Bizi Takip Edin

SAĞLIK

DİKKAT YÜKSEK ENERJİ

-

 

Gün boyunca metabolizmanızın hızlı çalışmasını sağlamak ve yorgunluğa karşı savaşmak için neyi, ne zaman yemeniz gerektiğini öğrenin.

Enerji yönetimi çalışan erkeğin en önemli sorunlarından bir tanesi… fakat birçok erkek, vücudunun yakıt ihtiyacını aynen otomobilininki gibi karşılıyor. Yani kırmızı uyarı ışığı yanıp da, yakıt bitmek üzere olduğunu haber verdiğinde durup bir yerden yakıt almayı akıl ediyor. Ancak bunun yerine çok daha etkili ve yararlı yöntemler uygulanabilir. Yakıt ihtiyacına akıllıca cevap vermek gibi…

Sık sık yemek yemek bunun en akıllıca yöntemlerinden biridir. Daha da açarak söylemek gerekirse, ara öğünlerin sıklığını artırarak metabolizmayı hızlandırmak gerekir. Doğru atıştırmalıkları, stratejik zaman dilimlerini gözeterek tüketirseniz, enerjinizi gerektiğinde yakmak üzere stoklayabilirsiniz. İşte neyin, ne zaman yenmesi gerektiğine dair birkaç ipucu…

Güne hızlı başlayın
doğru bir kahvaltı, size gerekli ivmeyi kazandırır. Bunun da bir sebebi var tabii: yaklaşık 8 saattir hiçbir şey yemediğiniz için kan şekeri seviyeniz en düşük değerlerinde. Öyleyse vücudunuzun yakıt ihtiyacını epeyce protein, bir miktar yağ ve kompleks karbonhidratlarla karşılamanın vakti gelmiş demektir.

Evdeyken: bir miktar lif oranı yüksek olan kahvaltı gevreği, bir kaşık kadar bal, bir miktar fıstık veya fındık ezmesi, yarım bardak kadar da yağsız veya yarım yağlı sütü güzelce karıştırıp mideye indirin. Bu karışım sizin yağ, protein ve lif ihtiyacınızı karşılayacaktır. Ayrıca bu karışımın içinde bulunan şekerli gıdalar, düşmüş olan kan şekerinizi yükseltecek ve sabah mahmurluğunu üzerinizden atmanızı sağlayacak.

Cardiff üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada 150 kadın ve erkeğin bir kısmına lif oranı yüksek, diğer kısmına da lif oranı düşük olan kahvaltılık gevrek verildi. İki haftanın sonunda yapılan deneyler, daha fazla lif tüketmiş kişilerin, kendilerini daha enerjik hissettiklerini gösterdi. Çünkü lif, yiyeceklerin midedeki emilimini yavaşlatır. Böylece daha uzun bir zaman boyunca enerjinizi muhafaza edersiniz.

Arabada veya otobüsteyken: torpido gözünde veya çantanızda her zaman bir paket karışık kuru yemiş olsun. Bu kuru yemişlerin içerisinde özellikle fındık ve kuru üzüm, hem tokluk hissi verir hem de enerjinizi artırır. Çünkü kuru üzümde potasyum bulunur. Bu da kandaki şekeri enerjiye çeviren bir mineraldir. Fındığa gelecek olursak, fındık da magnezyum açısından oldukça zengindir. Vücuttaki magnezyum seviyeleri düşükse vücut laktik asit üretimini artırır. Bu da kişide yorgunluk hissi uyandırır. Oysa fındık yiyerek bu hissi bertaraf edebilirsiniz.

Masa başındayken: özellikle sabah saatlerinde lor ya da çökelek gibi yağsız peynirleri tercih edin. Çökelek kas gelişimi için gereken protein açısından oldukça zengin olmasının yanında, iyi de bir kalsiyum ve fosfor kaynağıdır. Bu iki mineral de kaslar için gereken enerji rezervlerinin gelişiminde büyük rol oynar.

Danimarkalılar tarafından yapılan bir araştırmaya göre beslenme düzenleri içerisinde

Karbonhidratlı yiyeceklerin %20 kadarının yerine çökelek gibi protein oranı yüksek yiyecekler tüketilmesi sayısız yararlar sağlıyor. Söz konusu araştırmaya göre bu tip yiyecekleri tüketen erkekler, sadece enerji seviyelerini artırmakla kalmıyor. Aynı zamanda metabolizmalarını da hızlandırarak, gün içerisinde yakmış oldukları kalori miktarını artırabiliyor.

