Bizi Takip Edin

SAĞLIK

DERSİMİZ: DOĞUM KONTROL HAPI

-

 

Hayat (ve doğacak çocuklar) müşterek olduğuna göre, gözünüz kapalı kadınlara devrettiğiniz bu korunma yöntemini yakından tanımak sizin de göreviniz.

1Bugüne kadar küçük bir klan sahibi olmadıysanız, muhtemelen bunu doğum kontrol haplarına borçlusunuz. Adını sürekli duyuyor, çekmecede görüyorsunuz ama aslında ne olduğunu ve nasıl çalıştığını (hatta ne zaman çalışmadığını) bilmiyorsunuz. Partnerinizin plansız bir gebeliği önlemek için doğum kontrol hapı kullandığını bilmek, çoğu zaman yüreğinize su serpmeye yetiyor. Peki ya arada içmeyi unutuyorsa? Veya sevgilinizin düşük libidosunun suçlusu bu haplar olabilir mi? Kanser riskine girmiyoruz bile. Korunma sorumluluğunu tek başına kadınlara yükleseniz bile, sizi de yakından ilgilendirdiği için bu konuda bilgi sahibi olmanız şart. Doğru bildiğiniz yanlışları ve bu minik haplar hakkında bilmeniz gereken her şeyi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na sorduk. Yarın ona hapını kendi ellerinizle vereceksiniz.

DOĞUM KONTROLÜNÜN İLGİNÇ TARİHİ

En basit şekliyle, gebe kalmayı önlemek (kontrasepsiyon) amacıyla kadınlar tarafından ağızdan alınarak kullanılan ve kadınlık hormonu içeren ilaçlara doğum kontrol hapı deniyor. Modern tıbbın mucizevi başarılarının bir örneği ama yine de şunu akılda tutmakta fayda var: Buralara kolay gelmedik, o yüzden değerini bilin. Şaka yapmıyoruz. Doğum kontrolü modern çağın vazgeçilmezi gibi görünse de Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na göre, insanlığın istenmeyen gebelikle mücadelesi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor. Durmuşoğlu, Antik Mısır’da doğum kontrol yöntemi olarak en primitif haliyle kondomun; timsah dışkısı, bal ve sodyum karbonatla üretilen vajina tıkaçlarının, 1730’larda ise kuzu bağırsağından üretilen kondomların kullanıldığını belirtiyor. Mideniz mi bulandı? Daha hijyenik gerçeklere gidelim.

Doğum kontrol hapları, geniş kitleler tarafından tercih edilen, güvenilir ve başarı yüzdesi en yüksek yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Kişilere ve kurumlara sağlık danışmanlığı yapan Healtwise’ın güncel bir araştırmasına göre, doğum kontrol hapını düzenli olarak kullanan bir kadının gebe kalma ihtimali yüzde 1’den daha az. Bu hapların rağbet görmesinin nedenlerinden biri de geri dönüşü mümkün kılması; bırakıldığı gibi gebe kalınabiliyor.

Doğum kontrol haplarına dair çalışmalar 1950’lerde ABD’de başladı. Laboratuvar çalışmaları sonunda ilk doğum kontrol hapı örneği 1961 yılında sunuldu. Yüksek dozda hormon içeren (östrojen dozu 50 mikrogram) hap, zamanla geliştirilerek 35 ile 20 mikrogram gibi güvenilir oranlara kadar düşürüldü. Prof. Dr. Durmuşoğlu, Türkiye’de şu anda farklı dozlarda östrojen içeren doğum kontrol hapları bulunduğunu söylüyor.

Nasıl çalıştığına gelince; doğum kontrol hapları kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron içeriyor. Vücuttaki doğal hormonların yapısına çok yakın olan bu hormonlar, vücudun hormon kontrolünü ele geçirerek yumurtalıklarda yumurtlama olmasını engelliyor. Oral Kontrasepsiyon Kılavuzu’nu hazırlayan Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, “Etkili ve güvenilir kabul edilen doğum kontrol haplarının gelişmiş ülkelerde kulanım oranı yüzde 30 iken; Türkiye’de bu oran yüzde 9 civarında” diyor. Bu haplar konusundaki yaygın görüşlerin pek çoğunun yanlış bilgilerden kaynaklandığını söylemek de yanlış olmaz. Muhtemelen birkaç tanesinin sizin de kulağınıza çalındığı efsaneleri ve doğrularını gözden geçirelim.

EFSANE: “Partnerim doğum kontrol hapı kullanıyorsa, kondoma lüzum yok.”

