Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

DERSİMİZ: DOĞUM KONTROL HAPI

SAĞLIK

DERSİMİZ: DOĞUM KONTROL HAPI

-

 

Hayat (ve doğacak çocuklar) müşterek olduğuna göre, gözünüz kapalı kadınlara devrettiğiniz bu korunma yöntemini yakından tanımak sizin de göreviniz.

1Bugüne kadar küçük bir klan sahibi olmadıysanız, muhtemelen bunu doğum kontrol haplarına borçlusunuz. Adını sürekli duyuyor, çekmecede görüyorsunuz ama aslında ne olduğunu ve nasıl çalıştığını (hatta ne zaman çalışmadığını) bilmiyorsunuz. Partnerinizin plansız bir gebeliği önlemek için doğum kontrol hapı kullandığını bilmek, çoğu zaman yüreğinize su serpmeye yetiyor. Peki ya arada içmeyi unutuyorsa? Veya sevgilinizin düşük libidosunun suçlusu bu haplar olabilir mi? Kanser riskine girmiyoruz bile. Korunma sorumluluğunu tek başına kadınlara yükleseniz bile, sizi de yakından ilgilendirdiği için bu konuda bilgi sahibi olmanız şart. Doğru bildiğiniz yanlışları ve bu minik haplar hakkında bilmeniz gereken her şeyi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na sorduk. Yarın ona hapını kendi ellerinizle vereceksiniz.

DOĞUM KONTROLÜNÜN İLGİNÇ TARİHİ

En basit şekliyle, gebe kalmayı önlemek (kontrasepsiyon) amacıyla kadınlar tarafından ağızdan alınarak kullanılan ve kadınlık hormonu içeren ilaçlara doğum kontrol hapı deniyor. Modern tıbbın mucizevi başarılarının bir örneği ama yine de şunu akılda tutmakta fayda var: Buralara kolay gelmedik, o yüzden değerini bilin. Şaka yapmıyoruz. Doğum kontrolü modern çağın vazgeçilmezi gibi görünse de Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na göre, insanlığın istenmeyen gebelikle mücadelesi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor. Durmuşoğlu, Antik Mısır’da doğum kontrol yöntemi olarak en primitif haliyle kondomun; timsah dışkısı, bal ve sodyum karbonatla üretilen vajina tıkaçlarının, 1730’larda ise kuzu bağırsağından üretilen kondomların kullanıldığını belirtiyor. Mideniz mi bulandı? Daha hijyenik gerçeklere gidelim.

Doğum kontrol hapları, geniş kitleler tarafından tercih edilen, güvenilir ve başarı yüzdesi en yüksek yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Kişilere ve kurumlara sağlık danışmanlığı yapan Healtwise’ın güncel bir araştırmasına göre, doğum kontrol hapını düzenli olarak kullanan bir kadının gebe kalma ihtimali yüzde 1’den daha az. Bu hapların rağbet görmesinin nedenlerinden biri de geri dönüşü mümkün kılması; bırakıldığı gibi gebe kalınabiliyor.

Doğum kontrol haplarına dair çalışmalar 1950’lerde ABD’de başladı. Laboratuvar çalışmaları sonunda ilk doğum kontrol hapı örneği 1961 yılında sunuldu. Yüksek dozda hormon içeren (östrojen dozu 50 mikrogram) hap, zamanla geliştirilerek 35 ile 20 mikrogram gibi güvenilir oranlara kadar düşürüldü. Prof. Dr. Durmuşoğlu, Türkiye’de şu anda farklı dozlarda östrojen içeren doğum kontrol hapları bulunduğunu söylüyor.

Nasıl çalıştığına gelince; doğum kontrol hapları kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron içeriyor. Vücuttaki doğal hormonların yapısına çok yakın olan bu hormonlar, vücudun hormon kontrolünü ele geçirerek yumurtalıklarda yumurtlama olmasını engelliyor. Oral Kontrasepsiyon Kılavuzu’nu hazırlayan Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, “Etkili ve güvenilir kabul edilen doğum kontrol haplarının gelişmiş ülkelerde kulanım oranı yüzde 30 iken; Türkiye’de bu oran yüzde 9 civarında” diyor. Bu haplar konusundaki yaygın görüşlerin pek çoğunun yanlış bilgilerden kaynaklandığını söylemek de yanlış olmaz. Muhtemelen birkaç tanesinin sizin de kulağınıza çalındığı efsaneleri ve doğrularını gözden geçirelim.