Öğle öncesi rehaveti atın
vücudunuzun, tükettiğiniz yiyeceklerdeki şekerleri parçalaması, bunları kan akışınıza karıştırması, sonradan da enerjiye çevirmesi birkaç saat sürecektir. Eğer bundan daha uzun bir süre boyunca bir şey yemezseniz, enerji seviyeniz düşüşe geçecektir.

Masa başındayken: az şekerli bir çay için. İçinde bulunan şeker kan şekerinizi daha hızlı bir şekilde yükseltecek, az miktardaki kafein de sizi daha uyanık tutmaya yetecektir. Ayrıca çayın içinde bulunan bileşenler, metabolizmanızın hızlanmasına da yardımcı olur. İsviçreliler tarafından yapılan bir araştırmaya göre sabah saatlerinde yeşil çay içen erkeklerin gün boyunca yaktıkları kalori miktarı daha fazla. Amerikan tarım idaresi de siyah çay üzerine yaptığı araştırmada buna benzer bir sonuç elde etti. Bunlar da yetmediyse çay içmenin susuzluğu giderdiğini de ekleyelim o zaman. Vücut su ağırlığınızın sadece %2 sini kaybetmeniz halinde eneri seviyenizin %20 civarında düşeceğini unutmayın. O zaman çay içerek bir taşla 3-5 kuş vurabilirsiniz.

Yemeğe çıkmadan: unlu mamulleri tercih etmek yerine bir meyve, hatta mümkünse çilek, böğürtlen gibi meyveleri tüketmeyi tercih edin. Meyvelerdeki şeker vücutta daha uzun süre içerisinde parçalandığından, size kademeli ve istikrarlı bir şekilde enerji sağlayacaktır. Beyin sürekli olarak enerji için şeker yakar. Dolayısıyla kan içerisinde sürekli olarak bir miktar şekerin bulunmasını sağlamak, enerji seviyelerini yukarıda tutmak için uygulanabilecek kilit yöntemlerden bir tanesidir.

Kuvvet veren bir öğün seçin
öğlen vakitlerinde kan şekeri seviyenizin çok da hızlı bir şekilde artmasına gerek yok. Bunun yerine sizi uzun süre idare edebilecek bir stoklama yoluna gitmeniz yararınıza olacaktır.

İş yemeğinde: elbette ki deniz ürünü sipariş edin. Daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi deniz ürünlerinde bulunan omega 3 yağları, beyin dokusunu oluşturan blokların en önde gelenlerindendir. Durum böyle olunca da, ne kadar fazla omega 3 yağı, o kadar fazla zihin açıklığı anlamına geliyor. Omega 3 yağları, aynı zamanda kırmızı kan hücrelerinin esnekliğini artırır. Bu da kan akışını hızlandırarak enerji üretilmesini sağlayan oksijenin, vücut içerisinde daha hızlı bir şekilde hareket etmesine neden olur.

Kafeteryadayken: salatanızın üstüne bolca zeytinyağı ve limon dökün. Yanına da tavuklu bir yemek seçin. Salatadaki zeytinyağı, yediğiniz öğündeki protein ve karbonhidratların hazmını kolaylaştırarak kan şekeri seviyelerinizi stabilize edecek, böylece de enerji seviyeniz yüksek kalmış olacak.

Öğleden sonra ağırlık çökmesin
iş stresi ve yorgunluk derdi son buluyor. Şimdi bunlara karşı koyma zamanı…

Mola vermişken: yorgunluk bastırdığında alın elinize bir penguen, leman ya da hangisini seviyorsanız, bir taraftan onu okuyup gülün, bir taraftan da meyveli yoğurdunuzu kaşıklayın. Yoğurt gibi yüksek oranda protein içeren yiyecekler, tirozin gibi amino asitler açısından oldukça zengindir. Vücut ise tirozini, stresi azaltıp enerjiyi artırıcı etkisi olan norepinefrin maddesinin üretimi için kullanır.

Sonunda mesai bitti: Zinde bir şekilde günü tamamladınız. Başka deyişle günü kurtardınız. Bundan sonraki saatlerde neler yapacağınız ise size kalmış. Eğer gece hareketli geçecekse, o zaman enerjinin sınırlarını zorlamada yarar var. Ayarını kaçırmadan tabi!