GERÇEK:
Bazı operasyonlarda kurşun geçirmez yeleğinizi giymeniz şart; tek gecelik ilişkiler de bunlardan biri. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Doğum kontrol hapı kullanımı gebeliğe karşı yüzde 100’e yakın koruma sağlamakla birlikte, cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı riskleri ortadan kaldırmaz” diyor. Düzenli ve tek eşli bir ilişkide istenmeyen gebelik riskini ortadan kaldırmak için doğum kontrol hapının düzenli kullanımı yeterli görülüyor. Ancak birden çok partneriniz varsa veya partnerinizde cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık bulunuyorsa, korunmak için ayrıca önlem almanız şart. Durmuşoğlu, bu noktada doğum kontrol hapının yanı sıra prezervatif kullanmanız gerektiğinin altını çiziyor.

EFSANE: “Zamansız baba olmamakla, partnerimin ileride gebe kalma şansını elinden almak arasında bir seçim yapmam gerekiyor.”

GERÇEK: Bunu da nereden çıkardınız? Uzmanlar doğum kontrol haplarının kısırlığa yol açmasının söz konusu dahi olmadığını savunuyor. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Kısırlığa neden olmuyor ve kullanım bırakıldıktan hemen sonra hamile kalınabiliyor” diyor. Bunun nedeni, doğum kontrol haplarının sadece düzenli kullanım durumunda gebeliği önlemesi ve kalıcı bir etki yaratmaması. Durmuşoğlu’nun belirttiğine göre, doğum kontrol hapı kullanımı bırakıldıktan sonraki gebelik oranları 6 ay içinde yüzde 83, bir yıl içinde yüzde 94. Bu oranlar, bariyer metodu olarak bilinen prezervatif veya diyafram yöntemleri ile yakın oranlar.

EFSANE: “Partnerim dünkü hapını yutmamış. O halde hapı biz yuttuk.”

GERÇEK: Aslına bakarsanız, doğum kontrol haplarının ilk ve tek kuralı unutkanlığın yasak olması. Sadece bir gün unutmanın sizi baba yapıp yapmayacağı sorusunun cevabı belirsiz. Ancak hapların düzensiz kullanımı rutin hâline geldiğinde tehlike çanları çalıyor, hapların koruyucu etkisi azalıyor ve kaza kurşununa davetiye çıkıyor. Eğer partneriniz gerçekten unutkan biriyse, belki de kontrolü siz ele almalısınız. Her gün ona hapını almasını hatırlatmalı veya telefonuna ilaç alarmı kurmasını istemelisiniz. Bu yüzden şu birkaç kuralı aklınızın bir köşesine yazın: İlaçların her gün aynı zaman diliminde alınması gerekiyor. Eğer o günün hapını unuttuysa hatırladığı an yutmalı ve diğer hapları normal saatinde almaya devam etmeli. Unutkanlık durumunda gebelik riskinden kaçmak için size de iş düşüyor. Prof. Dr. Durmuşoğlu’nun önerisi ek doğum kontrol yöntemlerini tercih etmek. En önemlisi, bu hapların başından sonuna doktor gözetiminde alınması gerekiyor.

EFSANE: “Doğum kontrol hapıyla partnerimin göğüsleri hayallerimi süsleyecek kıvama geldi.”

GERÇEK: Maalesef bu büyüme iki küçük balondan ibaret. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Doğum kontrol hapı kullanımı göğüsleri geçici olarak bir miktar büyütebilir. Bu büyüme kalıcı olmadığı gibi, doğum kontrol hapı kullanımı kesildiğinde göğüslerin boyu eski haline döner” diyor. Ayrıca doğum kontrol hapı kullanan ve kullanmayan kadınların göğüs boyları arasında bir fark olmadığını belirtiyor. Sevgiliniz regl olduğunda göğüsleri neden büyüyorsa, doğum kontrol hapı kullandığında da o nedenle büyüyor: Hormonlara bağlı olarak su tutuluyor, şişkinlik ve geçici bir büyüme görülebiliyor. Kısacası, tatlı bir rüyadasınız.

EFSANE: “Güvenli seksin bedelini partnerimin düşen libidosu ile ödeyeceksem, yarım düzine çocuğa razıyım.”