EFSANE: “Partnerim doğum kontrol hapı kullanıyorsa, kondoma lüzum yok.”

GERÇEK:
Bazı operasyonlarda kurşun geçirmez yeleğinizi giymeniz şart; tek gecelik ilişkiler de bunlardan biri. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Doğum kontrol hapı kullanımı gebeliğe karşı yüzde 100’e yakın koruma sağlamakla birlikte, cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı riskleri ortadan kaldırmaz” diyor. Düzenli ve tek eşli bir ilişkide istenmeyen gebelik riskini ortadan kaldırmak için doğum kontrol hapının düzenli kullanımı yeterli görülüyor. Ancak birden çok partneriniz varsa veya partnerinizde cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık bulunuyorsa, korunmak için ayrıca önlem almanız şart. Durmuşoğlu, bu noktada doğum kontrol hapının yanı sıra prezervatif kullanmanız gerektiğinin altını çiziyor.

EFSANE: “Zamansız baba olmamakla, partnerimin ileride gebe kalma şansını elinden almak arasında bir seçim yapmam gerekiyor.”

GERÇEK: Bunu da nereden çıkardınız? Uzmanlar doğum kontrol haplarının kısırlığa yol açmasının söz konusu dahi olmadığını savunuyor. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Kısırlığa neden olmuyor ve kullanım bırakıldıktan hemen sonra hamile kalınabiliyor” diyor. Bunun nedeni, doğum kontrol haplarının sadece düzenli kullanım durumunda gebeliği önlemesi ve kalıcı bir etki yaratmaması. Durmuşoğlu’nun belirttiğine göre, doğum kontrol hapı kullanımı bırakıldıktan sonraki gebelik oranları 6 ay içinde yüzde 83, bir yıl içinde yüzde 94. Bu oranlar, bariyer metodu olarak bilinen prezervatif veya diyafram yöntemleri ile yakın oranlar.

EFSANE: “Partnerim dünkü hapını yutmamış. O halde hapı biz yuttuk.”

GERÇEK: Aslına bakarsanız, doğum kontrol haplarının ilk ve tek kuralı unutkanlığın yasak olması. Sadece bir gün unutmanın sizi baba yapıp yapmayacağı sorusunun cevabı belirsiz. Ancak hapların düzensiz kullanımı rutin hâline geldiğinde tehlike çanları çalıyor, hapların koruyucu etkisi azalıyor ve kaza kurşununa davetiye çıkıyor. Eğer partneriniz gerçekten unutkan biriyse, belki de kontrolü siz ele almalısınız. Her gün ona hapını almasını hatırlatmalı veya telefonuna ilaç alarmı kurmasını istemelisiniz. Bu yüzden şu birkaç kuralı aklınızın bir köşesine yazın: İlaçların her gün aynı zaman diliminde alınması gerekiyor. Eğer o günün hapını unuttuysa hatırladığı an yutmalı ve diğer hapları normal saatinde almaya devam etmeli. Unutkanlık durumunda gebelik riskinden kaçmak için size de iş düşüyor. Prof. Dr. Durmuşoğlu’nun önerisi ek doğum kontrol yöntemlerini tercih etmek. En önemlisi, bu hapların başından sonuna doktor gözetiminde alınması gerekiyor.

EFSANE: “Doğum kontrol hapıyla partnerimin göğüsleri hayallerimi süsleyecek kıvama geldi.”

GERÇEK: Maalesef bu büyüme iki küçük balondan ibaret. Prof. Dr. Durmuşoğlu, “Doğum kontrol hapı kullanımı göğüsleri geçici olarak bir miktar büyütebilir. Bu büyüme kalıcı olmadığı gibi, doğum kontrol hapı kullanımı kesildiğinde göğüslerin boyu eski haline döner” diyor. Ayrıca doğum kontrol hapı kullanan ve kullanmayan kadınların göğüs boyları arasında bir fark olmadığını belirtiyor. Sevgiliniz regl olduğunda göğüsleri neden büyüyorsa, doğum kontrol hapı kullandığında da o nedenle büyüyor: Hormonlara bağlı olarak su tutuluyor, şişkinlik ve geçici bir büyüme görülebiliyor. Kısacası, tatlı bir rüyadasınız.

EFSANE: “Güvenli seksin bedelini partnerimin düşen libidosu ile ödeyeceksem, yarım düzine çocuğa razıyım.”

