu gösteriyor. Bu, ister birinin onayını alıyor olun ister neden kötü hissettiğinizi açıklıyor olun, herhangi bir konuşma için geçerli.

Şüpheye düştüğünüzde, sürekli iletişim halinde olun

Partnerinizle ne kadarını paylaşmanız gerektiğinden emin değilseniz, her şeyi paylaşacağınız varsayımıyla yola çıkın. Evlilik ve aile terapisti Paul Hokemeyer, “Çalıştığım birçok erkek kendini açmaktansa bundan geri durmayı ve açık açık iletişim kurmak yerine telepatiyi tercih ediyor,” diyor. “Bu yüzden ben de onları özellikle söylenmesine gerek duymadıkları şeyleri söylemeleri ve deneyimleriyle duygularını sürekli anlatmaları konusunda teşvik ediyorum.”

Gergin bir anda geri adım atın

Öfke ve iletişim bir arada gitmiyor. Partnerinizi incittiğiniz anları tekrar düşünün, muhtemelen öfkeliydiniz. “Sevdiğimiz kişiyle kavga ederken merkezi sinir sistemimizin en basit ve ilkel kısmı tarafından kontrol ediliriz,” diyor Hokemeyer. Bu yüzden de problemi çözmek yerine karşımızdakini kötü hissettireceğini bildiğimiz ne varsa söylemeye eğilimliyiz. “Bu çok yıkıcı bir dinamik.”

Bu zarar veren döngüden kaçınmak için, Hokemeyer, kavganın yoğunluğundan bir adım geriye çekilmenizi öneriyor. Oradan uzaklaşın ve hem kendinize hem de partnerinize sakinleşmek için zaman tanıyın. “Şu an bunları tartışmak için pek de iyi hissetmiyorum. Yürüyüşe çıkıp kafamı toplayacağım,” diyebilirsiniz. Nabzınızın düzelmesi, zihninizin yatışması ve kendinizi ifade etmenin daha iyi bir yolunu bulabilmek için ideal olan, kavga ortamından en azından yarım saatliğine uzaklaşmaktır, diyor cinsel terapist Rosara Torrisi.

Hokemeyer, partneriniz uzaklaşmanıza izin vermiyorsa, cevap vermeden önce kafanızda iki kez 50’ye kadar sayın diye tavsiye ediyor. “Burada amaç mantığın devreye girmesine izin vermek ve tepkilerinizin ilkel seviyeden beyninizin daha üst, size durumu çözmeniz için akıllıca taktik veren kısımlarına yükseltmektir.”

Her şeyi düzeltmeye çalışmayın

İletişim kurarken erkeklerin yaptığı en büyük hata, aslında var olmayabilecek bir problemi çözmeye çalışmaktır, diyor Drenner. “Çoğu zaman sevdiğimiz kişi sadece yaşadığı bir zorluğu anlatıyordur ya da bir şeylerden şikâyet ediyordur. Yani ortada her zaman gerçek anlamda bir soruna çözüm aranması gibi bir durum olmuyor.” Karşınızdakine yaslanacak bir omuz yerine bir çözüm sunduğunuz zaman onu hayal kırıklığına uğratabilirsiniz çünkü aradığı şey düzeltilmek değil onu dinleyen birinin olmasıdır. Drenner, “Sizden özellikle istenmedikçe bir şeyi düzeltmeye çalışmayın,” diye öğütlüyor.

Sadece konuşmayın; dinleyin

Çiftler tartıştığı zaman bunun nedeni genellikle partnerlerin birbirini gerçekten dinlememesi oluyor. Kendi argümanınızı kanıtlamaya o kadar odaklanıyorsunuz ki, karşınızdakinin argümanını dinlemiyorsunuz bile. Partnerinizin dediklerine katılmıyor olsanız da onu dinlemek ve bakış açısını anlamaya çalışmak önemlidir. Drenner, “Anlaşılmaktan çok anlamak için çaba gösterin,” diyor. “Sizin bakış açınızı anlamaya çalışan bir insanla tartışmak zordur.” Eğer gerçekten haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, karşı tarafın argümanını dinleyerek onları daha kolay çürütecek karşı argümanlar oluşturabilirsiniz.