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Dünya Sağlık Örgütü 2019’daki tehditleri açıkladı

Umut Doğan Yıldız

-

Dünya Sağlık Örgütü, 2019 yılında dünyayı tehdit etmesi beklenen tehlikeleri açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı rapora göre 1.6 milyar kişiyi etkileyecek tehditler arasında başta ekonomik daralma ve yetersiz beslenme geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2019 yılında insanlığı tehdit etmesi beklenen tehlikeleri bir rapor şeklinde açıkladı. WHO’nun raporuna göre zayıf ekonomi, kuraklık, küresel ısınma, yetersiz sağlık hizmetleri gibi pek çok farklı nedenden dolayı can kayıpları yaşanacak. Listede ayrıca hava kirliliği, insani krizler ve aşı olmayı reddeden insanlar da sağlık krizlerinin nedeni olarak gösteriliyor.

10 yıl sonra dünyanın hali ne olacak?

WHO, bundan 10 yıl sonra küresel ısınma nedeniyle ortaya çıkan kuraklık, yetersiz beslenme, aşırı sıcaklık ve ishal nedeniyle yılda fazladan 250 bin kişinin öleceğini düşünüyor. Ölüm sebepleri arasında ise başı, yüzde 70 ile diyabet, kanser ve kalp rahatsızlıkları çekiyor.

2019 yılında sağlığı tehdit eden etmenlerin sıralaması ise şöyle  

  1. Aşı olmaya karşı direnç/Aşı karşıtları
  2. Küresel grip salgını
  3. Hava kirliliği ve küresel ısınma
  4. Bulaşıcı olmayan hastalıklar
  5. Sağlıklı ve kaliteli yaşam koşullarından mahrum kalmak
  6. Mikroplara karşı dayanıklılık
  7. Ebola ve diğer ölümcül hastalıklar
  8. Yetersiz temel sağlık hizmetleri
  9. Dang hastalığı
  10. Aids (HIV)

Devamı

SAĞLIK

Buzdolabında bozulan besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Buzdolabına girince bozulan ve hastalıklara neden olan besinleri sizin için sıraladık.

Besinler nasıl saklanır?

Kahve

Buzdolabının içerisindeki nemli ortam kahvenin tadını, yapısını ve görüntüsünü bozar. Kahve ışık görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklanabilir.

Sarımsak

Sarımsağı 2 gün boyunca dolapta bekletirseniz eğer bu onun bakteri üretmesini sağlayacaktır. Sarımsakları, güneş görmeyen bir yerde oda sıcaklığında saklayabilirsiniz.

Patates

Kesilmiş ancak kullanılmadan buzdolabına koyulmuş patatesler 1.günün ardından bozulur ve bu şekilde tüketilmesi, bağırsak problemlerine neden olabilir.

Reçel ve bal

Bu tarz besinler buzdolabında saklandığında organik içeriklerini kaybedelerler ve sadece şekerden ibaret bir yiyecek olarak kalırlar. Güneş görmeyeni kuru ve serin b,r yerde saklamakta fayda var.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyetenin 7 işareti

Umut Doğan Yıldız

-

Anksiyete sadece panikataktan ibaret değildir. Anlamak için bakmanız gereken daha küçük ayrıntılar var.

Derleyen: Uğur Mutlu

Bir kişinin anksiyete bozukluğu yaşayıp yaşamadığını anlamak oldukça zordur. Herkesin duygularını sözlü olarak ifade etmeyi sevmediği gibi, birçok insan acılarını gizlemeyi tercih eder.

Zihinsel sağlık kuruluşu Mind tarafından yapılan bir araştırmada, 18-34 yaş aralığındaki kişilerin beşte dördü anksiyete problemi yaşadığında üzülmüyor gibi davrandığını söyledi. Ayrıca, çocuklar anksiyete sorunlarını yetişkinlerden farklı şekilde gösterebilir; bir ebeveynseniz bu işaretleri mutlaka bilmeniz gerekiyor. Bu yedi belirtiyle ailenizin, dostlarınızın ya da çalışma arkadaşlarınızın bu tarz bir sorunla boğuşup boğuşmadığını anlayabilirsiniz.

1- Fiziksel rahatsızlıklar

Anksiyete sıklıkla baş ve mide ağrısı gibi fiziksel sorunlara yol açar. Kişi panikatakla birlikte göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşasa da panikatak geçirdiğinin farkında olmayabilir. Öte yandan anksiyete, egzama gibi daha belirgin hastalıkları da beraberinde getirebilir.