GERÇEK: Kendinizi felaket senaryolarına hazırlamadan önce bilimsel araştırmalara kulak verin. Prof. Dr. Durmuşoğlu, doğum kontrol haplarının cinsel isteği azalttığına dair iddiaların bilimsel dayanağı olmadığını söylüyor. Aksine, doğum kontrol hapı kullanırken geri çekilme gibi riskli yöntemlere gerek kalmayacağından ve cinsel yaşam daha endişesiz hâle geleceğinden, çiftler ilişkiden daha fazla zevk alıyor. Bize göre, bunun tek sonucu libido artışı olur. Eğer son dönemde partnerinizin cinsel isteğinde belirgin bir düşüş görüyorsanız, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerden de etkilenebileceğini unutmayın. Belki de kontrol etmeniz gereken şey, o minik ilaçlar yerine ilişkinizdir. Durmuşoğlu’nun önerisi, cinsel istek azalması ile karşılaştığınızda bu durumun doğum kontrol hapı nedeniyle olduğunu düşünmek yerine, yol açabilecek tüm faktörleri değerlendirmeye almanız.

EFSANE: “Partnerim doğum kontrol hapının yanında fazladan birkaç kilo da alıyor.”

GERÇEK: Sevgilinizin jinekologtan değil, bir diyetisyenden randevu alması gerekiyor. Çünkü aldığı kiloların doğum kontrol hapı ile ilgisi yok. Prof. Dr. Durmuşoğlu’una göre kilo artışı iki nedenle oluşabiliyor: İştah artışı ve vücutta su tutulması. Doğum kontrol haplarının iştah artışına neden olmadığı kanıtlanmış. Ancak yıllar içinde alınan kiloların yanlış şekilde doğum kontrol hapı ile ilişkilendirilmesi, bir efsaneye daha imza atmış görünüyor. İkinci kilo artışı nedeni ise hormon etkilerine bağlı olarak vücutta su tutulması. Durmuşoğlu, “Bu durum geçici ve hormon etkisi ortadan kalktığında su tutulması da sona erer” diyor. Yeni nesil doğum kontrol hapları iştahı artırmadığı gibi, vücutta su ve tuz tutulmasını da engelliyor.

EFSANE: “Partnerim rahim kanseri risk grubunda ve doğum kontrol hapı onun için bir intihar olabilir.”

GERÇEK: Bir aylık ilacı bir gecede yutmadığı sürece sorun yok. Prof. Dr. Durmuşoğlu’na göre, 1960’lardan bu yana kullanımda olan doğum kontrol haplarının yan etkileri çok iyi çalışılmış ve olumlu etkileri çok iyi incelenmiş durumda. Ayrıca bu hapların kullanımı ile kanser gelişimi arasında tam olarak kanıtlanmış bir ilişkiye de rastlanmıyor. Aksine, yumurtlamayı engelleyerek yumurtalık kanseri, rahim duvarını incelterek de rahim kanseri riskini azaltabiliyor. Ayrıca yumurtalık kisti oluşumuna karşı da koruma sağlıyor. Düzenli kullanıldığında yüzde 50 ila 60’lara varan ciddi bir oranda yumurtalık ve rahim kanserini önleyici etki oluşuyor. 10 yıl ve daha uzun süre kullanımda bu etki daha da artıyor. Kısa süre önce Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen ve The Lancet Oncology tarafından yayımlanan bir araştırma, doğum kontrol haplarının 200 bin rahim kanseri vakasını engellediğini gösterdi.

SAĞLIK

4500 yıllık mayadan ekmek pişirdi

-

Antik Mısır’dan kalma bir çanaktaki mayayı kullanarak ekmek pişiren bilim insanı Seamus Blackley, pişirdiği ekmeğin, diğer ekmeklerden daha lezzetli olduğunu söylüyor.

Fizikçi ve video oyunu tasarımcısı Seamus Blackley, Antik Mısır üzerine çalışmalar yürüten Serena Love ve mikrobiyolog Richard Bowman’la ABD’nin Massachusetts eyaletinde bir araştırmada çalıştığı sırada, Antik Mısır’dan kalma bir çanaktan maya kalıntıları çıkardığını söyledi.

Numunelerin kapların gözeneklerinden toplandığını söyleyen araştırmacı, organizmaları uyandırmadan önce bir sterilizasyon tekniği kullandığını söylüyor.

Devamı

SAĞLIK

Metabolizma hızlandırmanın 12 yolu!

-

Metabolizma hızlandırmanın yollarını merak edenler için 12 tüyomuz var.