Kırılgan olmaktan çekinmeyin

“Erkekler kültürel olarak hissetmekten ziyade düşünmek üzerine şekillendirilmiştir,” diyor Hokemeyer. Onlara küçüklükten itibaren duygularını göstermenin zayıflık olduğu öğretiliyor ve zayıf olmak istenmeyen bir özelliğe dönüşüyor. Ancak partnerinizle gerçekten iyi bir iletişim kurmak istiyorsanız, duygularınızı onlarla paylaşmayı öğrenmelisiniz. Hokemeyer, “İletişim, özellikle de yakın ilişkilerdeki iletişim, rahatsız edici ve kontrol edilemeyen duyguları uyandıran bir kırılganlığı gerektirir,” diyor.

Aslına bakılırsa, mantıklı ve dürüst bir şekilde duygularınızdan bahsedebilmek, duygusuz bir robota dönüşmekten daha çekicidir. “Kadınlar duygusal kırılganlığı bir güç olarak görür,” diyor Drenner. Zayıf tarafınızı birine göstermek korkutucu olabilir ancak bu, sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişkinin olmazsa olmazıdır.

Yardım isteyin

Bir ilişki içindeyken iletişim kurmayı öğrenmenin harika yanlarından biri de yalnız olmadığınızı bilmektir. Belki partneriniz iletişim konusunda uzmandır, belki de o da sizinle beraber öğreniyordur. İki şekilde de, partneriniz size yardımcı olmaya açık olmalı. Bu, siz öğrenene kadar sabırla beklemek anlamına gelse de… Hokemeyer, “Partnerinizden, yaptığınız yanlışlar ve mükemmel olmayan davranışlarınız için sizi eleştirmek ya da ayıplamak yerine sabırlı olmasını ve sizi desteklemesini isteyebilirsiniz,” diyor. Açık, doğrudan ve duygusal olarak iletişim kurabilmek bir süreçtir ve bu sürece işe başlar başlamaz mükemmel olamayacağınızı bilmek de dâhildir. Bu size denemeyi bırakmanız için bir bahane sunmamalı ancak partnerinizin size bir alan sunmasını sağlamalıdır.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

İyi öpüşmenin sırrı

Umut Doğan Yıldız

-

Bu, ellerinizi ya da dudaklarınızı nereye koyduğunuzla ilgili değil. İyi öpüşmenin sırrını açıklıyoruz.

DERLEYEN: ZEYNEP İLAYDA ZAFER

zorlandım. Fakat bir kez hatırlayınca, bir daha aklımdan çıkaramadım: Kafasını bir aşağı bir yukarı oynatarak bardaktan su içen kuş oyuncakları gibiydi. Ondan çok hoşlanıyordum ve onu öpmek için sabırsızlanıyordum fakat büyük bir hayal kırıklığına uğradım. O su içen kuştu ve kuru, mekanik bir ritimle dudaklarımı gagalıyordu. Bir ay kadar bir süre rahatlayacağını ve durumun değişeceğini umarak onunla görüşmeye devam ettim ancak hiçbir şey değişmedi. En sonunda yollarımızı ayırmaya karar verdik.

Geçtiğimiz aylarda yine su içen kuşları düşünüyordum, ancak bu sefer su içen kuş partnerim değildi; bendim. Ona karşı pek bir şey hissetmediğim fakat çekici ve sevimli bulduğum biriyle üçüncü randevumuza çıkmıştık. Onu o kadar mekanik bir şekilde öpüyordum ki ben bile sıkılmıştım. Bu yüzden geri çekilip birdenbire, “Yarın erkenden bir toplantım var,” dediğinde pek şaşırmadım. (Kendisi işsizdi.)

Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız.

Bu olay sonuncu vaka değildi. Bundan birkaç ay sonra da hala daha kötü öpüşen biriydim. Biriyle harika bir randevuya çıkıyor, fakat gece apartmanımın önünde birbirimize doğru yaklaşırken nedense kaskatı kesiliyordum. Orada dikilip ellerim omuzlarında, kafamı lise yıllarımdaki becerilerim ve umursamazlığımla hareket ettiriyordum. Öpüşme sesleri dikkatimi dağıtıyordu ve bence romantik kariyerim sona ermişti.