Mind’ın bilgi yöneticisi Rachel Boyd, “Anksiyete bazı kişiler için ciddi bir hastalığı olabileceğine dair kaygılanma ya da fiziksel bir sorun yaşadığını düşünme şeklinde baş gösterebilir,” diyor.

2- Uyku bozukluğu

Anksiyete sorunundan muzdarip insanlar genellikle yorgun hissederler. Bunun nedeniyse vücutlarının aşırı derecede adrenalin üreterek onları kaç ya da savaş moduna sokmasıdır. Öte yandan, Anxiety UK’e göre, anksiyete sorunu yaşayan insanlar bunun etkilerini dikkat dağıtan etkenlerin daha az olduğu gece saatlerinde, uykuya dalma konusunda da görüyor.

Anksiyeteyle boğuşan insanların çok fazla uyuyabileceği gibi, uykuya dalma konusunda da problem çekebildiğini belirten Nightingale Hospital’dan Dr. Joanna Silver, “Kimileri gece defalarca uyanırken kimileri de kâbuslara ya da karabasana maruz kalabilir,” diyor.

3- Sürekli onaylanma isteği

Anksiyetenin etkileri hem fiziksel hem zihinseldir. Psikolojik semptomlar kaygı verici bir durumu tekrar tekrar düşünmek ve diğer insanların anksiyetenizi fark ettiğini hissetmek gibi rahatsız edici ve gergin hisler şeklinde kendini gösterebilir. Boyd, “Bu kişilerin sürekli onaylanmak istediğini ya da normalde iyi oldukları konularda daha güvensiz davrandıklarını fark edebilirsiniz,” diyor.

4- Yeme bozukluğu

Anksiyetenin pençesindeki insanlar beslenme alışkanlıklarında da değişiklik yaşayarak önceki hâllerinden daha az ya da daha çok yiyebilirler. Çocuklarda ise stresin bir sonucu olarak iştah kesilmesi, aşırı yeme ya da yedikten sonra kusma problemleri de görülebilir. Anksiyete seviyesi yüksek insanların genellikle iştahsızlık yüzünden yemek yiyemediğini ifade eden Dr. Silver, “Bazılarıysa endişelerini azaltabilmek için çok fazla yeme ya da kısıtlı beslenme yöntemlerine başvurur,” diyor.

5- Mükemmelliyetçilik eğilimi

Anksiyete problemi yaşayan bazı insanlar görünümü konusunda takıntılı hâle gelebilir ve “kusursuz” görünmek için kesenin ağzını açabilir. İş hayatında ise anksiyete sorunu yaşayan kişiler çok fazla mükemmeliyetçi olabilirken, bu doğrultuda verilen görevleri tamamlamaları uzun sürebilir. Anksiyete bozukluğu olan kişilerin genellikle doğal insanlardan hoşnut olan, detaylı düşünen, merhametli, akıllı ve sorumlu olma eğiliminde olan insanlar olduğu söylenebilir. Yani, bu davranışları mercek altına alarak herhangi bir artış olup olmadığını gözlemleyebilirsiniz. Anksiyetenin başka bir belirtisi ise takıntılı davranışlardır. Dr. Silver, “Aşırı temizlik ve kontrol çılgınlığı, sevdiğiniz bir kişinin anksiyeteyle boğuştuğuna dair daha az belirgin bir işarettir,” diyor.

6- Odaklanma güçlüğü

Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişi olumsuz olayları sık sık ve uzun uzadıya düşünmeye meyillidir. Bu durum da konsantrasyon kaybını beraberinde getirir. Anksiyete sorunu yaşayan kişileri işe sıklıkla geç kalmasından ya da normalde rahatlıkla yapabileceği bir işe odaklanma güçlüğü yaşamasından anlayabilirsiniz.

7- Sosyal izolasyon

Sevdiğiniz bir tanıdığınızın yapmayı sevdiği aktivitelerden uzak durduğunu ve yalnız başına daha fazla zaman geçirdiğini fark ettiyseniz, anksiyetenin işaretlerinden bir diğerini yakalamış olabilirsiniz. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin bir şeylerden kaçıyormuş gibi hissedebileceğini ya da endişelendikleri durumları çözebilmek için çok fazla vakit ve enerji harcayabileceklerini söyleyen Boyd, “Sosyal anksiyeteden muzdaripseniz arkadaşlarınızla buluşmak, alışverişe çıkmak ve hatta telefonları açmak gibi anksiyetenizi tetikleyebileceğini düşündüğünüz durumlardan da uzak durmak istersiniz,” diyor

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com