Vücudunuz bir makine olsaydı, metabolizmanız işletim sistemi olma görevini üstlenirdi: Bütün girdileri, yani besinleri işleyerek sizi fonksiyonel kılan bir sistem. Onu abur cuburla doldurursanız düşük performans gösterecektir. Sisteminizi daha verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, beslenme ve antrenman programlarınızı güncellemeyi deneyebilirsiniz.

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

YEŞİLİN GÜCÜ

Tıpkı kahve gibi çay da antioksidan açısından zengindir. Journal of Research in Medical Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, günde dört fincan yeşil çay içen tip 2 diyabet hastaları, çay içmeyenlere göre daha fazla kilo verdi ve tansiyonunu düşük tuttu. Bilim insanları, yeşil çaya has bir antioksidan olan kateşinlerin metabolizmayı hızlandırdığını düşünüyor.

KAHVALTI YAP

Bath Üniversitesinin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, günün ilk öğünü metabolizmadaki yağ genlerini pasif hale getiriyor ve vücudu antrenmandan sonraki saatlerde daha fazla karbonhidrat yakması konusunda harekete geçiriyor. İtalyan bilim insanlarının yaptığı birbirinden bağımsız araştırmalara göre, kahvaltı ayrıca dinlenen metabolik değerinizi her akşam aynı yemekleri yemekten daha fazla artırıyor.

BOL BOL SU İÇİN

Yüksek protein diyeti yapan sporcuların metabolizmaları yeteri kadar su tüketmeme sebebiyle sekteye uğrayabilir. Yani bol miktarda su tüketmeniz gerekiyor. Frontiers in Nutrition tarafından yayımlanan ve hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bol su tüketmek vücudunuzdaki yağların parçalanmasına yardımcı olarak kilo vermenizi sağlıyor. Elinize küçük bir bardak alıp ofisinizdeki sebile doğru yürümek, iş gününüzün daha aktif geçmesine yardımcı olabilir.

BİRAZ BAHARAT

Sabah tükettiğiniz yulaf ezmeli karışımınızı tarçınla tatlandırmayı deneyin. Metabolism’de yayımlanan 2017 tarihli bir araştırma, baharatların metabolizmanın ürettiği sıcaklık olan termojenez miktarını artırdığını söylüyor. Tam buğday ekmeğinin arasına fıstık ezmesi ve muz koyarak yaptığınız bir tost da benzer bir etki yaratacaktır.

AKŞAM YEMEĞİ YE

İtalyan bilim insanları tarafından yapılan ve PLOS One’da yayımlanan bir araştırmaya göre, günlük toplam kalorilerinin en büyük parçasını akşam yemeğinde tüketenler, bu öğünü günün daha erken saatlerinde tüketenlere oranla obeziteye iki kat daha meyilli oluyor. Bilim insanları bu tarz beslenmenin metabolik fonksiyonlara katkıda bulunan sirkadiyen ritminizle daha doğal bir uyum yakalamanıza yardımcı olacağını söylüyor.

AYARI KAÇIRMA

PLOS One’da yayımlanan ve Hollandalı bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gün içinde büyük öğünler tüketmekten kaçınan erkeklerin, toplam kalori tüketimi aynı miktarda olan erkeklere oranla daha iyi bir iştah kontrolüne ve daha yüksek dinlenen metabolik değere sahip olduğu ortaya çıktı. Acıktığınız zamanlarda fazla yemenize neden olacak brunch’lara meyletmek yerine elma ve armut gibi ufak atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.

İyotlu tuz metabolizma hızlandırır mı?

İYOTLU TUZ KULLAN

Deniz tuzları, tiroidinize metabolizmanızı sağlıklı tutması konusunda yardımcı olan iyot bakımından zengin değildir. Günlük 150 mikrogram iyot tüketmeniz tavsiye edilirken, bu miktar yarım çay kaşığı iyotlu tuza tekabül eder. Ancak iyot alabilmek için balık, süt ürünleri, meyve ve sebze de tüketebilirsiniz.

PEDALLARA ASIL

Kopenhag Üniversitesi tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, antrenman sonrasında bisikletçilerin ağırlık kaldıranlara oranla metabolizmayı harekete geçiren FGF21 hormonunun daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle metabolizmanızı hızlandırmak için antrenmanlarınızın sonunda pedal çevirebilirsiniz.