Berbat öpüştüğünüzü düşünmüyor olsanız bile, muhtemelen öpücük kariyerinizde kendinizden şüphe ettiğiniz anlar olmuştur. Kadın arkadaşlarımdan biri uzun süreli bir bekârlığın ardından çok yakışıklı biriyle bir ilişki yaşama şansı buldu ve bize resmen nasıl öpüşeceğini unuttuğunu söyledi. Bir ilişkiden soğuma sebepleri söz konusu olduğunda, kötü öpüşmeye kıyasla kötü sevişmeden daha sık bahsediyoruz. Fakat bana göre kötü sevişme daha telafi edilebilir bir durum. Kötü bir sevişmede, partnerinizin yaptığı şeyleri onun şahsını eleştiriyormuş gibi görünmeden eleştirebilirsiniz. Sevişmek konusunda geri bildirim almaya da alışkınız. Yatakta biri bize ne yapmamızı istediğini söylediğinde bunu seksi buluyoruz. Fakat öpüşmek daha farklı. Öpüşmek tutkuyla yönetilir, teknikle değil ve tutku üzerine yorum yapmak daha zordur. Bir öpüşmeden haz almadığınızı düşündüğünüzde, genellikle öpüştüğünüz kişiyle kimyanızın tutmadığını düşünürsünüz. Anlamam vakit aldı, ancak kötü öpüşmeye başlamamın sebebi stresti; endişeliydim ve biriyle kimyamın uyuşması ihtimaline tamamen yabancılaşmıştım. Bir gün, biraz sakinleşmişken çekici bulduğum biriyle öpüştüm ve düzeldiğimi hissettim. Ancak bundan önce bir öpüşmeyi neyin iyi ya da kötü kıldığı üzerine kafa patlatacak bol bol vaktim oldu.

İyi bir öpüşme, iki tarafın da öz farkındalık hissetmediği bir öpüşmedir.

Bir arkadaşımın da dediği gibi, “İyi bir öpüşme, özellikle ilk aşamalarda iki taraf da bunu pek ciddiye almıyorsa gerçekleşir. Tam ortasında durup birbirinize gülümsemek ise harikadır.” İdeal olan, partnerinize duyduğunuz tutkunun teknik konulardaki endişenize üstün gelmesidir. Yine de temel öpüşme taktiklerini aklınızdan çıkarmamakta fayda var: “Partneriniz hiçbir koşulda diliniz yüzünden boğuluyormuş gibi hissetmemeli,” diyor başka bir arkadaşım. “Ayrıca herkesin tükürüğü kendine, eğer sonrasında ağzınızı silmek zorunda kalıyorsanız, o berbat bir öpüşmedir.” Ancak ikiniz de bunları çok fazla düşünmüyorsanız, taktikler kendiliğinden gelişecektir. Ellerinizi nereye koymanız gerektiği konusunda bocalamayacaksınız. (Ben şahsen bir elin saçlarımın arasında olmasını, bir elin de belimde olmasını seviyorum.) Öpüşmek de nefes almak gibidir: Çok fazla düşünürseniz doğal bir şekilde yapamamaya başlarsınız ve kendinizi kötü hissedersiniz. Öptüğünüz kişinin en çekici özelliğine odaklanmanız zihinsel olarak yardımcı olacaktır. Öpüştüğüm erkeğin biceps kaslarını düşünürsem, gözlerinin açık olup olmadığını kontrol etmek için gözlerimi açıp açmamam gerektiği konusunda stres yaşamam ya da tuhaf nefes seslerimi duyup burnumdaki etin farkına varıp varmadığı konusunda endişelenmek zorunda kalmam. Eğer tek başına çekici bir özellik düşünemiyorsanız, en iyisi vazgeçin.

Gerçek ustalık karşınızdakini rahat hissettirebilmektir.

İzin almak önemli. Uzun bir süre boyunca, karşımdaki kişinin beni öpüp öpemeyeceğini sorduğunda doğallığı ve romantizmi mahvettiğini düşündüm. Ancak son yıllarda bu eylem üstünde söz sahibi olmak oldukça hoşuma gitmeye başladı. Beni ilgilendiren her şey konusunda söz sahibi olmak da… Geçen sene Tinder’dan tanıştığım biriyle randevuya çıkmıştım. Bir saatin sonunda beni öpüp öpemeyeceğini sordu. Hayır dedim çünkü onu yeterince inceleme fırsatı bulamamıştım ve herkesin içinde sarmaş dolaş olma fikrinden hoşlanmadım. Sorduğu için de çok memnun oldum çünkü birdenbire dudaklarıma yapışsaydı çok sinirlenebilirdim. Negatif cevabıma karşın alınmış görünmedi ve tatlı bir şekilde ortamdaki gerginliği dağıtmak için, “Peki, seni öpüp öpemeyeceğimi sana sonra tekrar sorabilir miyim?” diye sordu. Bu durum biraz komik görünse de o an hiç de klişe değildi. İzin istemek seksidir.