GERÇEK: Kendinizi felaket senaryolarına hazırlamadan önce bilimsel araştırmalara kulak verin. Prof. Dr. Durmuşoğlu, doğum kontrol haplarının cinsel isteği azalttığına dair iddiaların bilimsel dayanağı olmadığını söylüyor. Aksine, doğum kontrol hapı kullanırken geri çekilme gibi riskli yöntemlere gerek kalmayacağından ve cinsel yaşam daha endişesiz hâle geleceğinden, çiftler ilişkiden daha fazla zevk alıyor. Bize göre, bunun tek sonucu libido artışı olur. Eğer son dönemde partnerinizin cinsel isteğinde belirgin bir düşüş görüyorsanız, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerden de etkilenebileceğini unutmayın. Belki de kontrol etmeniz gereken şey, o minik ilaçlar yerine ilişkinizdir. Durmuşoğlu’nun önerisi, cinsel istek azalması ile karşılaştığınızda bu durumun doğum kontrol hapı nedeniyle olduğunu düşünmek yerine, yol açabilecek tüm faktörleri değerlendirmeye almanız.

EFSANE: “Partnerim doğum kontrol hapının yanında fazladan birkaç kilo da alıyor.”

GERÇEK: Sevgilinizin jinekologtan değil, bir diyetisyenden randevu alması gerekiyor. Çünkü aldığı kiloların doğum kontrol hapı ile ilgisi yok. Prof. Dr. Durmuşoğlu’una göre kilo artışı iki nedenle oluşabiliyor: İştah artışı ve vücutta su tutulması. Doğum kontrol haplarının iştah artışına neden olmadığı kanıtlanmış. Ancak yıllar içinde alınan kiloların yanlış şekilde doğum kontrol hapı ile ilişkilendirilmesi, bir efsaneye daha imza atmış görünüyor. İkinci kilo artışı nedeni ise hormon etkilerine bağlı olarak vücutta su tutulması. Durmuşoğlu, “Bu durum geçici ve hormon etkisi ortadan kalktığında su tutulması da sona erer” diyor. Yeni nesil doğum kontrol hapları iştahı artırmadığı gibi, vücutta su ve tuz tutulmasını da engelliyor.

EFSANE: “Partnerim rahim kanseri risk grubunda ve doğum kontrol hapı onun için bir intihar olabilir.”

GERÇEK: Bir aylık ilacı bir gecede yutmadığı sürece sorun yok. Prof. Dr. Durmuşoğlu’na göre, 1960’lardan bu yana kullanımda olan doğum kontrol haplarının yan etkileri çok iyi çalışılmış ve olumlu etkileri çok iyi incelenmiş durumda. Ayrıca bu hapların kullanımı ile kanser gelişimi arasında tam olarak kanıtlanmış bir ilişkiye de rastlanmıyor. Aksine, yumurtlamayı engelleyerek yumurtalık kanseri, rahim duvarını incelterek de rahim kanseri riskini azaltabiliyor. Ayrıca yumurtalık kisti oluşumuna karşı da koruma sağlıyor. Düzenli kullanıldığında yüzde 50 ila 60’lara varan ciddi bir oranda yumurtalık ve rahim kanserini önleyici etki oluşuyor. 10 yıl ve daha uzun süre kullanımda bu etki daha da artıyor. Kısa süre önce Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen ve The Lancet Oncology tarafından yayımlanan bir araştırma, doğum kontrol haplarının 200 bin rahim kanseri vakasını engellediğini gösterdi.

SAĞLIK

Ödem atıcı çay tarifi

Umut Doğan Yıldız

-

Az su içiyor ve su içme alışkanlığı kazanamıyorsanız, bunun nedeni az ve sık su içmeyi denemiyor olmanızdan kaynaklanıyor olabilir.

Su içmeyi alışkanlık edinmek için düzenli bir şekilde, su içmeyi gün içine yayın. Günde en az dört küçük pet şişe (500 ml) su içmeye başlayın. Sürahi içerisine, limon ve sevdiğiniz meyveleri ekleyerek biraz tatlandırıp, renklendirmenizde bir sakınca yoktur. Ancak siz fazla abartmayın.

Yapılan araştırmalar, gün içinde dişini fırçalıp,sade naneli sakız çiğneyenlerin daha çok su içme ihtiyacı duyduğunu ortaya koydu. Bu taktikleri deneyerek, su içme ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Bitki çayları da vücuttan toksin atımı ve iştah kontrolünde size destek olur. Her gün aynı çayı içmek yerine, elinizin altında farklı bitki çayları bulundurmayı deneyin. Yeşil çay, beyaz çay, mate, rooibos, oolong gibi çaylar metabolizmanızı hızlandırırken; rezene, ıhlamur, melisa ve papatya gibi çaylar sindiriminizi kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ödem attıran çay tarifi de veriyoruz. Deneyin ve farkı gör.