PATLAMA MODUNA GEÇ

İtalyan araştırmacılar, yüksek yoğunluklu kuvvet antrenmanı yapanların geleneksel kuvvet antrenmanları yapanlara oranla egzersiz sonrasında daha fazla kalori yaktığını ortaya koydu. Araştırmalara göre 6 tekrar, 20 saniye dinlenme, 2-3 tekrar, 20 saniye dinlenme ve 2-3 tekrar prensibiyle çalışabilirsiniz. Toplamda iki dakika sürecek üç egzersiz yapın. Set aralarında 30 saniye dinlenerek sekiz seti tamamlayın.

KEMİKLERİNİ GÜÇLENDİR

Kanadalı bilim insanları tarafından 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kan dolaşımında kemik hormonu osteokalsin miktarı fazla olan kişiler şekeri ve yağı daha iyi metabolize ediyor. Osteokalsin hormonunuzu artırabilmek için brokoli, soğan, somon ve zeytinyağı tüketebilirsiniz.

ŞALTERİ İNDİR

Şimdiye kadarki tüm ipuçlarını uygulamaya başlasınız bile, kötü bir uyku tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Yapılan birçok araştırma, yetersiz uykunun metabolizmanızın fonksiyonelliği için bir hayli önemli olan glukoz metabolizmasını ve düzenleyici hormonları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

TELEFONU DA KAPAT

Geceleri Instagram’da gezinmenin tek kötü yanı uykunuzun bölünmesi değildir. Zira bu davranış kilo almanıza da neden olabilir. Northwestern Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, cihazınızdan yayılan mavi ışık insülin direncinizi artırarak vücudunuzun kan dolaşımınızdaki glukozu temizleme kabiliyetini düşürebiliyor.

Devamı

SAĞLIK

Kan testi ile hangi hastalıklar anlaşılır?

-

Üstün teknolojiye sahip olduğumuz bu dünyada bile, kan analizi en ilgi çekici yeni sağlık teknolojisi olabilir. CASSIE SHORTSLEEVE kanınızın sizin hakkınızda açığa çıkaracağı bilgileri keşfediyor.

Yakın zamana kadar, bilim insanları damarlarınızda gezen şeyden kısıtlı miktarda bilgi derleyebiliyordu. Beyaz ve kırmızı kan hücresi sayıları, vitamin ve elektrolit seviyeleri ve karaciğer işleviyle ilgili işaretler gibi temel bilgileri alabiliyorlardı. Kolesterol ve kan şekeri ölçümünü yapabiliyorlardı.

Günümüzün en iyi doktorları, hala kanınızın sağlığınız hakkında önemli bilgilere ışık tutabileceğini belirtiyor. Daha önceden, kan akışınızdaki hastalık işaretleri fark edilmek ve anlaşılmak için fazla küçük ve fazla karmaşıktı. Yapılabileceklerin hepsi de buydu. Ancak teknolojide adım adım gerçekleşen gelişmeler, kanın her zamankinden daha hızlı, daha az maliyetle ve daha etkili analiz edilip çalışılabileceği anlamına geliyor. Kanserin tespiti ve tedavisi için yeni bir kan testi var (acılı biyopsinin yerini alabilir) ve kalp hastalıkları, depresyon ve hatta kronik acının boyutuyla ilgili umut verici testler mevcut.

“Beş yıl önce tüm bunlar bilim kurguydu,” diyor Mayo Clinic’ten karaciğer kanseri için kan testi geliştiren bir gastroenterolog Dr. John. B. Kisiel. “Şimdi, kanı vücudun kolayca dokunup tarayamadığımız bölgelerinde neler olduğunu anlamak için bir pencere olarak kullanıyoruz.” İşte kanayan yaramızın çareleri:

TEST: KANSER

İDDİASI: Bilim insanları, kanserin kanınıza DNA bıraktığını gördü. CancerSEEK adlı bir test, bu DNA’yı ve kanınızdaki kanserin protein işaretlerini tanımlayabiliyor. Bu zamana dek, test yüzde 70’den yüksek bir oranla sekiz farklı yaygın kanser türünü tespit etti ve tespit ettiği bu kanser türlerinden beşinin güncel olarak görüntüleme testleri bulunmuyor (yumurtalık, karaciğer, mide, pankreas ve yemek borusu). Araştırmacılar, testin beş yıl içinde kullanılabileceğini umuyor. Biyopsi yapılmadan önce, vücudunuzun kanser için antikorlar üretmeye başladığı anda melanomu tespit etmek için ise farklı bir kan testi üzerinde çalışılıyor. Memorial Sloan Kettering Cancer Center’dan onkolog Dr. Elizabeth Comen, doktorların da “kütle oluşturmak için çoğalabilen” habis kanser hücrelerini tespit etmek için yollar aradığını belirtiyor.