İzin istemek ve izin vermenin de ötesinde, birinin kendine bu konuda güvenmesini sağlamak oldukça basit: Onlara iyi öpüştüklerini söyleyin.

Aranızda hiçbir çekimin olmadığı, içinden çıkılmayacak bir şekilde endişeye kapılmış ya da doğuştan gelen bir yeteneksizlikle gerçekten kötü öpüşen yüzde 0.0003 insandan biriyle öpüşmüyorsanız, onaylamak durumu düzeltecektir. Gerçekten berbat olsalar bile hoşlandığınız birinden vazgeçmeden önce ona bu küçük yalanı söyleyin. Derin bir nefes alın ve “Vay be, gerçekten de iyi öpüşüyorsun,” deyin. Evet, kötü öpüşmeye devam edebilirler. Fakat daha iyi ihtimalle rahatlayacaklar ve siz de harika bir öpücüğün tadını çıkaracaksınız.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Erken Boşalma nasıl tedavi edilir?

Umut Doğan Yıldız

-

Erken boşalma sorunu nedir, nasıl tedavi edilir. İşte tüm ayrıntılar.

Hayatının bir döneminde, her üç kişiden birinin herhangi bir cinsel sorun yaşadığını belirten Psikiyatrist Dr. Aslı Funda Kalkay, erkeklerde en sık görülen cinsel sorunun erken boşalma olduğunu, her 10 erkekten iki ila üçünde görülebildiğini ifade etti.

Erken boşalma, kişinin boşalma (ejakülasyon) refleksi üzerinde bilinçli olarak kontrolünü sağlayamaması, başka bir deyişle, erkeğin boşalmasını (orgazmı) denetleyememesi, istediği kadar erteleyememesidir.

Erkek, orgazma yaklaştıkça genital anestezi olarak tanımlanabilecek bir durum yaşar; aşırı derecede uyarıldığında, genellikle cinsel duyumlarına yönelik algısı yoktur ya da oldukça azdır. İlk cinsel birleşme deneyiminde, kişinin öncesinde kıyaslama yapacağı bir durum olmadığından genelde kontrol edilip edilemeyeceği ile ilgili bir farkındalığı da yoktur. İlerleyen deneyimlerinde, boşalma kontrolü kazandıktan sonra, daha önceden yaşamadıkları hazzı ve doyumu yaşadıklarını ifade ederler.

Önceleri, iki tip erken boşalma tanımlanmıştır. A tipi sık görülen, cinsel dürtüsü yüksek, uyarılma (ereksiyon) sorunu olmayan, hiçbir zaman boşalma kontrolü iyi olmamış genç yaş grubu ve B tipi ileriki yaşlarda ortaya çıkan, uyarılma bozukluğuyla ilişkili, öncesinde boşalma kontrolünün iyi sağlandığı dönemden sonra görülen gruptur. İkinci gruptaki durum artık sertleşme bozukluğu (erektil disfonksiyon) olarak değerlendirilmektedir.

Erken boşalma nedenleri

Cinsel deneyim eksikliği, boşalma ile ilgili mitler (doğru sanılan yanlış bilgiler), erken boşalmayı özendiren paralı cinsel ilişkiler gibi faktörler, erken boşalma nedenleridir. Erken boşalma sadece erkeği değil, partnerini de etkiler ve bu, erkekte sertleşme bozukluğu ve cinsel isteksizlik, kadında ise orgazm bozukluğu ve cinsel isteksizlik gibi ikincil bir cinsel işlev bozukluğuna neden olabilmektedir. Cinsel hayatın olumsuz etkileri, öngörülebileceği şekilde çiftler arası ilişki sürecine de yansımakta ve çatışmalara, ayrılıklara neden olabilmektedir.

Geciktirici sprey, krem, geciktirici etkili prezervatif, alkol veya antidepresan gibi ilaçlar kullanılarak boşalma süresini uzatma çabaları erken boşalma yaşayan erkeklerde sık görülür. Bu sayılan yöntemler cinsel hazzı azalttığı gibi, kesin ve kalıcı tedavi de sağlamaz. Bu sorunun tek, kesin ve kalıcı tedavisi, bu konuda eğitim almış terapistler tarafından yapılan cinsel terapiler ile boşalma kontrolünün öğrenilmesidir. Kişi bir kez boşalma kontrolünü öğrendiğinde, sorun kalıcı şekilde ortadan kalkmaktadır.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com