Ödem atıcı çay tarifi

1 litre suya 1 yeşil elmayı doğrayın; 2 çubuk tarçın, 3 adet karanfil ve 2 adet kakule ekleyip 5 dakika kaynatın. Ateşi kapatıp içerisine 1 tatlı kaşığı beyaz çay, bir tutam ıhlamur, 20 adet kiraz sapı, bir avuç içi mısır püskülü ilave edin. 4 dakika demlenmesini bekleyin. Süzdükten sonra gün boyu sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyete tedavisi: Pilates

Umut Doğan Yıldız

-

Pilates yaparak kaygılarınızla başa çıkabilirsiniz. İşte pilatesin anksiyeteye iyi gelen etkisi.

Anksiyete çağımızın sık rastlanan rahatsızlıklarından. Bir dönem kendisi de anksiyete ile mücadele eden Pilates Eğitmeni Hollie Grant, pilatesin bunun için çok iyi bir tedavi yöntemi olduğunu söylüyor.

Konuyla ilgili fikirlerini dile getiren Pilates Eğitmeni Hollie Grant; “20’li yaşlarımdayken kafamdaki karmaşayı asla yoluna sokamıyordum. Dikkatimi toplamamı sağlayacak bir spor arayışındaydım. Pilates bu açıdan yardımcı oldu. Çünkü egzersiz esnasında konsantre olmak zorundasınız. Nefesinize, çalıştırdığınız kaslara, aktif olmayan kaslara ve hareketler esnasında duruşunuzda yapmanız gereken değişikliklere odaklanmanız gerekiyor.” diyor.

Psikoloji düzelten spor: pilates

Pilates yoğun bir dikkat gerektirdiği için göndermeyi unuttuğunuz e-posta veya nasıl ödeyeceğinizi kara kara düşündüğünüz faturalar o esnada aklınıza gelmiyor. Egzersiz yaparken kurmanız gereken beden ve zihin bağı anksiyeteyi azaltıyor. Hâliyle sağlığınıza daha iyi odaklanıyorsunuz.

Devamı

SAĞLIK

Uykunun yağ yakımına etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

Eski ve yeni kurallar dosyamızın bugünkü konusu uyku. Yapılan araştırmalar yeterli uykunun yağ yakımına yardımcı olduğunu söylüyor.

GEÇ SAATE KADAR YATIN

“Erken kalkan yol alır” zihniyeti, ilerlemeniz söz konusu olduğunda erteleme tuşuna basıyor olabilir. Şimdi, bu konuyu masaya yatıralım.

ESKİ KURAL

Siz yataktan çıkana kadar, The Rock kas kazanma çabalarını Instagram’a yüklemiş oluyor. Büyü, şafaktan önceki süreçte gerçekleşiyor, biliyorsunuz.

YENİ KURAL

Uyku üzerinde çalışan bilim adamı Matthew Walker’ın söylediklerini aktaracak olursak;

Doğa Ana’nın “sekiz saat uyku” kavramını bize kazandırması 3,6 milyon yılını aldı ve bizim bunu tersine çevirmemiz yalnızca onlarca yıl sürdü. Şimdilerde, ortalama bir kişi yalnızca yaklaşık yedi saatini uyuyarak geçiriyor ve bu sizin sadece yorgun olmanıza neden olmuyor, aynı zamanda vücut yağ oranınızda görünür farka yol açıyor. “Uyku, yağ kaybının adı duyulmamış kahramanıdır,” diyor Londra’daki antrenman salonu Workshop Gymnasium’un performans koçu Artur Zolkiewicz. “Daha az uyuyan kişilerin kortizol seviyelerinde artış görünüyor, bu da kas kaybına ve iştah düzenlemesinde hayati bir faktör olan insülin hassasiyetinde düşüşe neden olur.” Chicago Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmada, katılan erkekler 5,5 saatin ardından uyandıklarında, 8,5 saat uyudukları zamana kıyasla diyetleri fark etmeksizin yarı miktarda yağ kaybetti. Aynı zamanda, sekiz saatten az uyuyan atletlerin antrenman sırasında yaralanma ihtimali yüzde 70 daha fazladır. Az uyuyan, fazla esneyen bir erkek için, spor salonunda çalışmak başından savması gereken keyifsiz bir misyona dönüşüyor.
Sürekli olarak yedi saatten az uyuyorsanız, öğle yemeğinde veya işten sonra 30 dakikalık bir antrenman, şafak sökmeden zombi gibi yaptığınız bir saatlik hareketlerden iyidir. Uykuyu yeni durağan kardiyonuz sayın.

Devamı

Popüler