ŞU ANDA: Bir kan testi, kolon kanserini tespit etmek üzere onaylandı ancak kanser öncesi polipleri bulma konusunda henüz çok doğru sonuç veremiyor. Doktorlar bunun diğer kolon kanseri testlerini yaptırmayacak kişiler için olduğunu belirtiyor (kolonoskopi ve gaita immunokimya testleri). “Liquidbiopsy” (sıvı biyopsi) olarak adlandırılan bir akciğer kanseri kan testi, tümörlerin bıraktığı kanser DNA’larını tespit edebilir ve bireyin tedaviye nasıl yanıt verdiğini diğer testlerden daha hızlı ve daha doğru şekilde izleyebilir, diyor John Hopkins Medicine’den kanser araştırmacısı Dr. Victor Velculescu.

TEST: KALP KRİZİ RİSKİ

İDDİASI: Şu anda, doktorlar genel kalp krizi riskinizi ölçmek için aile geçmişini, kolesterol değerlerini, yaşam tarzı alışkanlıklarını ve diğer faktörleri bir araya getirmek zorunda. Ancak Boston’daki Massachusetts General Hospital’daki bilim insanları, genetik olarak size geçmiş olabilecek kalp hastalığı riskini belirlemek için genomunuzdaki milyonlarca noktayı analiz eden bir test üzerinde çalışıyor. Bu test, standart ölçümler aracılığıyla ölçülemeyen bir bileşeni yakalayabilecek bir genetik puan veriyor. Test, yaşamının daha erken yıllarında yüksek riskli kişileri tespit edebilir, diyor test üzerinde çalışan kardiyolog Dr. Krishna Aragam. (Klinik olarak birkaç yıl içinde kullanılabilir hale geleceği öngörülüyor.) Bu da ihtimallerinizi düşürmek için daha kısa zamanda adım atabileceğiniz anlamına geliyor.

ŞU ANDA: Mevcut kan testleri kalp sağlığınız hakkında hala size birçok bilgi veriyor; bu nedenle kolesterol, trigliserit ve kan şekeri kontrollerinizi yaptırmaya devam edin. Genleriniz yüksek risk altında olduğunuzu öne sürse dahi, sağlıklı bir yaşam tarzı ve/ veya ilaçlar bu riski düşürmenize yardımcı olabilir.

TEST: DUYGUSAL VE FİZİKSEL ACI

İDDİASI: Acı, depresyon, intihar riski ve psikiyatrik hastalıklar gibi endişeler için objektif medikal testler bulunmuyor. Ancak beyin ve bağışıklık sistemi bu koşullara tepki veriyor. Kan testleri, bu hastalıklarla ilgili olarak genlerin ne kadar “aktif” olduğunu yansıtan RNA moleküllerini tespit edebilir, diyor ekibi intihar riski, acı ve stres için kan testi geliştiren, Indiana Üniversitesi School of Medicine profesörü Dr. Alexander Niculescu. “Biyolojik bir temelin olması, stigmayı ortadan kaldırır ve insanlara riski ölçümü ve tedavi için imkân sunar,” diye belirtiyor. Ancak bu karmaşık bir durum, erkeklerdeki işaretler kadınlarda görülenlerden farklı olabiliyor.

ŞU ANDA: Hala kan testine değil, iyi bir zihinsel sağlık hekimi veya acı uzmanıyla yapacağınız diyaloğa güvenmek zorundasınız. (Dr. Niculescu testin tamamlanmaktan yaklaşık üç yıl daha uzakta olduğunu söylüyor.) Bu o kadar da kötü değil: Yanınızda birilerinin olması ve neler olduğuna dair konuşmanız her zaman tedavinin önemli bir parçası olacaktır.

BEYİN SARSINTISI KANINIZI NASIL DEĞİŞTİRİYOR

Geçtiğimiz yıl, FDA, yetişkinlerde beyin sarsıntısının şiddetini ölçen ilk kan testini açık hale getirdi. Bu test, baş yaralanmalarından sonraki 12 saat içinde beyninizin kanınıza saldığı iki proteinin seviyelerini ölçüyor. FDA, bu seviyelerin kimin CT taramasıyla tespit edilebilecek bir beyin yaralanmasına sahip olduğunu ve kimin pahalı ve gereksiz bir testten vazgeçebileceğini tahmin etmemizi sağlayacağını belirtiyor.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com